Çocukluğumu çok özledim. Hava kararıncaya kadar sokaklarda oynamayı özledim. Bayramlarda köye gidip dedemin nenemin elini öpmeyi özledim. Annemin ekmek arası birşey hazırlayıp sokakta yememizi özlüyorum. Uzun eşek, mile, yakar top, ortada sıçan oynamayı yani kısaca ustamın ölmesini fırsat bilip yağ bal satmayı özledim. Hafta sonu bütün ailemin birlikte kahvaltı yaparken Ayşeçik filmlerini izlemeyi özledim. Kolu komşu toplanıp tütün dikmeyi özlüyorum. Kısaca çocukluğumdaki herşeyi özlüyorum. Keşke o zaman fotoğraf makinem olsaydı herşeyi çekebilseydim. Belkide o günleri özlediğim için bu çocuksu davranışlarım devam ediyor.
Çok Özledim
Cevaplar
Herkeste vardır benzer çoçukluk özlemi !! en azından bendede var. :crying:
O zaman yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar...
Hep Cocuk Klmak isterdim 12-13 yaslarında :)
Umursamaz olmayı özlüyor insan. Hani akşama kadar sokakta koşup oynayıpda terleyince, hasta olacağını düşünmeden meyvesulu buz yemeyi özlüyor.. Yarın için plan yapmadan yaşamayı, ekmeğin kaç para ettiğini dert etmemeyi, lastik terlikleriyle akşama kadar toza toprağa bulanıp çarşafların kirleneceğini düşünmeden, o toprak sinmiş ayaklarla yatağa girmeyi özlüyor insan.. Annesinin yemek hazırlamasını, hurdacıdan topladığı parçalarla oyuncak yapmayı, tek derdinin patlamış futbol topunun içine lastik top sokup tekrar oynamak olmasını özlüyor... Hergün yaklaşık 18 saat çalışıyorum, yarın müşteriye iş yetiştirebilecekmiyim, bu sene hedeflediğim seviyeye gelebilecekmiyim, müşteri hazırladığım sunumu beğenecekmi veya bundan sonra ne olacak gibi sorular arasında boğulduğum zaman, ''Bende özlüyorum çocukluğumu''... Bu konuda yalnız değilsin :) Her şeyden biraz kalır. Kavanozda biraz kahve.. Kutuda biraz ekmek.. Geçmişten biraz mutluluk... :) Mutlu zamanlarını özlersin sonra..
Zaman o kadar çabuk geçiyorki bir bakmışın yaşlı bir insan oluvermişsin.Abi diyenler amca,amca diyenler baba demeye başlamışlar.Kısacası ben de özledim çocukluğumu,rahmetli olan anamı babamı komşumuz Melahat teyzemi...daha fazla yazamayacağım.:(
İlkbahar her zaman özlenir
Dünyanın dertlerinden arınmayı, umursamazlığı vs. özlüyor. Kısacası neden büyüdüğünü merak ediyor, hafiften bi isyan oluşuyor içinde.
sevgili @erenberk, hani derler ya, "turnayı gözünden vurmak",erenberk dedi: ↑O zaman yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar...
tam da öyle yapmışsın abim.
bu olağanüstü güzel ironi'nin altında bir kitap çapında acı gerçekler yatıyor.
***
@CuMaAli arkadaşımızın "çocukluk özlemi" ile "yüksek yüksek tepeler" arasındaki ilintiyi yazmak aslında biraz risk içeren, ama yazmadan da duramayacağım önemli bir konu çünkü...
***
evvela yanlış anlaşılmamak için bir hususun altını çizeyim: yazacaklarım siyasi gibi görünebilir, fakat siyaset yapmaktan uzak biri olduğumu bilmenizi isterim. bu konuyla alakalı olarak eleştireceğim kişilerin 2000 yılından sonra aralıksız oy verdiğim, bundan sonra da oy vermeyi düşündüğüm kişiler olduğunu hatırlatarak...
***
dünya ekonomilerinin çok büyük depremlerle sallandığı bir vasatta ülkemizi dimdik ayakta tutan, bu ülkeye büyük bir kişilik, prestij kazandıran sayın Tayyip bey'in farkında olamadığı, çok çok iyi niyetlerle uyguladığı yanlışın ötesinde büyük bir sosyal yıkıma yol açacak bir politikası vardır: rezidans kültürü!
***
kurduğu "TOKİ" adlı devasa kuruluş ile insanımızın ayağını yerden kesip göklere komşu eden sakat bir kuruluş bu...
işi gücü onlarca kat "yüksek yüksek tepeler" kurmak.
ülkeyi bir baştan bir başa bu ucubelerle donatmak.
ne büyük bir gaflet bu!
***
öyle büyük bir gaflet ki bu, bu toplumun sosyal dokusunu tahrip etti, komşuluğu bitirdi, arkadaşlığı bitirdi, sevgiyi, saygıyı, merhameti, yardımlaşmayı bitirdi. bilişmeyi, tanışmayı bitirdi. insanlar koyun koyuna denecek yakınlıkta yaşarken ruhları, gönülleri bir o kadar uzaklaştı birbirinden. bir düşünün ki, yalnız yaşayan bir kişi ölse aylarca kimsenin haberi olmuyor bu ucube kulelerde...
***
insanın ayağını topraktan, yerden keserseniz onu rahmetten uzaklaştırırsınız, onu topluma ruh veren bütün değerlerden uzak kılarsınız. çünkü bu ucube kulelerde sadece beton vardır, teknoloji putu vardır, tv ve pc başında geçen robotik bir yaşam vardır. selam yoktur, tebessüm yoktur, nezaket, nezahet, zerafet... yoktur. yoktur çünkü, insanlar bir duvar ötesinde oturan kişilerle sadece ayda bir kez belki asansörde karşılaşabilir ancak.
***
tayyip bey müslüman dindar bir insandır, ne ki, islama da, müslümana da bilmeden, farkında olmayarak en büyük ihaneti bu ucube kuleler kültürünü yayarak, çoğaltarak yapmıştır. bu ülke bu sakat politikaların ceremesini ileriki yıllarda çok derinden hissedecektir. ve sayın tayyip bey bunun hesabını belki bu dünyada olmasa bile ahirette mutlaka verecektir.
***
evet, konuya dönersek...
ben toprakta yürümeyi özledim.
ben komşu çocuklarıyla oyunlar oynamayı özledim. hatta onlarla kavga etmeyi bile...
bakkal amcayı özledim ben.
kırlarda, ormanlarda gezinmeyi...
koyunlarla kuzularla oynaşmayı özledim.
elbiselerimin çamurlara belenmesini özledim.
elinde sopasıyla annemin kovaladığı günleri özledim ben.
***
sevdiklerimi, dostlarımı... arkadaş ve komşularımı benden alan, akrabalık bağlarını tuz buz eden bu modern hapishaneleri bize musallat edenleri sana şikayet ediyorum ya Rabbi!
***
Yok yok, O günleri tekrar yaşamayı istmem ben.Böyle daha mutluyum.
normal!Nemre dedi: ↑Yok yok, O günleri tekrar yaşamayı istmem ben.Böyle daha mutluyum.
görmediğin, bilmediğin, yaşamadığın bir şeyi zaten isteyemezsin.
bu yalnız senin için değil, '90 yılından sonra dünyaya gelen bütün gençler için geçerlidir Nemre!
sanırım!
yanılmıyorum demi?! :)
bi ah çekesim geldi..Ahh ahh.
öyle bir çağ mı vardı ?CuMaAli dedi: ↑Çocukluğumu çok özledim. Hava kararıncaya kadar sokaklarda oynamayı özledim. Bayramlarda köye gidip dedemin nenemin elini öpmeyi özledim. Annemin ekmek arası birşey hazırlayıp sokakta yememizi özlüyorum. Uzun eşek, mile, yakar top, ortada sıçan oynamayı yani kısaca ustamın ölmesini fırsat bilip yağ bal satmayı özledim. Hafta sonu bütün ailemin birlikte kahvaltı yaparken Ayşeçik filmlerini izlemeyi özledim. Kolu komşu toplanıp tütün dikmeyi özlüyorum. Kısaca çocukluğumdaki herşeyi özlüyorum. Keşke o zaman fotoğraf makinem olsaydı herşeyi çekebilseydim. Belkide o günleri özlediğim için bu çocuksu davranışlarım devam ediyor.
siz görmediniz ama vardı çok güzeldi bende özlüyorum çocukluk arkadaşlarımı mahalle maçlarımızı bisiklet yarışı yapıyorduk şekerine :D-MuzaffeR- dedi: ↑öyle bir çağ mı vardı ?
bende en çok masumiyeti,saflığı, temizliği bir şekere çikolataya çılgınlar gibi sevinmeyi
Ablamla kim daha geç bitirecek çikolatasını diye yarıştığım günleri özledim.
Nerdesin annem bu kaçıncı sensizliğimdeki boğuluşum.
Ablamla kim daha geç bitirecek çikolatasını diye yarıştığım günleri özledim.
Nerdesin annem bu kaçıncı sensizliğimdeki boğuluşum.
özlediğim 2 şey var... biri 10 sene önce kaybettiğim kardeşim, dostum, herşeyim olan kişi.. diğeri de köpeğim..
bu zamana kadar her senemi çok güzel yaşadığım için çocukluğumu vs. özlemiyorum..
bu zamana kadar her senemi çok güzel yaşadığım için çocukluğumu vs. özlemiyorum..
sevgili @|SeYYaH|. yazınızdaki serzenişe hak veriyorum lakin çocukluğunu özleyen yetişkinlerin çucukluğundaki mahallesine gittiğinde o eski evlerinin yerinde bir gökdelen görmesinin ahirette verilmesi gereken bir hesap olacağı yorumunuza gülüyorum:)
ben pek kötü bir çocukluk dönemi geçirmemiş olsam da yapı itibari ile çocukluğumdan ve çocukluk dönemlerinden nefret eden bir insanım. bir çoklarına yanlış gibi görünen bu şehir dönüşümünü de son derece yerinde bir icraat olarak görüyorum.
bazen yıllar öncesinde oynadığımız bir bilgisayar oyunu aklımıza gelir ve tekrar oynamak isteriz. aynı zevki alacakmış gibi heyecanla ve özlemle indirdiğimiz oyuna en fazla 5 dk tahammül edebiliriz. ve böylece anılarımızda mükemmelleştirdiğimiz o anları yıkarız. eğer o oyunun üzerine hiç yeni bir oyun çıkmamış olsa idi anılarımızda o denli yer tutması mümkün olmazdı. bence aynı durum değişen çevremiz için de geçerli...
ben pek kötü bir çocukluk dönemi geçirmemiş olsam da yapı itibari ile çocukluğumdan ve çocukluk dönemlerinden nefret eden bir insanım. bir çoklarına yanlış gibi görünen bu şehir dönüşümünü de son derece yerinde bir icraat olarak görüyorum.
bazen yıllar öncesinde oynadığımız bir bilgisayar oyunu aklımıza gelir ve tekrar oynamak isteriz. aynı zevki alacakmış gibi heyecanla ve özlemle indirdiğimiz oyuna en fazla 5 dk tahammül edebiliriz. ve böylece anılarımızda mükemmelleştirdiğimiz o anları yıkarız. eğer o oyunun üzerine hiç yeni bir oyun çıkmamış olsa idi anılarımızda o denli yer tutması mümkün olmazdı. bence aynı durum değişen çevremiz için de geçerli...
geçmişi özlemiyorum ve geçmişi özlemek sadece insanları üzmekten başka birşeye yaramaz.Ama geleceğe olan özlemimi anlatamam...
sevgili topalsolucan, "gülü/yorum" çok zarif bir ifade tarzı olmasa da sizi anlayabiliyorum.topalsolucan dedi: ↑sevgili @|SeYYaH|. yazınızdaki serzenişe hak veriyorum lakin çocukluğunu özleyen yetişkinlerin çucukluğundaki mahallesine gittiğinde o eski evlerinin yerinde bir gökdelen görmesinin ahirette verilmesi gereken bir hesap olacağı yorumunuza gülüyorum:)
yukarıda ifade ettim, '90'lı yılların jenerasyonunun bizleri anlayabilmesi muhaldir diye...
çünkü bizler yemyeşil kırlarda 72 çeşit nazenin çiçeklerin kokularını soluyarak büyüdük.
yağan her yağmurun arkasından buharlaşırken hevenk hevenk kokan toprakların rahmeti ile sarmalandık, bereketiyle ihata edildik.
gökyüzüne dua dua açılan dallarıyla çınarların, selvilerin, ladin, köknar ve çam ağaçlarının içinden yükselen kuş cıvıltılarıyla uyandık sabahlara... o yüzden ki abim, siz bu zevklerin, bu eşsiz cennet manzaralarının büyüsünü muhayyilenize dahi sığdıramazsınız.
ancak ve sadece filmlerde görebildiğiniz, belki o filmlerden esinlenerek rüyalarında temaşa edebileceğiniz güzelliklerdir bunlar.
hem bir hususu galiba ya anlatamadım, ya da siz yanlış anladınız.
bi kere eğer batı aleminin yaşam tarzını filmlerde olsun görebildiyseniz -mesela londrada, alman şehirlerinde- insanların meskun olduğu evler genellikle tek veya çift katlı villa tipi evlerdir. çünkü insanın doğasına uygun yaşam tarzı budur. yukarıda uzun uzun anlattım sanırım, bu gökdelen ucubelerinde toplumu birbirine kaynaştıran bütün değerler tarumar edilmiştir. sosyal doku berhava edilmiştir. benim bahsettiğim ahiret hesabı bu yüzdendir. islam dininin toplum üzerindeki diriltirici nefesinin bu ucubelerde boğulması yüzündendir.
ben tayyip beyi belediye başkanı olduğu yıllardan tanırım, karşıydı o zamanlar bu ucubelere... toplumun bu gökdelenlerde kaybettiği değerlerimiz yüzünden mustağripti. sonra bir baktık ki, en hızlı gökdelenci o oldu maalesef.
belki şehrin silüetine uygun düşer diye üç-beş tane gökdelen uyabilir, ama o bunu adeta bir toki belasıyla bir politika haline getirdi. ve bu altın şehri rahmetten uzak bir beton mezarlığına dönderdi.
eğer bunları yapmamış olsaydı kıyamet kopmazdı, bu ülkeden birşey eksik olmazdı. insanlar gelip böyle tıkış tıkış koyun koyuna yaşayacağına, gider köyünde, yahut biraz taşralarda ama sıcacık yuvalarında huzur içinde yaşarlardı. anadolu toprakları adeta bir hayalet şehirlere dönmüşken istanbul ve birkaç büyük şehir zengin ile fakirinin farklı farklı bölgelerindeki gettolarda ıstırap içinde yaşıyor. hani diyoruz ya, insanlar niye bu kadar kavgacı, niye bu kadar stres, bunalım patlaması var diye, bu yüzdendir işte.
bizim özlediğimiz sadece o kırlar çiçekler değil elbette, diğer taraftan sevginin, saygının, barışın, huzurun, arkadaşlığın, dostluğun sarıp sarmaladığı o cennet ortamıdır aynı zamanda.
kim özlemedi ki klişe olucak ama dizlerim kanadığı için ağlamayı özledim şimdi kalbim kanıyor
Bende 90 ların çoçuğuyum siz 80 lerde birşeyler yaşamış olabilirsiniz bunu inkar eden yok tabi ki de 90 lardan cok daha farklıydı ama benim çocukluğumda aklımdan çıkmayan kafamın içine kazınan bir olay var .
Rahmetli anamla oturuyorduk televizyon açıktı, televizyon da renkli ama siyah beyaz TV den sonra gelen ilk televizyonlardandı. Hobby nin reklamı çıkmıştı anama demiştim ki ' keşke bizde alabilsek bu çikolatadan değil mi anne ama paramız yok demiştim' anamda ağlamıştı ağlıyacağını bileydim söylermiydim be anam çoçukluk işte affet...
Herşeyden, herkesden çok anamı özlüyorum .
Rahmetli anamla oturuyorduk televizyon açıktı, televizyon da renkli ama siyah beyaz TV den sonra gelen ilk televizyonlardandı. Hobby nin reklamı çıkmıştı anama demiştim ki ' keşke bizde alabilsek bu çikolatadan değil mi anne ama paramız yok demiştim' anamda ağlamıştı ağlıyacağını bileydim söylermiydim be anam çoçukluk işte affet...
Herşeyden, herkesden çok anamı özlüyorum .
neyse ki ben şanslıyım :) . Betonlaşmış değil yaşadığım yerdeki insanlar :) . Hala arkadaşlarmla kapının önünde top oynayabiliyorum :) .
Büyüdük ama çocuk olmak dünyanın en güzel şeyi masumsun derdin yok sorumluluk yok :) .
Büyüdük ama çocuk olmak dünyanın en güzel şeyi masumsun derdin yok sorumluluk yok :) .
herzaman herzaman özlemek vede özlenmek gerekir özledikçe değer anlarsın özlendikçe değerini anlarsın :)
plastik topla sokakta alman kale oynamayı özledim :)
japon olmasın o :laugh:orcnd dedi: ↑plastik topla sokakta alman kale oynamayı özledim :)
yakar top ta olabilir :D Şaka bi yana bende çok özledim Tankerden su taşırdı kadınlar yarım metre çamurlu yollar bayramlar ı bile başka güzeldi ....trnc dedi: ↑japon olmasın o :laugh:
hey gidi günler hey geldik 26 yaşına ne ara büyüdüm ben yaw :D