Nubia, tablet pazarındaki çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Çinli üretici son olarak özellikleri ve fiyatıyla dikkat çeken Tablet Pro modelini tanıttı. Peki, markanın yeni tablet modeli tam olarak ne sunuyor? İşte Nubia Tablet Pro özellikleri ve fiyatı!
Nubia Tablet Pro özellikleri ve fiyatı
Nubia Tablet Pro, 10.9 inç, 2.8K çözünürlük ve 144 Hz yenileme hızı sunan LCD bir ekranla karşımıza çıkıyor. Öte yandan, sektör standartlarına uygun bir çerçeveyle geliyor.
Üründe kullanılan işlemci Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3. Ek olarak, 8/12/16 GB RAM ve 256/512 GB ve 1 TB dahili depolama opsiyonlarına sahip.
Önde 20 MP selfie kamerası yer alırken, arkada 13 MP’lik bir ana kamera bizleri karşılıyor. Öte yandan, 66W hızlarında şarj olabilen 10.100 mAh’lik bir bataryadan besleniyor.
Özellik
Detaylar
Ekran
10.9 inç LCD panel, 2.8K çözünürlük, 144Hz yenileme hızı
İşlemci
Qualcomm Snapdragon 8 Gen 3
RAM
8GB / 12GB / 16GB LPDDR5
Depolama
256GB / 512GB / 1TB UFS 4.0
Pil
10.100mAh kapasite, 66W hızlı kablolu şarj desteği
Sony, bir süredir üzerine çalıştığı Xperia 1 VII için geri sayıma geçti. Akıllı telefonla ilgili bugüne dek ortaya çıkan raporlar amiral gemisi düzeyinde bir performans sunacağı yönünde. Fakat, son gelen raporlar ürünün tanıtımının ertelendiği yönünde.
Sony Xperia 1 VII tanıtım tarihi ertelendi: Peki ne zaman tanıtılacak?
Güvenilir kaynaklar, bir süredir sızıntılarla gündemi meşgul eden Sony Xperia 1 VII modelinin 15 Mayıs tarihinde tanıtılacağını söylüyordu. Fakat, son gelişmeler akıllı telefonun tanıtımtarihinin ekim ayına ertelendiğini gözler önüne seriyor.
Sony Xperia 1 VII , geçtiğimiz günlerde NCC veri tabanında göründü. Bu gelişmeyle birlikte cihazın canlı görüntüsü ortaya çıktı. Görsellere bir göz attığımızda akıllı telefonundikey üçlü kamera kurulumuyla geleceğini görüyoruz. Maalesef ön paneliyle ilgili bir görsel mevcut değil.
Xperia 1 VII, 6.5 inçlik 4K OLED ekrana sahip ve 120 Hz yenileme hızıyla gelecek. Üst çerçevede 12 MP selfie sensörü bulunuyor. Ayrıca, boyutları 161.9 x 74.5 x 8.5 mm olarak ölçülürken, kamera çıkıntısıyla birlikte kalınlık 11 mm’ye ulaşıyor.
Arka tarafta üçlü kamera sistemi bulunuyor. 48 MP ana kameraya, 12 MP ultra geniş açı kamerası ve 70-200 mm arası optik yakınlaştırma yapabilen 12 MP periskop lens eşlik ediyor. Daha önce tüm sensörlerin Sony’nin Exmor T serisinden olacağı öne sürülse de son bilgiler bunun tam olarak gerçekleşmeyeceğini gösteriyor.
Telefon, gücünü Snapdragon8 Elite yonga setinden alıyor. Ayrıca, 12/16 GB RAM ve 256/512 GB depolama seçeneklerine sahip olacak. Batarya kapasitesi en az 5.000 mAh olacak ve 30W hızlı şarj desteği sunacak.
Kutudan Android 15 işletim sistemiyle çıkacak olan modelin başlangıç fiyatı 1.399 dolar seviyesinde olacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Gelen son bilgilere göre, Google Play Store’daki uygulama sayısı 3,4 milyondan 1,8 milyona düştü. Bu süreçte toplamda yaklaşık %47’lik bir azalma gerçekleşti. Aynı dönemde, Apple’ın App Store’undaki uygulama sayısı ise 1,6 milyondan 1,64 milyona yükselerek artış gösterdi.
Google Play Store, milyonlarca uygulamayı sildi
Google, 2024 Temmuz ayında Play Store politikalarında önemli değişiklikler yaptı. Yeni kurallar çerçevesinde, düşük kaliteli ve işlevsiz uygulamalar mağazadan kaldırıldı. Kullanıcıya bir fayda sağlamayan ya da sadece reklam amacı taşıyan içeriklere artık yer verilmiyor.
Bu kararın ardından uygulama mağazasında büyük çaplı bir temizlik başladı. Yalnızca mevcut uygulamalar değil, geliştirici hesapları da mercek altına alındı. Google, şüpheli etkinlikleri nedeniyle 158 binden fazla geliştirici hesabını yasakladı.
Android 15 tabanlı One UI 7 güncellemesi Galaxy Z Fold 3 modeli için yayınlandı. İşte yeni güncellemeyle ilgili ayrıntılar!
Ayrıca 2 milyondan fazla uygulama, mağazaya yüklenmeden önce güvenlik gerekçesiyle reddedildi. İnceleme süreçlerinde insan denetimi artırılırken, yeni geliştiriciler için daha sıkı test süreçleri başlatıldı. Google, tehdit tespitinde yapay zeka destekli analizlerden de yararlanıyor.
Avrupa Birliği’nin 2025 başında yürürlüğe koyduğu yeni düzenlemeler de, bu sürece etki eden faktörler arasında yer aldı. Artık geliştiricilerin, uygulama mağazasında adlarını ve adreslerini açıkça belirtmeleri gerekiyor. Bu kural da bazı geliştiricilerin uygulamalarını geri çekmesine yol açtı.
Google Play Store yapılan değişikliklerle birlikte; daha güvenli, işlevsel ve kaliteli bir ortam sunma yönünde ilerliyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Hikayesi ile öne çıkan oyunlar listemizin devamı ile karşınızdayım. Uzun bir aradan sonra ikinci listeyi hazırlamak oldukça keyifliydi. Günümüzde EA gibi büyük firmalar her zaman sürdürülebilir oyunlar için yatırım yapmak istiyor. Sürdürülebilir oyunlar genellikle servis oyunu diyebileceğimiz bir yapıda. Sürdürülebilir oyunlar genellikle online tabanlı oluyor ve her gelen güncellemede oyun içerisine yeni şeyler ekleyerek canlı kalmaya çalışıyor.
Tabi bunu yaparken lootbox dediğimiz birtakım ekstra içerikleri de ekliyorlar. Şirketlerin asıl parayı kazandıkları yer burası oluyor. FIFA bunun için güzel bir örnek, FUT ile ön plana çıkarak oyunculara sürekli para harcatmayı başarıyor. Oyun geliştiren büyük şirketlerin bu tarz yöntemlere başvurması ve hikayeli oyunları göz ardı etmesi neredeyse kaçınılmaz oluyor. Fakat oyuncular uzun süre vakit geçirebilecekleri hikayeli oyunlar arıyor.
Manzara, klişe ve macera
Tek oyunculu oyunlar hikayeleri ile ön plana çıksa da dünya tasarımı, sesler, müzikler, modellemeler ve karakter animasyonları da sizi içine çeken etkenler oluyor. Listedeki bazı oyunların hikayeleri belki sizin ilginizi hiç çekmeyebilir ya da oynadıysanız sizi sıkmış olabilir. Eğer listedeki oyunları yarım bıraktıysanız dönüp bir daha bakın derim. Listedeki oyunlar herhangi bir sıraya göre hazırlanmamıştır. Keyifli okumalar.
Battlefield 1
Battlefield1, Battlefield Hardline’dan sonra piyasaya çıkan bir oyun, fakat Hardline, polis-hırsız teması üzerinden ilerleyen bir yapımdı. Battlefield 1, Battlefield 4’ten sonra çıkan askeri temada bir oyun. Özellikle Battlefield 4 ve Battlefield Hardline’dan sonra iyi bir hikayeye sahip. Özellikle konu aldığı dönem ve o dönemde yer alan hikayeler ile birçok oyuncuyu etkilemeyi başarmıştır. 1. Dünya Savaşı’nı konu alan Battlefield 1’in parça parça bir hikaye anlatımı bulunuyor. Bu hikayeler genellikle cepheleri konu alıyor.
1. Dünya Savaşı’nda yaşanmış hikayelere değinen Battlefield 1, bugüne kadar çıkmış diğer Battlefield oyunlarından daha iyi bir hikayeye sahip. Oyunun açılış sekansı da oldukça etkileyici. 1. Dünya Savaşı’nda birçok asker Shell Shock adı verilen bir rahatsızlık geçirdi. Bu rahatsızlık bazı askerlerde geçici olurken bazılarında da kalıcı travmalar haline dönüştü. Battlefield 1’in açılış sekansını oynarken bu askerleri rahatlıkla görebilirsiniz. Silah çeşitliliği ve oynanış konusunda da bir sıkıntı yok, o kısımda bildiğimiz Battlefield. Battlefield 1’deki mermi fiziği diğer oyunlara göre biraz daha hızlı bir hale getirildi.
İlk olarak 2008 yılında vatandaşların kullanımına açılan ve günümüzde 6 binden fazla hizmete yer veren e-Devlet, mahkeme işlerinizi halletmenize yardımcı olabilir. Sadece birkaç dakika içerisinde e-Devlet ile Mahkeme Dava Dosyası sorgulama işleminizi gerçekleştirebilirsiniz.
Adalet Bakanlığı tarafından e-Devlet Kapısına sunulan en önemli hizmetlerden birisi mahkeme dosyalarının takip edilebiliyor olmasıdır. e-Devlet’teki bu hizmet sayesinde T.C. kimlik numarasına açılmış tüm davaları tek bir ekrandan görüntülemek ve aynı zamanda detaylı bilgi almak mümkün.
PTT şubesine gitmeden e-Devlet şifre değiştirme işlemi nasıl yapılır? e-Devlet şifresini unuttuysanız ne yapmalısınız?
e-Devlet ile Mahkeme Dava Dosyası sorgulama
Adalet Bakanlığı ve e-Devlet iş birliğinde yürütülen dava dosyası sorgulama işlemi iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamada T.C. kimlik numarasına işlenmiş davaları tek bir ekranda görebilirken, ikinci aşamada ise davalarınız dosyalarını detaylı bir şekilde inceleyebilirsiniz.
e-Devlet Mahkeme Dava Dosyası sorgulama hizmeti sayesinde dava konusunu, tarafları, duruşma tarihlerini, dosyanın hangi aşamada olduğunu, Cumhuriyet Savcısı tarafından incelenip incelenmediğini, kararın çıkıp çıkmadığı ve Temyiz’den dönüp dönmediği öğrenebilirsiniz.
e-Devlet ile Mahkeme Dava Dosyası nasıl sorgulanır diye merak ediyorsanız, hemen aşağıda verdiğimiz adımları takip etmeniz yeterli olacaktır:
Adım 1: e-Devlet Kapısı Kimlik Doğrulama Sistemine giriş yapmanız gerekiyor. Eğer daha önce hesap oluşturduysanız T.C. Kimlik No ve e-Devlet şifresi bölümlerini doldurun. (Şifre almak için bu yazımıza göz atabilirsiniz)
Adım 2: Hesabınıza başarılı bir şekilde giriş yaptıktan sonra açılan ekranda yer alan arama bölümüne “Dava Dosyası Sorgulama (Adalet Bakanlığı)” ifadesini aratın.
Adım 3: Açılan ekranda adınıza açılmış dosyaları görüntüleyebilirsiniz. “Dava Dosyalarım” isimli bu bölümde Adalet Bakanlığına bağlı tüm dosyalarınız görünecektir.
Adım 4: İkinci aşama olan “Temel Dosya Bilgileri” kısmında ise her dosyanın ayrıntılarına ulaşabilirsiniz.
Ek olarak şunu da belirtelim: Adalet Bakanlığı Dava Sorgulama ekranında çıkan dosyalarınıza, İcra Dosyaları ve Yargıtay Başkanlığı Dosyaları dahil edilmiyor.
e-Devlet’in Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü (UYAP) Hizmetleriyle yaptığı anlaşmaya göre İcra Dosyaları için “İcra Dosyası Sorgulama” ve Yargıtay Dosyaları için “Dava Dosya Sorgulama (Yargıtay Başkanlığı)” hizmetine gitmeniz gerekmekte.
e-Devlet ile Mahkeme Dava Dosyası sorgulama işlemiyle ilgili sorularınızı yorumlar kısmından ya da SDN Forum‘da bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Xiaomi’nin alt markası Redmi, Mart 2025’te tanıttığı yeni akıllı telefonu Redmi Note 14S modelini Türkiye pazarına getirdi. Ülkemizde resmen satışa çıkan cihaz, segmentine göre dikkat çekici teknik özellikler sunuyor.
Redmi Note 14S Türkiye’de satışa çıktı
Redmi Note 14S, Türkiye’de iki farklı donanım konfigürasyonu ile raflardaki yerini alıyor. 12 GB RAM ve 512 GB depolama alanına sahip model 19.999 TL, 8 GB RAM ve 256 GB depolama alanlı versiyon ise 17.999 TL fiyat etiketiyle satışta. Renk seçenekleri arasında gece yarısı siyahı, kozmik mor ve okyanus mavisi bulunuyor.
Cihazın ön yüzünde 6,67 inç boyutunda, Full HD+ çözünürlüğünde AMOLED bir ekran yer alıyor. Bu ekran, 120Hz yenileme hızı sayesinde akıcı bir kullanıcı deneyimi sağlıyor. Telefonun işlemci tarafında ise MediaTek imzalı Helio G99 Ultra yonga seti tercih edilmiş.
Apple, iPhone 18 serisinde yeni RAM teknolojisi sunmaya hazırlanıyor. Bu hamle, akıllı telefon sektöründe dengeleri değiştirebilir.
Kamera kurulumu da dikkat çekici diyebiliriz. Arka tarafta 200 MP ana kamera, 8 MP ultra geniş açı sensörü ve 2 MP makro lens bulunuyor. Ön yüzde ise 16 MP çözünürlüğünde bir selfie kamerası mevcut. Redmi Note 14S, günlük kullanımı karşılayacak kapasitede bir 5.000 mAh batarya ile geliyor.
Güvenlik ve bağlantı tarafında ekran altı parmak izi okuyucuya sahip olan cihaz, aynı zamanda Bluetooth 5.2, WiFi 5, NFC desteği ve IP64 sertifikası ile suya ve toza karşı dayanıklılık özellikleri de sunuyor.
Peki siz bu cihaz hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
The Social Network filmi, çıkış yaptığı dönem gündeme bomba gibi düşmüştü. Toplamda 3 Oscar Ödülü kazanan yapım Facebook’un kuruluş sürecinde yaşanan entrikaları anlatıyor. Başrollerinde Jesse Eisenberg, Andrew Garfield ve Justin Timberlake‘in yer aldığı yapımın yönetmenliğini ise David Fincher üstleniyor.
Ünlü sosyal medya uygulamasının kuruluş sürecinde yaşanan karmaşaların dikkat çektiği TheSocial Network, gerçekleri ne denli anlatıyor? Uzun bir süre tartışmaların odağında kalan yapımın olayları doğru anlatıp anlatamadığını sizler için irdelemeye çalıştık.
Social Network gerçekleri çarpıttı mı?
David Fincher‘ın elinden çıkan film, biyografi gibi ele alınsa da bazı açılardan farklı noktalara sahipti. Senarist Aaron Sorkin, senaryoyu yazarken pek çok kez kurguya başvurdu. Bazı karakterlerin rolünü değiştiren başarılı isim, kilit noktalarda gerçek yaşanan olayları farklı tarzda ele aldı. Bunu gerçekleştirme nedeni olarak ise, filme akıcılık kazandırmak ve sıkıcı olmasını engellemek olarak gösterildi.
Mark Zuckerberg’ün Facebook’u kurma motivasyonu farklıydı
The Social Network filminde Mark Zuckerberg’ün Facebook‘u kurma isteği aslında gerçek hayatta o şekilde değil. Yapımda kız arkadaşından ayrılan Zuckerberg (Jesse Eisenberg), intikam hırsı ile LiveJournal isimli blog sayfasına aşağılayıcı ifadeler yazıyor. Bu süreci ardından başarılı isim Facemash‘i kuruyor. Okul içinde kızların konuşulduğu bir site oldukça ilgi görüyor.
Planlarını genişletmek isteyen Mark Zuckerberg, çöpçatanlık sitesi, Thefacebook‘u geliştiriyor. Ancak gerçek hayatta işler tam anlamıyla böyle yürümüyor. Harvard Üniversitesi, Facemash‘i gizlilik haklarının ihlali nedeniyle kısa sürede kapatıyor.
Ceza almaktan yırtan Zuckerberg, daha büyük bir girişim gerçekleştirmek ve dünya genelindeki insanları birbirine bağlamak istiyordu. Hiçbir zaman çöpçatanlık sitesi kurmak istemediğini söyleyen iş adamı, aslında bir şeyler geliştirmekten keyif aldığı için bu yola girdiğini duyurdu. Ancak Hollywood standartlarında bu durumun sıkıcı karşılanacağı için senaryoda değişikliğe gidildiği öğrenildi.
Eduardo Saverin o kadar da masum değil
Filmde önemli bir yere sahip olan Saverin (Andrew Garfield), daha sonradan açtığı dava ile gidişatı hepten değiştiriyor. Oldukça masum gösterilen başarılı iş insanı aslında o kadar da iyi niyetli değilmiş. Senarist Aaron Sorkin‘e danışmanlık yapan Eduardo Saverin görünüşe göre olayları biraz çarpıtmış.
TheSocial Network filminde Sean Parker ile anlaşamadığı için bir nevi dışlanan Eduardo Saverin, daha sonradan hissesinin düşürüldüğünü öğreniyor ve Facebook’a dava açıyor. Ancak Mark Zuckerberg ve diğer kurucu ortaklara göre konu tamamen farklı.
Yatırımcı olarak 1000 dolar ödeyen Saverin, sitenin sunucularda var olmasını sağladı. Ardından Zuckerberg ve Facebook kurucu ortaklarından Dustin Moskovitz, başarılı ismin yanından ayrıldı ve Facebook üzerinde çalışmak için Palo Alto‘ya taşındı. Bu süreçte staj için New York’a giden Saverin de aldığı talimatlar neticesinde şirket kurmak, finansman bulmak ve iş modeli oluşturmak için çalışmalara başladı.
Ancak ilerleyen zamanlarda verilen görevleri yerine getiremeyen iş adamı, bir de üstüne Facebook ile oldukça alakasız reklamları siteye yerleştirerek kendi sonunu getirdi. Mark Zuckerberg‘ün telefonlarını dahi açmayan Eduardo Saverin, daha sonrasında kovuldu ve şirket güvenliği açısından hissesi kesintiye uğradı.
Filmin kötü adamı Sean Parker, gerçekten kötü mü?
Eduardo Saverin‘in etkisiyle farklı anlatılan hikayede olan Sean Parker’a (Justin Timberlake) oldu diyebiliriz. Baştan sona kötü karakter gibi resmedilen iş adamı, aslında en başından beri Facebook‘un iyiliği için çabalıyordu. Saverin’in aksine başarılı hamleler yapan Parker, The Social Network filminde anlatıldığı gibi Zuckerberg ile site kurulmadan önce tanışıyordu.
Verdiği fikirler ile CEO‘yu etkilemeyi başaran Sean Parker, finansman bulma konusunda o kadar başarılıydı ki, ilerleyen süreçte Facebook’un başkanı bile oluvermişti. Yapımda çizilen portföye uymayan iş adamı, 2005 yılında, özel hayatındaki sorunlar nedeniyle görevinden ayrıldı. Ancak Sean Parker, fiili olarak çalışmasa da Mark Zuckerberg‘e yardım etmeye devam etti.
Mark Zuckerberg, TheSocial Network filmini beğenmiyor
Social Network içerisindeki bu değişikliklerden hoşlanmayan iş adamı, eleştirmenlerin aksine filmden adeta nefret ediyor. Yapım ile alakalı yorumlarda bulunan Zuckerberg, geçmişte şu sözleri sarf etti:
Social Network, bizim Silikon Vadisi‘nde gerçekleştirdiğimiz ve kurduğumuz yapıdan çok kopuk. Filmde incitici bulduğum birçok şey bulunmakta.
Her ne kadar ana hikaye örgüsü gerçeklerden uzak olsa da film, pek çok önemli detayı da es geçmeden izleyicilerine sunabilmiş. Facebook’un biyografi filmi olmayı amaçlamayan yapım, genel yapı itibariyle girişimcilik ve iş dünyasını kendi yorumuyla beyaz perdeye sunuyor.
Doksanlı yıllara damgasını vuran eski oyunlar dosyamızda geldik dönemin kategorize edilemeyen en iyilerine. Tabii ki bu oyunları belli kategoriler içine hapsetmek mümkün. Ancak her biri türünün diğer örneklerinden çok daha fazlası. Bu yüzden sizler için doksanlı yıllara damgasını vuran ve kendi yolunu çizen oyunları bir araya getirdik.
Doksanlı yılların en iyi eski oyunları
Dosyamızda , GTA, Driver, Fallout, Tomb Raider ve Worms Armagedon yer alıyor. Yine bunların yanında retro savaş oyunları arasında önemli bir yerde duran Commandos ve Metal Gear Solid‘de bonus olarak listemizde yer aldı.
Dosyamızın önceki bölümlerinde, GTA serisini aksiyon oyunları arasında sayabilirdik. Ancak bugün bile oyun dünyasının dengelerini sarsan oyun için bu fazlasıyla haksızlık olurdu. Tabii ki bu arada GTA’nın en büyük rakibi olan Driver’ı da eklemeden olmazdı. Yine Fallout serisini FRP oyunlar arasında sayılabilirdi. Ancak oynanış açısından FRP olsa da Fallout bundan çok daha fazlası.
Tomb Raider’ı da aksiyon oyunları arasında saymak mümkün olurdu. Ama doğrusu Tomb Raider kendine has bir oynanışa ve oyuncu kitlesine sahip. Worms Armegedon ise doksanlı yılların en ilginç ve en eğlenceli oyunları arasında. Yine bu oyunu strateji oyunları arasında saymak abesle iştigal olacaktı.
Commandos ve Metal Gear Solid ise doksanlı yıllara damgasını vuran eski savaş oyunları arasında en iyileri. Belki de günümüz savaş oyunlarına da ilham veren bu iki oyun, o dönem çocuklarının en iyi zaman geçirme araçları arasındaydı.
Oyun dünyasında açık dünya devrimi: GTA
GTA serisi, ilk oyundan itibaren yeni bir maceranın yolda olduğunun sinyallerini veriyordu. Tamamen kendine has bir dünya yaratan Grand Theft Auto, ilk oyunuyla 1997 yılında karşımıza çıktı.
Daha ilk oyundan itibaren oyunculara geniş bir açık dünya sunan oyun, daha sonrasında ise aksiyon temalı açık dünya oyunlarının öncülerinden biri haline geldi. Oyun ortaya çıktığı doksanlı yılların ortasında, suça teşvik etme suçlamaları ile karşı karşıya kaldı.
GTA serisinin temel özellikleri olan çetelerin çatışmaları, suç örgütleri içerisinde ilerleme gibi temalar ilk oyundan beri Rockstar Games tarafından işlendi. Tabii ki serinin ilk dönemlerinde oyun stüdyosunun adı DMA Design’dı.
İkinci GTA oyunuyla birlikte tam olarak hangi zamanda geçtiği belli olmayan bir GTA dünyasıyla karşı karşıya kaldık. İlk oyunun tepeden bakma hissi tam anlamıyla döneminin ihtiyaçlarına yönelikti. Ancak artık oyun dünyası değişiyor ve üç boyutlu grafikler hayatımıza giriyordu.
İkinci GTA oyunu bu anlamda iki boyutlu yapısıyla hayal kırıklığı yarattı. Ancak oynanış açısından daha ayrıntılıydı. Yine günümüz GTA senaryolarına temel oluşturan ilişki ağları bu oyunda daha fazla kullanıldı. Böylece GTA oyuncu kitlesi yavaş yavaş oluşuyordu.
Her ne kadar GTA, bu iki oyunla doksanlı yılları sallayan oyunlardan olmasa da, GTA 3 ile birlikte açık dünya aksiyon oyunları için yeni bir çağ başladı. Oyun 2001 yılında tanıtıldıktan sonra artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Rockstar Games, GTA 3 sonrası oyun dünyasının ritmini tutan stüdyolar arasına girdi.
Tabii ki bir yıl sonra ortaya çıkan GTA Vice City tüm dengeleri bir anda değiştirdi. Ancak o yıllarda GTA serisinin en büyük rakibi Driver’dı. Bugün adını bile unuttuğumuz oyun, doksanlı yılların en iyi oyunları arasındaydı.
Bu yılın sonlarına doğru tanıtılması beklenen Xiaomi 16 için yeni gelişmeler yaşanıyor. Son raporlar, akıllı telefonun bazı teknik detaylarını gözler önüne seriyor. İşte ayrıntılar!
Xiaomi 16 için yeni bilgiler geldi
Bilindiği gibi geçtiğimiz ay ortaya çıkan raporlar yaklaşan Xiaomi 16 modelinin selefine kıyasla daha büyük bir ekranla geleceğini iddia etti. Fakat, burada spesifik bir detay paylaşılmadı. Bugün yaşanan gelişmeler ise ürünün ekran boyutlarında herhangi bir değişikliğin olmayacağını gösteriyor. Yani son dakika değişikliği olmazsa modelde selefindeki gibi 6,3 inç boyutlarında bir panel yer alacak.
Akıllı telefonun panelinin son derece ince çerçevelere sahip olacağı ve göz koruma özelliklerine sahip olacağı söyleniyor. Bununla birlikte, 50 MP ana sensöre sahip üçlü arka kamera kurulumuyla geleceği söyleniyor. Geçmiş raporlara göre modelde bir periskop telefoto kamera da kullanılacak. Dahası, çok ince bir gövdede ve kendi boyutundaki cihazlar arasında en büyük bataryaya sahip olacağı söyleniyor.
Kullanıcılara fikir vermesi açısından Xiaomi 15’in özellikleri şöyle;
Çıkış
Duyurulma Tarihi
29 Ekim 2024
Durum
Mevcut. Çıkış: 29 Ekim 2024
Gövde
Boyutlar
152.3 x 71.2 x 8.1 / 8.4 / 8.5 mm
Ağırlık
189 / 191 / 192 g
Yapı
Cam ön, alüminyum alaşımlı çerçeve (6M42)
SIM
Nano-SIM + Nano-SIM
IP68 toza/suya dayanıklı (1.5m’ye kadar, 30 dk boyunca)
Microsoft CEO’su Satya Nadella, şirketin yazılım geliştirme süreçlerinde yapay zekanın önemli bir rol oynadığını açıkladı. Nadella’ya göre, Microsoft’un yazılımlarını oluşturan kodların %20 ila %30’u şu anda yapay zeka tarafından yazılıyor. Bu oran, yazılım üretiminde otomasyonun ulaştığı boyutu gözler önüne serdi.
Microsoft, kodlarının yüzde 30’unu yapay zekaya yaptırıyor
Yapay zeka; özellikle tekrarlayan, veri odaklı ve öngörülebilir görevlerde etkin şekilde kullanılıyor. Bu yaklaşım, giriş seviyesi yazılımcı pozisyonlarının azalmasına ve kurumsal verimliliğin artmasına neden oldu.
Ancak sorun yaşanmaması için, yapay zeka tarafından oluşturulan kodlar hala deneyimli geliştiriciler tarafından denetleniyor. Kod üretiminde kullanılan yapay zeka modelleri, farklı programlama dillerinde değişen başarı oranları sergiliyor.
Nadella’nın verdiği bilgiye göre Python dili, yapay zeka üretimi açısından daha başarılı sonuçlar sunuyor. Buna karşılık C/C++ gibi daha düşük seviyeli dillerin otomasyonu daha zor kabul ediliyor. C++, bellek yönetimi gibi kritik alanlarda insan denetiminin önemini artırıyor.
Android 15 tabanlı One UI 7 güncellemesi Galaxy Z Fold 3 modeli için yayınlandı. İşte yeni güncellemeyle ilgili ayrıntılar!
Microsoft’un teknoloji şefi Kevin Scott da, yapay zeka odaklı yazılım geliştirmeye ilişkin uzun vadeli beklentileri paylaştı. Scott’a göre 2030 yılına kadar yazılımlarda kullanılan kodların %95’i yapay zeka tarafından üretilecek.
Bu tahmin, yazılım mühendisliğinin yerini büyük ölçüde otomasyona bırakacağına işaret ediyor. Bu gelişmeler, aynı zamanda sektör genelinde yazılım geliştiriciler arasında iş güvencesine dair endişeleri de beraberinde getirdi.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Birçok site ve uygulama, bildirim, mail veya SMS yoluyla bir şekilde bizlere ulaşıp fırsatları bildiriyor. Uygulama ve mail üzerinden bildirim almak yeterli olurken, sürekli gelen SMS’ler bazen can sıkıcı olabiliyor. Gelen bu SMS’leri tek tek uygulama ve sitelerden engellemek yerine tek bir platform üzerinden halletmek mümkün: e-Devlet. Peki e-Devlet üzerinden istenmeyen SMS engelleme nasıl yapılır?
e-Devlet üzerinden istenmeyen SMS engelleme
Telefonunuza gelen istenmeyen SMS bildirimlerini e-Devlet hesabınız üzerinden engelleme işlemi oldukça basit. Bunun için birkaç adımı takip etmeniz yeterli. Böylece tüm uygulamalara ve sitelere tek tek giriş yapıp Ayarlar kısmından bildirimleri kapatmanıza gerek kalmadan yalnızca tek bir platform üzerinden istenmeyen SMS’lerden kurtulacaksınız.
Adım 2: Ana sayfada görünen e-Hizmetler kısmından Telekomünikasyon Hizmetleri kısmını seçin. “T” harfine geldiğinizde “Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi” seçeneğini göreceksiniz. Dilerseniz buradaki linkten hızlıca sayfaya ulaşabilirsiniz.
Adım 3: Bu kısma geldiğinizde eğer henüz eklemediyseniz, “Yeni İletişim Adresi Ekle” seçeneğinden SMS engelleme işlemi yapmak istediğiniz telefon numarasını hesabınıza ekleyin.
Adım 4: Sonrasında telefon numaranızın yanında görünen işlem kısmından “Onayları Yönet” seçeneğini seçin. Karşınıza size SMS gönderebilen site ve uygulamalar çıkacak.
Adım 5: Buradan dilediğiniz işletmenin SMS ve diğer bildirimlerinin onaylarını yönetebilirsiniz. Böylece SMS alma işlemini engelleyebilirsiniz.
İşte e-Devlet’ten istenmeyen SMS engelleme işlemi bu kadar basit. Artık gereksiz SMS’ler telefonunuza gelmeyecek. Aynı işlemi e-posta adresinize gelen gereksiz elektronik postalar için de uygulayabilirsiniz.
Bu işlem e-Devlet mobil uygulaması üzerinden yapabilir miyim?
Telefonunuza gelen istenmeyen SMS engelleme işlemini bir bilgisayar kullanmadan e-Devlet mobil uygulamasından yapmak çok daha basit bir yöntem. Bunun mümkün olup olmadığına gelecek olursak, maalesef e-Devlet mobil uygulamasında böyle bir hizmet mevcut değil. Bu nedenle yalnızca masaüstü sitesinden gerçekleştirmeniz mümkün.
SMS engelleme işlemi başka yöntemlerle yapabilir miyim?
İstenmeyen SMS’leri engelleme işlemi aynı zamanda İleti Yönetim Sistemi (İYS) aracılığıyla da yapabilirsiniz. İYS resmi websitesinden e-Devlet hesabınız ya da telefon numaranız aracılığıyla giriş yapıp bildirimleri yönetebilirsiniz.
Günümüzde kripto para dünyasına hemen hemen herkes aşinadır. E-posta ile kayıt olmanın, iyi bir parola oluşturmanın ve hesabı doğrulamanın ardından kripto para alıp satmanız mümkündür. Kayıt olma dışında merkeziyetsiz borsa da benzer özellik gösteriyor.
Bugüne kadar kripto para dünyasında, merkezi oyuncular daha baskın hale gelmiştir. Ancak hızlı bir şekilde gelişen farklı teknolojiler sayesinde, merkeziyetsiz alım satımlar için daha fazla araç ortaya çıktı. Bu durumda ise kişilerin aklına ilk olarak ‘Merkeziyetsiz borsa ne demek?‘ sorusu geliyor.
Merkeziyetsiz borsa ne demek?
Merkeziyetsiz borsa (DEX), kullanıcıların aracılara ihtiyaç duymadan birbirleriyle kripto para birimleri alıp satmalarını sağlıyor. Bu borsa, merkezi borsalarda yer alan sorunları çözmeyi hedefler. Merkeziyetsiz kripto para borsası, direkt blokchainde yatırımcıların bağımsız olarak işlem gerçekleştirmesini sağlayan P2P piyasası oluşturur.
Bu gibi borsaların kullanıcıları, üçüncü partiye gerek kalmadan kendi aralarında işlem yapabiliyor. Aynı zamanda merkeziyetsiz hizmetler, otomatik bir şekilde ya da katılımcılar tarafından denetleniyor. Varlıkları güvenliği ise DLT (Dağıtık defter teknolojisi) ile sağlanıyor. Bu alanda en çok tercih edilen blockchain ağları, Ethereum, Graphene ya da diğer kripto para tabanlı ağlardır.
Merkeziyetsiz borsanın avantajları nelerdir?
Merkeziyetsiz borsaların tek kontrol merkezi olmaması ve dağıtık mimarilerden dolayı güçlü yanlara sahiptir. Bu yanlardan ilki güvenliktir. Kullanıcı varlıklarını depolamaması bakımından hacker saldırısı ya da borsanın tamamen çökmesi, fon kaybına neden olmaz. Tek bir kişinin tüm varlıklara ya da veriler erişim sağlayamaması da siber korsanların işini zorlaştırıyor.
Bir diğer avantajı ise borsa içerisinde manipülasyon oluşturacak merkezi yapının bulunmamasından dolayı işlem ve fiyat hacimlerinde sahteciliğin en az seviyede olmasıdır. Merkeziyetsiz borsada kişisel hesaplar bulunmuyor. Bunun için de hiçbir doğrulama gerekmez. Bu nedenle de kişisel verilerin çalınması mümkün değildir.
Merkeziyetsiz borsa, dağıtık mimari borsayı, uluslararası ve yerel yetkililerin müdahale etmesinden koruyor. Böylece hizmet, opsiyonlar ya da konum bakımından kısıtlı hale gelir. Tüm bunlara ek olarak bu borsa, doğrudan sistemde yer alan yeni çeşitlerin oluşturulmasına da imkan sağlıyor. Bu sayede yeni girişimler, büyük platformlarda yer almak için yüksek bir ücret ödemeye gerek kalmadan asgari likidite ile işleme açılıyor.