Zalman ZM-MFC3 Fan Controller İnceleme

Bilgisayar kasasında çok fanı bulunan kullanıcılar için fan kontrolcüsü hayati önem taşıyor. Kendi bilgisayarımı örnek göstermek istiyorum. Benim kasada 7 tane fan takılı. Tabi ekran kartı ve işlemci fanları dahil değil buna. Bilgisayar tam güç ile fanları döndürdüğünde evde uçak iniyor sanarsınız. Ama akşamları bilgisayarı açık bırakıp uyumam gerektiğinde ya da akşam internette gezinirken o sesin çıkmamasını istiyorum. Hemen basit mantıkla çalışan kontrolcü ile kısıyorum. Oyun oynayacağım zaman tekrar açıyorum. 

İncelediğimiz Zalman ZM-MFC3 ise son derece kapsamlı bir kontrolcü. Tam overclock ve oyunculara yönelik diyebilirim. 4 adet fana destek veren ZM-NFC3, geniş açılı LCD ekran, gerçek zamanlı olarak çekilen sistem gücünü gösteriyor. Kutu içerğinde çıkan 4 adet ısı kontol alıcıları ile sistemin kilit noktalarına bu alıcıları yerleştirebiliyorsunuz. Ekranda olan acil durum uyarısı ve zamanlayıcı özelliği ZM-NFC3‘de bulunuyor.

Özelliklerine baktığımızda etkilendim diyebilirim. Fan kontrolcüsünden çok fazlasını bizlere sunuyor.

{pagebreak::2}

Arka Panel Bağlantıları :

Sadece fan kontrolcü görevi gören bir model olsaydı eğer Zalman ZM-MFC3, gereksiz bağlantılar diye eleştirebilirdim. Ama Zalman, ürünün bağlantılarını çok iyi konumlandırmış. Kullanım klavuzu çok açıklayıcı.

Arka panele bakalım ve bağlantıları anlatmaya başlayalım.

Sağdan sola doğru arka bağlantıları açıklamaya başlayalım. Power yazan yer, cihazın güç ihtiyacını karşıladığı alan. Standart fan ve HDD, CD ROM’lara taktığımız molexleri takmamız gerekiyor.

Yanında ise CVS In diye 4 pinli bir yer bulunuyor. Bu bilgisayarın prizden ne kadar akım çektiğini ölçüyor. Kutu içerisinden çıkan adaptörün 4 pinlik çıkışını buraya takıyoruz. Adaptöre direk prizden gelen kabloyu takıyorsunuz. Adaptörden çıkan güç kablosunu ise bilgisayarın güç kaynağına takıyorsunuz. Bu sayede adaptör üzerinden geçen akımı okuyabiliyorsunuz.

Temperature Sensor yazan 8 pinlik giriş ise 4 ades ısı sensörü takmanızı sağlıyor. Kutu içerisinde bu sensörler bulunuyor. Bilgisayarınızın kritik yerlerine bu sensörleri monte edip, ısı kontrolu de yapabiliyorsunuz.

En soldaki 4 adet fan girişi de fan kontrolü görevi görüyor. Bu girişlerden 4 numaralı olanı PWM modundaki 4 pinli fanları kontrol edebiliyor. İşlemci fanları mantığı ile ısı kontrolü ile çalışabilen bir bağlantı burası. Diğer alanlardaki 3 pinli fanlar ise voltaj yöntemi ile kısıp açılıyor.

{pagebreak::3}

Teknik Özellikler :

Ölçüler : 147 x 87 x 42

Gösterebildiği güç ve sıcaklık : 10~999 Wattt / -9.9 C ~ +99.9 C

Fan desteği : 1 x 4 pin – 3 x 3 pin

Fan kontrol methodu : 1 x 4 PWM Regulasyon methodu / 1 x 3 Voltaj kontrol methodu

Maksimum kanal çıkış gücü : Kanal başına 0.7 Amper

Çıkış voltajı : +4 ~ 11 VDC

Giriş voltajı : +12 VDC ~ 5 VDC

Kutu İçeriği :

 

PCI boşluğuna monte edilebilen USB giriş

Adaptör ve güç kabloları

Montaj vidaları

4 adet ısı sensörü

4 adet fan kablolarını dönüştürme kabloları

Kullanım klavuzu

{pagebreak::4}

Sonuç :

Genelde test alırken evde ya da ofiste prize bağlanan bir aparat ve ordan taktığınız kablo ile giden akımı görebiliyorsunuz. Ama bu çok daha pratik bir özellik. Tabi bilgisayarınız 1000 Watt üzeri güç çekiyorsa işlevsel olmayabilir. Çünkü maksimum gösterebilme sınırı 999 Watt

LCD ekran ve sadece 1 adet tripod ile kullanım çok basit değil. Alışmanız gerekiyor diyebilirim. Bastırıcınca 4 fan modüülü arasında seçim yapıyorsunuz.

Timer özelliğinin olması ise oldukça başarılı. 

Kısacası bilgisayarları ile çok zaman geçiren ama özellikle performansı yüksek bilgisayarı olan kişilere tavsiye ediyorum. Hem sıcaklığınızı ölçersiniz hem çektiğiniz gücü. Tamamen kontrol sizde.

Artıları :

-Kutu içeriği

-Bir fan kontrolcüsünde olması gerekenden çok daha fazla özellik

-Şık görünüm

-Kolay kurulum

Eksileri :

-Kullanması ilk başta karışık geliyor.

:: Fan kontrolcüleri sizce gerekli mi?

 

Corsair Voyager GT 32 GB Test

Kullanılan video, müzik, resim ve oyun dosyalarının git gide kabarmasıyla, bu tip verilerin taşınması da zorlaşıyor. Eskiden 1 GB’lik belleğimizin içerisine videolarımızı doldurabiliyorken, artık 2 – 3 tane sıkıştırabiliyoruz. Bu durumda hem daha hızlı, hem de daha geniş bir depolama alanı sunan USB belleğe ihtiyaç duyuluyor. Corsair’in üst seviye Voyager GT model belleği, işimizi görecek gibi…

Lastikten bir dış malzemeye sahip olan Voyager GT 32 GB, 40 g darbe şiddetine kadar dayanıklı. 40 g darbeyi de sağlayıp bu ürüne kapağı kapalıyken zarar verebilen biri varsa zaten diyecek bir şeyimiz yok. Ofiste yaptığımız denemelerde, var gücümle duvara fırlatmama rağmen bir şey olmadı merete. Ayrıca ürün, suya da dayanıklı.

{pagebreak::2}

Ürünün kapağı, arka tarafına takılacak bir şekilde tasarlanmamış maalesef. Bu durumda kapağın kaybolması muhtemel. 

USB 3.0 desteği ile son derece yüksek okuma ve yazma hızlarına ulaşabilen Voyager GT, yaptığımız testlerde okumada 150 MB sınırına çok yaklaşarak beğenimizi kazandı. Yazma hızları ise 44 – 45 MB seviyesinde kaldı. Kaldı dediğimize bakmayın, her haliyle çok yüksek rakamlar bunlar. İlginçtir, sitesinde yazan değerler daha düşük. Özellikle okuma hızı konusunda Voyager GT çok başarılı.

200 lira seviyesine hem 32 GB depolama alanı, hem yüksek performans, hem de anlamsız derecede yüksek dayanıklılık getiren Corsair Voyager GT, tercih edilesi bir ürün. Şu sıralar bir USB bellek almayı düşünüyorsanız, seçenekler listenizin üst sıralarında Voyager GT’ye yer verebilirsiniz.

{pagebreak::Teknik Özellikler}

Corsair Voyager GT

USB Bellek

Depolama alanı: 32 GB

Arabirim: USB 3.0

Okuma hızı: 135 MB/s

Yazma hızı: 41 MB/s

Darbeye dayanıklılık: 40 g

Bilgi için: Corsair
Telefon: 0212 266 87 70

:: 40 g dayanıklılığa sahip bir USB bellek, sizce ne tip işkenceleri sağ salim atlatabilir?


JBL On Beat İnceleme

Apple’ın mobil cihazları, tüm dünyada çok tercih ediliyor olmaları ve tüm ürünlerinin aynı bağlantı yapısını kullanıyor olmaları sebebiyle, çok sayıda aksesuara sahip olabiliyorlar. Artık firmalar, Apple aksesuarları için birbirleriyle yarışıyor. JBL’in On Beat model iPhone – iPod – iPad docku da, rekabete yeni bir soluk getirecek cinsten bir ürün. Şimdi On Beat’i biraz da yakında tanıyalım.

Bir hayli ilginç bir tasarıma sahip olan On Beat, ses açma – kısma ve güç tuşundan başka herhangi bir tuş içermiyor. Ses ayar tuşları, ürünün sağ üst köşesine konumlandırılmış. Tuşun yerleşiminin doğru noktada olmasının yanısıra, beraberinde bir tane de uzaktan kumanda geliyor. Uzaktan kumanda üzerinden hem ses kontrolünü, hem de müzik kontrolünü gerçekleştirebiliyoruz. Sonraki ve önceki parçalar, duraklatma gibi işlemlerin yanısıra, müzik menülerinde de kumanda ile gezinebiliyor olmak, On Beat’i en cazip kılan özellikleri arasında.

{pagebreak::2}

Kutu içerisinden çıkan aparatlar sayesinde ürünü ister iPhone’a, ister iPad’e göre ayarlayabiliyoruz. Yatay kullanım için cihazımızı oturttuğumuz kısım, sola doğru 90 derece dönebiliyor. Her dock cihazında olduğu gibi On Beat de, Apple cihazımızı anında şarj etmeye başlıyor. Böylece ekstradan kablo taşıma derdinden de kurtulmuş oluyoruz.

On Beat’in en dikkat çeken özelliği, ufacık boyuna göre ses kalitesi. 2 x 7.5 watt gücündeki hoparlörler, akustik düzeni sayesinde harika bir performans sağlayabiliyor. Tiz seslerin kalitesinin yanısıra, şaşırtıcı bir şekilde bas kalitesini de beraberinde getiriyor On Beat. Bu da pop veya tekno tipinde müzik dinleyen kullanıcılar ekstra artı demek. Bu iki müzik türüne takıldığıma bakmayın. Zira rock, metal ve akustik müzikle yaptığım denemelerde de gayet tatmin edici sonuçlar elde ettim.

Hemen hemen 500 TL’lik bir fiyat etiketine sahip olan JBL, kullanım rahatlığıyla ve özellikle ses kalitesiyle dikkat çekiyor. Aynı zamanda masanızın üzerine şık bir görünüm de katacak olan On Beat’i yılbaşı hediyesi olarak tercih edebilirsiniz.

{pagebreak::Teknik Özellikler}

JBL On Beat

iPhone / iPad Dock

Ses çıkış gücü: 2 x 7.5 watt RMS

Şarj: Hayır

Frekans aralığı: 70 – 20.000 Hz

Güç tüketimi: Maksimum 30 watt

Uzaktan kumanda: Var

Bilgi için: JBL
Telefon: 0212 257 75 00

:: Masanızın üzerinde On Beat gibi bir cihaz bulunması sizi mutlu eder mi?

 

60 Saniyede Teknolojide Neler Oluyor?

60 saniye belki sizin için kısa bir süre olabilir fakat dünya için çok uzun bir süre diyebiliriz. Ne farkı var diye düşünebilirsiniz. Şöyle özetleyelim; bir insan 60 saniyeye çok fazla şey sığdıramayabilir, fakat teknoloji için 60 saniye çok aksiyonlu geçen bir süreye eşdeğer.

İsterseniz gelin 60 saniyede teknoloji dünyasında neler olup bitiyor, hangi ürünler ne kadar satıyor bir bakalım:

– 710 bilgisayar satılıyor (bunların 555’i intel işlemci kullanıyor)
– 81 iPad, 18 Amazon Kindle Fire satılıyor
– 11 Xbox 360 konsolu satılıyor
925 iPhone 4S satılıyor
– 38 ton elektronik çöp üretiliyor
– 4 bin USB sürücü satılıyor
– 2500 mürekkep satılıyor
– Foursquare’de 2100 kez check-in yapılıyor
– Google 75 bin dolar kar elde ediyor
– 2 milyon kişi porno izliyor
– Mesajlaşma yazılımlarında 11 milyon kişi konuşuyor
– 103 BlackBerry satılıyor
– Farmville’de 1100 arsa yapılıyor
– PayPal’da 10 bini mobil olmak üzere 219 bin dolarlık transfer gerçekleştiriliyor
– eBay’de 180’i mobil olmak üzere 925 satın alım gerçekleştiriliyor
– 1400 film sadece Redbox ile kiralanıyor
– 12 site hackleniyor, 416 girişim yapılıyor
– 450 adet Windows 7 CD’si satılıyor
– 2.6 milyonluk CD kadar dosya, yani 1.820 TB veri üretiliyor
– 232 bilgisayara virüs ve zararlı yazılım bulaşıyor

Siz bu yazıyı okurken geçen sürede yukarıda okuduğunuz sayı kadar işlem gerçekleşti. Sizce de rakamlar korkutucu derecede tüketim çılgınlığımızı göstermiyor mu?

:: 60 saniye sizce de yeterince uzun bir süre mi?

Samsung, Nokia’ya Yetişebilecek mi?

Samsung, artık geride bırakmak üzere olduğumuz 2011 yılını başarılı bir satış grafiği ile geçirmişti. Aynı başarıyı 2012‘de de tekrarlamak isteyen firma Korea Economic Daily‘e göre 2012 yılında toplam satışlarında %15‘lik bir artış bekliyor.

%15‘lik artışla beraber Samsung toplamda yaklaşık 150 milyonu akıllı telefon olmak üzere, 374 milyon adet telefon satışı yapmayı planlıyor. Bu kadar satış ile önümüzdeki yıl 399 milyon adet telefon satmayı planlayan Nokia‘ya yetişmeyi amaçlıyor.

Bildiğiniz üzere iki yıl önce Nokia, Samsung‘un neredeyse iki katı bir pazar payına sahipti (%36.4 – %19.5). Samsung’un, dünyanın en büyük telefon üreticisi olma yolunda büyük bir gelişme gösterdiğini görüyoruz.

 

::Samsung’un satışlarındaki artışı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Saints Row 3’te Ölmenin 42 Yolu

Saints Row 3 piyasaya sürülmeden önce birçok kişi tarafından bir “GTA klonu” olarak adlandırılıyordu. Fakat kazın ayağının göründüğü gibi olmadığı, oyun piyasaya sürüldüğünde görüldü.

Eğlencenin sınırlarını zorlayan oynanışı ve animasyonlarıyla Saints Row 3‘te 42 farklı şekilde ölebileceğinizi biliyor muydunuz? Gelin isterseniz bu 42 farklı animasyona birlikte göz atalım.

Keyifli seyirler.

#video_1165#

:: Saints Row 3 oynuyor musunuz?

Günün Mobil Uygulaması

Retro Camera, nostaljik temalı fotoğraflar çekmenizi sağlayan bir uygulama. Sade fotoğraflardan sıkıldaysanız ve içinizde bir retro aşkı varsa bu uygulamayı hemen denemelisiniz. Uygulamada 6 farklı kamera kullanabiliyorsunuz, tabiki bu kameralar tema olarak karşımıza geliyor. Favorilerimiz ise Xolaroid ve Little Orange Box oldu. Çekeceğiniz fotoğrafın siyah-beyaz ya da renkli olduğuna karar verdikten sonra fotoğraf çekebilirsiniz. 

{pagebreak::sayfaiki}

İşte Retro Camera ile çektiğimiz resimler.

İndirmek için tıklayın.

:: Retro Camera’yı denediniz mi?

2012’de Beklenen FPS Oyunları

2011 yılı geride kaldı ve oyuncular açısından tatmin edici bir yıl olduğunu söylemek oldukça adil olacaktır. Oldukça önemli yapımlar biz oyunseverlerle buluştu ve özellikle son aylarda oyun dünyası karıştı.

Aralık ayı geride kalan 11 aya nazaran daha sakin geçse de, 2012‘nin ilk aylarından itibaren yeniden görev başına dönmeye hazır olun.

Zira birbirinden büyük projeler bu yıl içerisinde karşımızda olacak. Bu galerimizde 2012 yılının en önemli FPS oyunlarına göz atma fırsatınız olacak. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri 2012 yılında beklenen FPS oyunları galerimizle baş başa bırakalım.

Halo 4

İşe Halo 4 ile başlayalım. Xbox 360 sahiplerine özel bir oyun olmasına rağmen rekorlar kıran bir serinin şimdilik son halkası olması beklenen Halo 4‘ün, 2012 yılının aralık ayında piyasada olması bekleniyor.

{pagebreak::1}

Bioshock Infinite

FPS demişken Bioshock‘ı unutmak olmaz. 2012 yılında en çok beklenen oyunlar listesinde zirveye yakın bir yerde bulunduğunu da hatırlatalım. Tabii Bioshock Infinite‘in de 2012 yılının sonunda piyasaya sürülecek olması, bir yıl süreyle daha bekleyeceğimiz anlamına geliyor. Yani firmayı “yuhlamakta” serbestsiniz.

{pagebreak::2}

Borderlands 2

Borderlands‘i oynadıysanız, sunduğu farklı deneyimin tadına varmışsınızdır. Eğer oyunun tadı damağınızda kaldıysa üzülmeyin. Zira Borderlands 2, 30 Temmuz 2012‘de piyasada olacak. Gearbox Software‘in yine harika bir iş çıkaracağını tahmin etmek güç değil.

{pagebreak::3}

Tribes: Ascend

Hi-Rez Studios tarafından hazırlanan Tribes: Ascend, 2012‘de bizi fazla bekletmeyecek olan projelerden biri. Çünkü ilk çeyrekte oyunseverlerle buluşacak ve Tribes markasını ücretsiz bir çoklu oyunculu FPS‘ye çevirecek. Eğer oyunu ön sipariş verirseniz, yakında açılacak olan kapalı betaya katılmaya da hak kazanıyorsunuz.

{pagebreak::4}

XCOM

X-Com serisini yeniden başlatmayı hedefleyen XCOM, 2K Games tarafından hazırlanıyor. Strateji tabanlı oynanışıyla diğer FPS‘lerden ayrılan XCOM, Avrupa’da 9 Mart 2012’de piyasada olacak.

:: 2012 yılında en çok beklediğiniz FPS hangisi?

https://account.hirezstudios.com/tribesascend/Tribes

Yeni ürün, Yeni konsept: MAGIX MX

Bulut teknolojileri, sosyal ağlar ya da sistem entegrasyonları günümüzde internet ile ilgili en çok konuşulan konuların başında geliyor. Bulut sistemleri artık birçok alana girmeye başladı. Firmalar ve internet kullanıcıları 5 sene öncesine göre bulut çözümlerine daha çok yöneliyorlar. Bulut çözümleri de birçok avantajının yanında en çok da esnekliği beraberinde getiriyor. Diğer taraftan sosyal ağlar ise hayatımızın ayrılmaz parçaları olmuş durumda.

Hemen her cep telefonu artık sadece konuşmaya ve veri düzenlemeye hizmet etmekle kalmıyor, kullanıcısını internet ve dolayısı ile sosyal ağlar ile bir bütün haline getiriyor. Tüm bu trendleri yakından takip eden MAGIX, yeni gelişmeleri yazılımlarına dahil etmeyi elbette ki ihmal etmiyor. Yeni MAGIX ailesi MX ürünleri de bu hizmetler düşünülerek hazırlandı.

MX ürünlerinin en yenilerinden olan Video Deluxe MX ile artık  kullanıcılara görüntü ve ses dosyalarını zahmetsizce sosyal medyalarda ve MAGIX Çevrimiçi Servisleri’nde yayınlama fırsatı sunuyor. MAGIX Çevrimiçi Servisleri‘nde ister medyalarından albümler oluşturun, isterseniz sadece dosyalarınızı çevrimiçi depolayarak dilediğiniz yerden onlara ulaşın.

Video Deluxe Plus MX’in bir diğer özelliği ise farklı MAGIX yazılımları arasındaki entegrasyonu en üst düzeye çıkarması. Bu sayede mesela video dosyanızı Video Deluxe MX ile en optimal şekilde montajlarken, videoya ait ses verilerini de ses düzenlemelerinde uzmanlaşmış yazılımlardan olan MAGIX Music Maker MX ya da daha çok profesonel kullanıcılar için tasarlanan ses yazılımı Samplitude ile düzenleyebilir ve sadece bir filme değil, bir sanat eserine sahip olabilirsiniz.

HD ya da AVCHD Video düzenlemeleri, dvd menü tasarımları, otomatik montaj asistanları, çok açılı ve kameralı kayıt desteği, akıllı fare modu, sayısıy efekt desteği ile MAGIX Video Deluxe Plus MX, istediğiniz her tür video düzenleme seçeneğini her zaman ki gibi bünyesinde barındırmaya devam ediyor.

– Basın bülteni

Windows Phone’da Kaç Uygulama Var?

Bazı kullanıcıların merak ettiği, bazılarının da kullanmaktan vazgeçemediği Windows Phone’da uygulama sayısı artıyor. Yeni Windows 8 işletim sistemiyle tamamen coşacak olan uygulama sayısı, şimdiden 50.000 sınırını aşmış bulunuyor.

AllAboutWindowsPhone.com internet sitesinin yaptığı çalışmada ortaya çıkan bu rakam, git gide daha hızlı bir şekilde artıyor.Zira son bir ay içerisinde Microsoft’a günde ortalama 265 tane uygulama gönderildi. Bu rakam, toplam uygulama sayısı 40.000’lerdeyken 165’ti. 2012’nin yazında, marketteki uygulama sayısının 100.000’i geçeceği öngörülüyor.

:: Sizce Windows Phone, gelecekte iOS’un yerini alır mı?

 

Apple’a Milyon Dolarlık Para Cezası

Apple, garanti sürelerinde bilgilendirme yapmadan değişikliğe gitmesinden dolayı İtalya‘da cezaya çarptırıldı. Kullanıcılara 2 yıl yerine 1 yıllık garanti sunan Apple, Apple Care üzerinden daha fazla garanti için ek para alıyordu.

İtalya Antitröst Kurumu, yukarıdaki sebeplerden ötürü Apple‘ın garanti süresi ile ilgili yasalaları çiğnediği için 400.000 Euro, AppleCare için aldığı ek ücret için de 500.000 Euro ceza yedi. Toplamda 1.2 Milyon Dolar’a denk gelen cezaya çarptırıldı.

Apple, para cezası dışında 90 gün içerisinde Apple Care kutularına 2 yıllık garanti süresinin yansıtılması isteniyor. Eğer Apple bunu yapmazsa, daha farklı cezalara çarptırılabilir.

::Apple’ın son zamanlarda aldığı cezalar için ne düşünüyorsunuz ?

 

2011’in En İlginç Konsept Tasarımları

Yanko Design adlı tasarım sitesi, 2011 yılının bitmesiyle birlikte internette en çok beğenilen konsept tasarımları okuyucuları için derlemiş.

Biz de aralarından en güzel görünen ve işlevsel olanlarını seçerek sizlere sunmak istedik. Galeride bulunan görseller arasında, sihirli kaşıklardan inanamayacağınız kafe tasarımlarına, BMW‘nin konsept motosiklet tasarımından gelecekten gelen bir Ferrari‘ye kadar birçok konsept tasarım bulunuyor.

Bu tasarımlardan hangileriyle günlük hayatımızda karşılaşma fırsatımız olacak hep birlikte göreceğiz. Sözü daha fazla uzatmadan sizleri bu harika konsept tasarımlarla baş başa bırakalım.

Complete Me, Please! – Hsiang Wang

{pagebreak::1}

Samsung Galaxy Skin – Haeyon You

{pagebreak::2}

Racer Bike – Allen Chester G. Zhang

{pagebreak::3}

The Magic Spoon – Ivan Erkic

{pagebreak::4}

Biz Café – Youri Hong, Moonhwan Park ve Hyoshin Kim

{pagebreak::5}

Double U USB Port – Ma Yi Xuan

{pagebreak::6}

Plug Cup – Dong Hun Seo, Geun Hyuk Yoo, Ki Sang Yoon ve Yune Jae Bang

{pagebreak::7}

Ferrari Millenio – Marko Petrovic

{pagebreak::8}

Flexbook – Hao-Chun Huang

{pagebreak::9}

Finder – Chu Wang, Qiujin Kou, Qian Yin ve Yonghua Zhang

{pagebreak::10}

The USB Watch – Yoon-jin Gon, Yoon-tae Myoung ve Kim Sung Hun

{pagebreak::11}

Flip Phone – Kristian Ulrich Larsen

{pagebreak::12}

The BMW Ghost – Marko Petrovic

{pagebreak::13}

Villa Amanzi – Adrian McCarroll, Waiman Cheung ve Jamie Jamieson

{pagebreak::14}

Gaming Pod Concept – Alan Li

:: Konsept tasarımlardan hangilerini beğendiniz?