İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. Kültür / Sanat
  4. Sinema / Film
Sinema / Film

Truman Show

Twitter0708.10.201410 cevap3.755 görüntüleme
2013'den beri36 mesaj
#1
Televizyonda yaşasak... Annemiz, sevgilimiz, en yakın arkadaşımız, babamız oyuncu olsa... Banyo aynamız kamera olsa, dişlerimizi fırçalarken dünyanın en çok izlenen şovuna katılsak... Yaşadığımız yer bir stüdyo olsa... Peki ya yönetmen? Yönetmen de tanrı olsa...



The Truman Show, 1998 yılından, daha 'Biri Bizi Gözetliyor' tarzı yarışma şovlarının olmadığı yıllardan, çok katmanlı, büyüleyici bir film


Truman Burbank, bir adada, mutlu ve huzurlu ve sakin bir kasabada yaşamaktadır. Güzel bir karısı, annesi, iyi bir dostu, arkadaşları, komşuları, işi vardır. Her şey sorunsuzdur hayatında. Ama adını koyamadığı büyük bir eksiklik vardır aslında. Gidememektedir. Truman çok istemesine rağmen o adadan başka hiçbir yere gidememektedir. Çocukken babası denizde gözünün önünde öldüğünden o günden beri denizden korkmaktadır. Hava veya kara yoluyla gitmeye kalktığında da mutlaka aksilikler çıkmaktadır.



Çünkü aslında bu kasaba gerçek bir mekân değil bir film setidir. 24 saat aralıksız devam eden bir tv dizisinin setidir. Adanın her yanına yerleştirilmiş 50.000 kamera Trumanın yaşamını sürekli takip eder ve montajsız kurgusuz bir şekilde ekrana canlı olarak aktarır. Dolayısıyla adada yaşayan herkes dizinin bir parçası yani oyuncusudur. Truman’ın annesi karısı ve en yakın arkadaşı dahil herkes. Şov büyük bir başarıdır. İnsanlar 29 yıl boyunca bu programı hiç durmadan izlemişlerdir. “Bir Yıldız Doğuyor” şeklinde sunulan doğumunu 1.7 milyar insan izlemiş, ilk adımı 220 ülkeden takip edilmiştir. Başlangıçta tek bir kamerayla başlayan şov Truman büyüdükçe teknolojinin de ilerlemesiyle 50.000 kameraya ulaşmıştır.




Bir insanın hayatı, bütünüyle gizli kameraların karmaşık ağıyla kaydediliyor ve canlı yayın ile, montajsız, yirmi dört saat, haftanın yedi günü bütün dünya tarafından izleniyor.

Düşünün yattığınız kalktığınız tuvalete girdiğiniz sevgilinizle öpüştüğünüz en mahrem alanlarda bile dünyanın en çok izlenen televizyon programına konuk olduğunuzu. Kızlar için bu çok fena olurdu. Düşünsenize hepsinin makyajsız hallerini görüyoruz. Aman Allah'ım tam bi felaket olurdu...



Truman 30 yaşına geldiğinde hayatıyla ilgili bazı şeylerden şüphelenmeye başlıyor. Gökyüzünden bir spot lambası düşüyor bir sabah!? Ama hemen akabinde radyoda bir haber geçilerek toparlanıyor durum: lambanın bir uçaktan düştüğü ve neyseki kimsenin yaralanmadığını söylüyor haber. Yıllar önce ölen babasıyla karşılaşıyor, bunu da hemen kılıfına uyduruyorlar ve aslında babasının ölmediği ama hafızasını yitirdiği için senelerdir ortalıkta olmadığı anlaşılıyor.



Filme hayran kalmamak mümkün değil.Zaten Jim Carrey'in hastasıyım.Bu filmde de yine harikalar yaratmış.

Film, Truman’ın hayatındaki insanların yaptıkları “rol”lerle, bizim günlük hayatta üstlendiğimiz “toplumsal roller”e gönderme yapıyor.

Bir röportajda şovun yaratıcısı Christof’a telefonla bağlanan bir seyirci sorar:

“Truman bunca yıldır neden hiç şüphelenmedi?”

Christof'un cevabı kısacık ama çok çarpıcıdır:

“Dünyanın gerçekliğini, bize sunulan haliyle kabul ederiz. İşte bu kadar basit.”



Truman’ın karısı taksitlerini ve sorumluluklarını hatırlatmaktadır, bebek istemektedir. Annesi zaten çoktan oğlunun sınırlarını çizmiş ve o sınırların dışına çıkmaması gerektiğini kafasına yerleştirmiştir. Öğretmeni; “Dünyada artık keşfedilecek yer kalmadı, zaten her yer keşfedildi” diyerek onun merakını ve heyecanını söndürmüş, kâşif ruhunu öldürmüştür. Medya da sürekli dış dünyanın tehlikelerinden, kasabanın güzelliğinden bahseder. Ee bir de fobisi vardır: Deniz! Truman kapana kısılmış gibi bu huzurlu adaya kısılmıştır aslında. Çıkışı yok gibidir. Hayatındaki her şey şunu vurgulamaktadır: “ELİNDE OLANLA YETİNMEYİ ÖĞREN, HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİRME!”

Size çok tanıdık gelmiyor mu yukarıdaki paragraf?
Bizim hayatımızdan bir farkı var mı?



Şovun yaratıcısı Christof = Dünyanın yaratıcısı Tanrı (!)

Christoph, Truman’ın yaşayacağı kasabayı tasarlar, gerekli olan yerde iklim ve hava durumunu belirler, kaderini çizer, kime aşık olacağını, engellerini, hayallerini, her şeyini “O” belirler. Ve bunu yaparken, Truman’a kötülük değil iyilik yaptığını düşünmektedir. Bu yüzden Truman’ın aslında şikayet etmeye bile hakkı yoktur. Çünkü “O”, Truman için bir cennet yaratmıştır.



Fakat Truman artık şüphelerinin kıskacından kurtulamaz, yalana tahammülü kalmaz ve adadan çıkış yollarını arar. En sonunda en büyük korkusunu yenerek denize açılır. Set ekibi ve Christof, onun geri dönmesini sağlamak için denizde fırtına dev dalgalar yaratırlar fakat Truman pes etmez ve sonunda o fırtınaları da atlatır. Tam artık kurtulduğunu sanıp güneşli denizde ilerlerken teknesi bir den gökyüzüne çarpar! Çünkü onun gökyüzü olarak yıllardır gördüğü şey aslında gökyüzü görünümlü set duvarıdır.

Kendisine sunulan dünyanın gerçekliğini reddeden Truman, cesareti ve azmi sayesinde yaratıcısını yenmiş ve sahte dünyanın sınırına ulaşmıştır. Ve tam o sınırda şovun yaratıcıyla aralarında bir konuşma geçer:

Truman: "Hiçbir şey mi gerçek değildi?"
Christoph: "Sen gerçektin! Seni izlemeyi bu kadar güzel yapan da buydu. Beni dinle Truman. Dışarıda, senin için yarattığım bu dünyadan daha fazla gerçeklik yok. Aynı yalanlar. Aynı ikiyüzlülük. Ama benim dünyamda korkacak hiçbir şeyin yok."



Şimdi Truman’ın önünde özgür ve gerçek bir dünyaya açılan kapı durmaktadır. Bu kapıyı araladığında Truman’ı zifiri bir karanlık karşılar. Yani: BELİRSİZLİK!
İşte asıl cesaret gerektiren nokta burasıdır.

Eski, alıştığı ve güvenli olduğu hayatı bırakmak ve içerdiği tüm belirsizliğe rağmen yeni hayata başlamak!

NOT: Bu yazı kendi blogumdan alınmıştır. Fragmanına oradan ulaşabilirsiniz ( ElitKalem.Net )

Cevaplar
2012'den beri1.171 mesaj
#2
ooo çok sevdiğim bir filmdir ve izlemeyen varsa izlesin derim..
Gerçekten çok iyi :thumbup:
2010'den beri3.082 mesaj
#3
güzel filmdir
Twitter07 Konuyu açan
2013'den beri36 mesaj
#4
Jim'in en iyi filmidir bence :)
2006'den beri2.607 mesaj
#5
Twitter07 dedi: ↑
Jim'in en iyi filmidir bence :)
eternal sunshine of the spotless mind diye bir filmi vardı o da çok başarılı
zaten bu adamın benim gözümde iki filmi var.
2011'den beri1.456 mesaj
#6
yeni nesil bilmeyebilir izlenmeli
yazıda güzel olmuş elinize sağlık :thumbup1:
2008'den beri173 mesaj
#7
yeniden izleyesim geldi filmi eline sağlık çok güzel olmuş. :)
Misafir
#8
Bu filmi izlemeden sakın öleyim demeyin :D
2014'den beri2.642 mesaj
#9
JimCarrey komedi dalında tartışmasız 1 numaradır :)

Salak ile avanak dünyanın en komik filmi bence :)
Misafir
#10
o kadar abartılaçak bişey değil sadece konusu kurgusu iyi onun dişinda oyunculuk bence iyi
değil çok yapmacik ve izleme zevki vermiyor daha ciddi bir adam oynasa bu jim gibi sırıtan bir tip
olmasa film daha gerçege yakin olsa bu film daha iyi derlerdi ama izleyincede anlayacaklar film öyle
çok iyi bişey değil sadece kurgu izletiyor
Twitter07 Konuyu açan
2013'den beri36 mesaj
#11
semih61 dedi: ↑
yeni nesil bilmeyebilir izlenmeli
yazıda güzel olmuş elinize sağlık :thumbup1:
fuzuli24 dedi: ↑
yeniden izleyesim geldi filmi eline sağlık çok güzel olmuş. :)
Teşekkürler :)

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.