İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. Kültür / Sanat
  4. Diğer Kültür / Sanat Konuları
Diğer Kültür / Sanat Konuları

Problem çözmede sade düşünce tekniği

ANNE09.02.20100 cevap7.789 görüntüleme
ANNE
2009'den beri1.657 mesaj
#1
Problem çözmede sade düşünce tekniği

Problemi tabiatında olmayan katkılardan ayıklayarak kendi kaynaklarına ve zeminine kavuşturma faaliyeti, "problemin sadeleştirilmesi"dir. Problemin sadeleştirilebilmesi için de düşüncenin sadeleştirilmesi gerekir.



Problemlerin çözülmesinde takip edilecek yöntemin birinci kısmı, problemin kaynaklarının tespit, problemin tabiatından kaynaklanmayan "katkı"ların tecrit edilmesinden (ayıklanması) sonra problemin teşhisidir.

Bilindiği üzere, teşhis yapılamadan problemi çözmek mümkün değildir. Konu genellikle problemin çözüm safhasında değil de teşhis safhasında içinden çıkılmaz hale gelir/getirilir ve bu durum unutulmuş görünmektedir.

Problemin tabiatından kaynaklanmayan katkılardan tecrit edilmesi, problemin sadeleştirilmesidir. Problemler, lüzumsuz katkılardan dolayı karmaşıklaşır ve çözümsüz hale gelir. Aslında hiçbir problem, çıplak haliyle çözümsüz değildir.

Fakat problemlerin tabiatında olmayan katkılar, problemleri, kendi kaynaklarından ve tabiatından uzaklaştırır ve başka bir zemine oturtur. Her problem kendi kaynaklarından bir miktar uzaklaştığında ve özellikle de başka bir zemine oturtulduğunda "çözülebilir" mahiyetini kaybeder.

Zemininden ve tabiatından uzaklaştırılan problemlere getirilen çözüm teklifleri, "çözüm" değil "problem kaynağı" olurlar ve problem çözülemeden kangrenleşerek devam ettiği gibi, yeni problemleri de doğururlar.

Problemleri tabiatları dışındaki katkılardan ayıklamak, problemi "çıplak gerçeklik" haline getirir. Çıplak gerçeklik haline getirilen problemler kendi kaynaklarına, kendi tabiatına ve kendi zeminine kavuşur. Bu noktadan sonra problemin teşhis edilmesi kolaylaşır.



Problemi tabiatında olmayan katkılardan ayıklayarak kendi kaynaklarına ve zeminine kavuşturma faaliyeti, "problemin sadeleştirilmesi"dir. Problemin sadeleştirilebilmesi için de düşüncenin sadeleştirilmesi gerekir.
Düşünce sadeleştirmesinin nasıl gerçekleştirileceğini anlatmadan önce düşünce faaliyetinin konuyla ilgili birkaç özelliğini izah etmemiz gerekir. Düşünce faaliyeti, bir probleme yöneldiğinde insanın iç dünyasından ve dış dünyadan bazı etkiler, baskılar, vakumlamalar ortaya çıkar. Düşünce faaliyetine yönelen akıl ve duygular korkuları, ümitleri, menfaatleri, ideolojik tercihleri ve pek çok iç ve dış faktörleri faaliyete geçirir. Düşünce faaliyeti bir tarafından çekilir, bir tarafından itilir, bir tarafından dönüştürülmeye çalışılır. Neticede düşünce faaliyeti, problem hakkındaki teşhisini tüm bu etkiler altında yapmak zorunda kalır.

İç etkiler (psikolojik etkiler) insanın kendine ait olduğu için onları problemin dışına çıkarma gücü genellikle yoktur. İnsanların çoğu, psikolojik süreçlerinin probleme lüzumsuz katkı yapmasına engel olamamakta ve problemleri böylece çözümsüz hale getirmektedirler. Düşüncenin sadeleştirilmesi tam da bu noktada önemli ve lüzumludur. Zayıf insanlar, problemi sadeleştiremedikleri gibi, psikolojilerinde bulunan sıhhatsiz süreçleri problemlere katarlar. Bu insanlar problemlerin teşhis ve çözüm süreçlerinde bulunmasalar zaten problemler "çıplak" halde bulunacak, teşhisi ve çözümü kolay olacaktır.

Düşüncenin Sadeleştirilmesi

Düşüncenin sadeleştirilmesi, düşüncenin zenginleştirilmesi, düşüncenin giriftleştirilmesi meselelerinin her biri kendi merkezinde önemlidir. Düşüncenin zenginleştirilmesi ve giriftleştirilmesinin sıhhatli gerçekleşmesi için öncelikle düşüncenin sadeleştirilmesi şarttır. Düşünce öncelikle sadeleştirilmelidir ki; lüzumsuz katkı maddeleriyle kaotik bir yapıya savrulmadan lüzumlu ve faydalı katkı maddeleriyle giriftleştirilebilsin veya lüzumsuz katkı maddeleriyle şişirileceğine faydalı katkı maddeleriyle zenginleştirilebilsin. Düşüncenin sadeleştirilmesi tekniği, aşağıdaki yöntemlerle uygulanabilir.



1- Tecrit-Ayıklama Yoluyla

Düşünce faaliyetinde kullanılan malzemelerden tek tek kurtulmaktır. Düşünce faaliyetinde insanın kendi rızasıyla veya iradesi dışında bulunan malzemeler ve unsurlar tek tek bırakılır ve düşünmeye devam edilir. Bir unsur veya malzemenin bırakılması halinde düşünce faaliyeti devam edebiliyor ve bir eksiklik meydana gelmiyorsa, onların fazla ve faydasız olduğuna kanaat getirilir. Düşünce faaliyetinin devamını imkânsız hale getiren son unsura kadar ayıklama çabası devam etmelidir.

Düşünce faaliyeti tıkanıyor, sıhhatsiz hale geliyor veya mecrasından (veya zemininden) çıkmaya başlıyorsa ayıklama çabası bitirilmelidir.

Düşünce faaliyetinin özelliklerinden biri, mutlaka devam etme maharetine sahip olmasıdır. Ne kadar unsuru çıkarırsanız çıkarın, bir şekilde devam etmenin yolunu bulur.

Bu özellik, düşüncenin sadeleştirilmesindeki en zor noktayı gösterir. Düşüncenin sadeleştirilmesine çalışılırken, düşüncenin başka zemine kayması veya dönüşmesi sözkonusu olabilir. Bunun farkına varılmayabilir. Bu ihtimaller meydana geldiğinde düşüncenin sadeleştirilmesi gerçekleştirilemediği gibi başka bir şey yapılmış olur. Zemini kaymış veya dönüşmüş düşünce faaliyetine devam edildiğinde ise ilgili konu (veya problem) ıskalanmış olur.

Düşünce faaliyeti insanın yüzde yüz hâkim olabildiği bir faaliyet değildir. Bu sebeple, düşünce faaliyetinden ayıklanan her malzeme veya unsurun yerine otomatik olarak başka bir malzeme veya unsurun geçmesi ihtimali yüksektir. Bunun farkına varılmaması mümkündür. Farkına varılamadığında her çıkarılan malzemenin yerine başka bir malzeme geçebileceği için düşüncenin sadeleştirilme çabası boşa gidecektir.

Ayıklanan her malzemenin yerine başka bir malzemenin geçmesi engellenemediğinde bir müddet sonra düşünce faaliyeti çıkarılan ve eklenen malzemelerle başka bir zemine kaymaya başlar. Çıkarılan malzemenin yerine başka malzemelerin girmesi ihtimali, düşüncenin sadeleştirilmesi sürecinin sonuna yaklaşıldıkça artar. Zira düşünce faaliyetinden çıkarılan her malzeme, alanı daraltır. Alanın her daralışı, yeni malzemeleri davet eder. Bu nokta dikkatlerden kaçtığında düşüncenin sadeleştirilmesi değil, düşüncenin zemininin kayması sözkonusu olur.

Düşüncenin sadeleştirilmesinde dikkat edilecek önemli bir husus da düşünce faaliyetinin dönüşmeye başlamasıdır. Düşünce faaliyetinin dönüşmesi ile zemininden çıkması birbirine çok yakın durumlardır ve birbirine karıştırılması kolaydır. Düşünce faaliyetinin dönüşmesi, zemin kaymasına uğramaksızın aynı zemin üzerinde başka bir boyuta veya istikamete yönelmesidir. Düşünce faaliyetinin zemininin kaymaması, doğru istikamet üzerinde olduğunu garanti etmez. Düşünce faaliyeti, ilgili konunun bir boyutunda gerçekleşirken, ayıklanan malzemelerin yerine giren yeni malzemelerle başka bir boyuta atlayabilir.

2- İlliyet-Nedensellik İrtibatını Takip Yoluyla

İlk sebebe ulaşmaya çalışmaktır. İlk sebep, konunun en önemli sebebidir ve problemin kaynağı da genellikle ya tek başına veya başka sebeplerle beraber olsa da odur. Nispeten daha kolay bir yoldur. İlk sebebe ulaşıldığında çıplak gerçeğe yaklaşılmış olur. Her ne kadar sosyal hadiselerin tek sebebi olmazsa da, ilk sebebinin olduğu vakadır. İlk sebebi tek sebep vehmetme yanlışlığına düşülmemelidir. İlk sebebe ulaşıldığında düşüncenin (veya konunun) içinde bulunan diğer sebeplerin katkı maddeleri mi olduğu yoksa tabiatında mı bulunduğu genellikle anlaşılır hale gelir. İlk sebepten konuya bakıldığında katkı maddelerinin neler olduğu görüleceği için düşüncedeki hangi unsurların veya malzemelerin ayıklanması gerektiği fark edilir.



3- Tahlil-Çözümleme Yoluyla

Genel ve kolay bir yoldur. Tahlil usulüyle ilk sebebe veya çıplak gerçekliğe ulaşmak mümkündür.

Tahlil yoluyla katkı maddelerini ana yapıdan koparıp ayıklayabiliriz. Tahlil metodunda parçaların birbirinden ayırt edilmesi sıhhatlidir.

Tahlil faaliyeti, ana yapının katışıksız hale gelmesine kadar devam etmelidir. Her düşüncenin mutlaka bazı unsurların terkibinden meydana geldiği gerçeği karşısında tahlil faaliyetinin mümkün olan son noktaya kadar götürülmesi değil de, gerekli olan son noktaya kadar götürülmesi önemlidir.

"Gerekli olan son nokta"nın tespiti çok önemlidir. Bu nokta aşılır ve tahlil faaliyetine devam edilirse, elimizde kalan düşünce, sadeleştirilmiş düşünce değil, başkalaşmış düşünce olabilir.



Örnek: Kaygı Giderme Çabası

Üniversiteye girecek olan öğrencilere, imtihanda heyecanlanmamaları söylenmesi veya başarısız olmaları ihtimalinde, "sonunda ölüm yok ya…" veya "hayat üniversite dışında da yaşanıyor" gibi sözler kullanılması, düşünceyi sadeleştirme çabalarına birer misaldir.

Fakat bu misaller, düşünceyi sadeleştirme çabasının başarıya ulaşamamış ve düşünce faaliyetinin zemininin kaymasını gerçekleştirmiştir.

Burada konu, üniversite tahsilidir. Düşüncenin geri çekilmesi öyle bir noktaya kadar ulaşmıştır ki, konunun tabiatından uzaklaşmak bir tarafa, konunun kendisinden uzaklaşılmıştır. Konu üniversite tahsiliyken başka bir konu haline gelmiştir.

Düşüncenin sadeleştirilmesi tekniğini bilmeyenler, faydalı olmak yerine zararlı hale gelmektedirler.

Yazar : Hakkı Demir
demirhaki@gmail.com

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.