İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. Haberler
  4. Genel Haberler
Genel Haberler

Mürteci antikalar!

Reallist27.05.20080 cevap878 görüntüleme
2008'den beri1.272 mesaj
#1
Önce Hürriyet sonra Vatan gazeteleri, Hayru Nisa Gül'ün Köşk'e Dolmabahçe'nin deposundan getirtmek istemesini gündeme getirdiler. İçki içmemek ve başı kapalı olmaktan sonra saraydan vazo getirmek de Hürriyet sayesinde bir tehdit algısı yaratabiliyor.

Son birkaç gündür özellikle Hürriyet tarafından Hayru Nisa Gül’ün Dolmabahçe’nin deposunda bulunan bazı eşyaları Köşk’e çıkartmak istediğine dair haberler yapılıp duruyor.

Herkes gayet iyi biliyor ki Hürriyet’in bu konuyla bu kadar meşgul olmasının, Hayru Nisa Hanım’ım zevksizliğiyle ya da Köşk’ün her daim takip ve muhafaza edilmesi gereken estetiğiyle kesinlikle bir alakası yok.

Hürriyet’in asıl derdi elbette ki ‘laiklik elden gidiyor’ algısını daima sıcak tutabilmek. Ama kabul etmek gerekir ki bu işin artık cılkı çıktı…

Saray’dan alınacak bir iki eşyanın, neticede bir domino etkisi yaratacağını ve bu suretle tedrici bir biçimde önce Çankaya Köşk’ünü bir saraya dönüştüreceğini, sonrasında da Abdullah Gül’ün kendisini halife ilan etmesine ve böylece de güzide memleketimizin bir anda ‘şeriatın karanlıklarına’ itilmesine sebep olacağını zımnen de olsa ileri sürmek, Nazilerin tehdit algısı yaratmaya çalıştıkları Yahudiler karşısında düştükleri komikliğin ötesine geçebilmeyi başarmak demektir.

Bu tarz haberler toplumu çocuklaştırmak değil hep çocuk tutmak anlamına geliyor (zira hep öcülerden korkmuş olan toplumumuz henüz büyüyememiştir).

Çocuğunu hep öcüden korkutmak suretiyle denetim altında tutmaya alışmış manyak bir babanın, çocuğunun öcüden şüphe ettiği her noktada saçma sapan gerekçelerle öcünün var olduğunu anlatmaya çalışması gibidir Hürriyet’in yaptığı.


Burada şunu da belirtmek gerekiyor: Hürriyet asıl gücünü bu tarz haberlerde alttan alta kurduğu argümanları hiçbir zaman açıkça söylememesinden alıyor…

Hiçbir zaman sonunu getirmiyor haberin. Yani Köşk’e saraydan eşyalar çıkarsa ne olur cevap vermiyor.

Cevabı, korkmaya ve fanteziler kurmaya alışmış okuyucu kitlesine bırakıyor. Ve bu sayede haberde geçen mesaj tam anlamıyla kristalize olamıyor; havada gezinip duruyor; ve komikliğini, saçmalığını elinize alıp gösteremiyorsunuz.

Fakat Hürriyet bir taraftan da belli bir gerçeğe işaret ediyor: O da, Hürriyet’in ürettiği her tehdit algısının aslında, kendisini bu türden algılar üzerine bina etmiş olan rejimin hayatın en ince alanlarına bile sızmaya teşebbüs ettiğinin gerçeğidir. Yani bir Osmanlı vazosu tehdit olarak algılanabiliyorsa rejim ta en başından beri vazo ile siyasi bir ilişkiye girmiş demektir.

Kısaca Hürriyet bizlere vazoların bile bir siyasi simge hatta siyasi bir teşkilat olduklarını hatırlatmış oluyor.

Şayet yarın vazo siyasi bir simge midir diye bir tartışma çıkarsa biz şimdiden söyleyelim: Evet vazo siyasi bir simgedir. Ve onun asıl siyasallaşması da onu Hürriyet gibi gazetelerin siyasi tehdit unsurlarına dahil ederek takdim etmesinden kaynaklanmaktadır.

O halde bizim de Hürriyet’e şunu sormamız gerekiyor: Hayru Nisa Hanım rüküşse ne olmuş yani?!..


Erkam Can

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.