Müebbet kum havuzu cezası Berkin Bozdoğan tarafından verilmiştir. İzleyicilerimizi yanlış bilgilendirmeyelim lütfen. :DF-rekans dedi: ↑Sizde Flaş haber sunuculuğuna mı soyundunuz
Flaş flaş flaş SDN'ye Hek girişimi kötü sonuçlandı: Pesimist kötü adam olaydan sorumlu veledi "Hek sizin neyinize Godikler" diyip malum kişiyi müeebbet kum havuzu cezasına çarptı... :D
Haber:Alia & Nai^2 :)
Söyle Rahatla
12.08.2007159.273 cevap12.127.574 görüntüleme
Kilitli
Cevaplar
Yok ben bişeye soyunmadım :D
Ali yoksa senmi soyundun :P
Ali yoksa senmi soyundun :P
Olur böyle alt yazı hataları... :DAliA dedi: ↑Müebbet kum havuzu cezası Berkin Bozdoğan tarafından verilmiştir. İzleyicilerimizi yanlış bilgilendirmeyelim lütfen. :D
Tamam kimse soyunmasın forumda fazla müstescen görüntüler olmasın... :DMai Nai dedi: ↑Yok ben bişeye soyunmadım :D
Ali yoksa senmi soyundun :P
Bu arada konuyu yoğunlaşmış geyik cümbüşüne doğru götürüyoruz, hadi hayırlısı... :)
Ben kaçıyorum, akşam uğrarım.
Allah'ım nasıl bir yorgunlukdur bu gözlerim acıyo artık.
bana kredi paketi demeyin artık.
bana kredi paketi demeyin artık.
Ne gündü be..:)
Mai Nai dedi: ↑Yok ben bişeye soyunmadım :D
Ali yoksa senmi soyundun :P
Kim, neye soyundu? Sanat için mi yoksa? :laugh:F-rekans dedi: ↑Olur böyle alt yazı hataları... :D
Tamam kimse soyunmasın forumda fazla müstescen görüntüler olmasın... :D
Bu arada konuyu yoğunlaşmış geyik cümbüşüne doğru götürüyoruz, hadi hayırlısı... :)
Ben kaçıyorum, akşam uğrarım.
Başım ağrıyor yine. :crying:
Yine geldik buraya..:)
Ne gece Be bitmiyo bi türlü :)
Sinirlerim tepemde...
Aynen :hammer:Rapchy dedi: ↑Vakit geçmiyor:hammer:
Bu saatte sıcaklık 24 derece..:)
eğitim videosu izlicem ama hep üşeniyorum :S
Acaba olacak mı?
Yorgunluğuma rağmen huzurluyum. Allah eksik etmesin gülüşlerini.
Ulan Senin gibi yazıcının ben var yaaa :@
Boşver...
1 dosyayı yazdırmak için kaç saat uğraşırsınız ?
Ben 4 saat uğraştım :@
Ben 4 saat uğraştım :@
Benim çocukluğumda annelerimiz çalışmazdı.
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki...
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
"Sokakta oynamak" diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış-veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya-zıplaya yürüyerek gelirdik eve...
Servis falan yoktu.
Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar, oyuna bile dalardık...
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden, kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatılır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik...
Kısacacı içimizden evine gidip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu...
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar, oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı...
Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırılır, kavga edince barıştırılırdık.
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı...
Sonra kavgalarımız da öyle usturayla falçatayla olmazdı,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi;
en fazla birbirimizin saçından çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık...
Birbirimizin suyundan içer, elmasından dişlerdik.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık...
Düşerdik kafamızı çarpardık, ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik...
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki...
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem...
Evimizi kendimiz temizlerdik, hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri...
Evlerimiz var içinde yaşayan yok.
Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler ve buralara girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi; bu biz değiliz...
Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız; onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ''vale''lerin, ''badigard'' ların beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni ve ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk?
Biz mi istemiştik? Yoksa hak mı ettik?
Ya sizce?
Okuldan eve geldiğimde boynumdaki anahtarla kapıyı hiç açmadım.
Hatta babamın bile anahtarı yoktu.
Annem evimizin bir parçası gibiydi, hep evdeydi.
Her yere birlikte giderdik, zaten öyle çok da gidilecek bir yer yoktu ki...
En büyük eğlencemiz sokaklarda oynamaktı.
"Sokakta oynamak" diye bir kavram vardı yani.
Cafelerde, alış-veriş merkezlerinde buluşmazdık.
Okula arkadaşlarımızla gider, birlikte çıkar, oynaya-zıplaya yürüyerek gelirdik eve...
Servis falan yoktu.
Ayakkabılarımız eskirdi.
Hatta öyle olurdu ki; çantalarımızı kaldırımlara koyar, oyuna bile dalardık...
Annelerimiz bu durumu bildiklerinden, kardeşlerimizle bizlere ekmek arası bir şeyler hazırlar gönderirdi.
Mahallemizdeki teyzeler annemiz gibiydi. Susayınca girer evlerine su içerdik.
Ya da pencereden bir sürahi bir bardak uzatılır, hepimiz aynı bardaktan kana kana içerdik...
Kısacacı içimizden evine gidip gelen (ki sadece çişi gelen giderdi evine) elinde mutlaka yiyecekle dönerdi.
Anneleri o arada çocuğuna verdiği şeyden bizlere de gönderirdi.
Bu bazen bir kurabiye bazen bir meyve olurdu...
Cebimizde harçlığımız olduğunda düşmesin diye çıkarır çantamızın üstüne koyar, oyun bitince geri alırdık.
Çok garip ama kimse almazdı...
Sokaklarımız evimiz kadar güvenli idi.
Düşünce kaldırılır, kavga edince barıştırılırdık.
Polisler gelmezdi kavgalarımıza, zabıtlar tutulmazdı...
Sonra kavgalarımız da öyle usturayla falçatayla olmazdı,
onlar nedir bilmezdik bile, asla kanla falan da bitmezdi;
en fazla birbirimizin saçından çeker, hayvan adları sayar, tekme atar, yine oyuna dalardık...
Birbirimizin suyundan içer, elmasından dişlerdik.
Misket oynamaktan parmaklarımız kanar yine de mikrop kapmazdık.
Azar işitip, acillere taşınmazdık...
Düşerdik kafamızı çarpardık, ekmek çiğner basarlardı alnımıza, oyuna devam ederdik.
Röntgenlere, ultrasonlara girmezdik...
Ben bizim çocukluğumuzu çok özledim.
Sokaklarımız ruhsuzlaştı sanki...
Komşumu tanımıyorum ama evinin camında temizliğe gelen kadını haftada bir görür kolay gelsin der konuşurum.
Onun dışında orada kim oturur hiç bilmem...
Evimizi kendimiz temizlerdik, hepimizin elinde bezler güle oynaya bitirirdik işleri...
Evlerimiz var içinde yaşayan yok.
Parklarımız var içinde oynayan çocuk yok.
Ama her yıl sökülüp yenilenen kaldırımlar, lüks binalar, ışıl ışıl vitrinler ve buralara girip çıkan yapay insanlar...
Ruh yok, buz gibi; bu biz değiliz...
Tahta iskemlelerimiz de oturan yaşlılarımız; onlara dede, nene diye hatırını soran çocuklarımız yok oldu.
Ben kapılarında ''vale''lerin, ''badigard'' ların beklediği yerlerden hep korkmuş çekinmişimdir.
Kapısını çarparak örtüyor diye çocuğuna kızıp, taksidini bitiremediği arabanın anahtarını, hiç tanımadığı birine vermek ters gelir bana.
Benim değildir bu kültür.
Ne ruhuma, ne kültürüme ne de cüzdanıma hitap eder.
Nedir bunlar?
Reklamlarla desteklenen beyni ve ruhu ele geçirilmiş insanlar olduk.
Birbirimize yabancı, yalnızlıklarımızla yaşar olduk.
İyi de neden böyle olduk?
Biz mi istemiştik? Yoksa hak mı ettik?
Ya sizce?
Bilmemek ayıp değil arkadaşim öğrenmemek ayip:4:
Gözlerim yanıyor...
Ahhhh :(
Alayına isyan...
Offf :(
amannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn.......
ölümüne ultrAslan :biggrin:AliA dedi: ↑Alayına isyan...
işte beklediğim helüs bu :Dhellish dedi: ↑Bilmemek ayıp değil arkadaşim öğrenmemek ayip:4:
Uykum var..:)
Çok sıcak ama antreman yapmam lazım
Karnım acıktı. :D
valla benimde acıktı.
Annemi bekliyorum :)
Annemi bekliyorum :)
Sıcaktan başım ağrıyor..:)
Bu konu kilitli
Kilitli konulara yeni cevap yazılamaz.