Cep Telefonu Firmaları Nereli?

Cep telefonları hayatımızın demirbaşlarından biri haline geldi. Daha 15 yıl önce onlarsız yaşarken şimdi bu ürünler olmadan sokağa bile çıkamıyoruz.

Peki ama aslında bu telefonları hazırlayan firmalar hakkında neler biliyoruz? Telefon firmalarının nereli olduğunu hiç düşündünüz mü?

Sizin için ülkemizde en çok kullanılan telefon firmalarını bir araya getirdik.

{pagebreak::Nokia}

Nokia


Şu sıralar N8 modeliyle dikkat çeken firma Finlandiye kökenli.

{pagebreak::Apple}

Apple

 

iPhone 4 sayesinde her yerde konuşulan firma Amerika temelli bir firma. Ancak zaman içerisinde çok uluslu bir şirkete dönüştü.

 

{pagebreak::Samsung}

Samsung

 

Geçtiğimiz yıldan itibaren telefon üretimine daha fazla önem vermeye başlayan Samsung bir Güney Kore firması. Samsung şu anda akıllı telefon pazarının iddialı isimlerinden…

 {pagebreak::LG}

LG


Teknoloji dünyasından mobil sektöre genişlemeye başlayan bir diğer firma ise LG. Güney Kore kökenli firma şu sıralar Chocolate adı altında topladığı telefonlarıyla ilgi görüyor.

{pagebreak::HTC}

HTC

Açılımı High Tech Computer olan HTC, çıkardığı akıllı telefonlarla iPhone’un en büyük rakiplerinden biri oldu. Tayvanlı firma EVO 4G modeli sayesinde oldukça ilgi çekiyor.

{pagebreak::Asus}

Asus

 


Donanım ürünleri üreten firma Apple’a meydan okumak için cep telefonu sektörüne de el attı. Tayvan kökenli Asus Garmin adlı telefonuyla akıllı telefon pazarında ilgi çekti…

{pagebreak::Sony Ericsson}

Sony Ericsson


İsveç kökenli Ericsson’u satın alan Sony telefon sektöründe etkili bir isim olmuştu. Sony Ericsson Japon ve İsveç’nin ortaklığındaki bir şirket.

{pagebreak::Motorola}

Motorola


Cep telefonu sektörünün en iddialı firmalarından biri olan Motorola, 2000’lerin başıyla büyük bir düşüş yaşamaya başlamıştı. Firma 5-6 yıl önce iflasın eşiğine geldi. Ancak Amerika kökenli firma akıllı telefon pazarına yatırım yaparak  küllerinden tekrar doğdu.

{pagebreak::RIM}

RIM


Esas adı RIM olmasına rağmen firma Blackberry marka telefonlarıyla hatırlanıyor. Kanadalı firma iPhone’un en büyük rakibi olan ürünlerin üreticisi.

{pagebreak::Microsoft}

Microsoft


Yazılım sektöründen tanıdığımız firma Apple’a rakip olmak için mobil pazara giren şirketlerden biri. Windows Mobile işletim sistemi sayesinde takip ettiği pazarın boşluklarını iyi bilen Microsoft Kin One’la bu konulara yatırım yaptı. Amerika kökenli olan firma şu anda çok uluslu bir oluşuma sahip.

{pagebreak::Toshiba}

Toshiba


Teknoloji sektöründen tanınan Japon firma mobil pazara da yatırım yapmaya başladı.

{pagebreak::HP Palm}

HP Palm


Akıllı telefon konseptinin fikir babalarından olan Palm başarısız pazarlama stratejisi nedeniyle pazarda rakipleri kadar etkin olamadı. Geçtiğimiz ay HP tarafından satın alınan firma mobil pazara etkili bir geri dönüş yapmayı planlıyor. HP ve Palm Amerika kökenli firmalar.

:: Bu firmalar arasında en çok hangisinin ürünlerini tercih ediyorsunuz? Kökenini merak ettiğiniz başka firma var mı?

Casey Jones Filmi Geliyor

80‘li ve 90‘lı yılların unutulmaz fenomenlerinden biri de Ninja Kaplumbağalar‘dı. Çizgi filmden, sinemaya ve hatta video oyunlarına kadar bu dört kaplumbağayı her yerde görmek mümkündü. Her çocuğun sevdiği bu karakterler artık eskisi kaar popüler olmaya bilir ancak o dönemi görmüş insanlar bu ninjaları nostaljiyle anıyor.

#http://video.shiftdelete.net/y/a46b8f3bbd5fb30fe7657b46d09dfd17.flv#

Yardımcı oyunculuktan başrole

Çizgi filmde ve filmde ikinci planda kalan karakterlerden biri 20 yıl aradan sonra kendi filmine kovuşmak üzere. Casey Jones adlı bu karakter Batman’in fakir hali olarak da nitelendirebilir. Suçla savaşan bu anti kahraman acımasızlığı ve esprileriyle tanınırdı.

Suçlularla savaşmak için sadece hokey maskesi ve sopalara ihtiyacı olan Casey Jones Ninja Kamplumbağalar’ın en büyük müttefiklerinden biriydi. İşte bu ilginç fan film denemesinin ilk videosu…

:: Filmin fragmanı ilginizi çekti mi? Tüm filmi izlemek istiyor musunuz?

FILA Hediyeleri Sahiplerini Buldu!

FILA size, spor ve şıklığı hediye ediyor! Dün duyurusunu yaptığımız üzere, ödüllü yarışmada doğru cevabı veren (“C” şıkkı, FILA Alpha) 20. (T-Shirt), 50. (Çanta) ve 100. (Spor ayakkabı) kişiler, FILA’dan birbirinden güzel hediyeler kazandı. İşte SDN’nin talihlileri:

Kazananlar

T-Shirt Kazanan Okuyucumuz: Murat K.

Çanta Kazanan Okuyucumuz: Nuray Karapıçak

Spor Ayakkabı Kazanan Okuyucumuz: Esra Peker

Hediyeleri Nasıl Alacaklar?

Hediye kazanan talihlilere en kısa zamanda mail yoluyla ulaşacağız. Katılan herkese çok teşekkür ederiz…

:: FILA ürünleri hakkında düşüncelerinizi forumda paylaşın.

HKC 9809A Video İnceleme

18,5 inçlik monitörler boyutları itibariyle oyun ya da grafik tasarım gibi görselliğin öne çıktığı uygulamaları kullananlara hitap etmez. Bu sebeple bu sınıftaki ürünler genelde üst seviye özelliklere sahip olmazlar.

HKC’nin 9809A adlı 18,5 inçlik modeli ise bu durumu bir nebze de olsa değiştirmeyi vaat ediyor. Sınıfındaki rakiplerinde genelde bulunmayan DVI girişi ve 2 ms’lik tepki süresi gibi özellikleri olan cihaz bu özellikleri ile öne çıkıyor.

Eğer siz de 18,5 inçlik bir monitör arıyorsanız, HKC 9809A’nın video incelemesini aşağıdan izleyebilirsiniz.

#video_5194#

{pagebreak::Teknik özellikler}

Teknik özellikler

HKC 9809A

Monitör

Ekran boyutu: 18,5 inç
En yüksek çözünürlük: 1360 x 768
Tepki süresi: 2 ms
Girişler: VGA, DVI
Parlaklık:
250 cd/m2
Kontrast oranı: 2000:1

Bilgi için: Çözüm
Web: www.cozum.com.tr
Fiyat: 230 TL

:: 18,5 inçlik bir monitör almayı planlıyor musunuz?

Sherlock Holmes 2’ye İki Oscar’lı Yıldız!

Guy Ritchie‘nin yönettiği, başrollerinde Robert Downey Jr. ve Jude Law‘ı buluşturan Sherlock Holmes filmi, geçtiğimiz yıl vizyona girmiş ve eleştirmenlerden olumlu puanlar almıştı. Filmde de adı geçen ancak yüzü asla gözükmeyen profesör Moriarty karakteri, Sherlock Holmes 2‘deki baş düşman olacak. Peki Moriarty’i kim oynayacak?

Brad Pitt mi?

IMDB de dahil olmak üzere birçok yayın organında Sherlock Holmes 2‘de Moriarty karakterini Brad Pitt‘in oynayacağı yazıyordu. Ancak bir süre sonra bu bilgiler düzeltildi ve Moriarty için henüz kimseyle anlaşılmadığı açıklandı.

{pagebreak::Guy Ritchie, Brad Pitt’i İstemiyor}

Guy Ritchie, Brad Pitt’i İstemiyor

Yapımın yönetmeni Guy Ritchie, yeni yapımda Moriarty karakteri rolü için Brad Pitt’i düşünmüyor.  Öyle ki, ünlü yönetmenin kafasındaki isim, Oscar’lı oyuncu Daniel Day-Lewis. My Left Foot: The Story of Christy Brown ve There Will be Blood filmleriyle iki defa Oscar’a uzanan Lewis, eğer anlaşma sağlanırsa Sherlock Holmes 2’nin kötü adamı olacak.

:: Sherlock Holmes 2’de, Moriarty karakterinde kimi görmek istiyorsunuz?

E3 Güzelleri Galerisi 1

Oyun ve teknoloji dünyasının kalbi, geçtiğimiz hafta Amerika’da atıyordu. Merakla beklenen E3 organizasyonuna ev sahipliği yapan Los Angeles’taki fuar, kapılarını yaklaşık 45.000 ziyaretçiye açtı. Hiç şüphesiz tanıtımların yanı sıra, organizasyonda görev yapan güzeller de bir hayli ilgi çekti. İşte E3 2010’dan çekilmiş birbirinden güzel kareler:

E3’ün En Güzel Kareleri


Devamı için resme tıklayın

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

 

{pagebreak::4}

{pagebreak::5}

{pagebreak::6}

{pagebreak::7}

{pagebreak::8}

{pagebreak::9}

{pagebreak::10}

{pagebreak::11}

{pagebreak::12}

{pagebreak::13}

{pagebreak::14}

{pagebreak::15}

{pagebreak::16}

{pagebreak::17}

{pagebreak::18}

{pagebreak::19}

{pagebreak::20}

{pagebreak::21}

{pagebreak::22}

{pagebreak::23}

:: E3 güzellerinden en çok hangilerini beğendiniz?

 

Dünya Kupası Parmaklarınızın Ucunda!

BlackBerry kullanıcıları “South Africa on BlackBerry” uygulaması sayesinde maç sonuçları, son dakika haberleri ve karşılaşmaların takvimini gerçek zamanlı olarak takip edebiliyor. Kullanıcılar tüm bu bilgileri isterlerse uygulamanın kendisinden isterlerse BlackBerry akıllı telefonların push e-mail özelliği sayesinde e-posta kutularından takip edebiliyor (Hangisi İş İçin Daha Uygun?).

 

“South Africa on BlackBerry” ile futbol ve Dünya Kupası keyfi her an her yerde!

 

“South Africa on BlackBerry” uygulamasıyla gelen Twitter, Facebook gibi sosyal ağ paylaşımları ile arkadaşlarıyla tüm bilgileri anında paylaşabilen BlackBerry kullanıcıları takvimden bir tarih seçerek o gün oynanacak tüm maçları da listeleyebiliyor (Nokia, Elindeki Her Şeyle Saldırıyor).

Dünya Kupası ile ilgili çok sayıda video’yu izleme imkânına da kavuşan kullanıcılar, “South Africa on BlackBerry” uygulamasını ücretsiz olarak indirebiliyor.

:: En beğendiğiniz Blackberry uygulaması hangisi?

Bulut Platformu Microsoft Azure Tartışıldı

Üniversiteler ile işbirliği içinde bilimsel araştırmalara ve akademik çalışmalara katkısını sürdüren Microsoft, geçtiğimiz günlerde Ankara’da düzenlediği Akademi Günleri kapsamında, Bulut platformlarının akademi dünyasına sunduğu fırsatları, Türkiye’nin önde gelen bilim insanları ile paylaşma olanağı buldu (Microsoft’tan Mobil Sosyal Ağ Geliyor!).

Ankara, Bilkent Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Microsoft Akademi Günleri’ne Türkiye’nin önde gelen 50 bilgisayar mühendisliği fakültesini temsilen öğretim üyeleri ve Tübitak’tan 25 uzman katılırken, etkinliği birçok bilim kuruluşu ve enstitüden kalabalık bir katılımcı kitlesi ilgiyle izledi.

 

Azure Academic, Akademi Günleri’nin yıldızı olarak parladı

 

Microsoft Akademi Günleri‘nin gündemine Bulut Bilişim platformlarına geçiş süreciyle ilgili konular damgasını vurdu. İnternet ortamında kurumlara web servisleri üzerinden uygulama, içerik, altyapı ve bilgi kullanımı sağlayan Bulut platformlarına geçiş ile ilgili teknolojik, hukuki ve yöntemsel adımlar tartışıldı.

Bu arada Microsoft’un bilim dünyasına taahhüdünün sonucu olarak, Microsoft Research‘ün üniversitelerimize sunduğu imkanlar da bu etkinlikte ayrıntılarıyla konuşuldu. Microsoft Research adına Dr. Fabrizio Gagliardi ise toplantıda bir konuşma yaparak Microsoft’un Ar-Ge çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Bulut platformlarında hizmet veren etkileşimli web servislerinin oluşturulmasında kullanılan Azure teknolojisinin, araştırma ve eğitim için sağladığı yeni açılımlar ise buluşmanın heyecan yaratan bir başka konusu oldu (Bing’den Eğlenceye Yatırım!).

{pagebreak::Microsoft Yılda 9.5 Milyon Dolar Ayırıyor}

Microsoft Yılda 9.5 Milyon Dolar Ayırıyor

Microsoft’un yenilikçi yazılımlarla bireylerin ve kurumların gerçek potansiyelini harekete geçirdiğini söyleyen Microsoft Türkiye Kamu Sektörü Direktörü Cemal Akyel, Akademi Günleri’nin açılışını yaparken şunları söyledi:

“Kurumlara ve bireylere gerçek potansiyellerini gerçekleştirme olanağı veren yenilikçi teknolojileri geliştirmek için yılda 9,5 milyar dolar ayıran Microsoft, Ar-Ge’ye en fazla yatırım yapan bilişim şirketi olma unvanını elinde tutuyor. Dünyanın çeşitli bölgelerinde yer alan 6 büyük araştırma laboratuvarında bilgisayar mühendisliğine yönelik kapsamlı araştırmalar gerçekleştiren Microsoft, Bulut platformuna yaptığı yatırımlarla dünyanın dört bir yanında süren bilimsel araştırmaların geniş bir akademik çevre tarafından paylaşılmasını hedefliyor.

Uygulamaların ve yazılımların web platformlarına taşınmasını sağlayan Windows Azure teknolojisi, üniversite ve akademilerimize de önemli katkılarda bulunacaktır.

 

Microsoft Akademi Günleri Türkiye’nin önde gelen bilim kuruluşları ve üniversitelerinin katılımlarıyla gerçekleşti.

 

Üniversitelerimizin bilimsel kaynaklara erişimini kolaylaştırmayı hedefleyen Microsoft Bulutu’nun yenilikçi buluşlara imza atmak için sabırsızlanan genç akademisyenlerimize Azure Academic ile yeni açılımlar sağlayacağını görüyor ve bundan büyük bir heyecan duyuyorum”.

Microsoft Global adına toplantıya katılan ve akademi dünyasında uygulama geliştirme konusunda uzmanlığıyla tanınan Krishna Kumar ise Bulut Bilişim ve Azure Academic hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi.

Queen Mary Üniversitesi’nin Londra’daki Ticari Hukuk Araştırmaları Merkezi’nde görevli Dr. Simon Bradshaw ve Bilgi Üniversitesi’ne bağlı Bilişim Hukuku Enstitüsü avukatlarından Yasin Beceni ise yaptıkları konuşmalarda Bulut platformlarının hukuki boyutlarına değindiler. Microsoft Akademi Günleri çerçevesinde katılımcılara ayrıca, AB 7. Çerçeve Programı ile sağlanan fonlar ve başvuru süreci hakkında da bilgiler sunuldu.

:: Microsoft’un Bulut Bilişim platformu olan Azure hakkında ne düşünüyorsunuz?

Körlüğe Çare Bulundu

İtalya‘nın Modena Üniversitesi‘nde yapılan çalışmalar dünya üzerindeki görme engellilere umut verecek gelişmeler yaşanmasını sağladı. Gönüllüler üzerinde yürütülen deneyler iki bölüme ayrılmıştı. İlk bölümde körlüğün beyin üzerindeki etkileri incelenmeye başlandı.

Bu araştırmanın hedefi ise bazı görme engellilerin içgüdüsel olarak etraftaki eşyaları nasıl hissettiğini bulmaktı. Uzmanlar bu yeteneğin beyinde bulunan bir bölgeyle ilgili olduğunu keşfettiler.

 

Araştırma yeni bir umuda dönüştü

Keşfi yapan uzmanlar bu bölgenin dışarıdan müdahaleyle aktif olabileceğini, böylece tüm görme engellilerin aynı hisse kavuşabileceklerini düşünüyor.

Kör insanların hayatını değiştirecek diğer buluş ise belirli şartlar altında onların görmesini sağlayacak. Kök hücre tedavisi sayesinde kimyasal tozlar ya da ısıdan dolayı kör olan insanların tekrar görme yeteneklerine kavuşmaları sağlandı.

New Scientist dergisinin projenin başındaki uzmanlarla yaptığı röportaja göre, şimdiye kadar araştırmaya gönüllü olan 107 hastadan 82‘si tekrar görmeye başladı.

Araştırmanın sonuçları tıp dünyasının ünlü yayınlarından The New England Journal of Medicine‘da yayınlandı. Uzmanlar, kök hücre tedavisinin tüm görme engellilere umut olabileceğini düşünüyorlar.

:: Sizce bu tedavi yöntemiyle kör olma kavramı tarihe mi karışacak?

RAM Satın Alma Rehberi

Bilgisayar teknolojisi söz konusu olduğunda insanları tatmin etmek zor. Gelişen teknoloji ile beraber donanım gereksinimleri artıyor ve buna yetişmek için kısa aralıklarla bileşenleri yenilemek gerekiyor. (DDR4 ve RAM’ler hakkında her şey)

Birkaç yıl boyunca ihtiyacınızı eksiksiz karşılayacak bir bilgisayar oluşturmak gerçekten zor. Elbette burada öncelikle neye ihtiyacınız olduğunu, bilgisayarla ne yapmak istediğinizi iyi belirlemeniz gerek.

RAM, bilgisayarın performansını önemli ölçüde etkiler

Video düzenleme, oyun oynama gibi yüksek performans gerektiren işler mi yapacaksınız, yoksa sadece internete girip, ofis uygulamaları mı kullanacaksınız? Her iki durumda da RAM’inizin miktarı ve özellikleri, hızlı ve rahat bir kullanımla, yavaşlıktan çıldırtacak bir kullanım arasındaki farkı belirler.

{pagebreak::RAM ne işe yarar?}

RAM ne işe yarar?

Satın alacağımız RAM’i nasıl seçeceğimizi belirlemeden önce en temel bilgiyi almakta fayda var. RAM nedir? Random Access Memory teriminin kısaltılmışı olan RAM, işlemcinin hızlıca kullanması için verilerin belli bir kısmının geçici olarak saklandığı yerdir. Böylece işlemci, ihtiyacı olduğu veriye daha hızlı ulaşır.

Genel olarak bakıldığında RAM’inizin miktarı ne kadar çoksa, sisteminizin hızı o kadar yüksek olur. Birkaç yıl önce yeterli RAM’inizin olması, o miktarın bugün için de yeterli olacağı anlamına gelmiyor ne yazık ki.

RAM’lerin yapısı yıllar içinde çok değişti

Bilgisayarların yapabildikleri arttıkça, yazılımların talepleri de artıyor. Photoshop ya da Outlook gibi her zaman kullanılan yazılımları açtığınızda bile önemli miktarda bellek kullanılıyor. Bunların yanında web tarayıcı, medya oynatıcı gibi yazılımları da açtığınızda bir anda sistemin yavaşlamaya başladığını görüyorsunuz.

{pagebreak::Yavaşlamaya çözüm}

Yavaşlamaya çözüm

İyi haber şu ki, bu problemleri sisteminizin RAM’ini artırarak giderebilirsiniz. RAM satın alırken dikkat etmeniz gereken birkaç ufak nokta mevcut. Bu cihazların teknik özelliklerinde neyin ne olduğunu anlamak gayet kolay. Zor olan ise ne kadar bir RAM kapasitesine ihtiyacınız olduğunu belirlemek.

Ne kadar RAM’iniz olduğundan emin olun

Ne kadar RAM’e ihtiyacınız olduğunu belirlemeye de, mevcut ne kadar RAM’iniz olduğunu öğrenerek başlayabilirsiniz. Eğer ne kadar RAM’iniz olduğunu bilmiyorsanız, bunu Windows’ta Bilgisayarım kısmına sağ tıklayıp Özellikler kısmından görebilirsiniz.

Ayrıca CPU-Z ve benzeri yazılımlar ile ne kadar RAM’iniz olduğunu görebilirsiniz.

{pagebreak::Ne kadar RAM’e ihtiyacım var?}

Ne kadar RAM’e ihtiyacım var?

Peki ne kadar RAM’e ihtiyacınız olacağını nasıl belirleyeceksiniz? Başta da dediğimiz gibi bu, bilgisayarı ne için kullanacağınızla doğrudan bağlantılı bir durum.

Photosop ve Firefox gibi yazılımların yavaşlamasını istemiyorsanız RAM’inizi yenilemelisiniz

Örneğin Microsoft, Windows XP için en az 512 MB, Vista ve 7 için ise en az 1 GB RAM tavsiye ediyor. Ancak pratikte, çoğu uygulamada en uygun performansı yakalamak için minimum gereksinimin en az iki kat RAM kullanmak akıllıca olur.

Hatta Adobe Creative Suite’e dahil olan yazılımları sürekli kullanıyorsanız bunun bile üzerine çıkmanız gerekebilir.

{pagebreak::32-bit, 64-bit farkı}

32-bit, 64-bit farkı

Sisteminizin yüksek miktarda RAM’in tamamını kullanama olasılığı da var. Eğer 32-bit’lik eski bir işletim sistemi kullanıyorsanız, 3 GB’ın üzerine çıkmanıza gerek yok, çünkü sisteminiz bundan daha fazlasını kullanamayacaktır.

Bu yüzden, 32-bit bir işletim sistemi kullanıyorsanız 3 GB’ın üzerinde bir RAM almak demek paranızı sokağa atmak demektir.

32-bit işletim sistemi kullanıyorsanız ne kadar RAM alacağınıza dikkat edin

64-bit işletim sistemleri için ise RAM’de bir üst sınır yok. Elbette anakartların getirdiği sınırlamalar mevcut. Mevcut anakartlar en fazla 24 GB’a kadar destek verebiliyorlar ki bu miktarın her türlü ihtiyacınızın çok üzerinde bir miktar olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yüzden fiyat olarak erişebileceğiniz bir miktarı tercih etmelisiniz. 64-bit’lik bir işletim sistemi kullanıyorsanız, 4 GB’lık bir RAM işinizi görecektir.

{pagebreak::Anakart – RAM ilişkisi}

Anakart – RAM ilişkisi

Alacağınız RAM’in miktarını belirledikten sonra, sisteminizin hangi RAM’leri desteklediğini öğrenmelisiniz. İlk önce anakartınız üzerinde kaç tane RAM slotu olduğuna bakmalısınız.

RAM almadan önce anakartınızın özelliklerine dikkat etmelisiniz

Kasayı açmadan bunu yapabilmenin yolu CPU-Z’ten geçiyor. SPD sekmesinde hangi slotlarda, hangi tipten, ne kadar bellek olduğunu ve hangi slotların boş olduğunu gösterir.

Anakartınızın hangi tip belleklere ve ne kadar frekansa destek verdiğine de ya modelinizin resmi sitesinden bakarak ya da varsa kullanım kılavuzundan öğrenebilirsiniz.

İşin kolay kısmı

Kendi sisteminizin özelliklerini, hangi tipte, ne kadar RAM’e destek verdiğini ve ne kadar kapasiteye ihtiyaç duyduğunuzu belirledikten sonra, işin kolay kısmı olan teknik özelliklere geldi sıra.

RAM’ler hakkında kapasitelerinden başka hiçbir şey bilmiyorsanız, karşınıza çıkacak bazı sayılar ve değerlerden korkabilirsiniz. Ancak bunlardan korkmanıza hiç gerek yok çünkü hepsini açıklayacağız.

{pagebreak::DDR2 mi, DDR3 mü?}

DDR2 mi, DDR3 mü?

Günümüzde piyasada satışa sunulan RAM’lerin çok büyük bir kısmı DDR2 ve DDR3 tipindedir. Tahmin edebileceğiniz gibi DDR3, DDR2’ye göre daha yeni, daha hızlı ve daha pahalıdır.

Ayrıca DDR3 bellekler, DDR2’lerden daha düşük voltajlarda çalışabilir. İki bellek tipini değişimli kullanmak mümkün değildir çünkü DDR3 belleklerin alt kısmında bulunan çentik ile DDR2 belleklerdekinin yeri farklıdır.

DDR2 ve DDR3 belleklerin çentikler farklı yerlerde

Bu yüzden DDR2 slotuna DDR3 bellek takamazsınız. Böylece, hangi tipi tercih edeceğiniz de anakartınızın hangi tipe destek verdiğine bağlı oluyor.

{pagebreak::Bellek hızı}

Bellek hızı

Megahertz (MHz) ile ölçülen bu değer, giriş seviyesi DDR2′lerdeki 400 MHz’den, üst seviye DDR3′lerdeki 2400 MHz’e kadar değişir.

Burada genel kural, frekansı yüksek olanı tercih etmek olsa da anakartınızın en yüksek kaç MHz’e destek verdiğine dikkat etmelisiniz.

Günümüzde 2500 MHz’lik RAM’ler bile satılıyor

Eğer destek verilenden daha hızlı bir bellek alırsanız, anakartınız o belleği desteklediği en yüksek frekansta çalıştıracaktır. Böylece kullanamadığınız bir hız için fazladan para vermiş olursunuz.

{pagebreak::Gecikme süreleri}

Gecikme süreleri

RAM özelliklerine baktığınızda, örneğin 5-5-5-12 şeklinde dört adet sayıdan oluşan bir değer mutlaka gözünüze çarpmıştır. Bu değerler genel olarak gecikme süresi olarak adlandırılır ve aslında her biri RAM’in işleyişi esnasındaki aşamaların aldığı süreleri nanosaniye cinsinden ifade eder.

Gecikme süreleri işleyiş sırasındaki evrelerin aldığı süreyi belirtiyor

Bunların düşük olması genel olarak daha hızlı bir RAM anlamına gelir. Ancak bunlar arasında en çok ilk sıradaki önemlidir. CAS (Column Address Strobe) gecikme süresi adı verilen bu değer, bellek kontrolcüsünün talep ettiği bir verinin RAM’e iletilmesi ile RAM’in o veriyi hazırlaması arasında geçen süreyi ifade eder.

Gecikme süreleri performansı çok büyük ölçüde eklemese de, eğer buna dikkat edecekseniz, CAS başta olmak üzere gecikme süreleri düşük bir model tercih edin.

{pagebreak::Voltaj ve kanal}

Voltaj ve kanal

RAM’in voltajı tek başına performans için bir şey ifade etmez. Yüksek voltaj, genel olarak bakıldığında daha fazla ısınma ve daha yüksek hız anlamına gelse de, DDR3 belleklerin daha düşük voltajda daha yüksek performans göstermesi bu durumu değiştiriyor. Bu sebeple voltaj değeri, yapacağınız tercihte çok büyük bir rol oynamaz.

24 GB RAM’i ancak Intel X58 yonga setli anakartlarda kullanabilirsiniz

Piyasadaki bellekler ya iki, ya da üç kanal desteği sunar. Üç kanal desteği sunan bellekler üçün katları şeklinde kullanılabilir.

Yani üç adet 2 GB’lık bellek alıp 6 GB olarak kullanabilirsiniz. Ancak üç kanal desteği sadece Intel’in X58 yonga setli anakartlarında yer alıyor. Eğer üçün katlarında bir kapasite istiyorsanız anakartınızın X58 yonga setli olup olmadığına dikkat etmelisiniz.

:: Yakın zamanda RAM satın almayı düşünüyor musunuz?

NVIDIA GeForce GTX 460 Ortaya Çıktı

NVIDIA’nın GTX 400 serisine ekleyeceği en yeni üye olan GeForce GTX 460′ın ilk görüntüleri ortaya çıktı. Fermi mimarisini orta seviyeye getirecek ikinci kart olan GeForce GTX 460, önceki nesildeki GTX 260′ın yerini alacak.

GTX 460 orta seviyeye gelen ikinci Fermi olacak

Üzerinde iki adet 6-pin güç bağlantısı bulunan kartta iki adet DVI ve bir adet HDMI çıkışı yer alıyor. 336 adet CUDA çekirdeğini barından GTX 460′ın çekirdek hızı 675 MHz, efektif bellek hızı ise 3600 MHz olacak.

Kartın iki farklı sürümü çıkacak

768 MB ve 1 GB GDDR5 bellekli iki sürüm halinde önümüzdeki ay piyasaya çıkacak kartların fiyatları ise sırasıyla 230 $ ve 250 $ seviyesinde olacak.

:: Orta seviye Fermi’lerden almayı düşünüyor musunuz?

Kaspersky Anti-Virus 2011 Türkiye’de

Güvenli içerik yönetimi çözümlerinin önde gelen geliştiricilerinden Kaspersky Lab, amiral gemisi niteliğindeki Kaspersky Internet Security 2011 ve Kaspersky Anti-Virus 2011 ürünlerinin en son sürümlerini Türkiye’ye sunduğunu duyurdu.

Kaspersky Internet Security 2011 ve Kaspersky Anti-Virus 2011′in, bilgisayara virüs bulaşana kadar beklemeyeceği ve önceden önlem alacağı belirtiliyor. (Kaspersky Pure ile tanışın)

Yeni sürümler her türlü potansiyel tehdidi algılamak ve yıkıcı faaliyetleri engellemek için sistemi sürekli izleyerek gerçek zamanlı, proaktif koruma sağlayacağı iddia eden sistemlere sahip olacak.

Yeni uygulanan Sistem İzleyici teknolojisi dosyaların oluşturulması ve değiştirilmesi, sistem çağrıları ve sistem kaydındaki değişiklikler dahil olmak üzere tüm sistem gelişmelerini izleyecek.

Bir programın davranışının sürekli olarak izlenmesi sayesinde, Kaspersky Lab çözümleri bilinen veya yeni her türlü zararlı programı tespit ediyor.

:: Anti-virüs çözümü olarak Kaspersky’i beğeniyor musunuz?