Windows 7 SP1 Beta Yayınlandı!

Bilgisayarlarında Windows 7 işletim sistemini kullanan ve Microsoft‘un yayınlayacağı Windows 7 Service Pack 1‘i merakla bekleyen kullanıcılar için sevindirici haberlerimiz var: Microsoft, Windows 7 için geliştirdiği Service Pack 1’in betasını internette yayınladı!

Windows 7 Service Pack 1 Public Beta olarak bulunan betayı şu adresten temin edebilirsiniz: http://technet.microsoft.com/hi-in/evalcenter/ff183870.aspx

 

 

Microsoft’un Windows ve Windows Live Grubu Başkan Yardımcısı Tami Reller, Washington‘da düzenlenen WPC, yani Dünya Çapında Ortaklık Konferansı‘nda yaptığı açıklamada Windows 7 SP1 ve Windows Server 2008 R2 SP1 servis paketlerinde büyük ilerlemeler kaydettiklerini, bunun yanında Windows 7 Service Pack 1 Public Beta‘yı artık yayınlamakta bir engel görmediklerini söyledi.

Tami Reller’ın Washington’da gerçekleştirdiği bu konuşmanın akabinde ise Windows 7 Service Pack 1 Public Beta, Microsoft’un resmi sitesine eklendi ve indirilmeye uygun adresi tüm dünyaya yayıldı.

Windows 7 Service Pack 1 Public Beta’yı indirmek için buraya tıklayın

:: Windows 7 kullanıyorsanız, bu SP1 beta sürümü deneyecek misiniz?

Windows 7 Slate Geliyor!

Microsoft, tablet PC bekleyen kullanıcıları için sevindirici haberler verdi. WorldWide Partner Conference, yani WPC oturumunda yaptığı konuşmada Microsoft CEO‘su Steve Ballmer, Windows 7 destekli tablet PC’lerinin 2010‘un sonlarına doğru piyasaya sürüleceğini söyledi.

Microsoft’un, HP ile birlikte geliştirdiği Tablet PC Windows 7 Slate‘in, iPad karşısında ne kadar başarılı olacağı büyük merak konusu. iPad‘in piyasadaki başarısı dikkate alındığında bu rekabetin boyutunun ne denli ilgi çekici olacağını kafanızda canlandırabilirsiniz.

:: Sizce Microsoft, Slate ile iPad karşısında başarılı olabilir mi?

Google Otopark Sorununa El Attı

Park sorunu sadece ülkemizde baş gösteren bir problem değil. Google geliştiricileri de bu konuda ciddi anlamda sıkıntı yaşamış olacak ki Android’e özel yeni bir uygulama geliştirme gereği duymuşlar. Bize has geleneksel yöntemleri bir kenara bırakın. Google’ın bulduğu çözüm biraz daha farklı. Android işletim sistemine sahip akıllı telefonlara yüklenebilen Open Spot isimli özel bir yazılım ile park sorununa GPS destekli bir çözüm bulmak amaçlanmış.

 

Buna göre kullanıcılar, keşfettikleri boş park yerlerini harita üzerinden işaretleyerek diğer Open Spot kullanıcıları ile paylaşabiliyor. Google Maps haritaları üzerinden görülebilen park noktaları, bulunulan konuma maksimum 1.5 km uzaklıkta olduğu takdirde görülebiliyor. Bunun yanı sıra işaretlenen noktaların renklerinin, işaretlendiği zamandan itibaren geçen süreye göre renk değiştirmesi, zekice düşünülmüş bir ayrıntı olarak dikkat çekiyor. Android 2.0 ve üzeri sistemlerde çalışabilen ve henüz sadece Amerika, Kanada ve Hollanda’da kullanılabilen yazılıma burada yer alan Google Labs sayfalarından ulaşabilirsiniz.

:: Bu uygulama ülkemizde ilgi görür mü?

HTC Güncelleme İçin Biraz Bekletecek

Bugüne kadar çoğunlukla Windows Mobile işletim sistemine sahip akıllı telefonları ile göz önüne çıkan HTC, son dönemde Androidli akıllı telefonları ile epey ilgi gördü. Güçlü donanımları ve multimedya özellikleri ile dikkat çeken bu cihazların, göze batan en önemli eksisi ise güncelleme konusunda yaşanan sıkıntılar.

 

Birçok HTC kullanıcısı cihazlarını güncel Android çekirdeğine yükseltmek istiyor. Bu konudaki soru işaretlerine açıklık getiren firma, Androidli akıllı telefonların Froyo’ya yükseltilmesinin Aralık ayından önce olamayacağını ifade ediyor. Bilindiği üzere Google Nexus One Android 2.2’ye yükseltilen ilk akıllı telefon olmuştu. Merak edilen bir başka konu ise Android 3.0 Gingerbread olarak adlandırılacak yeni Android sürümü hakkında. Bu konuya da açıklık getiren HTC, Gingerbread ile donatılmış akıllı telefonların 2011’in ilk çeyreğinde satışa sunulabileceğini açıkladı.

:: Güncelleme beklediğiniz bir Androidli telefonunuz var mı?

Office 2010’da Şaşırtan Yenilik

Microsoft Office 2010 Windows Phone 7’yi test edebilmek henüz olanaklı değil. Ancak yazılıma dair her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Yeni iddiaya göre Microsoft Office 2010’un Windows Phone 7 sürümü GPS desteğine sahip olacak. Konu hakkında net bir bilgi yok ancak görülen o ki Microsoft sosyal paylaşım çılgınlığına bu şekilde katkıda bulunmayı amaçlıyor.

 

:: Konu hakkındaki düşüncelerinizi SDN Forumlarında paylaşın.

Günün Bedava Oyunu

Cüppeli bir hırsız, limandan aşağıya doğru hızla koşmaktadır. Büyük bir çeviklikle, sandıkların üstünden uçar gibi geçen gizemli figür, elinde dünyanın kaderini etkileyecek bir nesne tutmaktadır: Eye Of Kraken (Kraken’in Gözü). Hiçbir şeyden haberi olmadan evinde keyif çatan yetenekli kahramanımız, Sultanın Elçisinin kapısını çalmasıyla şaşkınlığa uğrar: Sultan, ne pahasına olursa olsun nesnenin geri getirilmesini ister. Eğer sihirli nesne kullanılırsa, Büyük Kraken serbest kalacak ve bilinen dünya yokolacaktır.

 

Eye Of Kraken, klasik bir adventure yapımı. Yani eşyaları biriktirecek, birbirlerine bağlayacak, bulmacaları çözecek ve suçluyu bulacaksınız. Tek düzelikten kurtulmak adına, aksiyon temalarına ve ödüllü mini oyunlara da yer verilmiş. Eklenen Mizah faktörü, kullanıcıyı gülümsetiyor. 20 saate varan oynanış ömrü de artılar arasında. Ortada büyük bir bütçe olmamasına karşın, grafiklerde son derece kaliteli ve temiz. Yapımı indirmek isterseniz, bağlantıya tıklayabilirsiniz. Adventure temalı yapımlardan biraz hoşlanıyorsanızi Eye Of Kraken’ı da çok seveceksiniz.

 

Oyunun Künyesi

Platform: Windows İşletim Sistemleri
Yapımcı: Carte Blanche
Yayıncı: Carte Blanche
Kaplatığı Alan: 200 MB

:: En sevdiğiniz oyun türü hangisi?

Zotac GeForce GTX 460 Test

Grafik teknolojisinin iki dev isminden biri olan NVIDIA’nın, geçtiğimiz Eylül ayından bu yana iyi bir dönem geçirdiğini söylemek güç olur. Windows 7 ile beraber çıkan DirectX 11 destekli yeni nesil kartlarını en yakın rakibi olan ATI’den yaklaşık altı ay sonra piyasaya sürebilen NVIDIA, GeForce GTX 480 ve GTX 470 adlı yeni nesil kartları için büyük bir beklenti yaratmıştı.

GTX 460, orta seviyeye büyük rekabet getirecek

Bu kartlar her ne kadar saf performans açısından rakiplerinin ilerisinde olsalar da fiyat, ısınma ve yüksek güç harcama gibi yadsınamayacak sorunlara sahipti. Ayrıca performans farkının da çok üst seviye olmaması GTX 480 ve GTX 470′i bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmıştı.

{pagebreak::Orta seviye beklentisi}

Orta seviye beklentisi

GeForce GTX 480 ve GTX 470′in referans tasarımları özellikle ısınma sebebiyle problem yaratsa da daha sonra üretici firmaların piyasaya sürdüğü özel soğutma sistemli modellerle bu sorunun üstesinden gelindi.

Ancak yine de GTX 400 serisinin önemli bir sorunu vardı. Fiyatları rakiplerine göre daha fazlaydı. İnsanlar üst seviye GTX 400′ler yerine artık orta-üst seviye modelleri bekliyorlardı. Fiyat performans oranı iyi olan bir GTX 400′ün eksikliği hissediliyordu.

NVIDIA’nın GTX 460’tan çok büyük beklentileri var

NVIDIA bunun için ilk olarak GeForce GTX 465′i piyasaya sürdü. GTX 480 ve GTX 470′te kullanılan GF100 grafik işlemcisinin özellikleri büyük oranda kısılmış bir sürümüne sahip olan GTX 465, performans başta olmak üzere birçok açıdan başarısız bir kart oldu.

Bunun farkında olan NVIDIA, GTX 465′ten kısa bir süre sonra, kendisinden çok şey beklediği, pazarda dengeleri bir anda kendi lehine çevirmesini umduğu GeForce GTX 460′ı duyurdu.

{pagebreak::GeForce GTX 460}

GeForce GTX 460

GeForce 460′ın sahip olduğu özellikler ve fiyat seviyesi gerçekten de kendisinden beklentileri yükseltiyor. Kartın öncelikle bazı teknik özelliklerine bakmak gerekirse ilk göze çarpan şey GF104 grafik işlemcisi oluyor.

GF104, bundan önceki GTX 400′lerdeki grafik işlemciden biraz farklı özelliklere sahip. Önceleri GTX 480′in yarısı kadar stream işlemciye sahip olacağı düşünülen GPU’da aslen GTX 480′in %70’i kadar, yani 336 adet stream işlemci bulunuyor. Bu da kartın performansını büyük ölçüde artırıyor.

GTX 460’ta önceki modellerden biraz farklı bir GPU yer alıyor

NVIDIA, GeForce GTX 460′ı iki farklı sürüm olarak piyasaya sürdü. Bunlardan biri 768 MB, biri de 1 GB GDDR5 belleğe sahip. İki kartın farkı sadece sahip oldukları bellek miktarından ileri gelmiyor.

{pagebreak::İki GTX 460’ın farkı}

İki GTX 460’ın farkı

GeForce GTX 460′ın 768 MB’lık sürümündeki bellek frekansı ile 1 GB’lık sürümü arasında bir fark bulunmuyor. İki kartın bellekleri de 900 MHz hızında çalışıyor. Ancak 768 MB’lık modelde 192-bit’lik bellek arayüzü kullanılıyor. 1 GB’lık sürümde ise 256-bit’lik bellek arayüzü bulunuyor.

İki sürüm arasındaki bir diğer fark ise ROP sayısından ileri geliyor. 768 MB’lık modelde 24 adet bulunan ROP, 1 GB’lıkta 32 adet bulunuyor. 1 GB’lık model, diğerinden 10 Watt daha fazla güç harcıyor.

GTX 460’ın iki farklı sürümü var

Bunların dışında kartlar arsında bir fark bulunmuyor. İki kartın geri kalan teknik özellikleri birebir aynı. İki kartın da GPU frekansları 675 MHz seviyesinde.

Tüm bu teknik özelliklere baktığımızda 1 GB’lık sürümün çok daha tercih edilir olduğunu söyleyebiliriz. 1 GB’lık GTX 460’ın 229 $’lık tavisye edilen yurtdışı fiyatı, 768 MB’lık sürümden 30 $ fazla olsa da, aradaki fiyat farkı göz ardı edilebilir.

{pagebreak::Zotac ve GTX 460}

Zotac ve GTX 460

NVIDIA’nın en önde gelen iş ortaklarından biri olan Zotac da GeForce GTX 460 fırsatını hemen değerlendirdi. Piyasaya sürülen model, referans tasarımdan farklı bir soğutma sistemi kullanıyor.

Testimize konu olan 1 GB’lık Zotac GeForce GTX 460′ta iki adet 6-pin’lik güç bağlantısı bulunuyor.

Kartın üzerinde iki adet DVI, bir adet HDMI ve bir adet de DisplayPort çıkışı var

Kartın üzerinde ayrıca iki adet DVI ve bir adet HDMI çıkışının yanı sıra, NVIDIA kartlarda görmeye alışık olmadığımız DisplayPort çıkışı da yer alıyor.

Zotac, GeForce GTX 460 ile beraber Prince of Persia: The Forgotten Sands adlı oyunu da hediye ediyor.

Zotac GeForce GTX 460′ı tüm detaylarıyla tanıttıktan sonra, şimdi sıra geldi test sonuçlarına…

{pagebreak::Test sistemi} 

Test sistemi

Anakart: Asus P6T Deluxe
İşlemci: Intel Core i7 XE 965
Bellek: 3 x 2 GB Team Xtreem DDR3
Güç kaynağı: Thermaltake 750 watt
Sabit disk: Seagate Barracuda 1,5 TB
Optik Sürücü: LG 22X DVD yazıcı

{pagebreak::3DMark Vantage}

{GRAPH::691}

{GRAPH::692}

{GRAPH::693}

{GRAPH::694}

{pagebreak::Crysis}

{GRAPH::695}

{GRAPH::696}

{GRAPH::697}

{pagebreak::World in Conflict}

{GRAPH::698}

{pagebreak::Far Cry 2}

{GRAPH::699}

{pagebreak::Unigine Heaven (DX11)}

{GRAPH::700}

{GRAPH::701}

{GRAPH::702}

{GRAPH::703}

{pagebreak::Sıcaklık}

{GRAPH::704}

{pagebreak::Sonuç olarak}

Sonuç olarak

NVIDIA nihayet GTX 460 ile birlikte GTX 400 serisinin başından beri yaşadığı talihsizliği kırmış. GeForce GTX 460 gerçekten de fiyat performans dengesi açısından çok başarılı bir kart olmuş.

GTX 460′ın ATI tarafındaki rakibi HD 5830 olarak gözüküyor. İki kart arasında DX10 uygulamalarında çok büyük bir fark göze çarpmıyor. İki kart da başa baş sonuçlar veriyorlar. Öte yandan iki kartın da HD 5850 ile de yakın sonuçlar verdiği söylenebilir.

GTX 460, DirectX 11’de rakiplerinin önüne geçiyor

İş DirectX 11′e geldiği zaman GeForce GTX 460′ın farkı ortaya çıkıyor. GTX 460, HD 5850′nin yanı sıra bazı testlerde HD 5870′ten bile daha iyi sonuç verebiliyor. GeForce GTX 460, DirectX 11 ve Tesselation açısından bakıldığında ATI tarafındaki rakiplerinden daha iyi gözüküyor.

{pagebreak::Fiyat konusu}

Fiyat konusu

Gelelim fiyat konusuna. NVIDIA her zaman yüksek fiyatlarıyla tanınsa da GeForce GTX 460 bu geleneği bozacağa benziyor. Kartın 1 GB’lık sürümünün açıklanan fiyatı 229 $. 768 MB’lık sürüm ise 199 $’a piyasaya sürülecek.

1 GB’lık GTX 460’ın yurtdışı çıkış fiyatı 229 $

Türkiye fiyatları ne olur diye soracak olursanız, bizim tahminimiz GeForce GTX 460′un 1 GB’lık modelinin 500-550 TL arasında satışa çıkması yönünde. Bu da rakibi olan HD 5830 ile aynı seviyede. Ancak GTX 460′ın, özellikle DX11′de, HD 5830′dan çok daha iyi performans sergilediğini söylemek gerek.

Sonuç olarak NVIDIA’nın GeForce GTX 460 ile gerçekten çok iyi bir iş çıkardığı rahatlıkla söylenebilir. Eğer yeni bir ekran kartı almayı düşünüyorsanız, fiyat performans dengesiyle GeForce GTX 460 geleceğe çok iyi bir yatırım olacaktır.

{pagebreak::Teknik özellikler}

Teknik özellikler

Zotac GeForce GTX 460 1 GB

Ekran kartı

Grafik işlemci: GF104
GPU frekansı: 645 MHz
Stream işlemci: 336 adet
Stream işlemci frekansı: 1350 MHz
ROP: 32 adet
Transistor sayısı: 1,95 milyar
Bellek: 1 GB GDDR5
Bellek frekansı: 900 MHz
Bellek arayüzü: 256-bit

Bilgi için: Zotac Türkiye
Web: http://www.zotac.com/index.php?lang=tr
Fiyat: 229 $ (Yurtdışı)

:: GeForce GTX 460’ın fiyat performans dengesini nasıl buldunuz?

Normal
0

21

false
false
false

TR
X-NONE
X-NONE

NVIDIA nihayet GTX 460 ile birlikte GTX 400 serisinin
başından beri yaşadığı talihsizliği kırmış. GeForce GTX 460 gerçekten de fiyat
performans dengesi açısından çok başarılı bir kart olmuş.

GTX 460’ın ATI tarafındaki rakibi HD 5830 olarak gözüküyor.
İki kart arasında DX10 uygulamalarında çok büyük bir fark göze çarpmıyor. İki
kart da başa baş sonuçlar veriyorlar. Öte yandan iki kartın da HD 5850 ile de
yakın sonuçlar verdiği söylenebilir.

İş DirectX 11’e geldiği zaman GeForce GTX 460’ın farkı
ortaya çıkıyor. GTX 460, HD 5850’nin yanı sıra bazı testlerde HD 5870’ten bile
daha iyi sonuç verebiliyor. GeForce GTX 460, DirectX 11 ve Tesselation
açısından bakıldığında ATI tarafındaki rakiplerinden daha iyi gözüküyor.

Gelelim fiyat konusuna. NVIDIA her zaman yüksek fiyatlarıyla
tanınsa da GeForce GTX 460 bu geleneği bozacağa benziyor. Kartın 1 GB’lık
sürümünün açıklanan fiyatı 229 $. 768 MB’lık sürüm ise 199 $’a piyasaya
sürülecek.

Türkiye fiyatları ne olur diye soracak olursanız, bizim
tahminimiz GeForce GTX 460’un 1 GB’lık modelinin 500-550 TL arasında satışa
çıkması yönünde. Bu da rakibi olan HD 5830 ile aynı seviyede. Ancak GTX 460’ın
özellikle DX11’de HD 5830’dan çok daha iyi performans sergilediğini söylemek
gerek.

Sonuç olarak NVIDIA’nın GeForce GTX 460 ile gerçekten çok
iyi bir iş çıkardığı rahatlıkla söylenebilir. Eğer yeni bir ekran kartı almayı
düşünüyorsanız, fiyat performans dengesiyle GeForce GTX 460 geleceğe çok iyi
bir yatırım olacaktır.

Nazi’lerin Gizli Teknolojileri 2

Halka yansıtılan yakın tarihe göre, Amerika ve Sovyetler Birliği süper güç sıfatına kendi araştırmaları sayesinde ulaşmıştı. Ancak İkinci Dünya Savaşı‘na kadar sadece kendi bölgelerinde güçlü olan bu iki ülke nasıl oldu da bir anda tüm dünyaya meydan okuyacak hale geldi.

Bu işin arkasındaki gizem 1939‘da aynı şeyi yapan başka bir devlette gizli. Adolf Hitler’in 3.Reich İmparatorluğu yaptığı bilimsel yatırımlar sayesinde tüm dünyaya meydan okuyan bir güç haline gelmişti. Doğa üstü olaylara ve bilim kurgu sayılacak teknolojik gelişmelere büyük merakı olan Hitler, iktidarda olduğu süre boyunca bu tarz projeleri hep destekledi.


Hitler’in kurtarıcı olduğunu düşünen dönem halkı Nazi ordusunun güçlenmesi için her türlü fedakarlığı yapmıştı.

Savaşın son döneminde müttefikler ve Sovyetler Biriliği tarafından kıskaça alınmış olan Nazi Almanyası kurtuluşu zamanın çok ilerisinde bilimsel buluşlar geliştirmekte aramıştı. Hitler’in elindeki tüm maddi ve insani kaynağı yönlendirdiği projeler, yer altı laboratuvar ve dağların içine oyulmuş gizli üstlerle hazırlanmış.


Metroyla birbirlerine bağlanan yer altı üretim tesisi ve sığınaklardan biri.

Adolf Hitler‘in son zafer planına göre Berlin dev bir kale şehri haline gelecekti. Üstün teknoloji ürünleriyle püskürtülecek olan düşmanlar yine bu silahlar sayesinde bir bir fethedilecekti. Ancak Nazi liderinin planları istediği gibi gitmedi. Jet motorlarının gelişmini sağlayan uzay savaşları başlatmak isteyen Hitler’in güvendiği hiç bir proje tam anlamıyla seri üretime geçemedi.

Geçtiğimiz haftalarda başladığımız alternatif tarih yolculuğumuz bu yazımızla devam ediyor. İşte Nazi’lerin geliştirdiği gizli teknolojik silahlar ve araçlar.

{pagebreak::Nazi UFO’ları}

Nazi UFO’ları

Hitler‘in en popüler gizli silah projesi kuşkusuz ki Nazi UFO‘larıdır. O dönemde daha bilim kurgu yazarları bile UFO’ların şeklini tam olarak belirtmemişken Alman mühendisleri uçan daire şeklinde savaş araçları tasarlamaya başlamıştı. En popüler proje olmasına karşın bu UFO’lar hakkında fazla bir bilgi bulunmuyor.


Bu mitolojik işaret doğa üstü Nazi teknolojilerinin üzernde bulunuyordu. Thule ırkına ait bu sembolün UFO’larda bulunduğu da raporlarda yer aldı.

Bu konuyu ortaya çıkartan ise Amerikan ve İngiliz ordusuna mensup üst düzey askerlerin tuttuğu raporlar. Bu raporlara göre ülkelere ait filolar uçan daireler tarafından saldırya uğradı. Görgü tanığı askerlerin yeminli ifadelerine göre bu araçların üzerinde Nazi bayrağı bulunuyordu.


UFO’ların resmi çekilemedi ancak prototip bu uçak modern uçan dairelere oldukça benziyor.

Kutuplarda yaşanan saldırılarda sis bulutunun arkasından çıkan uçan daireler gemilere saldırdı ve kısa sürede büyük hasar verdi. Nazi UFO‘larıyla ilgili çizimler dışında çekilmiş bir fotoğraf bulunmuyor.

{pagebreak::Hayalet uçağı }

Hayalet uçağı

Savaşın ilk yıllarında Nazi uçakları yüzünden başları oldukça ağrıyan müttefikler zamanla radar teknolojisini daha etkili hale getirdi. 1944 yılında artık Alman uçaklarının üstünlüğü azalmaya başlamıştı. Ele geçirilen Nazi araçlarını inceleyen ve onları geliştiren Amerikan Havva Kuvvetleri, Almanları kendi silahlarıyla vuruyordu.


Proje başarıya ulaşmış olsa da asla seri üretime geçemedi.

Hitler bu çaresiz durumda kurmaylarıyla birlikte ilk hayelet uçağın planlarını yaptı. Horten kardeşler tarafından gerçekleştirilen proje sayesinde radara yakalanmayan bir bombardıman uçağı hazırlandı.


Horten’ler Hitler’in intiharından önce tamamlansaydı bu resimdeki gibi ölüm kusacaklardı.

Horten HO 229 adlı araç uzun uğraşlar sonucunda gelişmiş prototip aşamasına geldi. Testlerden olumlu sonuç alan bu uçağın seri üretimi de Hitler’in intiharına yetişemedi.

{pagebreak::Jet savaş uçakları}

Jet savaş uçakları

Savaşın sonunda demode kalmış olan Nazi uçakları, müttefikler tarafından çok kolay avlanıyordu. Artık yavaş ve manevra kabileyeti azalmış olan bu uçaklara karşı Hitler jet motoru devrini başlatmaya çalıştı.

Jet motoru üzerinde deney yapan Nazi‘ler istediklerine yakın bir sonuç aldılar. Kusursuzlaştırlamayan bu projeler hızlı vur kaç taktikleri için yeterliydi. Adolf Hitler‘in aklında onlarca çeşit jet motoru kullanan büyük ve ufak savaş uçağı planı bulunuyordu.


Focke-Wulf Ta 283 günümüz jet uçaklarının fikir atası oldu.

Amerikan’ların P serisi uçakları tek kişilik hızlı ölüm makineleriydi. Bu sayede Nazi’lerin uçak kalesi olarak tabir edilen dev uçaklarını çok rahat düşürebiliyorlardı. Hitler bu durumu değiştirmek için P-51 gibi uçakları rahatça avlayacak tek kişilik jetler hazırlanmasını emretti.

Sağa ve sola doğru keskin dönüşler yapabilen bu tek kişilik araçlar silah olarakta oldukça etkili tasarlanmıştı.

Focke-Wulf Ta 283 adlı uçaklar iki jet motorunun yardımıyla çok hızlı ve çevik bir savaş aracı olarak tasarlandı. 283’lerin prototipleri ileri aşamaya gelemedi. Geriye sadece planlar ve sanatçıların ellerinden çıkan resimler kaldı. 

{pagebreak::Füzeler}

Füzeler

1943 yılının ortalarına gelindiğinde artık giderek elindeki asker sayısı azalan Nazi ordusu için düşmanı mümkün olduğu kadar uzaktan etkisiz hale getirmek çok önemliydi. Bu yüzden Hitler‘in büyük kaynak ayırdığı diğer proje ise saldırı füzeleri ve roketleriydi.

Günümüz savaşlarının vazgeçilmezi olan bu savunma ve saldırı sistemleri o dönem için bilim kurgu romanlarında bulunmayacak kadar uçuk ve inanılmazdı. V serisi roketlerle İngilizlerin canına okuyan Hitler için bir sonraki adım tüm Alman topraklarını uçaklardan ve izinsiz ziyaretçilerden koruyacak savunma sistemleriydi.

Nazi liderinin esas istediği ise bu sistemin Berlin‘den fırlatılarak uzaktan kumandayla başka ülkeye yönlendirilecek kadar gelişmesiydi. Bu konuda sayısız prototip geliştirildli. Bazıları otomatik olarak düşman uçaklarını keşfedecek ve onlara mayınlar gibi kendi saldıracaktı.

Ancak sadece V serisi roketler Hitler’in istediği seviyeye kadar ulaşabildi.

:: Sizce Amerika ve Sovyetler Birliği bu projeleri geliştirerek mi günümüzdeki güçlerine kavuştu?

Sağlık Cep Telefonunuza Geliyor

Anadolu Sağlık Merkezi, Türkiye ve yakın coğrafyaya modern sağlık hizmetleri sunmaya devam ediyor. Gerçekleştirdiği birçok ‘ilk’le sektöre rehberlik eden Anadolu Sağlık Merkezi, hazırladığı iPhone, Blackberry, Nokia uygulamalarıyla Türkiye’nin ilk hastane mobil uygulamalarını hizmete sunuyor.

Bu uygulamalarla sayesinde Anadolu Sağlık Merkezi internet sitesindeki güncel sağlık haberleri takip edilebilecek, hekimlerle ilgili ayrıntılı bilgilere ulaşılabilecek ve e-randevu sistemiyle randevu alınabilecek. Anadolu Sağlık Merkezi’ne ve uydu kliniklere ulaşım için ücretsiz servislerle ilgili güncel bilgiler de cep telefonlarından takip edilebilecek.

:: Bu tür hayat kolaylaştıran uygulamalara alternatif olarak tavsiye edeceğiniz uygulamalar nelerdir?

Photoshop İle 30 Basit Adımda Joker Olmak

Batman filmlerinin en yenisi The Dark Knight‘ta, Heath Ledger tarafından canlandırılmış The Joker karakterinin şeytaniliği ve karizmasına bir nebze de olsa sahip olmak, artık 30 adım uzağınızda! Bu dosyamızda Photoshop vasıtasıyla fotoğraflarınızdaki yüzlere Joker makyajı yapmayı adım adım göstereceğiz.

Öncelikle bu iş için, Photoshop’a az da olsa aşina olmanızda yarar var. Yapılacak işlemlerin büyük bir bölümü Brush işlemlerinden oluştuğu için, elinizi alıştırmak amacıyla bazı fotoğraflarınızın üzerine basit şekilde makyajlar yapmaya çalışmanız, Toolbox’daki Tool’ları kullanmaya çalışmanız faydalı olacaktır.


Başlamak için resme tıklayın

Örnek fotoğraf olarak Joker’a hayat veren Heath Ledger‘ı kullandık. Kendisini bu vesileyle anıyoruz.

{pagebreak::Adım 1}

Adım 1: İlk adımda makyajı yapacağımız yüzümüzü kırmızı çemberdeki Polygonal Lasso Tool ile seçiyoruz.

{pagebreak::Adım 2}

Adım 2: Ardından [CTRL + C] ve [CTRL + V] kombinasyonunu kullanarak seçtiğimiz yüzü yeni bir layer’a aktarıyoruz.

{pagebreak::Adım 3}

Adım 3: Image / Adjustments / Black & White sekmesine gelerek, resimdeki değerlere benzer bir değer veriyoruz (Penceredeki Preview seçeneğinin tiklenmiş vaziyette olduğundan emin olun). Eğer kullandığınız Photoshop versiyonunda Black & White sekmesi yoksa, Hue/Saturation’a tıklayarak, oradaki değerlerle oynayıp, aynı etkiyi yaratabilirsiniz.

{pagebreak::Adım 4}

Adım 4: Ve yüzümüz beyaza boyanıyor.

{pagebreak::Adım 5}

Adım 5: Şimdi maskedeki keskin hatları yumuşatacağız. Kırmızı çemberdeki eraser tool’u (silgi) seçiyoruz. Ardından sarı çemberdeki sekmeye gelip, silgimizin boyutunu ayarlıyoruz. Fotoğrafın çözünürlüğüne göre bu değeri kendiniz ayarlaycaksınız, ancak göz kararıyla söylemek gerekirse, fotoğraftaki gözler kadar olması yeterlidir. Size kısmından boyutu ayarlayıp, Hardness’ı %0 olarak ayarlıyoruz (Bu önemli) Ve beyaz yüz boyamızın kenarlarını yavaşca silerek yumuşatıyoruz. Resimdeki görüntü oluşmuş oluşuyor.

{pagebreak::Adım 6}

Adım 6: Polygonal Lasso Tool vasıtasıyla gözlerimizi tek tek seçiyoruz.

{pagebreak::Adım 7}

Adım 7: Seçtiğimiz gözleri sildiğimizde, normal hallerine dönüyorlar.

{pagebreak::Adım 8}

Adım 8: Gözler gibi dudağı da seçip siliyoruz. O da normal haline dönüyor.

{pagebreak::Adım 9}

Adım 9: Sırada ağız makyajı var. Öncelikle yeni bir Layer açıyoruz. [CTRL + SHIFT + N] Kırmızı çemberdeki Brush Tool’u seçiyoruz. Sarı çemberle gösterdiğimiz sekmeden fırçamızın boyutunu ayarlıyoruz. İlk etapta dudakların yarısı kalınlığında seçmemiz yeterli. Yeşil çemberden de Color Picker’ı açıp kırmızı rengi seçiyoruz.

{pagebreak::Adım 10}

Adım 10: Brush Tool ile dudakları uygun şekilde kırmızıya boyuyoruz. Bunu yeni açtığımız Layer’a yaptığımıza emin olun.

{pagebreak::Adım 11}

Adım 11: Kırmızı çemberdeki sekmeye gelip Opacity’yi düşürüyoruz. %65 civarı bir değer vermeniz yeterli.

{pagebreak::Adım 12}

Adım 12: Filter / Blur / Gaussian Blur sekmesine gelip, 0,5 değerini veriyoruz.

{pagebreak::Adım 13}

Adım 13: Ağız makyajımıza bir kat daha ataacağız. Yeni bir layer açıyoruz ve makyajın üzerinden bir daha geçiyoruz. Makyajın ayrıntıları için daha ince brush kullanabilirsiniz.

{pagebreak::Adım 14}

Adım 14: Makyajımızın ikinci katının da Opacity’sini düşürüyoruz. İlk kata verdiğimiz %65’lik değerden biraz daha düşük olarak ayarlıyoruz. %40 değerini veriyoruz.

{pagebreak::Adım 15}

Adım 15: Ağız makyajımızı yaptığımız 2 layer’ı (ilk kat ve ikinci kat) [CTRL + E] komutuyla birleştiriyoruz.

{pagebreak::Adım 16}

Adım 16: Image / Adjustments / Brightness & Contrast sekmesine geliyoruz. Use Legacy’yi tikleyip resimdeki değerleri veriyoruz.

{pagebreak::Adım 17}

Adım 17: Makyajımız görüntüdeki hale geliyor.

{pagebreak::Adım 18}

Adım 18: Yeni bir layer açıyoruz. Brush’ımızı incelterek görüntüdeki gibi minik lekeler çiziyoruz.

{pagebreak::Adım 19}

Adım 19: Lekelerimizin de Opacity’sini düşüyoruz. %30 değerini veriyoruz. Resimdeki görüntü oluşuyor.

{pagebreak::Adım 20}

Adım 20: Sıra göz makyajında. Teorik olarak dudak makyajında yaptıklarımızın aynısını yapacağız. Yeni bir layer açıp brush tool kullanarak göz çevresini siyaha boyuyoruz.

{pagebreak::Adım 21}

Adım 21: Opacity’yi düşürüyoruz. %85 değerini veriyoruz.

{pagebreak::Adım 22}

Adım 22: Yeni bir layer açıp, dudaklara verdiğimiz lekeler gibi, gözlere de aynı lekeleri çiziyoruz.

{pagebreak::Adım 23}

Adım 23: Opacity’yi düşürüyoruz. %45 değerini veriyoruz.

{pagebreak::adım 24}

Adım 24: Makyajımızın büyük bölümü tamamlandı.

{pagebreak::adım 25}

Adım 25: Beyaz yüz maskemizin olduğu layer’ı seçiyoruz. Eraser tool ile boyamızdaki ter izlerini ve akmaları yapıyoruz. Nereye ne şekilde yapacağınız size kalmış.

{pagebreak::Adım 26}

Adım 26: Ağız ve burun çevresine de aynı işlemleri uyguluyoruz.

{pagebreak::Adım 27}

Adım 27: Yeni bir layer açıyoruz. Bu boşluklara akan siyah göz makyajı kalıntılarını da yapıyoruz.

{pagebreak::Adım 28}

Adım 28: Opacity’yi düşürüyoruz.

{pagebreak::Adım 29}

Adım 29: Sıra saçları yeşile boyamaya geldi. Yeni bir layer açıyoruz. Brush Tool’u seçiyoruz. Color Picker’dan Yeşil ve Sarı arası bir renk seçiyoruz. Ben saçı boyamak için özel Brush’lardan birini seçtim. Siz de bunlardan birini kullanabilir, ya da kullandığınız düz brush’ı kullanmaya devam edebilirsiniz. Saçımızı boyadıktan sonra. Opacity’yi düşürüyoruz.

{pagebreak::Adım 30}

Adım 30: Saçın her bölümünü boyuyor ve tamamlıyoruz.

{pagebreak::Ve Sonuç}

Ve Sonuç: Karşınızda The Joker!

:: Yaptığınız Joker makyajlarını forumumuzda paylaşın.

Yazan: Erkam Evlice

Uygun Fiyata Navigasyon: Navigon Max

Navigon’un başarısı kanıtlanmış en popüler fonksiyonları arasında yer alan Navigon MyRoutes, tüm max modellerinde yer alıyor. Bu akıllı özellik, kullanıcının navigasyon sistemini kendi sürüş stiline göre adapte etmesine olanak sağlıyor ve her zaman en optimum güzergah olan “MyRoute” dışında iki alternatif güzergah daha sunuyor (Adım Adım Cepte GPS
Rehberi
).

Güzergahın belirlenmesinde aynı zamanda haftanın hangi gününde ve günün hangi saatinde olunduğu da dikkate alınıyor. Bir diğer kullanışlı özellik de Navigon Akıllı Park fonksiyonu.

Bu özellik sürücülere varacakları yere yaklaştıklarında, en yakınlardaki park yerlerinin irtibat bilgileri gibi değerli bilgiler veriyor. TMC Güzergah Bilgisi (Routing Info) ayrıca sürücüye çeşitli seçenekler sunuyor.

Çok fazla özellik istemeyen kullanıcılar için: Navigon 3300max

 

Bölgesel haritalar içeren NAVIGON 3300max, max ürün ailesinin giriş seviyesi cihazı. Ek özellikler arayanlar da bu özelliklere küçük bir ek ücret ödeyerek sahip olabiliyor. Yeni Navigon 33max serisi modellerinden farklı bir tasarıma sahip olan Navigon 4350max, daha fazla özellik içeriyor ve daha fazla ihtiyaca karşılık veriyor. Krom çerçevesi ve parlak piyano siyahı kaplaması, Navigon’un üst sınıf ürünlerinin tasarımda da iddialı olduğunu kanıtlıyor.

Birçok özellikten feragat etmeyen kullanıcılar için: Navigon 4350max.

 

Telefon numaralarının cep telefonundan navigasyon cihazının belleğine aktarılmasını mümkün kılan Entegre Bluetooth kiti (el kullanımı gerektirmeyen) içeren 4350max modeli ve diğer 43max serisi modeli tasarımlarıyla öne çıkıyor. Sesli TMC özelliğine sahip olan Navigon 4350max ayrıca herhangi bir trafik sıkışıklığı durumunda, sıkışıklığın durumu, yeri ve sebepleri ile ilgili bilgi veriyor (Navigasyon Cihazı Satın
Alma Rehberi
).

:: En başarılı navigasyon yazılımı sizce hangisi?

Navigon’un en gözde serisi max modelleri 3300max ve 4350max,
tüketicilerin bir navigasyon cihazından tüm beklentilerini karşılayacak
şekilde tasarlandı.

HP’den Uzun Vadeli Sistem

Birçok kuruluş eski teknoloji altyapısının sınırlamaları yüzünden işlerini yürütmekte zorluklarla karşılaşıyor. Ana bilgisayarlar, eski orta ölçekli platformlar ve modası geçmiş uygulamalar gibi teknolojiler ortamların esnek olmayan ve değişikliğe dirençli bir yapı halini almasına neden oluyor.

Müşteriler uygulama dönüşümü ile portföylerini iş hizmetleriyle buluşturarak işlerinde inovasyon yaparken genel işletim maliyetlerini de azaltabiliyor.

Uzun vadeli yatırım

HP’nin kuruluşların tam olarak hangi uygulamaların iş önceliklerini desteklemediğini tanımlayarak eski sistemleri yenilemekle ilgili en iyi yaklaşımı belirlemelerine yardımcı olacak araçları ve uzmanlığı bulunuyor. HP‘nin yüzlerce müşterinin faaliyetlerinin analiz edilmesine dayalı yenilikçi yaklaşımını uygulayan müşteriler uygulama ve altyapı maliyetlerini düşürürken iş performansını artırabiliyor.

HP halihazırda kalifiye müşterilere tamamlayıcı bir Uygulama Modernizasyonu Dönüşüm Deneyimi sunuyor. Müşteri uygulamaları ve altyapısını yönetmeye ve modernize etmeye yönelik 40 yıldan daha uzun süreli bir deneyime dayanan HP Uygulama Modernizasyonu Dönüşüm Deneyimi HP’nin yaklaşımının başarısını kanıtlıyor ve diğer müşterilerle elde ettiği sonuçları özetliyor. Bu interaktif deneyim diğer kuruluşların benzeri modernizasyon güçlüklerine nasıl yaklaştıklarını göstererek hangi kanıtlanmış çözümler ve mimarilerin mevcut olduğunu belirtiyor.

:: İş yaşamında bu tarz sistemler kullanıyor musunuz?