Biz yollarımıza devam ediyoruz.
Bir tek umutlar karanlık bir tünelde kalmış.
Umutlar demişken mevsimler geldi aklıma.
Hani şu geçsin diğeri gelsin diye beklenen mevsimler...
Mevsimlerin hepsinin bir seveni var.
Beşinci mevsimin ise seveni hiç yok.
Beşinci mevsim diye bir şeyi gören yok çünkü.
Beşinci mevsimi gösteren levhalar yok yollarda.
Vitrindeki giysiler belli etmez bu mevsimin geldiğini.
Hava durumu bildirmez...
Görüp varlığını bilmek çok zor.
Kalp hiç hissedilmeyeni hisettiğinde beşinci mevsim açmaya başlıyor.
İçinde çarpmaya başlayan o olduğunda,sevginin titreyişini mutlulukla yaşarken,
Gözlerine mutlulukla bakarken dökülen yaşların sebebi olur beşinci mevsim.
Korkarsın!
Candan ayrı düşer diye korkar, korkar da yanarsın.
Varlığını öyle seversin ki hayat olur birden nefes olur...
O zaman tutsak olduğun sevginin belalıları hüzünler,ayrılıklar sarar dört bir yanını.
Ya biterse ya giderse diye düşünmekle yıpranırsın.
Yenik düşer ya da onları yenersin, mevsim sana mutluluk açar.
...
Hayata biraz daha yol alırsın. Sevmedim bu mevsimi der, birbiri ardına gelen Dört mevsime geri dönersin.
O mevsim kalır bir köşede.
Gözyaşları gözünde,
Beklentileri yol aldıkları yerde dona kalmış ve
Çaresizliği ile yaşamaya devam eder.
Sen yoluna devam ederken,
Bütün mevsimler dönerken, bir tek beşinci mevsim değişmez.
Yüzün değişir, duruşun değişir, hayat değişir...
Hayat sonsuza yol alacağı güne uzanırken değişmeyen tek şey beşinci mevsimdir.
Yüzeyselliğin asla ulaşamayacağı, tek olanın yaşattığı mevsimin hasreti ile yana yana tüketirsin zamanı...
İşte o mevsim yüzünden şimdi içim yanıyor.
Hayat değişti,
Yüzüm değişti,
Gözlerimin içindeki gülüş değişti,
Yaşım değişti,
İşim değişti,
Gücüm değişti...
Dünyanın yazı,kışı,baharları değişip duruyorken,
Bir başka mevsim gelsin diye beklememe ihtiyaç bırakmayan beşinci mevsimim ise hiç değişmedi...
Lavinya'nın Günlüğü
Bir tek umutlar karanlık bir tünelde kalmış.
Umutlar demişken mevsimler geldi aklıma.
Hani şu geçsin diğeri gelsin diye beklenen mevsimler...
Mevsimlerin hepsinin bir seveni var.
Beşinci mevsimin ise seveni hiç yok.
Beşinci mevsim diye bir şeyi gören yok çünkü.
Beşinci mevsimi gösteren levhalar yok yollarda.
Vitrindeki giysiler belli etmez bu mevsimin geldiğini.
Hava durumu bildirmez...
Görüp varlığını bilmek çok zor.
Kalp hiç hissedilmeyeni hisettiğinde beşinci mevsim açmaya başlıyor.
İçinde çarpmaya başlayan o olduğunda,sevginin titreyişini mutlulukla yaşarken,
Gözlerine mutlulukla bakarken dökülen yaşların sebebi olur beşinci mevsim.
Korkarsın!
Candan ayrı düşer diye korkar, korkar da yanarsın.
Varlığını öyle seversin ki hayat olur birden nefes olur...
O zaman tutsak olduğun sevginin belalıları hüzünler,ayrılıklar sarar dört bir yanını.
Ya biterse ya giderse diye düşünmekle yıpranırsın.
Yenik düşer ya da onları yenersin, mevsim sana mutluluk açar.
...
Hayata biraz daha yol alırsın. Sevmedim bu mevsimi der, birbiri ardına gelen Dört mevsime geri dönersin.
O mevsim kalır bir köşede.
Gözyaşları gözünde,
Beklentileri yol aldıkları yerde dona kalmış ve
Çaresizliği ile yaşamaya devam eder.
Sen yoluna devam ederken,
Bütün mevsimler dönerken, bir tek beşinci mevsim değişmez.
Yüzün değişir, duruşun değişir, hayat değişir...
Hayat sonsuza yol alacağı güne uzanırken değişmeyen tek şey beşinci mevsimdir.
Yüzeyselliğin asla ulaşamayacağı, tek olanın yaşattığı mevsimin hasreti ile yana yana tüketirsin zamanı...
İşte o mevsim yüzünden şimdi içim yanıyor.
Hayat değişti,
Yüzüm değişti,
Gözlerimin içindeki gülüş değişti,
Yaşım değişti,
İşim değişti,
Gücüm değişti...
Dünyanın yazı,kışı,baharları değişip duruyorken,
Bir başka mevsim gelsin diye beklememe ihtiyaç bırakmayan beşinci mevsimim ise hiç değişmedi...
Lavinya'nın Günlüğü