Devletlerin Arakladığı 10 Silah

Amerika ve Sovyetler Birliği arasında başlayan güç dengesi, kısa sürede soğuk savaş adı verilen diplomatik krize dönüşmüştü. Bu savaşta artık çatışmalara gerek yoktu. Hiç kullanılmasa bile kim daha güçlü silah geliştiriyorsa onun eline büyük bir koz geçiyordu.( Nazi’lerin Gizli Teknolojileri)

Nazi‘lerin tarihten silinmesiyle birlikte değişen dünya dengesini istediği gibi yönlendirmek isteyen bu süper güçler, bilim ve casusluk oyunlarıyla yıllarca bir biriyle savaştı. Soğuk savaş yıllarında iki ülkede günümüz teknolojisinin temelini atmıştı.( Nazi’lerin Gizli Teknolojileri 2)

 

 

 

Kolay Yolu Seçtiler

Ancak her zaman teknoloji azimli ve disiplinli çalışmaların sonucunda elde edilmiyor. Güçlü casusluk ağı ve istihbarat sayesinde geliştirilen teknolojileri ülkelere uygulamak da mümkün. (Soğuk Savaşın Kızıl Bilgisayarları )

Yakın dönemde geliştirilen en ünlü silahlar, Çin ve Amerika gibi ülkeler tarafından ele geçirildi ve bu ürünlerin çalıntı kopyaları hazırlandı.

İşte dünyanın en ünlü 10 çalıntı silahı…

 

{pagebreak::10. Saegheh Füzesi}

10. Saegheh Füzesi

 

 

Saegheh 40 mm’lik anti-tank rocketi İran tarafından geliştirilmişti. Ancak Amerika’lı mühendisler bu füzeği alıp kendi amaçlarına göre tekrar tasarladı. 47 Dragon adını alan bu silahın özellikleri de ABD tarafından değiştirildi. 40 mm olan savaş başlığı 30 mm ile değiştirildi.

 

{pagebreak::9. Type 56}

9. Type 56

 


 

Sovyetler Birliği’nin ünlü silahı AK-47 (Kalashnikov) Çin’lilerin elinde tekrar doğdu. Type 56 adını alan bu silah, Kalashnikov ve Çin’in geleneksel silahlarının özelliklerini taşıyor. Çin 1950’den bu yana Type 56’dan 15 milyon adet üretti.

 

{pagebreak::8. Vympel K-13 roketi }

 8.  Vympel K-13 roketi

 

Sovyetler Birliği bir dönem uçaklarının başına iş açan Amerikan yapımı AIM-9 Sidewinder roketlerini bir çatışma sırasında ele geçirdi. Sovyet mühendisler hemen bu roketi inceleyip, Vympel K-13 adıyla tekrar tasarladılar.

 

{pagebreak::7. KL-7.62}

7. KL-7.62

 

Bu silah listedeki en komik hikayelerden birine sahip, çünkü aslında çalınmış bir tasarımın tekrar elden geçmiş hali. İran Çin’in çalışma prensibini AK-47’den çaldığı Type 56’yı araklayarak KL-7.62 adlı bu silahı geliştirdi.

 

{pagebreak::6. Toophan}

6. Toophan

Amerika’ya ait TOW anti tank füzeleri İran tarafından ele geçirildikten sonra ülkenin mühendisleri Toophan (tufan) füzelerini tasarladı.

 

{pagebreak::5. R-1 rocket}

5.  R-1 rocket

 

Nazi’ler savaşı kaybettiği zaman geliştirdikleri teknolojiler Amerika ve Sovyetler Birliği tarafından yağmalandı. Hitler’in uzak mesafelerden hedef vurmak için geliştirdiği ünlü V-2 roketlerinin tasarımları ise Sovyetler Birliği tarafından ele geçirildi. R-1 adlı bu roket V2’den çalınan prensiplerle geliştirildi.

{pagebreak::4. Fajr 27}

4. Fajr 27

İran’ın gururu deniz savunma sistemleri, İtalya’nın Oto Malere adını verdiği silahtan türetildi. İran’lı mühendisler 76mm bu savunma sistemini kendi ülkelerine daha uygun hale getirdiler.

 

{pagebreak::3. Yu-7 torpido }

3. Yu-7 torpido

Amerikan Mk 46 Mod. 2 hafif ASW torpedo 1984 yılında Çin tarafından ele geçirildi. Ülkenin taklit macerasının başlamadığı bu dönemde, Çin Halk Cumhuriyeti mühendisleri aynı torpidoyu Yu-7 adıyla tekrar tasarladı. 

 

{pagebreak::2. Republic-Ford JB-2}

2. Republic-Ford JB-2

 


İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Amerika ise teknoloji yağmasında V-1 roket bombardıman uçağının tasarımlarına sahip oldu. Amerika, Republic-Ford JB-2 adını verdiği jet motorlu bu aracı savaşta kullanamadı.
{pagebreak::1. Panzerschreck}

1. Panzerschreck

 

Birçok teknoloji gelişmenin ardındaki isim olsalar da Nazi’ler de bazen kolay yolu tercih etti. Savaş sırasında Amerika bazukalarını ele geçiren Nazi mühendisleri, bu sistemi geliştirip roket atarlara benzer bir hale getirdi.

 

:: Bu çalıntı silah teknolojileri arasında en çok hangisi dikkatinizi çekti?

 

 


Lego İle İnanılmaz Bir Robot Yaptı

Uzmanlar çocukların zihinsel gelişimi için Lego‘nun çok önemli olduğunu söylüyor. Bu plastik tuğlalarla yapılan koca şehirler ve heykelleri görünce Lego’nun aslında sınırsız bir tasarım ürünü olduğunu görüyoruz.(Dünyayı Değiştiren 10 Robot)

#video_5250#

En Uçuk Tasarımlardan Biri

Ancak, Lego konusunda daha başarılı işler çıkartanlar da var. Mekanik konusunda yeteneği bulunan kişilerin daha ciddi ürünler hazırlaması firmanın büyüklere yönelik bir seri çıkartmasına neden olmuştu.(Lego’dan Robot Wall-E Yaptılar)

İşte bu seriyle hazırlanmış şaşırtıcı Lego robotu. 4 motor ve bir sensöre sahip olan bu robot, merdivenleri çıkabiliyor ve önündeki engelleri algılayabiliyor.

 

:: Lego’larla şimdiye kadar yaptığınız en uçuk tasarım neydi?

 

NFS: Shift 2 Duyuruldu

Geçtiğimiz aylarda kullanıcılara tamamen online bir yarış oyunu kazandıran ve E3 fuarında Hot Pursuit’in devamının geleceğini açıklayan EA Games, Need For Speed: Shift 2’yi de duyurdu. (NFS World Kapalı Betası Başladı)

Eylül 2009 tarihinde piyasaya çıkan ilk yapım, Carbon, ProStreet, Undercover gibi oyunlardan sonra seriye ilaç gibi gelmişti. Çeşitli otoritelerce de beğenilen Shift, NFS’nin eski havasını yakalayabileceği sinyallerini veriyordu.

NFS ikinci vitese geçti

2011 yılının son çeyreğinde raflarda olmasını beklediğimiz ikinci oyunun geliştiriliciliğine, yine Slightly Mad Studios devam edecek. NFS: Shift 2 ile pek bilgi bulunmasa da birinci yapımın, PlayStation 3, Xbox 360, PSP ve PC platformları için satışa sunulduğunu biliyoruz. (E3’te yeni NFS)

:: Need For Speed: Shift’i beğenmiş miydiniz?

Jabra ve Microsoft’tan Ortak Çalışma

Gelişen teknoloji iletişim seçeneklerinin de artmasını sağladı. Ancak bu seçeneklerin bolluğu her zaman, çözüm olmuyor. Çok fazla iletişim kanalı büyük şirketler için karmaşa da demek.( Jabra Beyaza Büründü)

Bu yüzden firmalar birleşik iletişim merkezlerine yöneliyor. Dün Microsoft ve Jabra düzenlediği toplantıyla, Kamu Kurumları İçin Birleşik İletişim Platformu’nu basın mensuplarına tanıttı.

 

 

Tüm İletişim Platformları Tek Merkezde

Toplantıda, teknolojik gelişmelerin günümüz iş dünyasında e-posta, cep telefonu, sosyal ağlar, hızlı mesajlaşma ve video konferans gibi çok sayıda yeni iletişim kanalından yararlanma ihtiyacını beraberinde getirdiğini hatırlatan Microsoft Türkiye Satış Çözümleri Uzmanı Tuğbay Aşkın, bu kanalların birbirinden bağımsız yönetilmeye çalışılmasının kurumlara depolama, yönetim, güvenlik ve uyum açısından büyük zorluklar getirdiğini belirtti.(Windows Phone 7 de Ekim’de!)

Kurumların birbirlerinden bağımsız olduklarında bu iletişim kanallarının iş ve devlet regülasyonları ile uyumlu olmasını sağlamakta büyük zorluk çektiğini, farklı kanallardan iletişimin çalışanların verimliliğini de olumsuz etkilediğini anlatan Aşkın, Birleşik İletişim’in karmaşıklığı en aza indirdiğini vurguladı. Aşkın, “Birleşik İletişim tek bir kimlikle kullanıcıların iletişimde olduğu tüm kanalları tek bir ortamda birleştirerek avantaj sağladığını belirtti.

Forrester’ın yaptığı bir araştırmaya göre Birleşik İletişim’e yapılan yatırımların geri dönüşünün iki ay içinde alınmaya başladığını, 3 yıl içinde kurumlara yatırımlarının yüzde 500 geri dönüşü olduğunu kaydeden yönetici , Microsoft’un da kendi bünyesinde Birleşik İletişim’e geçerek 1 yıl içinde yatırımını yüzde 240 oranında geri kazandığını anlattı.

:: Şirketinizde böyle bir sistem kullanır mısınız?

 

 

Dokunmatik Ekran Teknolojileri

Yıllardır var olan fakat kullanım alanı çok da geniş olmayan dokunmatik ekranlar, son dönemde altın çağını yaşıyorlar. Eskiden sadece ATM’lerde ya da benzer cihazlarda rastlayabildiğimiz dokunmatik ekranlar artık neredeyse piyasaya çıkan tüm cep telefonlarında ya da benzer taşınabilir cihazlarda standart olarak geliyor.

Apple’ın 2007 yılında piyasaya çıkardığı iPhone’un büyük beğeni toplamasının en önemli sebeplerinden biri de dokunmatik ekrana sahip olmasıydı. iPhone’un önemli bir satış başarısı yakalaması üzerine tüm üreticiler de bu tip ekranlara yönelmeye başladılar. (iPhone’un En İyi Olduğu 8 Konu)

 

iPhone, dokunmatik ekranların yaygınlaşmasını sağladı

 

Uzun Zamandır Var

Son 2-3 yıldır sıkça kullanılmaya başlanan dokunmatik ekranların tarihi 1940′lı yıllara kadar dayanıyor. (Microsoft’un Yeni Ekran Teknolojisi)

1945 ile 1950 yılları arasında özel bazı laboratuarlarda ilk örnekleri geliştirilen dokunmatik ekranlar ticari olarak ilk kez 1975 yılında elektronik bir eğitim sistemi olan PLATO projesinde ortaya çıkmıştı.

{pagebreak::İlk Dokunmatik Bilgisayar}

İlk Dokunmatik Bilgisayar

1983 yılında piyasaya sürülen HP-150 dünyanın dokunmatik ekranlı ilk ticari kişisel bilgisayarıydı. Aslına bakılırsa bu ürünün ekranı bugün anladığımız anlamıyla dokunmatik değildi. (ASUS Eee PC Touch İnceleme)

Ekrana parmağınızı dokundurduğunuzda, yan taraflardan çıkan kızıl ötesi ışınları engellemiş oluyordunuz. Bu sayede ekran parmağınızın nerede olduğunu anlayıp ona göre görüntü veriyordu.

 

Dokunmatik ekranlı ilk kişisel bilgisayar HP-150

 

Tek Bir Standart Yok

Günümüzde piyasaya sürülen dokunmatik ekranlarda tek bir standart teknoloji yok. Aksine çok farklı temellere dayanan dokunmatik ekran teknolojileri bulunuyor. (Dokunmatik Ekranlı İlk Walkman)

Bunların bazıları sıkça kullanılırken, bazıları sadece belli cihazlarda yer alabiliyor. Şimdi bu teknolojilere kısaca bir göz atalım.

{pagebreak::Rezistif Ekran}

Rezistif Ekran

Rezistif ya da diğer bir deyişle dirençli dokunmatik ekranlar birçok katmandan meydana geliyorlar. Bunların en önemlilerini ise aralarında ufak bir boşluk bulunan iki adet iletken katman oluşturuyor. (Tablet Devrimi Başladı)

 

İki iletken katmanın birleşmesi algılanıyor

Katmanlar Birleşince

Parmağınızla ekrana dokunduğunuz zaman bu iki katman o noktada birleşerek akımda değişiklik yaratıyor. Böylece nereye dokunulduğu anlaşılmış oluyor. Buradan alınan veri kontrolcüde işlenerek ekrana yansıtılıyor.

{pagebreak::Akustik Yüzey Dalgası}

Akustik Yüzey Dalgası

SAW (Surface Acoustic Wave) adı verilen teknolojide dokunmatik ekranın üzerinden ultrasonik ses dalgaları geçiriliyor. Panele dokunulduğu zaman ses dalgasının o bölümü emildiği için, dokunulan bölgenin neresi olduğu anlaşılıyor. (Güneş Işığında En İyi Ekran Hangisi?)

 

Emilen ses dalgaları parmağın yerini belli ediyor

 

Dış Etkenlere Açık

Bu bilgi daha sonra işlenerek ekrandaki görüntüye yansıtılıyor. Bu teknolojiye sahip ekranlar dış etkenlere çok açık olduğu için fazla tercih edilmiyor.

{pagebreak::Kapasitif Ekran}

Kapasitif Ekran

Kapasitif dokunmatik ekranlar cam gibi bir yalıtkan bir katman ile iletken bir katmanın birleşmesinden oluşuyor. Genelde bu ekranlarda iletken olarak indiyum kalay oksit adlı madde kullanılıyor. (Nokia X6 Video İnceleme)

 

iPhone modellerinde kapasitif ekran yer alıyor

 

Elektrostatik Alan

İnsan vücudu iletken olduğu için kendine özgü bir elektrostatik alana sahip. Dokunulduğu zaman ekranın elektrostatik alanı ile bu alanın yapısı bozuluyor ve ekran bu değişikliği algılıyor. Buna göre nereye dokunulduğu bilgisi elde edilmiş oluyor. Yeni nesil cep telefonlarının bazılarında bu yöntem kullanılıyor.

{pagebreak::Kızılötesi}

Kızılötesi

Kızılötesi teknolojisine sahip olan dokunmatik ekranların kenarlarında kızıl ötesi LED’ler ve foto algılayıcılar yer alıyor. Bu algılayıcılar LED ışınların bütünlüğünü kontrol ediyorlar. (Microsoft’tan Multi Touch Fare)

Parmağınızı ya da herhangi başka bir cismi ekrana dokundurduğunuz zaman ışınların bütünlüğü bozuluyor. Foto algılayıcılar bunu tespit edip kontrolcüye gönderiyorlar.

 

Bu teknoloji ATM’lerde sıkça kullanılıyor

 

ATM ve Kiosklar İçin

Kızılötesi teknolojisine sahip olan dokunmatik ekranlar daha çok açık alanlardaki ATM ya da kiosk gibi cihazlarda tercih ediliyor.

{pagebreak::Gerilimölçer}

Gerilimölçer

Güç paneli adı da verilen bu teknolojide ekran dört köşesinden tutturuluyor ve ekranın alt kısmına baskıyı ölçen cihazlar yerleştiriliyor. Ekranın üzerine bastırıldığında bu cihazlar ne kadar baskı olduğunu ve yerini tespit ediyorlar.(Hayal Kırıklığı Yaratan Akıllı Telefonlar)

 

Bu tip dokunmatik ekranlar epey dayanıklı oluyorlar

 

Yeri ve Şiddeti

1960′lı yıllardan beri kullanılan bu teknoloji sadece parmağın yerini değil, baskının şiddetini de ölçtüğü için farklı uygulamalarda da kullanılabiliyor. Ayrıca, daha dayanıklı olduğu için açık alanlarda tercih ediliyor.

{pagebreak::Optik Görüntüleme}

Optik Görüntüleme

Yeni yeni uygulanmaya başlanan teknolojilerden biri olan optik görüntüleme de ekranın kenarlarına ya da köşelerine iki ya da daha fazla görüntü algılayıcı yerleştiriliyor. (Apple Multi Touch’ın Geleceğini Gördü)

 

Optik görüntüleme teknolojisi yeni yeni kullanılmaya başlandı

 

Boyut da Algılanıyor

Bu algılayıcıların görüş açısını kaplayacak şekilde kızılötesi ışıklar konulduktan sonra ekrana yaklaşan cisim bir gölge olarak algılanıyor. Bu sayede dokunulan yerin neresi olduğunun yanı sıra dokunan nesnenin boyutu da algılanabiliyor.

{pagebreak::Sinyal Dağıtma Teknolojisi}

Sinyal Dağıtma Teknolojisi

2002 yılında ilk kez tanıtılan bu teknoloji ekrandaki camın üzerinde, dokunmayla oluşan titreşimi algılamaya yarıyor. Bu sayede dokunulan yer belirlendikten sonra görüntü ona göre değişiyor. (Ayaklar İçin Dokunmatik Ekran)

 

Sinyal dağıtma teknolojisinde ekstra katmanlara ihtiyaç yok

 

Net Görüntü

Bu teknolojinin en önemli artısı ekranda camın dışında herhangi başka bir katmana ihtiyaç duyulmaması. Böylece görüntü daha berrak ve net olabiliyor.

{pagebreak::Piezoelektrik}

Piezoelektrik

2006′da tanıtılan bu teknoloji bazı kristaller ve benzeri yapıdaki maddelerin sahip olduğu piezoelektrik özelliğinden faydalanıyor. (Tek Bir Hareketine Bakar)

 

Piezoelektrik özelliğine sahip maddeler şekil değiştirince elektrik alanı oluşturuyor

 

Şekil Değiştirince

Piezoelektrik maddeler şekli değiştirildiğinde ya da bir darbe aldıklarında elektrik alanı oluşturuyorlar.

Bu özelliğe sahip maddelerden bir katmana sahip olan ekran, dokunulduğunda o noktada elektriksel bir alan oluşuyor. Kontrolcü de bunu algılayarak nereye dokunulduğunu belirliyor.

{pagebreak::Çift Yönlü Ekran}

Çift Yönlü Ekran

M.I.T. tarafından Aralık 2009′da tanıtılan çift yönlü ekran teknolojisi, LCD ekranları dev birer kameraya dönüştürmeyi hedefliyor. (Hangisine Dokunmalı?)

Geliştirilen bu yöntemde sensörlerin önüne LCD yerine, bir dizi küçük delik yerleştiriliyor. Her delikten geçen ışık ışınları sensörleri harekete geçirerek düşük çözünürlüklü bir görüntü elde ediliyor.

 

Bu ekranlara dokunmanız bile gerekmiyor

 

Hem Yeri Hem Derinliği

Her bir delikteki görüntü farklı açılardan geldiği için ekranın önünde duran bir cismin yeri ve derinliği belirlenebiliyor. Böylece ekrandaki görüntü buna göre tepki verebiliyor.

:: Dokunmatik ekranları kullanışlı buluyor musunuz?

 

Sony Alpha Dijital SLR Yelpazesini Genişletiyor

İlk kez DSLR kullananlar için ideal olan DSLR-A390 (α390) ve DSLR-A290 (α290), küçük point-and-shot kameralara göre oldukça iyi bir görüntü kalitesi ve yaratıcılık seçenekleri sunuyor (Tatilinizi Bu Kameralarla Geçirin!).

Hatasız ve düşük gürültülü resimler için 14.2 etkin MP’lik bir çözünürlük ile her iki kamera da, DSLR kullanıcılarından takdir toplayan hızlı çekim olanağı sağlıyor. α390, ekstra olarak Quick AF Live View’in kazançlarını sunuyor.

Bu eşsiz sistem, hızlı ve doğru phase-detection otomatik odaklaması ile açılabilen Clear Photo LCD’de canlı resim ön izlemesini birlikte getiriyor.

Sony’nin DSLR segmentindeki giriş modeli olan yeni α290, sadece 456 g (pil ve medya hariç) ağırlığa sahip küçük bir gövdede α390’la aynı 14.2 etkin megapiksel çözünürlüğü sunuyor.

 

DSLR konusunda acemi olanlar bile, her iki kameranın zengin yaratıcı özelliklerini keşfetmeyi oldukça basit bulacaklar. Pratik Grafik Ekran, poz süresi ve diyafram arasındaki ilişkinin yanı sıra seçilen pozlandırma ayarlarının son resimdeki etkilerini anlamayı kolaylaştırıyor (Dünya’ya Havadan Bakın!).

Yardım Kılavuzu, kamera fonksiyonlarını özet olarak göstermenin yanı sıra elde edeceğiniz sonuçları göstermek için örnek resimlerle birlikte açıklıyor. Çekim ve yeniden oynatma fonksiyon menülerine hızlı erişim, ekrandaki renkli ikonlarla daha iyi hale getirilmiş durumda. 

:: Canon, Nikon ya da Sony Alpha. Genel olarak hangisini seçerdiniz?

 

Symbian^3 Tümüyle Hazır

Symbian Vakfı tarafından 250 önemli yeniliğe sahip olduğu belirtilen Symbian^3 özellikle yenilenen güçlü çoklu ortam yetenekleriyle dikkat çekiyor. Nokia N8’in işletim sistemini taşıyan ilk cihaz olacağı vurgulanırken hemen ardından Symbian^3’lü akıllı telefonların sayısında hızlı bir artış yaşanacak. Symbian Vakfı’nın maddeler halinde açıkladığı konu başlıklarına buyurun birlikte göz atalım.

 

{pagebreak::Daha İyi Grafikler}

Daha İyi Grafikler

Yepyeni bir grafik mimarisine sahip olan Symbian^3, donanımsal hızlandırma destekli güçlü bir yazılım ile güçlü 3D grafiklerin üstesinden başarıyla geliyor. Özellikle Kinetic Scrolling özelliğinin akıcı bir şekilde görüntülenebilmesinde bu konunun etkisi büyük.

 

{pagebreak::Çoklu Dokunmatik Ekran Desteği}

Çoklu Dokunmatik Ekran Desteği

Symbian^3’ün çağı yakalayan özelliklerinden biri de Multitouch. Yeni arayüz bu sayede pinch zoom gibi birçok fonksiyonel özelliğe olanak tanıyor. Ayrıca sanal klavyede daha hızlı bir yazım ve üst karakter tuşlarının kullanılabilmesi böylelikle olanaklı kılınmış.

 

{pagebreak::Zengin Multimedya Deneyimi}

Zengin Multimedya Deneyimi

HDMI desteğine sahip olan işletim sistemi bu sayede görüntü ve seslerin yüksek kaliteli olarak izlenebilmesine olanak tanıyor. Ayrıca müzik kontrol kısayolları ve bekleme ekranı kısayolları desteği işletim sisteminin önemli bir artısı. Bunun yanı sıra bir diğer dikkat çekici yenilik ise Fusion Player. Symbian’ın eski Media Player ve Video Center yazılımlarını tarihe gömen uygulama son derece başarılı ve güçlü.

 

{pagebreak::Daha İyi Multitasking}

Daha İyi Multitasking

İlk Symbian sürümlerinden bu yana çoklu işlem yapabilme özelliğine sahip olan Symbian, yeni sürüm ile birlikte yılların da tecrübesi ile çok başarılı bir yapıya kavuşmuş. Aynı anda daha az sistem kaynağı tüketerek daha fazla uygulamayı çalıştırabilme olanağına sahip olan sistem, yeni görev yöneticisi ile de geçişlerde görsel bir güzellik ve kolaylık sağlıyor.

{pagebreak::Konumlama}

Konumlama

 

Symbian^3 konumlama konusunda bir takım yeni konumlama protokollerini beraberinde getiriyor. Böylece daha isabetli bir bağlantı ve hız sağlanması amaçlanmış. Özellikle Here and Now uygulamasının sisteme tam manasıyla entegre edilmesi, Symbian’ı günlük hayatta sık başvurulacak bir asistan haline getiriyor.

 

{pagebreak::Daha İyi Bağlantı}

Daha İyi Bağlantı

Gerek şebeke üzerinden gerçekleştirilen veri bağlantılarında gerekse kablosuz ağ erişim seçeneklerinde ciddi bir performans artışı vaat ediliyor. Ayrıca tek tıkla bağlantı özellikleri de bir hayli geliştirilmiş.

 

{pagebreak::Geliştiricilere Özel Araçlar}

Geliştiricilere Özel Araçlar

Symbian^3’ün en önemli yeniliği hiç şüphe yok ki Qt arayüzünün entegre edilmesi olmuş. Sistem ile Qt ön yüklü olarak geliyor. Böylelikle çapraz uygulama geliştirme olanakları ve akıllı yükleyici seçeneklerinden Symbianlı akıllı telefonlar da faydalanabiliyor. Elbette ki her şeyden önemlisi web runtime widgetlar sistemin en önemli artısı. Web 2.0 uygulamaları oluşturmak ve kamera, rehber gibi konumlara erişim sağlayabilmek Symbian’ın önemli kozlarından.

#video_5251#

:: Symbian^3’ün yeni sürümü ile başarılı olacağını düşünüyor musunuz?

 

Asus, Netbook’lara Meydan Okuyor

En son USB 3.0 ve Bluetooth 3.0 teknolojilerini barındıran Eee PC 1215N, temel bilgisayar ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmış tüm netbook’ lara meydan okuyor (Intel’in Uçuk Projeleri).

Üstün multimedya performansı sağlayan Intel Atom D525 çift çekirdekli işlemci ve NVIDIA  ION  grafik işlemcisine üzerinde barındıran bu ürün üstün performansı ile ilgi çekiyor.

 

Videolar Kristal Netliğinde İzlenecek

1215N, 16:9 görüntüleme oranı ile 1366 x 768 HD geniş ekranda (12.1 inç) 1080p çözünürlükte HD videoları düzgün ve kristal netliğinde oynatabiliyor.  

Ürünün içerisine yerleştirilmiş olan donanım kod çözücüleri, mükemmel bir şekilde H.264, VC1 ve MPEG2 dosya formatlarının kodlarını çözerken, HDMI-çıkış portu geniş ekranlarda Full HD 1080p kayıttan yürütme sağlıyor.

 Eee PC 1215N’in 250GB veya 320GB sabit disk sürücüsü, 500GB’lik ASUS WebStorage ile tamamlanıyor.

 

Eee PC  1215N, multimedya yeteneklerini tamamlamak üzere hızlı ve etkin bir bilgisayar deneyimi sağlamak için tasarlanmış özellikler içeriyor.

USB 3.0 teknolojisinin yanı sıra Bluetooth 3.0 ve 802.11n Wi-Fi bağlantısını destekliyor. Bu ürün kapalı olduğunda bile cep telefonlarının USB aracılığıyla şarj edilmesine olanak tanıyor (ASUS N53JN Video İnceleme).

:: Asus’un yeni Netbook’u, sizce piyasada nasıl bir etki yaratacak?

 

Eğlenceyi Genius iSlim310 ile Yaşayın

Genius iSlim 310, sesli ve görüntülü sohbetler yapabileceğiniz, tasarımı ile ilgi çeken ve uygun fiyatı ile fark yaratan bir web kamera (Intel’in Uçuk Projeleri).

Benzer ürünlerle kıyaslandığında ortalamanın üstüne çıkamayan iSlim 310, bu eksikliğini birbirinden eğlenceli yazılımlarla kapatmaya çalışıyor.

Ürün ile birlikte, konuşan bir avatar ve yüz ifadelerine sahip olabileceğiniz CrazyTalk Cam Suite yazılımı veriliyor.

Bu yazılım sayesinde CrazyTalk Avatar’ı kullanarak fotoğraflardan ilginç animasyonlu karakterler yapmanın yanı sıra, bu karakterleri video kliplere veya e-kartlara ekleyerek arkadaşlarınız ve ailenizle paylaşabilirsiniz.

Ortalamanın üstüne çıkamayan iSlim 310, yaklaşık 30 TL’lik fiyatı ile fark yaratmak istiyor.

 

Teknik Özellikler:

  • Yüksek kaliteli VGA sensor
  • 640 x 480’e kadar video yakalama
  • Saniyede 30 kareye kadar kare hızı
  • LCD panel veya dizüstü bilgisayar için ayarlanabilir taban
  • Online sohbet için dahili mikrofon

:: Web cam modasının geçtiğini düşünüyor musunuz?

 

Mükemmel Bir Müzik Arkadaşı: WALKMAN E450

İlk bakışta göze çarpan zevkli tasarımı ve şık üç renk seçeneği ile WALKMAN E450, diğer MP3 çalarlar arasında öne çıkan Sony’nin zengin ve kaliteli ses ayrıcalığını da taşıyor ve genç müzikseverler için biçilmiş kaftan oluyor (6 Ay Boyunca Sınırsız MP3).

Yeni ara yüz WALKMAN’i daha kolay kullanılır ve daha eğlenceli bir hale getirirken,yeniden tasarlanan çalma ekranı, albüm kapak çalışmalarının büyük görüntüsünü çok canlı ve net QVGA ekranda rahatlıkla görmenize izin veriyor.

Arka plan duvar kağıdı olarak mevcut bulunan bir takım tasarım seçeneklerini kişiselleştirebilir veya kendi fotoğrafınızı kullanabilirsiniz. Yeni Sahne Araması özelliği ise, bir dizi küçük görüntüyü kaydırarak, uzun videolarda doğru anı bulmanızı kolaylaştırıyor.

58 gram ağırlığında olan bu ürün 8 Gbyte kapasitenin yanı sıra 2 inç QVGA ekranına sahip.

Her WALKMAN gibi yeni E450 serisi de, müzik koleksiyonuz için sağladığı tam ve zengin ses özelliği ile kulakların pasını alıyor. Net Bas ve Net Stereo özelliklerine, yeni DSEE (Digital Sound Enhancement Engine / Dijital Ses Artırma Motoru) özelliği de katılıyor.

Sony tarafından geliştirilen DSEE, müzik dosyalarının daha doğal ve CD kalitesinde sesi oluşturmak için sıkıştırıldığında kaybolan yüksek frekansları onarıyor.

Yeni Virtual Phones Technology (Sanal Telefon Teknolojisi) kulaklıklarınıza, favori parçalarınızla eğlenmeniz için fazladan bir boyut da getiriyor. Ayrıca Sony’nin akustik modellemesi size, farklı beş ses alanı seçeneği sunuyor.

Dynamic Normalizer ise siz şarkıları sürekli dolaşma modunda arka arkaya dinlerken her bir şarkının ses hacmini dengeleyip, ses yüksekliğindeki farklılıkları azaltıyor (Dünyayı Değiştiren 10 Robot).

:: Cep telefonu varken böyle bir ürün satın alır mıydınız?

WD TV Live vs. ASUS O!Play Air

İnternet hızlarının artması, dijital ortamda film arşivi yapanların sayısını artırdı. Dijital ortamda saklanan filmleri bilgisayarın monitöründen izlemek gayet kolay fakat televizyon kullanmak için biraz daha uğraşmanız gerek.

Odanızda bulunan televizyonun yanına bilgisayar taşımak, televizyondaki harici bellek girişlerini kullanmak gibi çözümler kullanılabilir fakat yine de bunlar çok da rahat şeyler değil. (WD TV Live Video İnceleme)

Çözüm: Medya Oynatıcılar

Bunların yerine firmaların ürettikleri medya oynatıcıları kullanmak daha kolay. Bu sınıfa dahil olan cihazlardan WD TV Live ve ASUS O!Play Air HDP-R3′ü sizler için karşılaştırdık. Bakalım hangisi diğerinin önünde yer aldı? (ASUS O!Play Air Video İnceleme)

#video_5243#

:: Medya oynatıcı satın almayı düşünüyor musunuz?