WhatsApp kalplerinin renkleri hangi anlamlara geliyor?

Emojiler birçok kullanıcı için günlük iletişimde önemli bir fonksiyon üstleniyor. Kullanıcılar karşı tarafa iletecekleri mesajları uzun uzadıya kelimelere dökmek yerine bunu saniyeler içerisinde tek bir emojiyle de halledebiliyor. Bununla birlikte WhatsApp kalp emojileri de oldukça popüler bir kullanıma sahip. Fakat genellikle bu renkler yanlış kullanılıyor. WhatsApp kalplerinin renkleri hangi anlamlara geliyor?

WhatsApp kalplerinin anlamları: Renkli kalp emojileri

Yanlış renkte bir kalp emojisi kullanıyorsanız başınıza büyük işler alabilirsiniz. Özellikle de farklı renklerin ne anlama geldiği konusunda sabit fikirli biriyle iletişim kuruyorsanız… Bu yüzden bir daha arkadaşınıza kalp emojisi göndermeden önce iki kez düşünmenizde fayda var. İşte WhatsApp kalplerinin anlamları

WhatsApp kalplerinin renkleri hangi anlamlara geliyor?
WhatsApp’taki kalp emojilerinin anlamı

❤️ Kırmızı kalp: Dünyada en çok kullanılan emojilerden biri olan kırmızı kalp, saf aşk duygusu ile özdeşleşiyor. Bu emoji birbirine karşı büyük tutku, sevgi ve romantizm duygusu taşıyan insanlar arasında kullanılır. Bununla birlikte çok yakın arkadaşlık ve derin hisleri tanımlamak için de rol oynar.

🧡 Turuncu kalp: Kalp emojisi sevgili temsil eder. Fakat turuncu kalbin anlamı daha çok arkadaşlık ilişkilerini kapsıyor. Yani duygusal ilişkilerin yanı sıra dostluk sevgisi mesajlarına hizmet eder.

💛 Sarı kalp: Yeni başlangıçlar, gençlik, gün ışığı, bahar, saflık ve güç anlamları taşıyan sarı rengi, WhatsApp emojisinde mutluluk ve iyimserlik anlamı taşıyor. Yaşama sevincini temsil etmek için de tercih ediliyor.

💙 Mavi kalp: Güven, uyum, barış ve sadakati gösteren mavi kalp ikonu ikili arasında hissedilen derin dostluğu temsil eder. Fakat öte yandan bu emojinin bir diğer anlamı, BDSM ilişki türüne hizmet eder. Çekicilik ve arzuyu içerisinde barındıran mavi kalp çift anlam taşır. Bu yüzden kullanımına dikkat etmekte yarar var.

💜 Mor kalp: Şefkat ve ilgiyi sembolize eder. Daha çok aile ilişkilerinde tercih edilen bu emoji, Anneler Günü ya da doğum günü gibi özel günlerde de sıkça kullanılır.

🖤 Siyah kalp: Karanlık ve sert bir mizahı tanımlayan siyah kalp emojisi, kullanıcının içinde tuttuğu acı ve üzüntü hissini ifade eder. Çoğunlukla taziye mesajlarında kullanılır.

Sizi en çok şaşırtan renk anlamı hangisi oldu? Fikirlerinizi bizlerle yorumlar kısmında paylaşmayı unutmayın.

Hackerların insanlara saldırmak için kullandığı korkunç yöntemler

Dijital çağdayız ve evimizdeki lambadan telefonumuza, buzdolabımıza ekranına varana kadar her şey akıllı. Tabii akıllı olmasını sağlayan en temel faktör de internet bağlantısı. Artık teknolojik olsun veya olmasın, her cihazın bir şekilde internete erişme yeteneği var. Nesnelerin İnterneti (IoT) açısından baktığımızda, bu güzel bir sistem ancak işin içine hacker saldırıları girdiğinde tat kaçıyor.

Özellikle fotoğraflarımız, videolarımız, ödevlerimiz gibi hayati önem taşıyan bilgilerimizi hedefleyen saldırganlar, bizi kapana kıstırmak için birbirinden değişik yöntemler kullanıyorlar. Ve bunları fark ettiğimizde iş işten geçmişse, üzerine bir bardak soğuk su içmekten başka çaremiz kalmıyor. Peki hackerların kullandığı en yaygın yöntemler nelerdir? Rehberimizde bunları detaylandırdık.

Phishing

Oltalama veya phishing, en yaygın saldırı tekniğidir. Bu yöntemde hacker, kurbanının korkularına veya endişelerine oynamaya çalışır. Zaaflarından faydalanmak suretiyle onun bilgilerini ele geçirmek istemektedir. Phishing saldırısı gerçekleştirmek isteyen bir bilgisayar korsanı; Netflix, Amazon, Instagram, YouTube vb. platformlardan gelmiş gibi gözüken mailler hazırlar ve bunu kurbanına gönderirler. Çoğu zaman banka, bazen operatörler bile kandırmak için kullanılabilmektedir.

hacker saldırıları phishing

Phishing saldırısında genellikle şu tarz söylemler yer alır:

  • “Sosyal medya hesabınıza tanınmayan yerden giriş yapıldı, güvene almak için talimatları izleyin”
  • “Kredi kartınızın ödeme bilgilerinde bir problem var, düzeltmek için linke tıklayın”
  • “Banka sözleşmenizle ilgili onaylamanız gereken bazı bilgiler var”
  • “Yaptığınız alışverişte geri ödeme almak için formu doldurun”
  • “Ücretsiz tatil hakkı için bilgilerinizi bizimle paylaşın”

Örneği daha çok uzatabiliriz, ancak en çok kullanılan taktikler genellikle bunlar oluyor. Peki diyelim böyle bir mail aldık, ne yapmamız gerekiyor? Her şeyden önce mailin gönderildiği adresi mutlaka kontrol edin. Hackerların en çok renk verdiği yer burasıdır. Gerçekten Instagram’dan gelen bir mail @instagram.com gibi bir adresle biterken, aynı uzantıyı kullanamadıkları için genellikle birkaç harfin yerini değiştirirler. Bu noktada dikkatiniz büyük rol oynuyor.

Özellikle kredi kartınızla ilgili maillerde mutlaka bankanızın müşteri hizmetlerine danışın. Kendileri tarafından size gerçekten ilgili mesajın gönderilip gönderilmediğini sorun. Olumsuz cevap alırsanız ne yapmanız gerektiği zaten belli, maili direkt silebilirsiniz.

Keylogger

Keylogger, klavye hareketlerinizi anlık olarak takip eden ve bunu hackerlara bildiren bir casus yazılım türüdür. Buradaki temel amaç; Instagram’a veya diğer sosyal medya hesaplarınıza giriş yaparken haliyle klavyenizle şifrenizi/e-posta adresinizi yazıyorsunuz, keylogger o bilgileri anlık olarak kaydedecek ve nasıl programlanmışsa o doğrultuda bilgisayar korsanlarına gönderecektir. Doğal olarak tüm bilgileriniz tere yağından kıl çekilircesine karşı tarafın eline geçecek.

hacker keylogger nedir

Peki keylogger nasıl bulaşıyor? Birçok yöntemi var ama en yaygınlarından bahsedelim. Spam mail, internet siteleri üzerindeki pop-up reklamlar veya indirdiğiniz orijinal olmayan dosyalar aracılığıyla keylogger yazılımına maruz kalabilirsiniz. Özellikle crack adı verilen yöntemlerle uğraşırken yakalanma ihtimaliniz çok yüksektir. Keyloggerların bir diğer bulaşma şekli de donanımlardır. Sadece yazılımlar aracılığıyla bulaşmazlar, bilgisayarınızın USB girişine takılan bir aygıt da siz farkında olmadan her şeyin kaydını tutuyor olabilir.

Keyloggerlardan nasıl korunuruz?

En güçlü korunma yöntemi, tabii ki hiç bulaşmamasıdır. Bunun için bilgisayarınızda korsan yazılım kullanmamaya özen gösterin. Ayrıca Phishing başlığında bahsettiğimiz saldırı teknikleri de hedefine keylogger bulaştırmak isteyen hackerlar tarafında sıkça kullanılır. Dolayısıyla kimlik avı saldırılarından korunursanız otomatik olarak keyloggerlara karşı önlem almış olursunuz.

keylogger korunma

Eğer iş işten geçtiyse uygulayabileceğiniz birkaç yöntem var:

  1. Antivirüs yazılımları listemizdeki programlardan biriyle bilgisayarınızı taramadan geçirip temizlik yapabilirsiniz.
  2. Henüz keylogger bulaşmamış dosyalarınızı yedekleyip bilgisayarınıza format atabilirsiniz.
  3. Bilgisayarınızın hard diskini çıkarıp yepyeni sıfır bir disk takabilirsiniz.

Kaybedeceğiniz bir şey yoksa format atmanız daha garanti olacaktır.

ClickJacking

UI Redressing olarak da bilinen ClickJacking hacker saldırıları, en çok kullanılan yöntemlerin başında geliyor. Kurbanının internette gezinirken veya sosyal medyada gördüğü herhangi bir linki manipüle ederek aslından farklı bir adrese yönlendiren saldırgan, bu yöntemle hedefindeki kişinin e-posta, parola gibi bilgilerine erişim sağlamayı hedeflemektedir.

Phishing saldırısına benzer şekilde, ClickJacking yönteminde de genellikle mail adresinize ulaşan bir linke tıklamanız beklenir. Yönlendirildiğiniz adres bazen bir oturum açma sayfası, kimi zaman da form doldurma sayfası olarak görünmekle birlikte orijinaliyle birebir aynı kullanıcı arayüzüne sahip olduğundan inanmama ihtimaliniz neredeyse çok düşüktür. Saldırgan, oraya yazacağınız bilgileri anlık olarak kendi sisteminde görebilir.

Ransomware (Fidye yazılımı)

Türkçe’ye fidye yazılımı olarak tercüme edebileceğimiz ransomware; akıllı telefon, bilgisayar, hard disk gibi cihazlarımızdaki dosyalara bulaşıp kullanılamaz hale getiren ve şifreleyen zararlı yazılımlardır. Bir ransomware saldırısına maruz kaldığınızda, virüsün gücüne bağlı olarak fotoğraflarınız ve videolarınızın bir kısmı veya tamamı sadece hackerların çözebileceği bir algoritmayla kilitlenir. Bazen bulaştığı cihazı kullanılamaz duruma getirdiğine de rastlanmaktadır.

ransomware fidye yazılımı

Bu tarz hacker saldırılarında dosyaların şifrelenmesindeki amaç: onları para karşılığında kullanıcıya satmak istemeleri. Örneğin üniversite mezuniyet töreninize ait 10 GB boyutunda fotoğraf arşiviniz olduğunu düşünün, bunları kaybetmek istemeyeceğiniz konusunda büyük ihtimalle hackerlarla hemfikirsinizdir. İşte bunu fırsat bilerek dosyalarınızı uzaktan ellerini bile kıpırdatmadan kilitlerler.

Şifreledikleri dosyaları kullanıcıya geri vermek için kripto parayla ödeme isterler. Bilindiği kadarıyla kripto paraların finansal olarak takibi zor veya imkansız olduğundan geleneksel EFT, havale gibi yöntemlerden kaçınırlar. Tabii karşınızda vicdanlı(!) bir saldırgan olduğunu varsayarak ödemeyi yapacaksınız. Yani paranızı alıp kaçma ihtimalleri de yok değil.

Halka açık Wi-Fi bağlantıları

Hackerların en sevdiği kitle: akıllı telefonu veya bilgisayarı savunmasız olan kullanıcılardır. Eleştirel düşünme yeteneğinizi çalıştırmaksızın tabiri caizse her şeye atlamanızı beklerler. Bu noktada kullandıkları belki de en korkunç yöntem halka açık ve ücretsiz Wi-Fi bağlantılarıdır. Otellerde, kafelerde, restoranlarda karşılaştığımız internet hizmetlerinin çoğu güvenli değil.

Sahte WAP (Kablosuz Erişim Noktası) yönteminde hacker, belirlediği bir ortama güvenilir bir adla (örn: Belediye Ücretsiz Wi-Fi) kablosuz internet bağlantısı kurmaktadır. Çevrede ağı gören insanlar bir kez bağlandıklarında cihazlarının kontrolü saldırganın eline geçebilir. Akıllı telefonunuza uzaktan zararlı yazılım yüklenebilmesi bile mümkündür.

Bir diğer amaçları da bilgilerinizi ele geçirmektir. Örneğin halka açık Wi-Fi’lere bağlanmaya çalışırken mutlaka oturum açma sayfasına yönlendirildiğiniz anlar olmuştur. T.C. Kimlik Numaranıza varana kadar her türlü kişisel verinizi, adınızı/soyadınızı, e-postanızı, parolanızı ilgili alanlara yazmanız istenir. Peki bu bilgiler ya kötü niyetli bir kişinin eline geçerse? Eğer verdiğiniz e-posta ve şifrenin aynısını sosyal medyada da kullanıyorsanız, hesabınız tehlikeye girebilir.

Sahte WAP saldırısından nasıl korunabiliriz?

Otomatik bağlantıyı kapatın: Bilgisayarınızda ve telefonunuzda otomatik Wi-Fi’ye bağlanma özelliğini kapatın. Zira bu özellik, çevredeki en güçlü kablosuz sinyaline bağlanmak üzere kuruludur ve bir saldırgan tek komut satırıyla kendi ağını güçlü hale getirebiliyor.

VPN kullanın: Sanal Özel Ağ (VPN) yazılımları, cihazınız ile sunucu arasında özel bir köprü kurmaktadır ve veri alışverişi şifrelenerek yapılmaktadır. Bu sayede üçüncü taraf uygulamalar, hizmetler ve kişiler sizi takip edemediğinden otomatik olarak korunmuş olursunuz. Eğer bir Wi-Fi ağı, VPN kullanmanızı tamamen engelliyorsa onun pek de güvenli olduğu söylenemez.

Wi-Fi’yi doğrulayın: Herkese açık bir ortamdayken onlarca Wi-Fi ağı görürsünüz. Bağlanmadan evvel, sistemin yöneticisi veya sorumlusundan bilgi alın. Alışveriş merkezinde güvenlik görevlisine, okulda kütüphane görevlisine danışabilirsiniz. Gözüken ağlardan hangisi resmi ve güvenilir? Bu sorunun cevabını almadan direkt olarak bağlanmayın.

Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımıza ne olacak?

Tüm dünyada yaşanan dijital dönüşümün lokomotifi konumunda yer alan internet, son yıllarda popüler hale gelen sosyal medya platformlarıyla bambaşka bir kimliğe büründü. Hayatımızın önemli bir bölümünü geçirdiğimiz platformlar, internetin altın çağını yaşadığımız bu dönemde her geçen gün daha da güçleniyor. Peki severek kullandığımız sosyal medya hesaplarımıza biz öldükten sonra ne olacak? Yazımızda anlattık.

Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız kapatılacak mı?

Facebook

2004 yılında hizmet vermeye başlayan Facebook, kullanıcılara bu tür durumlarda devreye girmesi için iki farklı seçenek sunuyor. Kullanıcılar, istemeleri halinde hesaplarını anıtlaştırmanın yanı sıra Facebook’tan kalıcı olarak silinmesini talep edebiliyor.

Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız

Hesabın anıtlaştırılması durumunda ise hesabınızı yönetmesi için bir varis belirlenmesi gerekiyor. Ancak burada oldukça ince detaylar olduğunu belirtelim.

Anıtlaştırılmış hesaplar

Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız

Anıtlaştırılan hesaplar, bir kişi vefat ettikten sonra kişinin arkadaşlarının ve ailesinin bir araya gelip anılarını paylaşmalarını sağlayan bir yerdir. Anıtlaştırılmış hesapların temel özellikleri şunlardır:

  • Kişinin profilinde adının yanında ‘’Anısına’’ ifadesi yer alır.
  • Hesabın gizlilik ayarlarına bağlı olarak, kişinin arkadaşları anıtlaştırılmış zaman tünelinde anılarını paylaşabilir.
  • Kişinin paylaştığı içerikler (ör. fotoğraflar, gönderiler) Facebook’ta kalır ve paylaşıldıkları hedef kitle bunları Facebook’ta görebilir.
  • Anıtlaştırılmış profiller “Tanıyor Olabileceğin Kişiler” önerileri, doğum günü hatırlatmaları, reklamlar gibi herkese açık alanlarda görünmez.
  • Anıtlaştırılmış bir hesaba hiç kimse giriş yapamaz.
  • Bir hesap varisi olmayan anıtlaştırılmış hesaplarda değişiklik yapılamaz.
  • Geçerli bir anıtlaştırma talebi almamız halinde, yöneticisinin hesabı anıtlaştırılan tek yöneticili Sayfalar Facebook’tan kaldırılır.

Hesap varisleri

Hesabın anıtlaştırılması halinde hesabınızın yönetilmesi için seçilen kişidir. Facebook, bu tür durumlarda hesap varisi seçilmesini şart koşmaz, ancak anıtlaştırılmış hesap adına gelen arkadaşlık isteklerinin kabul edilmesi, saygı amaçlı profil resmi ve kapak fotoğrafının değiştirilmesi gibi birçok aktivite için hesap varisi gereklidir.

Vefat etmeniz durumunda hesabı silme

Eğer öldükten sonra hesabınızı anıtlaştırmak yerine tamamen silmek istiyorsanız, aşağıda verdiğimiz adımları izleyebilirsiniz. Hesabınızın tamamen silinmesi için birinci dereceden yakınınızın öldüğünüzü resmi belgelerle platforma bildirmesi gerekecektir. Bu durumda  tüm mesaj, fotoğraf, gönderi, yorum, ifade ve bilgilerinizin Facebook’tan derhal ve kalıcı olarak kaldırılacaktır. 

  • Ayarlar ve Gizlilik’i seçin ve ardından Ayarlar’a tıklayın.
  • Anıtlaştırma Ayarları’na tıklayın.
  • Aşağı inin, Vefat ettikten sonra hesabının silinmesini talep et’e ve Ölümden Sonra Sil’e tıklayın.

Instagram

Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız

2012 yılında Facebook’un 1 milyar dolara satın aldığı Instagram, ölüm halinde hesabı anıtlaştırma veya kalıcı olarak silme seçeneklerini sunuyor. Ancak Facebook’un aksine hesap varisi seçilmesinin yanı sıra tüm bu ayarları ölmeden önce gerçekleştirmenize izin vermeyen platform, hesabınızın anıtlaştırılması veya tamamen silinmesi için birinci dereceden yakınınızın öldüğünüzü resmi belgelerle kanıtlamasını şart koşuyor.

Instagram öldükten sonra hesabınızı anıtlaştırmak için, ölüm ilanı veya gazete haberi gibi belgeleri talep ederken, hesabın tamamen kaldırılması için de vefat eden kişinin doğum belgesi, ölüm belgesi ve vefat eden kişinin veya mirasının yasal temsilcisi olduğunuza dair bazı belgeler istiyor.

Twitter

Bir Twitter kullanıcısının vefat etmesi durumunda, vefat eden kişiye ait hesabın devre dışı bırakılması için kişinin yasal mirasçısı veya onaylanmış birinci derece aile üyesi ile birlikte hareket ediliyor.

öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız

Bu tür durumlarda vefat eden kullanıcının hesabının kaldırılması için birinci derece aile üyeleri ve kişi adına hareket etme yetkisine sahip kişilerin online form doldurarak platformla iletişime geçmesi gerekiyor.

İsteğin gönderilmesinin ardından vefat eden kişi hakkında bilgiler, başvuran kişinin kimliğinin kopyası ve vefat eden kişinin ölüm sertifikası gibi ek ayrıntıların sunulması için gereken talimatlar e-posta ile iletiliyor. Ardından bu bilgiler platform tarafından incelenecek ve söz konusu hesap silinecektir.

YouTube – Google

2005 yılında hizmet vermeye başlayan video barındırma platformu YouTube, genellikle Google hesaplarıyla ilişkilendirilmektedir. Bu nedenle Google kullanıcıları, ölmeden önce belirli bir süre işlem yapılmadığında hesaplarına ne olacağını belirlemek için ‘’Etkin Olmayan Hesap Yöneticisi’’ni kullanabilirler.

öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız
Öldükten sonra sosyal medya hesaplarımız

Etkin Olmayan Hesap Yöneticisi, kullanıcıların belirli bir süre etkin olmamaları durumunda hesap verilerinin bazı kısımlarını paylaşmaları, bunu birilerine haber vermeleri veya hesabın silinip silinmeyeceğini belirlemek için kullanabileceği bir yöntemdir. Bu aracın kullanılması durumunda öldükten sonra Google ve YouTube hesabınız tamamen kaldırılacaktır.

Bu aracın kullanılmaması durumunda ise vefat ettikten sonra birinci dereceden akrabalar veya temsilciler, söz konusu hesabı kapatmak veya hesaptan veri almak için gerekli belgelerle talepte bulunabilirler.

GTA’daki CJ karakteri hakkında bilmediğiniz ilginç detaylar

GTA serisi dediğimizde aklımıza gelen önemli oyunlardan birisi San Andreas, karakter ise Carl ‘CJ’ Johnson oluyor. Oyun içerisinde ya da serinin farklı yapımlarında karakterle alakalı birçok bilinmeyen bilgi yer alıyor. Bunlardan bazıları gizli yerlere giderek bulunurken, bazıları da hikaye içerisinde keşfediliyor.

Metro istasyonundaki grafiti

GTA IV Liberty City‘de bulunan Bohan Metro İstasyonu‘nda bir duvar yazısı yer alıyor. Graffiti üzerinde GTA III ana karakteri Claude ve Vice City‘den Tommy Vercetti‘nin isimleri görünüyor. CJ’in ismi olan Carl, ‘RIP‘ yazan yerin sağında, ‘mo blood‘ yazan yerin ise hemen üzerinde bulunuyor. Rockstar gizli yazının GTA için bir yeni bir dönemin başlangıcına işaret ettiğini söylese de henüz durumun böyle olup olmadığı bilinmiyor.

GTA CJ karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler 1

CJ iki GTA III karakterinin yanında çalıştı

CJ Las Venturas‘da bulunduğu süre boyunca GTA III karakteri mafya babası Salvatore Leone için çalışmıştı. Aynı zamanda Liberty City‘de yaşarken farklı bir GTA III oyuncusu Salvatore Leone‘nin oğlu Joey için de çalıştı. Joey GTA III’de tamirci olarak çalıştığı bir garaj işletiyordu. Ancak işlerinde pek dürüst davranmıyordu. CJ, Salvatore ile ilk kez tanıştığında Joey için araba çaldığını açıklıyor.

GTA CJ karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler 2

Karakter davranışını etkileyen özellikler

San Andreas çekim, dayanıklılık, sürüş, kas, yağ ve cinsel çekicilik gibi RPG istatistik sistemini tanıtan ilk oyunlardan olmuştu. Bu değişkenler CJ’in yaptığı şakaları ve söylediği birtakım sözleri etkiliyor. Örneğin CJ’yi şişmanlatırsanız daha yavaş bir hale gelecektir.

GTA CJ karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler 3

Bu da onu bazı görevlerden alıkoyuyor. Ayrıca bazı şişman şakaları yapmasına da olanak tanıyor. CJ düşük sürüş seviyesine sahipse, geriye doğru sürerken karakter arkasına bakıyor. Sürüş seviyeniz yüksekse CJ dikiz aynasına bakmaya başlıyor.

CJ’in ahlaki değerleri

Tommy ve Claude‘nin aksine CJ’in daha iyi bir ahlak anlayışı var. Karakter oyunda işlediği bazı cinayetlerden pişmanlık duyuyor. Big Smoke‘un ölümünden sonra Carl’ın “Lanet olsun adamım… Ne gereksiz” dediği de dikkatlerden kaçmıyor. Smoke’un ona ihanet etmesine ve kökleri olan Grove Street‘e sırtını dönmesine rağmen hala onu bir arkadaş olarak görüyor. Benzer bir örnek Ryder öldüğünde de ortaya çıkıyor.

CJ’e sunulan birçok özelleştirme seçeneği

Birçok oyun, karakterlerin yalnızca kıyafetlerini, saç modellerini ve dövmelerini özelleştirmelerine izin verirken, San Andreas‘ta durum oldukça genişti. Yapımda fitness gibi eylemler gerçekleştirerek CJ‘in vücut tipi değiştirilebiliyordu. Örneğin spor salonuna giderek oyuncuyu kaslı hale getirebilirsiniz ya da çok yemek yedirerek şişmanlatabilirsiniz.

Peki ya sizin bu listeye dahil edebileceğiniz CJ (Carl Johnson) ile ilgili ilginç bir bilgi var mı? Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.

Dünden bugüne mobil oyunlar – 4

Dünden bugüne mobil oyunlar tarihinde sıra geldi yüksek grafikli mobil oyunlar çağına. Özellkle 2011 yılından itibaren akıllı telefon endüstrisi tüm dünyayı etkisi altına almıştı.

Apple ile başlayan yolculuk, Google’ın Android atağı ile kısa sürede kıyasıya bir rekabete neden oldu. Ancak tüketici artık bu mini taşınabilir bilgisayarlarda daha fazla tatmin olmak istiyordu. Tüketicinin daha eğlenceli ve farklı oyun deneyimi talebi ise akıllı telefonlarda yeni bir çağın kapısını araladı.

Yüksek grafikli mobil oyunlar sahnede: Mali 400 grafik birimi

Her ne kadar akıllı telefonların ilk dönemlerinde mobil oyunlar ortaya çıkmış olsa da yüksek grafik isteyen seviyelerde değildi. Ancak ARM tarafından temeli atılan Mali grafik birimi tüm oyun piyasasını değiştirecekti.

LG KU990 ile 2007 yılında ortaya çıkan ilk Mali grafik birimi çok da yeterli değildi. Ancak yüksek grafik sağlayan ilk gerçek grafik işlemci Mali 400 MP oldu. Bu grafik işlemci birimi ilk olarak 2011 yılında karşımıza çıktı. Dünyanın ilk çok çekirdekli işlemcisi dört çekirdekli yapıdaydı.

mobil oyun, mobil oyunlar, dünden bugüne mobil oyunlar, yüksek grafikli mobil oyunlar
ARM Mali 400 grafik birimi testleri

Bugün için çok anlam ifade etmeyen bu yeni grafik birimi, yüksek grafikli mobil oyun çağının da başlamasını sağladı. Akıllı telefonlarda kullanılan işlemcilerin ve entegre grafik kartlarının güçlenmesi, mobil oyunların da grafik performansını etkiledi.

Artık beş inç boyutlarına çıkan ekranlar, parlak Amoled paneller ve bir dönemin bilgisayarları ile yarışacak işlemciler piyasaya çıkmaya başladı.

Bir taraftan Qualcomm Snapdragon işlemciler ile başa oynarken, Nvdia ise Tegra işlemci ile bu rekabete katıldı. Apple ise simdi olduğu gibi en iyi ARM işlemciyle karşımıza çıkıyordu.

İşte tüm bu etmenler mobil oyunlarda yüksek grafikli oyunların piyasaya girmesine neden oldu. Artık atari oyunlarından kalma grafikler kısa sürede çok daha yüksek seviyeye geldi. Sizin için bu döneme damgasını vuran en iyi oyunları bir araya getirdik. Ancak bu ilk dönem karşımıza yüksek grafikli oyunlar. Bu yüzden listede PUBG, COD Mobile gibi oyunları göremeyince şaşırmayın.

Spotify’da olmayan şarkılar nasıl eklenir?

Popüler müzik akış hizmeti Spotify, dünyanın en geniş arşivlerinden birine sahip. Pop müzikten hip-hop’a, elektronikten rock’a varana kadar onlarca türü bünyesinde barındıran platform, alanında uzmanlaşmış sanatçıların ürettiği şarkıları dinlememizi sağlıyor. Ayrıca son yıllarda podcast’lere de ağırlık veren şirket bu yayınlara da ev sahipliği yapıyor.

Spotify’ın şu anda en büyük handikapı; içerisinde bazı müzikleri bulamıyor olmamız. Tabii bunda şirketin suçu yok, zira sanatçılar telif vb. sorunlar nedeniyle tüm projelerini yüklemek istemeyebiliyorlar.

Bu sebeple aradığımız içeriği maalesef yasal olarak dinleyemiyor ve telefonumuza indiremiyoruz. Ancak Spotify uygulamasında olmayan şarkıyı uygulamaya eklemek aslında mümkün. Bunu nasıl yapacağınızı sizler için detaylıca anlattık.

Spotify uygulamasına şarkı ekleme

Spotify uygulamasında olmayan bir müzik eklemek için her şeyden önce Premium kullanıcısı olmalısınız. Hesabınız ücretsiz sürümdeyse ne yazık ki işlemler siz de geçerli olmayacaktır. Ek olarak bilgisayarınızı da yanınızda bulundurmayı unutmayın. Hazırsanız adım adım ilerleyelim. İstediğimiz müziği toplamda üç aşamada ekleyeceğiz. Bunlar sırasıyla şöyle;

  1. Müziği YouTube’dan MP3 olarak indirme
  2. İndirilen müziği Spotify masaüstü uygulamasına aktarma
  3. İndirilen müziği Spotify mobil uygulamasına aktarma

YouTube MP3 dönüştürücü kullanarak müzik indirme

Spotify uygulamasında olmayan şarkı ekleme işlemine geçmeden evvel, ilgili şarkıyı bilgisayarınıza indirmeniz gerekiyor. Bunun için x2convert sitesini kullanabilirsiniz. Buradan ulaşabileceğiniz internet sitesinde videonun linkini yapıştırmak için bir bölüm bulunuyor. Buraya indirmek istediğiniz videonun linkini yapıştırmalısınız. Linkten sonra “Bağlantı videosunu al” butonuna tıklamanız gerekiyor. Ardından karşınıza mp4, mp3, audio ve webm seçenekleri çıkıyor.

spotify uygulamasına şarkı ekleme

Seçeneğin yanında yer alan indir butonuna tıklayınca video işlenmeye başlıyor ve müzik olarak yeni sekmede açılıyor. Bir kez daha “İndir” butonuna bastığınızda da bilgisayarınıza kaydediliyor. Şimdi bunu bilgisayarınızdaki Müzikler klasörüne atın ve sonraki aşamalara geçin.

Müziği Spotify masaüstü uygulamasına ekleme

Halihazırda yoksa, bilgisayarınıza buradaki linke tıklayarak Spotify masaüstü uygulamasını yükleyin. Hesabınızın e-posta adresini ve parolasını girerek oturum açın. Ardından programın sağ üst köşesindeki profil simgesine tıklayarak “Ayarlar” bölümüne giriş yapın. Daha sonra sayfanın aşağısında yer alan “Gelişmiş Ayarları Göster” butonuna basın. Burada “Yerel Dosyaları Göster” diye bir seçenek göreceksiniz, onu açın.

Müzik kitaplığı ve İndirilenler seçeneklerini aktif edin. Akabinde Spotify, az önce bilgisayarınıza indirdiğiniz ve Müzikler klasörüne attığınız şarkıyı algılayacaktır. Sol menüden Kitaplığın sekmesine girip açılan sayfadaki Yerel dosyalar listesini açarak indirdiğiniz şarkıyı görebilirsiniz. Şimdi Spotify mobil uygulamasına şarkı ekleme işlemine geçiyoruz.

Müziği Spotify mobil uygulamasına aktarma

Yerel dosyalar bölümündeki şarkıya sağ tıklayın ve Çalma listesine ekle > Yeni çalma listesi butonuna basın. Oluşturduğunuz liste sol taraftaki menüye otomatik olarak eklenecektir. Dilerseniz bir karışıklık olmaması açısından tekrar sağ tıklayıp “Yeniden adlandır” diyerek daha belirgin bir isim yazabilirsiniz. Bu listenin içine giriş yapın ve yeşil oynatma simgesinin yanındaki İndir butonuna tıklayın. Artık bilgisayarla işimiz bitti, şimdi telefona geçebiliriz.

spotify uygulamasına şarkı ekleme

Akıllı telefonunuzdaki Spotify uygulamasını açın ve sağ alt köşedeki “Kitaplığın” sekmesine basın. Bilgisayarda oluşturduğunuz çalma listesinin aynısı mobilde de görünecektir. Listeye giriş yapın ve yine “İndir” butonuna basın. Bu işlem, bilgisayarınızdaki müziğin telefonunuz ile eşitlenmesini sağlar. Böylelikle mobil cihazınızda sorunsuz bir şekilde indirdiğiniz müziği dinleyebilirsiniz.

Beyaz kalp anlamı nedir? Beyaz kalp emojisi

Adobe tarafından yapılan bir araştırmada konuşmalar sırasında emoji kullananların çok daha arkadaş canlısı, daha eğlenceli ve hatta daha havalı olarak nitelendirildikleri ortaya çıktı. Ayrıca insanların çoğu duygularını bu emojiler yardımıyla daha rahat ifade ettiklerini söylüyor.

Günlük mesajlaşmalarımız sırasında birçok emoji kullanıyoruz. Peki bunların anlamlarını hiç merak ettiniz mi? Gönderdiğiniz ya da aldığınız kalp emojilerinin renkleri bile farklı bir anlam ifade ediyor. Mesela beyaz kalp emojisi ne anlama geliyor? Hep beraber bakalım.

İşte beyaz kalp emojisinin anlamı!

Kalp her zaman aşkın ve sevginin en büyük sembollerinden biri olmuştur. Mesajlaşmalarımız sırasında çoklukla kullandığımız bu emojinin artık birçok rengi var. Beyaz kalp de bunlardan bir tanesi. Beyaz renk saflığı, temizliği ve sadakati temsil ederken kalp ile birleştiğinde ise anlamı da güçleniyor.

Birçok toplum tarafından saflığın simgesi olarak kabul edilen beyaz renk aynı zamanda karanlığa karşı duruşu da simgeliyor. Beyaz bir sayfa açarak yeni başlangıçlara yelken açabildiğimiz gibi beyaz bayrak ile iyi niyetimizi de belli ederiz.

Bu bağlamda beyaz kalp emojisi önünde durulamayacak saf bir sevgiyi göstermek için kullanılabilir. Derin ve sonsuz bir romantik aşkı nitelendiren beyaz kalp emojisi aynı zamanda bir ebeveynin çocuğuna duyduğu sevgiyi de en iyi şekilde yansıtıyor. Biri “beyaz kalp emojisi” gönderirse, bu sizin onlar için ne kadar özel olduğunuzu gösterir.

Beyaz kalp emojisinin renginin bembeyaz olmaması ise bazı tartışmalara neden oluyor. Kalbi daha görünür kılmak adına birçok platform beyaza biraz gri eklemiş durumda. Bazı ortamlarda ise beyaz kalbin etrafında siyah bir çerçeve kullanılarak hatların daha belirgin olması sağlanıyor.

Peki siz beyaz kalp emojisini hangi durumlarda kullanıyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.

Hayal kırıklığına uğratan en başarısız sosyal medya platformları

En başarısız sosyal medya platformlarını hiç merak ettiniz mi? Biz ettik ve sizin için bu hesapların özelliklerine, işlevlerine baktık. Ama önce sosyal medyanın gelişiminden kısaca bahsedelim. 1990’lar ve öncesinde tüm dünya ile tek noktadan iletişim kurmanın bir yolu yoktu. Aslında sosyal medyanın başlangıcı bunu mümkün kıldı. İnsanlar dünyanın öbür ucundaki insanların bile o kadar uzakta olmadığını fark etti.

Elbette, iş dünyası da bunu bir fırsat olarak görmeye başladı. Birçok şirket, platformlar oluşturdu ve çeşitli girişimler ortaya çıktı. Bunların büyük çoğunluğu başarıya ulaştı ancak bazıları hariç. İşte o bazıları…

Facebook’tan önce Orkut vardı

1997 yılında ilk sosyal ağ sitesi SixDegrees.com yayına başladı. Aslında yaklaşık 3,5 milyon kullanıcısı da vardı. Oldukça basit olan sitede kullanıcılar panolarda yayın yaparak, mesaj ve içeriklerini paylaşıyordu. Ancak 2001’de kapandı.

Sosyal medya Orkut nedir?

Google’da çalışan Türk mühendis Orkut Büyükkökten, ilk büyük sosyal medya platformunu kurdu. Hem de kendi adını verdi: Orkut. 2004 yılında yayına başlayan site, 300 milyon kullanıcıya ulaşmıştı. Ancak Facebook’un ortaya çıkıp, büyümesi ve Orkut’un mobile entegre olmaması üzerine gözden düştü. 2014’de Google, Orkut’u kapattı.

Google Wave, Google Buzz ve Google+

Google Buzz, 2009’da bir yıl önce başlatılan Google Wave‘in yerini alarak 2010’da piyasaya sürüldü. Her iki siteyi de Facebook ile rekabet etmek için Orkut’tan sonra geliştirdi. Bu platformlar, kullanıcıların gönderilerini arkadaşlarıyla veya herkese açık olarak paylaşmasını sağlıyordu.

Google Plus, Google Buzz ve Wave nedir?

Ayrıca içerikleri Twitter, YouTube, Flickr, Blogger ve diğer web sitelerinde paylaşma özelliği de vardı. Google Buzz’ın başarısızlığının nedeni, gizlilik sorunuydu. Wave ise karmaşıklıklarla doluydu. Bu sorunlar, onların yok olmasına neden oldu.

Başarısız sosyal medya platformlarından biri de yine Google’dan Google Plus oldu. Google+ da Facebook’a karşı savaşı kaybetti. Gerçek şu ki Google Plus bir sosyal ağ bile değildi. Belki de bu yüzden tutmadı. Teknik olarak bu mecranın henüz ölmediğini belirtelim. Hâlâ partidesin ama köşede tek başınasın.

Gerçek bir sosyal ağ: Friendster

2002 yılında başlayan Friendster, ilk yılında 2 milyondan fazla kullanıcı kazandı. Üyeler arkadaşlarıyla fotoğraf, video, mesaj ve yorum paylaşabiliyordu. Yani Facebook, Twitter ve Instagram’la benzer özelliklere sahipti.

Friendster nedir?

MySpace, Facebook ve Twitter‘ın ortaya çıkmasından sonra Friendster gözden düşmeye başladı. Daha sonra 2011 yılında, çoğunlukla Asya ülkelerindeki kullanıcılara odaklı bir sosyal oyun platformu olarak yeniden hizmete girdi. Ancak 2015’te Friendster, sistemi askıya aldı ve 2018’de tamamen ortadan kalktı.

Friendster’ın çöküşünün bir nedeni, siteye kaç üyenin katıldığını takip edememesiydi. Daha fazla insan katıldıkça site gittikçe yavaşladı. İnsanlar yeni sosyal ağlara yöneldi.

Instagram gibi ama artık ölü: DailyBooth

DailyBooth, kullanıcıları bir başlıkla günlük fotoğraf çekmeye teşvik eden bir fotoğraf blogu sitesiydi. Instagram’a benzer özelliklere sahipti diyebiliriz. Instagram’ın başlatılmasından yaklaşık bir buçuk yıl önce piyasaya sürüldü.

DailyBooth nedir?

Şubat 2009’da başlayan DailyBooth, Eylül 2009’da ünlülerin kullanmaya başlamasıyla popülerlik kazandı. Altı aydan kısa bir süre sonra 3 milyon fotoğraf yüklemesine ve 10 milyon yoruma ulaştı. Ancak başarısı uzun sürmedi. 2012’nin sonunda resmen kapatıldı.

MySpace, başarısız sosyal medya mecralarına katıldı

2005’ten 2008’e kadar MySpace, dünyanın en büyük sosyal ağ platformuydu. Haziran 2006’da en çok ziyaret edilen web sitesi olarak Google’ı bile geride bıraktı. Ancak 2011 yılında sadece bir ayda 10 milyon kullanıcı kaybetti.

MySpace nedir?

MySpace, kişisel profiller, bloglar, gruplar, fotoğraflar, müzik, video ve daha fazlasını sundu. Ancak Facebook’un ortaya çıkması onun da sonunu hazırladı. Yıllar süren düşüşten sonra, MySpace’in müzik sahnesindeki etkisinden yararlanmak umuduyla Specific Media Group ve Justin Timberlake siteyi satın aldı.

iTunes Ping, müziğe odaklı bir ağ oldu

Apple‘a ait iTunes Ping, 2010’da piyasaya çıktığında 1 milyondan fazla kullanıcıya sahipti. Steve Jobs, iTunes Ping’i “Facebook ve Twitter‘ın iTunes ile buluşması gibi” olarak tanımladı. Ping’de kullanıcılar sanatçıları ve arkadaşlarını takip edebilir ve her birinin kısa gönderilerini görebilirdi.

iTunes ping nedir?

Ancak 1 milyon kullanıcısı onu kurtaramadı. 2012 yılında Ping, kapısına kilit vurdu. Ardından yerini, Twitter ve Facebook için sosyal medya entegrasyonu aldı.

Apple’ın az bilinen, kısa süreli sosyal medya macerası: Ping

Yaratıcı videoların adresi olmuştu: Vine

Vine‘ın kısa ama görkemli bir varlığı oldu. 2012 yılında Twitter‘ın satın alıp başlattığı bu ağ da başarısız sosyal medya platformları arasında girdi. Vine, hızlı, altı saniyelik döngüsel video klipleri paylaşmak için geliştirilmişti.

Vine nedir?

2013’te App Store‘da en çok indirilen ücretsiz uygulama oldu. Aslında oldukça ilgi çekici, özgün içeriklerin merkeziydi. Komedi, müzik, stop motion ve animasyon içeren milyonlarca kısa video yüklendi. Hatta bazı Vine yıldızları televizyon reklamlarında rol alacak kadar ünlendi.

2016’da Twitter, Vine’ın yüklemelerini devre dışı bırakacağını ancak döngülü videoların görüntüleneceğini açıkladı.

Başarısız bir sosyal medya ağı daha: Meerkat

Meerkat, sosyal medya meraklıları için başka bir video platformuydu. Bu platform, canlı yayınlara odaklandı. Kısacası, canlı yayınlar yapıp paylaşılan bir ağ.

Meerkat sosyal ağ nedir?

Meerkat’ın gözden düşüşü de Facebook ve Twitter’ın benzer özellikleri geliştirmesiyle oldu. Twitter, canlı video uygulaması Periscope‘u satın aldı ve Mart 2015’te piyasaya sürdü. Facebook, Nisan 2016’da Facebook Live ile karşımıza çıktı.

Yik Yak’ı duydunuz mu?

2014’te piyasaya sürülen anonim mesajlaşma mobil uygulaması, genç yetişkinler arasında hızla ivme kazandı. Yik Yak’ın değeri 400 milyon Dolara kadar çıkmıştı. En büyük özelliği anonimlikti. Kullanıcıların büyük çoğunluğu lise ve üniversite öğrencileriydi.

Yik Yak nedir?

Üyeler, çevrelerindeki diğer anonim kullanıcıların görmesi ve etkileşim kurması için istedikleri her şeyi herkese açık olarak paylaşıyordu. Ancak bu özellik, çeşitli tehditlere ve nefrete dayalı şiddet gibi sorunlara yol açtı. Nihayetinde, 2017’nin başlarında tamamen kapandı.

Dünyanın en popüler sosyal ağı Facebook, 2,85 milyardan fazla kullanıcıya sahip. Facebook bir ülke olsaydı, dünyanın en kalabalık ülkesi olurdu. Çünkü dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’in nüfusu 1,404 milyar.

Dünyanın en teknolojik futbol stadyumları

Çoğu kişiye göre futbol stadyumları demode ve birbirlerine benzer tasarıma sahip olsalar da aralarından bazıları bu doktrini ezip geçiyor. İşte teknoloji meraklılarını futbol aşığı yapacak dünyanın en iyi stadyumları…

Dünyanın en teknolojik stadyumları

Levi’s Stadium – Santa Clara, Kaliforniya

Levi's Stadyum

Her işini otomatik halletmeyi sevenler bu stadyuma bayılacak. Levi’s ücretsiz ve yüksek süratli Wi-Fi bağlantısı sunmasının yanı sıra, en gelişmiş stadyum mobil uygulamasına da sahip. Stadyumun uygulamasıyla yerinizi, tuvaletleri, ve otoparkta aracınızı kolayca bulabiliyorsunuz. Ayrıca, isterseniz direkt olarak uygulamadan yemek siparişi verebiliyorsunuz. Maçı canlı izlemek ve 4 defaya kadar tekrarları izlemek de uygulamanın marifetlerinden.

Wembley – Londra, İngiltere

Wembley

5 yıldan fazla sürede inşa olunan ve Avrupa’nın 2., İngiltere’ninse en büyük stadyumu olan Wembley, EURO 2020’nin finaline de ev sahipliği yaptı. Levi’s stadyumu gibi Wembley’in de bir uygulaması bulunuyor ve buradan birçok işinizi halledebiliyorsunuz. Ayrıca Sisli Albion’da seyircilerin ıslanmaması için stadyum gerektiği zaman tam kapanabiliyor.

National Stadium – Kaohsiung, Tayvan

Tayvan ulusal stadyumu

Futbol denince çoğu insanın aklına ilk batı gelse de, doğu bloku da hem yetenek hem de stadyumlar açısında geri kalmıyor. Bir ejderhayı andıran National Stadium tüm elektrik ihtiyacını dışını kaplayan güneş panelleri ile karşılıyor. Ayrıca dünyada ilk yenilenebilir enerji ile işletilen stadyum unvanını da taşıyor.

Sapporo Dome – Sapporo, Japonya

Saporro Dome

21. yüzyılda teknolojinin kalbi diye nitelendirdiğimiz Japonya, bu sevdasını stadyumlarda da gösteriyor. Saporro Dome, dünyada tek sabit sabit çatılı değiştirilebilir zemini olan stadyum. Hem beyzbol hem de futbol müsabakalarının oynandığı bu stadyumun zeminini her iki spora özel olarak değiştirmek mümkün.

Allianz Arena – Münih, Almanya

Bayern Münih’in ana stadı yüksek teknolojik özellikleriyle ön plana çıkıyor. Allianz Arena dünyanın ilk tüm dış cephesi aydınlatılabilir stadyumu olarak biliniyor. Aynı zamanda stadyumun EURO 2020 maçlarına da ev sahipliği yapacağını hatırlatmakta yarar var.

Tottenham Hotspur Stadyumu – Londra, İngiltere

Tottenham stadyumu

Tottenham Hotspurs Stadyumu adeta teknoloji ve otomasyonun nirvanası. İnteraktif mobil uygulama, 1600’den fazla Wi-Fi noktasından ziyade stadyumda teknoloji şirketlerini aratmayacak sunucular bulunuyor. Sunucular her maç zamanı kullanıcı verilerini analiz ederek, bir sonraki oyun için hazırlıkların yapılmasını kolaylaştırıyor.

Johan Cruyff Arena – Amsterdam, Hollanda

Johan Cruyff Stadyumu

Listemizdeki bir diğer çevreci stadyum, EURO 2020’nin oyunlarına da ev sahipliği yapan Johan Cruyff Arena. 3 kere Baloon d’Or almış Holland efsanesi Johan Cruyff’un şerefine adlandırılan stadyum, 4.200’den fazla güneş enerji paneline, kendisine ait bir rüzgar türbini çiftliğine ve zemin sulanmasında kullanılması için bir yağmur toplama sistemine sahip.

Zenit Arena – Sankt-Peterburg, Rusya

Zenit arena

Tasarımıyla adeta bir uzay gemisini andıran ve Finlandiya körfezine açılan eşsiz manzarasıyla Zenit Arena’ya yer vermezsek olmazdı. EURO 2020’ye ev sahipliği yapan stadyum, özellikle de güvenlik teknolojileri açısından öne çıkmayı başarıyor. Stadyum video gözletme ve tanıma sistemlerine, robotik yangın söndürme sisteme ve görme engelliler için sesli detaylı yorum sistemine sahip.

Parken Stadyumu – Kopenhag, Danimarka

Parken stadyumu

Türk taraftarlarının yakından tanıdığı ve 2000 yılında Galatasaray’ın UEFA Süper Kupa’yı kazandığı Parken Stadyumu’nu listeye eklemezsek olmazdı. EURO 2020’nin bazı maçlarına ev sahipliği yapan stadyum, geri çekilebilir alt sıra oturakları ve kapanabilen tavana sahip.

Peki siz en çok hangisinde maç seyretmek isterdiniz?

WhatsApp yedekleme kapatma nasıl yapılır? [2025]

İki milyardan fazla aktif kullanıcısı ile en popüler mesajlaşma uygulaması olan WhatsApp uzun yıllardır hayatımızın bir parçası durumunda. Görüntülü görüşmekten, dosya göndermeye kadar anlık mesajlaşmada ihtiyaç duyulan tüm özellikleri kullanıcılara sunan WhatsApp ile gönderilen tüm mesajlar uçtan uca şifreleme teknolojisi ile korunurken, yedekleme tarafından da bu teknolojiyi aktif hale getirebiliyorsunuz. Ancak tam tersine WhatsApp yedekleme kapatma işlemini tercih edenlerde var.

WhatsApp yedekleme özelliğini kapatmak isteyenler genelde ikiye ayrılıyor: Çok önemli mesajlaşmalar gerçekleştirmeyen yani eğlence amaçlı kullananlar ve herhangi bir mesajı saklamayı sevmeyenler.

WhatsApp yedekleme nasıl kapatılır?

  • WhatsApp uygulamasını açın ve Ayarlar menüsüne girdikten sonra Sohbetler > Sohbet Yedeği yolunu takip edin.
WhatsApp yedekleme kapatma [Android ve iOS]
  • Sohbet Yedeği ekranında aldığınız son yedek hakkında detaylı bilgileri görebiliyorsunuz. Burada tek yapmanız gereken Otomatik Yedekleme bölümüne ve daha sonra “Kapat” seçeneğine tıklamak.
WhatsApp yedekleme kapatma [Android ve iOS]
  • Artık hiç bir mesajınız yedeklenmeyecek. Eğer bu kararınızdan vazgeçerseniz, Sohbet Yedeği ekranına tekrar gelerek Şimdi Yedekle‘ye tıklayabilirsiniz. Böylece manuel yedekleme yapabilirsiniz.

– WhatsApp yedekleme kapatma işlemini neden yapmak istiyorsunuz? Yorumlarda bizlerle paylaşabilirsiniz.

Steve Jobs’un Pixar yolculuğu (Nasıl aldı, neden sattı?)

2011 yılında hayata gözlerini yuman Steve Jobs dendiğinde akla ilk “Apple” şirketi geliyor. Bu aslında pek ekstrem bir durum değil, zira tanınmış girişimcilerle özdeşleştirdiğimiz çok fazla unsur mevcut. Günümüzdeki iPhone, Mac, iOS gibi platformlar ve sistemlerin hayatımıza girmesinde Steve Jobs’un rolü çok büyük. Ancak onun teknoloji dünyasına kattığı şeyler bunlarla sınırlı değil.

Bilgisayar üretimli imgeleme (CGI) tabanlı animasyon filmleriyle tanıdığımız medya şirketi Pixar, Steve Jobs’un tabiri caizse kalfalık eseri diyebiliriz. Güncel olarak Walt Disney Stüdyoları’nın alt markası konumunda bulunan ünlü firma Graphics Group ismiyle kurulmuştu. Sonrasında Jobs tarafından satın alındı ve sonraki dönemlerde patlamasını yaşadı. Gelin bu etkileyici hikayeye yolculuk yapalım.

WhatsApp’ın kurucusu kim? İşte hayat hikayesi!

Apple’dan ayrılışı Steve Jobs için yeni bir sayfa açtı

Steve Jobs, resmi kaynaklara göre 3 Ocak 1977′de Apple Computer Inc. şirketini resmen kurdu. Ancak bir süre sonra ekip arasında çıkan anlaşmazlık nedeniyle, 1985 yılında yönetim kurulu kararıyla atıldı. Pixar, Star Wars serisinin yaratıcısı Lucasfilm’in bir parçası olarak 1979’da Graphic Group ismiyle yeni kurulmuştu. 1982’de Industrial Light & Magic ile özel efektler alanında film sekansları üzerinde çalışmaya başladılar.

steve jobs apple

Yıl 1986’ya geldiğinde Steve Jobs, yaklaşık 45 kişilik bir ekipten oluşan Graphic Group’un başındaki isim George Lucas’a 5 milyon dolara ödeme yaptı, 5 milyon dolar da şirkete sermaye koyarak toplamda 10 milyon dolara satın aldı. O zamanlar Graphic Group, animasyon yazılımları üretmekten öteye gitmiyordu. Jobs şirketi satın aldıktan sonra büyük bir revizyon gerçekleştirmek istedi. İsmini Pixar Animation Studios olarak değiştirdi ve yeni markanın vizyonu artık animasyon filmleri geliştirmekti.

İlk iddialı projesi: Pixar Image Computer

Günümüzde olduğu gibi, Pixar kurulduğu yıllarda da bilgisayar tabanlı animasyon filmleri geliştirmek istiyordu. Ancak bunu yapacak yeterli düzeyde teknolojiye sahip olmadıkları için, ilk başta alıcı bulabileceği başka ürünlere odaklandıklar. Bu hedeflerinin bir parçası olarak, döneminin en güçlü bilgisayarı olan Pixar Image Computer’i piyasaya sürdüler. 135 bin dolara satışa çıkan cihaz, yalnızca 100 adet sattı.

pixar steve jobs

Pixar Animation Studios çalışanı John Lasseter, cihazın yeteneklerini göstermek için geliştirdikleri filmlerin prömiyerini bilgisayar grafikleri endüstrisinin en büyük kongresi SIGGRAPH’de yapmıştı. Ancak bir türlü istenen başarı yakalanamadı, satışlar artırılamadı. Pixar Image Computer’a ilgi gösteren şirketlerden biri Disney idi. Tarihi 1923’e dayanan medya şirketi, animasyon filmlerinin üretim sürecini kolaylaştıracak bir teknoloji arıyordu. Görüntüleri tarayarak 3 boyutlu halini modelleyen bu bilgisayar ise, tam olarak aradığı şeydi.

İlk Oscar adaylığı ‘Luxo Junior’ ile geldi

Pixar Animation Studios, ses getirecek projeler üretmek için çalışmalara başlamıştı. Eski Disney animatörü John Lasseter tarafından yazılan ve yönetilen animasyon filmi Luxo Junior’u 1986’da piyasaya sürdü. İki masa lambasının şakacı bir dille atışmalarını konu alan film, En İyi Kısa Animasyon dalında Oscar adaylığı kazandı. 1988’de izleyicilerle buluşan Tin Toy, aynı dalda Oscar kazanan ilk bilgisayar tabanlı animasyon filmi oldu.

Steve Jobs ani bir kararla Pixar’ın donanım bölümünü sattı. Odağını kısa filmler ve reklamlar aracılığıyla gelir elde etmeye çevirdi. Tabii hedeflerin gerçekleşebilmesi için maliyet unsuru da çok önemliydi. Finansal sıkıntılarla cebelleşen Pixar, 1991 yılına kadar Jobs’un 50 milyon dolarlık bütçesiyle ayakta kalmayı başardı. Genç girişimci bu dönemi “Eğlenceli olan tek şey, John’un kısa filmleriydi. ‘Kısa film yapmak için 300.000 dolar alabilir miyim?’ derdi; ben de ‘Tamam’ derdim.” ifadeleriyle açıklıyordu.

Pixar’ın kırılma noktası: Toy Story (Oyuncak Hikayesi)

1991 yılında Disney ile anlaşma sağlayan Pixar Animation Studios, ilk uzun metrajlı filmi Toy Story’yi 1995’te piyasaya sürdü. John Lasseter’in yönettiği animasyon, dünya çapında gördüğü ilgiyle gişe rekorlarını alt üst etti. Bu arada Steve Jobs, Pixar’ın halka arzı için de uğraşmaktaydı. Mali İşler Müdürü Lawrence Levy’yi görevlendirdi ve en sonunda bir arz tarihi belirlediler.

Bir zamanlar mali sıkıntılarla mücadele eden Pixar, ilk işlem gününden sonra hisse başına 39 doları görmüştü. Zamanla 1,5 milyar dolarlık değeri olan bir şirket haline geldi. Tarihler 1997’yi gösterdiğinde Disney ile Pixar arasında beş filmlik bir anlaşma sağlandı. Buna göre, elde edilen gelirler eşit şekilde bölüşülecekti. Pixar; Kayıp Balık Nemo, Sevimli Canavarlar ve daha birçok animasyon filmiyle yoluna devam etti.

Steve Jobs, Pixar’ı Disney’e sattı

O dönemlerde Apple Computer, tarihinin belki de finansal açıdan en zorlu dönemlerini geçiriyordu. Yıllar önce yollarını ayırdıkları Steve Jobs’un NEXT Computer isimli şirketini satın aldılar ve haliyle Jobs 1997 yılında yeniden Apple’a katılma şansı yakaladı. Geçici CEO pozisyonuyla varlığını sürdüren Steve Jobs, sonrasında tam olarak Apple’ın başına geçti.

Ocak 2006’da Disney, Pixar’ı tamamen 7,4 milyar dolara satın almayı kabul etti. Hissedarların da onayıyla, satın alma işlemi 5 Mayıs 2006’da tamamlandı. Böylelikle Steve Jobs, Pixar’da yüzde 49,65′lik hisseye sahipken; aynı zamanda Disney hisselerinin de yüzde 7’lik (3,9 milyar dolar) payına ortak oldu. Yönetim kurulunda da yer almaya devam etti.

Şu anda dünyanın en büyük animasyon film stüdyoları arasında yer alan Pixar, bugününü Steve Jobs’a borçlu diyebiliriz.

GTA’daki Claude karakteri hakkında en ilginç detaylar

Rockstar Games, 2001 yılında ana karakteri Claude olan GTA 3 (Grand Theft Auto III) oyununu piyasaya sürdü. Bu oyunla birlikte seride ilk defa üçüncü şahıs (third person) kamera açısına geçildi. Oyunculara daha farklı bir deneyim sundu.

Claude hakkında oyun içerisinde birçok bilinmeyen detay bulunuyor. Zaman içerisinde ayrıntılar ortaya çıkarak GTA 3’ün hikayesi daha anlamlı hale geliyor. Karakterle ilgili az bilinen ve ilginç gördüğümüz detayları içeriğimizde yer veriyoruz.

İki farklı GTA ana karakteri ilk kez tek oyunda

Grand Theft Auto San Andreas‘ta ilk kez bir GTA karakteri serideki başka bir oyunun karakteriyle tanışıyor. Claude, CJ ile tanışarak San Fierro ile Los Santos arasındaki kırsalda onunla yarışıyor. Carl Johnson bu mücadeleyi kazanarak San Fierro’daki Claude‘un garajını alıyor.

GTA Claude karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler

Claude Speed’in lakabı

Dilsiz Yılan lakabı ile anılan Claude Speed şüphesiz ki en soğukkanlı GTA karakterlerinden biri. Oyun boyunca hiç konuşmayan ve yalnızca boğulurken bir ses çıkardığı anlaşılan karakterin gerçekten dilsiz olup olmadığı da bilinmiyor. Karşılıklı iletişimlerinde de jest ve mimikleriyle anlaşıyordu.

Claude’un duygu kontrolü

GTA 3‘ün hikayesi boyunca Claude başkalarıyla olan etkileşimlerinde duygularını çok az belli ediyor. Anlayış konusunda yalnızca başını sallıyor ya da bazen sırıtıyor. Bu durum Claude‘un işini ne kadar ciddiye aldığını ve en stresli zamanlarında bile duygularını kontrol etmeyi başardığını gösteriyor.

GTA Claude karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler

GTA evreninin Bonnie & Clyde’ı

Claude‘u intikam almak için bu kadar çaresiz yapan şeylerden birisi onun ve Catalina’nın yıllarca ABD genelinde hem GTA 3 hem de San Andreas arasında yüksek bahisli soygunlar yapmasıydı. Bir bakıma Grand Theft Auto evreninin Bonnie ve Clyde‘ı oldular. Bu durumda Bonnie, Clyde‘a ihanet etti ve Clyde, Bonnie‘nin ona verdiği tüm sahte aşk duygularının intikamını almada kararlıydı.

GTA Claude karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler

Claude, Maria’yı öldürdü mü?

Claude, Leone suç ailesi için bir görev üzerinde çalışırken Maria adında bir kadınla tanışıyor. Maria, Claude‘u Salvatore Leone‘nin hayatına kastetme girişimi konusunda uyarıyor. GTA 3‘ün finalinde onu Catalina‘dan kurtarıyor. İkisi görünüşte birbirlerine karşı bir şeyler hissediyor. Catalina’nın ölümünün ardından olay yerinden ayrılıyorlar.

Bir haber bülteni oynatılırken kamera onlardan uzaklaşıyor. Haberin sonunda ekran kararmaya başladığında bir silah sesi duyuluyor ve Maria konuşmayı kesiyor. Ancak Claude’un Maria’yı öldürüp öldürmediği hala bilinmiyor.

GTA Claude karakteri hakkında bilmediğiniz şeyler

Bilinmeyen isim

Claude‘un başlangıçta bir adı olmadığını düşünmeniz gayet doğal. Kimse ona gerçek ismiyle hitap etmiyor. Karakterler genellikle ona ‘siz’ kullanarak hitap ediyor. Maria bile ondan bahsederken ‘Fido‘ takma adını kullanıyordu.

Sizler GTA 3‘ün ana karakteri Claude hakkında ne düşünüyorsunuz?