Dirk Nowitzki
En başta şunu söylemeliyim ki Dirk benim için geçen sene onu canlı izleyene kadar sadece başarılı bir Avrupalıydı. O maçta canlı seyredince nerdeyse büyülendim. Nerdeyse basketbol için yaratılmış bir oyuncu diyebilirim onun için. Vücut yapısı, bileğinin yumuşaklığı, tekniği ile elinize bir kalem alıp bir basketbolcu çizseniz eminim Nowitzki gibisini hayal edip, çizemezsiniz. Bir defa savunulması imkansız bir oyuncu denebilir. Pekçok yerde farklı değerler verilmiş olsa da ortalama olarak 2,13 boyunda bir oyuncu. Yani rahatlıkla pivot oynayabilir, çünkü pekçok pivottan daha uzun boylu. Buna rağmen bir oyun kurucu kadar hareketli ve bileği düzgün. Yani onu uzun boylu birine verseniz, hızıyla rakibini yiyebilir, kısa birine verseniz de boyuyla onu yiyebilir. Onun gibi de pek az adam olduğu için de savunulması gerçekten çok zor biri. Benim görüşüm Dirk, Avrupa'dan NBA'e gelmiş en başarılı oyuncudur şu an için(Bunu tam da Drazan Petrovic'in Hall Of Fame'e seçildiği gün söylüyorum, inşallah çarpılmam) Onu da zaten benzer özelliklerdeki Gasol'un geçebilme şansı var sadece kanımca. Şu son şampiyonalar gösterdi ki bu denli ciddi bir yıldız olmasına rağmen Alman milli takımında müthiş bir takım oyunu sergiledi. Pas verdi, büyüklük taslamadı, yıldız triplerine girmedi ve herkesten çok mücadele edip, savunma yaptı. Maalesef milli takımımızda da yıldız olmayı sindirememiş olanlara iyi dersler verdi. Takımla birlikte yıldızlaştı, olmadık takımı dünyanın zirvesine taşıdı. Nowitzki'nin neden başarılı olduğunun kısa bir açıklamasından sonra Nowitzki ile ilgili çok enteresan bir bilgi vermek isterim. Nowitzki, Dallas taraından NBA'e seçilmeden önce Avrupa'da hiçbir 1.lig takımında oynamamış. Oynadığı ilk senenin hemen başlarında da Dallas'a gelmiş ve kariyerine burda devam etmiş. Madem Dirk'in kariyerine girdik isterseniz herşeye baştan başlayalım.

Dirk Werner Nowitzki, Almanya'nın Wurzburg kentinde yağmurlu bir yaz günü 19 Haziran 1978'de doğmuş. Yani kaba hesapla daha 24 yaşında şu anda. Oyununa, istatistiklerine ve elde ettiği başarılara bakacak olunursa 3-4 sene sonrasını düşünemiyorum bile. Nowitzki, her ne kadar Almanya'da yaşamış, büyümüş olsa da çifte pasaportlu biri. Babası Polonyalı ve haliyle Polonya pasaportu da taşıyor. Ancak büyüdüğü Almanya'nın vatandaşlığında kalmayı tercih etmiş. Ailesi ise tam anlamıyla spora bulanmış bir aile. Şu sıralar kendi boya şirketi olan babası Joerg bir zamanlar hentbol oynamış. Annesi Helen ise Alman milli takımına kadar yükselmiş başarılı bir basketbolcuymuş zamanında. Kızkardeşi Silke ise eskiden basketbol oynamış. Şu anda da Almanya'da NBA maçlarının yayınında çalışıyor. Kitap okumayı ve saksafon çalmaya bayılıyormuş Dirk. Bu boş laflardan sonra geçelim basketbol kariyerine. Annesi ve kardeşi sayesinde basketbola tanıdık Nowitzki boyunun da yardımıyla kendi şehri Wurzburg'un genç takımına girmeyi başarmış. 1 yıl genç takımda geçirdikten sonra esas takıma alınmış. 1996-1997 sezonunda o ilk senesindeyken Wurzburg daha 2.lig takımıydı. İlk senesi alışma sürecini yaşayan Dirk, 2.senesinde tek kelimeyle patlama yaptı. 1997-98 sezonunda Wurzburg'da ligin hem sayı hem ribaund krallığını üstlendi. 29.3 sayı, 11 ribaund ortalamalarla takımı o senesi 1.lige taşıdı Nowitzki ve Almanya'nın o sene en başarılı oyuncusu seçildi. O yazın 22 yaş altı Avrupa Şampiyonasında Alman takımına seçildi ve o turnuvada 8 maçın 7'sinde çit haneli sayılar attı. Turnuvanın 7.cilik maçında Litvanya'ya karşı 34 sayı, 15 ribaundla oynadı. Bu başarılarıyla da kariyerinin en önemli maçına çıkmaya hak kazandı. O yazın oynanan Amerikan Gençler Karması ile Dünya Gençler Karması maçı için San Antonio'ya çağrıldı. O maçta bütün kariyerinin en önemli oyununu çıkardı ve maçı 33 sayı, 14 ribaund, 3 top çalmayla oynadı, maçın MVP'si oldu. Böylece NBA scoutlarının gözünün içine burda ben varım diye soktu kendini. Zaten o yaz da bu kadar başarıdan sonra NBA draftına girdi. O seneki Mirsad'ın da seçildiği draftlardan önce Milwaukee, Robert Traylor karşılığında 9.sıra hakkını ve Pat Garrity'i Dallas'a vermişti. Draftta Dallas için Nowitzki'yi seçti Milwaukee ve onu Dallas'a yolladı. Dallas'la 6,905,000 dolara 1 yılı opsiyonlu 4 yıllık sözleşme imzaladı. Daha çok genç olduğu için pişmesi düşünülerek o senesini Wurzburg'un Bundesliga'daki ilk yılında geçirmesine karar verildi. 1998-99 sezonuna Wurzburg'da başlayıp sezonun ilk yarısını bir bölümünü ancak oynayabildi. O kısa dönemde takımın ve ligin sayı krallığını 22.9 sayıyla ele geçirdi. Yanında 8.4 ribaund çekmeyi de unutmadı tabi.
Bu başarılarından sonra Cuban ya arkadaş sen gel bakalım bize, orda ziyan olma dedi ve Aralık 1998'de onu Dallas'a kattı. O sezonda Dallas'ta 47 maç oynayıp bunların ağırlığı sonlarda olmak üzere 24'ünde ilk 5 çıktı ve sezonu 8.2 sayı ve 3.4 ribaund ortalamalarla kapattı. Sezonun son 12 maçının ise 8'inde ise çift haneli sayılar bulmayı başardı. Sezona yarıda katıldığı ve önünde Carter gibi bir oyuncu olduğu için yılın çaylağı olamadı. Bir sonraki sezon için ciddi bir patlama yaptı ve 82 maçta da oynayıp(ki bunu başaran şimdiye kadar Dallas'ta sadece Finley'dir) rakamlarını 17.5 sayı, 6.5 ribaund ve 2.5 asiste çıkardı. Bu sezonun da en çok gelişme gösteren 2.oyuncusu seçildi. O sezon en çok yükseliş gösteren oyuncu da 11.1 sayı ve 1.9 ribaunddan, sadece 1 maç ilk 5 başlamaktan bir anca 80 maça başlayan ve 18.2 sayı atıp, 4 ribaund alan Jalen Rose olmuştu. O sene 2 kez 32 sayı atıp Utah'a karşı da 17 ribaund almış ki, 2.senesini yaşayan 22 yaşında bir oyuncu için muazzam sayılar bunlar. 2000-2001 sezonu ise onu bir başka patlama bekliyordu. O senesi elde ettiği 21.8 sayı ve 9.2 ribaund ortalamlarla NBA'in en iyi 3.takımına seçildi ve bunu başaran tarihteki ilk Mavericks'li oldu. Bir önceki sezon gibi bu sezon da 82 maçın 82'sinde birden oynadı ki yeteneğinin yanında ne kadar kendine baktığı da ortada. O senesi Orlando'ya attığı 38 sayı ve 17 ribaund kariyerinin o ana kadarki en parlak maçı oluyordu. NBA tarihinde bir sezonda 100 üçlük sokan ve 100 blok yapan tek oyuncu vardı o gelene kadar Robert Horry. Horry 95-96 sezonunda 142 üçlük sokup 109 da blok yapmıştı. Nowitzki bu sezonda bunu 151 üçlük ve 101 blokla geçen 2.oyuncu oldu NBA tarihinde. Bu başarılara iyi bir kontrat yenilememek olmazdı tabi. Cuban da yıldızına kıyağını geçti ve ona 6 yıllık 90 milyon dolarlık kontratı imzaladı. Bu gazı alan Nowitzki ilk önce Avrupa 4.cüsü oldukları Avrupa Şampiyonasında sayı kralı oldu ve bence turnuvanın en değerli oyuncusu oldu. Geçtiğimiz sezon ise Nowitzki için süper yıldızlığını kanıtladı. Geçen sezonu 23.4 sayı 9.9 ribaund ortalamalarla bitirdi. Batı yarı-finali oynadığı play-off'larda ise rakamlarını 28.4 sayı ve 13.1'e kadar çıkardı. Ancak sezonda sol bileğindeki sakatlık yüzünden 6 maç kaçırdı. Bu dönemin en başındaki 4 Kasım günü Memphis'le yaptıkları maç Nowitzki'nin ömrü hayatı boyuncu sakatlıktan kaçırdığı ilk maç olmuş oldu.
Atlanta'ya karşı sezon içinde attığı 40 sayı kariyerinin en yüksek normal sezon rekorudur. Play-off'larda San Antonio'ya karşı son maçında attığı 42 sayı da onun en yüksek sayısıdır. Aynı sezon Boston'a karşı da 23 ribaund çekerek kendi rekorunu kırdı. Bu maçtaki 23 ribaundunun yanında 33 sayı ve 8 asist yaptığını da belirtmek lazım herhalde. Ayrıca geçen sezon All-Star'a da seçilmeyi başardı. Bu da yetmedi bir de Dünya Şampiyonasında yine sayı kralı oldu ve turnuvanın MVP'si seçildi. Takımını da Dünya üçüncülüğüne taşıdı. Bu kadar başarıyı ve övgüyü 24 yaşa sığdırmayı başaran Nowitzki için tek temennim ilerleyen yıllarda mutlak en az 1 NBA şampiyonluk yüzüğü almasıdır.(Tabi içimdeki istek Webber'la aynı takımda oynaması, hatta şampiyonluğu birlikte almaları ve kariyerinin sonlarında Efes'e gelmesi) Onun bu zevk veren oyununu daha uzun yıllar izleme şansına sahibiz. Tabii bu sene NBA maçlarını veren televizyon gibi Dallas gibi en izlenesi takımın bir tek tane maçını vermeyen bir kanal olursa şansımız az. Ancak Almanya şampiyonalara girsin diye bekleriz bugün gibi. Son söz olarak gerek sporcu ahlakı, gerek kişisel gayreti(ki Nowitzki herkes antrenmandan dağıldıktan sonra 1 saat şut çalışan adamdır ki NBA yıldızlarının antrenmandan kaçmak için çalıştığı 2 maç fazladan etmemek için ne bahaneler bulduğu yerde çok büyük meziyet) ve müthiş fiziği ve basketbol zekasıyla tarihe damga vurabilecek basketbolculardan biri Dirk Nowitzki, bunu belirtmek isterim. Onun hakettiği gibi sadece onu anlatan bir yazı yazılmayı hakediyor.

ALINTI : http://www.batug.org/forum/index.php?topic=5235.0
En başta şunu söylemeliyim ki Dirk benim için geçen sene onu canlı izleyene kadar sadece başarılı bir Avrupalıydı. O maçta canlı seyredince nerdeyse büyülendim. Nerdeyse basketbol için yaratılmış bir oyuncu diyebilirim onun için. Vücut yapısı, bileğinin yumuşaklığı, tekniği ile elinize bir kalem alıp bir basketbolcu çizseniz eminim Nowitzki gibisini hayal edip, çizemezsiniz. Bir defa savunulması imkansız bir oyuncu denebilir. Pekçok yerde farklı değerler verilmiş olsa da ortalama olarak 2,13 boyunda bir oyuncu. Yani rahatlıkla pivot oynayabilir, çünkü pekçok pivottan daha uzun boylu. Buna rağmen bir oyun kurucu kadar hareketli ve bileği düzgün. Yani onu uzun boylu birine verseniz, hızıyla rakibini yiyebilir, kısa birine verseniz de boyuyla onu yiyebilir. Onun gibi de pek az adam olduğu için de savunulması gerçekten çok zor biri. Benim görüşüm Dirk, Avrupa'dan NBA'e gelmiş en başarılı oyuncudur şu an için(Bunu tam da Drazan Petrovic'in Hall Of Fame'e seçildiği gün söylüyorum, inşallah çarpılmam) Onu da zaten benzer özelliklerdeki Gasol'un geçebilme şansı var sadece kanımca. Şu son şampiyonalar gösterdi ki bu denli ciddi bir yıldız olmasına rağmen Alman milli takımında müthiş bir takım oyunu sergiledi. Pas verdi, büyüklük taslamadı, yıldız triplerine girmedi ve herkesten çok mücadele edip, savunma yaptı. Maalesef milli takımımızda da yıldız olmayı sindirememiş olanlara iyi dersler verdi. Takımla birlikte yıldızlaştı, olmadık takımı dünyanın zirvesine taşıdı. Nowitzki'nin neden başarılı olduğunun kısa bir açıklamasından sonra Nowitzki ile ilgili çok enteresan bir bilgi vermek isterim. Nowitzki, Dallas taraından NBA'e seçilmeden önce Avrupa'da hiçbir 1.lig takımında oynamamış. Oynadığı ilk senenin hemen başlarında da Dallas'a gelmiş ve kariyerine burda devam etmiş. Madem Dirk'in kariyerine girdik isterseniz herşeye baştan başlayalım.

Dirk Werner Nowitzki, Almanya'nın Wurzburg kentinde yağmurlu bir yaz günü 19 Haziran 1978'de doğmuş. Yani kaba hesapla daha 24 yaşında şu anda. Oyununa, istatistiklerine ve elde ettiği başarılara bakacak olunursa 3-4 sene sonrasını düşünemiyorum bile. Nowitzki, her ne kadar Almanya'da yaşamış, büyümüş olsa da çifte pasaportlu biri. Babası Polonyalı ve haliyle Polonya pasaportu da taşıyor. Ancak büyüdüğü Almanya'nın vatandaşlığında kalmayı tercih etmiş. Ailesi ise tam anlamıyla spora bulanmış bir aile. Şu sıralar kendi boya şirketi olan babası Joerg bir zamanlar hentbol oynamış. Annesi Helen ise Alman milli takımına kadar yükselmiş başarılı bir basketbolcuymuş zamanında. Kızkardeşi Silke ise eskiden basketbol oynamış. Şu anda da Almanya'da NBA maçlarının yayınında çalışıyor. Kitap okumayı ve saksafon çalmaya bayılıyormuş Dirk. Bu boş laflardan sonra geçelim basketbol kariyerine. Annesi ve kardeşi sayesinde basketbola tanıdık Nowitzki boyunun da yardımıyla kendi şehri Wurzburg'un genç takımına girmeyi başarmış. 1 yıl genç takımda geçirdikten sonra esas takıma alınmış. 1996-1997 sezonunda o ilk senesindeyken Wurzburg daha 2.lig takımıydı. İlk senesi alışma sürecini yaşayan Dirk, 2.senesinde tek kelimeyle patlama yaptı. 1997-98 sezonunda Wurzburg'da ligin hem sayı hem ribaund krallığını üstlendi. 29.3 sayı, 11 ribaund ortalamalarla takımı o senesi 1.lige taşıdı Nowitzki ve Almanya'nın o sene en başarılı oyuncusu seçildi. O yazın 22 yaş altı Avrupa Şampiyonasında Alman takımına seçildi ve o turnuvada 8 maçın 7'sinde çit haneli sayılar attı. Turnuvanın 7.cilik maçında Litvanya'ya karşı 34 sayı, 15 ribaundla oynadı. Bu başarılarıyla da kariyerinin en önemli maçına çıkmaya hak kazandı. O yazın oynanan Amerikan Gençler Karması ile Dünya Gençler Karması maçı için San Antonio'ya çağrıldı. O maçta bütün kariyerinin en önemli oyununu çıkardı ve maçı 33 sayı, 14 ribaund, 3 top çalmayla oynadı, maçın MVP'si oldu. Böylece NBA scoutlarının gözünün içine burda ben varım diye soktu kendini. Zaten o yaz da bu kadar başarıdan sonra NBA draftına girdi. O seneki Mirsad'ın da seçildiği draftlardan önce Milwaukee, Robert Traylor karşılığında 9.sıra hakkını ve Pat Garrity'i Dallas'a vermişti. Draftta Dallas için Nowitzki'yi seçti Milwaukee ve onu Dallas'a yolladı. Dallas'la 6,905,000 dolara 1 yılı opsiyonlu 4 yıllık sözleşme imzaladı. Daha çok genç olduğu için pişmesi düşünülerek o senesini Wurzburg'un Bundesliga'daki ilk yılında geçirmesine karar verildi. 1998-99 sezonuna Wurzburg'da başlayıp sezonun ilk yarısını bir bölümünü ancak oynayabildi. O kısa dönemde takımın ve ligin sayı krallığını 22.9 sayıyla ele geçirdi. Yanında 8.4 ribaund çekmeyi de unutmadı tabi.
Bu başarılarından sonra Cuban ya arkadaş sen gel bakalım bize, orda ziyan olma dedi ve Aralık 1998'de onu Dallas'a kattı. O sezonda Dallas'ta 47 maç oynayıp bunların ağırlığı sonlarda olmak üzere 24'ünde ilk 5 çıktı ve sezonu 8.2 sayı ve 3.4 ribaund ortalamalarla kapattı. Sezonun son 12 maçının ise 8'inde ise çift haneli sayılar bulmayı başardı. Sezona yarıda katıldığı ve önünde Carter gibi bir oyuncu olduğu için yılın çaylağı olamadı. Bir sonraki sezon için ciddi bir patlama yaptı ve 82 maçta da oynayıp(ki bunu başaran şimdiye kadar Dallas'ta sadece Finley'dir) rakamlarını 17.5 sayı, 6.5 ribaund ve 2.5 asiste çıkardı. Bu sezonun da en çok gelişme gösteren 2.oyuncusu seçildi. O sezon en çok yükseliş gösteren oyuncu da 11.1 sayı ve 1.9 ribaunddan, sadece 1 maç ilk 5 başlamaktan bir anca 80 maça başlayan ve 18.2 sayı atıp, 4 ribaund alan Jalen Rose olmuştu. O sene 2 kez 32 sayı atıp Utah'a karşı da 17 ribaund almış ki, 2.senesini yaşayan 22 yaşında bir oyuncu için muazzam sayılar bunlar. 2000-2001 sezonu ise onu bir başka patlama bekliyordu. O senesi elde ettiği 21.8 sayı ve 9.2 ribaund ortalamlarla NBA'in en iyi 3.takımına seçildi ve bunu başaran tarihteki ilk Mavericks'li oldu. Bir önceki sezon gibi bu sezon da 82 maçın 82'sinde birden oynadı ki yeteneğinin yanında ne kadar kendine baktığı da ortada. O senesi Orlando'ya attığı 38 sayı ve 17 ribaund kariyerinin o ana kadarki en parlak maçı oluyordu. NBA tarihinde bir sezonda 100 üçlük sokan ve 100 blok yapan tek oyuncu vardı o gelene kadar Robert Horry. Horry 95-96 sezonunda 142 üçlük sokup 109 da blok yapmıştı. Nowitzki bu sezonda bunu 151 üçlük ve 101 blokla geçen 2.oyuncu oldu NBA tarihinde. Bu başarılara iyi bir kontrat yenilememek olmazdı tabi. Cuban da yıldızına kıyağını geçti ve ona 6 yıllık 90 milyon dolarlık kontratı imzaladı. Bu gazı alan Nowitzki ilk önce Avrupa 4.cüsü oldukları Avrupa Şampiyonasında sayı kralı oldu ve bence turnuvanın en değerli oyuncusu oldu. Geçtiğimiz sezon ise Nowitzki için süper yıldızlığını kanıtladı. Geçen sezonu 23.4 sayı 9.9 ribaund ortalamalarla bitirdi. Batı yarı-finali oynadığı play-off'larda ise rakamlarını 28.4 sayı ve 13.1'e kadar çıkardı. Ancak sezonda sol bileğindeki sakatlık yüzünden 6 maç kaçırdı. Bu dönemin en başındaki 4 Kasım günü Memphis'le yaptıkları maç Nowitzki'nin ömrü hayatı boyuncu sakatlıktan kaçırdığı ilk maç olmuş oldu.
Atlanta'ya karşı sezon içinde attığı 40 sayı kariyerinin en yüksek normal sezon rekorudur. Play-off'larda San Antonio'ya karşı son maçında attığı 42 sayı da onun en yüksek sayısıdır. Aynı sezon Boston'a karşı da 23 ribaund çekerek kendi rekorunu kırdı. Bu maçtaki 23 ribaundunun yanında 33 sayı ve 8 asist yaptığını da belirtmek lazım herhalde. Ayrıca geçen sezon All-Star'a da seçilmeyi başardı. Bu da yetmedi bir de Dünya Şampiyonasında yine sayı kralı oldu ve turnuvanın MVP'si seçildi. Takımını da Dünya üçüncülüğüne taşıdı. Bu kadar başarıyı ve övgüyü 24 yaşa sığdırmayı başaran Nowitzki için tek temennim ilerleyen yıllarda mutlak en az 1 NBA şampiyonluk yüzüğü almasıdır.(Tabi içimdeki istek Webber'la aynı takımda oynaması, hatta şampiyonluğu birlikte almaları ve kariyerinin sonlarında Efes'e gelmesi) Onun bu zevk veren oyununu daha uzun yıllar izleme şansına sahibiz. Tabii bu sene NBA maçlarını veren televizyon gibi Dallas gibi en izlenesi takımın bir tek tane maçını vermeyen bir kanal olursa şansımız az. Ancak Almanya şampiyonalara girsin diye bekleriz bugün gibi. Son söz olarak gerek sporcu ahlakı, gerek kişisel gayreti(ki Nowitzki herkes antrenmandan dağıldıktan sonra 1 saat şut çalışan adamdır ki NBA yıldızlarının antrenmandan kaçmak için çalıştığı 2 maç fazladan etmemek için ne bahaneler bulduğu yerde çok büyük meziyet) ve müthiş fiziği ve basketbol zekasıyla tarihe damga vurabilecek basketbolculardan biri Dirk Nowitzki, bunu belirtmek isterim. Onun hakettiği gibi sadece onu anlatan bir yazı yazılmayı hakediyor.

ALINTI : http://www.batug.org/forum/index.php?topic=5235.0