Dijital Kıyamet Koparsa Ne Olur?

Teknoloji hayatımızın içinde o kadar önemli bir rol oynar hale geldi ki onun yokluğunu düşünmez olduk. Tatile çıkarken yanımızda interneti nasıl taşıyacağımızdan, cep telefonumuzun şarjı bitmesin diye neler yapabileceğimize kadar tüm düşüncelerimiz teknolojinin sürekliliğini sağlamak üzerine kurulu.

Öte yandan yaygın teknoloji kullanımının bir gün son bulabileceğine dair senaryolar artık daha sık üretilir hale geldi. Bu senaryolar Revolution gibi dizilerden çeşitli filmlerin ana temasına ve muhtelif kitaplara kadar ilham kaynağı oluyor.

Hatta Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde bu ihtimalin gerçek olabileceğini düşünen insanların yaptığı hazırlıklar belgesel kanallarında yayınlanan bazı serilerin ana konusunu teşkil ediyor.

Gerçetekten hangi nedenle dijital bir kıyamet yaşarız şimdilik bunun cevabını vermek tahminlerin ötesine geçmeyecektir. Tahmin edebildiklerimiz kadar tahmin edemeyeceğimiz onlarca neden var olabilir. Ancak bu olasılığın var olduğunu göz önüne alarak üç farklı senaryoda dijital kıyamet yaşanırsa neler olabileceğine kısaca göz atmak istedik.

{pagebreak:::: 2}

Senaryo 1: Küresel Elektrik Kesintisi

Olası senaryolar içinde en korku verici olanlardan birisi. Revolution dizisinin ana konusu.

Olay gerçekleştiği anda havadaki uçaklar düşecek, hastanelerin yoğun bakım ünitelerindeki hastalar kurtarılamayacak.

Elektrik enerjisi kesildikten sonra kısa vadede şehirlerde yaşayan insanların karşılaşacağı ilk önemli problem su, kanalizasyon ve iklimlendirme sistemleri (ısıtma ve soğutma) çalışmaması olacak.

İlk 24 ila 72 saat içinde neler olduğunu fark etmeye başlayan insanlar önce marketleri ve alış veriş merkezlerini yağmalayacaklar. Bu marketlere ve alış veriş merkezlerine, lojistik kanallar artık çalışmayacağı için, bir daha asla yeni ürünler gelmeyecek.

Bir hafta içinde şehirlerde tam bir kaos havası hakim olacak. İnsanlar yedi ila on gün içinde şehirlerden kaçmaya başlayacaklar.

Gidecek yeri olanlar daha küçük kasaba, köy gibi yerlere gidecekler. Bu tarz yerlerde arazisi veya evi olmayanların durumunu ise yetenekleri ve kabiliyetleri belirleyecek.

Tarım, hayvancılık, terzilik, ahşap veya metal işçiliği gibi temel alanlarda bilgisi ve kabiliyeti olanlar küçük topluluklar içinde yer bulabilecek.

Eğer elektrik asla geri gelmez ise genel olarak dünya üzerindeki yaşam 300 yıl öncesine dönmüş olacak.

{pagebreak:::: 3}

Senaryo 2: Küresel İletişim Ağlarının Çökmesi

İnternet, GSM, sabit telefon hatları, TV ve radyo gibi tüm iletişim sistemlerinin çöktüğü bu senaryomuzda ise yaşayacaklarımız ilk senaryoya göre daha farklı olacak.

İlk 6 ila 18 saat içinde dünya üzerindeki tüm uçuşlara son verilecek. Büyük ihtimalle sorun yaşandığı anda havada olan pek çok uçak kaza yaşayacak.

İlk 24 ila 72 saat içinde temel işleyişi iletişim teknolojilerine dayanan bankacılık, finans, medya gibi kurumlarda panik havası yaşanmaya başlayacak. Bu işletmeler hizmet veremeyecek.

Üç ila beş gün içinde iletişim teknolojilerine dayalı çalışan lojistik sistemlerde sorunlar yaşanmaya başlayacak. Kargolar iletilemeyecek, marketlere ürünler zamanında gelemeyecek.

İletişim teknolojilerine bağlı olarak çeşitli alıcılardan gelen verilere göre çalışan su, doğalgaz, kanalizasyon, artıma, trafik gibi benzeri sistemler fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremeyecek.

Yaklaşık üç ila altı ay içinde ülkeler iletişim teknolojilerine ne kadar yoğun kullandıklarına göre bu duruma adapte olacaklar. Uçuşlar tekrardan başlayabilecek ama asla şu andaki gibi yoğun gerçekleşemeyecek. Şehirlerde yaşamak daha zor olacak bu yüzden pek çok insan daha küçük bölgelere göç etmeyi tercih edecek.

{pagebreak:::: 4}

Senaryo 3: Tüm Bilgisayarların Bozulması

Askeri araştırma laboratuvarlarında geliştirilen bir teknolojinin yanlışlıkla laboratuvar dışına çıkar. Elektrik hatları üzerinden gönderilen bir sinyal nedeniyle şebekeye bağlı tüm bilgisayarların tüm silikon bazlı mikroişlemcileri yanar.

Yaşanan bu olay dünyanın belli bir bölgesinde sınırlı olarak gerçekleşecek zira etkisi sadece şebeke içinde kalacak. Bu yüzden etkisi ilk iki senaryoya göre çok daha kısıtlı olacak.

Gerçekleştiği bölge içinde elektrik şebekesine bağlı ve açık olan, mikroişlemci ile çalışan, tüm elektronik cihazlar kullanılmaz hale gelir. Bu cihazlara bağlı çalışan sağlık, ulaşım, güvenlik, iletişim gibi altyapılar çökecek. Bunların etkisi birinci ve ikinci senaryodaki olaylara benzer şekilde gerçekleşecek.

Bozulan sistemlerin tamir edilmesi etkinin büyüklüğüne göre bir ila oniki ay sürebilir. Yaşanan büyük kaos ve yaşam kayıplarına rağmen yaşam kısa ve orta vadede sürdürülebilir ve uzun vadede her şey normale dönmüş olacak.

Günün sonunda şekli ve ölçeği ne olursa olsun hayatımızın içindeki dijital çözümlerin hayatımızdan bir anda çıkması çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Asla gerçekleşmeyecek bile olsalar tam aksini düşünüp yerel ve ulusal bir takım önlemler almak ve hazırlıklar yapmakta hiç bir mahsur bulunmuyor.

:: Dijital Kıyamet yaşanacak olsa siz ne yapardınız? Hazırlıklı mısınız?

 

Instagram’da Reklama Hazır mısınız?

Facebook tarafından satın alındıktan sonra kısıtlı ölçülerde reklam yayınlamaya başlayan Instagram, reklam faaliyetlerine hız kazandırmak için adım attı. Bu doğrultuda ilk olarak Omnicom reklam ajansıyla ile 100 milyon dolarlık bir anlaşma imzalayan fotoğraf paylaşım servisi, yakın gelecekte kullanıcıların haber akışında promosyon ve tanıtımlara yer verecek.

Omnicom ve Instagram’ın sahibi Facebook tarafından doğrulanan anlaşma, Facebook’un 2012 yılında gerçekleştirdiği satın alma sonrası Instagram kullanıcılarının tedirgin olduğu “reklama boğulma” konusunda da haklı olduklarını gösterecek mi şimdilik bilinmiyor. Instagram’da bugüne kadar yayınlanan nadir reklamlardan biri moda tasarımcısı Michael Kors‘a aitti.

http://static.shiftdelete.net/img/article_new/instagrambanner1385197365.png

Makaronlarla çevrili altın bir saat fotoğrafından ibaret olan reklam, tasarımcıya ilk 18 saatte 200 binin üzerinde beğeni ve 33 bin yeni takipçi kazandırmıştı. Levi’s, General Electric ve Lexus gibi markalar da Instagram’da reklam yayınlayanlar kervanına katılmıştı. Bakalım yeni anlaşma ile Omnicom, Instagram’a hangi müşterileri getirecek.

:: Instagram’da reklam görmekten rahatsız olur musunuz?

HP’den 8 İnçlik Android’li Tablet: HP 8

7.85 inçlik ekranında 1024 x 768 çözünürlük sunan HP 8, Android 4.2 Jelly Bean işletim sistemine sahip. Cihazın yakın zamanda Android 4.4 KitKat güncellemesi alıp almayacağı ise henüz belli değil.

HP 8, 1 GB RAM’e ve 16 GB dahili belleğe sahip. Elbette cihazın depolama kapasitesini microSD kart ile arttırmak mümkün. Cihazın üzerindeki stereo hoparlörler standart özelliklerde, olağanüstü ses kalitesi sunmuyorlar.

HP’nin açıklamalarına göre cihazın üstündeki 3.800 mAh’lik batarya, tableti 7 saat boyunca ayakta tutmaya yetiyor. HP 8’in hafif olduğunu söylemek mümkün, cihazın ağırlığı yalnızca 300 gram. Cihaz tasarımı ise iPad Mini’ye benziyor.

Bu ince ve hafif tablet, Box’tan ömür boyu 25 GB ücretsiz bulut depolama hizmetiyle birlikte geliyor. Skype, Kingsoft Office, HP ePrint ve diğer birkaç kullanışlı uygulama, cihazda kurulu olarak kullanıcılara sunuluyor.

HP, HP 8 adlı tabletiyle geçen yıl tanıttığı ve pek iyi yorumlar almayan HP Slate 7 tabletin yaralarını sarmaya çalışıyor. ABD’de 170 dolarlık etiket fiyatıyla satışa sunulan tabletin ülkemizde satılıp satılmayacağı ise henüz bilinmiyor.

:: Sizce HP bu tabletiyle olumlu yorumlar alabilecek mi?

Samsung’dan Bulut Yazdırma Hizmeti

Yazıcılar için kablodan kurtulalı uzun bir süre oldu. Önce WiFi üzerinden yazdırmaya başladık, ardından bulut hizmetlerini gördük. “Her yerden” yazdırdık. Yetmedi, NFC ile cep telefonundan yazdırdık.

Bulut yazdırma hizmeti olarak Google, Cloud Print adlı hizmetini sundu. Apple’ın bulut yazdırma hizmeti ise AirPrint olarak adlandırıldı. Samsung ise bu yarışta geride kalmıştı.

Arayı kapatmak isteyen Samsung, çok yaratıcı(!) bir isimlendirme tekniğiyle Samsung Cloud Print adını verdiği bulut yazdırma hizmetinin diğerlerinden farklı olması için geçtiğimiz aylarda duyurduğu Knox hizmeti ile ilişkilendirdi.

Hizmet, haziran ayında bir Android uygulaması üzerinden kullanılmaya başlanacak. Yılın ikinci yarısında bir iOS uygulaması görmeyi bekliyoruz. Arada bir yerde de Smart TV’ler için Samsung Cloud Print uygulaması görebiliriz.

Samsung, bu hizmetinde kullanıcılara akıllı cihazları ile yazıcıları arasındaki trafikte gelişmiş güvenlik vaadediyor. Android uygulaması ise NFC özelliğini destekliyor ve akıllı cihazınızı 20 yazıya basitçe bağlayabiliyorsunuz.

Tabii NFC özelliğini yalnızca Samsung Xpress serisi NFC destekli yazıcılarda kullanabileceğinizi hatırlatmakta fayda var.

:: Bulut yazdırma hizmetlerini kullanıyor musunuz?

Google Glass Hisleri Anlayacak

Aklınızı okumanın sırrı, psikologlar, danışmanlar veya gösteri sanatçıları için yüzünüzdeki anlık ve küçük değişiklikleri algılamaktan, bunlardan anlam çıkarmaktan geçiyor. Aynı şey artık Google Glass için de geçerli. Karşınızdaki kişinin yüzündeki jest ve mimikleri geniş bir yelpazede tespit ederek, genel bir duygusal çıkarım yapabilen yeni uygulama, hem öncelikli duyguyu hem de aralardaki küçük nüansları fark edebiliyor.

Emotient tarafından geliştirilen ve Google Glass’ın ön kamerasını kullanan bu uygulama, alınan görüntüleri anlık olarak geliştirici şirketin yazılım platformuna aktarıyor. Burada hızlı bir duygusal analiz gerçekleştiriliyor ve ardından sonuçlar yine Google Glass kullanıcısının ekranına (gözlüğüne) iletiliyor.

Her ne kadar Google, yüz tanımlama uygulamalarının geliştiriciler için “yasak bölge” olduğunu duyursa da, Emotient bu uygulamayı kapalı beta aşamasında tutuyor ve veritabanına aktarılan yüzleri ya da diğer bilgileri anonim olarak işleyip, sunucularında saklamıyor.

http://static.shiftdelete.net/img/article_new/1_gglglssnewsh9870adf1385540173.jpg

Böylesi bir uygulamanın insan ilişkilerine getireceği yaklaşım hiç şüphesiz dürüst davranmayan kişileri zorlayacak nitelikte olacaktır. Ancak öte yandan eşinizin canının sıkkın olduğunu veya patronunuzun maaş verip vermeyeceğini tespit etmesi de hiç fena olmaz. En azından, sevgilinin “neyin var senin?” sorularıyla uğraşmak zorunda kalmayacak olmak kulağa hoş geliyor.

:: Böyle bir uygulamanın geliştirilmesini doğru buluyor musunuz?

Facebook, f8’i Diriltiyor

Facebook’un her yıl düzenlenen bir günlük konferansı, bu yıl daha geliştirici odaklı ve bir hayli teknik konuşmalara sahne olacak. Konuşma dilinin en son 2011’de düzenlenen f8’den çok farklı olması bekleniyor.

Konferansta herhangi bir ürün tanıtılması beklenmiyor. Geçen yıl Parse’ın da satın alınmasıyla bu yıl konferansta mobil uygulama geliştirmenin öne çıkması bekleniyor. Facebook, mobil uygulama konusunda oldukça ısrarlı.

Açılış konuşmasını Mark Zuckerberg’den başka bir üst düzey yöneticinin yapması bekleniyor. Bahsedilecek konular ise belli gibi: Parse ile ilgili açıklamalar, mobil uygulama reklamları, Facebook’un mobil reklam ağı

Facebook, ocak ayında reklam ortaklarıyla küçük denemelere başlayıp, birkaç uygulamada Facebook mobil reklamları görüntülediklerini bildirmişti. Ayrıntıları ise gelecek aylarda paylaşacaklarını söylemişlerdi. f8 bunun için doğru adres olabilir.

Parse’ın CEO’su Ilya Sukar, “Bu yıl köklerimize geri dönüp tamamen geliştirici odaklı bir konferans düzenleyeceğiz.” diyor. “f8 bir açılış konuşması ile başlayacak, onun ardından dört maddede başlangıç rehberi açıklanacak, en iyi teknik uygulamalar, yapı stratejileri, derin mühendislik uygulamaları ve uygulamanızı başarılı kılmak için reklam ipuçları paylaşılacak.”


f8, 30 Nisan’da San Francisco’da
1500 geliştiriciye kapılarını açacak. Konferansa kayıt tarihlerinin önümüzdeki haftalarda paylaşılması bekleniyor.


::
Sizce Facebook f8 konferansında yeterince ilgi çekecek mi?

Galaxy S5 Premium Konseptleri

Mobil Dünya Kongresi’nde düzenlenen etkinlikte gün yüzüne çıkan Samsung‘un yeni amiral gemisi Galaxy S5, tasarımı ve sunduğu özellikler ile bazı Android kullanıcılarını tatmin etmemişti. İlk etapta Snapdragon 800 işlemcinin kullanıldığının açıklanması bu olumsuz eleştirileri alevlendirmiş ancak işlemcinin Snapdragon 801 olduğunun açıklanmasından sonra sular durulmuştu.

Galaxy S5 hakkında her şey için tıklayın.

2K ekran nerede?

Galaxy S5’in eleştirilen işlemcisinin yanında 2K ekranın kullanılmaması ve tasarımın yenilikçi olmaması da pek hoş karşılanmamıştı. Telefonun tanıtımından birkaç gün sonra, Samsung’un Galaxy S5 modelinin Premium Edition’ını çıkaracağı iddia edilmişti.

İsminden de anlaşılacağı gibi bu modelin, Snapdragon 805 işlemci, 2K ekran ve 3 GB Ram gibi gelişmiş donanıma sahip olması tahmin ediliyordu.

Galaxy S5 Premium gelebilir

Sözde Galaxy S5 Premium‘un ayrıca metal bir kasaya sahip olacağı da diğer iddialar arasındaydı. Tasarımcı Ivo Maric bu iddialar doğrultusunda tasarladığı Galaxy S5 Premium modelinin konseptlerini paylaştı. Dilerseniz lafı daha fazla uzatmadan metal kasalı Galaxy S5 Premium konseptleri ile sizleri baş başa bırakalım.

{pagebreak::1}

{pagebreak::2}

:: Galaxy S5 Premium konseptlerini beğendiniz mi?


Samsung, Milk Music’i Yayınladı

Güney Koreli teknoloji devi Samsung, Galaxy S5 ile sağlık uygulamalarına önem verdiğini göstermiş ve ilerleyen günlerde farklı servisler ile gündeme geleceğinin sinyallerini vermişti. Son dönemlerde özellikle de Spotify‘nin ülkemize hizmet vermesinden sonra iyice yaygınlaşan internet üzerinden müzik dinleme servislerine Samsung da katıldı.

200’ün üzerinde istasyon!

Google Play Store‘da yayınlanan Milk Music uygulaması ile 200‘ün üzerinde radyo istasyonu ile hizmet veren Samsung, bu servisi ücretsiz olarak sunuyor. Sadece Galaxy cihazlar için indirime sunulan Milk Music uygulaması, Apple’ın iTunes Radio‘suna rakip olacak gibi görünüyor.

13 milyon şarkı!

Eşsiz bir deneyim sunan arayüze sahip olan Milk Music uygulaması, kullanıcıların müzik türlerine göre radyo istasyonlarını belirlemesine de olanak sağlıyor. Servise üye olmadan 13 milyon şarkıya ulaşabileceğiniz bu uygulamayı, Galaxy cihazlarınıza ücretsiz olarak buradan indirebilirsiniz.

Uygulamanın ülkemizde şimdilik kullanılabilir olmadığını belirtelim.

:: Samsung Milk Music’i kullanıyor musunuz?

Apple ID’nizi Telefon Desteğiyle Kurtarın!

Apple ID ile ilgili yaşanan bazı problemler kullanıcıların çözümsüz kalmasına neden olabiliyor. Bunlardan biri de Apple ID ve güvenlik doğrulama ile ilgili yaşanan bir sorun.

Kullanıcıların internet çevrelerinde sık sık dile getirdiği ve çözümü biraz ayrıntılı olan bu sorun, hali hazırda kullanımda olan bir Apple ID ile yeni bir cihazda App Store ya da iTunes Store‘dan satın alma işlemi yapmak istenildiğinde ortaya çıkıyor.


iTunes ya da App Store’dan satın alma işlemi sırasında bu sorularla karşılaşabilirsiniz.

Kullanıcılar, içerik satın alma sırasında “Güvenlik Doğrulaması” ile karşılaşıyorlar ve Apple ID‘lerini ilk aldıklarında oluşturdukları “güvenlik soruları“nın cevapları kendilerinden isteniyor. Birçok kullanıcı da bu soruların cevaplarını bilmedeği için güvenlik doğrulamasını geçemiyor.

E-posta Kimlik Doğrulama Yöntemi

Bu güvenlik sorularını sıfırlamanın tek yolu ise daha önce tanımlanmış adrese kurtarma e-postası göndermek. Bunun için appleid.apple.com sitesine giderek açılan sayfada “parolanızı sıfırlayın” seçeneğini tıklayın ve karşınıza çıkan ekranda Apple ID‘nizi girerek kurtarma e-postası isteyin. Eğer bu yöntem işe yarar ve kurtarma postası sahiplerine ulaşırsa sorun yok. Peki ya ulaşmazsa?

Doğrulama e-postası ulaşmazsa!…

İşte sorun tam olarak bu noktada başlıyor. Bazı kullanıcılara kimlik doğrulama e-postası ulaşmıyor. Çözmek için tek yol ise Apple Destek servisine ulaşarak bir telefon çağrısı almak. Eğer siz de bu sorunla karşı karşıya kaldıysanız aşağıdaki adımları takip ederek bir Apple Destek operatörünün sizi aramasını sağlayabilirsiniz.


Apple kimliğinizi yazın ve sıfırlama e-postası almak için ileri seçeneğiyle adımları takip edin…

Yazının devamı için sonraki sayfaya geçiniz…

{pagebreak::2}

Öncelikle aşağıdakilere sahip olduğunuzdan emin olun:

– Kullanımda olan bir Apple ID
– Bu Apple ID‘ye ait şifre

Şimdi güvenlik sorularımızı sıfırlamak için gerekli adımları takip edelim:

1) Buradan iTunes sorunları ile ilgili Apple Destek Bölümü‘ne ulaşın ve açılan sayfada “Parola ve Güvenlik Sorunları” bağlantısını tıklayın

2) Açılır menüden “Unutulan Apple Kimliği güvenlik soruları” bağlantısını tıklayın

3) Sonraki sayfada “Apple destek ile şimdi konuşun” seçeneğine tıklayın

4) Karşınıza gelen sayfada iletişim bilgilerinizi doldurun, “devam” tuşuna tıklayın ve beklemeye başlayın.

Türkçe destek

Bu işlemleri sırasıyla tamamladıktan çok kısa bir süre sonra bir Apple Destek operatörü sizi arayacak. İngilizce bilmiyorsanız endişelenmenize gerek yok. Sizinle konuşan kişi Türkçe biliyor ve derdinizi ona ayrıntılı olarak anlatabilirsiniz.Destek operatörü bir süre hatta beklemenizi istedikten sonra muhtemelen ABD merkezli iTunes Güvenlik Birimi ile bağlantıya geçecek. Bu aşamadan sonra görüşme biraz daha eğlenceli hal alacak çünkü hatta artık 3 kişisiniz…

Konferans görüşme

Türkçe bilen operatör bu aşamadan sonra bir nevi çevirmenlik görevi görüyorve İngilizce konuşan operatörün talimatlarını size aktarıyor. Eğer İngilizce biliyorsanız konuşmaları duyduğunuz için çeviri yapan operatörün işini rahatlatmak amacıyla istenilen işlemleri önceden yapabilirsiniz.

Ön Hazırlık

Bu kısımda gerçekleştirilen işlemleri güvenlik nedeniyle burada paylaşmayarak telefon görüşmesine bırakıyoruz. Sadece işlemlerin appleid.apple.com adresi üzerinden yürüyeceği bilgisini verelim. Böylece telefon görüşmesi öncesinde bu sayfayı açık tutarak, hatta Apple ID‘niz ile giriş yaparak ön hazırlığı tamamlamış olabilirsiniz.

:: Anlatılan yöntem ile sorununuza çözüm buldunuz mu?


 

Hem Şık Hem de Akıllı Saat!

Hayatımıza yeni yeni girmeye başlayan akıllı saatlerin en büyük sorunu özellikle klasik çizgileri yansıtamaması, tasarımlarının kaba olması. Saati kıyafetine uydurmak, günlük bir aksesuar olarak kullanmak isteyenlere hitap etmeyen akıllı saatler, Gabor Balogh’un tasarımı ile birlikte şık olmaya da başladı.

İsveçli saat üreticisi Triwa’nın Havana model saati temel alınarak tasarlanan cihaz, bir akıllı saatten beklenen tüm özelliklere sahip. Ön bölümünde yuvarlak bir ekran bulunan saat, telefon ile eşleştirildiğinde gelen tüm bildirimleri size göstermenin yanı sıra, kalp ritminizi de ölçebiliyor.

Dokunmatik Ekran Tercih Edilmemiş

Saatin ekranının parmak izi olmaması için dokunmatik ekran tercih edilmemiş. Eski iPod’lar da gördüğümüz Click Wheel benzeri yapı saatin çerçevesine konulmuş ve bu şekilde kolay bir kullanım sağlanmış. Şuan için sadece tasarım aşamasında olan saat, çeşitli mühendislik sorunları halledildiğinde satışa sunulacak.

:: Gabor Balogh’un tasarımını nasıl buldunuz?

Nokia’dan Uygulama Mağazası Vurgusu

Windows Phone uygulama mağazası her geçen gün gelişirken Lumia serisiyle platformun büyük ortağı durumunda olan Nokia da boş durmuyor. Windows cihazlarının uygulama alanında eksik olmadığını iddia eden şirket, kendi platformunu rakip Adroid ve iOS platformlarıyla karşılaştıran bir video yayımladı.

200 bin uygulama

Nokia Kanada‘nın YouTube kanalına eklenen infografik videoda, Windows Phone platformunun en popüler mobil uygulamalara sahip olduğu vurgusu yapılıyor. Windows Phone uygulama mağazasının 200 bine ulaşan uygulama sayısıyla hızla geliştiği belirtilirken, “flashlight” uygulaması örneği ile iOS ve Android gibi dev uygulama marketlerde doğru ve istenilen uygulamayı bulmanın zorluğuna da dikkat çekiliyor.

“Eksiğimiz yok, fazlamız var”

Nokia‘nın kendine özel uygulamalarının Lumia telefonları zenginleştirdiğine de değinilen videoda Facebook, Vine, Instagram gibi popüler uygulamaların hazır olduğu gösteriliyor. Videonun son bölümü ise Windows Phone‘lu Lumia‘ların Android ve iOS‘a karşı uygulama açısından üstünlüklerine ayrılmış durumda. Windows Phone‘un rakiplerinde bulunmayan Office entegrasyonuna dikkat çekilirken, modern arayüzün “Canlı Kutucuk“ları da benzersiz bir özellik olarak öne çıkarılıyor.

#video_3957#

:: Windows Phone uygulama mağazasının yeterli olduğunu düşünüyor musunuz?

Tumblr’dan Devrim: Ara, Yayınla

Tumblr, birkaç yıl önce sunduğu ancak kimsenin kullanmamasından yakındığı müthiş bir özelliği bizlere hatırlatıyor. “Post by phone” adlı bu özellik ile telefonunuzdan arama yaparak sesli gönderi yayınlayabilirsiniz.

Bu özelliği kullanabilmek için Tumblr ayarlarınızdan “Post by phone” özelliğine gelip telefon numaranızı girmeniz gerekiyor. Böylece Tumblr hangi numara aradığında kaydedilen gönderinin hangi hesapta yayınlanacağını anlıyor.

İsterseniz hesap güvenliğinizi arttırmak adına bir PIN belirleyebilirsiniz. Arama yaptıktan sonra dört haneli PIN’i girmek zorundasınız. Sistemden onay aldıktan sonra konuşmaya başlıyorsunuz ve sesiniz kaydediliyor.

Siz telefonu kapatınca ses kaydı Tumblr hesabınızda yeni bir ses gönderisi olarak yayınlanıyor. Acil durumlarda, kaza durumlarında ve birçok farklı durumda bu özellik size yardımcı olabilir.

Aynı zamanda sosyal ağların engellendiği ülkelerde de bu hizmet engeli aşmanın bir yolu olarak karşımıza çıkabilir. Elbette kendi içinde eksiklikleri yok değil, örneğin aramanız gereken numara bir ABD numarası.

Eğer tumblr ülkemizde bir numara sağlamazsa bu özellik bizim için pek kullanışlı olmayacak. Ancak aramanız gereken numara, 1-866-584-6757, ABD içinde ücretsiz bir hat. Skype gibi internet hizmetleri üzerinden arayabilirsiniz.

Tumblr ileride ses tanıma sistemi koyup ses kayıtlarınızın bir metin gönderisi olarak yayınlanmasını sağlar mı, emin olamıyoruz ancak teknik olarak bu mümkün. Hatta belki isteğinize göre hareketli görsel bile koyabilirler.

:: Tumblr’ın bu özelliğini kullanmayı düşünüyor musunuz?