Skyfire Güncellendi

Sunucu tabanlı web tarayıcılar özellikle mobil cihazlar için bir hayli kullanışlı özellikleri beraberinde getiriyor. Daha az veri transferi, daha az sistem kaynakları tüketimi ve daha fazla hız bu konun sadece ana başlıkları. Skyfire da işte bu tarayıcılardan biri. Yeni sürüme güncellenen yazılım, işleyişe dair iyileştirmeler ve yepyeni özellikler taşıyor. Dikkat çekici ana başlıkları ile yeni özellikleri sıralayacak olursak:

– HTML 5 konumlama özelliği

– Dikey arama sonuçları

– Android 1.5 ve 2.1 için ön tanımlı tarayıcı olarak atanabilme özelliği

– Android 2.2 Froyo için iyileştirmeler

– Flash 10.1 iyileştirmeleri, birden fazla sekme açıldığında yaşanan çökmelerin giderilmesi

– Videoların daha hızlı yüklenebilmesi

– Geliştirilmiş zoom özellikleri

– Hataların düzeltilmesi ve performans iyileştirmeleri

An itibariyle Android Market üzerinden indirilebilen yazılımın resmi sayfasına gitmek için buradaki bağlantıyı kullanabilirsiniz.

:: Skyfire 2.2’de karşılaştığınız yenilikler neler?

Tek İsim, Üç Farklı Amaç

Rekor bir ücret ile HP tarafından satın alınan Palm’ı, HP’nin alması aslında pek de beklendik bir gelişme değildi. (WebOS Resmi Olarak HP’nin) Nokia, Lenovo, HTC gibi isimlerin Palm için ciddi bir uğraş verdiği yönündeki çeşitli haberleri sizlere daha önceki yazılarımızda aktarmıştık. Ancak gündeme gelen bu isimlerin yanı sıra, mobil dünyanın dev oyuncuları da öncesinde Palm’ın kapısını bir hayli aşındırmış.

Business Insider’ın haberine göre bu isimler RIM, Google ve Apple. İsimler şaşırtıcı gibi görünse de her bir ismin bu iş için mantıklı sebeplerinin olduğun tahmin etmek pek de güç değil. Peki, bu gerekçeler ne olabilir?

 

iOS 4’ün lansmanını kısa bir süre önce resmi olarak gerçekleştiren Apple’ın bu satın alma ile tek amacının, Palm’ın telefon bölümünü ya da WebOS işletim sistemi haklarını elde etmek olmadığı bir gerçek. Apple’ın asıl istediği Palm’ın elinde bulunan patent haklarının sahibi olmak. Bilindiği üzer e Apple, bu konuda daha önce çeşitli yasal sorunlar ile boğuşmak zorunda kalmıştı.

Bir başka isim olan RIM’in amacı ise WebOS’in haklarını ele geçirmek. BlackBerry OS 6.0’ı yakın bir zamanda resmi olarak duyuracak olan firma, bunun yanı sıra özellikle çoklu ortam anlamında gelişmiş bir sisteme de sahip olmak istiyor. Bu konuda elde edilebilecek en iyi isim de WebOS’den başkası olamazdı elbette.

Yazılım ve patentler konusuna çok fazla takılmayan Google’ın amacının ise kendi üretim olanaklarına kavuşmak olduğu iddia ediliyor. Nexus One üretimini Tayvanlı üretici HTC’ye yaptıran internet devi, böylelikle hem akıllı telefon pazarında hem de tablet bilgisayarlar konusunda daha etkin olabilmeyi umut ediyordu.

Üç isim de istediğine ulaşamadı. Ancak bu üç dev ismin istediklerinin tamamına ihtiyacı olan HP rekor bir ücret ödeyerek Palm’a ve tüm haklarına sahip oldu. Sadık bir müşteri kitlesi bulunan Palm, bakalım HP bünyesinde daha güçlü bir isim olabilecek mi…

:: Sizce WebOS HP bünyesinde hak ettiği başarıyla ulaşabilecek mi?

Nokia E75 Güncellendi

İş özellikleri ile ön plana çıkan başarılı E serisi Nokialardan biri olan E75 güncellendi. Avrupa, Asya ve Çin bölgelerinden satılan cihazları kapsayan firmware sürümü, işleyişi ve performansı artırmaya yönelik önemli düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Özellikle Exchange Server kullanımı esnasında yaşanan rehber ve ajanda senkronizasyonundaki sorunlar V210 sürüm numaralı güncelleme ile tümüyle giderilmiş.

 

Güncelleme sonrasında açılışta daha fazla boş ram ve daha az işlemci kullanımı da firmware ile elde edilen avantajlardan. Bir başka önemli ayrıntı ise FOTA güncellemeleri ile ilgili. Önceki sürümlerde yaşanan bir hata güncelleme esnasında hatalara neden olarak, cihazın açılmamasına neden olabiliyordu. Bu sürüm ile bu da giderilmiş. Nokia Software Updater ve FOTA yolu ile güncellenebilen V211 sürüm numaralı firmware kullanıcı verilerini korumayı amaçlayan UDP fonksiyonunu da destekliyor.

:: Güncellemede karşılaştığınız sorunları SDN Forumlarında paylaşın.

Geliştiriciler İçin 10 Firefox Eklentisi

Web sitesi geliştiricileri için çok ufak konularda bile yardımcı olan program büyük önem taşıyor. Normal bir kuıllanıcı için fazla şey ifade etmeyen bu programlar geliştiricilerin zamandan vakit kazanmasını sağlıyor.

Firefox açık kaynak kodunun ve eklenti özelliğinin avantajıyla web master‘ların elinden çıkmış birçok ilginç programcığa sahip.

Sizin için bir geliştiricinin hayatını kolaylaştıracak 10 adet Firefox eklentisini bir araya getirdik.

{pagebreak::10. Flash Swicher }

10. Flash Swicher

Geliştiriciler farklı kullanıcıların isteklerini karşılamak için her türlü programı ve sürümü test etmek zorundalar. Son zamanların favori grafik ve animasyon tasarım programı Flash ise bu konuda biraz sorun çıkartabiliyor.


Ulaşmak için tıklayınız

Sürekli gelişen programın farklı versiyonların iş yapmak ve test etmek için Flash Switcher eklentisini kullanabiliyorsunuz.

{pagebreak::9.Firebug}

9.Firebug

Firebug web geliştiricileri için çok faydalı bir işleme sahip. Bu eklenti sayesinde çok basit şekilde HTML ve CSS kodları üzerinde o sayfa hâlâ açıkken değişiklikler yapabiliyorsunuz.


Ulaşmak için tıklayın

{pagebreak::8. Live HTTP Headers}

8. Live HTTP Headers

Arama motorlarıyla bazı sorunlarınız mı var? o zaman bu eklenti tam size göre. Live HTTP Headers, size tarayıcınız ile serverlar arasında alışverişleri canlı olarak anlatıyor.

 



Ulaşmak için tıklayınız

Böylece sitenizin niye arama motorlarında gösterilmediğini ya da serverdan hangi sorunların kaynaklandığını bu alışveriş kayıtlarını okuyarak anlayabiliyorsunuz.

{pagebreak::7. FireShot}

7. FireShot

Sayfanızın nasıl göründüğünü müşterlerinize göstermek ya da öz eleştiri yapmak için bu program biçilmiş kaftan. Fireshot sayesinde sayfanızım tümünü görmek için aşağıya inmenize gerek kalmıyor.


Ulaşmak için tıklayınız

Bu sayede sayfanızın tam halini görüp bu ekran görüntüsü üzerine çeşitli notlar da alabiliyorsunuz.

{pagebreak::6. Tamperdata }

6. Tamperdata

Bu eklenti sayesinde sitenizin güvenlik testlerini yapabiliyorsunuz. Ayrıca siteye gelen ve giden verileri de kontrol edebiliyorsunuz.

 


Ulaşmak için tıklayınız

{pagebreak::5. Load Time Analyzer }

5. Load Time Analyzer

Bir geliştirici için en büyük kabus web sayfalarının yavaş açılmasıdır. Kullanıcıları bıktıran bu durum Google’da bile düşüşe geçmenize neden olabilir.


Ulaşmak için tıklayınız

Sayfanızın ortyalama açılış süresini görmek için Load Time Anlyzer‘ı kullanabilirsiniz. Bu eklenti, size sayfanızın açılma hızı konusunda detaylı bir rapor hazırlyor.

{pagebreak::4. MeasureIT }

4. MeasureIT

Sitenize bir resim eklemek istiyorsunuz ancak bu görsellin seçtiğiniz alanda ne kadar yer kaplaması gerektiğini kesteremiyorsunuz. Seçtiğiniz alanda en iyi performansı almak için MeasureIT adlı eklentiyi kullanabilirsiniz.


Ulaşmak için tıklayınız

Bu ufak eklenti seçtiğiniz alanın boyutlarını size söylüyor.

{pagebreak::3.ColorZilla}

3.ColorZilla

Kullanıcılar için basit gözüksede site üzerinde bulun tuş ve linklerin renkleri bir geliştirici için oldukça önemlidir. Ayrı grafik programlarıyla hazırlanan bu tarz detayların hazırlanması bazen oldukça büyük zaman alıyor.


Ulaşmak için tıklayınız

ColorZilla, size bu tarz değişiklikleri birkaç tıkla yapmanızı sağlayan bir sistem sunuyor.

{pagebreak::2. Link Checker}

2. Link Checker

Eğer yüzlerce linkin verildiği bir sayfanız varsa bu adreslerin kaç tanesinin aktif olduğunuzu test etmeniz bazen saatlerinizi bile alabilir.


Ulaşmak için tıklayınız

Link Checker eklentisi sizin için 404 hata kodu veren tüm linklerin listesini çıkartıyor. Kısa ayarlarla bu kırık linkleri düzeltebiliyorsunuz.

{pagebreak::1.Web Devoloper}

1.Web Devoloper

Bu eklenti kesinlikle boyutundan çok daha büyük hizmetler vaadediyor. Web Devoloper sayesinde, CSS üzerinde çeşitli ayarlamalar yapabilrisiniz.


Ulaşmak için tıklayınız

Sayfanızdaki çalışmayan linkleri ve resimleri görebilrsiniz. Tek bir tıklamayla bu bozuk resimleri düzeltebilirsiniz.

Cookie‘leri temizlemek DOM editörü açmak ve aklınıza gelebilecek herşeyi bu program sayesinde yapmak mümkün.

:: Bu sıralamaya eklemek istediğiniz bir eklenti var mı? Sizin sıralamanız ne olurdu?

CCIE R&S v4.0 Sertifikası Alan Türk

CCIE (Cisco Certified Internetwork Expert), Cisco’nun ağ teknolojileri konusunda en üst seviye sertifika programı. 2005’den beri yürürlükte olan CCIE R&S v3.0 sınavını geçerek CCIE R&S sertifikası alan dünyada yaklaşık 26400, Türkiye’de ise yaklaşık 80 kişi vardı (Hangi Güvenlik Sertifikası Alınmalı?).

Ekim 2009’da yenilenen ve CCIE R&S v4.0 olarak adlandırılan yeni sertifikasyon sınavı ise standartları çok yükseltti. Ekim 2009’dan bugüne dünyada yaklaşık 50 kadar kişi CCIE R&S v4.0 sınavını geçerek sertifikasını almaya hak kazandı.

Bu kişilerden biri ve Türkiye’deki ilk CCIE R&S v4.0 sertifikası sahibi ise bilgi teknolojileri eğitimi alanında AcademyTech’in Genel Müdürü Özcan Yıldız oldu (CCIE # 26239).

 

Özcan Yıldız CCIE R&S v4.0 sınavını geçen ilk Türk oldu.


CCIE sertifikasyonu, dünya genelinde ağ teknolojileri alanında en yüksek seviye olarak görülüyor. CCIE sertifikasına sahip kişiler ise dünyanın önde gelen telekomünikasyon ve iletişim firmalarında çok yüksek ücretlerle görev alıyor.

Hatta pek çok batı ülkesi bu tip üst düzey sertifikasyona sahip kişilere hemen oturma/çalışma izni ve vatandaşlık veriyor (Türkiye’nin SPICE Sertifikalı ilk Şirketi).

:: Sertifika programlarına katılarak daha rahat iş bulabileceğinize inanıyor musunuz?

Değişik Bir Aston Martin Tanıtımı

PC, PS3 ve X360 için geliştirilen ve bir aksilik olmazsa yılın son çeyreğinde raflarda olacak olan Test Drive Unlimited 2 için yeni bir video yayınlandı. Eden Studios tarafından geliştirilen oyunda, sadece araba alıp yarışmak değil, ev ve garaj almak gibi sosyal alternatifleriniz de mevcut.

Aston Martin için özel hazırlanan yeni trailer’da, oyun içi görüntüler eşliğinde hız canavarının tanıtımını izliyoruz.

Hız Canavarı

#http://eventrailers.gametrailers.com/gt_vault/12792/t_testdu2_excl_astonm_u7y.flv#

Oyunla ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için ön incelemesine tıklayın.

:: Test Drive Unlimited 2’nin Need for Speed: Hot Pursuit ve Gran Turismo 5 gibi rakiplerinin karşısında şansını nasıl görüyorsunuz?

ASUS Rampage GENE’de Yeni Nesil

ASUS Rampage III GENE, yer ve enerjiden tasarruf ettirerek microATX formundaki üst seviye Rampage II GENE’nin başarısını devam ettiriyor.

Altı çekirdekli Intel i7-980X işlemcileri destekleyen Intel X58 yonga seti ve ayrıca kullanıcılar için USB 3.0 SATA 6Gb/s bağlantı arabirimi içeriyor.

Rampage III GENE, Intel X58 yonga setine sahip

Rampage III GENE anakartı diğer microATX rakiplerinden ayıran en önemli özelliği Oyuncular Cumhuriyeti (ROG – Republic of Gamers) geleneğini taşıyor olması.

Ürün, küçük boyutuna rağman bol miktarda overclock ve sınırsız performans özellikleriyle ön plana çıkıyor.

:: Rampage serisi anakartlardan kullandınız mı?

Finansal Uygulamalar iPad’de

Yapı Kredi, Türkçe finansal iPhone uygulamasının ardından şimdi de iPad’e özel Türkçe finansal uygulamayı hayata geçirdi. iPad’e özel hazırlanan bu uygulama, finansal birçok hizmeti sadece iPad kullanıcılarının hizmetine sunuyor (Ödül Kazandınız Mesajlarına Dikkat!).

iPad kullanıcıları, sadece iPad üzerinde çalışan uygulama aracılığıyla IMKB bilgileri ile piyasa haberlerine 7 gün 24 saat ulaşabilecek.

Yapı Kredi iPad Finans uygulaması iTunes Store’dan ücretsiz olarak yüklenebiliyor.

 

Kişisel finansal ajanda ve kişisel hisse senetleri takip listesi oluşturabilme imkanı sunan uygulama, aynı zamanda bireysel kredi, repo, döviz, fon hesaplamaları, faiz ve ücret oranları gibi finansal bilgileri takip edebilme olanağı da sağlıyor (İnternetten Alışveriş Yapmanın Güvenli Yolu).

:: Bu tür uygulamalarının çoğalmasını istiyor musunuz?

İnanılmaz Oyun Deneyimi: Acer G5

61cm (24″), 58cm (23″), 55cm (22″), 51cm (20″) ve 47cm (19″) boyutlarında ve Full HD (1920×1080), HD+ (1600×900) veya HD (1366×768) çözünürlükleri ile 5 farklı form faktörü bulunan G5 serisi oyun, multimedia ve iş uygulamaları için mükemmel çözüm sunması ile fark yaratıyor (NVIDIA 3D Vision Surround Hakkında Her Şey).

Öncelikle konfor göz önünde bulundurularak tasarlanan bütün modeller en iyi görüntüleme deneyimi için ayarlanabilir “tilt” özelliğine sahip.

80,000:1 kontrast oranı ve Acer Adaptive Contrast Management özelliğine sahip bu monitörler özellikle karanlık veya çok parlak görüntülerde göze çarpan bir detay ve geçiş iyileştirmesi sağlıyor.

Böylece üstün bir görsel deneyim yaşatıyor. Overdrive ( OD) teknolojisi ile gelişmiş tepki süresi G5 serisi monitörleri 3D oyun ve videolar için yüksek kalite görüntüleme sağlıyor.

 

Kullanıcılarına oyun ve eğlencenin en iyisini sunan G serisi monitörler G195HQV ve G225HQ modelleri ile Ağustos ayında Türkiye’de olacak.

 

Monitörün boyutuna bağlı olarak standart VGA video girişinin yanı sıra birçok seçenek mevcut. Opsiyonel DVI ve HDCP destekli HDMI ile gelişmiş dijital bağlantı sağlanıyor. DVI ara yüzü LCD monitör ve video grafik kartı arasındaki bağlantı kalitesini en üst düzeye çıkarırken HDMI bağlantısı yüksek çözünürlükte görüntüleme ve benzersiz bağlantı sunuyor (Acer’ın Yeni Androidlileri).

Daha net görüntü için tasarlanan teknolojilerinin yanında G5 serisi güçlü ve farklı bir görünüm sergileyen keskin hatlarıyla benzersiz bir tasarıma sahip. X şeklindeki ayakları modern görünüşünün altını çizerken hıza ve performansa davet ediyor.

:: Acer’in monitörlerini beğeniyor musunuz? Arkadaşlarınıza tavsiye eder misiniz?

Teşekkür Borçlu Olduğumuz Teknolojiler

Teknolojinin çok hızlı geliştiği bu günlerde piyasaya sürülen yeni ürünlerin birçoğunun devrim niteliğinde olduğu iddia ediliyor. Hemen hemen her yeni teknolojiye yapıştırılan bu damganın doğru olup olmadığı zaman içinde ortaya çıkıyor.

Şimdi unutulmuş bazı teknolojiler bugünkilerin varolmasını sağladı

Teknolojinin bu hızlı ilerleyişi sırasında, zamanında gerçekten de devrim yaratan ve başka yeniliklere ilham kaynağı olan gelişmeleri unutmak çok kolay. Geride bıraktığımız teknolojiler arasında öyleleri var ki, bugünkü seviyeye ulaşmamızda büyük katkıları var.

İşte bizler de zamanında devrim niteliği taşıyan fakat günümüzde çoktan unutulmuş bazı teknolojileri sizler için derledik. Bakalım onları hatırlayabilecek misiniz?

{pagebreak::OS2}

OS/2

OS/2, Microsoft ve IBM tarafından IBM PS/2 modelleri için geliştirilen bir işletim sistemiydi. 1987 yılında piyasaya sürülen PS/2, IBM’in ikinci nesil kişisel bilgisayar mimarisini taşıyordu ve rakip PC üreticilerinin pazar paylarına göz dikmişti. PS/2 kendinden beklenen başarıyı gösteremese de OS/2 kullanıcıların beğenisini kazanmıştı.

OS/2, Microsoft ve IBM tarafından geliştirildi

OS/2 piyasaya sürüldüğü zaman insanlar hala komut satırı üzerinden işlem yapılan DOS’u kullanıyordu. Oysa OS/2′de grafik arayüz bulunuyordu. İlk sürümü DOS’a benzeyen OS/2, ikinci sürümünde grafik arayüze kavuşmuştu. Ayrıca piyasadaki DOS hakimiyetini kırmak için, DOS programlarını da çalıştırabiliyordu.

Çoklu platform desteği sunan ve grafik arayüze sahip olan OS/2′nin üçüncü sürümü ticari sebeplerden dolayı asla piyasaya çıkamadı. Ancak onun açtığı yoldan ilerleyen Microsoft, Windows NT’yi tasarladı. Windows 2000, XP, Vista ve 7’nin hepsinin temelinde NT mimarisi yattığı düşünülürse, OS/2′nin ne kadar etkili olduğu rahatlıkla görülebilir.

{pagebreak::Windows 3.1}

Windows 3.1

İlk Windows 1985 yılında piyasaya sürüldüğünde hiç de büyük bir etki yapmamıştı. Aynı durum 2.0 ve 2.1 sürümleri için de geçerliydi. Ancak Windows 3.1 sürümü Microsoft’un şeytanın bacağını kırdığı sürüm oldu. 1992 yılında piyasaya sürülen Windows 3.1 ilk birkaç ay içerisinde 2 milyondan fazla sattı.

Windows 3.1 modern işletim sistemlerine ilham kaynağı oldu

İlk Windows sürümleri işletim sisteminden çok, DOS üzerinde çalışan grafik arayüzlerden başka bir şeye benzemiyordu. Windows 3.x serisi, başta 3.1 sürümü olmak üzere bu kanıyı değiştirdi. Her ne kadar çoğu temel işlemlerini yapmak için DOS’a ihtiyaç duysa da, Windows 3.1 kendi ayakları üzerinde durabilen ilk Windows işletim sistemiydi.

Kendinden önceki işletim sistemleri uygulamalar için 640 kb’lık sınır koyarken Windows 3.1 bu sınırı 16 MB’a çıkardı. Böylece bellek miktarının artmasının da yolu açılmış oldu. Bunun dışında yazı fontları ve oluşturulan belgelerin ekranda göründüğü şekilde çıktısının alınması, anlık mesajlaşma ve e-posta gibi özellikler Windows 3.1′i modern işletim sistemleri için çok önemli bir örnek haline getirdi.

{pagebreak::ICQ}

ICQ

1996 yılında ortaya çıkan ICQ, İnternet üzerinden anlık mesajlaşma uygulamalarının atası olarak kabul edilebilir. Mesaj geldiğinde gelen uyarı sesi akıllarda yer eden ve her kullanıcıya belli bir numara veren ICQ bir dönem tam bir fenomen haline gelmişti.

ICQ’nun mesaj geldiğinde çıkardığı sesi hatırlamayan yoktur

IRC’den farklı olarak kendi arkadaşlarınızı listeye ekleme ve tanıdıklarınızla daha kolay bir şekilde konuşma şansı taşıyan ICQ, kendinden sonra gelen yazılımlara ilham kaynağı oldu. ICQ’nun MSN Messenger, AIM ve Skype gibi sonradan gelen rakiplerinin gerisinde kalmasının nedeni ticari fırsatları değerlendirememek oldu.

ICQ günümüzde hala kullanılmaya devam ediyor fakat rakiplerinin oldukça gerisinde kalmış durumda. Her ne kadar bugün popüler olmasa da, eğer ICQ olmasaydı anlık mesajlaşma uygulamalarının bugünkü halini alması daha uzun zaman alabilirdi.

{pagebreak::RealPlayer}

RealPlayer

İnternet üzerinden video izlemek denilince bugünlerde akla gelen ilk ve belki de tek şey Adobe Flash oluyor. Ancak bu durum her zaman böyle değildi. Bir zamanlar İnternet’te nereye baksanız RealVideo’yu görüyordunuz. Tamamen ortadan kalkmış olmasa da RealVideo formatını bugünlerde görebilmek bir hayli zor.

İlk olarak 1995 yılında kullanıma sunulan ve o zamanlar adı RealAudio olan RealPlayer, internet üzerinden sadece ses aktarımı yapabiliyordu. 1997 yılında RealPlayer adını alan program internet üzerinden canlı olarak video aktarımı yapabilen ilk yazılım olma özelliğine sahip. Programın en önemli özelliği videoyu tamamen indirmeden izleyebilmeye olanak tanımasıydı.

Bir zamanlar İnternet’teki videoların büyük çoğunluğu RealVideo’ydu

Ancak bir alanda ilk olmak bazen çok erken olmak anlamına da gelebiliyor. İlk kullanıma sunulduğu günde 100 bin kez indirilen RealPlayer, o dönemde bağlantı hızlarının çok düşük olmasının kurbanı oldu. RealPlayer’ın geride kalmasının nedeni ise Adobe Flash’ın kolay kullanımı ve videoları sıkıştırabilme özelliğiydi. YouTube’un da Flash kullanması RealPlayer’ın tabutundaki son çivi oldu. Yine de RealPlayer, bugün İnternet’in büyük çoğunluğunu kaplayan videoların önünü açan isim oldu.

{pagebreak::Intel MMX}

Intel MMX

Günümüzde çoğu işlemcinin yerine getirebildiği temel komutlara, temeli 1978′de ortaya çıkan 8086′ya dayanan, x86 komut seti adı veriliyor. Ancak günümüzdeki x86 işlemcilerle o günkü işlemcileri kıyaslamak hata olur. Tüm x86 işlemciler geriye uyumlu olsa da, 32 yıllık tarihinde x86’lara yeni birçok komut eklendi.

MMX komut sesi getirdiği paralellik sayesinde grafik teknolojisinin önünü açtı

Intel’in 1996′da Pentium işlemcilerine eklediği bir grup ek komuta MMX adı verildi. MMX, x86 mimarisinde 16-bit’ten 32-bit’e geçişten sonra yaşanan en büyük gelişme olarak adlandırılıyordu. MMX komutları sıkıştırılmış 64-bit paketlerinden oluşuyordu. Bu da komutların iki adet 32-bit, dört adet 16-bit ve sekiz adet 8-bit değer kullanabilmesini sağlıyordu.

Bu özellik, grafik işleme başta olmak üzere paralel tüm işlemlerde performans artışını sağlıyordu. MMX komut seti olmasaydı, bugün gördüğümüz grafik teknolojisine ulaşmak mümkün olmayabilirdi.

:: Geçmişten aklınızda kalan ve unutulmuş başka önemli teknolojiler var mı?

HP Yeni Hizmetlerini Tanıttı

HP, Management World‘de, kısa bir süre önce HP Next Generation Operations Support Systems (HP NGOSS) portföyündeki çözümler arasından seçim yapan üç komünikasyon hizmeti sağlayıcısını (CSP) tanıttı.

HP NGOSS yazılım çözümleri, CSP‘lere işletme dönüşümünü başarıyla tamamlamaları için gereken gelişmiş ve üst düzeyde otomasyon sağlanmış bir OSS ortamı sunuyor. Otomasyon düzeyi arttıkça CSP‘ler OSS‘nin iki işlevsel segmentini basitleştirmeyi hedefliyor.

CSP‘ler hizmetlerin sipariş edilme, sağlanma, etkinleştirilme yöntemini ve müşteri beklentilerini karşılamak üzere yönetim yöntemini iyileştirerek maliyet ile karmaşıklığı azaltabiliyor, sonuç olarak da müşteri deneyimini iyileştirebiliyor.

HP, genişletilmiş portföyü ile CSP‘lere görev tamamlama ve güvence verme aşamaları için tek bir kaynak sunarak OSS ortamlarını daha hızlı ve düşük maliyetli olarak dönüştürmelerini sağlıyor.

:: HP’in telekom yatırımları ilginizi çekiyor mu?

 

Transformers: War for Cybertron PC İncelemesi

Puan: 7.2/10

Birçoğumuzun çocukluk yıllarının unutulmazlarındandır Transformers. Senaryosunda birçok mantık hatası bulundursa da, o yıllarda çizgi dizisini hiç sorgulamadan izliyorduk. Optimus Prime’ın en büyük kahramanımız, Megatron’u ise en tehlikeli düşmanımız sandığımız bu dönemler geride kaldı ancak Transformers daha bitmedi.

2007’de vizyona giren sinema filmiyle büyük ses getiren Transformers’ın başarısı, 2009’daki devam filmine de ön ayak oldu. Şimdilerde serinin üçüncü halkasının çekimleri sürerken, oyun dünyası da bu popüler başlıktan nasibini alıyor. Film ile aynı ismi taşıyan birbirinden başarısız yapımlardan sonra, şimdi de Transformers: War for Cybertron karşımıza çıktı. Darkwatch ve Robert Ludlum’s The Bourne Conspiracy’nin yapımcıları High Moon Studios imzasını taşıyan yeni yapımı, test merkezimizde enine boyuna inceledik.

{pagebreak::Cybertron Savaşı}

Cybertron Savaşı

Mevzu Transformers olunca, ofis ahalisinin de ilgisini çekti yapım. Cem ve Emre’nin meraklı bakışları altında oynamaya başladım. Evvela ayarları yaptıktan sonra, değişikliklerin aktif olması için oyunu baştan açmamız gerektiğini belirten mesaj ile karşılaştım ve biraz rötarlı da olsa, Cybertron’daki serüvene adım attım.

Single player modu bulunsa da, yapım büyük oranda multiplayer içerik sağlıyor. Klasik çoklu oyuncu modlarının yanında, üzerinize yağan düşman yağmurunda hayatta kalmaya çalıştığınız Escalation bölümü ve Campaign’i Co-Op oynayabileceğiniz bir de seçenek yer alıyor. Bütün bunlardan geriye ise, Cybertron savaşındaki cephenizi seçmenizi gerektirecek single player Campaign kalıyor.

{pagebreak::Tarafını Seç}

Tarafını Seç

Yapımda toplamda 10 senaryo görevi bulunuyor. Bunların her biri checkpoint sistemiyle yine 10 parçaya ayrılmış durumda. Transformers: War for Cybertron’un kurgusu gereği, Chapter I’den başlamalısınız. Ancak oyun size Chapter VI’yı da açık bırakmış. Bunun sebebi ilk beş bölümün Decepticon, son beş bölümün ise Autobot görevi oluşu. Yani Optimus Prime ve arkadaşlarıyla başlamak istiyorsanız, direkt 6. bölüme tıklayıp, Cybertron’daki savaşa dahil olabilirsiniz.

Standart hikaye akışına göre gitmek isterseniz, evvela Chapter I’e tıklayıp, Decepticon cephesinde yapıma başlayabilirsiniz. Megatron’un yanında kurmayları Brawl ve Barricade de seçilebilir karakterler durumunda. Özelliklerine ve silahlarına bakıp dilediğinizi seçebiliyorsunuz. Aynı tür başlangıç, Chapter VI’da (yani Autobot görevlerinde) Optimus Prime, Ratchet ve Bumblebee arasında oluyor.

{pagebreak::Transformers Animated}

Transformers Animated

Görevler başladığında, evvela tasarımlar dikkatinizi çekecektir. Zira bunlar alışık olduğunuz modellemeler olmayabilir. Transformers Animated adı verilen bir seriden uyarlanan bu çizimler, 90’ların başında Transformers izleyenler için biraz çocukça gelebilir. Zaten yapım 13 yaş ve üzeri kullanıcılar için raflarda yer buldu.

Tek tuş ile form değiştirebildiğiniz oyunda, bu sayede yeni bir ateş gücü de kazanıyorsunuz. Zira robot formundayken, merminiz kısa zamanda bitiyor. Böyle anlarda bir süre araç olarak saldırmalısınız. Neyseki araç olduğunuzda, daha güçlü bir silah sistemine sahip oluyorsunuz. Zorlu düşmanları alt etmek için form değiştirmek çok işe yarıyor.

{pagebreak::Unreal Engine 3}

Unreal Engine 3

Çevrede göreceğiniz bazı kutuların içinde sağlık, mermi ve benzeri bonuslar çıkıyor. Ancak bunları robot olarak değil, araç olarak kırabiliyor ve içlerinden gerekli materyali alabiliyorsunuz. Böyle enteresan bir zorunluluğa ne gerek vardı, anlamak güç. Genellikle oyun, silahlı çatışmalar, bir yerlerden atlayıp zıplamalar, çevredeki bazı silahları kullanmalar ve kapıları açmalarla geçiyor… Gayet sıradan aksiyon sahneleri yaşıyorsunuz.

Grafik motoru olarak Unreal Engine 3’ü kullanan yapım, artık eskimeye başlayan bu motor ile ortaya çok iyi bir atmosfer çıkaramıyor. Genelde büyük gibi görünen mekanlarda aslında çok kısıtlı yerlerde hareket edebiliyoruz. Geri kalanı kullanılmayan alanlar. Kaplamaların detayları ise yakından bakıldıklarında zayıf denebilecek seviyede. Yalnızda Transformers karakterleri fena gözükmüyor. Oyunun efektlerinin bile, eskimiş olduğu gözüküyor. Günümüzde çok daha iyi görseller ile karşılaşıyoruz.  Hele ki grafik hataları, duvarların içine girebilmeler ya da hiçbir şeyin olmadığı yerlerde takılmalar, yapımın puanında ciddi düşmelere sebep oluyor.

{pagebreak::Peter Cullen’ın Sesi}

Peter Cullen’ın Sesi

Oyunda, Optimus Prime’a sesini veren kişinin Peter Cullen olduğunu hatırlatmakta yarar var. Transformers filmlerinden tanıdığımız bu ses, War for Cybertron’da da yer almış. Onun haricindeki diğer robotları ise yeni sanatçılar seslendirmiş. Müzikler açısından da tatmin edici anlar sunmayan yeni yapım, aksiyon severler için bile sıradan bir alternatife benziyor. Ancak sıkı Transformers fan’ı, küçük yaştaki kullanıcıların rağbet gösterebileceği bir oyun Transformers: War for Cybertron. Belki çoklu oyuncu modları oyalayabilir fakat çok uzun müddet başında vakit geçireceğinizi ummayın.

:: Transformers: War for Cybertron hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın.