Sony’nin 2013 yılında piyasaya sürdüğü ve bugüne kadar 117 milyondan fazla satışla oyun dünyasının en başarılı konsollarından biri haline gelen PlayStation 4 için yolun sonu göründü. Şirket, Japonya’daki tüm PS4 modellerinin satışını resmen durdurdu. Sony’nin bu kararı, eski nesil donanımların kademeli olarak terk edilmesi sürecinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
PlayStation 4 satışları resmen bitiyor
PlayStation 4, 2013 yılında Xbox One ile aynı dönemde piyasaya sürülmesine rağmen Sony’nin güçlü oyun kütüphanesi ve donanım avantajları sayesinde büyük bir başarı elde etti. God of War, The Last of Us Part II, Bloodborne, Ghost of Tsushima ve Horizon Zero Dawn gibi birçok efsanevi oyuna ev sahipliği yapan PS4, özellikle tek oyunculu hikaye odaklı yapımlarıyla oyuncuların gözdesi haline gelmişti.
PS4 yalnızca popüler oyunlarıyla değil, aynı zamanda güçlü teknik özellikleriyle de uzun yıllar boyunca rekabetçi kalmayı başardı. 4K çözünürlüğe kadar görüntü desteği sunan PS4 Pro modeli, konsolun ömrünü uzatan önemli bir yenilik olmuştu. Ancak 2020 yılında PlayStation 5’in piyasaya sürülmesiyle birlikte eski nesil donanım, yavaş yavaş arka planda kalmaya başladı.
Gelen son bilgilere göre, küçük ekranlı iPhone devri resmen bitiyor. Bu gelişme, bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı.
Sony, PlayStation 5’in piyasaya sürülmesinin ardından PS4 üretimini aşamalı olarak azaltmaya başlamıştı. Önce PS4 Pro modelinin üretimi durduruldu, ardından standart modelin üretimi sonlandırıldı. Son yıllarda yalnızca PS4 Slim modeli üretilmeye devam etti. Ancak stokların azalmasıyla birlikte Japonya’daki resmi PS4 satışlarının tamamen sonlandırıldığı duyuruldu.
PlayStation 5’in giderek yaygınlaşması ve üretim maliyetlerinin artması, bu kararın alınmasında en büyük etken oldu. Sony’nin elinde kalan son stokları da eritmesiyle birlikte, önümüzdeki dönemde diğer ülkelerde de PlayStation 4 satışlarının tamamen sona ermesi bekleniyor.
vivo, Y300 serisini yeni modeli Y300 Pro+ ile genişletti. Çin’de tanıtılan telefon, büyük bataryası ve fiyat-performans odaklı özellikleriyle dikkat çekiyor. 7300 mAh kapasitesindeki bataryasıyla uzun kullanım süresi sunan cihaz, aynı zamanda 90W hızlı şarj desteği ile geliyor.
Dev bataryalı vivo Y300 Pro+ görücüye çıktı
vivo Y300 Pro+, 6.7 inçlik AMOLED ekranıyla Full HD+ çözünürlük ve 120 Hz yenileme hızı sunuyor. Ekranın maksimum parlaklığı 5000 nit seviyesine ulaşırken, HDR10+ desteğiyle yüksek kaliteli görüntüleme deneyimi sağlıyor.
Telefonun işlem gücünü Qualcomm Snapdragon 7s Gen 3 sağlarken, bellek tarafında 8 GB ve 12 GB RAM seçenekleri bulunuyor. Depolama kapasitesi ise 128 GB’dan başlayarak 512 GB’a kadar çıkabiliyor.
Gelen son bilgilere göre, küçük ekranlı iPhone devri resmen bitiyor. Bu gelişme, bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı.
Kamera tarafında, cihazın arkasında 50 MP çözünürlüğünde Sony IMX882 sensörlü ana kamera ve 2 MP derinlik kamerası yer alıyor. Ön tarafta ise 32 MP’lik bir selfie kamerası bulunuyor. Android 15 tabanlı OriginOS 15 ile çalışan telefon, Bluetooth 5.2, WiFi 6, stereo hoparlörler, NFC ve çift SIM desteği gibi ek özelliklere de sahip.
Cihaz, gümüş, siyah ve pembe renk seçenekleriyle satışa sunuluyor. Fiyatlandırma ise şu şekilde:
8 GB RAM + 128 GB depolama: 247 dolar
8 GB RAM + 256 GB depolama: 275 dolar
12 GB RAM + 256 GB depolama: 303 dolar
12 GB RAM + 512 GB depolama: 344 dolar
vivo Y300 Pro+, sunduğu yüksek batarya kapasitesi ve uygun fiyatıyla kullanıcıların ilgisini çekecek modellerden biri olacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Samsung, Android 16 tabanlı One UI 8.0 güncellemesi üzerindeki çalışmalarını sürdürüyor. Galaxy S25 modelinde görülen performans testleri, yeni sürümün önemli ölçüde hız artışı sağladığını ortaya koydu. One UI 8.0’ın önceki sürüm olan One UI 7.0’a kıyasla, tek çekirdek performansında %30’a varan bir artış sunduğu tespit edildi.
Samsung, One UI 8.0 ile performans artışı vaat ediyor
Ocak ayında tanıtılan Galaxy S25, SM-S931B model numarasıyla Geekbench testlerinde görüntülendi. Yapılan karşılaştırmalarda One UI 7.0 çalıştıran cihazın tek çekirdek testinden 2.314 puan aldığı, aynı cihazın One UI 8.0 ile 3.057 puana ulaştığı görüldü. Çok çekirdek testinde de benzer bir yükseliş kaydedildi. One UI 7.0 ile 9.158 puan alan cihaz, One UI 8.0 ile 9.909 puana çıktı.
Performanstaki bu artışın arkasındaki nedenler henüz netleşmedi. Ancak Samsung’un arayüz optimizasyonlarını ve arka plan süreçlerini daha verimli hale getirerek işlemci ve grafik birimine daha fazla kaynak ayırmış olabileceği düşünülüyor. Güncellemenin daha fazla cihaza yayılmasıyla, performans iyileştirmelerinin günlük kullanıma etkisi daha net bir şekilde ortaya çıkacak.
Gelen son bilgilere göre, küçük ekranlı iPhone devri resmen bitiyor. Bu gelişme, bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı.
One UI 8.0’ın çıkış tarihi konusunda net bir açıklama bulunmamakla birlikte, güncellemenin Google’ın Android 16’yı yayınlamasının ardından kısa bir süre içinde kullanıcılara sunulması bekleniyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yeni güncelleme beklentileri karşılayacak mı? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Apple’ın iOS 19 sürümü üzerinde çalışan ekipler tarafından kullanılan kod adı “Solarium” olarak belirlendi. Mark Gurman’ın yaptığı soru-cevap oturumunda ortaya çıkan bu bilgi, ilk bakışta yeni sürümün tasarım dili hakkında ipucu veriyor gibi göründü. Ancak geçmişteki örnekler, Apple’ın kod adlarının nihai sürümle doğrudan bağlantılı olmadığını gösteriyor.
Apple, iOS 19 sürümünün kod adını seçti
Solarium kelimesi, Merriam-Webster sözlüğüne göre “camla kaplı veranda veya oda” anlamına geliyor. Apple’ın WWDC 2025 etkinliği için kullandığı buzlu cam efektli görseller ve Vision Pro’dan esinlendiği belirtilen kullanıcı arayüzü değişiklikleriyle birlikte bu kod adı, bazı kesimler tarafından iOS 19’un tasarımına dair bir işaret olarak yorumlandı. Ancak Apple’ın geçmişteki sürümler için belirlediği kod adlarına bakıldığında, bunların doğrudan bir anlam taşımadığı görülüyor.
Ortaya çıkan bilgilere göre, iOS 18’in kod adı “Crystal”, iOS 17’nin ise “Dawn” olarak belirlenmişti. iOS 12 için “Peace” adı kullanılırken, iOS 7 büyük bir arayüz değişikliğiyle gelmesine rağmen “Innsbruck” adını taşıyordu.
Gelen son bilgilere göre, küçük ekranlı iPhone devri resmen bitiyor. Bu gelişme, bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı.
Apple’ın bir dönem kış tatil beldelerinden ilham alarak isimlendirme yaptığı bilinse de, bu kod adlarının geliştirme sürecinin başında belirlendiği ve genellikle nihai sürümle doğrudan bir bağlantısının olmadığı vurgulanıyor.
Apple’ın WWDC grafiklerinde tasarım değişikliklerine dair ipuçları verdiği düşünülse de, kod adları uzun zamandır herhangi bir bilgi içermiyor. Şirketin gizlilik politikaları göz önüne alındığında, yeni sürümle ilgili önemli detayları doğrudan kod adına yerleştirmesi beklenmiyor.
OpenAI, SoftBank liderliğinde gerçekleşen 40 milyar dolarlık yeni yatırım turuyla değerlemesini 300 milyar dolara çıkardı. CNBC’ye göre, bu yatırım turu özel bir teknoloji şirketi için şimdiye kadar gerçekleştirilen en büyük fonlama oldu.
OpenAI, tam 40 milyar dolar daha yatırım alıyor
OpenAI, yatırımın 10 milyar dolarlık kısmını hemen alacak. SoftBank, 7,5 milyar dolar yatırım yaparken, geri kalan 2,5 milyar dolar ise bir yatırımcı konsorsiyumu tarafından sağlanacak. CNBC’nin haberine göre, kalan 30 milyar dolarlık fonun yıl sonuna kadar aktarılması planlanıyor. Ancak bunun gerçekleşmesi için şirketin resmi olarak kar amacı güden bir yapıya dönüşmesi gerekiyor. Aksi halde OpenAI, anlaşmanın dörtte birini kaybedebilir.
Bu yatırım, OpenAI’nin geçtiğimiz aylarda duyurduğu Stargate girişiminin ardından geldi. Şirket, SoftBank, Oracle ve Abu Dabi fonu MGX’in desteğiyle önümüzdeki dört yıl içinde 500 milyar dolarlık devasa yapay zeka veri merkezleri inşa etmeyi planlıyor.
Gelen son bilgilere göre, küçük ekranlı iPhone devri resmen bitiyor. Bu gelişme, bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı.
OpenAI, hız kesmeden büyümeye devam ederken, CEO Sam Altman pazartesi günü yaptığı paylaşımda, şirketin yalnızca bir saat içinde 1 milyon yeni kullanıcı kazandığını duyurdu. Bu büyümede, ChatGPT’ye eklenen ve Studio Ghibli tarzında görseller üretebilen yeni “Images” özelliğinin viral hale gelmesinin etkili olduğu belirtiliyor. Altman çarşamba günü yaptığı açıklamada, şirketin önümüzdeki aylarda daha güçlü bir açık ağırlıklı dil modeli yayınlayacağını da duyurdu.
OpenAI, ChatGPT’nin şu anda haftalık 500 milyon kullanıcıya hizmet verdiğini açıkladı. Ancak şirketin hızlı büyümesine rağmen büyük miktarda nakit harcamaya devam ettiği biliniyor. Bloomberg’e göre, OpenAI bu yıl 12,7 milyar dolar gelir elde etmeyi bekliyor.
Geçen yıl 3,7 milyar dolar olan yıllık gelirine kıyasla büyük bir artış yaşanırken, şirketin nakit akışında pozitif duruma geçmesinin 2029’u bulacağı tahmin ediliyor. 2029’a gelindiğinde ise OpenAI’nin gelirinin 125 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Fransa Rekabet Kurumu, Apple’ın 2021’de devreye aldığı App Tracking Transparency (ATT) sistemi nedeniyle şirketi 150 milyon euro (yaklaşık 162,4 milyon dolar) para cezasına çarptırdı. Kurum, Apple’ın bu sistem üzerinden mobil uygulama pazarındaki hakimiyetini kötüye kullandığını ve küçük yayıncıların gelir elde etmesini zorlaştırdığını tespit etti.
Fransa, Apple’a tam 162 milyon dolar ceza kesti
ATT, iOS geliştiricilerinin kullanıcıları takip edebilmesi için iki ayrı izin penceresi göstermesini zorunlu kılarken, Apple’ın kendi uygulamaları için benzer bir izne yalnızca tek bir dokunuşla onay verilmesine olanak tanıyor. Bu durum üçüncü taraf uygulamalar için kullanıcı izni almayı daha karmaşık hale getirirken, Apple’ın kendi hizmetleri için daha basit bir süreç sunmasına neden oluyor.
Uygulama geliştiricileri ve reklam gelirine dayalı çalışan şirketler, ATT’nin devreye alınmasının ardından büyük zarar gördü. Financial Times’ın raporuna göre Snapchat, Facebook ve X gibi platformlar bu değişiklik nedeniyle yaklaşık 10 milyar dolar gelir kaybına uğradı. Fransa Rekabet Kurumu da ATT’nin kullanıcı gizliliğine olası katkılarını sorgulamak yerine, sistemin küçük ölçekli yayıncılar için orantısız şekilde zararlı olduğunu tespit etti.
Gelen son bilgilere göre, küçük ekranlı iPhone devri resmen bitiyor. Bu gelişme, bazı kullanıcıları hayal kırıklığına uğrattı.
Apple, ATT’nin tüm geliştiriciler için tutarlı bir sistem sunduğunu ve kullanıcı gizliliğini koruma amacı taşıdığını savunuyor. Şirketin sözcüsü Shane Bauer, sistemin açık ve anlaşılır bir şekilde kullanıcıları bilgilendirdiğini ve dünya genelinde tüketicilerden, gizlilik savunucularından ve veri koruma otoritelerinden destek aldığını belirtiyor.
Fransa Rekabet Kurumu, Apple’a sadece geçmiş döneme yönelik bir para cezası verdi. Şirketin ATT sistemini değiştirmesi veya kaldırması yönünde bir yaptırım uygulanmadı. Ancak Apple, yedi gün boyunca resmi internet sitesinde kurumun kararının özetini yayımlamak zorunda kalacak.
Apple’ın geçtiğimiz yıl kullanıcıların beğenisine sunduğu iPhone 16 Pro Max modeli teknik özellikleriyle olumlu geri dönüş alsa da fiyat gibi konularda soru işaretlerine neden olabiliyor. Peki, Türkiye’de 100 bin TL ve globalde 1.200 dolardan başlayan fiyatlarla satılan akıllı telefonun üretim maliyeti tam olarak ne kadar?
iPhone 16 Pro Max’in üretim maliyeti ne kadar?
Güvenilir sektör kaynaklarına göre, 256 GB depolamalı iPhone 16 Pro Max’in üretim maliyeti 485 dolar seviyelerinde. Bu, telefonun globaldeki satış fiyatının üçte birine işaret ediyor. Bunu dolar/TL bazını göz önüne alarak hesapladığımızda ise karşımıza 18 bin 430 TL’lik bir maliyet çıkıyor.
Rapora göre, telefonun en pahalı bileşenleri ekran ve kamera sistemi. Arka kamerasistemi ise tek başına toplam üretim maliyetinin yüzde 16’sını oluşturuyor. Bununla birlikte, modele güç veren A18 Pro işlemcisinin selefinde kullanılan A17 Pro’ya kıyasla yalnızca 5 dolar daha pahalı olduğu belirtiliyor.
Bellek ve depolama maliyetlerinde de önceki modele göre 5 dolarlık bir artışın söz konusu olduğu ifade ediliyor. Batarya fiyatı ise 15 dolar seviyelerinde yani aynı kaldığını söyleyebiliriz.
Kullanıcılara fikir vermesi açısından, iPhone 16 Pro Max’in özellikleri şöyle;
iPhone 16 Pro Max
Özellikler
Ağ
GSM / CDMA / HSPA / EVDO / LTE / 5G
Gövde
-Boyutlar: 163 x 77.6 x 8.3 mm -Ağırlık: 225 g -Malzeme: Corning cam ön ve arka, Titanyum çerçeve (grade 5) -SIM: Nano-SIM ve eSIM, Çift SIM seçenekleri -IP68 suya/toza dayanıklı (30 dk boyunca 6m derinlikte)
Ekran
-LTPO Super Retina XDR OLED, 120Hz, HDR10, Dolby Vision -Boyut: 6.9 inç (~%92 ekran/gövde oranı) -Çözünürlük: 1328 x 2878 piksel (~460 ppi) -Koruma: Seramik Kalkan cam -Her zaman açık ekran
Platform
-İşletim Sistemi: iOS 18 -Yonga Seti: Apple A18 Pro (3 nm) -CPU: Altı çekirdek -GPU: Altı çekirdek
Depolama – RAM
256GB, 512GB, 1TB – 8GB RAM
Ana Kamera
-48 MP (geniş), f/1.8, 24mm, 1/1.28″, 1.22µm -12 MP (telefoto 5x zoom), f/2.8, 120mm, 1/3.06″, 1.12µm -48 MP (ultra geniş), f/2.2 0.7µm -TOF 3D LiDAR tarayıcı (derinlik) -Çift LED flaş, HDR, 4K video kaydı, Dolby Vision HDR, ProRes, 3D (mekansal) video
Ön Kamera
-12 MP (geniş), f/1.9, 23mm, 1/3.6″, SL 3D derinlik sensörü -HDR \n Video: 4K ve 1080p, gyro-EIS
Ses
Stereo
Bağlantı
-Wi-Fi 802.11 a/b/g/n/ac/6e/7 -Bluetooth 5.4 -GPS (L1+L5), GLONASS, GALILEO, BDS, QZSS, NavIC -NFC, USB Type-C 3.2 Gen 2, DisplayPort
Diğer Özellikler
-Face ID, ivmeölçer, jiroskop, yakınlık sensörü, pusula, barometre -Ultra Geniş Bant 2, Uydu üzerinden Acil SOS
Batarya
Li-Ion 4676 mAh
Renkler
Siyah Titanyum, Beyaz Titanyum, Mavi Titanyum, Doğal Titanyum
Apple cihazlarının uzun yıllardır çok fazla satmasının en önemli sebeplerinden birisi Apple ekosistemi içerisinde bulunmasıdır? Peki Apple’ın iPhone, iPad, Apple Watch, Mac, Apple TV, iPod ve HomePod gibi cihazları arasında mükemmele yakın bir uyum ile çalışmasını sağlayan Apple ekosistemi özellikleri nedir?
Cihazların ekosistemi nedir ve ne işe yarar?
Uzun zamandır cihazlar arasındaki ekosistem konusunda lider olarak Apple oturuyor. Bir markanın cihazları arasında yazılım ve donanım gibi yollar ile iletişim kurmasına ekosistem denir. Entegrasyon ile cihazlar birbirleri arasında iletişim kurabilir ve kullanıcıya çok daha iyi bir hizmet sunar.
Telefonunuzda bir e-posta yazmaya başladınız ve siz telefon yerine tabletten devam etmeye karar verdiniz. Tabletinize geçtiğiniz anda telefondaki taslağa anında tabletinizden ulaşmanız aynı ekosistemin özellikleri arasında yer alıyor.
Apple ekosistemi uyumluluk konusunda en çok tercih edilen cihaz ekosistemleri arasında yer alıyor. Lakin özellikle son yıllarda Samsung ve Huawei ekosistem konusunda Apple ile aynı seviyeye gelmeyi başardı. Özellikle Huawei, Apple’ın AirDrop özelliğini Huawei Share adıyla çok daha güçlü olarak piyasaya çıkardı. Peki, Apple’ın yıllardır çok övülen ekosistem özellikleri ve işlevleri nedir?
Apple ekosisteminin özellikleri nedir?
1. iCloud
Apple tarafından iCloud ilk olarak 2011 yılının Haziran ayında kullanıcıların karşısına çıktı. Temel olarak iCloud için Google Drive gibi denilebilir. Kullanıcıların dosyalarını yedekleyebilecekleri ve bu dosyalara cihazları veya web sitesi üzerinden ulaşabileceği bir platform.
iCloud aynı zamanda Apple cihazların kalbi gibi görülebilir ve ekosistemin temelini oluşturmaktadır. Çünkü sadece iCloud hesabına bağlı cihazlar birbirleri ile tam olarak iletişim kurabilir. Temel olarak iCloud e-posta, takvim, fotoğraflar ve belgeler gibi birçok dosyayı Apple cihazları arasında senkronize eder.
2. AirDrop
Apple kullanıcılarının en çok sevdiği özelliklerden birisi olan AirDrop’da aynı iCloud gibi 2011 yılının Haziran ayında kullanıcıların hayatına iOS 7 ile birlikte girdi. AirDrop iCloud, Bluetooth ve Wi-Fi gibi ağlar ile özel bir yazılım kullanarak dosyaları hızlıca ilk olarak iOS’den macOS’e aktarmayı sağladı.
Yıllar içerisinde Apple, Apple ekosistemi içerisinde AirDrop’u geliştirdi ve yüksek boyutlu dosyalarda daha hızlı aktarım yapmayı sağladı. Geliştirilen AirDrop ile birlikte en son gelinen aşamada kullanıcıların aktarım sıralarında bağlantısının kesilmesi durumda cihazlar bağlı oldukları herhangi bir ağı ya da kullanım imkanı varsa cihazdaki hücresel veri bağlantısını kullanıyor.
3. Siri
Kullanıcılara göre Apple Siri gibi sesli asistanlarda halen tahtın birincisi konumunda. Siri gibi Apple ekosistemine entegre asistanlar cihaz üzerinde sesli bir kontrol sağlamaya yarıyor. Siri ile kullanıcı sadece talep ederek herhangi bir ayarı kapatabilir ve açabilir, bir kişiye mesaj gönderebilir, birisini arayabilir, Apple’ın HomeKit ağına bağlı cihazları kontrol edebilir.
Siri ise Apple tarafından 2011 yılının Ekim ayında iPhone 4S ile piyasaya sürüldü. 2016 yılında 1. Nesil HomePod ile daha çok güçlenen Siri, HomeKit ağına bağlı olan tüm cihazları da tek başına kontrol etme yeteneğini de kazandı. Diğer markalara bakıldığında Google tarafında Google Asistan, Samsung tarafında ise Bixby kullanıcıların karşısına çıkıyor. Apple ekosistemi içerisinde bulunan kilit özelliklerden biriside Siri oluyor.
4. iMessage
iMessage temel olarak sadece Apple ekosistemi içerisindeki WhatsApp olarak değerlendirilebiliyor. Sadece Apple kullanıcılarını kapsayan ve temel ağ olarak iCloud’u kapsayan iMessage, Apple cihazları arasında internet üzerinden anlık mesajlaşmayı mümkün kıldı.
Apple cihaz kullanıcıları internet üzerinden birbirlerine SMS/MMS ücreti ödemeden resim, video ve metin mesajı veya sesli mesaj gönderebildiler. iMessage’de Siri ile aynı zamanda yani Ekim 2011’de Apple tarafından tanıtıldı.
5. Handoff
Birçok kullanıcının Apple ekosistemi içerisinde en çok sevdiği özellik ise Handoff oluyor. Handoff ile birlikte bir Apple kullanıcısı iPhone üzerinden yazdığı e-postaya ya da okuduğu habere anında iPad ya da Mac gibi cihazlarından devam edebiliyor.
Handoff ise 2014 yılının Haziran ayında ilk olarak iOS 8 ile birlikte mobil cihazlar için, macOS X Yosemite ile birlikte ise Mac bilgisayarlar için tanıtıldı. Son zamanlarda Google, Samsung ve Huawei gibi birçok marka ise kendi altyapıları ile Handoff tarzı bir sistem ile kullanıcılara bu hizmeti sunmaya başladılar.
6. Continuity (Süreklilik)
Continuity yani Süreklilik ismi çok fazla duyulmamış olsa da Apple ekosistemi içerisinde iCloud’dan sonra ikinci önemli faktör olma özelliğini taşıyor ve temeli FaceTime ve iMessage’a dayanıyor. Apple cihazları arasında bulunan bu iki uygulama ile iPhone’da bulunan tüm mesajlar aynı iCloud ağına bağlı iPad ya da Mac üzerinden görüntülenebiliyor.
Aynı şekilde iPhone’a gelen aramalarda aynı şekilde eşzamanlı olarak Mac ya da iPad’e aktarılabiliyor. Bu sayede kullanıcı o sırada hangi cihazını kullanıyorsa işlerini bu sayede devam ettirebiliyor.
Handoff temeline sahip bu özellik ile birlikte kullanıcılar aynı şekilde iPad, Mac, iPhone vb. cihazları üzerinde kopyaladıkları yazı, resim, video gibi dosyaları da kopyala-yapıştır yöntemi ile birbirleri arasında paylaşabiliyorlar. Bu özellikle Handoff ile birlikte Haziran 2014’te iOS 8 ve macOS X Yosemite ile birlikte tanıtıldı.
7. Apple Pay
Apple Pay, Apple’ın NFC temeli ile temassız ödeme desteğidir. Hali hazırda sınırlı ülkeler tarafından desteklenen Apple Pay, Apple Wallet üzerine kaydedilen banka kartı (debit kart), kredi kartı veya ön ödemeli kartlar ile ödeme yapmaya yarıyor.
iPhone 6 üzeri bir iPhone veya Apple Watch kullanıcısı telefonunu temassız ödeme yapmayı destekleyen bir pos cihazına yaklaştırıyor ve ardından ödeme Apple Wallet üzerine kayıtlı olan kart üzerinden alınıyor.
Apple ekosistemi içerisinde dahil olan kısım ise Apple Pay ile ödeme desteği sunan web sitelerinde kullanıcının Mac veya iPad gibi diğer cihazlarından işlem yaparken sadece Apple Pay ile öde seçeneğine basmasının yeterli olması oluyor.
Apple Pay ödemeyi kullanıcının tanımlı kartından alıyor. Böylelikle Apple Pay ile ödeme yapılırken kullanıcının kart bilgilerinin çalınması riski büyük oranla azalıyor. Aynı şekilde Apple Pay sistemi kullanıcının kart numarasını değiştirerek kullanıcıyı tekrardan koruyor.
Apple Pay ise ilk olarak Eylül 2014’te kullanıcıların karşısına çıktı. Ancak Apple, bu yazının yazıldığı tarihte telefonların NFC çipinin bankalar gibi 3. parti uygulamalar tarafından kullanılmasına izin vermiyor. Apple Pay’in destekli olduğu ülkelere ise buradan ulaşılabiliyor.
8. Apple Watch ve iPhone entegrasyonu
Apple, Nisan 2015’te Samsung’un Galaxy Gear akıllı saatine karşı ilk Apple Watch’ı tanıttı. İlk Apple Watch özellikle telefondaki Watch uygulaması ile iPhone ile birlikte güçlü bir entegrasyona sahipti. İlk Apple Watch kalp atış hızını ölçüp Apple’ın Sağlık uygulamasına kaydediyordu.
Ancak akıllı saatin Apple ekosistemi içerisine ilk dahil oluşu Apple Pay ile gerçekleşti. Apple Watch, iPhone üzerinden gelen bildirimleri ve aramaları gösterebilme özelliğine sahipti ancak aynı zamanda temeli iCloud olan sistem ile telefondaki Apple Wallet yani Cüzdan uygulamasına erişebiliyor ve kullanıcının Apple Pay içerisine kaydettiği kartı Apple Watch üzerinden ödeme yapmak için kullanmaya izin veriyordu. Zaman içerisinde gelen güncellemeler ile birlikte kullanıcılar Apple Watch ile Mac ve iPhone cihazlarının kilitlerini açabilecek entegrasyona sahip oldular.
9. AirPods ve Hızlı Cihaz Bağlantısı
Apple, Eylül 2016’da ilk AirPods’u piyasaya sürdü. Gelişen Bluetooth teknolojilerinin desteği ile beraber AirPods kablosuz kulaklıkları da sistem içerisine dahil etmeye başladı. Apple ekosistemi içerisine katılan AirPods’lar yine ekosistem içerisinde bulunan cihazlara hızlıca bağlanma özelliğine sahip. Kullanıcı bir defa AirPods’unu iPhone’u üzerine bağladığında kullanıcının kulaklığını tekrardan iPad veya Mac üzerine bağlamasına gerek kalmıyor. Hızlı Cihaz Bağlantısı özelliği sayesinde Apple ekosistemi içerisine dahil olan kulaklık diğer cihazlara da otomatik olarak bağlanabiliyor.,
10. Universal Control (Evrensel Kontrol)
Apple’ın 2020 yılında Intel’i bırakıp ARM mimarili M1 işlemciyi kullanmaya başlamasının ardından şirket, iPad cihazlarına da yeni Apple M1 işlemcisini entegre etmeye başladı. Bunun ardından birçok kullanıcı bilgisayar gücünde olma potansiyeli olan iPad cihazları kullanmaya başladı. Şirket, 2022 yılında macOS Monterey ve iPadOS 15 ile birlikte hem Mac hem de iPad cihazlara Universal Control yani Evrensel Kontrol özelliğini getirdi.
Xiaomi’nin son işletim sistemi HyperOS 2 yayınlandı: Apple ekosistemine uyum, Süper Xiao AI ve daha fazlası geldi.
Evrensel Kontrol özelliği bir Mac ve iPad arasında fare ve klavye paylaşımını mümkün kıldı. Kullanıcılar bir cihazdan diğerine sürükleyip bırakma işlemlerini de yapabilmeye başladı. Bu özellik yine cihazların aynı iCloud ağı üzerinden Apple ekosistemi içerisine katılması ile mümkün oluyor.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın.
Gündelik hayatımızın her alanında artık akıllı telefonlar var. Her anımızda kullandığımız bu cihazlarla birlikte yeni sorunlarda hayatımıza eklendi. Mesela pil ömrü. Bununla alakalı telefon üreticileri her geçen gün daha fazla yenilik getiriyor. Ancak kullanıcılarında daha uzun pil ömrü için bilmesi gereken bazı ufak detaylar var. İşte sizler için “6 adımda Android pil ömrünü arttırma” rehberimiz…
Android pil ömrünü artırmak için izlenmesi gereken 6 adım!
1-Bloatware’den Kurtulun
Öncelikle bloatware nedir onu cevaplayalım. Bloatware gereksiz yer kaplayan ve içinde bulunduğu sistemin bellek veya RAM belleği kullanımını yükselterek performansı düşüren yazılımlardır. Yani telefonunuzu hem yoran hem yavaşlatan hem de pil ömrünü tüketen uygulamalar. Bazı uygulamalar bunu siz fark etmeden arka planda yapar. Bu yüzden telefonunuzda kullanmadığınız tüm uygulamaları kaldırın.
2-Pil tasarrufu döngüsünden kurtulun
Artık tüm telefonlarda birer güç tasarrufu modu bulunmakta. Bu modlar telefonunuzdaki bazı işlevleri sınırlayarak ve sonrasında da arka plandaki tüm uygulamaların çalışmasını durdurarak pil ömrünüzü arttırır. Ancak bu arka plandaki uygulama kapatılması sürekli olarak devam ettiği taktirde pil ömrünüzü tüketir. Bu yüzden sürekli açık kullanmamak en doğru çözüm olacaktır.
SDN Cevaplıyor canlı yayını ile karşınızdayız. Bu hafta da yaklaşık 30 dakika boyunca sizlerden gelen soruları yanıtlıyoruz.
3-Optimize edilmemiş uygulamalardan kaçının
Hepimiz telefonlarımızda app marketlerinden 3. taraf uygulamalar indiriyoruz. Ancak bu indirdiğimiz uygulamaların iyi optimize edildiklerinden emin olmamız gerekiyor. Çünkü iyi optimize edilmeyen uygulamaların arka planda çalışma süreleri daha da uzuyor ve pil ömrünü tüketiyor.
4-Android telefonunuzu güncel tutun
Evet güncel durumda tüm android cihazların en iyi güncellemeyi aldıkları söylenemez ancak mümkün olduğunca cihazınızın en güncel android sürümünde kalmasını sağlayın. Çünkü uygulamalar bir önceki adımda da bahsettiğim optimizasyon olayını en iyi şekilde son sürüm cihazlarda yapabilmekte. Bu sayede pil ömrünüzde artış elde edebileceksiniz.
5-Android cihazınızda mümkün olduğunca Wi-Fi ağlarını kullanın
5G gibi ağlar yeni yeni hayatımıza girmekte ve oldukça hızlılar ancak bu şebeke servisleri arka planda sürekli açık olarak pil ömrünüzü tüketmekte. Wi-Fi imkanına sahip olduğunuz ortamlarda cihazınız Wi-Fi ağlarına bağlı kalsın. İmkan olmadığı takdirdeyse mobil veriyi sürekli açık tutmayın. Telefonunuzla uzun süre ilgilenemeyecekseniz mobil veriyi kapatın
6- Kullanılmadığında bluetooth, NFC, konum, mobil veri ve hotspotu devre dışı bırakın
5. madde ile benzer nitelikte olan bu madde de telefonunuzun pil ömrünü tüketen en büyük canavarları durduracaktır. Kullanmadığınız takdirde Bluetooth, NFC, konum, mobil veri ve hotspot u devre dışı bırakın. Çünkü bu donanımlar sürekli aktif olmaları gerektiği için siz telefonunuzu kullanmıyorken de arka planda açık kalacaktırlar. Bu da pil ömrünüzü tüketecek bir diğer durumdur.
Peki sizce android pil ömrünü arttırmak için yapılabilecek diğer adımlar nelerdir? Siz bunlardan başka hangi adımları kullanıyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyoruz!
Samsung, son dönemde çıkardığı telefonlar için 6-7 yıl güncelleme desteği sunsa da eski modeller bu kapsama girmiyor. Hatta kısa süre önce Galaxy A02s, A12 ve W21 5G için destek sona erdi. Peki, şu anda hangi modeller güncelleme almaya devam ediyor? İşte Samsung’un güncelleme desteği sunduğu tüm modeller!
Samsung’un güncelleme desteği verdiği tüm modeller
Samsung, Ocak 2024’te Galaxy S24 serisini tanıtırken güncelleme politikasını önemli ölçüde iyileştirdi. Yeni açıklamaya göre serideki üç model, yedi yıl boyunca Android, One UI ve güvenlik güncellemeleri alacak. 22 Ocak’ta duyurulan Galaxy S25 serisinin de aynı desteği alacağını söylemek mümkün.
Serinin 2031 yılında çıkması beklenen Android 22 sürümüne kadar desteklenmesi söz konusu. Ayrıca bu süreçte düzenli güvenlik güncellemeleri ve One UI yamaları da kullanıcılara sunulacak.
Samsung bu planı yalnızca Galaxy S25 modelleri için değil yeni dönemdeki tüm amiral gemileri için uygulayacak. Ayrıca, Galaxy A16 5G sonrası çıkan orta segment modellerin de altı yıl güncelleme alacağını belirtelim.
Aylık güncelleme alan modeller
Galaxy Z Fold3 5G, Galaxy Z Flip3 5G, Galaxy Z Fold4, Galaxy Z Flip4, Galaxy Z Fold5, Galaxy Z Flip5, Galaxy Z Fold6, Galaxy Z Flip6, W23, W23 Flip, W24, W24 Flip, W25, W25 Flip, Galaxy Z Fold Special Edition
Neredeyse hemen her gün yeni bir Android telefon piyasaya sürülüyor. Ve birçoğu da kullanıcılar tarafından beğenilip satın alınıyor. Peki yeni aldığınız Android cihazınızı tam verimle kullandığınıza emin misiniz? Değilseniz bu haber tam size göre. İşte yeni aldığınız Android telefonları en verimli şekilde kullanmak için yapmanız gerekenlerin listesi…
Yeni aldığınız Android telefonları en verimli şekilde kullanmanız için yapmanız gerekenler!
1- En önemli adım ilk kurulum!
“İlk kurulumda ne varki?” sorularınızı duyar gibiyiz. Belki de sadece bir Wi-Fi ağına bağlamak ve yeni bir Google hesabı oluşturmak için yapılması gereken bir işlem olarak görüyor olabilirsiniz. Ancak durum öyle değil. Cihazların ilk kurulumunda önemsiz görerek atladığınız birçok izin aslında telefonunuzun sınırlarını belirliyor.
O yüzden verdiğiniz izinlere ve yaptığınız kurulum tercihlerine dikkat edin. Kurulum esnasında size sorulan ve cihazları grafik yönünden zorlayacak tema, duvar kağıtları, widget seçeneklerini abartmadan cihazı yavaşlatmayacak ölçüde tercihler yapın. Aksi halde güç tuşuna bastıktan 5 dakika sonra açılan bir cihaza sahip olabilirsiniz.
2- Yazılım güncellemelerine dikkat!
Birçok kullanıcı yazılım güncellemelerinin direkt telefonu yavaşlattığını düşünür. Bu aslında iki yönden incelenmesi gereken bir olgudur. O yüzden cevabı hem evet hem hayırdır. Telefonunuzu olabildiğince güncel tutun ancak güncelleştirme ardından tekrar ayarlarınızı yapmayı unutmayın. Bu sayede telefonunuzu yavaşlatan bir güncelleme yerine tam performans çalışmasını sağlayan bir güncelleme indirmiş olacaksınız.
3- Tema ve duvar kağıdı ayarları!
Android, iOS işletim sistemine göre bu konuda oldukça cömert. Android cihazlara birçok farklı tema yüklenebiliyor. Fakat burada dikkat etmeniz gereken hususlar var. Bazı tema seçenekleri fazla grafik içeriğine sahip olduğundan cihazlarınızı yavaşlatıyor. Ancak gerçekten optimum çalışan temaları bulmak çokta zor değil. Bu temaları tercih etmeniz halinde gerçekten hem hızlı hem de size özel bir cihaza sahip olabilirsiniz.
4- Uygulama izinlerine dikkat!
Bazı uygulamalar veri tabanları oluşturmak ve reklam tercihlerinizi takip etmek için arka planda sürekli çalışır. Ve bu izinleri uygulama kurulurken sizden ister. Birçok kullanıcı okumadan bu izinleri verip bir an önce uygulamayı kurmak ister. Ancak bu oldukça tehlikeli ve telefonunuz için yorucu bir durum.
Öncelikle birilerinin sizi sürekli takip etmesi tahminimizce oldukça rahatsız edici olmalı. İkinci husussa bu uygulamalar siz onu kapatsanız da onlar arka planda çalışmaya devam edeceklerdir. Bu yüzden verdiğiniz uygulama izinlerine dikkat edin.
5- Gereksiz her şeyi temizleyin!
Gerekli ayarlamaların yapılmasından belki de daha önemli olan cihazınızın temiz olması. Mesela gereksiz uygulamalar. Kullanmadığınız uygulamaları cihazınızın ekran süresinden tespit edebilirsiniz. Bu uygulamaları kaldırın. Ardından galeri, dosyalar, indirilenler klasörlerini de temizleyin. Daha az RAM tüketimi daha fazla hız demektir.
Akıllı telefonlarda daha fazla özelleştirmeye yarayan Android geliştirici seçenekleri arasında değiştirilmesi gereken ayarlar hangileri?
Peki siz Android telefonları en verimli şekilde kullanmak listemizi beğendiniz mi? Görüşlerinizi yorumlar bölümünde belirtmeyi ve alt taraftaki linklerden ShiftDelete.Net YouTube kanalını ziyaret etmeyi unutmayın…
Dijital dönüşümün en büyük getirilerinden biri de kripto paralar oldu. Günümüzde önemli bir kazanç kapısı ve yatırım aracı olarak görülen bu varlıklar doğru hamlelerle yatırımcılarına ciddi kazançlar sağlayabiliyor. Peki, bir yıl önce 10 bin TL’lik Ethereum alsaydınız bugün ne kadar kazancınız olurdu?
Not: Bu haber ve içerisindeki detaylar yatırım tavsiyesi değildir, sadece kripto paranın son durumu hakkında bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır.
Ethereum değeri bir yıl önce ne kadardı?
Bu soruyu yanıtlamak için kripto paralarla ilgili detaylı veriler sunan CoinMarketCap platformunu baz alalım. Makalenin yazıldığı tarihten bir yıl geriye gittiğimizde, yani 1 Nisan 2024’te, ETH/USDT grafiğine göre Ethereum’un 3.500 dolar seviyelerinde olduğunu görüyoruz. Bu dönemin piyasanın oldukça dalgalı olduğu ve değişikliklerin yaşandığı bir sürece denk geldiğini belirtelim.
Ethereum’un 1 Nisan 2025‘teki değeri, ETH/USDT grafiğine göre 1.855 dolar. Yani kripto para bir yıllık süre içinde yüzde 47‘lik bir değer kaybı yaşamış oluyor. Bir yıl önce ETH satın alan yatırımcı da bu süre zarfında herhangi bir alım veya satım işlemi yapmadıysa aynı oranda zarar ediyor.
Tabii burada dolar ve TL ilişkisini göz önünde bulundurmalıyız. Zira son dönemde TL, dolar karşısında büyük bir kayıp yaşadı. 1 Nisan 2024‘te 32,26 TL tekabül eden 1 doların şimdiki değeri ise 38 TL. Yani bir yıl önce 10 bin TL’lik ETH satın almış olsaydık, kripto varlığa tamı tamına 310 dolar yatıracaktık.
Ethereum’un bu süreçte yüzde 47‘lik değer kaybetmesi nedeniyle bugün 164 dolarlık bir yatırımımız olacaktı. Bu da güncel dolar kuruyla hesaplandığında 6 bin 200 TL‘ye denk geliyor. Yani kripto para, bir yıllık dönemde değer kaybı yaşaması nedeniyle TL bazında 3 bin 800 birim zarar ettirmiş olacaktı.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce kripto para piyasasının gidişatı nasıl?