Otomobil dünyasında son on yılın en tartışmalı teknolojilerinden biri olan, aracın her durduğunda motoru kapatıp ayağınızı frenden çektiğinizde tekrar çalıştıran start-stop sistemi, Amerika Birleşik Devletleri’nde resmi olarak istenmeyen teknoloji ilan edildi. ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve federal yönetimin 2026 yılı itibarıyla aldığı yeni kararlar, otomobil üreticilerini bu sistemi kullanmaya iten teşvikleri tamamen ortadan kaldırıyor. Bu hamle, sistemin yeni nesil araçlardan hızla silinmesi anlamına geliyor.

Tesla Semi İki Farklı Modelle Yollara Çıkıyor

Tesla Semi İki Farklı Modelle Yollara Çıkıyor

Tesla Semi elektrikli tır modelinin teknik özellikleri açıklandı. İki farklı menzil seçeneğiyle gelen araç 800 kilometre yol yapabiliyor.

İklim Katılım Madalyası Tartışması

Kararın arkasındaki isimlerden biri olan EPA Başkanı Lee Zeldin, geçtiğimiz dönemde yaptığı sert açıklamalarla bu sürece damga vurdu. Zeldin, start-stop teknolojisini “şirketlerin iklim katılım madalyası alabilmek adına araçlara zorla eklediği bir özellik” olarak tanımladı. Amerikalı sürücülerin büyük bir bölümünün bu özellikten “nefret ettiğini” ve araca biner binmez ilk iş olarak bu düğmeyi kapattığını savunan yönetim, teknolojinin gerçek dünyadaki faydasından çok, kağıt üzerindeki emisyon puanlarını düşürmeye yaradığını iddia ediyor.

Teşvikler Gidince Start-Stop Neden Ölüyor?

Peki, bir regülasyon nasıl oluyor da bir donanımı tamamen bitirebiliyor? Meselenin özü “off-cycle credits” denilen bir teşvik sisteminde yatıyor. Bugüne kadar otomobil üreticileri, araçlarına start-stop sistemi eklediklerinde, araç aslında o kadar çevreci olmasa bile federal hükümetten “çevre dostu” puanı alıyor ve cezai yaptırımlardan kurtuluyordu.

Start Stop

Şubat 2026’da resmileşen yeni EPA kurallarıyla bu puanlama sistemi iptal edildi. Üreticiler için start-stop sistemi artık; ek maliyet, karmaşık marş motorları, pahalı AGM aküler ve potansiyel müşteri şikayeti dışında bir anlam ifade etmiyor. Ekonomik ve yasal bir getirisi kalmayan bu donanımın, standart paketlerden çıkarılmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Mühendislik vs. Politika: Gerçekten Faydalı mı?

Start-stop sisteminin kaldırılması, otomotiv dünyasında büyük bir teknik tartışmayı da beraberinde getirdi:

  • Veriler Ne Diyor? Yapılan bağımsız testler, start-stop sisteminin yoğun şehir içi trafiğinde yakıt tüketimini %4 ile %9 arasında düşürebildiğini kanıtlıyor. Bu, milyonlarca araç düşünüldüğünde devasa bir emisyon tasarrufu demek.

  • Maliyet ve Aşınma: Eleştirenler ise bu sistemin marş motoru, batarya ve motor yatakları üzerinde ekstra yük oluşturduğunu savunuyor. Modern araçlarda her ne kadar bu parçalar güçlendirilmiş olsa da, sistemin devre dışı bırakılmasıyla araç bakım maliyetlerinin uzun vadede düşebileceği öngörülüyor.

Büyük Resim: CAFE Standartlarında Geri Adım

Bu karar aslında ABD’nin daha geniş bir otomobil politikasının parçası. Federal hükümet, otomobiller için geçerli olan CAFE (Kurumsal Ortalama Yakıt Ekonomisi) standartlarını da gevşetiyor. 2031 yılına kadar hedeflenen ortalama 50 mpg (mil/galon) seviyeleri, yeni düzenlemeyle 34.5 mpg seviyelerine çekildi. Bu durum, içten yanmalı motorların üzerindeki “zorunlu verimlilik” baskısını azaltarak, V8 gibi yüksek hacimli motorların ömrünü de dolaylı yoldan uzatabilir.

Türkiye ve Avrupa’yı Etkiler mi?

ABD pazarındaki bu değişim, küresel otomotiv devlerinin üretim bantlarını doğrudan etkileyecektir. Ancak Avrupa Birliği (Euro 7 normları) emisyon konusunda çok daha katı bir çizgide ilerlediği için, start-stop sisteminin Avrupa ve dolayısıyla Türkiye pazarındaki araçlarda varlığını bir süre daha koruması bekleniyor. Yine de Amerika’da başlayan bu “deregülasyon” dalgası, teknolojiye olan bakış açısını global ölçekte değiştirebilir.