Türkiye Uzaya Kendi Roketiyle Ulaşacak: ROKETSAN’ın ”ŞİMŞEK” Projesi

Türkiye’nin uzay alanındaki kapasitesini genişletmeye yönelik çalışmalar yeni bir aşamaya taşınıyor. ROKETSAN tarafından geliştirilen ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2 Uydu Fırlatma Sistemi projeleri, Türkiye’nin kendi uydularını kendi fırlatma altyapısıyla yörüngeye ulaştırabilmesi hedefi doğrultusunda ilerliyor.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci’nin son açıklamalarına göre her iki proje de mevcut takvimine uygun şekilde devam ediyor. İkinci, ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2’nin başarılı atışlarının ardından Türkiye’nin uzaya bağımsız erişiminin sağlanmasını hedeflediklerini belirtti.
ŞİMŞEK 1, 400 kilogramlık faydalı yük taşıyacak
Programın ilk aşamasını oluşturan ŞİMŞEK 1, yaklaşık 400 kilogram ağırlığındaki bir faydalı yükü 500 kilometre civarındaki yörüngeye yerleştirebilecek bir fırlatma sistemi olarak geliştiriliyor.
Buradaki faydalı yük yalnızca bir uyduyla sınırlı değil. Sistemin geliştirilmesiyle farklı uzay araçlarının ve görev yüklerinin Türkiye’den uzaya taşınabilmesi hedefleniyor.
Projenin kritik noktalarından biri ise fırlatma işleminin Türkiye topraklarından gerçekleştirilebilmesi. Böylece Türkiye, yalnızca uydu ve uzay aracı geliştiren bir ülke olmanın ötesine geçerek, bu sistemleri yörüngeye taşıyabilecek fırlatma altyapısını da kendi bünyesinde oluşturmayı amaçlıyor.
Bu kabiliyet, uzay ekosisteminde önemli bir teknolojik eşik olarak değerlendiriliyor. Çünkü bir ülkenin uzayda sürdürülebilir faaliyet gösterebilmesi; uydu üretiminin yanı sıra fırlatma araçları, motor ve itki sistemleri, navigasyon, aviyonik, termal yönetim, malzeme teknolojileri ve yer sistemleri gibi çok sayıda alt teknolojinin birlikte geliştirilmesini gerektiriyor.
ŞİMŞEK 2 ile kapasite 1,5 tona çıkacak
Programın daha yüksek kapasiteye yönelik ikinci aşaması ise ŞİMŞEK 2.
Geçen yıl sözleşmesi imzalanan ŞİMŞEK 2’nin, yaklaşık 1,5 tonluk faydalı yükü 700 kilometreye kadar olan yörüngelere taşıyabilecek kapasitede geliştirilmesi planlanıyor.
Bu nedenle ŞİMŞEK 2, yalnızca Türkiye’nin kendi uydularını fırlatmasına yönelik bir sistem olarak değil, aynı zamanda ticari bir fırlatma platformu olarak değerlendiriliyor.
ROKETSAN, ŞİMŞEK 2’nin ilerleyen dönemde uluslararası iş birlikleri kapsamında ticarileştirilmesini ve Türkiye’nin başka ülkelerin uydularını da yörüngeye taşıyabilecek bir fırlatma hizmeti sunmasını hedefliyor.
Bu model hayata geçirilebilirse Türkiye açısından ortaya çıkacak kabiliyet yalnızca teknolojik bağımsızlıkla sınırlı kalmayacak. Uydu fırlatma hizmetleri, küresel uzay ekonomisinin doğrudan gelir üreten alanlarından biri olduğundan, ŞİMŞEK 2’nin ticari kullanıma açılması Türkiye’nin uzay alanındaki ekonomik faaliyetlerini de genişletebilir.
ROKETSAN’ın uzay çalışmaları yeni değil
ŞİMŞEK programının arkasında yalnızca yeni başlayan bir geliştirme süreci bulunmuyor. ROKETSAN, uzun süredir sonda roketleri ve farklı platformlar üzerinden uzay teknolojilerine yönelik uçuş ve teknoloji gösterim faaliyetleri gerçekleştiriyor.
Murat İkinci, 2016’dan bu yana gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında farklı platformlarla uzay teknolojilerinin denendiğini ve bu süreçte önemli bir teknoloji birikimi elde edildiğini belirtiyor.
Bu açıdan ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2, tek başına ortaya çıkan iki roket projesinden ziyade, yıllar içerisinde geliştirilen roket, itki, navigasyon, malzeme ve uçuş teknolojilerinin daha büyük bir fırlatma sistemi içerisinde bir araya getirilmesini temsil ediyor.
Türkiye’nin daha önce gerçekleştirdiği sonda roketi faaliyetleri de bu teknoloji birikiminin önemli parçalarından biri oldu. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın uzay çalışmalarına ilişkin raporunda, ŞİMŞEK-1 teknolojilerinin denenmesine yönelik sonda roketi faaliyetlerinden ve Türkiye’de kurulması planlanan Uydu Fırlatma Merkezi’nden bahsediliyor.
Fırlatma maliyetlerini düşürmek için yeniden kullanılabilir roket hedefi
ŞİMŞEK programının dikkat çeken bir diğer boyutu ise ROKETSAN’ın daha sonraki aşamalar için yeniden kullanılabilir roket kademeleri üzerinde çalışması.
İlk etapta gerçekleştirilecek ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2 fırlatmalarında yeniden kullanılabilir kademelerin kullanılmayacağı belirtiliyor. Ancak bu platformlarda geliştirilecek ve kalifiye edilecek alt sistemlerin, sonraki nesil yeniden kullanılabilir fırlatma sistemlerinde değerlendirilmesi planlanıyor.
Buradaki temel hedef, uzaya erişimin kilogram başına maliyetini azaltmak.
Yeniden kullanılabilir fırlatma sistemlerinin geliştirilmesi, özellikle ticari uydu fırlatma pazarında rekabet açısından kritik önem taşıyor. Bir roketin veya roket kademesinin birden fazla görevde kullanılabilmesi, her fırlatmada yeni bir araç üretme ihtiyacını azaltarak operasyon maliyetlerinin aşağı çekilmesine imkân sağlayabiliyor.
ROKETSAN’ın mevcut yaklaşımı da ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2’de kazanılacak teknolojik yetkinliklerin daha ileri nesil fırlatma sistemlerine aktarılması üzerine kuruluyor.
Uzay teknolojilerinde kritik olan yalnızca roket değil
Türkiye’nin bağımsız uzay erişimi hedefinde ŞİMŞEK projelerinin yanında çok sayıda alt teknoloji alanının geliştirilmesi gerekiyor.
ROKETSAN’ın açıklamalarına göre bu kapsamda navigasyon, motor, itki, termal ve malzeme teknolojileri üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Şirket ayrıca üniversiteler, kamu kurumları ve sanayi kuruluşlarıyla iş birlikleri gerçekleştiriyor.
Bu nokta, ŞİMŞEK programının savunma sanayii açısından da önemini artırıyor. Fırlatma araçlarında kullanılan birçok teknoloji, yüksek performanslı motorlardan hassas navigasyon sistemlerine, yüksek sıcaklığa dayanıklı malzemelerden elektronik sistemlere kadar geniş bir mühendislik ekosistemini aynı anda gerektiriyor.
ROKETSAN’ın mevcut savunma sanayii tedarik zincirini uzay projelerine de dahil etme yönündeki yaklaşımı bu nedenle önemli. Anadolu Ajansı’na yapılan açıklamalara göre şirketin yaklaşık 2.500 aktif iş ortağından oluşan bir tedarik ekosistemi bulunuyor ve bu altyapının uzay projelerine yönelik yetkinliklerinin artırılması hedefleniyor.
ŞİMŞEK 2 Türkiye’yi ticari fırlatma pazarına taşıyabilir
ŞİMŞEK programının uzun vadeli hedefi yalnızca Türkiye’nin kendi uydularını uzaya gönderebilmesi değil.
Özellikle ŞİMŞEK 2’nin 1,5 tonluk faydalı yük kapasitesi ve 700 kilometreye kadar yörünge hedefi, sistemin uluslararası ticari fırlatma hizmetlerinde kullanılmasının önünü açabilecek bir kapasite ortaya koyuyor.
ROKETSAN, bu sistemi uluslararası iş birlikleriyle ticarileştirmeyi ve başka ülkelerin uydularının da Türkiye’den uzaya gönderilmesine yönelik bir hizmet modeli oluşturmayı hedefliyor. Bu gerçekleştiğinde Türkiye, uydu üretimi ve işletmesinin yanında uydu fırlatma hizmeti sağlayan ülkeler arasında yer alma hedefinde önemli bir aşama kaydetmiş olacak.
Ancak bu noktada önemli bir ayrım bulunuyor: ŞİMŞEK 1 ve ŞİMŞEK 2’nin hedeflenen kapasite ve görev profilleri açıklanmış olsa da, ilk fırlatma için kesin bir tarih henüz kamuoyuna duyurulmuş değil. ROKETSAN yalnızca projelerin takvimine uygun şekilde ilerlediğini ve çalışmaların tamamlanmasının ardından fırlatmaların gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini belirtiyor.
Türkiye’nin Ay programıyla da bağlantılı
ROKETSAN’ın uzay faaliyetleri yalnızca Dünya yörüngesine uydu yerleştirme hedefiyle sınırlı değil. Şirket, Türkiye’nin Milli Uzay Programı ve Ay hedefleri kapsamında da fırlatma platformları geliştirilmesinde sorumluluk üstleniyor.
Bu açıdan ŞİMŞEK projeleri, daha uzun vadeli uzay hedefleri açısından bir teknoloji basamağı olarak değerlendirilebilir. Dünya yörüngesine erişim için gerekli roket, navigasyon, itki, termal ve yer sistemlerinin geliştirilmesi, daha ileri uzay görevleri için gerekli teknolojik altyapının oluşmasına katkı sağlayacak.
ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci de Ay programının farklı kurumlar ve uluslararası ortaklarla koordinasyon gerektirdiğini, şirketin ise bu program kapsamında faydalı yükleri uzaya taşıyacak platformların geliştirilmesinden sorumlu olduğunu belirtiyor.
ŞİMŞEK için sıradaki kritik aşama fırlatma
Türkiye’nin uzay alanındaki hedefleri açısından ŞİMŞEK programının önündeki en kritik aşama, geliştirilen teknolojilerin gerçek bir yörünge göreviyle doğrulanması olacak.
ŞİMŞEK 1’in yaklaşık 400 kilogramlık faydalı yükü 500 kilometre civarındaki yörüngeye çıkarabilmesi, ardından ŞİMŞEK 2’nin 1,5 tonluk yük kapasitesiyle 700 kilometreye kadar çıkabilmesi; Türkiye’nin fırlatma alanındaki kapasitesinin kademeli olarak büyütülmesi anlamına geliyor.
Bugün itibarıyla açıklanan bilgiler, projelerin geliştirme faaliyetlerinin sürdüğünü ve takvime uygun ilerlediğini gösteriyor. İlk başarılı fırlatmanın gerçekleştirilmesi ise Türkiye’nin uzaya bağımsız erişim hedefi açısından projenin en önemli doğrulama aşaması olacak.

Yorumunuz gönderildi,
onaylandıktan sonra yayımlanacak.