OpenAI, yapay zeka modellerinin gelişimini sürdürmek için telif hakkıyla korunan içeriklere erişimin kısıtlanmaması gerektiğini savunuyor. Şirketin Beyaz Saray’a sunduğu politika önerisinde, Çin’in serbest veri erişimi sayesinde avantaj kazandığı ve ABD’nin sıkı düzenlemeler nedeniyle geri kalabileceği belirtildi.
OpenAI, resmen telif haklarının kısıtlanmasını istedi
Özellikle The New York Times ve diğer medya kuruluşlarının OpenAI’a açtığı davalar, bu konuda büyük tartışmalara sebep olmuştu. Şirket, yapay zekanın daha iyi ve erişilebilir olması için telifli içeriklere erişimin “adil kullanım” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini iddia etti. Ancak içerik üreticileri, bu yaklaşımın telif hakkı ihlali olduğunu ve ticari çıkarlarını zedelediğini öne sürüyor.
OpenAI’ın adil kullanım tanımı hukukçular tarafından da eleştiriliyor. Geleneksel olarak bu kavram, haber alıntıları veya akademik çalışmalar gibi belirli kullanım alanları için geçerli sayılıyor. Fakat OpenAI, bu sınırın genişletilerek yapay zeka eğitimi için de geçerli olması gerektiğini dile getrdi.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
OpenAI, Çin merkezli yapay zeka modelleriyle rekabet edebilmek için geniş veri erişiminin sağlanması gerektiğini belirtiyor. Politika önerisinde, “Çin’in geliştiricileri verilere sınırsız erişime sahip olup Amerikan şirketleri adil kullanım erişiminden yoksun bırakılırsa, yapay zeka yarışı fiilen sona erer” ifadesine yer verildi.
Şirketin bu tutumu bazı eleştirileri de beraberinde getirdi. OpenAI, kendi verilerinin izinsiz kullanımına karşı sert tepki gösterirken, başka içerik üreticilerinin verilerine erişim konusunda serbestlik talep ediyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Microsoft’un yeni Windows 11 güncellemesi, Copilot uygulamasının bazı cihazlardan yanlışlıkla kaldırılmasına sebep oldu. 11 Mart’ta dağıtılmaya başlanan ve “Patch Tuesday” olarak bilinen aylık güncelleme sonrası, Copilot’un görev çubuğundan kaybolduğu ve tamamen kaldırıldığı tespit edildi. Bu durum teknoloji sektöründe büyük bir şaşkınlıkla karşılandı.
Yeni Windows 11 güncellemesi, Copilot’u yanlışlıkla sildi
Microsoft yönetimi Windows 11 güncellemesinin ardından yaşanan bu sorunun farkında olduklarını belirterek, etkilenen kullanıcıların uygulamayı Microsoft Store üzerinden tekrar yükleyebileceğini ve manuel olarak görev çubuğuna sabitleyebileceğini açıkladı. Şirket, hatayı gidermek için bir düzeltme üzerinde çalıştıklarını da bildirdi. Ancak bu düzeltmenin ne zaman yayınlanacağı henüz belli değil.
Microsoft, yaklaşık bir yıl önce Copilot’un web uygulamasını kullanıma sunmuş ve daha gelişmiş bir kullanıcı arayüzü ile donatılmış yeni bir sürümünü dağıtmaya başlamıştı. Güncellenen yapay zeka uygulaması, bas-konuş özelliğiyle Windows 10’daki Cortana benzeri bir deneyim sunmayı amaçlıyor.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Microsoft, 4 Nisan’da düzenlenecek 50. yıl dönümü etkinliğinde Copilot ile ilgili yeni bilgiler duyurmayı planlıyor. Etkinlikte, Microsoft AI CEO’su Mustafa Suleyman’ın sahne alarak şirketin yeni yapay zeka projelerini paylaşması bekleniyor.
Ayrıca şirketin OpenAI ile rekabet edebilmek adına, yeni bir modelleme teknolojisi üzerinde çalıştığı da iddia edildi. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz en çok hangi yapay zeka uygulamalarını kullanıyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Google’ın yeni yapay zeka modeli Gemini 2.0 Flash, görsellerdeki filigranları kaldırabilmesiyle dikkat çekti. Sosyal medya kullanıcıları, modelin yalnızca görüntü üretmekle kalmayıp mevcut görsellerin üzerindeki filigranları da silebildiğini keşfetti. Getty Images gibi büyük stok medya sağlayıcılarının görsellerindeki filigranların bile yapay zeka tarafından etkili bir şekilde yok edilebildiği belirtiliyor.
Google, geçtiğimiz hafta Gemini 2.0 Flash modelinin görüntü oluşturma özelliğini genişletti. Ancak bu özellik, filigranların kaldırılması gibi hiç beklenmedik bir kullanım senaryosuna da yol açtı. X ve Reddit kullanıcıları modelin yalnızca filigranları silmekle kalmadığını, aynı zamanda eksik kalan alanları da tamamladığını paylaştı. Google, bu yeteneğin şu an için “deneysel” olduğunu ve yalnızca geliştiricilere yönelik AI Studio gibi araçlarla erişilebildiğini açıkladı.
Görsellerdeki filigranları kaldıran yapay zeka araçları yeni bir teknoloji sayılmaz. Mevcut düzenleme yazılımlarında da benzer özellikler bulunuyordu. Fakat Gemini 2.0 Flash’ın bu alanda oldukça başarılı olduğu ve ücretsiz erişim sağladığı ifade ediliyor. Model, özellikle küçük ve belirgin filigranları etkili şekilde kaldırabiliyor. Buna karşın büyük ya da yarı şeffaf filigranlarda zaman zaman zorlanıyor.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Bu gelişme, yapay zekanın görsel telif hakları üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getirdi. Örneğin OpenAI’ın GPT-4o modeli, filigranları kaldırmayı etik dışı ve yasa dışı olarak değerlendirerek bu tür talepleri reddediyor. Gemini 2.0 Flash’ın bu konuda herhangi bir sınırlamaya sahip olmaması, telif hakkı ihlalleri konusunda yeni tartışmalara yol açabilir.
Google’ın bu duruma karşı nasıl bir adım atacağı merakla bekleniyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz en çok hangi yapay zeka uygulamalarını kullanıyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Samsung’un yeni Galaxy S25 Edge modelinin koruyucu kılıfları ortaya çıktı. Aksesuar üreticisi dbrand tarafından listelenen kılıflar, cihazın tasarımı ve bazı teknik özellikleri hakkında yeni detaylar sundu. Kılıflar MagSafe destekli ve MagSafe olmayan seçenekler içeriyor. Bu da telefonun Qi2 kablosuz şarj teknolojisine sahip olduğunu doğruluyor.
Dbrand’in web sitesinde yer alan diğer aksesuarlar arasında ekran koruyucular ve çeşitli desenlere sahip kaplamalar da bulunuyor. Bunlar arasında, cihazın iç donanım bileşenlerini gösteren özel bir “teardown” kaplama da yer aldı.
Galaxy S25 Edge, Samsung’un en ince telefonu olacak. Cihazın kalınlığının yalnızca 5.84 mm olduğu belirtiliyor. Bu ölçü, 7.2 mm kalınlığındaki standart Galaxy S25 modeline kıyasla önemli bir fark yaratacak. Cihazın çerçeve malzemesinde ise bir değişiklik beklenmiyor.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Donanım tarafında Galaxy S25 Edge’in Snapdragon 8 Elite işlemci, 12 GB RAM, 256 GB depolama alanı ve 4.000 mAh bataryaya sahip olacağı öne sürülüyor. Arka kamera kurulumunda 12 MP ve 200 MP çözünürlüklü sensörler bulunacak.
6.7 inç Dynamic AMOLED 2X ekranla geleceği belirtilen cihazın fiyat aralığı 1.000 ila 1.300 dolar arasında olacak. Ürün hakkında daha fazla detayın yakın zamanda ortaya çıkmasını bekliyoruz. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yeni akıllı telefon kullanıcıların beğenisini kazanacak mı? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Xiaomi’nin yeni amiral gemisi modeli Xiaomi 16’nın, önceki nesillere kıyasla daha büyük bir ekrana ve daha ince bir tasarıma sahip olacağı iddia ediliyor. Gelen son bilgilere göre Xiaomi 16’nın standart modeli; Xiaomi 13, 14 ve 15’te kullanılan 6,36 inçlik ekranı terk ederek 6,5 ila 6,67 inç arasında bir ekrana geçiş yapacak.
Xiaomi 16 tasarımıyla öne çıkabilir
Benzer ekran boyutlarıyla çıkması beklenen Redmi Turbo 4 Pro ve Redmi K80 Ultra gibi modeller de bu değişimin sadece Xiaomi 16 ile sınırlı kalmayacağını gösteriyor. Şirketin kompakt tasarımdan vazgeçerek daha büyük ekranlı ve daha ince cihazlara yönelmesi, sektördeki rekabetin şekillenmesi açısından önemli bir gelişme oldu.
Piyasaya sürülmesi planlanan Galaxy S25 Edge gibi ince tasarımlı modeller ve Çinli üreticilerin benzer yöndeki çalışmaları, Xiaomi’nin bu kararı almasında etkili olmuş olabilir. Cihaz inceltilirken batarya kapasitesinden de ödün vermemek adına, ekran boyutunun önemli bir oranda büyütülmesi gerekecek.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Aynı zamanda, telefonun yüzey alanının genişlemesi sayesinde daha gelişmiş bir telefoto kameranın entegre edilmesi mümkün hale geliyor. Mevcut temel modelde 2,6x (60 mm) telefoto kamera bulunurken, yeni tasarımın daha güçlü bir optik yakınlaştırma sunabileceği öne sürülüyor.
Bu değişiklik, geniş ekranlı ve ince telefonları tercih eden kullanıcılar için olumlu bir gelişme olarak görülürken, kompakt telefonlardan vazgeçmeyenler için hayal kırıklığı yaratabilir. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
M4 serisi işlemcileri kullanan MacBook Pro modelleri detaylı şekilde test edildi ve performansları karşılaştırıldı. Doğru modeli seçmenize yardımcı olmak için kapsamlı testler gerçekleştirildi. Geekbench skorlarından fotoğraf ve video düzenleme testlerine kadar her açıdan yapılan değerlendirmeler M4 ve M4 Pro işlemcileri arasındaki farkları ortaya koydu. Hangi modelin sizin için daha uygun olduğunu öğrenmek için okumaya devam edin.
M4 ve M4 Pro, boyut, ağırlık ve bağlantı noktaları açısından farklılık gösteriyor. M4 MacBook Pro yalnızca 14 inçlik bir model olarak sunulurken M4 Pro hem 14 inç hem de 16 inç seçeneklerine sahip. Her iki model de düz alüminyum gövdeye sahip ve gümüş veya Uzay Siyahı renk seçenekleriyle geliyor. M4 tasarımında herhangi bir değişiklik bulunmuyor. Görünüm açısından M4 Pro ile tamamen aynı. Ağırlık açısından M4 modeli 1.55 kg, 14 inçlik M4 Pro 1.6 kg ve 16 inçlik M4 Pro 2.1 kg.
M4 serisi 2021’den beri pek değişmeyen Liquid Retina XDR ekran teknolojisini kullanıyor. M4 ve M4 Pro ekranları inç başına 254 piksel yoğunluk sunuyor. Mini LED arka aydınlatma sayesinde 1.000.000:1 kontrast oranı sağlanıyor ve ekran parlaklığı SDR içerikler için 1.000 nit, HDR içerikler için ise maksimum 1.600 nit seviyesine çıkabiliyor.
M4 ve M4 Pro’da opsiyonel olarak sunulan nano-doku cam kaplama ekran yansımalarını önemli ölçüde azaltıyor. Dış mekanda yapılan testlerde de nano-doku ekranın yansımaları büyük ölçüde engellediği görüldü. M4 MacBook Pro’yu yükseltmeyi düşünenler için bu özelliğin fiyatlar satıldığı ülkeye göre değişse de ortalama 150 dolarlık ek ücreti hak ettiği söylenebilir.
Bağlantı noktalarına gelince her iki modelde de üç adet USB-C bağlantı noktası bulunuyor. Ancak M4, Thunderbolt 4 desteği sunarken, M4 Pro Thunderbolt 5 ile geliyor. Thunderbolt 5 (120 Gbps), Thunderbolt 4’e (40 Gbps) kıyasla üç kat daha fazla veri aktarımı sağlıyor. Ayrıca daha fazla güç aktarımı sunarak USB-C üzerinden 240 watt’a kadar şarj imkanı sunuyor.
Son olarak Apple, MacBook’un kamerasını da yükseltti. Daha önce 1080p olan kamera artık 12 MP çözünürlüğe sahip ve Center Stage teknolojisi sayesinde hareket halinde bile kullanıcının kadrajda kalmasını sağlıyor.
SSD hız testi
Yapılan testlerde depolama hızlarını ölçmek için Blackmagic Disk Speed testi kullanıldı. 512 GB kapasiteli M4 MacBook Pro, okuma hızlarında 2.889 MB/s, yazma hızlarında ise 3.308 MB/s seviyelerine ulaştı. Öte yandan 2 TB kapasiteli M4 Pro modeli çok daha yüksek performans sergileyerek 6.728 MB/s okuma ve 7.490 MB/s yazma hızlarına ulaştı. Bu da şimdiye kadar görülen en yüksek disk hızlarından biri. Yani M4’ün 512 GB SSD’si ile M4 Pro’nun 2 TB SSD’si arasındaki fark oldukça büyük.
Bu hız farkının temel nedeni M4 modelinin daha düşük veri aktarım hızlarına sahip olması. M4 Pro’ya kıyasla neredeyse yarı yarıya daha düşük performans gösteriyor. Apple’ın 512 GB modelde daha az sayıda NAND çipi kullanması bellek bant genişliğinin düşmesine yol açmış olabilir.
M4 vs M4 Pro
M4 ve M4 Pro karşılaştırmasında M4 günlük kullanım için güçlü bir performans artışı sunuyor. 10 çekirdekli CPU ve GPU yapısıyla M1 çipine kıyasla 1.8 kat daha hızlı çalışıyor. M4 çipi 32 GB’a kadar birleşik bellek desteği sunarken 120 GB/s bellek bant genişliği sağlıyor. İki harici ekrana bağlanabiliyor ve üç adet Thunderbolt 4 bağlantı noktası ile yüksek hızda veri aktarımı imkanı sunuyor.
M4 Pro ise daha yoğun iş yükleriyle çalışanlar için tasarlandı. Araştırmacılar, yazılım geliştiriciler ve yaratıcı profesyoneller için yüksek performans vadediyor. 14 çekirdekli CPU’su sayesinde M1 Pro’ya göre 1.9 kat daha hızlı çalışıyor. 20 çekirdekli GPU’su, grafik performansında M4’e kıyasla iki kat daha yüksek bir seviyeye ulaşıyor.
M4 Pro 64 GB’a kadar birleşik bellek desteği sunuyor ve 273 GB/s bellek bant genişliği sağlıyor. Bu da M4’ün sunduğu bant genişliğinin iki katı seviyesinde ve çoğu yapay zeka destekli PC çipinden çok daha yüksek bir performans. Ayrıca Thunderbolt 5 desteği ile 120 GB/s veri aktarım hızı sunarak büyük dosyaların işlenmesini kolaylaştırıyor. M4 Pro çipi genel olarak karmaşık iş akışları için yüksek performans ve verimlilik sunuyor.
CPU test sonuçları
CPU performansını test etmek için Geekbench 6 ve Cinebench 2024 kullanıldı. M4 Pro’nun en üst seviye 14 çekirdekli CPU modeli, 10 çekirdekli temel M4 MacBook Pro modeliyle karşılaştırıldı.
Geekbench 6 testinde M4 Pro günlük işlemlerde M4’e kıyasla daha iyi performans gösterdi. Tek çekirdek performansında M4’e göre yüzde 8 daha hızlıydı ve 3.966 puan aldı. M4 ise 3.816 puanla geride kaldı. Çoklu çekirdek testinde ise fark daha belirgindi. M4 Pro 22.605 puan alarak M4’ün 14.980 puanına göre yüzde 51 daha yüksek performans sundu.
Cinebench 2024’te yapılan 10 dakikalık uzun süreli yük testinde M4 Pro tek çekirdekte M4’ten yüzde 4 daha hızlıydı (178 vs. 171). Ancak çoklu çekirdek testinde fark dramatik şekilde arttı ve M4 Pro yüzde 74 daha yüksek performans gösterdi (1.743 vs. 1.002). Benchmark testlerinde M4 Pro, M4’e göre açık ara daha yüksek hız sundu. Bu performans artışı ise M4 Pro’nun daha fazla yüksek performans çekirdeğine sahip olmasından kaynaklanıyor.
M4 Pro’nun sunduğu yeni güç modları da performansa önemli katkı sağlıyor. Üç farklı güç modu bulunuyor: düşük güç, otomatik ve yüksek güç modu. Düşük güç modu işlemcinin tüketimini 10 watt seviyesine düşürerek hafif görevlerde enerji verimliliği sağlıyor. Yüksek güç modu ise sistemi neredeyse 50 watt seviyesine kadar çıkararak grafik tasarım ve video düzenleme gibi ağır iş yükleri için maksimum performans sunuyor.
M4 MacBook Pro genel olarak güçlü bir performans sunsa da soğutma sisteminde bazı kısıtlamalar dikkat çekiyor. Cinebench testlerinde 14 inçlik M4 modeli tam yükte çalışırken fan sesi belirgin şekilde yükseldi. Küçük kasa yapısı nedeniyle soğutma alanı sınırlı olduğu için fanlar daha sık devreye giriyor.
Buna karşın 16 inçlik M4 Pro daha güçlü olmasına rağmen daha sessiz çalışıyor. Daha büyük kasası ve çift fan tasarımı sayesinde ısıyı daha verimli şekilde dağıtabiliyor ve fan hızının yükselmesine gerek kalmıyor. Ancak 14 inçlik M4 Pro modeli ekstra performans çekirdeklerine sahip olduğu için daha fazla güç tüketiyor ve daha fazla ısı üretiyor. Bu da fan sesinin daha belirgin hale gelmesine neden oluyor.
Günlük kullanımda M4 güçlü bir seçenek olmaya devam ediyor. Ancak yoğun işlem gücü gerektiren işlerde M4 Pro belirgin şekilde daha yüksek performans sunuyor.
GPU test sonuçları
GPU performansı söz konusu olduğunda M4 ve M4 Pro farklı seviyelerde grafik gücü sunuyor. M4 MacBook Pro 10 çekirdekli bir GPU ile geliyor ve temel grafik iş yükleri için yeterli performans sağlıyor. Ancak daha fazla güce ihtiyaç duyanlar için M4 Pro 20 çekirdekli GPU seçeneğiyle grafik performansını iki katına çıkarıyor.
M4 Pro profesyonel uygulamalar, grafik ağırlıklı iş akışları ve oyunlar için daha iyi bir seçenek olarak öne çıkıyor. Yüksek çözünürlüklü video düzenleme veya en yeni oyunları oynama gibi görevleri rahatlıkla yerine getirebiliyor. M4 ise günlük kullanım için yeterli performans sunsa da yoğun grafik gerektiren işlemlerde M4 Pro belirgin bir avantaj sağlıyor.
GPU performansına bakıldığında M4 Pro’nun açık ara önde olduğu görülüyor. Geekbench 6 Metal testlerinde M4 58.049 puan alırken, M4 Pro tam 113.590 puanla neredeyse iki kat daha yüksek performans sundu. Cinebench 2024 sonuçları da benzer bir tablo ortaya koyuyor. M4 3.978 puan alırken, M4 Pro 9.272 puana ulaştı. Bu da GPU performansında iki katından fazla bir artış anlamına geliyor. Güçlü grafik performansına ihtiyaç duyan kullanıcılar için M4 Pro çok daha iyi bir seçenek.
Oyun performansı
Oyun testlerinde üç farklı oyun en yüksek grafik ayarlarında 1920 x 1200 çözünürlükte çalıştırıldı. Sonuçlar M4 Pro’nun oyun performansında M4’e kıyasla belirgin bir üstünlük sağladığını gösterdi. Daha güçlü GPU’su sayesinde M4 Pro özellikle grafik yoğun oyunlarda kare hızlarını neredeyse iki katına çıkarıyor.
Borderlands 3 testinde M4 Pro 42 fps alırken, M4 yalnızca 23 fps seviyesine ulaşabildi. Shadow of the Tomb Raider’da fark daha da açıldı. M4 Pro 81 fps değerine çıkarken M4 sadece 38 fps’de kaldı. Daha az grafik gücü gerektiren Civilization VI’da bile M4 Pro 98 fps’ye ulaşarak M4’ün 53 fps’lik performansını geride bıraktı.
Daha akıcı bir oyun deneyimi ve yüksek kare hızları isteyenler için M4 Pro belirgin şekilde daha iyi bir seçenek. Ancak her iki model de en üst düzey oyun bilgisayarlarının gerisinde kalıyor.
Yapay zeka performansı
M4 ve M4 Pro aynı 16 çekirdekli Neural Engine tasarımını paylaşıyor. Ancak performans açısından bazı farklılıklar bulunuyor. M4 serisi Apple’ın bugüne kadar ürettiği en hızlı Neural Engine’e sahip. Bu işlem birimi saniyede 38 trilyon işlem gerçekleştirebiliyor ve yapay zeka destekli bilgisayarlar arasında açık ara en yüksek performansı sunuyor. M1 çipine kıyasla üç kat daha hızlı çalışarak büyük bir performans artışı sağlıyor.
Bu yüksek hız M4 ve M4 Pro’yu yapay zeka görevleri için son derece güçlü hale getiriyor. Makine öğrenimi işlemlerinden Apple’ın cihaz içi yapay zeka özelliklerine kadar birçok alanda etkili şekilde çalışabiliyor. Görüntü ölçekleme ve video alt yazı oluşturma gibi işlemler Neural Engine sayesinde daha hızlı ve verimli hale geliyor.
Geekbench AI testlerinde M4 Pro’nun Core ML Neural Engine Framework içinde M4’e göre hafif bir avantaj sağladığı görüldü. Özellikle tek ve yarı hassasiyetli hesaplamalar ile quantized performans alanlarında M4 Pro biraz daha yüksek skor elde etti. Genel olarak her iki model de yapay zeka iş yükleri için oldukça güçlü olsa da ham işlem gücü açısından M4 Pro küçük bir farkla önde yer alıyor.
Gerçek dünya performansı
Gerçek kullanım senaryolarını test etmek için ilk olarak Xcode Benchmark çalıştırıldı. Bu test büyük bir kod tabanının derleme süresini ölçerek geliştiriciler için performans farkını ortaya koyuyor. M4 Pro Xcode 16 ile büyük bir kod tabanını sadece 97 saniyede derleyerek öne çıktı. M4 modeli ise aynı işlemi 141 saniyede tamamladı. Aradaki 44 saniyelik fark M4 Pro’nun M4’e göre yüzde 31 daha hızlı olduğunu gösteriyor. Yazılım geliştirme sürecinde hız kazanmak isteyenler için M4 Pro daha iyi bir seçenek.
Müzik prodüksiyonunda kullanılan Logic Pro X testinde sistem aşırı yüklenme uyarısı almadan çalıştırılabilen maksimum parça sayısı ölçüldü. M4 Pro 286 parçayı sorunsuz şekilde çalıştırırken M4 yalnızca 144 parçada sınırına ulaştı. Logic Pro büyük ölçüde CPU gücüne bağlı çalıştığı için M4 Pro’nun ekstra çekirdekleri ve daha yüksek işlem kapasitesi projelerin daha akıcı yönetilmesini sağlıyor. Çok sayıda müzik parçası içeren büyük projelerle çalışan yapımcılar için M4 Pro belirgin bir avantaj sunuyor. Daha akıcı bir performans ve daha az yavaşlama ile iş akışını hızlandırıyor.
Web tarayıcı performansı için Speedometer 3.0 testi Safari üzerinden gerçekleştirildi. M4 modeli dakikada 46 işlem yaparken M4 Pro 45 işlemle çok yakın bir sonuç verdi. Aradaki fark önemsiz seviyede olsa da her iki model de hızlı ve akıcı bir tarayıcı deneyimi sunuyor. Sekmeler arasında geçiş yapmak, sayfa kaydırmak ve yoğun internet kullanımı her iki cihazda da sorunsuz şekilde gerçekleşiyor.
Blender 3D render performansı
Blender testlerine geçildiğinde M4 Pro’nun performans açısından önemli bir fark yarattığı görülüyor. Blender Benchmark testinde M4 modeli 1.074 puan alırken M4 Pro 2.546 puana ulaştı. Bu da M4 Pro’nun M4’e kıyasla iki katından daha hızlı olduğunu gösteriyor. Blender 4.2’de yapılan testlerde CPU kullanılarak gerçekleştirilen Classroom sahnesi render süresi ölçüldü. M4 bu işlemi 6 dakika 34 saniyede tamamlarken M4 Pro aynı sahneyi 4 dakika 3 saniyede işleyerek 2 dakika 31 saniye daha hızlı çalıştı.
GPU ile yapılan testlerde de benzer bir fark ortaya çıktı. M4 modeli sahneyi 1 dakika 5 saniyede render ederken M4 Pro yalnızca 32 saniyede tamamladı. Bu da 33 saniyelik bir zaman tasarrufu anlamına geliyor. Genel olarak M4 Pro Blender performansında açık ara önde yer alıyor. Daha hızlı render süreleri ve daha yüksek işlem gücü sunarak 3D modelleme ve animasyon süreçlerini hızlandırıyor. Blender ile yoğun şekilde çalışanlar için M4 Pro belirgin bir avantaj sağlıyor.
Video dönüştürme
Video dönüştürme işlemleri M4 Pro’nun gücünü en iyi gösteren alanlardan biri. Ekstra işlem gücü yüksek çözünürlüklü videoların daha hızlı işlenmesini sağlıyor. Video kodlama ve kod çözme işlemleri CPU ve medya motoru tarafından hızlandırılarak daha verimli hale getiriliyor.
Handbrake testinde M4 Pro bir 4K videoyu 1080p çözünürlüğe dönüştürme işlemini 2 dakika 48 saniyede tamamladı. M4 modeli ise 4 dakika 36 saniye sürede aynı işlemi gerçekleştirerek M4 Pro’dan 1 dakika 48 saniye daha yavaş çalıştı. Daha hızlı video işleme ve daha verimli medya düzenleme isteyenler için M4 Pro belirgin bir performans farkı sunuyor.
Fotoğraf düzenleme
Fotoğraf düzenleme testlerinde M4 Pro’nun yine M4’e kıyasla belirgin şekilde daha hızlı olduğu görülüyor. Lightroom Classic kullanılarak 100 adet RAW fotoğrafın dışa aktarım süresi ölçüldü. M4 modeli bu işlemi 1 dakika 55 saniyede tamamlarken M4 Pro 1 dakika 5 saniyede tamamladı.
Bu da 50 saniyelik bir zaman tasarrufu anlamına geliyor. Büyük fotoğraf dosyalarıyla çalışan veya karmaşık düzenlemeler yapan fotoğrafçılar için M4 Pro iş akışını hızlandırarak önemli bir avantaj sağlıyor. Daha hızlı işlem gücü büyük projelerde değerli zaman tasarrufu sunuyor.
Video düzenleme
Video düzenleme testlerinde M4 Pro’nun M4’e kıyasla biraz daha hızlı olduğu görülüyor. Ancak fark büyük değil. Final Cut Pro kullanılarak 15 dakikalık 4K ProRes formatındaki bir video dışa aktarıldı. M4 modeli bu işlemi 8 dakika 5 saniyede tamamlarken M4 Pro 7 dakika 45 saniyede tamamladı. Aradaki 20 saniyelik fark genel performansa büyük bir etki yaratmıyor.
M4 ve M4 Pro aynı medya motorunu kullandıkları için video dışa aktarma süreleri neredeyse aynı seviyede kalıyor. M4 Pro biraz daha hızlı olsa da video düzenleme işlerinde büyük bir hız farkı bekleyenler için belirgin bir avantaj sunmuyor.
Pil ömrü
M4 ve M4 Pro uzun pil ömürleriyle dikkat çekiyor ve her iki model de tam bir iş gününü rahatlıkla çıkarabiliyor. 14 inçlik M4 MacBook Pro 72.4 Wh bataryaya sahipken 16 inçlik M4 Pro 100 Wh kapasitesiyle daha uzun süreli kullanım sunuyor.
Apple, M4 modelinin 24 saat video oynatma ve 16 saat web tarayıcı kullanımı sunduğunu belirtiyor. Ancak gerçek dünya testlerinde Apple’ın resmi verilerinden bile daha uzun süre dayanabildiği görüldü. M4 150 nit parlaklıkta kesintisiz web tarama testinde 18 saat 20 dakika boyunca çalışmaya devam etti. M4 Pro ise 20 saat 35 dakika ile daha da iyi bir performans gösterdi.
Apple M4 Pro’nun tek şarjla daha uzun süre dayanmasını sağlayacak optimizasyonlar yapmış durumda. Uzun pil ömrü öncelikli bir kriterse M4 Pro güçlü bir alternatif.
Fiyatlar
14 inç MacBook Pro M4 modeli 79 bin 999 TL fiyatıyla satışa sunuluyor. Bu model 10 çekirdekli CPU, 10 çekirdekli GPU, 16 GB bellek ve 512 GB depolama ile geliyor. 1 TB SSD yükseltmesiyle fiyatı 89 bin 999 TL’ye çıkıyor. Opsiyonel nano-doku ekran ile birlikte ise fiyatı 97 bin 499 TL’ye çıkıyor.
M4 Pro çipine sahip 14 inç MacBook Pro modeli 99 bin 999 TL başlangıç fiyatıyla geliyor. 12 çekirdekli CPU, 16 çekirdekli GPU, 24 GB bellek ve 512 GB depolama alanı sunuyor. Test edilen model 16 inç MacBook Pro M4 Pro konfigürasyonuydu. 14 çekirdekli CPU, 20 çekirdekli GPU, 48 GB bellek ve 2 TB depolama alanı içeriyordu. Ayrıca nano-doku ekran seçeneğiyle toplam fiyat 177 bin 499 TL’ye ulaştı.
Apple’ın bellek ve depolama yükseltme fiyatları da oldukça yüksek seviyede. 16 GB bellekten 24 GB’ye çıkmak 200 dolar, 24 GB’den 32 GB’ye geçmek ise ek 10 bin TL daha gerektiriyor. 512 GB’den 1 TB depolamaya yükseltmek 10 bin TL, 2 TB’ye çıkarmak ise 30 bin TL bir ek maliyet oluşturuyor.
M4 ve M4 Pro arasında karar verirken en önemli faktör kullanım amacı olmalı.
79 bin 999 TL başlangıç fiyatıyla sunulan M4 MacBook Pro genel kullanım için güçlü bir seçenek. Öğrenciler, hafif kullanıcılar ve yüksek performansa ihtiyaç duyan ancak ekstra maliyet ödemek istemeyen yazılımcılar için de ideal. İki harici ekran desteği sunuyor ve üç adet USB-C bağlantı noktası bulunuyor. Ancak tek fanlı soğutma sistemi yoğun kullanımda cihazın daha fazla ısınmasına ve fan sesinin yükselmesine neden olabiliyor. Çoğu kullanıcı için dengeli bir performans sunarken aşırı güçlü bir sisteme ihtiyaç duymayanlar için fazlasıyla yeterli.
Öte yandan M4 Pro ağır iş yükleriyle çalışan kullanıcılar için daha uygun. İki fanlı soğutma sistemi sayesinde uzun süreli yüksek performans gerektiren işlemler sırasında daha serin çalışıyor. Daha güçlü işlemcisi ve grafik birimiyle video düzenleme, 3D modelleme veya yazılım geliştirme gibi zorlu görevlerde ciddi bir avantaj sağlıyor. Hız ve verimlilik arasında iyi bir denge arayan kullanıcılar için M4 Pro daha güçlü bir alternatif.
Oyun geliştiricilerine yönelik dünyanın en uzun soluklu etkinliği olan Game Developers Conference (GDC), 39. kez kapılarını San Francisco’daki Moscone Convention Center’da açtı. Bir hafta sürecek etkinlikte 400’den fazla katılımcı firma, 1.000’in üzerinde konuşmacı ve 725 oturum, atölye çalışması, yuvarlak masa toplantısı ve ağ oluşturma etkinliği yer alıyor.
Game Developers Conference 2025 hakkında her şey
Bu yıl GDC’nin teması Oyunlarla Dünyayı Bağlamak. Etkinlik, oyun endüstrisinin önde gelen profesyonellerini bir araya getirerek sektördeki yenilikleri ve en son gelişmeleri ele alıyor. Aynı zamanda GDC, pazartesi ve perşembe akşamları Moscone West Hall’da gerçekleştirilecek yeni bir etkinlik serisi olan GDC Nights ile katılımcılara özel bir deneyim sunuyor.
6:30 – 10:00 PM PT saatleri arasında düzenlenen GDC Nights kapsamında Games Done Quick tarafından organize edilen hız koşuları, Day of the Devs bağımsız oyun vitrini, TV ve film gösterimleri, canlı müzik, komedi gösterileri, karaoke, masa oyunları ve çeşitli etkinlikler yer alıyor.
Baidu, yeni yapay zeka modellerini resmen görücüye çıktı. Bu modeller, özellikle maliyet tarafında fark yaratacak.
GDC’nin açılışında San Francisco’nun kültürel kimliğini ve GDC’nin toplulukla olan bağlarını vurgulamak amacıyla sokak sanatçısı Max Ehrman tarafından özel bir duvar resmi hazırlandı. Bu eser Geary Caddesi’nde halkın ziyaretine açık olarak sergileniyor.
Ana konferans programı 20 Mart’ta başlıyor ve “A Developer’s Concert” isimli ana sahne performansına ev sahipliği yapıyor. Ünlü besteci Austin Wintory’nin yönettiği canlı orkestra konserinde oyun dünyasının dört bir yanından eserler seslendirilecek.
Aynı zamanda ESA (Entertainment Software Association) tarafından düzenlenecek sunumda Electronic Arts, Google, Microsoft, Nintendo of America ve Ubisoft gibi firmaların oyuncu deneyimini iyileştirmeye yönelik yeni bir erişilebilirlik girişimi tanıtılacak.
Bağımsız oyun geliştiricileri için önemli etkinliklerden biri olan Independent Games Festival (IGF) ve sektörün en prestijli ödüllerinden Game Developers Choice Awards (GDCA), 19 Mart akşamı gerçekleşecek. GDC 2025 katılımcıları ödül törenlerini yerinde takip edebilirken etkinlikler GDC mobil uygulaması ve GDC Twitch kanalından da canlı olarak yayınlanacak.
GDC Expo alanında ise sektörün önde gelen firmaları en yeni teknolojilerini tanıtıyor. Katılımcılar, oyun dünyasının geleceğine yön verecek projeleri deneyimleyebilir ve alt.ctrl.GDC gibi alternatif kontrol sistemlerine odaklanan sergileri ziyaret edebilir. Ayrıca, IGF Pavilion’da ödüllere aday gösterilen bağımsız oyunlar oynanabilirken GDC Play bölümünde yenilikçi projeler ve bağımsız geliştiricilerin çalışmaları sergileniyor.
Elecom, dünyanın ilk sodyum iyon powerbank’ini tanıtarak taşınabilir enerji depolama alanında yeni bir dönemi başlattı. Na+ Sodium-Ion Mobile Battery adı verilen 9.000 mAh kapasiteli bu powerbank, lityum iyon yerine sodyum iyon teknolojisini kullanarak daha güvenli, çevre dostu ve düşük sıcaklıklarda daha dayanıklı bir alternatif sunuyor. Bu teknoloji, taşınabilir batarya pazarında önemli bir değişim yaratacak.
Sodyum iyon powerbank tasarlandı
Sodyum iyon bataryalar, lityum iyon bataryalara kıyasla daha sürdürülebilir bir çözüm sunuyor. Lityum madenciliği ağır metal kirliliği yaratırken, sodyum daha bol bulunan bir element olduğu için üretimi çevresel açıdan daha az zarar veriyor.
Sodyum iyon pillerin geri dönüştürülmesi de lityuma kıyasla daha güvenli, çünkü toksik atık riski taşımıyor. Ayrıca, termal kaçak nedeniyle lityum iyon pillerde görülen yangın riski sodyum iyon pillerde çok daha düşük seviyede bulunuyor.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Sodyum iyon bataryaların en büyük avantajlarından biri düşük sıcaklık performansı olacak. -35°C’ye kadar dayanabilen teknoloji, özellikle soğuk iklimlerde yaşayan kullanıcılar için büyük bir avantaj sağlıyor.
Ayrıca, standart lityum iyon piller ortalama 500 şarj döngüsü sunarken, sodyum iyon bataryalar 5.000 döngüye kadar dayanıklılık sağlayarak çok daha uzun ömürlü bir kullanım vadediyor. Powerbank’in kendisi yaklaşık iki saatte tamamen şarj oluyor. 350 gram ağırlığında ve 87 x 31 x 106 mm boyutlarında olan ürün, taşınabilirlik açısından da kullanıcı dostu bir yapıya sahip diyebiliriz.
Elecom, bu yeni nesil powerbank’i 68 dolarlık fiyat etiketiyle satışa sundu. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
BYD, yeni elektrikli araç platformu “Super e-Platform”u duyurdu ve bu platforma dayanan ilk iki modelin ön satışlarını başlattı. Yeni platform, yüksek hızlı şarj desteği ve performans odaklı motorlarıyla dikkat çekiyor.
BYD, yeni elektrikli araç platformunu resmen duyurdu
Super e-Platform’un temelinde ultra hızlı şarj destekleyen yeniden tasarlanmış Blade bataryaları, yüksek performanslı elektrik motorları ve yeni nesil silikon karbür güç çipleri bulunacak. Özel tasarlanan bataryalar, tam 10 C şarj katsayısına sahip ve dünyanın en yüksek seri üretim batarya şarj kapasitesini sunuyor. Bu katsayı, bataryanın sadece 6 dakika içinde tamamen şarj edilebileceğini gösteriyor.
BYD, 1.000 kW güç destekleyen yeni bir süper şarj istasyonunu da tanıttı. Bu istasyon bir saniyede 2 kilometre, beş dakikada ise 400 kilometre menzil kazandırabiliyor. BYD’nin süper şarj istasyonları, Tesla’nın 500 kW güç sunan en yeni V4 süper şarj cihazının iki katı kapasiteye sahip olacak. Şirket bu istasyonlardan 4 binden fazla inşa etmeyi planlıyor.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Tanıtımda duyurulan yeni nesil elektrik motoru, 30.511 devir/dakika ile seri üretimdeki en yüksek motor devrine ulaşan model olarak gösterildi. Motorun 580 kW’lık zirve gücü, V12 içten yanmalı motorlardan daha yüksek performans sunacak. Ayrıca 16.4 kW/kg güç yoğunluğu ile sektörün en yüksek seviyesine ulaşıldığı belirtildi.
Yeni Super e-Platform’a dayanan ilk modeller ise Han L EV ve Tang L EV oldu. Bugün itibarıyla ön satışa sunulan araçların resmi lansmanı Nisan ayı başında gerçekleştirilecek. Han L EV’nin ön satış fiyatı 37.330 – 48.400 dolar arasında değişirken, Tang L EV 38.700 – 49.700 dolar arasında fiyatlandırıldı.
Han L EV’nin 0’dan 100 kilometre hıza 2.7 saniyede ulaşabildiği, Tang L EV’nin ise 3.6 saniyede bu hıza çıkabildiği açıklandı. Her iki model de BYD’nin “God’s Eye B” akıllı sürüş sistemini içeriyor ve çatıya monte LiDAR donanımıyla geliyor.
Şirket, ayrıca hibrit versiyonlar Han L DM ve Tang L DM için müşteri rezervasyonlarını almaya başladı. Ancak bu modellerin fiyat bilgisi paylaşılmadı. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Intel, yeni nesil Core Ultra 300 serisi Panther Lake işlemcilerinin lansman takvimini netleştirdi. Şirketin paylaştığı güncellenmiş yol haritasına göre, Panther Lake platformunun hacimli üretimi 2026 yılının ilk çeyreğinde başlayacak.
Intel Panther Lake işlemciler görücüye çıkıyor
Ancak üretim süreci öncesinde Intel, “Erken Etkinleştirme Programı” (EEP) adı verilen bir test aşaması gerçekleştirecek. Bu aşamanın ise 2025’in ikinci yarısında başlaması planlanıyor. Panther Lake’in mobil işlemci segmentinde oldukça büyük değişiklikler getirmesi bekleniyor.
Sızdırılan bilgilere göre, bu seride Cougar Cove ve Skymont çekirdekleri kullanılacak. Yeni nesil CPU mimarisinin, önceki nesillere kıyasla daha yüksek performans ve gelişmiş güç verimliliği sunacağı belirtiliyor. Grafik tarafında ise entegre Xe3 “Celestial” GPU’nun kullanılacağı doğrulandı.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
Intel, Panther Lake’in Lunar Lake ile benzerlikler taşımasına rağmen iki platformun doğrudan bağlantılı olmadığını açıkladı. Lunar Lake’in bellek modülü içeren MoP tasarımına sahip olmasına karşın, Panther Lake’te bu tür bir yapı tercih edilmeyecek.
Intel’in yeni platformunda 18A üretim süreci kullanılacak. Bu yeni süreç, hem enerji verimliliğini artırmayı hem de daha yüksek performans sunmayı hedefliyor. Yeni işlemcilerin performans ve verimlilik açısından ne gibi yenilikler sunacağı, önümüzdeki test aşamalarında tam olarak netleşecek.
Panther Lake’in, Intel’in işlemci pazarındaki rekabet gücünü nasıl etkileyeceği ise merakla bekleniyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz.
Tesla’nın popüler elektrikli SUV modeli Model Y, yeni versiyonuyla test sürüşüne çıktı. SDN Kurucusu Hakkı Alkan, Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni Model Y’nin farklılıkları ve sürüş deneyimi detaylı bir şekilde inceledi.
Yeni Tesla Model Y test sürüşü!
Yeni Model Y’nin iç tasarımında dikkat çeken ilk fark, geleneksel vites kolunun kaldırılması oldu. Kullanıcılar, vites geçişlerini aracın dokunmatik ekranı üzerinden ya da direksiyon üstü seçeneklerden yapabiliyor. Direksiyon tasarımı ise Tesla’nın Cybertruck modelini andıran bir yapıya sahip.
Araçta bulunan süsponsiyon sistemi de test sürüşünde değerlendirildi. Kullanıcılar, yeni Model Y’de bir miktar iyileştirme olduğunu ancak çok büyük farklar gözlemlemediklerini belirtti. Özellikle çukurlardan geçerken sürüş konforunun beklentileri tam anlamıyla karşılamıyor.
Tesla Model Y’nin performansı ise dikkat çekici. Test sürüşünde kullanılan versiyonun çift motorlu ve dört çeker sürüşe sahip. Aracın performansının önceki modelle kıyaslandığında büyük farklar görülmese de, genel olarak yeterli bir sürüş deneyimi sunuyor.
Tesla’nın en yeni otonom sürüş teknolojisini de test ettik. Model Y, Hardware 4 donanımı ile geliştirilmiş yeni kamera ve sensör sistemlerine sahip. Otonom sürüş modunun iyi çalıştığı ve aracın çevresel faktörlere duyarlı olduğu belirtilse de, bazı trafik kurallarına yeterince hassas davranmıyor.
Tesla Model Y’nin iç mekanında, ambiyans aydınlatma sistemi ve yeni ekran teknolojileri dikkat çekti. Koltukların hem ısıtma hem de soğutma özelliğine sahip, yeni eklenen detaylar sayesinde aracın iç konforu da arttırılmış.
Model Y’nin İleri düzeyde geliştirilmiş bir ısı pompasına sahip, gelecekte bu sistemin daha da geliştirilmiş versiyonunun piyasaya sürülebilir. Yeni Tesla Model Y’nin fiyatının Türkiye pazarında yaklaşık 3,5 milyon TL seviyelerinde olması bekleniyor. Tek motorlu versiyonun ise daha uygun fiyatla yıl sonuna doğru pazarıa sunulabileceği öngörülüyor.
BMW, Huawei ile yaptığı stratejik ortaklıkla Çin pazarına yönelik araç içi dijital ekosistemini güçlendirmek için önemli bir adım attı. Alman otomobil üreticisi, bu kapsamda Huawei’nin HarmonyOS işletim sistemini araçlarına entegre edecek.
BMW, HarmonyOS’u araçlarına tamamen entegre edecek
Entegrasyon sayesinde, BMW araçları Huawei’nin akıllı telefonları ve diğer cihazlarıyla daha uyumlu hale gelecek. İlk HarmonyOS entegreli BMW modellerinin 2026 yılında piyasaya sürülmesi planlanıyor.
BMW Group Çin Bölgesi Başkanı ve CEO’su Sean Green, BMW’nin HarmonyOS ekosistemi ile derin bir entegrasyon sağlayarak, Huawei kullanıcıları için gelişmiş araç içi uygulamalar ve dijital bağlantı hizmetleri sunmayı hedeflediğini ifade etti.
Bu entegrasyonun sık kullanılan dijital servislerde daha akıllı ve akıcı bir deneyim sağlaması bekleniyor. İş birliği kapsamında BMW Digital Key adlı yeni bir teknoloji de geliştiriliyor. Bu özellik, Huawei akıllı telefonlarını BMW araçlarının anahtarı haline getirecek. Kullanıcılar, telefonlarıyla araçlarını kilitleyip açabilecek ve motoru çalıştırabilecek.
Sevilen Google Asistan uygulaması yakında kaldırılacak. Bu uygulamanın yerini ise yeni nesil Gemini alıyor.
2026 yılında ise Çin’de üretilecek BMW Neue Klasse modelleri, Huawei HiCar sisteminin derinlemesine entegrasyonuna sahip olacak. Bu sistem, HarmonyOS ekosistemi içinde kesintisiz bir “insan-araç-ev” bağlantısı kurarak, sürücülerin araçlarıyla daha gelişmiş bir dijital deneyim yaşamasını sağlayacak.
Bu yenilik BMW’nin Çin pazarındaki dijital dönüşümünü hızlandırarak, araç içi teknolojilerde yeni bir dönemin kapılarını açacak. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.