
Şükretmeyi bilene !

Cevaplar
İmanlı adamın hali başka oluyor.
Vay be...
helal olsun.
Şükretmek büyük meziyet fakat...
Olduğun durumla yetinmeyip daha yükseklere göz dikmeden daha iyisi olmaz.
Bakkal Ahmet ve Bakkal Vehbi... Dükkanları yan yana dükkandı.... Ankarada... Kurtuluş savaşı yıllarında...
Ahmet malzeme eksildiğinde tamamlar, bakkalıyla yetinirdi.
Vehbi sabah erkenden bakkalını açar, önünü süpürür, durmadan düşünürdü, Yenilikleri takip eder dururdu.
Bu malzemeler İstanbuldan Ankaraya kimi zaman at arabasıyla, kimi zaman trenle geliyordu.
İstanbuldan malzemeyi ben getireyim diye düşündü... bunu yaptı...
İstanbulda kalıp burda ticaret yapayım dedi.
Yetinmedi. Ford otomobil bayisini Ankara da açtı,
Arçelik şirketini kurdu, Beko yu kurdu.
Anadol arabasını üretmeye başladı.
Fiat la anlaştı, Fabrikasını kurdu.
Vs.
yetinmedi...
Gözünü yukarılara dikti...
Bahsettiğim Vehbi Koç....
Hayat hikayem adlı kitabında çok geniş ibret verici ticaret macerası var...
Ankara Ulusta küçük bir bakkalı vardı, Koca holding sahibi oldu... sadece ticaret değil. Ankara da Numune hastanesinin ihalesini alıp yaptı, Elazığda bir tren yolu ihalesini aldı... Savaş yılları olduğu için büyük zarar etti ama devam etti...
Yanıbaşındaki Ahmet bakkallığa devam etti... Bir gram ileri gitmedi...
Evet şükür çok güzel birşey... Fakat bulunduğu şeyle yetinmek...
Ömür boyu o eskici arabasını iteklemekten asla kurtulamaz...
Olduğun durumla yetinmeyip daha yükseklere göz dikmeden daha iyisi olmaz.
Bakkal Ahmet ve Bakkal Vehbi... Dükkanları yan yana dükkandı.... Ankarada... Kurtuluş savaşı yıllarında...
Ahmet malzeme eksildiğinde tamamlar, bakkalıyla yetinirdi.
Vehbi sabah erkenden bakkalını açar, önünü süpürür, durmadan düşünürdü, Yenilikleri takip eder dururdu.
Bu malzemeler İstanbuldan Ankaraya kimi zaman at arabasıyla, kimi zaman trenle geliyordu.
İstanbuldan malzemeyi ben getireyim diye düşündü... bunu yaptı...
İstanbulda kalıp burda ticaret yapayım dedi.
Yetinmedi. Ford otomobil bayisini Ankara da açtı,
Arçelik şirketini kurdu, Beko yu kurdu.
Anadol arabasını üretmeye başladı.
Fiat la anlaştı, Fabrikasını kurdu.
Vs.
yetinmedi...
Gözünü yukarılara dikti...
Bahsettiğim Vehbi Koç....
Hayat hikayem adlı kitabında çok geniş ibret verici ticaret macerası var...
Ankara Ulusta küçük bir bakkalı vardı, Koca holding sahibi oldu... sadece ticaret değil. Ankara da Numune hastanesinin ihalesini alıp yaptı, Elazığda bir tren yolu ihalesini aldı... Savaş yılları olduğu için büyük zarar etti ama devam etti...
Yanıbaşındaki Ahmet bakkallığa devam etti... Bir gram ileri gitmedi...
Evet şükür çok güzel birşey... Fakat bulunduğu şeyle yetinmek...
Ömür boyu o eskici arabasını iteklemekten asla kurtulamaz...
helal olsun.
Bakkal Ahmet 1 kuruşa aldığı kiremiti Meclise 3 Kuruşa satmadı.harun.arslan dedi: ↑Şükretmek büyük meziyet fakat...
Olduğun durumla yetinmeyip daha yükseklere göz dikmeden daha iyisi olmaz.
Bakkal Ahmet ve Bakkal Vehbi... Dükkanları yan yana dükkandı.... Ankarada... Kurtuluş savaşı yıllarında...
Ahmet malzeme eksildiğinde tamamlar, bakkalıyla yetinirdi.
Vehbi sabah erkenden bakkalını açar, önünü süpürür, durmadan düşünürdü, Yenilikleri takip eder dururdu.
Bu malzemeler İstanbuldan Ankaraya kimi zaman at arabasıyla, kimi zaman trenle geliyordu.
İstanbuldan malzemeyi ben getireyim diye düşündü... bunu yaptı...
İstanbulda kalıp burda ticaret yapayım dedi.
Yetinmedi. Ford otomobil bayisini Ankara da açtı,
Arçelik şirketini kurdu, Beko yu kurdu.
Anadol arabasını üretmeye başladı.
Fiat la anlaştı, Fabrikasını kurdu.
Vs.
yetinmedi...
Gözünü yukarılara dikti...
Bahsettiğim Vehbi Koç....
Hayat hikayem adlı kitabında çok geniş ibret verici ticaret macerası var...
Ankara Ulusta küçük bir bakkalı vardı, Koca holding sahibi oldu... sadece ticaret değil. Ankara da Numune hastanesinin ihalesini alıp yaptı, Elazığda bir tren yolu ihalesini aldı... Savaş yılları olduğu için büyük zarar etti ama devam etti...
Yanıbaşındaki Ahmet bakkallığa devam etti... Bir gram ileri gitmedi...
Evet şükür çok güzel birşey... Fakat bulunduğu şeyle yetinmek...
Ömür boyu o eskici arabasını iteklemekten asla kurtulamaz...
Helalinden kazandı ve helalinden yedi. Kul hakkından Allah'a sığındı.
Ülkenin ilerlemesinin önüne taş koymadı.
Bakkla Ahmet Müslümandı, inancı gereğini yaptı.
Daha da sayabilirim. Mal ve mülkle, zenginlikle inanç paralel olsaydı "Salebe" gibi bir örnek olmazdı.
Şükür nimetteki bereketi artırır, aç gözlülükle ve hırsla karıştırmamak gerekir.
Daha iyisi "daha azı" ile olur, fazlası ile değil...
Birde Finix örneğini inceleyelim, hergün en az 100 lira harcar ve ailesinden kopardığı paralarla rahatına bakmaktadır. :)
Bu sözlere diyeceğim yok.evowinds dedi: ↑Bakkal Ahmet 1 kuruşa aldığı kiremiti Meclise 3 Kuruşa satmadı.
Helalinden kazandı ve helalinden yedi. Kul hakkından Allah'a sığındı.
Ülkenin ilerlemesinin önüne taş koymadı.
Bakkla Ahmet Müslümandı, inancı gereğini yaptı.
Daha da sayabilirim. Mal ve mülkle, zenginlikle inanç paralel olsaydı "Salebe" gibi bir örnek olmazdı.
Şükür nimetteki bereketi artırır, aç gözlülükle ve hırsla karıştırmamak gerekir.
Daha iyisi "daha azı" ile olur, fazlası ile değil...
Yazdıklarım bir örnek. Burada Koç ailesi ile ilgili farklı düşünceleriniz varsa onu bilmem.
Yazdıklarım sanki şükür kelimesine karşılık gibi anlaşılmış.
Yazılanlar anlaşılmamış. Etki tepki olmuş... Salebe olayı çok uzak konular...
Bir kaç örnek daha vereyim.
Canlı yakınımlarımdan.
Yakın bir personel var. Bacağının ağrıdığını söyledi. Us ile bakıldı. Birşey yok.
İyice irdeledim.
Meğer günlerdir. Çok yoğun çalışırmış.
Hizmetli olduğu halde daha fazla para kazanmak için eskicilik yapıyor.
Aklıma şu geldi, bu kadar uğraşacağına daha fazla yorulmadan daha fazla para kazanma yollarını neden düşünmüyor? O kadar uğraşı sonucunda eline geçen para çok azdı. Halen de yetmiyordu.
Diğer bir örnek.
Çocukluğumda bizim köyde köyün en akıllısı yakın bir yerde fabrikaya işçi olurdu.
Malı mülkü olan tarlası ile uğraşırdı. Traktörü vs olan ona göre iş yapar ona göre geliri olur.
Ben kendimi düşündüm.
Fakirlik edebiyatı yapmıyorum. Orta halli bir köyün en fakir iki ailesindendim.
Okuldan geldiğimde evde yiyecek yok, giyecek yok.
Düşündüm. Malı mülkü olan çalışıyor, kazanıyor.
Bizim doğru dürüst ne tarla var, traktör var.
Fabrikaya işçi olanların durumunu gördüm. Hayat şartları bana mantıklı gelmedi. Yani kış ayında fabrika servisi gelemeyince her gün 3-4 saat kışta bazen kurtlarla karşılaşarak gidip geliniyordu.
Bu da bana mantıklı gelmedi.
Tek çare okumak... Yaş 11. ilkokul 5 teyim. Ailemden habersiz, yatılı okul sınavlarına girdim.
Kazandım. orta ve liseyi yatılı okudum.
Üniversiteyi tercih yaparken ailemin haberi yoktu.
Fakülteyi kazandığımda şurayı kazandım dedim. Ne evdekiler ne köydekilerkimse inanmadı. Çünkü orta ve lise okuma oranı nerdeyse sıfıra yakın. 4 yıl sonra inandılar...
Bakış açım farklıydı, sizin ki daha farklı...
Yazdıklarınız benim yazdıklarıma muhalif şeyler değil. Ama siz öyle zannediyorsunuz. Bana cevap olarak yazdınız.
Ama onlar bana cevap değil. İşin bir başka yönü...
Galiba anlaşıldı.
--- Mesaj Güncellendi ---
Bakkal Ahmet ve bakkal Vehbi hikayesi genç beyin dergisinden aklımdan kalan
Bir kısmıda Dediğim gibi Hayat hikayem adlı kitabından hatırladıklarım....
harun.arslan,
Sen azimden bahsediyorsun şimdi...
Öncesinde ise daha fazlasından...
Arada fark var.
Sen de anlamışsındır umarım. :)
Sen azimden bahsediyorsun şimdi...
Öncesinde ise daha fazlasından...
Arada fark var.
Sen de anlamışsındır umarım. :)
En az 100 harcıyorsan, maksimumu da söylemen lazım hesaplama yapmak için.. :Dfinix dedi: ↑Birde Finix örneğini inceleyelim, hergün en az 100 lira harcar ve ailesinden kopardığı paralarla rahatına bakmaktadır. :)
ALLAH YardımcıLarı oLsun bu soğuk havada kaçıt topLayanLarın.
Sınırsız. :Dmuratteas dedi: ↑En az 100 harcıyorsan, maksimumu da söylemen lazım hesaplama yapmak için.. :D
Sn. evowinds...
Bu kadar anlama farkı olsun...
Kimse kimsenin ne dediğini tamamen anlaması zor...
Herkesin kepçesi aynı değil...:yes:
Daha fazla anlatamam...:biggrin:
Bu kadar anlama farkı olsun...
Kimse kimsenin ne dediğini tamamen anlaması zor...
Herkesin kepçesi aynı değil...:yes:
Daha fazla anlatamam...:biggrin: