iPad Pro Konseptleri Göz Dolduruyor

Apple‘ın iPad cihazları isimlendirmede izlediği politika yıl geçtikçe ilginç bir boyuta taşınmaya başladı. iPad 1 ve iPad 2‘den sonra Apple sürpriz bir kararla 3. nesil iPad’in ismini The New iPad olarak değiştirmişti. Bir yılda sadece 1 tane iPad tanıtan Apple, The New iPad’i tanıttıktan 6 ay sonra 4. nesil iPad’i (The New iPad) gün yüzüne çıkarmış ve 3. nesil iPad’in satışını durdurmuştu.

Apple geçtiğimiz yıl izlediği isim politikasını bir kez daha değiştirerek 5. nesil iPad’e, iPad Air ismini vermişti. iPad Air’in tanıtılmasından sonra MacBook cihazlarda izlenen politika göz önünde bulundurulmuş ve iPad Pro gibi bir cihazın tanıtılabileceği gündeme gelmişti. Tasarımcı Denis Pakhaliuk bu beklentilerden yola çıkarak ilginç iPad Pro konseptlerini paylaştı.

Yayımlanan iPad Pro konseptlerinde cihazın ekran boyutu 12.9 inç olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca cihazın ekran çözünürlüğü ise 4K gibi yüksek bir çözünürlüğe sahip. Samsung Galaxy Tab serilerinde olduğu gibi iki farklı işlemi aynı pencerede yapma imkanı sunan bu konsept tasarım MacBook‘da bulunan MagSafe özelliğine de sahip.

{pagebreak::1}

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

:: iPad Pro konseptlerini beğendiniz mi?


Google Android’in Güvenliğini Arttırıyor

Google‘ın güvenlik açıkları ile gündeme gelen mobil işletim sistemi Android artık daha güvenli olacak. Google’ın Android’te kullanmış olduğu Verify Apps yani uygulama doğrulama sistemi önümüzdeki günlerde daha güvenli bir hale gelecek. Android kullanıcılarının Google Play Store veya dışarıdan yüklediği APK dosyalarını sadece kurulum aşamasında denetleyen bu sistem önümüzdeki günlerde gerçek zamanlı denetlemeye geçecek.

İlk etapta güvenli görünen APK dosyalarının cihaza kurulmasından sonra güvenlik açıklarına neden olan zararlı yazılımlar gerçek zamanlı koruma sayesinde tespit edilecek ve Android güvenliği bir kademe daha iyi olacak. Rakibi App Store karşısında zararlı yazılımları daha fazla içeren Google Play Store‘un önümüzdeki aylarda daha güvenli olacağına inanıyoruz.

APK dosyalarını yüklerken bir kez daha düşünün

Eğer Android bir cihaz kullanıyorsanız uygulama yüklemeden önce Google Play Store’daki yorumlara ve uygulama satıcısının diğer uygulamalarına göz atmanızı öneriyoruz. Ayrıca modifikasyonlar yapılmış “Crack‘lenmiş” APK dosyalarını cihazlarınıza yüklemenizin güvenlik açıklarına neden olabileceğini belirtelim.

:: Android güvenli mi?

Toshiba Satellite C55-A-1U6 Testte

Birçok farklı alanda taşınabilir bilgisayar çözümü sunan Toshiba’nın ekonomik ürünlerinden bir tanesi olan Satellite C55-A-16U’ya yakından bakıyoruz. Gündelik işler için kullanıcıların beğenisine sürülen bu model 15,6 inçlik bir ekran boyutunda 1366×768 piksellik görüntü sunuyor. Ayrıca bu LED ekran yüksek kontrasta ve doygun renklere sahip.

Dizüstü bilgisayarın üzerinde Intel Pentium N3520 işlemci ve 4 GB bellek bulunuyor. Pentium N3520; 2,17 GHz’den 2,42 GHZ’e kadar değişebilen hıza sahip, siz performansa ihtiyaç duyduğunuzda kendisini hızlandırıyor.Bu özellikler gündelik kullanım için ideal.

#video_4109#

İşlemciye tümleşik olarak gelen ekran kartı güncel oyunları ortalama grafik ayarlarında oynamanızı sağlayabilirken film izlemek veya video izleme gibi işlerde size sorunsuz şekilde hizmet ediyor.

Depolama konusunda 750 GB alana sahip bir sabit diske sahip olan Satellite C55-A-1U6 üzerinde bir de DVD yazıcı bulunuyor.

Arabirimler

Harici bağlantılar için bilgisayarın üzerine 2 adet USB 2.0, bir adet USB 3.0 mevcut. Bunun yanında görüntü için HDMI ve analog bağlantılar varken kablolu internet için de bir Ethernet yuvası mevcut. Aynı zamanda ürünün üzerinde, nümerik tuşları da içeren tam bir klavye var.

Gündelik kullanım için ideal

Gündelik kullanım için tasarlanmış Toshiba Stellite C55-A-1U6 ile her türlü işinizi görebilir ve keyifle internette gezinebilirsiniz.

Bu modeli TeknoSA üzerinden satın almak için buraya tıklayabilirsiniz.

:: Dizüstü bilgisayar satın almayı düşünüyor musunuz?

Türkiye’de Fiyatlar Ütopyası

Türkiye’de teknoloji alanında hangi şirketin basın davetine gidip, hangi yöneticiyle konuşursak konuşalım ‘pazar bu sene büyümeyecek’ deniliyor. Buna karşın şirketlerin büyümeyecek pazarda önceki yıla göre pazar paylarını artırma hedefleri de oldukça iddialı şekilde dile getiriliyor.

Büyüme oranlarına dair tahminler de hiç öyle yüzde 5-10’larda değil; yüzde 25-30 gibi oranlar şeklinde. Bu nasıl olacak diye sorduğumuzda ise hep benzer yanıtla karşılaşıyoruz; global taraftan beklenti bu yönde; başaracağız!

Baskı büyük

Peki Türkiye’de varlığını sürdüren uluslararası teknoloji şirketlerinin Türkiye ayağı; Türkiye’deki yöneticileri neden bu yüksek hedeflerin odak noktasında kalıyorlar? Acaba örneğin bir Japon ya da Amerikan teknoloji şirketinin merkezi, Türkiye’de rekabet içerisinde yer alacağı pazarın büyüme eğilimine sahip olmadığını bilmiyor mu? Burada akılları karıştıran denklemler olduğu aşikar. Üstelik pazarda rekabetin hiç olmadığı şekilde arttığı günümüzde tüketiciye yansıyan fiyatlar nezdinde ne hikmetse herhangi bir değişim emaresine de rastlanmıyor.

Tamam yükselen Euro kuru bu noktada önemli bir etken, klasik vergilendirme politikaları da elbette ortada. Bu durumda ortada kim kalıyor? Elbette yüksek beklentilere sahip şirket merkezleri ve bu beklentileri karşılamak için iğne deliğinden topu geçirmeye gayret eden Türkiye ofisleri kalıyor.

El-kol bağlı mı?

Bu ilginç denklemin bir de yeni ayakları var; Türkiye’de kredi kartıyla akıllı telefon satışının önünde resmi bir engel var; bu engelin sektörün bu ayağına ciddi bir darbe indireceği de daha yıl sonu finansal sonuçlarına dair bekletiler bir silüet halinde dahi belirmeden ortada. Durum bu kadar vahimken rekabetçi-agresif fiyat politikalarına neden rastlanmıyor? Sizce neden rastlanmıyor? Fiyatlar neden bu kadar yüksek? Satın alıyor muyuz her şeyi?

:: Türkiye’de kimi ürünlerde fiyatların geldiği ilginç noktalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

The Elder Scrolls Online – İnceleme

Nereden başlamak lazım pek emin değilim. MMO oyunlar ile ilk kez Ultima Online ile tanışmıştım. Her öldüğümde gelip birilerinin tüm eşyalarımı çalması yüzünden bırakmıştım. Sonra World of Warcraft hayatıma girdi. Dile kolay beş yıl sağa sola koşturdum, reputation kastım, baktım olacak gibi değil, sonu gelmiyor, onu da bıraktım.

Ancak bir kere MMO dünyasına adım atan birisi bu bağımlılıktan kurtulabilir mi? WoW’dan dost olduğum pek çok güzel insan; “Abi Rift geliyor harika” dediler. Aldık, bir süre de Rift dünyasında takıldık. Sonra Star Wars The Online Republic geldi. O quest bu gezegen derken o da tükendi. Guild Wars 2 devrim yapıyor dediler, oraya da adım attık…

Kısacası çok günler geçirmiş görmüşüm. Geçen hafta Elder Scrolls Online (artık kısaca ESO diyeceğiz) kutusunu masamın üstünde görünce tüm MMO geçmişim gözlerimin önünden bir film gibi geçti. Neyse biz konumuza geri dönelim; ESO nasıl bir oyun? Gerçekten almaya değer mi?

{pagebreak:::: 2}

ESO’ya Başlarken

Öncelikle bilmelisiniz ki The Elder Scrolls serisi uzun yıllardır oyuncuların gönlünde taht kurmuş, hikâye akışı ve dinamikleri ile kendini sevdirmiş bir oyun serisidir. Özellikle sernini son oyunlarındaki çevrezel zenginlik ve görsel muhteşemlik oyuncuyu mest eder. Çok net hatırlıyorum Skyrim‘i bilgisayarıma ilk kez kurduğumda; “Bu bir MMO olmalıydı” diye düşünmüştüm. Dileğim gerçek oldu.

Kurulum

Eğer oyunu kutulu olarak aldıysanız uzun bir yükleme süresini beklemeniz gerekecek. Eğer almadıysanız uzun bir download süresini beklemeniz gerekecek. Oyun tamı tamına 37 GB. Eğer DVD’lerden yükleme yaparsanız yaklaşık 5 GB kadar ek dosya indiriliyor.

Ben oyunu ilk kurduğumda oyun içinde ses ile alakalı bir problem yaşadım. Sonra Launcher ekranında Repair seçeneği ile dosyaları elden geçirince düzeldi. Siz de bunu göz önünde bulundurun belki ihtiyacınız olur.

{pagebreak:::: 3}

Klasik Yaklaşım Farklı Bir Deneyim

Oyuna ilk girdiğinizde her MMO’da olduğu gibi klasik bir karakter yaratma ekranı ile baş başa kalıyorsunuz. Irk ve karakter seçimini kaşınızın eğriliğinden boyunuzun uzunluğuna, dudak bükümünüzden kulak şeklinize kadar ayarlayabildiğiniz tonla ayar takip ediyor. Eğer tipim düzgün görünecek diye takıntılıysanız uzun zaman harcayabilirsiniz.

Karakteriniz oluştuktan sonra oyuna dalıyoruz. Klasik The Elder Scrolls grafikleri, dinamikleri, ortamlar muhteşem her şey dört dörtlük.

Özellikle arabirimde bu güne kadar alışık olduğumuz MMO mantığına inat bir şeyler yapılmamış kurallar yeniden yazılmamış ama farklı bir deneyim sunulmuş. Örneğin çantanız 60 slota sahip ama bir sürü kutucuk yok. Çok sade sekmeler ile her şeyi düzenli görebildiğiniz slotsuz bir çanta sistemi var.

Genel olarak tüm arabirim sadece The Elder Scrolls standartları ile bire bir uyumlu. Ben arabirimi gerçekten çok beğendim.

{pagebreak:::: 4}

Görevler Başlasın

Bu güne kadar görev (quest) tabanlı olmayan MMO sadece Guild Wars 2 vardı. Bunun dışında bütün oyunlarda size görev veren bir NPC (insan olmayan karakter) sizin görev peşinde koşturduğunuz bir senaryo ve görevi tamamlayınca teslim edip ödül aldığınız bir yapı vardı.

Bu durum ESO’da değişmiyor. Ancak görevlerin senaryo akışları çok güzel kurgulanmış. Sizi sıkan “yardır şunu bul” veya “koş beş domuz öldür” veya “git ayılardan post topla” gibi saçmalıklar yok. En azından ben rast gelmedim.

Oyunda bir Minimap yok. Tasarımcılar ilk dönemlerde bir Minimap koymuşlardı ancak daha sonra kaldırıp klasik Skyrim’deki gibi bir pusula sistemi koydular. Çok sade ve net. Gideceğiniz yeri bulmak çok kolay.

Gözünüzü sürekli minimape dikip ana ekranda olup biteni kaçırmak yok. Görevler kolaylıkla hem Quest Tracker‘dan hem de pusuladan takip edilebiliyor.

Harita sistemi ise benzer şekilde sade ve derli toplu yapılmış.

{pagebreak:::: 5}

Peki, Savaşlar, Dövüşler Kısacası Aksiyon

Dostlar Skyrim veya daha önceki bir TES oyunu oynadıysanız deneyim aynı deneyim. Üstüne biraz MMO şerbeti verilmiş. Internetteki videolardan, forumlardan, karakter analizlerinden daha detaylı bilgi edinmelisiniz zira bu noktada ben ne yazarsam yazayım beklentiler ve beğeniler kişiden kişiye değişir.

Ben hayret verici bir yenilik görmedim ama sıkıcı bir durum ile de karşılaşmadım.

Çevre, Meslekler ve Geri Kalan Her şey

Haritaların her köşesinde açacak bir kutu, çekmece, varil buluyorsunuz. Eğer benim gibi her şeyi açıp bakma meraklısı iseniz bir süre sonra bu bir işkenceye dönüşüp artık umursamamaya başlayabilirsiniz. Ancak istisnasız her kütüphaneyi bir kontrol etmelisiniz çünkü oyunun akışında çok değerli olan yetenek puanlarını kütüphanelerden bulabiliyorsunuz.

Oyunda okunabilecek o kadar çok metin var ki oyun resmen adının hakkını fazlası ile vermiş.

Gidip şu mesleği alayım, bunu seçeyim diye bir saçmalık yok. Zaten oldum olası bu sınırlamalara gıcık olmuşumdur. Oyunda tüm meslekleri birden icra edebiliyorsunuz. Hangisinde ilerleyeceğiniz tümüyle sizin tercihinize kalmış.

Meslekler için gerekli bileşenler haritalardan toplandığı gibi bazı gereksinimler tüccarlardan satın alınabiliyor. Mesleki malzemelerin çantanızda olması şart değil, bankanızdaki eşyalarınızı da otomatik olarak kullanıyorsunuz.

{pagebreak:::: 6}

Son Değerlendirme – Alsak mı? Almasak mı?

Arkadaşlar oyun hiç ucuz değil; tavsiye edilen satış fiyatı 169 TL. Üstelik bu paket sadece 30 günlük oyun süresi ile geliyor ve sonra her ek 30 gün için abone olup aylık 12,99 Euro daha ödemeniz lazım. Bu da 40 TL’yi geçiyor.

Oyun içinde pek çok hata (bug) olduğundan bahsedilmiş ama ben öyle aklımda kalacak bir sorun ile karşılaşmadım. Kaldı ki bu ölçekteki tüm MMO oyunların toparlanıp kendini bulması en az 2-3 ay hatta bir kaç yılı bulabilir. ESO da bu süreçten geçecektir.

Bu incelemede oyunun incik cincik detayına girmek istemedim, bunları zaten internette her yerde bulacaksınız ama kişisel deneyimim şu; gerçekten sade arabirimli ama devasa online bir oyun oynamak hayatınızın bir parçası ise bu oyun alınır. Sadece etrafı gezmek, görevleri yapmak ve hikayeleri dinlemek için bile buna değer.

Ama şu da bir gerçek; bütün dünyada MMO yapısı F2P arenaya giderken Bethesda’nın bunu göz önüne alması lazım. Diyelim ki almadı, bu durumda sıkı bir MMO oyuncusu için günlük 1,5 TL çok büyük bir rakam değil. Zaten bu parayı oyuna değil, oyun içindeki sosyal faaliyetlere verdiğinizi unutmayın.

Puanlar

Grafikler: 9
Sesler: 8
Deneyim:
Genel: 8 –> aylık abonelik fiyatı yüzünden puan kırdım.

Son sözümüz de bir mesaj versin: MMO oyun bahane arkadaşlık dostluk şahane. Kılıcınız keskin, başlığınız fiyakalı olsun.

:: Sizce Elder Scrolls Online dünyasına adım atmaya değer mi?

 

Teknolojinin Nirvana Noktası

Michio Kaku 21. Yüzyılın en büyük kuramsal fizikçilerinden bir tanesi. Sicim teorisinin öncüsü olan bilim adamlarından bir tanesi. Eşyayı, enerjiyi ve oluşturdukları evreni anlamak için ömrünün büyük kısmını tüketmiş. Türkiye’ye yaptığı ziyaretlerden bir tanesinde teknolojinin geleceği hakkındaki düşüncelerini şöyle paylaşmıştı;

“100 yıl önce elektrik sadece belirli yerlerde kullanılıyordu. Bu gün artık her yerde. Hayatımızın içine o kadar çok girdi ki elektriğin yokluğunu yaşamadığımız sürece nerede olduğunu artık sorgulamıyoruz” ve devam etti; “Mikroişlemciler öylesine küçülecek ve her şeyin içine o kadar çok girecekler ki artık onların varlığını sorgulamayacağız.”

Kolumuzda bileklik, yakamızda iğne, boynumuzda kolye, kulağımızda küpe, gözümüzde gözlük… Bunların hepsi gelecek bir kaç yıl içinde hayatımıza girecek değişik giyilebilir teknolojiler. Üzerlerindeki alıcılar ile bilgi topluyorlar, işliyorlar, bir yerlere aktarıyorlar, bir yerlerden cevap alıyorlar ve bazen minicik ekranları tekrar bize sunuyorlar. Temel amaç şık görünmek ve çevremizdeki insanlardan daha havalı olduğumuzu göstermek mi?

 

Bu sorunun cevabı bakış açısına göre kısmen ‘Evet’ olabilir ama bütünüyle katılmak mümkün değil. Genel olarak teknolojiyi seviyoruz çünkü yaşam kalitemizi yükseltiyor. Tüm sahip olduğumuz teknik ve tıbbi bilgiye rağmen bir türlü yeterince uzatamadığımız ömrümüzün sınırlı süresi içinde daha fazla şey yapmamızı mümkün kılıyor.

Peki ne olacak?

Giyilebilir teknolojilerin gelecek yirmi yıl içinde Internet of Things (Şeylerin İnterneti) evreni ile bütünleşip kavramsal olarak anlamını yitireceğine inanıyorum. Teknoloji bizi o kadar çok çevrelemiş ve sarmış olacak ki Michio Kaku’nun dediği gibi “Onun varlığını yokluğunu yaşayana kadar sorgulamayacağız.”

Ancak tüm bu dönüşüm tamamlanana kadar hayatımıza girecek farklı uygulamaları değerlendirmemek için bir mazeret olamaz. Giyilebilirler teknolojilerin bitireceği endüstrilerin başında hazır tekstil sektörü olduğunu düşünüyorum. Bu durum okuyucumuza ilişkisizi gibi gözükebilir zira giyilebilir olanların kendi tanımını aldığı sektörün sonunu getirmesi ne kadar olası olabilir? Anlatayım…

{pagebreak:::: 2}

Bu gün özellikle bayanların hayatındaki en arzu edilmeyen şeylerin başında çamaşır yıkamak, kurutmak ve ütü yapmak geliyor. Öyle bir ürün düşünün ki tümüyle tek bir renkten oluşsun. Nano yapısı sayesinde kendini temizlesin ve asla ütüye ihtiyaç duymasın. Peki ya moda ve görüntü?

İşte bu noktada akıllı gözlüklerimiz devreye girecek; Mobil cihazların sürekli artan işlem gücü sayesinde bahsettiğimiz bu kıyafetlerin üstüne sizin dijital mağazadan aldığınız ürün modellerini genişletilmiş gerçeklik uygulaması ile sanal dünyada oturtacak. Uygulama mağazalarından yüklediğimiz uygulamalar gibi kıyafetlerimizi artık dijital platformlardan alacağız.

Gün içinde kıyafet değiştirmek hiç sorun olmayacak. Hatta iş yerinde arkadaşlarınız sizi spor kıyafet ile, patronunuz takım elbise ile ve aileniz akşam eşofmanlarınız ile görecek. Yeni bir endüstri doğarken bir başkası yok olacak.

Nano etkileyicilerle kaplanacağız

Bir sonraki yarım yüzyılda nano etkileyiciler vücudumuz ile bütünleşecek. Sağlığınız için gerekli tüm içeriğe sahip bir bulamaç yerken bu nano etkileyiciler dilinizde gerekli sinyalleri oluşturup dilediğiniz tat neyse onu almanızı sağlayacak? Fiziksel market alışverişi yerine dijital mağazadan seçtiğiniz menüleri satın alacaksınız.

Bu sürecin sonu Matrix benzeri bir yapıya kadar uzanabilir. Teorik olarak mümkün gözüküyor. Etik ve ahlaki açıdan buna hazır mıyız? Bu ayrı bir yazının konusu olabilir ancak teknolojiyi geliştirmek için tükettiğimiz dünyamızın yaşam döngüsündeki son nokta, bir gün kaçınılmaz bir mecburiyet olarak karşımıza çıkabilir.

Yazar: Ahmet Usta

:: Teknojinin gidişatı hakkında neler düşünüyorsunuz?

Twitter Kuşlarının Çoğu Ötmüyor!

Dünyanın en popüler mikroblog sitesi Twitter hakkında yapılan son araştırma çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. The Wall Street Journal‘ın yayımladığı çalışmanın sonuçlarına göre, 974 milyon kayıtlı kullanıcısı bulunan ağda kullanıcıların yüzde 44‘ü hiç tweet göndermemiş durumda.

Aktif kullanıcılar azınlıkta

Var olan tüm hesaplardan 10 ya da daha az sayıda tweet atanların oranı ise yüzde 30 olarak belirlenmiş. Kayıtlı kullanıcıların sadece yüzde 13‘ünün 100‘den fazla tweet göndermiş olduğu da çalışmanın sağladığı veriler arasında. 2013 yılı içinde 284.4 milyon yeni kullanıcının katıldığı Twitter‘da, yeni kullanıcıların sadece yüzde 12.9‘u şu an itibarıyla tweet göndermeye devam ediyor.

Yüksek potansiyel

Bu sonuçlar, kayıtlı Twitter kullanıcılarının büyük bir çoğunluğunun sessiz durumda olduğunu gösterirken, sosyal ağı aktif olarak kullanan güçlü hesapların azınlıkta olduğunu ortaya koyuyor. Sadece az sayıdaki güçlü kullanıcıların bile Twitter‘ı dünya gündemini belirleyen bir araç haline getirmeyi başarması, aslında sosyal ağın büyük potansiyeli hakkında da fikir veriyor.

:: Twitter’daki aktif kullanıcıların artmasıyla, bu sosyal ağın daha önemli olacağını düşünüyor musunuz?

Haftanın Android Oyunları

Akıllı telefon ve tablet arenasında en çok kullanılan mobil işletim sistemlerinden Android’in uygulama marketi Play Store, gelişimini hızla sürdürüyor. Çok sayıda kaliteli oyunun bulunduğu bu platform için her hafta yeni 4 oyunu sizlere sunuyoruz. Böylece hangi oyunu oynasam – indirsem diye düşünen Android kullanıcılarına fikir veriyoruz.

Bu hafta yine birbirinden güzel 4 oyunla karşınızdayız. Sözü çok uzatmadan oyunlara yakından bakmaya başlayalım.

2048

Geçtiğimiz haftalarda internet üzerinden oynanabilen küçük ama çok eğlenceli bir oyun olarak karşımıza çıkan 2048, artık cebimizde. Kısa süre içerisinde 5 milyon indirme barajını aşan 2048, oyuncusunda bağımlılık yapıyor.

Oyunun işleyişi ise oldukça basit (ve bir o kadar da zor!). Ok tuşlarına bastığınızda (eğer telefonda oynuyorsanız, kaydırdığınızda) taşlar o satır ya da sütundaki boş alanlara ilerliyor ve 4 x 4’lük alanda boş bir yere yeni bir taş koyuluyor. Eğer kaydırma yönünüzde aynı değerde iki taş varsa (örneğin iki tane 2), bunlar birleşerek tek bir taş oluyorlar (4).

4.5 MB boyutundaki 2048’i, Android 2.2 Froyo ve üzeri işletim sistemine sahip cihazınıza buradan indirebilirsiniz.

{pagebreak:::: 2}Demiryolu Köprüsü

Demiryolu Köprüsü sevilen köprü inşa oyunlarından bir tanesi. Oyunu oynamak oldukça basit ancak bölümleri geçmek oynamak kadar basit değil. Zorlayıcı oyunları sevenler için birebir olan Demiryolu Köprüsü’nde bir çok malzemeyi kullanabiliyorsunuz.

Çeşitli trenleri de içerisinde barındıran oyunun grafikleri, kendi kategorisine göre gayet iyi. Kullanımı da oldukça kolay olan oyunun boyutu ise sadece 13 MB.

Demiryolu Köprüsü’nü Android 2.2 Froyo ve üzeri işletim sistemine sahip cihazınıza buradan indirebilirsiniz.

{pagebreak:::: 3}Ready Steady Bang

Vahşi batıdaki düelloları yaşayabileceğiniz Ready Steady Bang‘ de hızlı ve dikkatli olan kazanır. Arkadaşınızla veya sisteme karşı tek başınıza oynayabileceğiniz oyunda “Bang” yazısını gördükten sonra rakibinize ateş etmeniz gerekiyor.

Kullanımı oldukça kolay olan oyunun, siyah beyaz ancak kaliteli grafikleri oyun zevkinin artmasında önemli bir rol oynuyor. Oyundaki seslerin kalitesi ise kolay bir şekilde anlaşılıyor.

Boyutu 13 MB olan Ready Steady Bang’i Android 2.2 Froyo ve üzeri cihazlarınıza buradan indirebilirsiniz.

{pagebreak:::: 4}Captain Bomberson

Bir nesli kendine hayran bırakan, hala daha sevilen ve özlenen efsane oyun Bomberman, Captain Bomberson ile cebimize girdi. Türk uygulama geliştiriciler tarafından hazırlanan Captain Bomberson, Google Play Store’da yerini aldı.

En iyi grafiklere sahip Bomberman benzerlerinden olan Captain Bomberson, kullanım kolaylığı ile de dikkatleri üzerine çekiyor.

44 MB boyuta sahip olan Captain Bomberson oyununu Android 2.1 Eclair ve üzeri işletim sistemine sahip cihazınıza buradan indirebilirsiniz.

:: Haftanın Android oyunlarından hangilerini denemeyi düşünüyorsunuz?

Dikkat, Sony Vaio’nuz Yanabilir!

Geçtiğimiz günlerde dizüstü PC pazarından çekildiğini duyuran Sony, piyasaya sürdüğü en son modeller arasında yer alan Vaio Fit 11A için önemli bir uyarıda bulundu. Cihazın bataryasından kaynaklanan bir sorun nedeniyle aşırı ısınma ve yanma tehlikesine sahip olduğu belirtilen uyarıda, bilgisayarın kullanımına son verilmesi çağrısı yapıldı.

Satışı durduruldu

The Wall Street Journal‘ın haberine göre, son bir ay içerisinde Japonya ve Hong Kong’da yaşanan 3 ayrı olay Sony‘yi harekete geçirdi. Mart ve Nisan ayı içerisinde bataryası alev alan 3 ayrı Vaio‘nun raporlanması üzerine şirket modelin satışını ay başında durdurdu.

25 bin adet satıldı

Değişim ve onarım programı başlatmaya hazırlanan Sony, konuyla ilgili ayrıntıların 2 hafta içerisinde resmi site üzerinden duyurulacağını açıkladı. Sony Vaio Fit 11A modelinin satışa çıktığı Şubat ayından beri dünya çapında toplam 25 bin 902 adet satıldığı belirtiliyor.

:: Sony’nin dizüstü PC pazarından çekilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Logitech Z600 Grazioso Bluetooth Hoparlör

Logitech aksesuar konusunda yılların deneyimini taşıyan ve özgün ürünler sunmayı başaran bir marka. Ofisimizi ziyaret eden Z600 Grazioso bu deneyimi hem işlevlerinde hem de tasarımında taşıyan bir hoparlör seti. Bluetooth üzerinden kullanabileceğiniz bu hoparlör setine yakından bakalım.

Logitech Z600 Grazioso

#video_4056#

Bu videoyu YouTube’da izlemek için tıklayın.

:: Evinizde kablosuz Bluetooth hoparlör kullanıyor musunuz?

Turkcell Biletleri Cebe Gönderiyor

Bugün düzenlenen etkinlikte Turkcell‘in altyapısını kurduğu en yeni mobil hizmetlerden Biletim Cepte tanıtıldı. Biletim Cepte servisi Biletix üzerinden alınan biletlerin adrese kargo veya kurye ile gönderilmesi gibi seçeneklerin yanında size sunulan bir seçenek olarak karşınıza çıkıyor. 3 lira hizmet bedeli karşılığı dokuz kişiye kadar alınan biletlerde cep telefonuna gelen SMS ile etkinliklere giriş yapılabiliyor.


Kemal Erdine (Biletix) ve Semih İncedayı (Turkcell)

Turkcell’e sorduk!

Biletim Cebimde hizmeti son dakika biletleri için gişede beklememek veya kargo yolu gözlememek için iyi bir çözüm. Bu yeni hizmetin nasıl çalıştığını Turkcell’den Ürün ve Servisler Genel Müdür Yardımcısı Semih İncedayı‘ya sorduk.

Röportajı dinlemek için tıklayın!

:: Biletim Cebimde’den daha pratiği var mı?

Devletler Facebook’tan Ne İstiyor?

Facebook’un ilk Devlet Talepleri Raporu, devletleri faaliyetleri konusunda daha şeffaf olmaya teşvik etme amacıyla Ağustos 2013‘te yayınlanmıştı. Yeni rapor ise bizzat Facebook Baş Hukuk Müşaviri Colin Stretch tarafından duyuruldu.

Kullanıcı gizliliği ve kullanıcı verilerinin paylaşımı konusunda sürekli mercek altında bulunan Facebook, gelen taleplerin doğasını ve kapsamını, ayrıca bunlara yanıt verirken uyguladığı politikaları ve süreçleri de bu raporda paylaştı.

Geçtiğimiz yılın son 6 ayında devletlerin Facebook’a ilettiği talepleri kapsayan Devlet Talepleri Raporu‘nda yer alan bilgilerden bir kısmı şu şekilde:

· Facebook’u kullanan kişiler hakkında gelen devlet talepleri:

· Her ülkeden gelen taleplerin sayısı

· Bu taleplerde belirtilen kişi/veya kullanıcı hesaplarının sayısı

· Ülkelerin yerel yasalarına uyum sağlamak doğrultusunda Facebook’un karşıladığı taleplerin yüzdesi

· Bunlara ek olarak, devletlerin yerel yasalara aykırı olmaları gerekçesiyle içerik sınırlamasına yönelik talepleri de daha fazla şeffaflığı teşvik etmek amacıyla bu rapora dahil edildi.

http://static.shiftdelete.net/img/article_new/thumb_29991_default_medium1396525556.jpg

Türkiye’de Durum Ne?

Rapora göre, devlet taleplerinin büyük çoğunluğu soygunlar ve kaçırılmalar gibi suç vakalarıyla ilgili olarak geliyor. Türkiye özelinde ise bir önceki rapordan bu yana Facebook’un aldığı devlet taleplerinde çok büyük bir değişim olmadığı görülüyor. 2013 yılının ikinci yarısında Türkiye’den gelen talep sayısı 129 idi. Avrupa’ya bakılırsa bu sayı Almanya için 1,687, Fransa için 1,661 ve İtalya için 1,699’a ulaştı. ABD’den ise gelen talep sayısı 12 bin 598 oldu.

Raporda, aynı dönemde Türkiye’de 2 bin 14 adet içeriğin sınırlandırıldığı belirtiliyor. Rapora göre, söz konusu içeriklere erişim, düzenleyici ve kanun uygulayıcı kurumların talepleri doğrultusunda, Atatürk’e veya Türkiye’ye hakareti yasaklayan yerel yasalara aykırı olmaları nedeniyle sınırlandırıldı.

Facebook tarafından gerçekleştirilen kapsamlı incelemelerin ardından içeriklerin yerel yasalara aykırı olduğu tespit edildiğinde söz konusu içeriğe erişim yalnızca talebin geldiği ülkede sınırlandırılıyor.

Raporun genelinde belirtilen rakamlar, 1 milyarı aşan aylık aktif kullanıcı sayısına sahip olan Facebook’un, devlet taleplerine olumlu cevap verdiği durumların oldukça küçük bir kullanıcı grubunu kapsadığını ortaya koyuyor.

Facebook, raporu yayınlarken devletlerin daha şeffaf olması gerektiğini savunmayı ve gelecekteki raporlarında aldığı talepler hakkında daha da fazla bilgi paylaşmayı sürdüreceğini belirtti. Raporun tamamını buradan inceleyebilirsiniz.

:: Raporla ilgili düşünceleriniz nelerdir?