öncelikle HAYIRLI forumlar
Neden hayır ?
Öncelikle demokratik ülkeler arasında ilk kez bir ülke parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçmek istiyor.Bunu istikrar için yapıldığını söylüyorlar fakat Başkanlık sistemi her zaman istikrar sağlamaz.Başkan ile meclisin çoğunluğu farklı partilerden olursa sistem kilitlenir.Türkiye'de böyle durumda tekrar tekrar seçime gidilir.Parlamenter sistemde koalisyonlar istikrarsızlık sağlıyormuş diyorlar Başkanlık sisteminde de koalisyon olabilir, seçimden önce 2 parti aynı adayı destekleyeceği konusunda anlaşabilir.
Yargı daha bağımlı olacak mesala HSYK 22 üyeden oluşur c.başkanı sadece 4 ünü seçer.Anayasa değişikliği olursa HSYK 12 üyeden oluşuyor 4 ünü c.başkanı,2 üye zaten adalet bakanı+ adalet müsteşarından oluşuyor geri kalan 6 kişi meclis çoğunluğuna göre partiler seçecek.HSYK'nın yarısı zaten başkanın seçtiği kişilerden oluşuyor.HSYK kısaca hakim ve savcıların atamalarının yapıldığı ,disiplin cezası verdiği ,meslekten men edebildiği bir kuruldur.Hakim , Başkanın hoşuna gitmeyen karar verirken baskı altında hissedecektir.
Bu anayasa değişikliğinde meclisin denetim yetkisi elinden alınacak mesala gen soru yok.(gensoru: milletvekillerince başbakana ya da bakanlardan birine bir sorunla ilgili olarak sorulan ve görüşmeler sonunda o konuda soruşturma açılması istenebilen soru)
Başkanlık sistemi olan ülkelerde başkan parti başkanı değildir, biz de ise başkan ve parti başkanı aynı kişi olacak ve tüm halkı kucaklayan bir başkan olmasını bekleyeceğiz.
Siyaset bilimci Juan Linz’in 53 ülkede yaptığı araştırmada, parlamenter sistem uygulayan 28 ülkeden 17’sinin demokrasi ile yönetildiğini (%61), buna karşılık başkanlık sistemi uygulayan, 25 ülkeden 5’inin demokrasi olduğunu (%20) ortaya koymuştur.
Bir arkadaş başkanlığın en güzel yanı olarak bakanların meclis dışından seçilmesi demiş. Şuan ki sitemde zaten bu mevcuttur.Milletvekili olmayan bakanlarda vardır.
--- Gönderi Güncellendi ---30 Yaş altı arkadaşlar lütfen yazan kişi ben olsam dahi ön yargılarınızı bir kenara bırakıp okuyun.
Neden EVET?
Öncelikle İstikrar için EVET.
Mevcut sistemin istikrar getirmediği gayet açık.
Şöyle ki. Türkiye yaklaşık 95 yıldır cumhuriyet ile yönetiliyor.
95 Yılda normalde 5 yılda bir hükümet değişmesi gerektiğinden yola çıkarak şu ana kadar 19 hükümet olması gerekiyordu.
Peki durum ne?
Şu an 65. hükümet görevde.
19 olması gerekirken 65...
Yani Türkiyede hükümetler ortalama 1,5 yıl süreyle görev yapabilmişler.
Burada bir ideoloji yok. Bu bir yorum değil. Bu salt gerçek.
Düşünün, bu kadar kısa ömürlü hükümetler ile istikrar sağlanabilir mi?
30 Yaş dedim cümlemin başında.
Ne yazık ki 30 yaşın altındaki bir çok arkadaş Ak Parti'den önce 15 yaş civarındaydı.
Yani çocukluk dönemini henüz yeni bitirmişlerdi ve ülke gerçekleri, siyaset, ekonomi gibi konular henüz onların gündeminde değildi.
Bu arkadaşlar dünyayı ve siyaseti Ak Parti ile tanıdılar. Daha öncesi ise duydukları masallar gibi geliyor.
Ak Parti ile bir istikrar sağlandı ANCAK bu istikrar PAMUK İPLİĞİNE bağlı bir istikrar oldu.
Yine rakamlar konuşsun isterim.
Aşağıdaki bilgileri lütfen dikkatle inceleyin.
Ak Parti 2002'de %34 oy ile 365 Milletvekili çıkardı...
2007'de oyu %46,7'ye yükseldi ANCAK milletvekili sayısı 341'e düştü.
2011'de oyu %49,8'e yükseldi ANCAK milletvekili sayısı 327'ye düştü.
2015 Haziran seçimlerinde halk Ak Parti'ye desteğini azalttı. %40,8 oy alan Ak Partinin Milletvekili sayısı 258'de kaldı.
Buraya Dikkat!
şu anki sistemimiz o kadar çarpık ki!
%34 oy alan parti 365 milletvekili çıkarıp anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğa ulaşabiliyor.
%40 oy alan parti 258'de kalıyor ve hükümet kurulamıyor!
Hükümet kurulamayınca tekrar seçime gidildi Kasım'da ve %49,5 ile 317 milletvekili çıkarıldı.
%34 ile 365
%49 ile 317
Bu sisteme adaletli ve sürdürülebilir bir sistem demek mümkün mü?
Devam edelim.
1993 ile Ak Partinin göreve geldiği 2003 arasına bakalım.
10 yılda 10 tane hükümet kurulmuş.
Bu sistem sağlıklı denebilir mi?
Yeni sistemde %50'nin üzerinde oy alan kişi 5 yıllığına cumhurbaşkanı seçilecek ve ülkeyi yönetecek. Bu şekilde koalisyonlar, zırt pırt devrilen hükümetler dönemi ortadan kalkacak. Halk 5 yıl önünü net bir şekilde görebilecek.
---------------------------------
Gelelim, Cumhurbaşkanının Partili olması meselesine.
Bazen öyle şeyleri tartışıyoruz ki.
Yalanlara, gerçekle örtüşmeyen durumlara kendimizi zorla inandırmaya çalışmanın mantığı nedir?
Siyah olana tüm ülke beyaz desek gerçekte olan siyahlık durumu beyaza dönüşür mü?
Bir imza ile Cumhurbaşkanının partisinden kopacağına inanmak işte tam da budur.
Özal cumhurbaşkanı olunca Anap'tan, Demirel, Doğruyol'dan koptu mu? Abdullah Gül Ak parti'den koptu mu?
Hatta normalde bir hakim olarak bağımsız ve tarafsız olması gereken ve hiç bir partiye üyeliği olmayan Ahmet Necdet Sezer 7 yıl boyunca partsiz bir cumhurbaşkanı gibi mi davrandı?
--------------------------------
Çok tartışılan başka mesele Cumhurbaşkanının fesih yetkisi.
Bu maddeyi öyle bir anlatıyorlar ki zannedersin Cumhurbaşkanı bir sabah kalkacak benim canım sıkıldı TBMM'yi kapatıyorum kapısına kilit vuruyorum diyecek...
Öncelikle böyle saçma sapan bir şey yok.
TBMM ve Cumhurbaşkanının karşılıklı seçimi yenileme hakkı var.
İleride olası bir siyasi tıkanıklık olması durumunda yolu açmak için bu madde konulmuş.
Bu maddeye göre, Cumhurbaşkanı ve TBMM isterlerse karşılıklı olarak bir birlerini fesih edebiliyorlar.
Ancak bunun da belli sonuçları oluyor.
Mesela Cumhurbaşkanı sizsiniz.
Meclis ile sorun yaşıyorsunuz. Hiç bir istediğiniz kanun TBMM'de onaylanmıyor.
Ben TBMM ile çalışamıyorum ve seçim kararı alıyorum diyebiliyorsunuz.
Ama TBMM seçimleri ile birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimleri de yenileniyor.
Yani sizin tekrar seçileceğinizin garantisi yok!
Hatta TBMM'yi bu şekilde seçime götürdüğünüz için halk size kızarak sizi tekrar seçmeyebilir.
Aynı şey TBMM için geçerli. Cumhurbaşkanı TBMM'nin çıkardığı her yasayı veto ediyor diyelim. TBMM bu cumhurbaşkanı ile çalışmak mümkün değil seçime gidelim diyebilir.
Aynı şekilde İki kurumun da seçimi yenileneceği için TBMM'deki milletvekillerinin tekrar seçilememe ihtimalleri mevcut.
Yani ne cumhurbaşkanı ne de TBMM öyle kolay kolay keyfi şekilde fesih yetkisini kullanamaz. Kullandığında aynı zamanda kendi ipini çekmiş olur.
----------------------------------------
Yeni sistemin getireceği bence belki de en güzel şeye geldi sıra.
Mevcut sistemde hükümet milletvekilleri arasından seçiliyor.
Bakanlar dışarıdan atanabiliyor ama bu da çok çok nadir özel durumlarda gerçekleşiyor.
Bu durum şöyle sıkıntılara yol açıyor.
Başbakan oldunuz, bakanlar kurulunu oluşturacaksınız.
Bakanları mecburen TBMM içerisinden seçmeniz gerekecek.
Belki bir ya da iki tanesini dışarıdan alabilirsiniz ancak daha fazla olması durumunda partiniz içerisinde huzursuzluk çıkacaktır.
Bakanlık bekleyen milletvekilleri bakan olamadıklarında arka kapı siyasetine başlayabilir ve çatlaklar oluşabilir.
Bunun yanında size çok oy veren büyük iller bakanlık beklentisine girecekler. Bakanlık vermediğiniz illerde parti hakkında karapropaganda başlayabilir.
Bakanları mevcut milletvekilleri arasından seçeceksiniz ancak mevcut milletvekilleriniz arasında belli bakanlıklarda kalifiye kadronuz olmaması durumunda yine sıkıntılar başlayacaktır.
Geçmişte olduğu gibi İşletmeci, Denizci gibi alakasız işlerle ömrü geçmiş kişileri Milli Eğitim Bakanı yapmak durumunda kalabilirsiniz.
Ancak yeni sistemde Cumhurbaşkanı bakanlar kurulunu milletvekilleri arasından yapamayacak! TBMM yani yasama ile hükümet yani yürütme tamamen olması gerektiği gibi ayrılacak.
Böylece yeni bakanlar kurulunu kuran Cumhurbaşkanı çok çok daha iyi çapta kişileri bakan olarak atayabilecek.
Düşünün bu ülkede alanında çok donanımlı iş adamları, ceolar, müsteşarlar, bürokratlar, alanında uzman kişiler partilere üye olmadıkları, milletvekili seçilemedikleri için bakan olarak atanamıyorlar.
Pırıl pırıl deha diyebileceğimiz ancak halkın tanımadığı çok üst düzey insanlarımız siyasete atılmadıkları ya da halk tarafından tanınmadıkları için milletvekili adayı bile olmuyorlar dolayısıyla milletvekili olmadıkları için bakan olarak da atanamıyorlar.
Örneğin şu an ülkede eğitim alanında belki çığır açacak, çok donanımlı onlarca profesörlerimiz var. Ancak milli eğitim bakanımız denizcilikten gelme eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan birisi.
Yeni sistem cumhurbaşkanının bakanlar kurulunu kurmada elini çok daha serbest bırakacağından bu tip alanında uzman kişiler bakan olarak yürütmeye girebilecekler.
-------------------------------------
Milletvekili seçiminde 18 yaş olayını çok da büyütmeye gerek yok.
600 milletvekilinden partiler bir ya da iki tane 18 yaşında aday gösterirler bu kişiler de gençleri mecliste temsil eder.
Tüm partiler tüm adaylarını 18 yaşındakilerden gösterecek değil ya.
----------------------------------
Adalet mevzusunda bağımsız olur ifadesi bağımsız ve tarafsız olur olarak değiştirildi buna karşı çıkmanın akıl ile açıklanır bir yanı yok.
----------------------------------
Velhasılı kelam benim EVET deme gerekçelerim bunlar.
Hayır diyen arkadaşlar özellikle bir korku iklimi üzerinden şöyle olacak böyle olacak ülke bölünecek rejim elden gidecek diyerek George Orwell'in 1984 ve Hayvan Çiftliği kitaplarında çok güzel betimlediği gibi korkut yönet taktiği ile korkutarak fikirlerimizi şekillendirmek istiyorlar.
Bu ülkeden ve bu milletten korkmaya gerek yok.
Millet en doğru kararı verecektir.
Sandıktan evet de çıksa hayır da çıksa milletin verdiği karar en üst karardır.
Kimse kendini milleten üstün görme hadsizliğine girmesin.
--- Gönderi Güncellendi ---
Tabloyu inceleyiniz. Mevcut sistem
30 Yaş altı arkadaşlar lütfen yazan kişi ben olsam dahi ön yargılarınızı bir kenara bırakıp okuyun.
Neden EVET?
Öncelikle İstikrar için EVET.
Mevcut sistemin istikrar getirmediği gayet açık.
Şöyle ki. Türkiye yaklaşık 95 yıldır cumhuriyet ile yönetiliyor.
95 Yılda normalde 5 yılda bir hükümet değişmesi gerektiğinden yola çıkarak şu ana kadar 19 hükümet olması gerekiyordu.
Peki durum ne?
Şu an 65. hükümet görevde.
19 olması gerekirken 65...
Yani Türkiyede hükümetler ortalama 1,5 yıl süreyle görev yapabilmişler.
Burada bir ideoloji yok. Bu bir yorum değil. Bu salt gerçek.
Düşünün, bu kadar kısa ömürlü hükümetler ile istikrar sağlanabilir mi?
30 Yaş dedim cümlemin başında.
Ne yazık ki 30 yaşın altındaki bir çok arkadaş Ak Parti'den önce 15 yaş civarındaydı.
Yani çocukluk dönemini henüz yeni bitirmişlerdi ve ülke gerçekleri, siyaset, ekonomi gibi konular henüz onların gündeminde değildi.
Bu arkadaşlar dünyayı ve siyaseti Ak Parti ile tanıdılar. Daha öncesi ise duydukları masallar gibi geliyor.
Ak Parti ile bir istikrar sağlandı ANCAK bu istikrar PAMUK İPLİĞİNE bağlı bir istikrar oldu.
Yine rakamlar konuşsun isterim.
Aşağıdaki bilgileri lütfen dikkatle inceleyin.
Ak Parti 2002'de %34 oy ile 365 Milletvekili çıkardı...
2007'de oyu %46,7'ye yükseldi ANCAK milletvekili sayısı 341'e düştü.
2011'de oyu %49,8'e yükseldi ANCAK milletvekili sayısı 327'ye düştü.
2015 Haziran seçimlerinde halk Ak Parti'ye desteğini azalttı. %40,8 oy alan Ak Partinin Milletvekili sayısı 258'de kaldı.
Buraya Dikkat!
şu anki sistemimiz o kadar çarpık ki!
%34 oy alan parti 365 milletvekili çıkarıp anayasayı tek başına değiştirecek çoğunluğa ulaşabiliyor.
%40 oy alan parti 258'de kalıyor ve hükümet kurulamıyor!
Hükümet kurulamayınca tekrar seçime gidildi Kasım'da ve %49,5 ile 317 milletvekili çıkarıldı.
%34 ile 365
%49 ile 317
Bu sisteme adaletli ve sürdürülebilir bir sistem demek mümkün mü?
Devam edelim.
1993 ile Ak Partinin göreve geldiği 2003 arasına bakalım.
10 yılda 10 tane hükümet kurulmuş.
Bu sistem sağlıklı denebilir mi?
Yeni sistemde %50'nin üzerinde oy alan kişi 5 yıllığına cumhurbaşkanı seçilecek ve ülkeyi yönetecek. Bu şekilde koalisyonlar, zırt pırt devrilen hükümetler dönemi ortadan kalkacak. Halk 5 yıl önünü net bir şekilde görebilecek.
---------------------------------
Gelelim, Cumhurbaşkanının Partili olması meselesine.
Bazen öyle şeyleri tartışıyoruz ki.
Yalanlara, gerçekle örtüşmeyen durumlara kendimizi zorla inandırmaya çalışmanın mantığı nedir?
Siyah olana tüm ülke beyaz desek gerçekte olan siyahlık durumu beyaza dönüşür mü?
Bir imza ile Cumhurbaşkanının partisinden kopacağına inanmak işte tam da budur.
Özal cumhurbaşkanı olunca Anap'tan, Demirel, Doğruyol'dan koptu mu? Abdullah Gül Ak parti'den koptu mu?
Hatta normalde bir hakim olarak bağımsız ve tarafsız olması gereken ve hiç bir partiye üyeliği olmayan Ahmet Necdet Sezer 7 yıl boyunca partsiz bir cumhurbaşkanı gibi mi davrandı?
--------------------------------
Çok tartışılan başka mesele Cumhurbaşkanının fesih yetkisi.
Bu maddeyi öyle bir anlatıyorlar ki zannedersin Cumhurbaşkanı bir sabah kalkacak benim canım sıkıldı TBMM'yi kapatıyorum kapısına kilit vuruyorum diyecek...
Öncelikle böyle saçma sapan bir şey yok.
TBMM ve Cumhurbaşkanının karşılıklı seçimi yenileme hakkı var.
İleride olası bir siyasi tıkanıklık olması durumunda yolu açmak için bu madde konulmuş.
Bu maddeye göre, Cumhurbaşkanı ve TBMM isterlerse karşılıklı olarak bir birlerini fesih edebiliyorlar.
Ancak bunun da belli sonuçları oluyor.
Mesela Cumhurbaşkanı sizsiniz.
Meclis ile sorun yaşıyorsunuz. Hiç bir istediğiniz kanun TBMM'de onaylanmıyor.
Ben TBMM ile çalışamıyorum ve seçim kararı alıyorum diyebiliyorsunuz.
Ama TBMM seçimleri ile birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimleri de yenileniyor.
Yani sizin tekrar seçileceğinizin garantisi yok!
Hatta TBMM'yi bu şekilde seçime götürdüğünüz için halk size kızarak sizi tekrar seçmeyebilir.
Aynı şey TBMM için geçerli. Cumhurbaşkanı TBMM'nin çıkardığı her yasayı veto ediyor diyelim. TBMM bu cumhurbaşkanı ile çalışmak mümkün değil seçime gidelim diyebilir.
Aynı şekilde İki kurumun da seçimi yenileneceği için TBMM'deki milletvekillerinin tekrar seçilememe ihtimalleri mevcut.
Yani ne cumhurbaşkanı ne de TBMM öyle kolay kolay keyfi şekilde fesih yetkisini kullanamaz. Kullandığında aynı zamanda kendi ipini çekmiş olur.
----------------------------------------
Yeni sistemin getireceği bence belki de en güzel şeye geldi sıra.
Mevcut sistemde hükümet milletvekilleri arasından seçiliyor.
Bakanlar dışarıdan atanabiliyor ama bu da çok çok nadir özel durumlarda gerçekleşiyor.
Bu durum şöyle sıkıntılara yol açıyor.
Başbakan oldunuz, bakanlar kurulunu oluşturacaksınız.
Bakanları mecburen TBMM içerisinden seçmeniz gerekecek.
Belki bir ya da iki tanesini dışarıdan alabilirsiniz ancak daha fazla olması durumunda partiniz içerisinde huzursuzluk çıkacaktır.
Bakanlık bekleyen milletvekilleri bakan olamadıklarında arka kapı siyasetine başlayabilir ve çatlaklar oluşabilir.
Bunun yanında size çok oy veren büyük iller bakanlık beklentisine girecekler. Bakanlık vermediğiniz illerde parti hakkında karapropaganda başlayabilir.
Bakanları mevcut milletvekilleri arasından seçeceksiniz ancak mevcut milletvekilleriniz arasında belli bakanlıklarda kalifiye kadronuz olmaması durumunda yine sıkıntılar başlayacaktır.
Geçmişte olduğu gibi İşletmeci, Denizci gibi alakasız işlerle ömrü geçmiş kişileri Milli Eğitim Bakanı yapmak durumunda kalabilirsiniz.
Ancak yeni sistemde Cumhurbaşkanı bakanlar kurulunu milletvekilleri arasından yapamayacak! TBMM yani yasama ile hükümet yani yürütme tamamen olması gerektiği gibi ayrılacak.
Böylece yeni bakanlar kurulunu kuran Cumhurbaşkanı çok çok daha iyi çapta kişileri bakan olarak atayabilecek.
Düşünün bu ülkede alanında çok donanımlı iş adamları, ceolar, müsteşarlar, bürokratlar, alanında uzman kişiler partilere üye olmadıkları, milletvekili seçilemedikleri için bakan olarak atanamıyorlar.
Pırıl pırıl deha diyebileceğimiz ancak halkın tanımadığı çok üst düzey insanlarımız siyasete atılmadıkları ya da halk tarafından tanınmadıkları için milletvekili adayı bile olmuyorlar dolayısıyla milletvekili olmadıkları için bakan olarak da atanamıyorlar.
Örneğin şu an ülkede eğitim alanında belki çığır açacak, çok donanımlı onlarca profesörlerimiz var. Ancak milli eğitim bakanımız denizcilikten gelme eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan birisi.
Yeni sistem cumhurbaşkanının bakanlar kurulunu kurmada elini çok daha serbest bırakacağından bu tip alanında uzman kişiler bakan olarak yürütmeye girebilecekler.
-------------------------------------
Milletvekili seçiminde 18 yaş olayını çok da büyütmeye gerek yok.
600 milletvekilinden partiler bir ya da iki tane 18 yaşında aday gösterirler bu kişiler de gençleri mecliste temsil eder.
Tüm partiler tüm adaylarını 18 yaşındakilerden gösterecek değil ya.
----------------------------------
Adalet mevzusunda bağımsız olur ifadesi bağımsız ve tarafsız olur olarak değiştirildi buna karşı çıkmanın akıl ile açıklanır bir yanı yok.
----------------------------------
Velhasılı kelam benim EVET deme gerekçelerim bunlar.
Hayır diyen arkadaşlar özellikle bir korku iklimi üzerinden şöyle olacak böyle olacak ülke bölünecek rejim elden gidecek diyerek George Orwell'in 1984 ve Hayvan Çiftliği kitaplarında çok güzel betimlediği gibi korkut yönet taktiği ile korkutarak fikirlerimizi şekillendirmek istiyorlar.
Bu ülkeden ve bu milletten korkmaya gerek yok.
Millet en doğru kararı verecektir.
Sandıktan evet de çıksa hayır da çıksa milletin verdiği karar en üst karardır.
Kimse kendini milleten üstün görme hadsizliğine girmesin.
--- Gönderi Güncellendi ---
Tabloyu inceleyiniz. Mevcut sistem
T.C. ANAYASASI 109. MADDE
Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya
milletvekili seçilme yeterliğine sahip olanlar arasından Başbakanca seçilir ve Cumhurbaşkanınca atanır; gerektiğinde Başbakanın önerisi üzerine Cumhurbaşkanınca görevlerine son verilir.
Yani milletvekili olmayan bakanlar da vardır