Apple, Beats’i Neden Satın Alır?

Apple‘ın geçtiğimiz günlerde sürpriz bir kararla popüler ses sistemleri üreticisi Beats‘i satın alacağını sizlerle paylaşmıştık. Bu satın alma işleminin Apple’a 3.2 Milyar Dolar gibi yüksek bir meblağa mal olacağı için firmanın Beats ile ne yapacağı merak edilmeye başlanmıştı. Bu haberimizde sizlerle Apple’ın Beats Elelectronics ile ne yapacağına dair tahminlerimizi paylaşacağız.

Apple’ın müzik sektörüne iTunes ve iPod ile öncü olduğu su götürmez bir gerçek. 5. nesil iPod Classic‘e kadar çok kaliteli bir ses çipi olan Wolfson’u kullanan Apple, yeni nesil iPhone, iPad ve iPod cihazlarında maliyeti düşük ama Wolfson kadar kaliteli olmayan Cirrus Logic ses çipini kullanmayı tercih etmişti.

Apple’ın bu hamlesi ilk etapta eleştirilmiş ancak kullanıcıların Cirrus Logic‘in ses karakterine alıştıktan sonra bu tip eleştiriler gündeme gelmez olmuştu. Apple‘ın iOS‘ta sunmuş olduğu kısıtlı Equalizer ayarının da çok kısıtlı olması ve müziğin yapısını bozacak cinsten ön ayarların bulunması eleştirilen bir diğer noktaydı.

Daha güçlü Bass’lar!

HTC‘nin Beats ile ortaklığında üretilen cihazlarında sunulan Equalizer ayarı, müziğin yapısını bozmadan “Bass Boost” yani Bass güçlendirme yapabiliyordu. Apple, Beats sayesinde iOS‘a Beats Bass Boost” ayarını sunabilir ve ayrıca yine Wolfson ses çipine geri dönebilir.

{pagebreak::1}

Beats Music servisi iOS’a entegre edilebilir

Diğer bir tahminimiz ise Apple’ın Beats Music servisinden yararlanmak istediği yönünde. Geçtiğimiz yıl iOS 7 ile sunulan çevrimiçi müzik dinleme hizmeti iTunes Radio beklenilen başarıya ulaşamamıştı. Beats’in de geçtiğimiz aylarda Beats Music servisini duyurması ve kısa süre içerisinde Spotify ile rekabet edecek düzeye gelmesi, Apple’ın “Beats Music” kullanmak için hamle yapmasına neden olmuş olabilir.

Reklam amaçlı olabilir

Son tahminimiz ise reklam yönünde. Beats kulaklıklar herkesin bildiği gibi dünya çapında çok popüler. İnanılmaz bir reklam politikası izleyen Dr.Dre, Beats’in bu derece popüler olmasında büyük rol oynadı. Apple’ın da Beats‘in popülerliğinden yararlanarak yeni nesil iPhone, iPad ve iPod cihazlarını ses teknolojilerini öne çıkararak pazarlayacağını tahmin ediyoruz.

Bakalım Apple‘ın Beats’i satın almasında amacı önümüzdeki günlerde somut bir şekil alacak mı?

:: Sizce Apple, Beats’i neden satın aldı?


 

Android’in Gelecek Sürümünden Sızıntılar

Google‘ın 25-26 Haziran tarihinde San Francisco‘da düzenleyeceği Google I/O etkinliğinde yeni cihazlarını ve Android‘in yeni sürümünü tanıtması bekleniyordu. Etkinliğe 1 aydan fazla süre olmasına rağmen Google’ın yeni Android sürümünde sunacağı yenilikler sızmaya başladı.

Android 4.4 KitKat ile geçtiğimiz yıl karşımıza çıkan Google’ın, yeni Android sürümü ile kullanıcılara arttırılmış stabilitenin ve güvenliğin yanında birçok yenilik de sunması bekleniyordu. Ortaya çıkan sızıntılar bu beklentileri karşılayacak cinsten. Yeni Android sürümünde Google kullanıcılara ana ekranda daha fazla kişiselleştirme imkanı sunabilir.

Google logosu ön plana çıkarılacak

Sızdırılan görsellere göre yeni Android sürümünde ana ekranın sol alt tarafında her zaman olduğu gibi geri tuşu ve sağ tarafında ise görev yöneticisi kısayolu bulunuyor. Dikkat çeken yenilik ise ana ekranın alt kısmında yer alan Google logosu. Bu Google logosu ile arama yapma özelliğinin ve Google Now hizmetinin kullanılacağı söyleniyor.

Ana ekrandaki navigasyon tuşlarının üst bölümüne ise kısayollar atayabileceğiniz dört adet kutu bulunuyor. Google’ın yeni Android sürümü ile daha fazla kısayol atamaya imkan tanıyacağını ve bildirim merkezinde yenilikler yapacağını düşünüyoruz. Google Now hizmetinin ön plana çıkarılacağı yeni Android sürümünün önümüzdeki ay tanıtılmasını bekliyoruz.

:: Android’in yeni sürümünden beklentileriniz neler?

 

Kinect’siz Xbox One Gelebilir!

Geçtiğimiz yıl art arda satışa sunulan Xbox One ve PlayStation 4 arasındaki kıyasıya rekabet tüm hızıyla sürüyor. Aradan geçen zamanda Sony‘nin PS4‘ünün daha yüksek bir satış performansı göstermesi Xbox One‘a yönelik analist tahminlerini de değiştirdi. IDC araştırma şirketinin öngörülerine göre, gelecek yıl Kinect sensörsüz bir Xbox modeli ortaya çıkabilir.

Xbox One atağa geçebilir

Böyle bir modelin, cihazın fiyatını düşürerek PlayStation 4 ile rekabette elini güçlendireceği tahmin ediliyor. Hali hazırda, ABD‘de PS4 399 dolara satılırken Xbox One 499 dolar fiyat etiketine sahip. Kinect‘siz bir sürüm ile aradaki bu farkın kapatılabileceği belirtiliyor.

Konsol savaşını kim kazanacak?

Bu stratejinin satışlara olumlu yansıyacağı ve PS4‘ün gerisinde kalan Xbox One’ı yukarı taşıyacağın da IDC’nin tahminleri arasında. Şirkete göre konsol savaşlarının galibi Birleşik Devletler’de Xbox One, dünya çapında ise PS4 olabilir.

MS iddiaları reddediyor

Microsoft cephesinden ise bu yöndeki iddiaları reddeden açıklamalar gelmeye devam ediyor. Konu hakkındaki önceki yalanlamalara bir yenisi daha eklendi ve Xbox ekibi yöneticilerinden Phil Harrison, “Xbox Kinect’tir. Onlar ayrı sistemler değil.” şeklinde konuştu. Bakalım IDC‘nin tahmini gerçek olacak mı?

:: Kinect’siz Xbox One modeli sizce iş yapar mı? Konsol savaşlarının sonu ne olur?

 

iPhone 6 Gezintiye Çıktı!

iPhone 6 hakkında ortaya çıkan sızıntıların ardı arkası kesilmiyor. Bu sızıntılardan bazıları gerçek dışı olsa da, bazıları oldukça gerçekçi gibi gözükebiliyor. Ancak bu görüntülerin gerçek olduğu ve Çin sokaklarında gözüken bu cihazın çalışmayan bir iPhone 6 prototipi olduğu iddia ediliyor.

4.7 inç ekrana sahip olacağı söylenen iPhone 6‘nın tasarımı konusunda bir çok kişi hem fikir. iPad Air’a benzeyeceği tahmin edilen cihazın daha önce ortaya çıkan görüntülerinde olduğu gibi bunda da benzer bir tasarım kullanılmış. Ancak bu sefer önemli bir detay dikkat çekiyor.

Suya dayanıklı olabilir!

Sızıntılar arasında en çok dikkat çeken fotoğraf cihazın su altında çekilmiş fotoğrafı oldu. Eğer görüntüler gerçekse cihazın suya ve toza dayanıklı olacağını söylemek mümkün. Sony‘nin başlattığı suya toza dayanıklı amiral gemisi akımına Samsung‘un da katılması, Apple‘ı tetiklemiş olabilir.

Apple’ın şu ana kadar izlediği politikalar göz önüne alındığında iPhone 6‘nın şarj girişini kapatmak istemeyeceğini düşünmek mantıksız olmaz. Apple eğer suya dayanıklı bir iPhone üretecekse, şarj girişini kapatmadan bunu yapmanın bir yolunu muhtemelen bulmuştur.

Cihazın diğer görselleri için sonraki sayfalara bakabilirsiniz.

{pagebreak:::: 2}

{pagebreak:::: 3}

:: Sizce iPhone 6 suya ve toza dayanıklı olacak mı?

Facebook, Poke Uygulamasını Kaldırdı!

Dünyanın en büyük sosyal ağı Facebook, sık sık yeni ve bağımsız uygulamaları kullanıcıların beğenisine sunuyor. Buna rağmen, sosyal ağın sonlandırdığı bazı uygulamalar da yok değil. Bunlardan biri de Facebook‘un Snapchat benzeri bir yapı sunan Poke (Dürtme) uygulaması oldu.

Daha fazla dürtme yok

Facebook‘un ilk zamanlarında son derece popüler olan Poke uygulaması, zaman içerisinde gördüğü ilgiyi kaybetmiş ve kullanımı giderek azalmıştı. 2012 yılında yeni bir forma kavuşan Poke, ayrı bir mobil uygulama olarak Facebook kullanıcılarının karşısına çıktı. Günümüzün popüler uygulamalarından Snapchat‘in bir kopyası gibi olan uygulama, kullanıcıların Facebook listelerindeki kişilere 10 saniyeyi aşmayacak videolar ve fotoğraflar göndermesini ve mesaj yazmalarını sağlıyordu.

App Store’dan kalktı

Facebook‘tan yapılan açıklamada uygulamaya verilen desteğin sonlandırıldığı ve App Store‘dan kaldırıldığı açıklandı. Bu kararın nedeni hakkında ayrıntılı bir bilgi ise verilmedi. İlk kullanıma sunulduğunda App Store‘da zirveye yerleşen uygulamanın Android sürümü hiç yapılmamıştı.

:: Poke uygulamasını kullanıyor musunuz?

iPhone 6’nın 3D Görselleri Sızdı!

Her geçen gün hakkında yeni bir sızıntı ortaya çıkan iPhone 6‘nin şimdi de 3 boyutlu render görselleri sızdı. Çin merkezli Wei Feng sitesinin paylaştığı görsellerin Apple’ın en büyük tedarikçisi Foxconn kaynaklı olduğu iddia ediliyor.  Paylaşılan çizimler daha önce ortaya çıkan iPhone 6 sızıntılarıyla örtüşüyor.

Kıvrımlı hatlar

3 boyutlu modellerde cihazın kasası ön, arka ve yan yüzü olmak üzere tüm ayrıntılarıyla görülüyor. Klasik iPhone çizginin çok dışına çıkmayan modelin 5. nesil iPod Touch benzeri kıvrımlı hatlara sahip olması dikkat çekiyor. Verilen bilgilere göre görselde yer alan modelin ölçüleri 138×67 mm şeklinde. Cihazın ses kontrol tuşları da iPhone orjinal, 3G ve 3Gs modellerininkini andırıyor.

Birbiriyle örtüşen sızıntılar

Önceki söylentilerle örtüşen bir diğer ayrıntı ise cihazın güç düğmesinin artık üst kısımda yer almadığı iddiası. Görsellerde yer alan modellemede iPhone 6′nın güç düğmesinin cihazın sağ kısmına alındığı görülüyor. Bakalım son dönemde ortaya çıkan ve birbirini destekleyen sızıntılar gerçek olacak mı?

:: Görsellerde yer alan tasarıma sahip bir iPhone sizi memnun eder mi?

 

Google, Yeni Gmail Tasarımını Test Ediyor!

Google‘ın beğeniyle kullanılan e-posta servisi Gmail‘in web arayüzünde radikal değişimler yaşanabilir. Geek.com sitesinin paylaştığı sızıntı görseller, büyük ölçüde yenilenmiş Gmail arayüzünü gözler önüne seriyor. Görsellerde ilk dikkati çeken, yeni arayüzün daha düz bir anlayışla şekillendirilmiş olması.

Radikal değişim

Özellikle gelen kutusunda önemli değişikliklere imza atan yeni tasarımda, sol menüdeki öğeler olabildiğince azaltılmaya çalışılmış. Daha sade ve arananın daha kolay bulunabileceği bir tasarım anlayışının tercih edildiği arayüzde, gelen kutusu gruplandırmaları sol menüde yer alıyor. Yeni e-posta ve yeni hatırlatma yaratma gibi butonlar ise ekranın alt sağ köşesine taşınmış durumda.

Zamanı bellirsiz

Yeni Gmail web arayüzüne ait ortaya çıkan değişikliklerin kısa sürede kullanıma girip girmeyeceği hakkında bir bilgi yok. Daha önce Gmail‘de bir anda radikal değişikliklere imza atmayan ve zaman içerisinde küçük müdahalelerle servisi geliştiren Google‘ın bu defa nasıl bir strateji izleyeceği merak konusu. Bakalım Gmail, sızıntı görsellerde yer alan büyük değişime kısa sürede kavuşacak mı?

:: Yeni Gmail tasarımını nasıl buldunuz?

 

iMac’e J Şeklinde USB Portu Genişletici

Apple için şık ve kullanıcı dostu tasarımları ile bilinen Sir Jonathan Ive‘in en son iMac‘lerindeki tasarım anlayışında belki de en çok eleştirilen konu arkasında yer alan USB bağlantı noktaları.

Örneğin iMac kullanan grafik tasarımcıların bilgisayarlarına USB bellek taknmak istediklerinde bu kısma doğru yönelmeleri ve tam isabetle USB portuna ulaşmaları gerekir, ancak bazen birkaç denemenin sonunda bu başarılır. Durum, iMac‘e yabancı kimseler için çok daha zorlayıcı olabilir…

Ive‘ın yardımına tam bu noktada bir şirket yetişiyor: BluLounge. Çözüm ise bu şirketin Jimi adlı basit ve zekice aygıtı. J şeklindeki USB portu genişletici, iMac‘in USB portuna takılıyor ve arkasını görmeye gerek bırakmazsızın USB belleklerin iMac’e takılmasını sağlıyor.

Türkiye’ye gelir mi?

2012 ilk yarısındaki 21 ve 27 inç iMac‘lerle uyumlu BluLounge Jimi, ekranın altından önüne doğru uzanarak iMac kullanıcılarına adeta daha kolay bir hayt vaat ediyor. Henüz Türkiye’de satılmıyor, gelip gelmeyeceğini bilmiyoruz ama bu basit çözümün Avrupa fiyatı 14,95 Euro.

:: iMac’in USB portu canınızı sıkıyor mu?

Avea inTouch 3 Large Burada!

Avea, inTouch akıllı telefon serisini inTouch 3 Large modeliyle sürdürüyor. Daha evvel nispeten daha küçük bir ekranla kullanıcılara sunduğu inTouch 3’le öne çıkan Avea bu defa ekranı biraz daha büyütmüş durumda.

inTouch 3 Large neler sunuyor?

#video_4389#

Teknik özellikler

Ekran: 480×800 piksel
İşlemci: 1,3 GHz çift çekirdekli
Grafik işlemcisi: Mali 400MP
İşletim sistemi: Android 4.2.2
Kamera: 5 megapiksel arka, LED flaşlı / VGA ön
Depolama: 4 GB yerleşik, microSD kart yuvası
Kablosuz ağ: HSPA+, Wi-Fi 802.11b/g/n, Bluetooth 3.0 + HS
Kutu içeriği: Mikrofonlu kulaklık, USB güç adaptörü, USB kablosu, Avea Müzik 3 ay boyunca 50 şarkı kuponu

:: Operatörlerin sunduğu ek hizmetleri kullanıyor musunuz?

Mobil Cihazlarda Güvenlik – 3

Bu bölümde güvenliği bir adım daha öteye taşıyoruz ve kullanıcıların sistemlerindeki yazılımlarla ilgili daha fazla bilgi sahibi olmalarının neden gerektiğini anlatıyoruz. Bunun yanında zaruri hallerde telefonun içindeki verileri uzaktan nasıl imha edebilecekleri veya telefonu nasıl kullanılmaz hale getirecekleriyle ilgili bilgileri de sağlıyoruz. Ayrıca birçok mobil cihazda bulunan ve parola girilmeden ne telefonun başladığı ne de kilit ekranının devre dışı kaldığı şifreleme işlemine yakından bakıyoruz.

Yazılımlar hangi bilgilere ve cihazın neresine erişiyor?

Mobil cihazlarımızdaki yazılımlar içerideki bilgilere ve kullandığımız aygıtın donanımsal yeterliliklerine erişiyorlar. Bu şekilde sistem kaynaklarını kullanıyorlar ve vaat ettikleri işleri gerçekleştirebiliyor. Elbette yazılımlar sisteme kurulurken, özellikle Android tarafında, açık açık sizden hangi hakları alacaklarını bildiriyorlar. Bu haklar ve eriştikleri yerlerle ilgili olarak vereceğiniz onay sonrasında yazılımın, internet erişimi hakkı da varsa, bilgileri sizden alarak bir yerlere gönderebileceğini bilmelisiniz.

Yazılımların ortak noktaları yalnızca sistemin depolama alanından faydalanmaktır. Geri kalan tüm erişim yetkileri sistemle ilgili bilgi toplamak, bu bilgileri işlemek ve eğer internet yetkisi varsa bir sunucuyla iletişim kurarak belki de verilerinizi buraya iletmek gibi şeylerdir. Elbette burada herkesin kullandığı popüler uygulamalarla ilgili sorun olması neredeyse imkansız gibi.

Haddinden fazla yetki sıkıntısı

Gibi diyoruz çünkü haddinden fazla yetkiye sahip uygulamaların bir gün gelip de başınıza sorun çıkartmayacağına emin olamazsınız. Tabii yine de bu yetkilerin yazılımın çeşitli yetenekleriyle ilgili oldukları sürece mazur görülmesi gerektiğini belirtelim.

Sonraki sayfa: İzin mekanizmaları ->
{pagebreak::İzin mekanizmaları}
İzin mekanizmaları

Kısıtlı izin mekanizmalarıyla çalışmak zorunda kalan yazılım geliştiriciler de yer yer çok farklı izinleri farklı biçimlerde kullanabiliyorlar. Elbette hepsinin kendilerine göre makul açıklamaları var fakat sağ duyu bu noktada devreye giriyor.

Çok şey isteyen basit yazılımlar

Çok basit bir örnek verelim: Bir not tutma yazılımınız var, sadece sisteminizde metin tabanlı notlar almanızı sağlıyor. Bu yazılımın bizden internet erişimi ve tüm kontak bilgilerimizi okuma izni istemesi gibi durumlar, burada örnek vermek için abartıyoruz sanıyorsunuz ama, gündelik hayatta karşımıza çıkabilecek şeyler. Buradaki bahaneler genellikle kullanıcıların “arkadaş listelerine e-posta ile yazılımı kullanma daveti göndermek” gibi şeyler oluyor ama bunun ne kadar iyi niyetli olduğunu tartışmaya açabiliriz. Aynı şekilde bazı bankalara ait uygulamalarda da olmadık taleplere rastlandığı vakidir.

Üçüncü şahıslara gönderdiklerimiz…

An nihayetinde kimse size şantaj yapmayacak olabilir. Bununla birlikte buradaki mesele size ait değerli bilginin üçüncü şahısların eline geçmesi, falanca e-posta reklam sistemine doğrulanmış e-postalar olarak eklenmesi gibi sonuçlara gebe olan durumların önüne geçebilmek.


Bir de buradan bakın: Bu uygulama “sadece” bütün kişi
listenizi başkasına gönderebilecek kadar izin istiyor

Burada bahsettiğimiz uygulamalar genellikle adı sanı duyulmamış olan şeyler; yoksa Facebook kontak bilgilerime erişmek istiyor diye paranoya yapmanız yersiz: Oraya zaten tüm bilgi ve arkadaşlık ilişkilerinizi kendi ellerinizle veriyorsunuz ve çok sert kanunlara tabi olarak hareket etmek zorundalar.
Dolayısıyla, yazılımları tanımak, onlara verdiğimiz izinlerin farkında olmak bu seviyedeki güvenlik algısının oturması için elzem.

Sonraki sayfa: Bilgileri uzaktan imha edin! ->
{pagebreak::Bilgileri uzaktan imha edin!}
Bilgileri uzaktan imha edin!

Telefonunuzun ciddi bir etiket fiyatı var. Tabletiniz neredeyse bir dizüstü bilgisayar kadar pahalı. Buna rağmen eğer bu seviyeye kadar tüm güvenlik tedbirlerini kendi dijital hayatınıza uygulamayı düşünerek okuduysanız tahminen mobil cihazınızın içindeki veri cihazın etiket fiyatından çok daha değerli. Bu nedenle cihazı kaybetmeniz veya çalınması halinde sisteme uzaktan erişerek verileri silmeniz mümkün. Bu tür hizmetler hem cihaz sağlayıcıları tarafından hem de üçüncü şahıs güvenlik çözümlerinin içinde entegre olarak geliyor.

Apple tarafında iCloud sistemi üzerinden cihaza uzaktan erişerek bilgileri silmeniz mümkün. Olağan şartlarda Apple iCloud, ismine bakıldığında bir bulut depolama çözümü gibi geliyor. Fakat cihazınızı, ister bir iPhone olsun isterseniz de bir iPad, uzaktan erişerek temizleyebiliyorsunuz. Elbette mobil cihazınızın yerini yurdunu da öğrenebilirsiniz fakat bizim önerimiz her şartta, eğer içerideki veriler değerliyse ve hâlihazırda yedekleri bulutta mevcutsa, cihazın içindeki veriyi silmeye çalışmanız.


MErak etmeyin, Harranlı Emine de iPad’ini uzaktan silebiliyor.

Google ise cihazınızın bağlı bulunduğu hesap üzerinden cihaz yöneticisi aracılığıyla cihazın yerini uzaktan tespit edebiliyor ve dilediğiniz takdirde içeriğindeki dosyaları uçurmanızı sağlıyor. Böylece cihazınızı ele geçiren kişilerin elinde sadece cihazın kendisi kalmış oluyor. Android işletim sistemi için cihazınıza alternetif ROM’lardan bir tanesi olan CyanogenMod kurduysanız, onun size sunduğu benzer bir hizmet de mevcut. Aynı Google’ın arayüzünde olduğu gibi CyanogenMod sisteminde de cihazın yerini tespit etmeniz veya uzaktan silme işlemi gerçekleştirmeniz mümkün.


Kilitleme ve silme özelliğini telefona kurduktan sonra
her yerden verileri silmeniz mümkün.

Önce gelen şirketlerin güvenlik yazılımları da bu tür özellikler sunuyor. Burada önemli bir fark var. iCloud ve Google cihaz yöneticisi gibi hizmetler aygıtın internete bağlı olmasını gerektiriyor. Ağ bağlantısı yokken, sadece hattınız takılıyken belirlediğiniz güvenilir numaradan gelen SMS ile uzaktan cihazı silen teknolojiler mevcut. Bunu üçüncü şahıs yazılım sağlayıcıların sunduğu güvenlik çözümlerinde görebiliyoruz. Aynı zamanda aynı biçimde telefonlar kullanılmaz hâle getirilebiliyor. Özellikle de sistem şifreliyse uzaktan cihazı kapatmanız yeterli; tekrar açılmayacaktır.

Sonraki sayfa: Mobil cihazınızı şifreleyin ->
{pagebreak::Mobil cihazınızı şifreleyin}
Mobil cihazınızı şifreleyin

Bir mobil cihazın güvenliği için gereken en son ve en garantili yöntem, bir parola girmeden kesinlikle başlamayan, özel olarak içi açılsa da laboratuvar ortamında bile içindeki verilere erişilemeyecek şekildeki bir yapılandırmadır. Şifreleme, bu sorunu kökten çözüyor. Özellikle de önemli bir kısmı açık kaynaklı ve özgür yazılım olan Android sisteminde bunu yapmak oldukça kolay.

Sistemin güvenlik menüsünde gerekli tüm ayarları bulabilirsiniz. Bir kere sistemi şifreledikten sonra her açılışta ve ekran kilidi her devreye girdiğinde sizden harf ve rakamlardan oluşan bir parola isteyecek. Bunu bilmeyen hiç kimse, özellikle sistem kapalı konumdan açılırken, sistemdeki veriye erişemeyecek.

Konforlu değil ama güvenli

Şifreleme çok konforlu bir yöntem değil. Fakat mobil cihazdan çok içindeki veri değerliyse ve kritik öneme sahipse bunu göze alabilirsiniz. Elbette buraya kadar aldığınız tüm önlemlerle birlikte şifrelemeyi de kullandığınızda sisteme yalnızca uzaktan, internet bağlantısı üzerinden saldırı geldiğinde bir açığınız bulunuyor olacak. Bu saldırı vektörü de ancak sizi çok uzun süre inceleyecek bir saldırgan tarafından tespit edilip ayrıştırılmış bilgiler ışığında, size özel gerçekleştirilecek bir şey olacağından devlet sırrı taşımıyorsanız hâlihazırda oldukça güvende olacaksınız.

Şifreleme, cihazın tüm iç deposunun sistem başlangıcında girilen bir anahtarla (yani parolanız) açılıp işler hale getirilmesi ve kilitlenen ekranın yine aynı biçimde açılması esasına dayanıyor. Dolayısıyla biyometrik güvenlik önlemlerindeki gibi eğer kendinizde değilseniz birisi parmağınızı okutup sisteme erişemez. Şakayla karışık bahsedelim; örneğin yarı uykulu olduğunuzda da ekranı açamayacağınız için istenmeyen mesajlar atmak gibi bir sorununuz olmayacaktır.


Biyometrik güvenlik iyi ama yeterince güvenli değil

Şifreleme sistemleri, özel olarak bir açık veya arka kapı yerleştirilmediyse, her zaman parolaları kadar güçlüdür. Kullanılan algoritma elbette önemli fakat bu algoritma sonucunda oluşturulan tüm şifreleme işleminin dayanak noktası sizin girdiğiniz parola. O nedenle ne kadar uzun ve tahmin edilmesi zor bir parola girerseniz sisteminiz o kadar güvende olacaktır. Kâğıt üzerinde, cihazınızın ekranını kilitlediğinizde veya onu kapattığınızda gönül rahatlığıyla şimdi onlar düşünsün diyebilirsiniz.

:: Mobil cihazınızı şifreliyor musunuz?

Yeni Başlayanlar İçin 5 OS X Kısayolu

OS X işletim sisteminde birçok klavye kısayolu bulunur. Tek ya da birden fazla tuş kombinasyonuna bağlanan çeşitli işlemler, mouse ya da trackpad ile yapıldığından daha hızlı gerçekleştirilebilir. Hem yeni OS X kullanıcılarının bilmesi gereken, hem de klavye kısayollarını kullanmayı tercih etmeyen tecrübeli kullanıcıların beğeneceğini düşündüğümüz 5 önemli ve kolay kısayolu sizler için bir araya getirdik.

Command+Z (Silinen ya da taşınan dosyayı geri al)

En bilinen tuş kombinasyonlarının başında gelen “Command+Z“, OS X işletim sisteminde yanlışlıkla silinen ya da taşınan dosyaları eski konumlarına getirmenin en kolay yolunu sunar. Bir dosyayı yanlışlıkla sildiyseniz, çöp kutusundan onu geri alarak eski konumuna taşımakla uğraşmaktansa “⌘+Z” kombinasyonunu kullanabilirsiniz.

Bu kısayolun en işe yaradığı anlardan biri de, bir dosyayı yanlışlıkla adını farkedemediğiniz bir başka klasörün içine taşıdığınız zamanlardır. Onlarca klasörün arasından dosyayı yanlışlıkla taşıdığınız konumu bulmak yerine “⌘+Z” kombinasyonunu kullanarak dosyayı hemen eski konumuna getirebilirsiniz.

{pagebreak::2}

Boşluk Tuşu (Göz At)

OS X‘in hayatı kolaylaştıran özelliklerinin arasında önemli yeri olan “göz at” işlevi ile ofis belgelerini, görselleri, ses – müzik dosyalarını ve birçok dosya türünü herhangi bir programda açmaya gerek kalmadan görüntüleyebilirsiniz.

Örneğin, bir video dosyasının ya da bir belgenin içeriğini görmek istiyorsunuz. Videoyu herhangi bir oynatıcıda, belgeyi ise ilgili programda açmak yerine, istediğiniz bilgiye hızlıca ulaşmak için “göz at” özelliğini kullanabilirsiniz. Bunun için dosyanın üzerinde “boşluk” tuşuna basmanız yeterli. Açılan küçük bir pencerede dosya içeriği karşınıza çıkacak ve size büyük zaman tasarrufu sağlayacak.

Command+Boşluk Tuşu (Spotlight)

Mac’inizde istediğiniz bir uygulamaya ya da konumunu bilmediğiniz bir dosyaya en kısa sürede ulaşmak istemez misiniz? OS X’in “Spotlight” özelliği bunun için yeterince başarılı bir çözüm sunar. Eğer “Spotlight”a en kısa yoldan ulaşırsanız, aradığınız içeriğe ulaşma süreniz daha da azalır. Bunun için tek yapmanız gereken “⌘+Boşluk Tuşu“na basarak aradığınız dosyanın ya da çalıştırmak istediğiniz uygulamanın adını yazmak.

{pagebreak::3}

Shift+F3 (Ağır Çekim Mission Control)

OS X‘in kullanıcı dostu ve işlevsel özelliklerinden söz ederken, onun eğlenceli yönünü görmezden gelmek olmaz. Tüm açık pencereleri uygulamalara göre gruplayarak yan yana sıralayan “Mission Control” özelliğini biraz daha havalı hale getirmeye ne dersiniz? F3 tuşu ile hızlıca çalıştırdığınız “Mission Control”ü bir de “Shift+F3” kombinasyonuyla deneyin. Pencerelerin ağır ağır yerlerine yerleşmesi mutlaka hoşunuza gidecek.

Kntrl+Alt+Cmd+Medya Çıkar (En Hızlı OS X Kapanışı)

Mac’inizi en hızlı şekilde kapatmak için “kntrl+alt+cmd+medya çıkar” tuşlarını kullanabilirsiniz. Bu tuş kombinasyonu biraz karşık gibi görünse de, klavyede yan yana bulunan tuşlardan oluştuğu için aslında gerçekleştirmesi oldukça basit.

Bu kısayol ile OS X’in açık uygulamalardan çıkış yapmasını ve sistemi hızlıca kapatmasını sağlayabilirsiniz. Bu tuşlara bastığınızda -varsa- kaydedilmemiş belgelerinizi kaydetmek isteyip isteyip istemediğiniz son kez sorulacak. Bu işlemleri gerçekleştirdikten sonra Mac’iniz kısa süre içerisinde kapanacak.

:: Kısayolları kullanışlı buldunuz mu?

 

Galaxy S5 Satışlarında Son Durum

Android üreticileri arasında en önemlilerinden olan Samsung‘un, amiral gemisi Galaxy S5‘i satışa sunmasının üzerinden 1 ay geçti. İlk gün satış rakamlarını burada paylaştığımız cihazın, ilk ay satış rakamları da açıklandı. Açıklanan rakamlara göre Güney Koreli şirket Galaxy S5 satışlarından memnun olmalı. 

Tanıtıldığından bu zamana kadar Galaxy S5 ile ilgili en çok merak edilen konulardan birisi, cihazın 10 milyon satış barajını ne zaman aşacağı konusuydu. Açıklanan rakamlara göre Galaxy S5 barajı çoktan aşmış. 25 günde 10 milyon Galaxy S5 sevkiyatı yapmayı başaran Samsung‘un, geçtiğimiz yıl satışa sunulan akıllı telefonu Galaxy S4 bu barajı 27 günde, Galaxy S3 ise 50 günde aşmayı başarmıştı.

Pazar büyüyor

Akıllı telefon pazarı doyum noktasına hala daha ulaşmadı. Gün geçtikçe gelişen akıllı telefon pazarı, amiral gemilerinin 10 milyon barajını aşmalarını giderek kolaylaştırıyor. Samsung‘un barajı bu kadar kısa sürede aşması tabiki şirketin kendi başarısı ancak pazarın genişleme etkeni göz önüne alındığında Galaxy S5‘in Galaxy S4‘e oranla biraz daha az beğenildiği söylenebilir.

:: Galaxy S5’in satış rakamlarını nasıl yorumluyorsunuz?