JBL Jembe Video İnceleme

JBL‘i özellikle Türkiye piyasası daha çok oto ses sistemleri ile tanıyor dersek pek yanılmış olmayız. JBL’in otomobil ses sistemleri  için geliştirdiği pek çok amfi, subwoofer, mid tiz takımı ve coaxial hoparlör modelleri yaygın bir kullanıma sahiptir. 

Tabi JBL sadece ses teknolojilerinde sadece otomobil odaklı bir firma değil. Pek çok profesyonel ses çözümü bulunduğu gibi, üst seviye kullanıcılar için ev sistemleri de bulunuyor. Bu sefer incelediğimiz JBL ürünü ise profesyonellerden ziyade daha çok tasarıma önem verenler için.

JBL Jembe, ufak boyutları ve şık tasarımı ile masanızın görselliğini geliştirebilecek bir ürün. Ayrıca üzerindeki 2 adet 3.5′lik jack sayesinde masanızın üzerinden kulaklıkla müziğinizi dinlemeye devam edebilir, ya da başka bir kaynaktan müzik aktarabilirsiniz. O zaman sizleri video incelememizle başbaşa bırakalım. Daha çok detayı orada bulacaksınız. İyi seyirler.

#video_6267#

{pagebreak::2}

JBL Jembe Teknik Özellikler, Fiyatı ve Sonuç:

Teknik Özellikler:

Uydu başına 6 watt RMS

Toplam 12 watt RMS

80 Hz – 20 KHz frekans aralığı

Fiyatı: 150 – 190 TL aralığı

Sonuç:

JBL Jembe‘den çıkan sesi 13cm‘lik ya da 16cm‘lik bir hoparlörden alabilirsiniz. Ama esas marifet bu kadar küçük bir hoparlörden bu kalitede ses elde edebilmekte.

Maksimum 20 watt güç tüketen, ufacık, şık bir ses sistemini masasının üzerinde görmek isteyenlere tavsiye edebileceğim bir ürün.

:: Ses sistemlerinde şıklığa önem verir misiniz?

 

Mobil Cihazlar için HD Duvar Kağıtları – 7

Akıllı telefonlarda en çok aranan özelliklerden birisi ekran kalitesi. Bu ekranlara koyacağımız resimlerinde kalitesi görüntüyü olumlu yönde etkiliyor. Sadece arka kapak ya da kılıf alma ile telefonun görseli değişmiyor.

Aşağıdaki bağlantıdan, galeri sistemimize giderek duvar kağıtlarını 960x 800 çözürlüğünde indirebilirsiniz. Diğer sayfalarda ise seçtiğimiz 10 resmin önizlemesi bulunuyor.

Haftanın Mobil Duvar Kağıtları – 7 galerisi için aşağıdaki bağlantıya tıklayın.

 

:: Yeni duvar kağıtlarını beğendiniz mi?

 

Galaxy S2, ICS Yüklü Olarak Gelecek

Samsung, geçtiğimiz sene MWC 2011‘de duyurduğu amiral gemisi Galaxy S2‘ye, geçtiğimiz aylarda Android 4.0.3 Ice Cream Sandwich güncellemesini çıkarmıştı. 

Samsung, Galaxy S2 satışlarına Andorid 4.0.3 Ice Cream Sandwich‘in yüklü olduğu cihazlarla devam edecek. Samsung, Android 4.0.3 ile gelen son parti Galaxy S2‘leri yollamaya başladı. Eğer son çıkan Galaxy S2‘lerden birine sahip olursanız güncelleme derdi ile uğraşmadan, cihazınız Android 4.0.3 yüklü olacak.

Güncellemeyi otomatik yollarla alamayanlar için daha önce hazırladığımız rehberden güncellemeye ulaşabilirler.

Samsung‘un bir süre daha Galaxy S2 üretimine devam etmesi bekleniyor. Galaxy S3‘ün çıkması ile daha uygun fiyat ile piyasada satılacak olan Galaxy S2‘nin hala talep görmesi öngörülüyor.

:: Samsung Galaxy S2 sizce hala alınabilir bir model mi?

 

Ridge Racer: Unbounded İnceleme

Tam da yarış oyunu kıtlığı çekerken ünlü yarış serilerinden olan Ridge Racer: Unbounded imdadıma yetişti. Flatout serisinden tanıdığımız Bugbear Entertainment oyunun yapımcılığını üstlenirken, dağıtımcı koltuğunda ise Namco Bandai yer alıyor.

 

Açıkçası bir yarış oyunu oynamayalı çok oldu ve bu yüzden bu oyuna deli gibi saldırdım. Ama oyunu oynadıktan sonra senaryo yönünden biraz hayal kırıklığına uğradım. Benim için oyunlarda senaryo her şeyden önemlidir, bu bir yarış oyunu olsa da.

Oyundaki senaryo kısmı bundan ibaret olsa da o senaryodaki yarışlar gayet aksiyonlu geçiyor. Sanki oyunun senaryosundan alıp aksiyona yüklenilmiş gibi hissediyorsunuz.

Flatout, Split/Second ve Burnout tarzı yarış oyunlarını bilenler demek istediğimi anlayacaktır. Zaten oynarken bu oyunlardan kareler sıkça aklınıza gelecektir. Hatta ve hatta bunlara Blur’u da ekleyebilirsiniz.

{pagebreak::2}

Dostum RR demişsin de Burnout bu oyun

Yukarıda da değindiğim gibi oyun klasik bir Ridge Racer değil arkadaşlar. Daha önceki oyunlarından çok farklı. Arcade tarzı korunmuş fakat oyuna hasar ve kaza olayları eklenmiş.

Daha bir “Burnout”laştırılmış bir oyun var karşımızda. Oyunda çeşitli şekillerde doldurduğunuz bir güç barı bulunmakta. Bu güç barını doldurduğunuzda kısa bir süreliğine hız, atak gücü ve dayanıklılığınız artıyor.

Ayrıca normal durumlarda geçemeyeceğiniz yerlerden geçip kendinize kısayol açabiliyor, bunun yanında da ekstra puan kazanabiliyorsunuz. Bu şekilde yarışı daha da kızıştırıyorsunuz.

Bu arada oyundaki bölüm geçme ve yeni şeyler açma sistemi puan kazanma ile sağlanmış. Ne kadar puan kazanırsanız ona göre yeni şeyler açılırken, bir yandan da seviye atlıyorsunuz. Bunu Need for Speed : World’deki seviye sistemine benzetebiliriz.

{pagebreak::3}

Oyunun yarış modlarına da değinmek istiyorum. Oyunumuzda Domination Race, Shindo Racing, Frag Attack, Drift Attack ve Time Attack olmak üzere beş yarış modu var.

Bunların arasından Domination Race en zor olanı diyebilirim. Çünkü bu modda hem ilk 3’e girmeye hem de çevredeki materyallere ve arabalara hasar verip (aynı zamanda da hasar almaktan kaçıp) ek puan kazanmaya uğraşıyorsunuz.

Shindo Racing bildiğimiz geç kazan türündeki yarışları kapsıyor. Drift Attack ve Time Attack’ta bildiğimiz drift ve zaman üzerine kurulu yarışlar.

Ancak bunların arasında öyle eğlenceli bir tür var ki oyunun can damarlarından olmuş. Frag Attack adlı bu modda güç barınızın yardımıyla olabildiğince arabayı patlatmaya çalışıyorsunuz. Frag Attack yarışlarında çok eğleneceğinizi garanti edebilirim.

{pagebreak::4}

Arabanın parlayanı makbuldür

Grafiklere gelecek olursak, yeterli seviyede diyebilirim arkadaşlar. Oyun zaten konsol portuyum diye bağırdığından Pc’de de çok farklı bir görüntüye ulaşamıyorsunuz. Konsol portu olayına yazımın ilerleyen bölümlerinde de değineceğim.

Sesler ise genelde iyi düzeyde. Çarpışmalar ve o aksiyon seslerle daha da kaliteli bir hale gelmiş denebilir. Müzikler ise techno ve dubstep ağırlıklı.

Açıkçası arabaları sürerken biraz gitar sesiyle gaza gelmek fena olmazdı. Ama maalesef yarış oyunlarında hep istediğim şey bu oyunda da yok. Bir tane Rock-Metal parçaya denk gelemedim. En son Most Wanted’da bu istediğim gibi olmuştu.

Arabalar ise lisansız olmasına rağmen gerçekçi modellenmiş. Araba lisanssız olsa dahi “Uzaydan gelen araba” görüntüsüne sahip olmayan, gayet gerçeğine yakın arabalar.

{pagebreak::5}

Araba dedik uçak çıktı

Peki bu güzide oyunun eksiklikleri yok mu? Her oyunda olduğu gibi tabii ki var. Başta yapay zekadan bahsedelim. Yapay zeka adeta yapay olduğunu hissettiriyor. Açtığım kısa yolları tercih etmeyip uzun yoldan gitmeleri bunun bir örneği.

Yolu kısaltacak iken hangi insan evladı uzun yoldan gider çözemedim. Bunun yanında zor bela geçtiğiniz arabalar sizi lay lay lom edasıyla sollamıyorlar mı, o zaman çileden çıkıyorsunuz. Düz yolda arabayı zorlayıp 200 ile giderken rakipteki aynı araba tarafından sollanmak pek hoş değil.

Bunların yanında oyun tam bir konsol portu arkadaşlar. Daha önce de bahsettiğim gibi grafik ayarlarının yerinde yeller esiyor. Çözünürlük gibi sadece belli başlı şeyleri değiştirebiliyorsunuz.

{pagebreak::6}

Buna ek olarak klavyede bile tam istediğiniz tuş kombinasyonlarını yapamıyorsunuz. Mevcut 4 tane kombinasyonlardan birini seçmek zorundasınız.

Ayrıca yukarıda bahsetmediğim bir de My Cities modu var. Bu modda tahmin edebileceğiniz gibi kendi şehirlerimizi yaratabiliyoruz. Bu sayede oyuna ömür katmak amaçlanmış. Ancak hikaye modunda da hikaye olmadığından aynı şeyi tekrar oynamak ister miyim şüpheli doğrusu.

Uzun lafın kısası, bu oyunu seriyi takip edenlerine ve benim gibi şu aralar yarış oyunu bekleyenlere öneririm. Ridge Racer : Unbounded bir klasik olmasa da sizi eğlendirecektir. Her ne kadar bazı sorunları olsa da oynanmaya değer bir oyun olduğu kesin.

Not: Katkıları için Ali Aşkın’a teşekkürler.

7,5/10

Artılar: Bitmek bilmeyen aksiyon, çarpışma efektleri, değişik yarış tarzlarını harmanlaması, etkileşimli çevre

Eksiler: Yapay zekanın saçmalaması, zorluk derecesinin dengesiz olması,konsol portu olması nedeniyle Pc’de ayarlayamadığımız tonla özellik

:: Ridge Racer: Unbounded’ı nasıl buldunuz?

 

2012’nin En Çok Paylaşılan 20 Reklamı

Bilindiği üzere artık birçok büyük firma, reklamlarının televizyonlar ya da gazeteler yerine sosyal medyada yayılmasını ve ses getirmesini tercih ediyor. Bu da firmaların daha sıradışı fikirler bulmasına neden oluyor.

Her geçen gün kullanıcı kitlesi yaygınlaşan sosyal medyayı hedef alan reklamların sayısı da her geçen gün artmaya devam ederken, 2012 yılına damgasını vuran, sosyal medyada en çok paylaşılan ve izlenen ilk 20 reklamı sizin için derledik.

20. Firma: Finnair
Paylaşım: 191,725
İzleme: 4,640,761

#video_1495#

19. Firma: Nike
Paylaşım: 213,375
İzleme: 1,623,745

#video_1496#

{pagebreak::2}

18. Firma: Tic Tac
Paylaşım: 219,992
İzleme: 4,567,000

#video_1497#

17. Firma: Dollar Shave Club
Paylaşım: 220,891
İzleme: 4,576,969

#video_1498#

{pagebreak::3}

16. Firma: Mercedes
Paylaşım: 246,386
İzleme: 9,376,136

#video_1499#

15. Firma: L’Odyssée de Cartier
Paylaşım: 263,224
İzleme: 15,276,701

#video_1500#

{pagebreak::4}

14. Firma: Tippex
Paylaşım: 267,557
İzleme: 8,843,954

#video_1501#

13. Firma: Honda
Paylaşım: 274,523
İzleme: 15,822,089

#video_1502#

{pagebreak::5}

12. Firma: Volkswagen
Paylaşım: 276,835
İzleme: 15,101,570

#video_1258#

11. Firma: Coca-Cola
Paylaşım: 282,195
İzleme: 1,847,087

#video_1503#

{pagebreak::6}

10. Firma: Type
Paylaşım: 291,999
İzleme: 3,151,319

#video_1504#

9. Firma: Obama For America
Paylaşım: 292,238
İzleme: 3,151,319

#video_1505#

{pagebreak::7}

8. Firma: Nike
Paylaşım: 453,014
İzleme: 5,896,335

#video_1506#

7. Firma: Google
Paylaşım: 515,013
İzleme: 5,350,712

#video_1507#

{pagebreak::8}

6. Firma: M&M
Paylaşım: 526,102
İzleme: 24,569,986

#video_1508#

5. Firma: Volkswagen
Paylaşım: 805,169
İzleme: 16,287,265

#video_1509#

{pagebreak::9}

4. Firma: Google
Paylaşım: 859,569
İzleme: 15,070,303

#video_1510#

3. Firma: P&G
Paylaşım: 1,745, 694
İzleme: 7,475,694

#video_1511#

{pagebreak::10}

2. Firma: Studie43
Paylaşım: 1,790,932
İzleme: 12,681, 726

#video_1512#

1. Firma: TNT
Paylaşım: 3,735,500
İzleme: 32,883,220

#video_1513#

:: Sizce en başarılı olan hangisi?

a

0

Diablo 3’ün En Saçma Hataları

Blizzard’ın yıllardır üzerinde çalıştığı Diablo 3 sonunda piyasaya sürüldü ve üzerinden bir hafta gibi bir süre geçti. Bu süreçte oyuncular çılgınlar gibi Diablo 3’ü oynamaya ve haliyle bazı hataları da yavaş yavaş ortaya çıkarmaya başladı.

Gameranx’in derlediği bu en saçma hatalar listesinde ise gerçekten görülmeye değer videolar var. Eğer Diablo 3 oynuyor ya da oynamayı düşünüyorsanız, bu hatalara mutlaka göz atmanızı tavsiye ediyoruz.

Hatalar oyunun işleyişini etkileyecek ölümcül hatalar değil öncelikle bunu da belirtelim. Çoğu genel anlamda ‘komik’ olarak tanımlanabilecek görüntülerden oluşuyor.

Jondar Glitch

Bu hata aslına bakarsanız Diablo 3’ün beta aşamasında ortaya çıkmıştı. Skeleton King’i bulmak için Cathedral’e girdiğinizde öncelikle Templar’ın Jondar ile olan savaşına ve Cultist’lerden kaybolan eşyalarını almaya çalıştığına tanıklık ediyoruz.

Bu sırada Templar’ın eşyalarını almasını engelleyerek Jondar’ın yanına giderseniz, birçok iskeleti savaşmak için yaratmaya başladığını göreceksiniz.

Tam bu anda şehre Town Portal ile dönerseniz ve yeterince uzun süre şehirde kalırsanız, Jondar’ın gerçek anlamda sonsuz iskeletle karşınıza çıkacağını görebilirsiniz.

#video_1490#

{pagebreak::2}

Barbarian Leap of Faith Hatası

Barbarian sınıfının en önemli yeteneklerinden biri de Leap adlı yetenek. Bu sayede düşmanların üzerine uzak mesafelerden atlayabiliyor ve kalabalık düşmanlara alan hasarı vurabiliyorsunuz.

Fakat bu yeteneği çok sıkışık ve dar alanlarda kullanırsanız, ki her zaman olmadığını belirtmemiz gerekiyor, bir anda kendinizi haritanın sınırlarının dışında, görünmez bir yüzeyde yürürken bulabilirsiniz.

#video_1491#

{pagebreak::3}

Sonsuz Health’e sahip yaratıklar

Diablo 3’ün yaratık spawn’ları oldukça iyi bir şekilde kotarılmış. Oyunun motoru gerçekten mantıklı şekillerde yaratıkları karşınıza çıkarmayı başarıyor.

Fakat bazen, ki ben bu durumu hiç yaşamdım, bazı yaratıkların yanınıza neredeyse sonsuz sağlık barına sahip yaratıklar getirdiğine şahit olabiliyorsunuz.

Birçok özelliği de beraberinde barındıran bu yaratıkları kesmek konusunda, Allah yardımcınız olsun demekten başka bir çaremiz kalmıyor maalesef.

#video_1492#

{pagebreak::4}

Zoltan Kulle Hatası

Act 2’nin sonlarına doğru Zoltan Kulle’nin parçalarını birleştirerek yeniden canlandırdığınız bölümü hatırlarsınız. İşte o bölümün sonunda Zoltan Kulle’yi kesmek durumunda kalıyoruz.

Fakat bu savaş sırasında, Diablo 2’de birçok oyuncunun Mephisto’ya yaptığını yapma şansına sahipsiniz. Hatırlarsanız Mephisto ile olan savaş sırasında Mephisto’yu köşeye sıkıştırarak yürümesini engelleyebiliyor ve uzaktan saldırılarınızla en ufak hasar almadan kendisini ebediyete uğurlayabiliyordunuz.

Aynı şekilde Invisible Bridge yani Görünmez Köprü’ye sıkıştıracağınız Zoltan Kulle ile hiç uğraşmadan savaşınızı bitirebilirsiniz.

#video_1493#

{pagebreak::5}

Bir Tyrael’in nesi var, İki Tyrael’in sesi var

Bu başlığı atmasam olmazdı. Tyrael bize Diablo 3’te yaşattığı ten rengi şokunun ardından bir de kendisini kopyalayınca ortaya ilginç görüntüler çıkıyor açıkcası.

Eğer Tyrael’i seviyorsanız bu hata tam size göre demektir. Sonuçta iki Tyrael, bir Tyrael’den her zaman daha iyidir değil mi?

Silver Spire’a girerken Tyrael sizi kutsayacak. Bunu yaparken bazen aynı noktada bir değil de iki Tyrael’in durduğunu görme şansınız var.

#video_1494#

:: Diablo 3 oynarken başınıza gelen ilginç hatalar var mı?

Google Bildiğiniz Yıkılıyor!

Google’a “Do a Barrel Roll” yazdığınızda sayfanın döndüğünü göreceksiniz.

{pagebreak::2}

“Loneliest number” (en yalnız sayı) yazdığınızda Google’ın hesap makinesi size, “1” cevabını verecektir.

{pagebreak::3}

Google’da “tilt” diye aratırsanız, sayfanın biraz yana yattığını farkedersiniz.

{pagebreak::4}

Google gravity, find Chuck Norris gibi aramalar “Google Instant” ile birlikte kullanılamadığı için anlatma gereği duymadım fakat aşağıdaki görsellerden aramaların sonuçlarını görebilirsiniz.

Google Gravity


Chuck Norris “Google Chuck Norris’i arayamaz çünkü siz onu bulamazsınız, o sizi bulur.”

::Bu özellikleri daha önce kullanmış mıydınız?

Windows’lu Lumia, (An)DROiD’i Solladı!

Geçtiğimiz günlerde Amerika’nın büyük operatörlerinden Verizon’un “Lumia” kelimesi için ülke çapında olmak üzere Twitter’da verdiği reklam ortaya bir başka ilginç durumu da çıkardı. Verizon’un bu reklamı vermesinde Google aramalarında “Lumia” kelimesinin “DROID” kelimesinden daha çok aranması yatıyormuş.

Google Trends’e göre Şubat ayından bu yana Lumia araması için gelen istek sayısı DROID’den daha fazla. Bu durum mobil endüstrinin geleceği için yeni bir işaret midir bilinmez ancak Nokia’nın Lumia serisi (ve tabii olarak Windows Phone) pazar payını artıracak bir ilgi potansiyelini yakalayabilir.

Elbette bu durum Google’ın bugünden paniklemesini gerektirecek bir durum değil. Hatta Nokia’nın yaptığı reklamlardan belki de aslan payını yine Google bile alıyor olabilir(!)

Ancak akıllı telefon pazarındaki kıyasıya rekabette Nokia’nın istediği, yapılan Google aramalarını satışa dönüştürmek ve Motorola’nın amiral gemisi Android modelinin sadece aramalarda değil, satışlarda da önüne geçmek. Hatırlanacağı üzere Motorola Droid, pazar payı düşük olan Android için bir anlamda kilometre taşı olmuş ve Android çılgınlığını başlatmıştı.

Bir zamanlar aramalarda devede kulak kalan ancak günümüzün pazar payı kralı Android’i düşünürsek, Google Trends’in sunduğu rakamlar, mobil arenanın kuşa dönen Windows’u için de yükselişin bir işareti olabilir mi?

:: Sizce Android fırtınasında Windows Phone hedefine uçabilir mi?

 

 

Atom, Yeni Nesil Mimariyle Güncellenecek

Intel‘in Atom diye adlandırdığı ve özellikle Netbook‘larda kullanılan işlemciler için 2008 yılından bu yana ciddi bir mimari güncellemesi gelmedi. Intel‘in Pentium ailesinde kullandığı mimariye benzer bir mikroişlemci mimarisinin kullanıldığı Atom ailesi, 22nm‘lik Silvermont ile değişiyor.

Intel’in Tick Tock üretim stratejisi artık Atom işlemcilerini de kapsaması bekleniyor. Gün geçtikçe artan mobil pazara Atom ile dahil olmaya çalışan Intel, Atom‘u daha iddialı bir noktaya getirmek için çalışıyor ve artık Atom’u sık sık güncelleyerek 2 senede bir performans olarak geliştirme peşinde.

Intel‘in akıllı telefon ve tabletlerde kullanmaya başladığı Medfield tasarımı, çift çekirdekli ARM Cortex A9‘dan daha yüksek başarım sunuyor. Özellikle yeni geliştirilecek 22nm‘lik modellerin ARM Cortex A15 tabanlı modellere karşı iddialı olması bekleniyor.

22nm ve Intel‘in yeni nesil Core işlemcilerinde kullandığı 3D TriGate transistör teknolojisi, yeni nesil Atom işlemcilerinde de kullanılacak. Bu da güç tüketimi ve ısınmayı düşüreceği gibi aynı zar alanına çok daha fazla transistör konulmasına olanak sağlayacak.

Intel‘in yeni nesil Atom mimarisinde de FSB teknolojisini kullanması bekleniyor. Ayrıca grafik biriminde de detaylar henüz çok net değil. Özellikle Medfield tabanlı Atom‘larda PowerVR tabanlı grafik ünitesi kullanılıyor. Cep modeller için geliştirilecek olan Atom‘larda gelişmiş PowerVR çözümleri kullanılabileceği gibi, daha üst seviye Atom işlemcilerinde Ivy Bridge‘deki HD Graphics 4000 tabanlı grafik çözümleri kullanılabilir. Intel‘in önümüzdeki günlerde Silvermont hakkında daha fazla detay vermesi bekleniyor.

:: Yenilenen Atom platformu mobil arenada ARM’ı geride bırakabilir mi?

 

a

0

Sony Xperia GX’in İlk Fotoğrafları

Sony’nin Xperia GX’ini geçtiğimiz hafta sizlere duyurmuştuk. Özellikle 13 MP’lik kamerasıyla dikkat çeken yeni akıllı telefonun ilk görselleri de yayımlandı.

Görsellerin iyi ışıklandırılmadığını ve bu yüzden pek de iyi görünmediğini bir kenara bırakacak olursak, hem Xperia GX’i hem de kamerasının yapabileceklerini görmek açısından oldukça faydalı olduğunu söyleyebiliriz.

Sözü uzatmadan sizleri Xperia GX’in ilk görselleri ile baş başa bırakalım.

{pagebreak::2}

:: Sizce Xperia GX nasıl görünüyor?