Android 2.2’ye Hotspot Özelliği

Geçtiğimiz günlerde sizlere burada yer alan yazımızda Android 2.2 Froyo sürümünün detaylarına dair gelişmelerden söz etmiştik. Videoda Flash 10.1 ile harika bir performans sergilediği görülen Froyo yüklü Nexus One’ın bu konudaki ön yargıları ciddi biçimde değiştireceği düşünülüyor. Sistemin birçok inovatif özellik ile donatılacağı konuşulurken, bu konudaki en somut örnek ilgi uyandıran cinsten.

 

Buna göre yeni sistem ile birlikte Androidli cihazlar internet yayını yapabilecek. İlk etapta biraz karışık gibi görülen bu sistem aslında özünde çok sade bir mantığa dayanıyor. Bu özellik aktif edildiği takdirde telefon bir çeşit erişim noktasına dönüşüyor ve bu hotspota bağlanan cihazların, mobil internet bağlantısı ile internete erişmesine olanak tanınmış oluyor. Symbian’da Joiku Spot isimli uygulamadan tanıdığımız bu özelliğin Android 2.2 ile ön yüklü olarak gelmesi, heyecan verici bir gelişme olarak dikkat çekiyor.

:: Bu özellik ilginizi çekti mi?

BlackBerry Tablet mi Geliyor?

BlackBerry, bilindiği gibi uzun süredir Apple’ın akıllı telefonu iPhone ile kıyasıya bir rekabet içerisinde yer alıyor. Şimdi bu rekabet, farklı sektörlere de sıçrayabilir. Zira, BlackBerry’nin geliştiricileri RIM, Apple‘ı farklı bir sektörde yine karşılarına almayı planlıyor gibi gözüküyor.


Bu rekabet ileriki aylarda farklı sektörlerde de yaşanabilir

Söylentiye göre RIM yetkilileri, BlackBerry – iPhone rekabetinden sonra şimdi de BlackBerry Tablet – iPad rekabetine girecek. Kısacası, RIM’in yeni bir Tablet PC üzerinde çalışacakları konusundaoldukça güçlü iddialar var. Hatta söylentilere göre BlackBerry Tablet’in ekranı 8.9 inç büyüklüğünde olacak ve BlackBerry App World ile 7/24 bağlantı içerisinde olacak. Ayrıca cihazda Bluetooth ve WiFi da mevcut olacak.

:: Sizce RIM, Apple’a bir kez daha rakip olur mu?

Adım Adım RAW Fotoğraf İşleme Rehberi!

Bol bol fotoğraf çekiyor ve bu fotoğrafların üzerinde Photoshop gibi yazılımlar aracılığıyla dijital değişiklikler yapıyorsanız, fark etmişsinizdir; JPEG formatının en büyük dezavantajı, fotoğraf üzerinde değişiklik yapılması durumunda fotoğrafik kalitenin bozulmasıdır.


Raw fotoğraflar ile fotoğraflarda değişiklik yapmak çok kolay

Kalite bozulduğu için yapılan değişiklik ne kadar etkili olursa olsun, sonuç olarak tatmin edici olmayan bir sonuç çıkar ortaya. JPEG‘in açılımı Joint Photographic Experts Group‘tur. Aldığı bilgilerin hepsini sıkıştırarak, değiştirilemez hale getirir ve görselin boyutunu oldukça ufaltır. Raw fotoğraflarda ise durum daha farklı.

Raw, kelime anlamı olarak ham demektir. Raw adı da buradan gelmektedir. Bu formattaki  fotoğrafların birçok değeri sıkıştırılmamıştır, ham halindedir. Kullanıcıya daha sonradan değiştirmek üzere geniş olanaklar sağlar.

{pagebreak::Farklı Dosya Formatları}

Farklı Dosya Formatları

Raw fotoğrafları işlemek için çeşitli yazılımlar mevcut. Bizim tavsiyelerimiz arasında Photoshop ve Bibble 5 Pro adlı yazılımlar yer alıyor. Ayrıca fotoğraf makinenizin geliştiricisine göre, firmanın kendi yayınladığı yazılımları da tercih edebilirsiniz.


Raw fotoğraf daha sönük duruyor. Bunun sebebi, tüm değerlerinin ham olmasıdır.
Dilerseniz gölgeleri vurgulandırır, dilerseniz yumuşak bir doku oluşturabilirsiniz

Geçtiğimiz ay, sizlere dijital manipülasyondan bahsetmiştik. En temel konuları anlattığımız o yazıda JPEG formatı üzerinden örnek vermiştik. Şimdi ise Raw üzerinden işlem yapmayı göstereceğiz. Bunu yaparken de, Canon EOS 450D ile çektiğimiz fotoğraflardan kullanacağız. Dolayısıyla sizin elinizde Nikon, Pentax gibi makineler varsa, Photoshop’un o markalarla ilgili yayınlanan plug-in’lerini kurmanızda fayda var.

Biz de anlatmaya Photoshop ile başlayalım.

{pagebreak::Camera Raw}

Camera Raw

Adobe Photoshop‘ta, Canon‘un Raw formatını işleyebilmek için Camera Raw adlı bir plug-in mevcut. Bu plug-in’i yükledikten sonra Photoshop, Canon’un Raw formatını okuyabiliyor. Canon’un Raw fotoğraflarının uzantısı CR2’dir. Nikon’da ise bu format .NEF’tir. Yani ortalıkta NEF ya da CR2 dosya formatında bir dosya görürseniz, kafanız karışmasın. Bunların ikisi de Raw fotoğraflardır.


Camera Raw’un arabirimi

Camera Raw ile birlikte fotoğrafın parametrelerini değiştirebilir, kamera kalibrasyonunu elinizden geldiğince düzenleyebilir, ton eğrisi ile oynayabilir, detayların belirginliği üzerinde değişiklikler yapabilir, kenar kararması gibi sorunları kolayca ortadan kaldırabilirsiniz.

CR2 dosyasına sağ tıklayarak Photoshop’u açalım. Burada karşımıza farklı bir pencere gelecek. Bu pencere, plug-in’in kendi arabirimi. Buradaki arabirim üzerinden fotoğrafın birçok parametresini kafamıza göre değiştirebiliriz. İşe, ilk ayarı anlatarak başlıyoruz…

{pagebreak::Temperature}

Temperature

Raw formatının en büyük avantajlarından birisi, kayıpsız olarak White Balance, yani beyaz denge ayarını değiştirebilmeye olanak sağlamasıdır.

Beyaz denge dediğimiz ayar, fotoğrafın sıcaklık değeridir. Tüm fotoğrafçılık terimleri, filmli makineler döneminden kalma olduğu için, elimizin altında bulunan dijital makinelerde sıcaklık faktörünün ne gibi bir etkisi olabilir diyebilirsiniz. Fakat filmli makine dönemindeki terimlerin hepsi, dijital fotoğrafçılıkta da geçiyor.


Sıcak bir fotoğraf

Fotoğraf makinelerinin hafızalarında, Tungsten, Daylight, Cloudy gibi önceden belirlenmiş sıcaklık değerleri vardır. Bunlardan birini seçerek fotoğraflarımızı çekeriz. JPEG fotoğraflarda, bu değeri herhangi bir yazılım ile değiştiremeyiz. Belki yazılım desteğiyle sanal filtreler koyularak benzer sonuçlar alınabilir fakat bu sefer de kalitesiz sonuçlar elde ederiz.

Raw fotoğrafımızda ise beyaz dengeyi sorunsuz bir şekilde değiştirebiliriz. Eğer dışarıya çıkıp Raw modunda fotoğraf çekmeye başlamışsanız, beyaz denge ayarıyla kafanızı karıştırmayın. Diğer ayarlara odaklanın. Zira Photoshop ile beyaz dengeyi baştan aşağıya değiştirebilirsiniz zaten.


Soğuk bir fotoğraf

Ayarın en sol tarafındaki değer en soğuk bölgeyi, en sağ tarafındaki değer ise en sıcak bölgeyi temsil ediyor. Ayarlar arasında önceden belirlenmiş olan sıcaklık değerlerini seçebilirken, “As Shot“, yani “Çekildiği Gibi” seçeneğinde de bırakabilirsiniz. Hiçbir ayar sizi tatmin etmiyorsa, el yardımıyla kendi ayarınızı oluşturabilirsiniz.

Minimum Temperature değeri 2000, maksimum Temperature değeri ise 50000‘dir.

{pagebreak::Tint}

Tint

İngilizcedeki Tint kelimesini Türkçeye “Ton” olarak çevirebiliriz. Bu ayar, bize fotoğraftaki renklerin beyaz ile karışım oranını gösterir. Bir rengin, beyaz ile karıştırıldığı anda dönüştüğü yeni rengini temsil eder. Tint ayarı burada, tahmin edebileceğiniz gibi fotoğrafın sıcaklık değerine göre tonlamasını belirler. -150 ile 150 arasında değer alır. Varsayılan değeri 4’tür.


Tint değerini artırırsak, renk tonları sıcaklığa bağlı olarak değişir

Tint ayarındaki çubuğu sola getirdikçe, fotoğrafın önce sarardığını sonra da  yeşerdiğini göreceksiniz. Tam zıttı yönde ise fotoğraftaki tonlar, giderek eflatuna doğru kayar. Tabii ki uç değerleri vermek, fotoğrafın gerçeklikten çıkmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla bu ayar ile oynayacaksanız, ufak değişiklikler yapmanızda fayda var.

{pagebreak::Exposure ve Recovery}

Exposure ve Recovery 

Geldik bir fotoğrafın en önemli parametrelerinden birine. Exposure, Türkçeye “Pozlama” olarak çevrilmiştir. Bir fotoğraf, çekiliş aşamasındayken belli bir pozlamaya maruz kalır. O pozlama değeri uzun ise, fotoğraf uzun pozlanmış olur ve ortama göre daha parlak olur. Eğer uzun pozlamayı gece yapmışsanız fotoğraf, gece olmasına rağmen daha aydınlık gözükür.

Aynı şekilde, gündüz çekilen bir fotoğraf, gereğinden uzun pozlanmış ise çok parlak gözükür. Bu tür fotoğraflara ise Overexposed, yani; “Gereğinden Fazla Pozlanmış Fotoğraf” denir. Tersine ise Underexposed, yani; “Gereğinden Az Pozlanmış Fotoğraf” denir. Bulunulan ışık değerlerine göre tam dengede pozlanan fotoğrafa ise Perfect Exposure, yani; “Kusursuz Pozlama” denir.


Aynı fotoğrafın underexposed (solda) ve overexposed (sağda) durumları

JPEG fotoğraflarında bu pozlama değerini değiştirebilirsiniz fakat çoğu zaman piksel kaybı yaşanır. Özellikle karanlık fotoğrafların ışık değerini artırdığınızda, fotoğraf daha aydınlık gözükür belki fakat kayıp maksimuma yakın olur.

Raw fotoğraf formatının, kayıpsız değiştirilme imkanı sağladığı özellikler arasında exposure yoktu. Bu, yazılım desteği ile sonradan eklendi. Yani bir Raw fotoğrafının exposure değerini değiştirirken yine kayıp yaşanacak. Fakat bu kayıp oldukça (belki de gözle  fark edilemeyecek kadar) az olacak.

Tavsiyemiz; Raw fotoğraf çekerken, fotoğrafın overexposed ile perfect exposure arasında olmasını sağlayın. Yani tam gereken pozlama değerleri ile, gereğinden fazla pozlama değerleri arasında bir değer seçin. Zira bir fotoğrafı, olduğundan daha karanlık hale getirmek, olduğundan daha aydınlık haline getirmekten daha kolay ve avantajlıdır. Exposure değeri -2 ile +2 arasında değişir. -2, en karanlık değer iken +2 ise en aydınlık değerdir.


Burada ise perfect exposure, yani kusursuz pozlamayı görebilirsiniz

Recovery ise parlak ışığın etkisini azaltmaya yarar. Özellikle Güneş‘ten dolayı fotoğrafa yansıyan parlamaları veya yansımaları Recovery aracılığı ile düzeltebilirsiniz. Varsayılan olarak 0 değerinden başlar ve 100’e kadar çıkartılabilir.

{pagebreak::Fill Light ve Blacks}

Fill Light ve Blacks

Raw fotoğrafların en ilgi çeken yerlerinden birisi de fotoğrafın ışık gelmeyen yerlerini ışık ile doldurmak veya siyah bölgeleri daha siyah hale getirmektir. Diyelim elinizde çok güzel bir fotoğraf var, fakat fotoğraftaki gölgeler işinizi bozuyor. Bu durumda Fill Light değerini biraz artırarak, ışık olmayan yerlerin ışık ile dolmasını sağlayabilirsiniz.

Zifiri karanlık bir şekilde odanızın fotoğrafını çekerek bu ayarın ne kadar güçlü olduğunu kendiniz de test edebilirsiniz. Işığı ne kadar doldurursanız, noise, yani gürültü oranı da o kadar artar. Bunu unutmayın.


Fill Light’ı maksimum hale getirip siyahları artırırsanız
böyle bir sonuç çıkar ortaya

Blacks kısmında ise, isminden de anlayabileceğiniz üzere, fotoğraftaki karanlık bölgelerin daha da karaltılması imkanı kullanıcıya veriliyor. Kimi durumda siyahları daha da vurgulu bir şekle sokmak isteyebilirsiniz. Bu gibi durumlarda Blacks ayarıyla oynamanızı tavsiye ederiz.

{pagebreak::Brightness ve Contrast}

Brightness ve Contrast

Eğer daha önce bir fotoğrafı, herhangi bir yazılım aracılığı ile düzenlediyseniz, Parlaklık ve Kontrast adlı iki ayarı mutlaka görmüşsünüzdür. Brightness‘ın Türkçesi olan “Parlaklık“, pozlamadan farklı bir değerdir. Buradaki pozlama, tüm fotoğrafa eşit düzeyde uygulanan bir tür veri oluşturma/silme işlemiyken, parlaklık ise, fotoğrafın beyaz ve siyah bölgelerinin parlaklarını değiştirme işlemidir.


Solda fotoğrafın orijinali, sağda ise kontrastı artırılmış versiyonu

Kontrast ise, birçok fotoğrafta değiştirilen bir özellik. Hangi renk uzayını tercih ederseniz edin, çoğu durumda fotoğrafın kontrastını yeniden değiştirmek isteyeceksiniz. Kontrastın kelime anlamı zıtlık demektir ve fotoğaftaki ardışık iki renk arasındaki zıtlığı vurgulamaya yarar. Kontrastı artırırsanız, renkler arasındaki zıtlık da artacaktır.

Küçük değerlerideki kontrast artışı, fotoğrafa oldukça hoş bir görünüm katacaktır.

{pagebreak::Clarity ve Saturation}

Clarity ve Saturation

Clarity‘nin Türkçesi “Berraklık“. Bu değer oldukça önemlidir. Varsayılan olarak “0” konumunda bulunur. -100 ile 100 arasında değer alır. Fotoğrafın berraklık değerini buradan ayarlayabilirsiniz. Bu değeri maksimuma getirdiğinizde, objeler (ki Photoshop objeleri, bir seri piksel ile ardışığındaki diğer seri pikselin zıtlığından fark ediyor) arasındaki keskinlik artıyor.


Berraklığı azaltılmış bir fotoğraf

Fotoğrafınızda çok az bir hareketlilik varsa, yani titreklik var ama çok az ise, berraklığı artırarak bunu ortadan kaldırabilirsiniz. Aynı şekilde, berraklık değerini azaltarak, fotoğrafa tuval resmi görünümü katabilirsiniz.


Berraklığı artırılmış bir fotoğraf

Son iki değer, Vibrance ve Saturation değeri. Bu ikisi fotoğrafın renk doygunluğunu belirler. Bu değerleri ne kadar artırırsanız, renk verilerinin değeri o kadar artar. Tabii ki fotoğraf da gerçeklikten sıyrılır. Eğer renkli bir fotoğrafı siyah-beyaz yapmak istiyorsanız, bu iki değeri minimum değerlerine getirmelisiniz.

:: Bu makaleyi yararlı buldunuz mu?

Hulu’dan Yeni Oynatıcı!

İnternet üzerinden televizyon yapımlarını veya sinema filmlerini yasal bir şekilde izlemek isteyenlerin tercih ettiği sitelerin başında gelen Hulu‘nun yöneticileri, HTML5  teknolojisi ile ilgili güzel sözler söylememişti. Şimdi ise bu platform yeni oynatıcısı ile kullanıcıların karşısına çıkıyor.

Yeni oynatıcı, beklenildiği üzere HTML5 desteklemiyor. Fakat gerek tasarımı gerek işleviyle kullanıcılarının beğenisini toplamayı başardı. Ekran, %25 artırılarak 720×400 çözünürlüğe getirilmiş. Video oynamaya başladığı an tüm ikonlar gizleniyor.

Bir video izlerken, araya giren reklamlarda ses dengesi sağlanmış durumda. Ayrıca her reklamın altında, “Bu reklam sizinle alakalı mı?” sorusu soruluyor. Bu sayede toplanan veriler, ileriki günlerde kullanıcıya, ilgisini çekebilecek reklamları sunmak için kullanılacak.

:: Hulu hizmetinden hiç yararlandınız mı?

En Kötü 10 iPhone Uygulaması

Mobil dünyanın en kapsamlı mobil uygulama ve oyun mağazası konumundaki AppStore, iPhone’un en önemli gücü konumunda. Ne kadar saçma ve gereksiz olursa olsun AppStore üzerinde yer almayı başaran yazılımların bir şekilde ilgi gördüğü muhakkak.

 


200.000 civarında uygulamanın barındırıldığı AppStore’dan bugüne kadar 4 Milyardan daha fazla uygulama indirilmiş.

Ancak bu uygulamaların içinde öyleleri var ki saçma ve gereksiz sıfatı onlara fazla bile geliyor. Ancak saçmalığın popülaritesinden doğan bir getiri midir bilinmez bu yazılımlar kısa sürede ciddi indirilme rakamlarına ulaşmayı da başarmışlar aynı zamanda. İşte bugüne kadar AppStore’da yer almış en kötü 10 mobil uygulama…

{pagebreak::10. iGirl}

10. iGirl

Bir zamanların popüler oyuncağı sanal evcil hayvan beslediğiniz küçük oyuncakların modern hali olan iGirl, aslında yetişkinlere özel hazırlanmış bir uygulama. Sanal bir kız arkadaş sloganı ile duyurulan yazılım, ekrandaki karakterin dokunmatik ekran işlevleri, ivmeölçer fonksiyonu gibi özellikler ile çeşitli tepkiler vermesini sağlıyor.

{pagebreak::9. HangTime}

9. HangTime

Akıl almaz uygulamalardan bir tanesi de HangTime. Aslında bu yazılımın çok fazla bir işlevi bulunmuyor. Uygulamayı çalıştırıyorsunuz ve telefonu havaya atıyorsunuz. Telefonu tekrar geri yakaladığınızda yazılım görevini tamamlamış oluyor ve size ivmeölçerden yararlanılarak elde edilmiş özel bir skor sunuyor. Dostlarınızla bu oyunu oynamak istemezsiniz değil mi?

{pagebreak::8. SimStapler}

8. SimStapler

Ofislerin vazgeçilmez araçlarından biri olan zımba makineleri, teknoloji ile birlikte ne kadar değişim gösterebilir ki… Böyle düşünüyorsanız SimStapler isimli uygulama ile henüz tanışmamışsınız demektir. Uygulama bir zımba makinesi mantığında çalışıyor. Tabi ki sadece görsel ve işitsel olarak. Eğlence amaçlı tasarlanmış olan yazılım, kaç kez zımbaladığınızı da saymayı ihmal etmiyor.

{pagebreak::7. Pocket Heat}

7. Pocket Heat

0.99 $ bedelle AppStore’da yer alan bu uygulama bir çeşit elektrikli ısıtıcı mantığında çalışıyor. Ekranı bir çeşit radyatör gibi kullanan uygulama görsel olarak olduğu kadar sesli animasyonları ile de son derece başarılı. Yaratıcılıkta sınır tanımayan geliştiricilerin bu kez kayaya çarptığını sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu yazılım da geliştiricisine güzel paralar kazandıran uygulamalardan biri.

{pagebreak::6. Hold The Button}

6. Hold The Button

Hold The Button aslında bir çeşit oyun. Parmağınızı en uzun süre sabit bir şekilde ekranda tutmaya çalışıyorsunuz. Yakaladığınız en iyi dereceyi online olarak tüm dünya ile paylaşabildiğiniz uygulamaya günde 250.000’den faza skor kaydı gönderiliyormuş.

{pagebreak::5. I Am Rich}

5. I Am Rich

Ekranda parlak kırmızı bir ışık göstermekten başka hiçbir işe yaramayan uygulama AppStore üzerinde ilk yer aldığı günlerde 999,99 dolarlık fiyat etiketiyle merak konusu olmuştu. Daha da ilginci ise yazılımın bu fiyat ile bir miktar satarak geliştiricisine kısa yoldan para kazandırmasıydı. Şu anda 0.99 $ fiyatla AppStore’da yer alan yazılım, ilk günlerinin de verdiği popülerlik sayesinde ilgi görmeye devam ediyor.

{pagebreak:: 4. iNap@Work}

4. iNap@Work

Akıl almaz uygulamalardan biri de iNap@Work. Uygulama çalışma esnasında küçük uyku molaları vermek ancak bu molalar esnasında çalıştığınız izlenimini oluşturmak için geliştirilmiş. Ofis ortamında sıkça duyabileceğiniz sesleri ayarlanabilir periyotlarda çıkaran yazılım son derece inandırıcı. iNap@Work isimli yazılım AppStore’da 0.99 $ ücretle yer alıyor.

{pagebreak::3. Taxi Hold em}

3. Taxi Hold em

Taxi Hold em adından da anlaşılacağı üzere bir çeşit taksi çevirme uygulaması. Ancak uygulama öyle tahmin ettiğiniz türden GPS’i, mobil interneti kullanarak çeşitli işlevler göstermiyor. Ekranı dikakt çekici bir taksi yazısıyla çevreleyen uygulama dilerseniz ıslak bile çalabiliyor. Taxi hold em AppStore’dan ücretsiz olarak indirilebiliyor.

{pagebreak::2. CalmCandle}

2. CalmCandle

Görselden de anlaşıldığı gibi CalmCandle isimli uygulama ekranda yanan bir mum oluşturmaktan başka bir işe yaramıyor. AppStore’da 4.99 $ bedelle satılan yazılım saçmalığı ile popüler olmuş yazılımlardan biri.

{pagebreak::1. Baby Shaker}

1. Baby Shaker

En kötü iPhone uygulaması olmayı hak ettiğini düşündüğümüz yazılım ise Baby Shaker. Ekrana gelen bebeklerin ağlamalarını durdurmak için telefonu hafifçe sallamanız ve bebeğin uykuya dalmasını sağlamanız gerekiyor. Telefonu çok hızlı ve sert bir şekilde salladığınızdaysa bebek ölüyor.

:: Sizin kötü olarak nitelendiğiniz iPhone uygulamaları neler?

İşte Dünyanın En Gerçekçi Oyunu

80‘li yılların popüler platform oyunlarının isimleri ve karakterleri farklı olsa da amaç hep aynıydı. Bazen dünyayı bazen bir prensesi bazen ise ailemizin kötülerin elinden kurtarıyorduk. Hiç bir karşılık beklemeden oradan oraya koşturduğumuz bu oyunlar bir döneme damgasını vurduk.

#http://video.shiftdelete.net/y/cb8bea1efb394f1fc50956f86a4a4034.flv#

Gerçek kurallar oyunlarda geçerli olsaydı?

Platform oyunlarını bitirdiğimiz zaman ise karşılaştığımız tek şey kuru bir teşekkür mesajıydı. Yıllardır bu durum içinizde ukte kaldıysa o zaman Dan ile tanışın. Olaya mizahi şekilde bakan bir grup Dan adlı karakterin macerasını anlatan bir video hazırladık.

Saysız düşmanı dövüp prensesi kurtaran Dan‘i diğer oyun karakterlerinden ayıran çok büyük bir özellik var. Çünkü bu videodaki oyun gerçek dünyanın kurallarıyla hazırlanmış. Bakın, oyun karakterleri bitiş ekranından sonra neler çekiyor?

:: Oyunlar bu kadar gerçekçi olsaydı onlardan soğur muydunuz?

Facebook’daki Bilgileriniz Ne Kadar Güvende?

Son 6 aya kadar altın dönemlerini yaşayan Facebook, ticareleşmenin getirdiği olumsuz koşullarla yüzleşiyor. İnternetin reklam devi olmak isteyen site bu uğurda ilk önce kullanıcıları mahdur ederek güvenlik ayarlarında bazı değişikliklere gitmişti.

Site yönetimi geçtiğimiz haftalarda Facebook kullanıcılarına bedava tüketim anketi yaptıran beğenme (like) sistemini aktif etti. Artık kullanıcılar, üyelerden web sitelerine kadar herşeyi beğenip bu konuda ücretsiz bir piyasaya araştırmasının parçası olabiliyordu.(Facebook, Beğenilenleri Önerecek)

Bu yatırımlar başta basın olmak üzere birçok kişinin dikkatini çekti. Dün başta Facebook CEO‘su Mark Zuckerberg olmak üzere sitenin tüm üst düzey yöneticileri gizli bir toplantıda birleşti. Ünlü sosyal ağın güvenlik kurulu denilecek bu olayı ise Reuters haber ajansı ortaya çıkarttı.(Facebook Hatasını Kabullendi)

Facebook reklam payını kaybedebilir

Reuters‘e olayı sızdıran gizli kaynak Facebook’un Amerikan Senatosu yüzünden zor durumda olduğunu belirtti. Geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan güvenlik açığı nedeniyle tekrar gündeme gelen Facebook ABD senatörlerini bu sefer fazlasıyla kızdırmıştı. (Facebook’ta Dev Güvenlik Açığı)

Kaynağın bildirdiğine göre ABD hükümeti Facebook‘un bu reklamcılık faaliyetlerinde hiç de memnun değil. Sitenin kişisel bilgileri şirketlere aktarmasını engellemek için Amerika yeni kanunlar hazırlamayı düşünüyor. Bu durumdan çekinen Facebook yönetim kurulu yeni stratejisini belirlemek için toplandı.

Eğer ABD Senatosu böyle bir karar alırsa diğer ülkelerde Facebook‘a karşı benzer eylemlere geçecektir. Yaşanması muhtemel bu olay ise ünlü sosyal ağın reklam gelirlerini düşüşe geçirecek.

:: Facebook’daki özel bilgilerinizin güvende olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Lazer 50 Yaşında!

Günümüzde, ameliyatlardan CD Rom‘lara kadar birçok farklı cihazda lazer teknolojisini kullanıyoruz. Dünyayı değiştiren bu teknoloji işini o kadar iyi yapıyor ki günlük hayatın temposu içerisinde herkes onun varlığını unutuyor. Oysa ki, bu pazar günü 50 yaşına basan lazer sayesinde, bilgisayar, sağlık, madencilik başta olmak üzere hemen her sektör büyük bir değişim geçirdi.


Superman lazeri tüm dünyaya tanıtan kahramandı

50 yıllık serüven

İlk olarak Einstein‘ın teorilerinden birinde ortaya çıkan lazerin gerçekten işlev hale gelmesi 1960 yılında gerçekleşti. Amerikan Hughes Aircraft havacılık firmasının laboratuvarında çalışan 32 yaşındaki fizikçi Theodore Maiman‘ın çalışma sonucu ortaya çıkan ilk lazer ışını dünyada şaşkınlık yaşamasına neden olmuştu.

İngilzice Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation (Laser) kelimesinin kısaltılmasından türeyen bu teknoloji doğada var olmayan en gelişmiş ışık türü olarak kabul ediliyor. Çoğu ışık kaynağından farklı olarak lazeri sabit bir noktaya odaklamak mümkün.

:: Lazer teknolojisi olmasa sizce günlük yaşantımız nasıl etkilenirdi?

Super Street Fighter IV PS3 İnceleme

Puan: 8.8/10

Bir zamanlar Atari’cilerin yollarını eskittiğimiz, harçlıklarımızı jetonlara yatırdığımız oyunların başında geliyor Street Fighter. Özellikle de bir efsane haline gelen Street Fighter II, adeta dövüş oyunu müdavimleri için kült yapımlardan biridir. Ardından gelen devam oyunlarının bir türlü istenilen başarıyı tekrarlayamaması, tam bu seriye olan inancın yitirilmesine yol açıyordu ki, yapımcı Capcom‘dan sürpriz geldi!

Street Fighter IV, adeta ikinci oyunun dinamiğine sahipti! Geliştirilmiş görsel kalitesiyle nostaljiden başını kaldıramayanları bile günümüz oyun teknolojileriyle buluşturdu. Böylelikle emulator’ler ortadan kalktı ve yerlerine Street Fighter IV (SF4) kuruldu.

{pagebreak::Açılın! Hakan geliyor!}

Açılın! Hakan geliyor!

Son derece başarılı olan yeni yapım, devam oyununa gebeydi. Öyle ki, SF4’ün başarısı üzerine Capcom yeni bir versiyonun geliştirileceğini duyurdu. Super Street Fighter IV (SSF4) adını alacak olan yapım için yayınlanan görseller ve videolar, bizim için şaşırtıcı bir karakteri su yüzüne çıkardı. Yeni oyunda Hakan adlı bir Türk yağlı güreşçi yer alıyordu! Dolayısıyla SSF4, artık bizim için daha da heyecan verici hale gelmişti.

Nihayet yapım PlayStation 3 ve Xbox 360 için satışa sunuldu (PC kullanıcıları, satış politikası engeline takıldı. Bu da demek oluyor ki, birkaç ay beklenecek). Daha önce 25 olan oynanabilir karakter sayısı, Super Street Fighter IV ile beraber 35’e çıktı. Hem de Seth, Gouken ve Akuma gibi karakterler de ilk etapta oynanabilir şekilde karşımıza çıkıyor. Eğer SF4’te bu dövüşçüleri açamadıysanız, işte size onlarla oynama fırsatı…

{pagebreak::Kimi Seçsem Öteki Kıskanır}

Kimi Seçsem Öteki Kıskanır

Seçilebilecek karakter adedi 35 olunca, alternatifiniz bir hayli fazla oluyor. T. Hawk, Dee Jay, Cody, Guy, Dudley, Ubuki, Makoto, Adon, Juri ve Türk karakter Hakan, yapıma yeni eklenen isimler. Ancak bunlardan 8 tanesi daha önceki Street Fighter ya da Capcom oyunlarında yer alıyordu. Buna karşın Juri ve Hakan, tamamen Super Street Fighter IV ile açılışı yapan karakterler.

Kalabalık dövüşçü kadrosundan seçimi yaptıktan sonra, dünya haritası üzerinde noktalar belirleniyor ve serüven başlıyor. Karakterler ekrana gelmeden önce bir yenilik olarak, combo seçmeniz isteniyor. Artık özel combo hareketinizi önceden belirliyorsunuz.

{pagebreak::Fight!}

Fight!

Yapımın temposunun hemen hemen aynı kaldığını gözlemlemek fazla sürmüyor. Yani bir zamanların Street Fighter II Turbo’sunda olduğu gibi bir etki yok Super Street Fighter IV’de. Bolca karakter, bolca vuruş stili ve kombinasyon… Özellikle birbirinden zorlu combo’lar da eklenince, yeni yapım çözülmeyi bekleyen sayısız içeriğe sahip gibi görünüyor.

Yeni oyunla beraber, yapıma yeni mekanlar da eklenmiş. SF4’ün yetersiz sayıdaki arenalarından sıkılanlar için bu eklentiler bir hayli iyi olmuş. Bir de geçmişten gelen özellikler yerini almış yeni oyunda. Bilindiği üzere serinin efsane ismi Street Fighter II’de yer alan araba parçalama ve bidon kırma bonus bölümleri, Super Street Fighter IV ile geri dönmüş! Nostaljiyi sevenler için bu bir müjde olsa gerek!

{pagebreak::İyi Görünüyorsun}

İyi Görünüyorsun

Serinin yeni oyunu, dördüncü yapım ile arasında görsel bir fark bulundurmuyor. 3 boyutlu yapım, grafiksel açıdan tatmin edici gözüküyor. Efektlerle süslenen yapım, göze hoş gelen enstantaneler sunuyor. Ayrıca karikatürize edilen karakterler, eğlenceli animasyonlarla birleşince, Street Fighter’ın ruhu çocuksu bir havaya bürünüyor.

Sesler ve müzikler açısından gayet başarılı olan yapım, atmosferi tamamlayan işitsel öğeleriyle, kullanıcıyı hiç sıkmıyor. Multiplayer modlarıyla da uzun soluklu bir oynanış vadeden yeni oyun, Street Fighter müdavimleri için biçilmiş kaftan…

{pagebreak::PC’ye de Bir Gün Gelecek}

PC’ye de Bir Gün Gelecek

Birkaç ay içerisinde PC platformuna da çıkması beklenen Super Street Fighter IV, dövüş oyunu tutkunları için çok başarılı bir alternatif. Şu an PS3 ve X360 için raflarda yer bulan yapım, 35 karakter seçeneği ve bolca combo tekniği ile, türün oyunlarından bekleyebileceğiniz birçok özelliğe sahip. Eğer Street Fighter IV’ün tadı damağınızda kaldıysa, yeni yapıma mutlaka şans vermelisiniz. Şu sıralar SF4’ün yüzüne bakmıyorsanız, öyleyse yeni yapım da uzun soluklu olarak ilginizi çekmeyebilir…

Puan: 8.8/10

:: Super Street Fighter IV hakkında görüşlerinizi bizimle paylaşın.

NVIDIA’dan Önemli Başarı

GTX 400 serisi ekran kartlarını daha yeni piyasaya süren NVIDIA, 2 Mayıs tarihinde sona eren mali yılın ilk çeyreğine ait sonuçlarını açıkladı.

Her ne kadar GTX 400 serisi ekran kartları çok fazla eleştirilse de NVIDIA’nın açıkladığı rakamlar firmanın bu eleştirilere rağmen iyi bir iş yaptığını ortaya koydu. (GeForce GTX 470 inceleme)

GTX 400 serisi Mart ayında piyasaya çıktı

NVIDIA üç aylık bu dönem içinde 1 milyar dolarlık gelir elde ederek, geçtiğimiz çeyreğin %2 üzerine çıktı. Öte yandan, geçen sene aynı dönemle kıyaslandığında NVIDIA’nın gelirlerinin %51 gibi büyük ölçüde arttığı belirtildi.

:: GTX 400 serisi ekran kartlarını başarılı buluyor musunuz?

En Küçük Bellek Yongası Bu mu?

Japonya merkezli Elpida Memory adlı şirket dünyanın en küçük 2 Gb DDR mobil DRAM yongasını geliştirdiğini iddia etti.

40 nm süreci ile üretilen yonganın boyutunun 50 mm2′den az olduğu ve akıllı telefonlarda bulunan bellek miktarını büyük ölçüde artıracağı belirtiliyor. (20 nm’lik NAND bellek yongası)

Yeni yongaların akıllı telefonlardaki RAM’i artıracağı belirtiliyor

Önümüzdeki ay piyasada

Elpida’nın 40 nm’lik DDR DRAM yongası 400 MHz’de çalışıyor ve 1.2 V ile 1.8 V arasında voltaj değerine sahip.

Yeni bellek yongalarının önümüzdeki ay içinde piyasada olması bekleniyor.

:: Akıllı telefonların RAM’leri artmalı mı?

Sınırlı Üretim Porsche 911 GT2 RS

Porsche‘un yeni modeli 911 GT2 RS‘nin tanıtım videosu yayınlandı. Sadece 500 adet üretilecek olan bu yeni otomobilin, 245.000$ etiket ile satışa sunulması bekleniyor.

Ekim ayında satışa sunulması beklenen 2011 model bu yeni Porsche, markanın tutkunlarının bir hayli ilgisini çekeceğe benziyor. Ancak yalnızca 500 talihlinin sahip olacağı bu araç, muhtemelen birçok Porsche severin hayalini süsleyecek. İşte 911 GT2 RS.

#http://video.shiftdelete.net/y/3a05cc5f7f1cc48fa0fb534969959abb.flv#

Yeni aracın teknik özellikleri hakkında henüz detaylı bir bilgi bulunmuyor.

:: Porsche 911 GT2 RS’yi beğendiniz mi?