İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. Haberler
  4. Genel Haberler
Genel Haberler

Üç çocuğa en baba yorum

wwhirlwind11.03.200822 cevap2.267 görüntüleme
2006'den beri2.313 mesaj
#1
Başbakan Erdoğan "Üç çocuk doğurun" dedi. Bu sözler polemik konusu oldu. Erdoğan'a bir tepki de Demirel'den geldi;

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, konuşmacı olarak katıldığı UNFPA'nın yaptığı Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması sonuçlarının açıklandığı toplantının çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Demirel, bir soru üzerine Erdoğan'ın “en az 3 çocuk doğurun” sözlerini eleştirdi.

Demirel, sayıca çok nüfusun değil; güçlü, sağlıklı, iyi eğitilmiş, işi gücü olan ve refah içinde yaşayan bir nüfusun önemli olduğuna işaret etti.


Demirel şöyle dedi:

“Kaç tane isterseniz yapın. Besleyebileceğiniz kadar yapın. Çocuklarımızın hepsine iş imkanı bulabilmeli, eğitim imkanı verebilmeli, hepsine geleceklerinde güvenli bir ekonomik hayat sağlayabilmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefi böyle bir düzen olmalı. Eğer doğacak çocuklarımıza iş verebilecek durumda değilsek, onların kazancını sağlayabilecek durumda değilsek, eğitimini sağlayabilecek durumda değilsek, o zaman ne olur? Sokak çocukları meydana getirmiş oluruz. Bunların hepsi ölçülü biçili olacak. Dünya nereye gidiyorsa biz de oraya gideceğiz.”

YOKSULLAŞAN NÜFUS SOKAKLARDA KAPKAÇ YAPAR

Demirel, yüzde 5 kalkınma hızı ile sağlanacak olan istihdamın 500-600 bin kişi arasında değişeceğini ifade ederek, “Senede nüfus 1 milyon artınca geriye kalan 500 bin kişi işsiz olur. Ve iş veremediğiniz nüfus yoksullaşır. Yoksullaşınca sokaklarda kadınların çantasını kapar. İstenmeyen, kanunsuz davranışlara girer” diye konuştu.

kaynak : http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=132308
Cevaplar
2007'den beri1.635 mesaj
#2
İlk defa bu adama katılıyorum.Doğru konuşmuş.Yaşlandıkça aklı başına gelmeye başladı.
2008'den beri555 mesaj
#3
BaRY dedi:
İlk defa bu adama katılıyorum.Doğru konuşmuş.Yaşlandıkça aklı başına gelmeye başladı.
vallahi haklısın bu herifin her yaptığına karşıydım. burda doğru söylemiş. doğruya doğru.
2007'den beri6.903 mesaj
#4
Hayret, Demirel'i en sert eleştirenler, işlerini geldiğinde yerden yere vuranlar, her defasında sıkışınca "baba bize yorum yapsana" diye onun kapısını çalışıyorlar. :) Bu siyasetçiler birbirlerini iyi tanıyor; Erdoğan deniz, Demirel yılan. :)

Demirel'in devri kapandı, Erdoğan'ınki de kapanacak. Ama kişiler değişse de ruhlar değişmeyecek.
2007'den beri5.336 mesaj
#5
Doğru söylemiş ;)
2008'den beri104 mesaj
#6
Benim babam memur emeklisi ve biz yedi kardesiz allaha sükür kardeslerimin hepsi okuyor bosda olan sokaklarda serserilik yapan yok yani önemli olan anne babanın çocuklarıyla ilgilenmesidir
2007'den beri1.133 mesaj
#7
senin babanın çalıştığı dönemde ülke şartları bugünden çok daha iyiymişki baban 7 çocuk yapma kararı almış annen ile ama biraz mantıklı olmak lazım her gün daha kötü olan ekonomik yapı içerisinde insanların 435 ytl ile ev geçindirmeye çalıştığı tarımcılığın giderek kötüleştiği vs vs vs gibi bir ortamda 3 çocuk her babayiğin harcı değil avrupa gibi çocuk yardımı yapacaklar mı "efenim kökümüzü kurutacaklar en az 3 çocuk yapın " bu nasıl mantıkdır sen önce kendine bak kökümüzü kurutamazlar ama kökümüzün yaşayacak yeri kalmadı heryeri sattılar
2008'den beri104 mesaj
#8
souris46 dedi:
senin babanın çalıştığı dönemde ülke şartları bugünden çok daha iyiymişki baban 7 çocuk yapma kararı almış annen ile ama biraz mantıklı olmak lazım her gün daha kötü olan ekonomik yapı içerisinde insanların 435 ytl ile ev geçindirmeye çalıştığı tarımcılığın giderek kötüleştiği vs vs vs gibi bir ortamda 3 çocuk her babayiğin harcı değil avrupa gibi çocuk yardımı yapacaklar mı "efenim kökümüzü kurutacaklar en az 3 çocuk yapın " bu nasıl mantıkdır sen önce kendine bak kökümüzü kurutamazlar ama kökümüzün yaşayacak yeri kalmadı heryeri sattılar
valla benim babam tarih öncesinde falan değil günümüzde emekli oldu zaten emekli olalı bir falan yıl olacak nerdeyse :)
2007'den beri6.903 mesaj
#9
Souris, tarımcılık kötüye gidiyor çünkü sırf beş kuruş daha pahalıya satmak için basıyorlar hormonu ve yıllar içinde toprağı mahvediyorlar. Yakıyorlar anızı, tarlalar ekilemez hale geliyor. Kullanıyorlar en kimyasalından ilaçları, ilaçsız besin yetiştiremez duruma geliyor toprak. Alıyorlar Avrupa Birliği'nden hibeyi, "lan nasılsa parayı vurduk, ne gerek var ekmeye" diye toprağı boş bırakıyorlar.

Bizim millet böyledir. Herşey devletten gelmelidir. Hatta biz evde yatmalıyız, devlet bize yemek yedirmeli, hatta altımızı ıslatalım devlet değiştirsin. Türk insanı böyledir, ne zaman sıkışsa, "nerde bu devlet" diye sorar.

Daha önce örnek verdim yine söyleyeyim: Buralarda çok yakın bir yerde bir hırdavat fabrikası açıldı. Ama koca fabrikaya işçi bulamıyor fabrikatör! Evet yanlış duymadınız, adam o kadar ilan verdi, o kadar duyurdu, ama efendiler "aman hırdavat mı? üstümüz başımız kirlenir" diye yanaşmadılar çalışmaya. Fabrika işçisizlikten çalışamıyor! Ama aynı beyler, fabrikanın yakınlarında kahvelerde oturmuş, "işsizlikten" şikayet ederek "devlet baba"ya verip veriştiriyorlar.

Bu daha böyle gider. Ben artık düzelme beklemiyorum.
2007'den beri1.133 mesaj
#10
yaşına baktımda senin dünyaya geldğin yıl yaklaşık 22 yıl öncesi sanırım ne demek istediğimi şimdi anladın babanın çocuk yaptığı yıl ile emekli olduğu yılları karıştırmışsın
2008'den beri555 mesaj
#11
önemli olan çocuklarına hiç bir şeyi esirgemeden mükemmele yakın bir şekilde yetiştirmek. iyi eğitim vermek. örnek olarak: 1000 tane beyinsiz insan topluluğu olacağına 10 tane akıllı olsun bizim olsun

aradaki dengeyi iyi kurmak gerekir.
2007'den beri1.133 mesaj
#12
ben orada tarımı vs eleştirmek için demedim köylü insanımızı karşısına çıkıpta böyle bir yorumu nasıl yapıyor ona şaşıyorum şimdi ekonomik konulara girersek dünya kadar olay çıkar neticede ben bir iktisat mezunuyum(övünmek için söylemiyorum sadece örneklemeler olaylar falan çok karışır)
burada önemli olan bilinçsizce insanları yönlendirmekte yazık günah o çoluk çocuğa nasıl bakacaklar nasıl yedirip içirip okutacaklar Allah rızası için söylesenize kaç tanesi ülkesine faydalı bir birey olarak yetiştirilebilecek kaç tanesinin babası o kadar para mal varlığına sahipki yetişitirilmesi iyi olacak benim demek istediğim buydu yoksa adamların icraatı vs beni ilgilendirmiyor zaten oyumuda onlara vermedim ki bu en doğal dünya görüşüm ve benim tercihim
2007'den beri6.903 mesaj
#13
Souris, o konuda haklısın bir şey demiyorum. Ama "tarım kötü falan kötü filan kötü" demek, doğru bir savunma değil. Çünkü kötü olan bazı şeylerin sorumlusu milletin kendisi zaten.
2008'den beri104 mesaj
#14
souris46 dedi:
yaşına baktımda senin dünyaya geldğin yıl yaklaşık 22 yıl öncesi sanırım ne demek istediğimi şimdi anladın babanın çocuk yaptığı yıl ile emekli olduğu yılları karıştırmışsın
valla arkadas her zaman dediğim gibi önemli olan çocuğun yetiştirilme tarzı ailenin çocuklarına olan ilgisidir gerisi fasa fiso... her dönem icinde bu kural gecerlidir
2007'den beri1.477 mesaj
#15
Elmacik dedi:
Souris, tarımcılık kötüye gidiyor çünkü sırf beş kuruş daha pahalıya satmak için basıyorlar hormonu ve yıllar içinde toprağı mahvediyorlar. Yakıyorlar anızı, tarlalar ekilemez hale geliyor. Kullanıyorlar en kimyasalından ilaçları, ilaçsız besin yetiştiremez duruma geliyor toprak. Alıyorlar Avrupa Birliği'nden hibeyi, "lan nasılsa parayı vurduk, ne gerek var ekmeye" diye toprağı boş bırakıyorlar.

Bizim millet böyledir. Herşey devletten gelmelidir. Hatta biz evde yatmalıyız, devlet bize yemek yedirmeli, hatta altımızı ıslatalım devlet değiştirsin. Türk insanı böyledir, ne zaman sıkışsa, "nerde bu devlet" diye sorar.

Daha önce örnek verdim yine söyleyeyim: Buralarda çok yakın bir yerde bir hırdavat fabrikası açıldı. Ama koca fabrikaya işçi bulamıyor fabrikatör! Evet yanlış duymadınız, adam o kadar ilan verdi, o kadar duyurdu, ama efendiler "aman hırdavat mı? üstümüz başımız kirlenir" diye yanaşmadılar çalışmaya. Fabrika işçisizlikten çalışamıyor! Ama aynı beyler, fabrikanın yakınlarında kahvelerde oturmuş, "işsizlikten" şikayet ederek "devlet baba"ya verip veriştiriyorlar.

Bu daha böyle gider. Ben artık düzelme beklemiyorum.
Ben hiç tarlasını destek var diye boşta tutan çiftçi ne duydum ne gördüm. Senin gördüklerin "Nadas" olayı olmasın sakın? :)
2012 de yapılacak diye hükümetin imzaladığı tarım yasalarına hiç baktın mı elmacık?..

Türkiyeyi ne zor duruma soktruklarını görmek zor olmaz.

Fabrikada işçi olmamasının sebebi? Ücretle ilgili olmasın sakın? Bir çok faktör etkilidir bunda bizim "insanımız" diye genel yargıya nasıl varıyorsun?..

Rahatlığını düşünen insan yok artık... geçim sıkıntısı sağolsun...
2007'den beri1.133 mesaj
#16
Elmacik dedi:
Souris, o konuda haklısın bir şey demiyorum. Ama "tarım kötü falan kötü filan kötü" demek, doğru bir savunma değil. Çünkü kötü olan bazı şeylerin sorumlusu milletin kendisi zaten.
ben orada şu bu kötü derken şunu anlatmak istedim ekonomik yapıdaki bozukluklar insanların yaşantıları üzerinde illaki etki yaratacak insanın içinden gelse bile yapısal çöküntüler buna olumsuz etki edecek eğitim düzeyi istenilen düzeye tam ulaştırılamayacak ve toplum gelişmiş bir yapıya tam olarak ulaşamayacak.şimdi bazı arkadaşlar derler kuru soğan ekmek yer okuturum benim okudğum şartları size söylesem ağlarsınız sen hiç evindeki kuru ekmeği suya basıp tavada ısıtıp yumuşamasını sağlayıp 3 tane zeytinle yedin mi bir ekmeği benim anlattığım buydu ne suç var şimdi burada sırf aileme kendime ve milletime faydalı olmak için yıllarca dirsek çürüttüm ve bu zorluklarla bu güne çok şükür geldim ama bende etki bırakmadı mı bıraktı çocuk yapmaya korkuyorum artık onunda hayata bakışım farklılaştı beklentilerim değişti okumak istediğim bölüme gidemedim yapmak istediklerimi şimdi bu yaştan sonra yapmaya çalışıyorum oda ne kadar faydalı olacak göreceğim.
sorunun temeline inmek gerekiyor efendim çocukları nasıl iyi yetiştirirsen o kadar iyi olur buda ana babadan geçer elinde avucunda olmayan gariban bir kesimin karşısına çıkıp efendim 3 çocuk yapın kökümüz gidiyor dersen ve kalkıp evet bu doğrudur iyi yetiştirildikten sonra ben bu duruma katılıyorum deyip bana göre yanlış bir düşüncede olanlar ile bu konu hakkında yazacağım son kelimelerim iyi eğlenceler Allah analı babalı büyütsün
2007'den beri6.903 mesaj
#17
Cabbarcan, bazen karşındakinin sadece bilgisayar ekranı olduğunu zannettiğini düşünüyorum. :) Burada da gerçek bir insan var, okuyor, öğreniyor. ;)

Ben istatistiklerden bahsediyorum. Genel itibarı ile buğday üretimi, tam olarak Avrupa Birliği'nin "hibe" çalışmaları başladıktan sonra düşmeye başladı.

Ben yasalardan değil, çiftçilerin tavırlarından bahsediyorum. Yani senin mahallede tarla yok diye bilmiyor olabilirsin; ancak ben köyde yetişmiş bir delikanlıyım. Çok şükür tarlalarda çok zamanım geçti. Akrabalarım hala çiftçilik yapıyorlar. Üstelik de hakkıyla çiftçilik yapıp da zarar eden kişiler bunlar. Ben de ortaya çıkıp "ulen o kadar bileğimizin hakkıyla çiftçilik yapıyoruz devlet bizi batırıyor" demesini ben de bilirim. ;) Halbuki o kadar "çiftçi birliği" var, buna rağmen bütün çiftçiler kafalarına göre ekim ve ilaçlama yapıyorlar. Bakıyorsun bir yıl soğan çok var para etmiyor, bamya az diye çok para ediyor. Ertesi yıl bir bkıyorsun herkes bamya ekmiş, soğan eken yok. Bu defa soğan çok para ediyor..

Fabrika da bizim burada. Ama nedense sen evinde oturup, hem benim yakınlardaki fabrika, hem de içinde büyüdüğüm tarla hakkında benden daha çok yorum yapıyorsun. :)

Elbette ücreti az olabilir. Ancak hiç çalışmamaktan daha iyi değil mi sana göre? Milletin beklentisine gözünüzü kapatmayın. Geçim sıkıntısı dediğin şey var ya; işte o çok göreceli. Çünkü 3 milyar maaş alan müdürler de geçim sıkıntısı çektiğini iddia ediyor! Demek ki olayın bir "insani" boyutu varmış, yani "bizim insanımız".

Hatta yeri gelmişken, pek sevgili milletvekillerimiz bile baksana geçim sıkıntısı çekiyorlar maaşlarını arttırıyorlar arada. :)
2007'den beri1.635 mesaj
#18
Çocuk olayından tarım olayından geçilmiş.
Ek bir bilgi vereyim bari;
Yabancılara toprak satışı sınırlandı diye biliyoruz hepimiz ama devlet bir kapı kapatırken bir kapı açtı.
TMSF'nin yabancılara sattığı bankaların çiftçilere verdiği krediler sebebiyle tarım arazilerinin %35 kadarı ipotek altında, ödeyemeyenin tarlası güme gidiyor.Pek gündeme getirilmeyen bir konu.
2007'den beri1.477 mesaj
#19
:) elmacık kardeşim.. işimin yanlızca fabrikalarla ve tarımla (tahıl ürünleri) uğraşan çiftçilerle olduğunu bilmen gerekiyor diye düşünüyorum.
Ve 7 göbekten akraabağlarım da hatta dedemlerde bir zamanlar bununla uğraşırdı. Tarlada hiç çalışmadım ama onlardan dinliyorum olan biteni.

Ve inan bana şu anki buğday sıkıntısı (ekmek ve un fiyatlarındaki durumdan haberin vardır sanırım) gibi senin soğan/bamya örneğinde olan şey bidahaki seneki buğday sıkıntısındada kendini gösterecek gündöndü(ayçiçeği) mi eksem buğdaymı eksem derdine düşecekler.

Ve köylü uygun fiyat bulmadıkça şu an olduğu gibi mahsülünü satmayacak ve fabrika sahipleri saç baş yolacak.

Ve şimdi sende "Aza kanaat etmiyoruz" diyorsun.

Ve sana hem hammadde alıcı olarak müşterilere satıp sonrada onların ürürünü almak suretiyle müşteirmin müşterisi olduğumdan çift taraflı olarak herkesin içinde bulunduğu durumu biliyorum. Hem çiftçilerin haklı olduğunuda biliyorum. (Doğru dürüst para kazanacakları tek vurgun yılı bu yıl oldu). Ve aynı zamanda un fabrikalraınında haklı olduğunu bu işte zorlandıklarını ve bakıma girdiklerini bilyorum. Türkiyede 10 tane firma kapanmadan Un üretebilecek stoğa sahip geri kalanlarının 1-2 aylık stokları var. Küçük değirmen sahiplerinin ise 15 gün içinde bakıma (sezonu kapama) ya girecekler.

Ve şimdi diyorumki. Şu anki çiftçimizin elindeki stok tüm ihtiyaca yetecek durumda. Ancak fiyatlar dünya piyasasında arttığından ötürü satmak istemiyorlar. Haklı değillermi?

Tüm sektörlerde geçim sıkıntısı var. Tekstille uğraşdnan mobilyacıya elektronikle uğraşandan nalburuna kadar demiş her tarafta tanıdığım var.Türkiyenin çeşitli yerlerinden arkadaşlarım var ve bazende tanıdığım büyüklerim ziyarete geldiklerinde veya telefonla görüştüğümüzde onlar anlatıyor. Geçim sıkıntısı göreceli kavram değildir.

Ticaretle uğraşan insanların riske ettikleri sermaye orantılarına bakarak kazançlarını değerlendirmen gerekir. (sanırım böyle yapmıyorsun)
Bu sabah karşımda 6 milyon YTL yi riske edipte ayda 90 bin YTL kazanan (%1,5 kazaanç) bi fabrika sahibi vardı ve anlattıları içler acısı. Bu adama bu para tabiki yeter ama işinde bir aksaklık olduğunda telafi edeceği miktarı toplaması yıllar alır. Ve nihayetinde fabrikası kapanır oradan ekmek yiyen ne kadar insan varsa işsiz kalır. 20 bin YTL sertmayesiyle ayda 2-3 bin YTL kazanan herhangi bir esnafın (ki bu %10-%15 eder) buna rağmen yetersiz olduğunu söylemeside doğal.

Daha azlık-çokluk zarfı kullanmanın anlamı varmı?

Herkesin gözü tok insanlar iyi yaşmak istiyor. Hep daha iyisini itemek doğal bir tutumdur ve bunu hepimiz yparız. Ama konu bu değil. Türkiye için şartlar kötü durum gerçekten vahim. Anlatmak isterdim ama şu an kapatmak zorundayım.
2007'den beri6.903 mesaj
#20
Hayır Cabbarcım, "aza kanaat etmek" meselesi değil. :) Bir anahtar cümnle kurmuştum: "O kadar çiftçi birliği var bir işe yaramıyor" demiştim. Çiftçi birlikleri, işte bu "ne eksem acaba" sorusuna cevap vererek çiftçilerin koordineli olarak çalışmalarını ve böylece hepsinin kazanmasını amaçlar. Ama herkes kendini düşündüğü için "bu sene soğan para etti, ben en iyisi soğan ekeyim" düşüncesinde. Dolayısıyla da soğan fiyatları düşünce başta suçlayacağı kişi kendisi olmalıdır.

Ve nedense, genel olarak muhalefete de mutlak muhalefet anlayışı var ülkemizde. Sanki ben "bütün çiftçiler hatalıdır, bütün hata onlarda, asalım keselim" demişim gibi algılamışsın. Oysa ytukarıdaki mesajımda gayet açık ifade etmiştim: "olayın böyle de bir boyutu var" demiştim. Yani tek sorunu hükümetin hatalarında aramanın hata olduğunu anlatmaya çalışmıştım. Hükümet bugün yarın gidecek, ama çiftçi aynı çiftçi. O yüzden sorunu çözmeye temelden başlamak gerekir.

Ayrıca, buğday üretiminin azalmasından bahsetmiştim ben, gelir azalmasından değil. Bunu da kendi yorumumla değil, istatistik kurumunda çalışan bir arkadaşımın elde ettiği verilerle dile getirdim.

Geçim sıkıntısı malesef görecelidir Cabbar, her ne kadar sen kabul etmesen de, milletvekilleri bile utanmadan geçim sıkıntısı çektiklerini iddia edebiliyorlar. Veya büyük kurumlarda müdür olan adamlar bile.. Oysa o maaşı asgari ücretli işçilere verseler kral gibi yaşar. Senin tanıdığın büyüklerinin ettikleri şikayetleri ben de biliyorum. Nitekim benimkiler hala bu işin içindeler, hala okuldan vakit buldukça tarlaya bahçeye onlara yardıma giderim. Merk etme, aynı şeyleri onlar da anlatıyor. :) Ben onların "haksız" olduğunu da düşünmüyorum. Sadece olaya tek yönlü bakılmaması gerektiğini söylüyorum. İnsan faktörünü devre dışı bırakırsan, sorunların hiç birisini çözüme kavuşturamazsın. Çünkü malesef bizimn ülkemizde herkes sadece kendini düşünüyor. Ürünü tarlasında kalan da şikayet ediyor, bire iki alan çiftçi de şikayet ediyor. Zaten bugüne kadar geçim sıkıntısı çekmeyen kimseye rastlamadık şükür. Yazlığı var, arabası var, evi var, ikinci evi almayhı planlıyor ama geçim sıkıntısı var. Demek ki geçim sıkıntısı göreceliymiş.

Bir karikatür vardı, sanırım Yiğit Özgürden. İki karakter var, birinin sırtında büyükçe bir çanta, THY'den çıkıyor, diğeri soruyor: (tam metni hatırlamıyorum ama yaklaşık şöyle:)

- Nereye böyle Ahmet?
- Buralarda tutunamadım abi köye dönüyorum.
- Uçakla mı dönüyorsun köye?
- Eeöö yani abi tutunamadım ya böyle acilen dönüş yapayım dedim.
- Ya bırak şimdi Ahmet, şuna işim iyi tatile çıkıyorum desene. Merak etme borç para istemeyeceğim nereye böyle?
- İbiza
- Yuh!

İşte bu Türkiye'nin gerçeği.

"Herkesin gözü tok" demen ancak bence gerçeği görmezden gelerek kendini avutmandır. Bu sadece "daha iyisin istemek" değildir. Ör: yukarıdaki karikatür diyaloğu.
2007'den beri2.192 mesaj
#21
Sizin çocuklarınızın gemisi varsa, diğer insanların çocukları da bu gemileri yaparken yok yere ölüyorsa, "En az üç çocuk yapın, bakın bende dört tane var." dememeniz gerekir, sayın başkan.
2007'den beri2.192 mesaj
#22
Elmacik dedi:
- Nereye böyle Ahmet?
- Buralarda tutunamadım abi köyü dönüyorum.
- Köye uçakla mı dönüyorsun?
- Eeöö yani abi tutunamadım ya böyle acilen dönüş yapayım dedim.
- Ya bırak şimdi Ahmet, merak etme borç para istemeyeceğim nereye böyle?
- İbiza
- Yuh!
Karikatürü tam olarak doğru tasvir etmişsin.
2007'den beri1.635 mesaj
#23
Karikatüre göre çok şerefsiz milletiz bea.(dajavu oldum bi an, daha önce yazmıştım sanki?)

Cevabını yaz

Cevap yazmak için giriş yap ya da üye ol. Eski forum kullanıcı adın ve parolanla girebilirsin.