2009'den beri1.985 mesaj
Türkiye'de 1959 yılında kabul edilen 'Futbol Müsabakalarında Müşterek Bahisler Tertibi Hakkındaki 7258 Sayılı Kanun'la beraber Spor-Toto oynanmaya başlandı. Spor-Toto, Spor-Loto gibi oyunlar zamanla değişti, iştirakçiler için daha cazip hâle getirildi. Ancak hiçbiri 17 Nisan 2004'te tanıştığımız 'İddaa' gibi olmadı. Bu oyun bir çığ gibi büyüdü. Hem de devlet eliyle...
2003'te yurt dışına giden para 600 milyon dolardı, bahis oynayan kişi sayısı ise 150 bin.
Peki, bugün durum ne? İddaa'nın 2009 yılı sonu hasılatı 2 milyar 792 milyon 787 bin lira. Oynayan kişi sayısı ise 3,5 milyon. Korkunç bir rakam değil mi? Başlangıçta 150 bin kişinin internet yoluyla oynadığı oyun, bugün 5 bin civarındaki bayi ağıyla ülkenin en ücra köşesine kadar yayılmış durumda. Devlet interneti de unutmadı. 5 şirket de internet üzerinden 'iddaa' oynatıyor. Pastanın büyük kısmını da bu şirketler paylaşmış durumda. Şirketleri merak ediyorsanız söyleyelim: Nesine, Doğan Grubu'nun; Bilyoner, Karamehmet'in; Oley, Doğuş Grubu'nun; Misli, Şansal Büyüka'nın bir yakınının; Tuttur ise Saran Grubu'nun. Online İddaa bayileri içinde Bilyoner ve Nesine bir adım öne çıkıyor. Bu iki şirketin 1 milyar liraya yakın ciroya ulaştıkları belirtiliyor. Hatta işi daha da ilerletmek için futbol takımlarına sponsor olmaya başladılar.
Yine bugün neredeyse bütün gazeteler 'İddaa' ekleri veriyor. İddaa ekleri verdikleri gün tirajlar yükseliyor. Kazanmanın çok kolay olduğu vurgusu yapılıyor. Bu eklerde 'en çok biz kazandırıyoruz' temaları işleniyor. Zaman içinde birçok 'İddaa' yorumcusu türedi. Televizyon ekranları 'İddaa' programlarından geçilmiyor. İddaa çılgınlığı çığ gibi büyüyo
Psikiyatr Dr. Hasan Sezeroğlu, gidişatı sağlıklı bulmuyor. Ona göre dünyada zaman zaman bu tür salgınlar oluyor. Tıpkı internet örneğinde olduğu gibi... Bahis oyunları da bir salgın. Ancak Sezeroğlu, toplumun kitle hâlinde bir bağımlılığının söz konusu olduğunu belirtiyor: "İnsanlar bu tür şans oyunları yüzünden, emeksiz, zahmetsiz para kazanma hayalleri kuruyor. Zamanla bu hırsa dönüşüyor ve bağımlı hâle geliyorlar. Oynamadığı zaman mutsuz, huzursuz oluyor. İradesine hükmedemiyor." Sezeroğlu, "Buna bir nevi hastalık hâli diyebiliriz." diyor. Ona göre yasaklamakla sonuç alınamaz. "Dünyada sınır kalmadı. Yasaklarsanız gizliden gizliye oynarlar. Önemli olan, toplumun bilinçlenmesi. Bu tür oyunlardan gençleri korumak gerekiyor. Devletin toplumu bilinçlendirmek, eğitmek ve korumak gibi görevleri var."
Devlet, İddaa'dan kulüplere kaynak aktarmakla övünüyor. Ayırdığı kaynağı ise denetlemiyor. Bugün birçok kulüp borç batağında. Gelen paraların nereye gittiği belli değil. Bundan en çok etkilenen ise futbolcular. Alacaklarını doğru dürüst alamıyorlar. Ev kirasını ödeyemeyen futbolcular var. Çoğu lise öğrenimi bile görmeyen bu oyuncuların bahis çetelerinin eline düşmeleri çok kolay. Ne ilginçtir, ekonomik şartları çok iyi futbolcuların da çeşitli yollar kullanılarak bu tip şike skandallarına alet edildiklerini görüyoruz.
NOT: Haber buraya sadeleştirilerek konmuştur.Haberin tamamı için :::TIKLAYIN:::
2003'te yurt dışına giden para 600 milyon dolardı, bahis oynayan kişi sayısı ise 150 bin.
Peki, bugün durum ne? İddaa'nın 2009 yılı sonu hasılatı 2 milyar 792 milyon 787 bin lira. Oynayan kişi sayısı ise 3,5 milyon. Korkunç bir rakam değil mi? Başlangıçta 150 bin kişinin internet yoluyla oynadığı oyun, bugün 5 bin civarındaki bayi ağıyla ülkenin en ücra köşesine kadar yayılmış durumda. Devlet interneti de unutmadı. 5 şirket de internet üzerinden 'iddaa' oynatıyor. Pastanın büyük kısmını da bu şirketler paylaşmış durumda. Şirketleri merak ediyorsanız söyleyelim: Nesine, Doğan Grubu'nun; Bilyoner, Karamehmet'in; Oley, Doğuş Grubu'nun; Misli, Şansal Büyüka'nın bir yakınının; Tuttur ise Saran Grubu'nun. Online İddaa bayileri içinde Bilyoner ve Nesine bir adım öne çıkıyor. Bu iki şirketin 1 milyar liraya yakın ciroya ulaştıkları belirtiliyor. Hatta işi daha da ilerletmek için futbol takımlarına sponsor olmaya başladılar.
Yine bugün neredeyse bütün gazeteler 'İddaa' ekleri veriyor. İddaa ekleri verdikleri gün tirajlar yükseliyor. Kazanmanın çok kolay olduğu vurgusu yapılıyor. Bu eklerde 'en çok biz kazandırıyoruz' temaları işleniyor. Zaman içinde birçok 'İddaa' yorumcusu türedi. Televizyon ekranları 'İddaa' programlarından geçilmiyor. İddaa çılgınlığı çığ gibi büyüyo
Psikiyatr Dr. Hasan Sezeroğlu, gidişatı sağlıklı bulmuyor. Ona göre dünyada zaman zaman bu tür salgınlar oluyor. Tıpkı internet örneğinde olduğu gibi... Bahis oyunları da bir salgın. Ancak Sezeroğlu, toplumun kitle hâlinde bir bağımlılığının söz konusu olduğunu belirtiyor: "İnsanlar bu tür şans oyunları yüzünden, emeksiz, zahmetsiz para kazanma hayalleri kuruyor. Zamanla bu hırsa dönüşüyor ve bağımlı hâle geliyorlar. Oynamadığı zaman mutsuz, huzursuz oluyor. İradesine hükmedemiyor." Sezeroğlu, "Buna bir nevi hastalık hâli diyebiliriz." diyor. Ona göre yasaklamakla sonuç alınamaz. "Dünyada sınır kalmadı. Yasaklarsanız gizliden gizliye oynarlar. Önemli olan, toplumun bilinçlenmesi. Bu tür oyunlardan gençleri korumak gerekiyor. Devletin toplumu bilinçlendirmek, eğitmek ve korumak gibi görevleri var."
Devlet, İddaa'dan kulüplere kaynak aktarmakla övünüyor. Ayırdığı kaynağı ise denetlemiyor. Bugün birçok kulüp borç batağında. Gelen paraların nereye gittiği belli değil. Bundan en çok etkilenen ise futbolcular. Alacaklarını doğru dürüst alamıyorlar. Ev kirasını ödeyemeyen futbolcular var. Çoğu lise öğrenimi bile görmeyen bu oyuncuların bahis çetelerinin eline düşmeleri çok kolay. Ne ilginçtir, ekonomik şartları çok iyi futbolcuların da çeşitli yollar kullanılarak bu tip şike skandallarına alet edildiklerini görüyoruz.
NOT: Haber buraya sadeleştirilerek konmuştur.Haberin tamamı için :::TIKLAYIN:::