Ticaret Bakanlığı, ikinci el araç ticaretinde kayıt dışılığın önüne geçmek ve tüketici mağduriyetlerini azaltmak amacıyla Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) üzerinden yetki doğrulaması uygulamasını başlattı. 4 Şubat 2025 itibarıyla uygulamaya alınan düzenleme, taşıt ilanlarında güvenliği artıracak.
İkinci el araç ilanlarında yeni dönem!
1 Kasım 2023’te devreye alınan kimlik doğrulama sistemi, ilan platformlarına kimlik bilgilerini doğrulamayan kişilerin taşıt ilanı vermesini engellemişti. Yeni başlayan yetki doğrulama uygulaması ise ilan platformlarında taşıt ilanlarının yalnızca araca sahip olan kişiler, birinci ve ikinci derece akrabaları, eşleri ya da taşıt sahibince yetkilendirilen oto galeri işletmeleri tarafından verilmesini sağlıyor. Taşıt sahipleri e-Devlet üzerinden yetkilendirme işlemi yapabiliyor.
Yetki doğrulaması için 1 Nisan 2025 tarihine kadar geçiş süreci öngörülüyor. Bu tarihe kadar yetki doğrulama sürecini tamamlamayan işletmeler ilan platformlarına taşıt ilanı giremeyecek. Düzenleme kapsamında yetki belgesi bulunmayan oto galerilerin taşıt ilanı vermesi tamamen engellenmiş olacak.
Baykar, Fas'ta İHA üretimi için yeni bir şirket kurduğunu resmen duyurdu. Baykar tarafından kurulan şirketin adı Atlas Defense olacak.
Yeni sistem yalnızca elektronik ilan platformlarını değil sosyal medya üzerinden yapılan araç ilanlarını da kapsıyor. Bu düzenleme ile sahte ve aldatıcı ilanların, spekülatif fiyat artışlarının önlenmesi hedefleniyor. Ticaret Bakanlığı, bu süreci titizlikle takip edeceğini ve ilanlarda kimlik ve yetki doğrulama zorunluluğunun denetleneceğini duyurdu.
Kamuoyuna yapılan açıklamada söz konusu düzenleme ile birlikte tüketicilerin daha güvenli bir ticaret ortamına kavuşacağı ve sektörün kayıt dışılıktan arındırılacağı vurgulandı.
Yetkisiz İşletme İhbar Modülü ve EİDS Yetki Doğrulamasına İlişkin Basın Açıklaması
Ticaret Bakanlığı olarak, ikinci el otomotiv sektöründe kayıt dışı ticari faaliyetlerin önüne geçilmesi ile elektronik ortamda hizmet sunan ilan platformlarında kimliği belli olmayan üyelikler üzerinden yayımlanan gerçeğe aykırı, aldatıcı veya sahte taşıt ilanlarının ve spekülatif fiyat artışları ile tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz.
İkinci el otomotiv ticareti sektöründe ticari faaliyetlerin ehil kişilerce yapılmasının sağlanması ve bu piyasada kayıt dışılığın ortadan kaldırılması amacıyla Ticaret Bakanlığımızca yapılan düzenlemeler uyarınca ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edenlerin Ticaret Bakanlığımızdan yetki belgesi alma zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, Ticaret Bakanlığımızca 2024 yılında 26.627 işletmeye ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi düzenlenmiştir.
Ticaret Bakanlığımızca bir yandan işletmelerin ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesini temin etmesini teşvik eden ve kolaylaştıran düzenlemeler hayata geçirilirken diğer yandan ikinci el otomotiv sektöründe kayıt dışı ticari faaliyetlerin engellenmesi amacıyla sektördeki ticari faaliyetler yakından takip edilmektedir.
İkinci el otomotiv sektöründe sahte taşıt ilanlarının önlenmesi ve tüketici mağduriyetlerinin önüne geçilmesi amacıyla geçtiğimiz dönemde Ticaret Bakanlığımızca ilan platformlarına kimlik ve yetki doğrulama yükümlülüğü getirilmiş ve bu yükümlülüklerin hayata geçirilebilmesini teminen Elektronik İlan Doğrulama Sistemi (EİDS) kurulmuştur.
İlan platformları ve EİDS arasında kurulan entegrasyon ile 1 Kasım 2023 tarihinden itibaren taşıt ilanlarında kimlik doğrulaması yapılmakta olup kimlik bilgilerini doğrulamayan kişilerin ilan platformları üzerinden ilan vermelerinin önüne geçilmiştir.
EİDS’nin ikinci aşaması olan yetki doğrulaması ise bugün itibarıyla devreye alınmış olup böylece ilan platformlarındaki taşıt ilanlarının sadece ilana konu taşıt sahibi, taşıt sahibinin birinci ve ikinci derece kan hısımları veya eşi ile taşıt sahibince yetkilendirilen yetki belgeli işletmelerce verilmesi sağlanmıştır. Taşıt sahiplerinin ilan verme konusunda oto galeri işletmelerini yetkilendirmesi, e-Devlet Kapısı’nda oluşturulan bir yetkilendirme ekranından gerçekleştirilecektir.
Taşıt ilanlarında yetki doğrulaması uygulaması bugün itibarıyla devreye alınmakla birlikte, 1 Nisan 2025 tarihine kadar bir geçiş süreci öngörülmüştür. Böylece, 1 Nisan 2025 tarihine kadar yetki doğrulaması süreci tamamlanmadan da taşıt ilanı verilebilecek ancak geçiş sürecinin sona ermesiyle taşıt ilanlarında yetki doğrulaması zorunlu hale gelecektir. Dolayısıyla, 1 Nisan 2025 tarihi itibarıyla ilan platformlarında yetki doğrulaması yapılmadan taşıt ilanı verilemeyecek ve bu kapsamda, ikinci el motorlu kara taşıtı ticareti yetki belgesi bulunmayan oto galeri işletmelerince ilan girişi yapılamayacaktır.
Ticaret Bakanlığımızca ilan platformlarına getirilen kimlik ve yetki doğrulaması yükümlülükleri ile sahte ve aldatıcı ilanların ve bu ilanların yol açtığı spekülatif fiyat artışlarının engellenmesi ile tüketici mağduriyetlerinin önlenmesi amaçlanmaktadır.
Öte yandan, söz konusu düzenleme sosyal medya dahil olmak üzere elektronik ortamda verilen ilanları da kapsamaktadır. Bu kapsamda, elektronik ortamda verilen tüm taşıt ilanları Yönetmelik hükümleri çerçevesinde Ticaret Bakanlığımızca titizlikle takip edilmektedir.
Baykar, Fas’ta İHA üretimi için yeni bir şirket kurduğunu resmen duyurdu. Fas Resmi Gazetesi’nde yayımlanan karara göre şirket Atlas Defense adıyla faaliyet gösterecek. Baykar’ın yeni şirketi Fas’ta Bayraktar TB2 ve Akıncı TİHA üretimi gerçekleştirecek.
Baykar’ın Fas’taki şirketinin adı Atlas Defense olacak!
Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar Kasım 2024’te Marakeş Havacılık Fuarı’nda Fas Ticaret Bakanı Ryad Mezzour ile bir görüşme yapmıştı. Bu görüşmenin ardından Baykar’ın Fas yatırımı konusunda spekülasyonlar ortaya çıktı. Fas makamlarının Resmi Gazete’de yayımladığı karar ile Baykar’ın yeni yatırımı kesinleşmiş oldu.
Atlas Defense İHA tasarımı, üretimi, geliştirilmesi ve bakımı, İHA yedek parça imalatı ve satışı, savunma sanayisine yönelik elektronik cihazların tasarımı ve montajı, teknolojik ürün ve sistemlerin üretimi gibi geniş kapsamlı faaliyetlerde bulunacak. Şirketin yazılım donanım ve mekanik sistemler üzerine de çalışacağı belirtiliyor.
Harvard'da bir yurt odasında Zuckerberg ve arkadaşları basit ama çığır açıcı bir fikrin ilk adımlarını attı. Facebook'un 21 yıllık yolculuğu!
Yeni şirket 250 milyon dolar sermaye ile kuruldu. Fas’a inşa edilecek İHA fabrikasıyla Baykar üretim kapasitesini artıracak ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelik teslimat sürelerini kısaltacak. Fas’ın Bayraktar TB2 kullanan ülkeler arasında yer aldığı bilinirken, Fas medyasında yer alan iddialara göre Bayraktar Akıncı TİHA teslimatlarının da kısa süre içinde başlayacağı ifade ediliyor.
Baykar’ın Fas’taki yatırımı, şirketin Afrika pazarındaki etkinliğini artıracak ve bölgedeki savunma sanayi ekosistemine önemli katkılar sunacak. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşın.
Electronic Arts (EA), Criterion Games’in Need for Speed serisine ara vererek yeni Battlefield oyunu için çalışacağını duyurdu. Respawn ve EA Studios Genel Müdürü Vince Zampella, Criterion’daki Need for Speed ekibinin Battlefield projesinde görevlendirildiğini belirtti.
Need for Speed ekibi tamamen Battlefield’a yönlendi
EA geçtiğimiz gün Battlefield serisinin geleceğini şekillendirmek için önemli bir adım attı. Oyun devi, serinin yeni yapımı için Battlefield Labs adında test programı başlattı. Yeni oyunun henüz resmi adı, çıkış tarihi veya tanıtım videosu olmamasına rağmen, EA kullanıcıları bu yapıma erken aşamada dahil edilecek.
EA ayrıca Battlefield serisinin geleceği için dört stüdyoyu (DICE, EA Motive, Criterion ve Ripple Effect) birleştiren Battlefield Studios’u da tanıttı. Vince Zampella verdiği demeçte, “Need for Speed topluluğunu dinleyerek Unbound için içerik üretmek üzere geçen yılı değerlendirdik. Oyuncuların Need for Speed deneyiminden ne beklediğini daha iyi anladık ve seriyi farklı ve ilgi çekici yollarla geri getirmeyi planlıyoruz” dedi.
Yeni Battlefield oyunu için EA, oyuncuların geri bildirimleriyle şekillenecek Battlefield Labs test programını duyurdu.
Bu karar, EA ve Criterion’un Need for Speed Unbound için ikinci yıl içerik güncellemeleri duyurusundan sonra geldi. 2023’te stüdyonun büyük bir kısmı yeni Battlefield oyununa ayrılmış olsa da, Criterion’da yarış oyunlarına odaklanan bir ekip tutuluyordu. Ancak bu ekip de tamamen Battlefield projesine dahil edildi.
2022 yılının Aralık ayında oyuncuların beğenisine sunulan Need for Speed Unbound, serinin Carbon ve Most Wanted’ı andıran renk paletini cel-shade grafiklerle buluşturmuştu. Grafik stili ve animasyonları ile olumlu yorumlar alan yapım, buna karşın hikaye modunun yetersizliği ve sürüş dinamikleriyle hayranların tepkisiyle karşılaşmıştı.
4 Şubat 2004’te Harvard Üniversitesi’ndeki bir yurt odasında Mark Zuckerberg ve birkaç arkadaşı basit ama çığır açıcı bir fikrin ilk adımlarını attı. Bugün milyarlarca insanın hayatının bir parçası olan Facebook, o zamanlar yalnızca Harvard öğrencilerinin arkadaşlarını bulup profillerine bakabilecekleri bir platformdu. Kim bilebilirdi ki bu küçük proje ilerleyen yıllarda küresel siyasetten kişisel ilişkilere kadar her şeyi etkileyecek bir dev haline gelecekti?
Facebook kuruluşundan bugüne kadar büyük başarılar elde etti, skandallar yaşadı, dev satın alımlar gerçekleştirdi ve sonunda adını bile değiştirdi. 21 yıl süren bu olağanüstü yolculuğun en önemli dönüm noktalarına gelin birlikte göz atalım.
2004-2006: Facebook’un doğuşu ve hızla büyüyen çılgınlık
Facebook’un hikayesi, 4 Şubat 2004’te Harvard Üniversitesi’nde başladı. Mark Zuckerberg ve arkadaşları Eduardo Saverin, Andrew McCollum, Dustin Moskovitz ve Chris Hughes, Harvard öğrencileri için bir sosyal ağ kurdu. Başlangıçta “TheFacebook” olarak adlandırılan site, öğrencilerin birbirleriyle iletişim kurmasını ve fotoğraf paylaşmasını sağlıyordu. Platform, Harvard öğrencileri arasında kısa sürede popüler hale geldi ve hızla diğer Ivy League okullarına genişledi.
2005 yılında, Facebook büyüme stratejisini değiştirerek yalnızca üniversitelerle sınırlı kalmamaya karar verdi. Önce lise öğrencilerine açılan platform, ardından belirli kurumsal e-posta adreslerine sahip profesyonellerin de kullanımına sunuldu.
Facebook’un bu adımı, sosyal medya dünyasında önemli bir dönüm noktasıydı. Kullanıcı sayısı hızla artarken, yatırımcıların ilgisini çeken platform, Accel Partners’tan 12,7 milyon dolar yatırım alarak büyümesini hızlandırdı. Aynı yıl, “The” takısı kaldırılarak site resmi olarak “Facebook” adını aldı. Bu küçük değişiklik bile Facebook’un marka kimliğinin gelişmesinde büyük bir rol oynadı.
Facebook’un ilk büyük yeniliklerinden biri fotoğraf yükleme özelliği oldu. Bu özellik, kullanıcıların albümler oluşturarak anılarını paylaşmalarını sağladı. Sosyal medya deneyimi, artık sadece profillerle sınırlı değildi; görsellik ve etkileşim, platformun temel taşları haline geliyordu.
2006 yılı, Facebook için büyük kararların alındığı bir yıl oldu. 13 yaş ve üzerindeki herkesin Facebook’a katılabilmesine izin verildi. Bu hamle, Facebook’un sadece öğrencilere özel bir platform olmaktan çıkıp küresel bir sosyal ağ haline gelmesinin kapısını açtı. Aynı yıl, Facebook’un en radikal özelliklerinden biri olan Haber Kaynağı (News Feed) tanıtıldı.
Haber Kaynağı, kullanıcıların arkadaşlarının paylaşımlarını ve aktivitelerini tek bir akışta görmelerini sağlıyordu. Ancak bu özellik ilk başta büyük bir tepkiyle karşılandı. İnsanlar, Facebook’un artık çok fazla bilgi paylaştığını düşünüyor ve özel hayatlarının ifşa edilmesinden endişe duyuyordu.
Protestolar başladı, hatta “Facebook’u Eski Haline Getirin” kampanyaları düzenlendi. Fakat zamanla kullanıcılar bu özelliğe alıştı ve Haber Kaynağı, Facebook’un en güçlü ve vazgeçilmez özelliklerinden biri haline geldi.
2006 aynı zamanda Facebook’un reklam dünyasına adım attığı yıl oldu. Facebook Reklamları kullanıma sunuldu ve markalar, hedef kitlelerine doğrudan ulaşabilme fırsatı elde etti. Reklamcılığın sosyal medya ile entegre edilmesi, Facebook’un ilerleyen yıllarda en büyük gelir kaynaklarından biri olacaktı.
Facebook, bu dönemde sadece bir sosyal ağ olmanın ötesine geçerek insanların internet kullanım alışkanlıklarını kökten değiştiren bir platform haline geliyordu. Artık insanlar sadece arkadaşlarıyla bağlantı kurmakla kalmıyor, haberleri takip ediyor, etkinlikler düzenliyor ve fotoğraflarını paylaşıyordu. Kendi içinde yeni bir dijital kültür oluşturan Facebook, hız kesmeden büyümeye devam etti.
2007-2012: Altın çağ, Beğeni butonu ve milyar kullanıcı
Facebook, 2007’de büyük bir yenilik yaparak “Beğeni” butonunu tanıttı. Bugün hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan bu özellik, aslında başlarda “Harika” butonu olarak düşünülmüştü. Ancak son anda “Beğeni” olarak değiştirildi. Beğeni butonu, sosyal medyanın dinamiklerini kökten değiştirdi ve internet kültürünün önemli bir parçası haline geldi. İnsanlar artık beğendikleri içerikleri tek bir tıklamayla ifade edebiliyordu ve bu, sosyal medya etkileşimlerinin temel taşlarından biri haline geldi.
2008 yılında Facebook’un kullanıcı sayısı 100 milyona ulaştı ve 2010’da platform, sosyal medya dünyasının lideri konumuna geldi. 2012’de Facebook, halka açıldı ve borsa tarihinin en büyük teknoloji halka arzlarından birine imza attı. Halka arzın ardından şirketin değeri 104 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl, kullanıcı sayısı 1 milyarı geçti ve Facebook artık sadece bir sosyal medya platformu değil, küresel bir iletişim aracı haline geldi.
Bu dönemde Facebook’un en popüler içeriklerinden biri de oyunlar oldu. FarmVille, Mafia Wars, Candy Crush gibi oyunlar, milyonlarca insanı Facebook’ta saatlerce vakit geçirmeye teşvik etti. Özellikle FarmVille, Facebook’un oyun sektöründeki etkisini artıran en büyük projelerden biri oldu. Kullanıcılar sanal çiftliklerini yönetirken arkadaşlarını davet edebiliyor, oyun içi etkileşimlerle Facebook ekosisteminde daha fazla vakit geçiriyordu.
Facebook’un altın çağında yaşanan bir diğer büyük gelişme ise Facebook Sayfaları oldu. Markalar, ünlüler ve işletmeler için oluşturulan Facebook Sayfaları, kullanıcıların favori markaları ve kişileri takip etmesini sağladı.
Böylece Facebook, sadece bireylerin değil, büyük şirketlerin de bir pazarlama ve iletişim merkezi haline gelmeye başladı. Reklam gelirleri hızla arttı ve Facebook, dijital reklamcılığın en büyük oyuncularından biri haline geldi.
2011 ve 2012 yıllarında Facebook, mobil dünyaya daha fazla odaklanmaya başladı. Mobil cihazlardan platforma erişim giderek arttığı için Facebook, mobil uygulamasını geliştirdi ve kullanıcı deneyimini iyileştirdi. Bu hamle, Facebook’un mobil internetin yükselişiyle birlikte rekabet avantajını elinde tutmasını sağladı.
2012’de Instagram’ın 1 milyar dolara satın alınması, Facebook’un sosyal medya üzerindeki hâkimiyetini güçlendiren en büyük hamlelerden biri oldu. Başlangıçta sadece bir fotoğraf paylaşma uygulaması olan Instagram, Facebook’un desteğiyle dünya çapında bir dev haline geldi. Facebook artık sadece kendi platformunu büyütmekle kalmıyor, gelecekte büyük potansiyele sahip platformları da satın alarak sosyal medya ekosistemini kontrol ediyordu.
Bu dönemde Facebook’un temel amacı, kullanıcıları platformda daha uzun süre tutmak ve onları aktif olarak içerik üretmeye teşvik etmekti. Facebook Grupları, Etkinlikler ve Zaman Tüneli gibi özelliklerle sosyal medya deneyimi daha etkileşimli hale getirildi. Facebook, artık internetin ayrılmaz bir parçası olmuştu ve milyarlarca insanın hayatına yön veriyordu.
2012’nin sonunda Facebook, dünya çapında en çok ziyaret edilen sitelerden biri haline geldi ve kullanıcı sayısı 1 milyarı geçti. Ancak bu büyük başarı, beraberinde yeni zorlukları da getirecekti. Veri gizliliği, yanlış bilgi yayılımı ve rekabet gibi konular, Facebook’un önündeki en büyük sınavlar olmaya başladı.
2014: Facebook, WhatsApp ve Instagram ile sosyal medyayı ele geçirdi
Facebook’un 2014 yılı, yalnızca bir sosyal medya platformu olmaktan çıkıp küresel bir teknoloji devi olma yolunda en büyük adımlardan birini attığı yıl oldu. Şirket, agresif satın alma hamleleriyle yalnızca kendi platformunu büyütmekle kalmadı, aynı zamanda rakiplerini bünyesine katarak dijital dünyanın merkezi haline geldi.
Öncelikle Facebook, 2012’de 1 milyar dolara satın aldığı Instagram’ı daha da büyütmeye odaklandı. Instagram, 2014 itibarıyla hızla yükseliyordu ve fotoğraf paylaşım platformu olarak Facebook’un en büyük rakiplerinden biri olma potansiyeline sahipti.
Facebook’un bu platformu satın alarak kendi ekosistemine dahil etmesi, sosyal medyada devrim niteliğinde bir hamleydi. O dönem Instagram’a eklenen filtreler, Hikâyeler özelliği ve video paylaşımı gibi yenilikler, platformun büyümesini hızlandırdı.
Ancak Facebook’un en büyük ve en pahalı satın alımı WhatsApp oldu. 2014 yılında Facebook, 19 milyar dolar gibi devasa bir ücret ödeyerek WhatsApp’ı satın aldı. Bu rakam, o dönem için teknoloji dünyasında yapılmış en büyük satın alımlardan biriydi. WhatsApp, zaten dünya çapında hızla büyüyen bir mesajlaşma uygulamasıydı. Facebook’un eline geçtiğinde, platformda günde 50 milyar mesaj gönderiliyordu.
WhatsApp’ın Facebook ekosistemine dahil edilmesi, iletişim dünyasında önemli bir değişime yol açtı. Facebook artık sadece insanların paylaşımlarını gördüğü bir platform değil, aynı zamanda günlük iletişimlerinin büyük bir bölümünü gerçekleştirdiği bir yer haline geldi. O güne kadar Facebook Messenger üzerinden mesajlaşma sunan şirket, WhatsApp’ı ayrı bir uygulama olarak sürdürmeyi tercih etti. Bu sayede, Facebook’un mesajlaşma hizmetleri iki farklı koldan büyümeye devam etti.
Aynı dönemde Facebook, algoritmalarını değiştirerek haber akışını kişiselleştirmeye odaklandı. Artık kullanıcılar, en çok ilgilerini çeken içerikleri daha sık görmeye başladı. Facebook, algoritmalarını geliştirdikçe, kullanıcılara daha alakalı içerikler sunarak platformda daha fazla vakit geçirmelerini sağladı. Ancak bu değişiklik, beraberinde büyük tartışmalar getirdi. Kullanıcılar, Facebook’un haber akışını kontrol etmesi nedeniyle bilgi akışının manipülasyona açık hale geldiğini iddia etmeye başladı.
Facebook’un içerik önerme algoritmaları, kullanıcılara ilgi alanlarına uygun içerikler sunarken, aynı zamanda bilgi baloncukları yaratmaya başladı. İnsanlar, yalnızca kendi görüşlerine uygun içerikleri görmeye eğilimli hale geldi ve bu durum ilerleyen yıllarda yanlış bilgilerin ve propagandaların yayılmasına zemin hazırladı. Özellikle siyasi içeriklerin nasıl sunulduğu, Facebook’un en çok eleştirilen yönlerinden biri haline geldi.
2014 aynı zamanda Facebook’un video içeriklerine büyük yatırım yaptığı yıl oldu. YouTube’un yükselişine yanıt olarak Facebook, platformundaki video içeriklerini öne çıkarmaya başladı. Kullanıcıların haber akışlarında daha fazla video içeriği görmesi sağlandı ve “otomatik oynatma” özelliği eklendi. Bu özellik sayesinde videolar, kullanıcıların dikkatini daha hızlı çekmeye başladı ve Facebook, video izleme süresi açısından büyük bir artış yakaladı.
Bunun yanı sıra, Facebook’un bu dönemde kullanıcı deneyimini iyileştirmeye yönelik yaptığı çalışmalar arasında “Anılar” özelliği, gelişmiş fotoğraf düzenleme araçları ve grupların daha aktif hale getirilmesi yer aldı. Özellikle Facebook Grupları, toplulukları bir araya getiren önemli bir özellik olarak öne çıkmaya başladı.
2014 yılı Facebook için yalnızca büyüme yılı değil, aynı zamanda dijital dünyada tekelleşme yolunda en büyük adımların atıldığı yıl oldu. WhatsApp ve Instagram gibi platformların satın alınması, Facebook’un rakipsiz hale gelmesini sağladı. Aynı zamanda algoritmaların kullanıcı alışkanlıklarını etkileyecek şekilde şekillendirilmesi, platformun gücünü artırırken, gelecekte büyük tartışmalara yol açacak değişimlerin de kapısını araladı.
Facebook, bu yıl itibarıyla artık yalnızca bir sosyal medya platformu değil; haber kaynağı, mesajlaşma ağı, video içerik merkezi ve topluluk oluşturma platformu haline gelmişti. Ancak bu büyük güç, ilerleyen yıllarda veri gizliliği, yanlış bilgi yayılımı ve sosyal medya bağımlılığı gibi konularda ciddi tartışmaları da beraberinde getirecekti.
2016: Seçimler, skandallar ve Cambridge Analytica olayı
2016 yılı, Facebook’un tarihindeki en büyük krizlerden birine sahne oldu. ABD Başkanlık Seçimleri sürecinde sosyal medya, geleneksel medyanın önüne geçerek seçim kampanyalarının ana mecralarından biri haline geldi.
Facebook, milyonlarca kullanıcısına doğrudan ulaşan politik reklamlar ve paylaşımlarla seçim sürecinde büyük bir rol oynadı. Ancak bu süreç, platformun yalnızca bir haberleşme ve etkileşim aracı olmadığını, aynı zamanda kamuoyunu şekillendirme gücüne sahip olduğunu da ortaya koydu.
Seçimler sırasında sahte haberlerin yaygınlaşması, Facebook’un algoritmalarının manipülasyona açık olduğunu gösterdi. Yanlış bilgi ve propaganda içerikleri, Facebook’un haber akışında geniş kitlelere ulaştı ve seçmenlerin kararlarını etkilediği düşünüldü.
Özellikle Rusya merkezli bazı grupların, sahte hesaplar ve botlar aracılığıyla siyasi içerikler yaydığı tespit edildi. Bu durum, Facebook’un dezenformasyonun yayılmasına ne kadar elverişli bir zemin sunduğunu gözler önüne serdi.
Ancak Facebook için asıl kriz, 2018 yılında patlak veren Cambridge Analytica skandalı oldu. 2016 seçimlerinden sonra yapılan araştırmalar, İngiltere merkezli veri analiz şirketi Cambridge Analytica’nın 87 milyon Facebook kullanıcısının verilerini izinsiz olarak topladığını ve bu verileri ABD seçim kampanyalarında seçmen davranışlarını etkilemek için kullandığını ortaya çıkardı.
Cambridge Analytica, Facebook üzerinden geliştirilen bir kişilik testi uygulaması aracılığıyla kullanıcı verilerini toplamıştı. Kullanıcılar bu testi çözdüklerinde, yalnızca kendi bilgilerini değil, aynı zamanda arkadaş listelerindeki kişilerin verilerini de farkında olmadan paylaşmış oluyordu.
Bu veriler, seçmenlerin psikolojik profillerini çıkarmak ve onlara özel reklamlar sunmak için kullanıldı. Kişiselleştirilmiş siyasi reklamlar, seçmenleri belirli bir yöne yönlendirmek amacıyla manipüle edildi.
Skandalın ortaya çıkmasının ardından dünya genelinde büyük bir tepki dalgası başladı. “#DeleteFacebook” (Facebook’u Sil) hareketi, milyonlarca kullanıcının platforma olan güvenini kaybetmesine neden oldu.
Şirketin kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, ABD Kongresi’nde ifade vermek zorunda kaldı. 2018’de gerçekleşen bu duruşmada Zuckerberg, Facebook’un kullanıcı verilerini yeterince koruyamadığını kabul etti ve daha güçlü gizlilik politikaları oluşturma sözü verdi. Ancak birçok kişi için bu açıklamalar yetersizdi ve Facebook’a duyulan güven ciddi anlamda sarsıldı.
Bu skandalın ardından Facebook, veri gizliliği konusundaki politikalarını değiştirmek zorunda kaldı. Kullanıcılara, verilerinin nasıl işlendiğine dair daha fazla kontrol sunan yeni gizlilik ayarları getirildi. Reklam verenler için daha sıkı denetimler uygulandı ve üçüncü taraf uygulamaların kullanıcı bilgilerine erişimi kısıtlandı. Ancak bu önlemler, Facebook’un geçmişte yaptığı hataları unutturmaya yetmedi.
Skandal, yalnızca Facebook için değil, tüm teknoloji şirketleri için büyük bir ders oldu. Kullanıcı verilerinin nasıl işlendiği ve korunduğu konusunda daha fazla şeffaflık talep edilmeye başlandı. Dijital gizlilik ve veri güvenliği konuları, teknoloji dünyasında en önemli gündem maddelerinden biri haline geldi.
Bu olaydan sonra Facebook, sahte haberlerle mücadele etmek için bağımsız doğrulama programlarını devreye soktu ve siyasi reklamları daha sıkı denetime tabi tutmaya başladı. Ancak platformda yayılan yanlış bilgilerin önüne geçmek hala büyük bir zorluk olmaya devam etti.
Cambridge Analytica skandalı, Facebook’un gücünü ve etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. Ancak aynı zamanda, sosyal medya platformlarının kamuoyunu nasıl yönlendirebileceği ve kötüye kullanılabileceği konusunda ciddi endişeler doğurdu. Bu olay, Facebook’un yalnızca bir sosyal medya platformu olmadığını, aynı zamanda küresel siyaseti etkileyebilecek bir güç haline geldiğini kanıtladı.
Bu skandalın yankıları, Facebook’un 2020 ABD Başkanlık Seçimleri’nde aldığı önlemlerle de kendini gösterdi. Şirket, sahte haberlerle mücadele etmek adına bağımsız haber doğrulama kuruluşlarıyla iş birliği yaptı ve belirli siyasi reklamları sınırlandırdı. Ancak geçmişte yaşananlar, Facebook’un veri güvenliği konusundaki imajına uzun vadeli bir gölge düşürdü.
2016-2018 dönemi, Facebook’un sosyal medya tarihindeki en büyük krizlerinden birini yaşadığı ve dijital dünyadaki sorumluluğunu sorgulamak zorunda kaldığı yıllar olarak kayıtlara geçti. Bu olaylar, Facebook’un ilerleyen yıllarda nasıl yönetileceğini ve kullanıcı güvenliğini nasıl sağlayacağını belirleyecek en önemli faktörlerden biri haline geldi.
2021: Facebook, Meta oldu ve yeni bir çağa girdi
Facebook, 2021 yılında büyük bir değişime giderek adını Meta olarak değiştirdi. Şirketin bu hamlesi, yalnızca sosyal medya odaklı bir platform olmaktan çıkıp, artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) tabanlı bir gelecek vizyonu üzerine odaklanmasının bir sonucu olarak değerlendirildi. Mark Zuckerberg, Facebook’un artık metaverse teknolojileri ile yeni bir dijital dünya inşa edeceğini duyurdu ve bu doğrultuda milyarlarca dolarlık yatırım planlarını açıkladı.
Metaverse kavramı, sanal dünyalarda etkileşim kurmayı, iş yapmayı ve sosyalleşmeyi amaçlayan bir dijital evren olarak tanımlandı. Meta, Oculus gibi sanal gerçeklik gözlükleri üreten firmaları bünyesine katarak bu yeni dijital dünyanın altyapısını hazırlamaya başladı.
Facebook’un yeniden markalaşması, sanal toplantılar, sanal alışveriş ve dijital avatarlar gibi yeni nesil internet deneyimlerini hayata geçirmeyi hedefliyordu. Horizon Worlds adında bir sanal dünya platformu geliştirildi ve kullanıcıların burada metaverse deneyimi yaşayabilmesi sağlandı.
Ancak Meta’nın bu dönüşümü beklenen etkiyi yaratmadı. İlk etapta büyük bir ilgi gören metaverse projeleri, teknik sınırlamalar ve kullanıcı ilgisinin düşmesi nedeniyle beklenen başarıyı yakalayamadı.
Oculus Quest serisi gibi sanal gerçeklik cihazları kullanıma sunuldu ancak bu cihazların fiyatlarının yüksek olması ve erişilebilirlik sorunları, metaverse’ün geniş kitlelerce benimsenmesini zorlaştırdı. Meta’nın bu süreçteki yatırımları milyarlarca dolarlık kayıplara yol açtı ve şirketin finansal durumu yatırımcılar tarafından sorgulanmaya başladı.
Meta, metaverse dışında yapay zeka ve içerik üreticilerine yönelik platformlarını geliştirmeye de odaklandı. Facebook ve Instagram’a yeni yapay zeka destekli içerik önerme algoritmaları entegre edildi.
Özellikle Instagram, TikTok ile rekabet edebilmek için Reels gibi kısa video formatlarına yatırım yaparak genç kullanıcıları platforma çekmeye çalıştı. WhatsApp ise yeni gizlilik politikalarıyla kullanıcıların veri güvenliğine yönelik endişelerini gidermeye çalıştı, ancak birçok kişi Telegram ve Signal gibi alternatif mesajlaşma uygulamalarına yönelmeye başladı.
Meta’nın dönüşümü, şirketin veri güvenliği ve yanlış bilgi yayılımı konularındaki geçmişini unutturmaya yetmedi. Facebook’un adını değiştirmesi, kullanıcıların yaşadığı güven kaybını geri kazanmasını sağlamadı ve birçok kişi bu hamleyi sadece bir marka değişimi olarak gördü.
Öte yandan metaverse’ün henüz geniş çapta kabul görmemesi, şirketin uzun vadeli stratejilerini zorlaştırdı. Meta, sanal ve artırılmış gerçeklik yatırımlarına devam ederken, aynı zamanda yapay zekâ ve sosyal medya alanındaki liderliğini korumak için yeni projeler geliştirmeye devam etti.
2024: Yapay zeka, yeni platformlar ve WhatsApp’ın dönüşümü
Meta’nın 2024 yılı, yapay zeka teknolojilerine yaptığı yatırımlarla dikkat çekti. Sosyal medya platformları arasındaki rekabetin giderek arttığı bu dönemde, şirket kullanıcı deneyimini daha ileri taşımak için yapay zekâ tabanlı özellikleri devreye aldı.
Facebook ve Instagram, AI destekli içerik önerme sistemleriyle daha akıllı hale gelirken, WhatsApp ise yapay zekâ destekli sohbet asistanlarıyla günlük yaşamı kolaylaştıran bir araç haline dönüştü. Meta’nın bu yenilikleri, sosyal medyanın yalnızca bir paylaşım alanı olmaktan çıkıp kişisel bir asistan ve içerik keşif merkezi haline gelmesini sağladı.
WhatsApp, 2024’te en büyük dönüşümlerinden birini yaşadı. Artık uygulama sadece bir mesajlaşma aracı değil, aynı zamanda AI destekli sohbet asistanlarıyla entegre çalışan bir sistem haline geldi. Kullanıcılar, yapay zeka tabanlı asistanlarla mesajlaşarak yemek siparişi verebiliyor, toplantılar planlayabiliyor, müşteri hizmetleri desteği alabiliyor ve hatta rezervasyon işlemlerini yapabiliyordu.
WhatsApp Business için geliştirilen yeni AI araçları, işletmelerin müşterileriyle daha hızlı ve verimli iletişim kurmasını sağladı. Otomatik yanıt sistemleri, akıllı öneriler ve sipariş takibi gibi özellikler, platformu ticari kullanım için daha cazip hale getirdi.
Meta’nın video içerik alanında yaptığı yatırımlar, 2024’te de hız kesmeden devam etti. TikTok’un küresel yükselişi, Facebook ve Instagram’ın kısa video formatlarını daha fazla öne çıkarmasına neden oldu. Instagram Reels ve Facebook Reels, platformların en çok izlenen içerik türleri arasına girdi. Meta, içerik üreticilerine daha fazla teşvik sunarak platformda aktif kalmalarını sağladı.
Artık içerik üreticileri, canlı yayınlarından bağış alabiliyor, videolarını daha geniş kitlelere ulaştırabiliyor ve özel abonelik seçenekleri sunarak gelir elde edebiliyordu. Yapay zekâ destekli içerik önerme sistemleri, kullanıcılara daha ilgi çekici videolar sunarak platformda geçirilen süreyi artırdı.
Meta, 2024 yılı boyunca yapay zekâ tabanlı reklam sistemlerine de büyük yatırımlar yaptı. AI destekli reklam modelleri sayesinde işletmeler, hedef kitlelerine daha verimli bir şekilde ulaşabiliyor ve kişiselleştirilmiş kampanyalar oluşturabiliyordu.
Facebook ve Instagram’daki reklam sistemleri, kullanıcıların geçmiş etkileşimlerini analiz ederek en uygun içerikleri sunmaya başladı. Yapay zekâ destekli pazarlama araçları, markaların daha etkili kampanyalar düzenlemesine olanak tanıdı. Bu sayede Meta, dijital reklamcılık alanındaki liderliğini koruma yolunda önemli bir adım atmış oldu.
2024 yılı, Meta’nın artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) yatırımları açısından da önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönem oldu. Şirketin Horizon Worlds platformu, metaverse vizyonunu hayata geçirme çabalarının merkezinde yer aldı. Ancak VR teknolojilerinin yüksek maliyetleri ve kullanıcı ilgisinin beklenen seviyeye ulaşamaması, metaverse projelerinin hızının yavaşlamasına neden oldu.
Meta, sanal ve artırılmış gerçeklik alanındaki gelişmelerini tamamen durdurmasa da, bu teknolojileri daha erişilebilir hale getirmek için farklı stratejiler geliştirmeye başladı. Özellikle AR destekli filtreler, sanal alışveriş deneyimleri ve 3D etkileşimli içerikler, Meta’nın sosyal medya platformlarına entegre ettiği yeni özellikler arasında yer aldı.
Yapay zekâ, 2024 yılı itibarıyla Meta’nın tüm platformlarında en belirgin unsur haline geldi. Kullanıcıların içerik keşfetme süreçlerinden mesajlaşmaya, reklam sistemlerinden video önerilerine kadar pek çok alanda yapay zekâ tabanlı çözümler devreye alındı.
Meta, sosyal medya platformlarını daha akıllı ve kullanıcı dostu hale getirmek için yapay zekâ teknolojilerini etkin bir şekilde kullanmaya devam etti. Ancak şirketin önündeki en büyük soru, bu dönüşümün kullanıcı alışkanlıklarını nasıl değiştireceği ve Meta’nın rekabet ortamında nasıl bir pozisyon alacağı oldu.
Bugün: 21 yıllık dev
Facebook, 21 yıl içinde küçük bir üniversite sosyal ağı olmaktan çıkıp dünya çapında milyarlarca insanın günlük yaşamının ayrılmaz bir parçası haline geldi. Harvard’daki bir yurt odasında başlayan bu serüven, bugün mesajlaşmadan artırılmış gerçekliğe, yapay zekadan metaverse’e kadar birçok farklı alana yayılan devasa bir teknoloji ekosistemine dönüştü.
Facebook artık yalnızca bir sosyal medya platformu değil, dijital dünyanın en büyük oyuncularından biri olarak hem bireylerin hem de işletmelerin çevrimiçi deneyimlerini şekillendiren bir merkez konumunda.
Facebook’un bu noktaya gelmesi, yalnızca teknolojik yeniliklerle değil, aynı zamanda stratejik satın alımlar, algoritma değişiklikleri ve kullanıcı alışkanlıklarını analiz ederek kendini sürekli güncellemesiyle mümkün oldu.
WhatsApp ve Instagram gibi dev platformları bünyesine katarak sosyal medya dünyasında rakipsiz bir konuma gelen şirket, aynı zamanda yapay zekâ destekli reklamcılık, kısa video içerikleri ve etkileşimli topluluklar gibi trendlere uyum sağlayarak büyümesini sürdürdü.
Ancak bu büyüme beraberinde veri gizliliği ihlalleri, yanlış bilgi yayılımı, kullanıcı bağımlılığı gibi birçok etik tartışmayı da getirdi. Facebook, bu konularla ilgili aldığı önlemlerle kullanıcı güvenini yeniden kazanmayı hedeflese de, zaman zaman şirketin şeffaflığı ve kullanıcı haklarına yaklaşımı sorgulandı.
Son yıllarda Meta ismiyle yeni bir kimliğe bürünen şirket, metaverse’e yaptığı yatırımlarla sanal gerçeklik dünyasında devrim yaratmak istedi. Ancak bu vizyon, beklenen hızda ilerlemedi. Yüksek maliyetli VR ekipmanları ve metaverse’e olan düşük kullanıcı ilgisi, Meta’nın bu alandaki ilerlemesini yavaşlattı.
Bunun yerine 2024 itibarıyla şirket yapay zekâ ve kısa video içeriklerine odaklanarak rekabet gücünü artırmaya çalışıyor. Özellikle TikTok ve diğer yeni nesil platformların yükselişi, Meta’yı daha agresif bir strateji izlemeye itiyor. Kullanıcı alışkanlıklarının sürekli değişmesi ve genç neslin farklı içerik formatlarına yönelmesi, Facebook ve Instagram’ın nasıl evrileceğini belirleyen en önemli faktörlerden biri olacak.
Facebook’un geleceği hala belirsiz. Şirket, bir yandan metaverse projelerine yatırım yaparken, diğer yandan yapay zeka destekli teknolojilerle sosyal medyayı yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Ancak kullanıcı davranışlarının hızla değişmesi, veri gizliliği konusundaki düzenlemeler ve rekabetin giderek sertleşmesi, Facebook’un önündeki en büyük zorluklar arasında yer alıyor. Meta’nın önümüzdeki yıllarda nasıl bir strateji izleyeceği, şirketin teknoloji dünyasındaki yerini belirleyecek.
Bugün hala milyarlarca insanın günlük yaşamında önemli bir rol oynayan Facebook (veya Meta), internet tarihinin en büyük dönüşümlerinden birine imza atmış durumda. Ancak 10 yıl sonra hâlâ aynı konumda olup olmayacağı büyük bir soru işareti. Belki de Zuckerberg’in metaverse vizyonu, şirketi tamamen farklı bir yöne evrilmeye zorlayacak.
Belki de yapay zekâ, sosyal medya platformlarının işleyişini kökten değiştirecek ve Facebook, bambaşka bir ekosisteme dönüşecek. Dijital dünya sürekli değişirken, Meta’nın bu değişime nasıl ayak uyduracağı ve gelecekte nasıl bir pozisyonda olacağı, teknoloji dünyasının en çok merak edilen konularından biri olmaya devam edecek.
Kesin olan bir şey var: Facebook, 21 yıldır dünyayı değiştirdi ve bunu yapmaya devam ediyor. Teknolojiyi şekillendiren en büyük güçlerden biri olarak, platformun gelecekte nasıl bir dönüşüm geçireceğini görmek, dijital çağın en heyecan verici hikayelerinden biri olacak.
vivo, ürün yelpazesini genişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli marka, bu kapsamda yakında V50 modelini kullanıcılarla buluşturmayı planlıyor. Şimdiye kadar gelen raporlar, cihazın fiyat/performans odaklı olacağını gösteriyor. Son gelişmeler ise ürünün tasarımını ve kilit özelliklerini gözler önüne seriyor.
vivo V50 tasarımı ve kilit özellikleri ortaya çıktı
18 Şubat‘ta piyasaya sürüleceği söylenen vivo V50 modeliyle ilgili kritik gelişmeler söz konusu. Akıllı telefonun tanıtımı yaklaştıkça, vivo’nun resmi sitesinde görünmeye başladı. Buna göre, model üç renk seçeneğiyle raflardaki yerini alacak: Gül Kırmızısı, Yıldızlı Mavi ve Titanyum Grisi.
Ürün, geçtiğimiz günlerdeV2427 model numarasıyla Geekbench veri tabanındaki yerini aldı. Telefon yapılan testlerden 4 bin 122 puan almayı başarırken, bazı teknik özellikleri ise dolaylı yoldan da olsa belli oldu.
Geekbench veri tabanına göre telefonda kullanılacak yonga seti Snapdragon 7 Gen 3 olacak. 4 nm mimariyle üretilen yonga seti; 1x 2.63 GHz ARM Cortex-A715, 3x 2.4 GHz ARM Cortex-A715 ve 4x 1.8 GHz ARM Cortex-A510 çekirdeklerine ek olarak Adreno 720 grafik birimine ev sahipliği yapıyor.
Testlere sokulan prototipin 8 GB RAM’e sahip olduğunu belirtelim. Fakat, burada daha farklı bellek opsiyonlarının olma ihtimalini akıllardan çıkarmamak önemli. Bununla birlikte, kutudan çıkar çıkmaz Android 15 işletim sistemini çalıştıracak.
Son olarak, modelin kasımda vivo S20‘nin yeniden markalanmış versiyonu olacağı iddia ediliyor. Eğer bu iddia gerçeği yansıtıyorsa, iki modelin teknik özellikleri büyük oranda aynı olabilir.
V50’nin şimdiye kadar ortaya çıkan özellikleri;
Özellik
Detaylar
Ekran
6.78 inç AMOLED, 1.5K çözünürlük, 120Hz yenileme hızı, dört tarafı kavisli tasarım
Ön Kamera
50 MP, otomatik odaklama, 92° görüş açısı
Arka Kameralar
– 50 MP ana kamera (OIS destekli) – 50 MP ultra geniş açılı kamera (AF destekli) – ZEISS iş birliği ile geliştirildi – AuraLight LED flaş
OpenAI, ChatGPT’nin WhatsApp üzerinden erişilebilen sürümüne yeni özellikler ekledi. Artık kullanıcılar sohbet botuna görsel ve sesli girdilerle ulaşabiliyor. Daha önce yalnızca yazılı metinler üzerinden çalışan sistem yeni güncellemeyle birlikte kullanıcıların sesli sorularını anlayabiliyor ve görselleri analiz edebiliyor.
ChatGPT, WhatsApp sohbeti için görsel ve sesli girdi desteği geldi
Bu yenilik kullanıcıların ChatGPT ile daha doğal ve etkili bir şekilde etkileşim kurmasını sağlıyor. ChatGPT’ye “1-800-242-8478” numarası üzerinden WhatsApp aracılığıyla erişilebiliyor ve yeni özelliklerle birlikte bu kullanım daha da çeşitlenmiş durumda.
OpenAI, yalnızca görsel ve sesli girdilerle sınırlı kalmayarak “Deep Research” adını verdiği bir araç geliştirdi. Bu araç karmaşık görevler için derinlemesine analizler yapabiliyor ve kapsamlı raporlar oluşturabiliyor.
Çinli yapay zeka DeepSeek hızla yükseliyor ve ChatGPT'nin tahtını sallıyor. İşte detaylar.
İnternet üzerinde gezinerek yüzlerce çevrimiçi kaynağı analiz eden ve bu verileri sentezleyen Deep Research büyük miktarda metin, resim ve PDF dosyalarını işlemek için optimize edilmiş özel bir “o3” modelini kullanıyor.
İlk olarak ChatGPT Pro abonelerine sunulan bu araç daha sonra Plus ve Team kullanıcılarının erişimine açılacak. OpenAI da bu teknolojiyi Yapay Genel Zeka (AGI) geliştirme yolunda önemli bir adım olarak görüyor.
Bununla birlikte OpenAI, “Operatör” adı verilen web tabanlı yeni bir sistem üzerinde çalışıyor. Operatör, kullanıcılara internet sitelerinde işlem yapma imkanı tanıyan bir yardımcı olarak tanımlanıyor. Sistem, kullanıcıların yazılı komutlarını kullanarak bir web sayfasındaki öğeleri analiz edebiliyor, butonlara tıklayabiliyor, metin yazabiliyor ve sayfada kaydırma işlemi yapabiliyor.
Örneğin bir yemek rezervasyonu yapmak veya otel bulmak gibi görevler Operatör ile kolayca gerçekleştirilebiliyor. Sistem karşılaştığı hataları kendi kendine düzeltebiliyor ve hassas bilgilerin gerektiği durumlarda kontrolü doğrudan kullanıcıya devrediyor. Şu anda önizleme sürümünde olan bu özellik ilk olarak ABD’deki Pro kullanıcıları için aktif edildi ve gelecekte daha geniş bir kullanıcı kitlesine sunulması planlanıyor.
ChatGPT’nin görsel ve sesli girdilere destek sunması kullanıcı deneyimini yeni bir seviyeye taşıyor. Özellikle WhatsApp üzerinden erişilebilir olması günlük kullanımda önemli bir kolaylık sağlıyor. Bunun yanı sıra Deep Research ve Operatör gibi yenilikçi araçlar daha karmaşık ve profesyonel işlemleri gerçekleştirmek için güçlü bir altyapı sunuyor.
Samsung, son zamanlarda güncelleme desteği konusunda önemli kararlar aldı. Güney Koreli firma, Galaxy S24 serisiyle amiral gemisi cihazlarına tam yedi yıl, Galaxy A16 5G ile orta segment modellere altı yıl boyunca yazılım desteği vereceğini duyurdu. Tabii, bu geçmiş yıllarda satışa çıkan modelleri tam olarak etkilemiyor. Marka, bu kapsamda popüler serisi için önemli bir karar verdi.
Galaxy S21 serisi artık her ay güncelleme almayacak
Samsung, 2021’de piyasaya sürdüğü Galaxy S21 serisi için kullanıcılarını üzecek bir karar aldı. Şirket, güncelleme desteği sağladığı modellerin yer aldığı internet sitesinde bu seriyi aylık güncellemelerden çıkararak üç ayda bir güncelleme alacak kategorisine taşıdı.
Bu gelişmeyi göz önünde bulundurarak Galaxy S21, S21+ ve S21 Ultra’nın bundan böyle üç ayda bir güncelleme alacağını söyleyebiliriz. Öte yandan, Galaxy S21 FE 5G ise bir süre daha aylık güncelleme almaya devam edecek.
Bu durum firmanın popüler serisinirafa kaldırmaya hazırlandığı şeklinde yorumlanabilir. Fakat, bu hemen gerçekleşmeyecek. Modeller öncelikle yılda iki kez güncelleme almaya başlayacak. Sonrasında ise yazılım desteği tamamen sona erecek.
Kullanıcılara fikir vermesi açısından, Samsung’un aylık güncelleme sunduğu ürünleri şu şekilde;
Galaxy Z Fold3 5G, Galaxy Z Flip3 5G, Galaxy Z Fold4, Galaxy Z Flip4, Galaxy Z Fold5, Galaxy Z Flip5, Galaxy Z Fold6, Galaxy Z Flip6, W23, W23 Flip, W24, W24 Flip, W25, W25 Flip, Galaxy Z Fold Special Edition
Aksiyon rol yapma türünün başarılı yapımlarından biri olan The Outer Worlds, ücretsiz olarak dağıtılmaya başlandı. 82 Metacritic puanına sahip olan oyun yüksek inceleme notları ve etkileyici hikayesiyle dikkat çekiyor. Oyuna ücretsiz sahip olmak isteyenler için yalnızca Amazon Prime aboneliği yeterli.
Amazon Prime Gaming’de 1000 TL’lik The Outer Worlds ücretsiz oldu!
The Outer Worlds 5 Mart 2025 tarihine kadar Amazon Prime Gaming üzerinden ücretsiz olarak erişilebilir durumda. Aboneliği olan kullanıcılar oyunu herhangi bir ek ücret ödemeden kütüphanelerine ekleyebilecek. Kampanyadan yararlanmak isteyenlerin yapması gerekenler oldukça basit.
Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü (MTA), Türkiye’nin güncel fay hattı haritasını yayınladı. Haritada, Türkiye genelinde 485 diri fay hattı bulunduğu tespit edildi. Bu fay hatlarının üzerindeki şehirler ve ilçeler ayrıntılı şekilde listelendi. Haritanın yenilenmesi, deprem riskinin daha net bir şekilde anlaşılmasını sağladı.
MTA fay hattı haritası yenilendi!
Son 48 saat içinde en büyüğü 4.8 büyüklüğünde olmak üzere 400’den fazla deprem kaydedildi. Bu depremler özellikle Batı Anadolu Fay Zonu’nda hareketliliğin arttığını ortaya koydu. Harita verilerine göre birçok şehir doğrudan diri fay hatları üzerinde bulunuyor.
MTA fay hattı haritası
Diri fay hattı üzerinde bulunan şehirler listesi:
Aksaray
Aydın
Balıkesir
Bolu
Burdur
Bursa
Bingöl
Denizli
Eskişehir
Erzincan
Erzurum
Hakkari
Hatay
İzmir
Kahramanmaraş
Manisa
Muğla
Kocaeli
Konya
Osmaniye
Sakarya
Tokat
MTA diri fay hattı haritası üzerinde gördüğümüz bu şehirler, fay hatlarının üzerinde yer aldıkları için yüksek deprem riski taşıyan bölgeler arasında bulunuyor. Haritaya göre doğrudan diri fay hattı üzerinde bulunmayan şehirler arasında Zonguldak, Sinop, Antalya ve Ankara yer alıyor. Ancak bu şehirler de yakın bölgelerdeki depremlerin etkisini hissedebilecek konumda bulunuyor.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarda düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz.
Apple, Samsung, diğer markalar derken akıllı saatler oldukça yaygınlaştı. Günden güne gelişmeye ve büyümeye devam eden akıllı saatlerin asıl amacı sağlık takibi ve bildirimleri kontrol etme olsa da bir kullanıcı akla gelmeyecek deneyim sağladı. Galaxy Watch 5 akıllı saati üzerinde GTA, God of War gibi oyunları oynamayı başardı. İşte detaylar.
Galaxy Watch 5 üzerinde oyun oynamayı başardı
Şimdiye kadar Apple Watch tarafında birçok sağlık tespiti yapıldığını, Galaxy Watch tarafında da günlük kullanıma fayda sağlayacak özellikler yapıldığını görmüştük fakat bir kullanıcı beklenmedik bir şey geliştirdi. Galaxy Watch 5 cihazını küçük bir oyun konsoluna çevirmeyi başardı.
Reddit üzerinde paylaşım yapan bir kullanıcı, Watch 5’in oyunlardaki başarısını test etmek istedi. Teste ilk başladığında başarılı olamasa da farklı yollar denemeye koyuldu. İlk olarak alışık olduğumuz Bluetooth aracılığıyla APK dosyası indirmeyi denedi fakat saat üzerinde çalıştıramadı.
Google, yeni Gemini 2.0 Flash güncellemesini yaklaşık bir haftanın ardından Android ve iOS sistemlerine getirdi.
Daha sonrasında ise telefonundan Wi-Fi aracılığıyla gerekli dosyaları cihaza göndererek çalıştırmayı başardı. Bu esnada ise DPI ve görüntü ayarlarını da ayarlamayı başaran kullanıcı, başarılı bir şekilde PSP emülatör kurdu.
Belirtilene göre GTA: Vice City, Mortal Kombat, Need for Speed: Most Wanted gibi oyunları 60fps civarında çalıştırabilen Galaxy Watch 5, God of War oyununu 30fps civarında oynattı. En son çıkan saat olmamasına rağmen Watch 5’in böyle performans sunması şaşırtıcı duruyor. Ayrıca daha iyi bir oyun deneyimi için Bluetooth üzerinden oyun kolu bağlamayı da başaran oyuncu, şaşırtıcı bir deneyim sundu.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
Otomobil satışlarında ocak ayında dikkat çekici gelişmeler yaşandı. 2025 yılı toplam satış rakamları 55.944 olarak gerçekleşirken bir önceki yıla göre yüzde 12,64’lük bir düşüş yaşandı. Aslında bu durum genel pazardaki daralmanın da göstergesi. Bununla birlikte bazı markalar performanslarıyla öne çıkmayı başardı. İşte en çok satan otomobiller…
2025’te en çok satan otomobiller
Renault, 7.811 adet satışla ocak ayında liderliğini sürdürdü. Marka, pazar payını yüzde 13,96’ya çıkararak sektördeki güçlü konumunu korudu. Ancak bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 11,97’lik bir düşüş yaşandığı görülüyor.
Toyota 4.741 adet satışla ikinci sırada yer aldı. Markanın satışlarında yüzde 3,29 oranında artış yaşanırken pazar payı yüzde 8,47 olarak hesaplandı. Hyundai ise 4.460 adet satış gerçekleştirerek üçüncü sıraya yükseldi. Yüzde 16,47’lik büyüme kaydeden Hyundai, pazar payını yüzde 7,97’ye çıkardı.
Elektrikli otomobil satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 71 oranında artış göstererek toplam 6 bin 71 adede ulaştı.
Çinli otomobil üreticisi BYD, ocak ayında büyük bir atılım gerçekleştirdi. 2.758 adet satışla listeye 6. sıradan giren marka, yüzde 1679,35’lik büyüme oranıyla dikkat çekti. BMW de 1.771 adetlik satışla yüzde 165,92’lik büyüme kaydederek benzer bir başarı sergiledi.
Türkiye’nin yerli otomobili Togg ise ocak ayında 1.570 adet satışla 14. sırada yer aldı. Markanın pazar payı yüzde 2,81 olarak belirlenirken, geçen yıla göre yüzde 3,38’lik bir düşüş yaşandığı görüldü.
Fiat ocak ayında yüzde 46,73’lük bir kayıpla 4.054 adet satış gerçekleştirdi. Pazar payı yüzde 11,88’den yüzde 7,25’e düşen marka en fazla gerileme yaşayan üreticiler arasında yer aldı. Ford ise yüzde 47,40 oranında bir gerileme yaşayarak 1.619 adet satışla 13. sıraya geriledi.
Skoda da ocak ayında yüzde 13,21’lik bir düşüşle 9. sıraya gerilerken pazar payını yüzde 4,22 olarak korudu. Citroen ise yüzde 24,93’lük bir gerileme yaşayarak toplam satışını 2.212 adette bıraktı. Bu iki marka, genel daralmanın etkilerini hisseden üreticiler arasında yer aldı.
BYD, pazar payında yüzde 1936,89’luk bir artışla büyük bir sıçrama gerçekleştirdi. Opel de yüzde 59,77 oranında pazar payını artırarak yüzde 4,32’ye yükseldi. Ancak, Dacia ve Chery gibi markalar sırasıyla yüzde 60,44 ve yüzde 73,86 oranında pazar payında ciddi kayıplar yaşadı. Bu durum, rekabetin yoğun olduğu pazarda zorlu bir sürece işaret ediyor.
2025 yılının ilk ayında elektrikli araç pazarında büyük bir hareketlilik yaşandı. Elektrikli araç satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre %71 oranında artış göstererek toplam 6.071 adede ulaştı. Elektrikli araçlar Ocak 2025’te toplam otomobil pazarının %11’lik bir kısmını oluşturdu.
Elektrikli otomobil satışında zirvede Togg T10X var
Yerli üretim Togg T10X, 1.570 adetlik satış ile Ocak ayında da liderliği elden bırakmadı. Yerli üretim avantajı, vergi teşvikleri ve güçlü pazarlama stratejileri, Togg’un pazar payını daha da artırmasını sağladı. Bu sonuçlar ise Togg’un elektrikli araç piyasasında sağlam bir yer edindiğini gösteriyor.
Ocak ayı elektrikli araç pazarında ikinci sırada 494 adetlik satışla BYD Atto 3 yer aldı. Çin menşeli kompakt SUV modeli uygun fiyat politikası ve modern teknolojik donanımları sayesinde tüketicilerin ilgisini çekti.
BYD Atto 3 yenilendi. Yeni model sportif tasarım, gelişmiş ADAS özellikleriyle dikkat çekecek.
Üçüncü sıraya ise 408 adetlik satışla KGM Torres EVX yerleşti. Torres EVX’in dayanıklılığı ve geniş iç hacmi kullanıcıların tercihinde önemli bir rol oynadı. Bu iki model küresel markaların Türkiye pazarındaki etkisini artırmayı başardığını da gösteriyor.
Volkswagen de elektrikli araç piyasasında geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen ID.4 modeliyle 234 adet satış gerçekleştirdi. İndirim kampanyaları ile desteklenen ID.4, segmentinde dikkat çeken bir performans sergiledi. Elektrikli sedan modeli ID.7 ise 79 adetlik satışla sınırlı kaldı.
Hyundai ve Kia, Ocak ayında 190 adet Hyundai Ioniq 6 ve 182 adet Kia EV3 performans sergiledi. Özellikle Ioniq 6’nın, aerodinamik tasarımı ve gelişmiş elektrikli motoru sayesinde Türkiye pazarında ilgi çekiyor. Kia EV3 ise kompakt boyutlarına rağmen yüksek performans ve ekonomik kullanım sunarak alıcıların gözdesi oldu.
Stellantis grubu da elektrikli araç pazarına E-3008 ve Grandland Elektrik modelleriyle giriş yaptı. E-3008, 118 adet satış ile segmentine güçlü bir başlangıç yaparken Grandland Elektrik ise 100 adetlik satış rakamına ulaştı.
Genel tabloya bakıldığında elektrikli araçların çevreci özellikleri ve kullanım maliyetlerindeki avantajları sayesinde Türkiye pazarında giderek daha fazla tercih edildiği görülüyor. Togg T10X’in liderliği Türkiye’nin elektrikli araç pazarında yerli üretimin ne kadar önemli bir rol oynayabileceğini gösteriyor. Bunun yanı sıra küresel markaların çeşitli modellerle pazarda yer alması da rekabetin hızla arttığını ve bu segmentte yeniliklerin devam edeceğini ortaya koyuyor.