OPPO, Reno 13 serisini 25 Kasım’da piyasaya süreceğini doğruladı. Gelişmiş kamera seti ve güçlü özelliklere sahip olacak modeller şimdiden merakla bekleniyor.
OPPO’nun iki yeni telefonu kısa süre önce Geekbench’te ortaya çıktı. Şimdi ise şirket, beklenen modelin çok az sinyalin olduğu ortamlarda bile bağlantıyı yeniden tanımlamayı ve daha istikrarlı bir deneyim sunmayı vaat eden bir ağ çipine sahip olacağını açıkladı. Cihazla ilgili yeni detaylar geldi.
OPPO Reno 13, X1 çipiyle birlikte gelecek
OPPO Reno 13 serisi, ağ yönetiminde önemli bir ilerlemeye işaret eden X1 çipini tanıtacak. Şirketten gelen bilgilere göre çip ağ sinyalini alabiliyor ve bu da tek bir sinyal çubuğuyla bile akıcı bir oyun deneyimi sağlıyor.
Buna ek olarak seri, OPPO’nun düşük gecikmeyi garanti ettiğini ve harika bir deneyim için hıza öncelik verdiğini iddia ettiği bulut oyunları için özel bir ağa sahip olacak. Bağlantıya odaklanmak, mobil oyunlar ve bulut uygulamalarında istikrarlı performansa yönelik artan tüketici talebine bir yanıt olacak.
Çok yakında piyasaya çıkması beklenen Redmi Turbo 4 modelinin iddialı özellikleri ortaya çıktı. İşte detaylar...
Söylentilere göre OPPO Reno 13 Pro, MediaTek’in Dimensity 8350 yonga seti ve 16 GB RAM ile gelecek. Cihazda ayrıca 6,83 inç OLED ekran ve 50 megapiksel ön kamera bulunacak.
OPPO Reno 13 serisinin arka kısmında 50 megapiksel ana sensör, 8 megapiksel ultra geniş sensör ve 50 megapiksel telefoto sensör yer alacak. Android 15 işletim sistemi ile gelecek model, 5.900 mAh pil ve 100W hızlı şarjla karşımıza çıkacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bugün Resmi Gazete’de yayımlanan 32739 sayılı Tam Otonom Araçların Otonom Sürüş Sistemine İlişkin Motorlu Araçların Tip Onayı Hakkında Yönetmelik, Türkiye’de tam otonom araçların kullanımına yönelik yasal ve teknik altyapıyı düzenliyor.
Burada tam otonom araçların belirli teknik gerekliliklere uygun olarak üretimi, test edilmesi, onaylanması ve piyasaya sunulması için gereken usul ve esasların tanımlandığını görüyoruz. Belirtilene göre bu düzenleme Avrupa Birliği’nin 2022/1426 sayılı tüzüğü temel alınarak hazırlanmış olup, Türkiye’de M ve N kategorisindeki tam otonom araçların otonom sürüş sistemlerinin standartlarını belirliyor.
Daha önce otonom araçlarla ilgili Türkiye’de ayrıntılı bir yasal düzenleme bulunmuyordu. Araç üreticileri Avrupa Birliği standartlarına dayalı onay süreçlerine tabi olsa da tam otonom araçlar için özel test prosedürleri ve teknik gereklilikler belirlenmemişti.
Bu yönetmelik özellikle tam otonom araçlar için hazırlanmış test ve onay süreçlerini içeriyor. Artık bir araç otonom sürüş sistemiyle geliyorsa bu sistemlerin belirlenen kriterlere uygunluğunu göstermek için tip onayı alması gerekiyor.
Yönetmelik, tam otonom araçların kullanım alanlarını ve bu alanlara ilişkin detayları net şekilde açıklıyor. Belirlenen kategorilere göre tam otonom araçlar üç ana kullanım senaryosunda değerlendiriliyor: İnsan ve mal taşımacılığı için belirlenmiş alanlarda kullanılan araçlar, sabit güzergahlar arasında çalışan araçlar ve belirli otoparklarda otonom park sistemiyle araç park edebilen araçlar.
Bu araçlar otonom sürüş sırasında tüm dinamik sürüş görevlerini yerine getiriyor. Örneğin hızlanma, frenleme, şerit takibi, çevresel nesneleri algılama ve gerektiğinde risk azaltma manevrası yapma gibi işlemler tamamen sistem tarafından gerçekleştiriliyor.
Yeni düzenlemeyle araç üreticileri için teknik gereklilikler ve test prosedürleri ayrıntılı bir şekilde tanımlanıyor. Üreticiler otonom sürüş sistemiyle gelen araçlarının güvenliğini ve performansını kanıtlamak için belirli testlerden geçmek zorunda kalıyor. Ayrıca araçların sahada kullanım sırasında da izlenmesi gerekiyor.
Sistemlerin performansı düzenli olarak raporlanıyor ve herhangi bir arıza ya da sistem hatası durumunda uygulanacak prosedürler belirlenmiş durumda. Örneğin otonom araçlarda herhangi bir problem yaşandığında sistemin minimum risk durumu olarak tanımlanan güvenli bir durma pozisyonuna geçmesi gerekiyor.
Yönetmelik otonom sürüş sisteminin çalışabileceği sınırları ve bu sistemin hangi koşullarda nasıl çalışacağını da açıklıyor. “Operasyonel tasarım alanı” adı verilen bu sınırlar, sistemin çalışabileceği coğrafi, çevresel ve saat dilimlerini içeriyor.
Örneğin bir sistem yalnızca şehir içi yollar için tasarlanmışsa sistemin bu alanın dışında çalışmaması gerekiyor. Ayrıca araç içi operatörlerin ve uzaktan müdahale operatörlerinin görevleri de detaylandırılmış durumda. Araç içi operatör aracı manuel olarak sürmese bile otonom sistemi başlatmak, durdurmak veya sistemin önerdiği manevraları onaylamak gibi görevlerde bulunabiliyor.
Tip onayı süreci de bu yönetmelikle birlikte netleşti. Üreticiler araçların otonom sürüş sistemleri için belirlenen teknik özelliklere uygun olduğunu kanıtlamak için başvuru yapacak. Ardından araçlar Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak test edilip onaylanacak.
Tip onay kuruluşları bu süreçte araçların gerekli standartları karşılayıp karşılamadığını değerlendirecek. Ayrıca otonom sürüş sistemleriyle ilgili yazılımlar için ayrı bir tanımlama sistemi oluşturuluyor. Bu sayede her aracın otonom sürüş sistemi ilgili yazılım özellikleriyle birlikte izlenebilecek.
Çinli ünlü elektrikli araç üreticisi BYD, pazara her zaman yenilikler getirmeye odaklanıyor. Şu anda markanın en büyük çabalarından biri de şebeke seviyesinde enerji depolamak için kullanılacak ilk 2.3 MWh sodyum iyon pil paketini geliştirmek oluyor. İşte detaylar…
BYD sürdürülebilirlik odaklı hamlesini duyurdu
BYD’nin şu anda gezegendeki en büyük ikinci batarya üreticisi olduğunu belirtmekte fayda var. Bu da geliştirilmekte olan yeni teknolojinin ne kadar etkileyici olabileceğinin altını çiziyor. Üreticiye göre sodyum iyon batarya, şebeke düzeyinde bir batarya enerji depolama sisteminin (BESS) tüm gereksinimlerini karşılayabilecek kapasitede.
Yeni teknoloji MC Cube-SIB ESS olarak adlandırılıyor ve şebeke düzeyinde enerji depolamaya odaklanan “dünyanın ilk yüksek performanslı sodyum-iyon pili” olarak lanse ediliyor.
BYD firmasından Kai Wang tarafından açıklandığı üzere, batarya aynı zamanda BYD’nin kendi Blade paketleme mimarisi üzerine inşa ediliyor. Kapasitesi 2,3 MWh olan 1200 V MC Cube, 800 V-1400 V aralığını kapsayan bir gerilime dayanabiliyor.
Tüm dünyada yeni dönemin en büyük trendlerinden biri olan elektrikli otomobil ve araç satışlarıyla ilgili ilginç bir haber geldi.
Hammadde çok bol olduğu için sodyum-iyon piller diğer atai pillerden çok daha ucuz olarak biliniyor. Ayrıca sıcak olmadıklarında bile daha uzun bir hizmet ömrü ve daha yüksek bir deşarj oranı sağladığını ekleyelim.
Son olarak bu piller delinme, yüksek sıcaklıklara maruz kalma ve hatta fabrika hataları gibi belirli durumlarda kontrol edilemeyen bir termal kaçak ortaya çıkarabilen lityum kullanan modellerden bile daha güvenli kabul ediliyor.
Peki siz BYD firmasının bu hamlesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tesla, yeni nesil GEN-3 Teslabot ile robotik dünyasında adından bir hayli söz ettirecek. İnsan anatomisinden ilham alan tasarımı ve üstün mühendislik teknolojisiyle, hassasiyet konusunda inanılmaz bir performans sergiliyor. Önümüzdeki dönemlerde Teslabot’u, yalnızca fabrikalarda değil, ev ve sağlık gibi günlük yaşam alanlarında da sıkça göreceğiz. Peki, Teslabot hangi yetenekleriyle karşımıza çıkacak?
Tesla’nın GEN-3 Teslabot’u insanı neredeyse birebir taklit edebiliyor
Öncelikle, Tesla’nın yeni robotunun, insan ellerini neredeyse birebir taklit eden 22 hareket özgürlüğüne sahip bir robotik el sistemiyle donatıldığını söyleyelim. Bu tasarım, nesneleri doğal ve kolay bir şekilde kavrayıp manipüle edebilmesini sağlıyor. Teslabot, bir tenis topunu havada yakalamaktan, bir iğnenin ipini geçirip müzik aletlerini çalmaya kadar hassas hareket gerektiren görevleri başarıyla yerine getirebiliyor.
Öte yandan, GEN-3 Teslabot, gelişmiş sensörler ve algoritmalar sayesinde çevresini algılayabiliyor ve bağımsız olarak hareket edebiliyor. Yani, karmaşık görevlerin üstesinden gelmesini sağlıyor. Bu da onu üretimden sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda kullanılabilir hale getiriyor. Örneğin, robotun iğne geçirme gibi görevlerde sergilediği üstün hassasiyetin, insan-robot iş birliği açısından büyük bir yenilik olduğu söyleniyor.
Elon Musk, insanların günlük hayattaki ihtiyaçlarına yardımcı olacak yapay zeka destekli Tesla Bot projesini tanıttı.
Tesla, robotun iç mekanizmalarını insan anatomisinden ilham alan özel aktüatörler ve sensörlerle geliştirdiğini söylüyor. Bu parçalar, robotun hem performansını artırıyor hem de geniş çapta üretilebilir olmasını sağlıyor. Bu arada Tesla, Teslabot’u sadece üretim hattında değil, evlerde ve ofislerde de kullanılabilir hale getirmeyi planlıyor. Muhtemelen, Tesla’ın yeni robotlarını yakın zamanda birçok alanda görme fırsatımız olacak.
Sizce bu tür robotlar, günlük yaşamda insanlara ne kadar yardımcı olabilir? Robotlarla birlikte çalışmanın getireceği değişimler hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın.
Realme, yeni amiral gemisi GT 8 Pro ile akıllı telefon sektöründe çok konuşulacak bir hamle yapmaya hazırlanıyor. Söylentilere göre yeni model, 8000mAh gibi devasa bir batarya kapasitesi ile karşımıza çıkabilir. Ancak daha büyük batarya, daha uzun şarj sürelerini de beraberinde getirebilir. İşte detaylar…
Realme GT 8 Pro modelinin, 8000mAh kapasiteli dev bataryası ne kadar sürede şarj olacak?
Mevcut GT 7 Pro, 6500mAh Titan Batarya ile kullanıcıların beğenisini epey toplamıştı. Hatta, büyük bir bataryaya rağmen cihaz, 120W SuperVOOC hızlı şarj teknolojisi sayesinde sadece 37 dakikada tamamen şarj olabiliyordu. Ancak, GT 8 Pro’nun daha büyük bataryası, şarj sürelerinde artışa neden olabilir:
7000mAh kapasite ile şarj süresi 42 dakika (120W hızlı şarj).
7500mAh kapasite ile şarj süresi 55 dakika (100W hızlı şarj).
8000mAh kapasite ile şarj süresi tam 70 dakikaya çıkabilir (80W hızlı şarj).
Yani bataryanın büyümesiyle, kullanıcıların daha uzun şarj sürelerini de kabullenmesi gerekecek. Ancak Realme, büyük bataryanın getirdiği avantajların bu süreyi telafi edeceğini düşünüyor. Yine de, Realme’nin en dikkat çeken eksikliği, kablosuz şarj desteğinin olmaması.
Performans canavarı Realme 14 Pro serisi hakkında önemli detaylar geldi. Cihazların çıkış tarihi ve özellikleri ortaya çıktı.
Rakipleri OnePlus 13 ve Xiaomi 15 Pro, Snapdragon 8 Elite işlemci ile güçlendirilmiş modellerinde kablosuz şarj özelliği sunarken, Realme’nin bu özelliği atlaması eleştiriliyor. Realme, şimdilik batarya kapasitesine odaklanarak kablosuz şarjı ikinci plana atmış durumda.
Realme GT 8 Pro’nun bataryası, silisyum-karbon anot teknolojisi ile destekleniyor. Bu teknoloji, daha yüksek kapasiteli bataryaların daha uzun ömürlü ve verimli çalışmasını sağlıyor. Yani, aynı zamanda bataryanın çok daha dayanıklı olduğuna vurgu yapıyor. Ancak kablosuz şarj eksikliği, bir tercih sebebi olabilir.
Kısacası, bu modelin pazarda ne kadar başarılı olacağı, kullanıcıların büyük batarya karşılığında daha uzun şarj sürelerini kabullenip kabullenmeyeceğine bağlı. Peki, sizce batarya kapasitesi mi daha önemli, yoksa şarj hızı mı? Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın.
BAYKAR Holding ve Selçuk Bayraktar, Kalkan DİHA VTOL (Dikey iniş kalkışlı insansız hava aracı) 14. sistem tanımlama testi ile ilgili paylaşım yaptı. X platformunda yapılan paylaşımda test ile ilgili görüntülere yer verildi. İşte başarılı geçen Kalkan DİHA 14. Sistem Tanımlama Testi ve paylaşılan görüntüler.
Bayraktar Kalkan DİHA (VTOL) Sistem Tanımlama Testi ayrıntıları ve İHA’nın özellikleri
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında geliştirilen Bayraktar Kalkan DİHA, adından da anlaşılacağı üzere dikey iniş kalkış yapabilen bir insansız hava aracı. Silahsız yapıda olan bu İHA, keşif için kullanılmak üzere geliştirildi. Bayraktar TB-2 ve TB-3 kadar büyük olmayan İHA, dikey iniş kalkış yapabilme kapasitesi sayesinde her yerden kalkış iniş yapabilecek özelliklere sahip.
Bu anlamda KALKAN DİHA, 14. Sistem Tanımlama Testi ile aracın keşfe yönelik tüm fonksiyonları kontrolden geçiyor. Bu kontrol, DİHA’nın iniş kalkışından, kızılötesi kamera modülüne kadar tüm teçhizatını kapsıyor.
Türkiye’nin yerli ve milli ilk VTOL’u olacak Kalkan DİHA, bu anlamda tüm sistem kontrol ve uçuş testlerinden de başarı ile geçti. DİHA’nın kendi sınıfının en gelişmiş özelliklerine sahip modelleri arasında.
Dünyanın en büyük elektrikli uçağı olan Heart X1 çok yakında ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Uçuşun tarihi ve yeri belli oldu.
Buna göre KALKAN DİHA 5 motoru ve pervanesi olan bu hava aracı, 4 elektrikli motoru ve buna bağlı olan dikey konumlanan pervaneleri sayesinde dikey iniş kalkış yapabiliyor. Daha sonra arkasında bulunan içten yanmalı düşük tüketimli benzinli motoru ve pervanesi ile alışageldiğimiz İHA’lar gibi yatay şekilde uçuşunu gerçekleştiriyor.
5 kg faydalı yük taşıma kapasitesi sayesinde de Elektro-Optik (EO) ve Kızılötesi (IR) kamera modülü takılabilen ve Lazer mesafe ölçer ile işaretleyicisi olan bu araç aslında küçük boyutlu silahsız bir TB2’ye dönüşüyor.
Bayraktar Kalkan DİHA, asli olarak keşif ve istihbarat görevlerini üstlenecek. Operasyonel irtifa tavanı 15 bin feet/ 4.5 km seviyelerinde. Yaklaşık olarak da 12 saat havada kalabiliyor. Faydalı yük ile bu süre 7+ saate kadar düşebiliyor. Uçuş sırasında elde ettiği verileri ve görüntüleri 150 km içerisindeki komuta merkezlerine aktarabiliyor.
Bayraktar Kalkan DİHA teknik özellikleri
Haberleşme menzili: 150 km
Seyir ve en yüksek hız: 45-50 knot ile 80 knot
Operasyonel İrtifa ve tavanı: 9 bin feet ile 15 bin feet
Havada kalma süresi: 12 saat
Kanat açıklığı ve uzunluk: 5 m – 1.5 m
Faydalı yük kapasitesi: 5 kg
Azami kalkış ağırlığı: 50 kg
Dikey iniş kalkışlı tam otomatik uçuş sistemi
Sensör füzyonu yardımlı tam otonom
Otonom kalkış ve iniş sistemi ile yarı otonom uçuş modu
Hataya dayanıklı sistem mimarisi ve dijital veri ve video Link
Üç yedekli uçuş kontrol sistemi ve servo eyleyiciler
Elektro-Optik (EO) ve Kızılötesi (IR) Kamera Modülü
Geçtiğimiz yıllarda Intel, Arc Alchemist kartları ile birlikte ekran kartı sektörüne giriş yaptı. Intel’in ekran kartı sektörüne giriş yaptığı sırada kullanıcılar, tanıtılan kartlardan birisinin Nvidia’nın GeForce 3060 ekran kartından daha iyi olmasına ve fiyatının uygun olmasına çok sevindiler. Intel’den son gelen bilgiler yeni Arc Battlemage GPU’ların çıkış tarihini doğruluyor.
Intel, yaklaşık 2 yıl önce Arc Alchemist ekran kartları ile ekran kartı sektöründe AMD ile Nvidia’nın yanında yer aldı. Şirket, ekran kartı sektörüne Arc A770, Arc A750, Arc A580 ve Arc A380 ekran kartları ile giriş yaptı ve geçen yıllarda ekran kartlarını geliştirmeye odaklandı. Son zamanlarda özellikle yapay zekaya ayak uyduramaması, 13. ve 14. nesil işlemcilerinde ortaya çıkan sorunlar vb. sebepler ile oldukça piyasa değeri kaybeden Intel’i satın almaya çalışan şirketlerde ortaya çıktı. Kullanıcılar ise Intel’in toparlanmak için hangi hamleleri yapacağını merak ediyor.
Intel’in 2025 hamlesi Battlemage ekran kartları olarak düşünülüyordu. Analistler, Battlemage ekran kartlarının 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesini bekliyorlardı. Ancak şirket, bugün @IntelGaming X (eski Twitter) hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda ekran kartlarını 3 Aralık 2024’te tanıtacağını belirtiyor.
Ancak bu paylaşımda Intel, hangi ekran kartlarını duyuracağı veya etkinlik hakkında herhangi bir bilgi vermiyor. Lakin kullanıcılar Intel’in daha tanıtılmayan ve uzun zamandır beklenen Battlemage serisinden Arc B570 ve Arc B580 ekran kartlarının tanıtılmasını bekliyorlar.
Uzun zamandır beklenen yeni Intel Arc Battlemage B580 ekran kartının fiyatı sızdırıldı. Uygun fiyat ve yüksek performans ile bekleniyor.
Şu ana kadar bilinen sınırlı bilgilere göre Intel Arc B580 yaklaşık 20 Xe Çekirdeği ve 192 bit bellek, 12 GB GDDR6 VRAM ile birlikte orta segment bir ekran kartı olarak kullanıcıların karşısında çıkacak. Geçtiğimiz günlerde çıkan sızıntılar ile birlikte Intel Arc B580’in fiyatının ise 240 ile 260 dolar arasında olması bekleniyor.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın.
Microsoft, Windows 11 kullanıcı deneyimini artırmak amacıyla “Kişiler Arkadaşı” ve “Dosya Arama Arkadaşı” adlı yeni uygulamalar geliştiriyor. Bu uygulamalar aslında standart hizmetlerin yerini alarak kullanıcılara daha “arkadaşça” bir deneyim sunacak.
Windows 11, “Dosya Arama Arkadaşı” alıyor
Kişiler Arkadaşı uygulaması, daha önce kullanımdan kaldırılan Kişiler uygulamasının yerini alacak. Böylece kişileri yönetme ve iletişim kurma konusunda daha farklı bir yaklaşım sunacak. Henüz tüm özellikleri bilinmese de, kişilerle bağlantı kurmak için daha erişilebilir olacak.
Dosya Arama Arkadaşı ise Microsoft 365 Arkadaş uygulamalarının bir parçası olarak, belge erişilebilirliğini geliştirmeye odaklanıyor. Doğrudan Windows görev çubuğuna entegre olan bu hizmet, kullanıcıların mevcut işlerini kesintiye uğratmadan anında dosya aramasına olanak tanıyor.
Dünyanın en büyük elektrikli uçağı olan Heart X1 çok yakında ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Uçuşun tarihi ve yeri belli oldu.
Akıllı filtreler kullanarak, son kullanılan ve paylaşılan dosyalara öncelik veriyor. Word belgeleri, Excel tabloları veya PowerPoint sunumları gibi dosya türlerine göre detaylı aramalara imkan sağlıyor.
Her iki uygulama da WebView2 platformu üzerine kurulu olacak. Web tabanlı mimarinin avantajlarından yararlanarak Windows 11 güncellemelerinden bağımsız olarak güncellenip yeni özellikler alabilecek.
Şu anda iş veya okul Microsoft hesapları olan kullanıcılar tarafından erişilebilen bu arkadaş uygulamaları, Microsoft tarafından henüz resmi olarak duyurulmadı. Genel kullanıma sunulma tarihleri ve tüm özellikleri belirsizliğini koruyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizimle paylaşın.
Meta, 10 milyar dolarlık devasa bir denizaltı internet kablosu projesiyle dijital geleceği kontrol altına almak istiyor. 40 bin kilometreyi aşan proje, tamamen Meta’nın bünyesinde olacak. Buna göre küresel internet ortamını yeniden şekillendirmeyi hedefliyor.
Meta, internet hakimiyetini güçlendirmek için 10 milyar dolar ayırdı
Dünya için “W” şeklinde bir kablo güzergahı planlayan Meta, ABD’den Güney Afrika üzerinden Hindistan’a ve ardından Avustralya yoluyla ABD’yi bağlamak istiyor. Bu kapsamda jeopolitik risk alanlarını stratejik olarak atlıyor. Bu güzergah seçimi; Kızıldeniz, Güney Çin Denizi ve Mısır ile Singapur gibi sorunlu bölgelerdeki olası kesintilerden kaçınıyor.
Bu altyapı girişimi, Meta için stratejide bir değişikliği temsil ediyor. Şirket, daha küçük projelere ortak olmak yerine büyük ölçekte bir ağ kontrolü kuruyor. Google ve Microsoft gibi firmalar denizaltı kablo projelerine girişmiş olsalar da, hiçbiri bu ölçekte bir girişime kalkışmamıştı.
Google Drive uygulaması daha önce iOS telefonlarda yer alan önemli bir özelliği şimdi Android kullanıcılarına da getiriyor.
Küresel internet trafiğinin önemli bir bölümünü kontrol eden Meta (mobil trafiğin yüzde 22’si olarak tahmin ediliyor), Facebook ve Instagram gibi platformlarda milyarlarca kullanıcısına kesintisiz hizmet sunmayı hedefliyor.
Temel hizmetlerini güçlendirmenin ötesinde, Meta’nın gelişen yapay zeka hedeflerindeki potansiyel rolü de önemli olacak. Hindistan’ın bant genişliği maliyetleriyle, yapay zeka modellerinin eğitimi kolaylaşabilir ve yapay zeka odaklı veri merkezlerinin geliştirilmesini destekleyebilir.
AirPods Pro 2 yalnızca ses kalitesiyle değil, aynı zamanda erişilebilirlik özellikleriyle de ilgi görüyor. Apple’ın Eylül lansmanında tanıtılan yeni bir teknoloji, sesleri yükseltiyor ve sesi kişisel işitme profillerine göre özelleştiriyor. Böylece hafif ila orta derecede işitme kaybı olan kullanıcıların daha net ses deneyimlemesini sağlıyor.
Elon Musk, Apple AirPods Pro 2’deki bu özelliği beğendi
Apple tarafından İşitme Cihazı özelliği olarak adlandırılan bu destek son olarak Elon Musk’tan övgü almayı başardı. Apple CEO’su Tim Cook’un AirPods Pro 2’nin işitme cihazı özelliklerini vurgulayan tweet’ine yanıt olarak Musk, bu özelliğin harika olduğunu söyledi.
Cook’un tweet’i, bir babanın kızıyla daha iyi bağlantı kurmak için bu özelliği kullandığını gösteren bir reklam içeriyordu. FDA onaylı bu özellik, yaygın bir sorunu ele almasıyla da aslında oldukça önemli. Dünya çapında milyonlarca kişi işitme kaybı yaşıyor ve Apple’ın bu teknolojiyi kendi ürününe entegre etmesi, günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir.
Apple'ın ürünlerini M4 işlemci ile güncellemesinin ardından Apple M5 çip hakkında yeni sızıntılarçıkmaya başladı. M5 çip, 2nm olmayabilir.
AirPods Pro 2’nin sunduğu erişilebilirlik, standart işitme cihazlarına göre daha uygun fiyatlı bir alternatif sunuyor. iPhone, iPad ve Mac ile uyumlu olan İşitme Cihazı özelliği şu anda 100’den fazla ülke ve bölgede mevcut.
Ancak yüksek gürültüye maruz kalmayı sınırlamak için tasarlanmış İşitme Koruması özelliği ise ABD ve Kanada ile sınırlı tutuluyor. Fakat önümüzdeki dönemde Avrupa pazarına da sunulması bekleniyor.
Microsoft, Windows 10 Beta sürecini yeniden açtıktan sadece beş ay sonra kapattığını duyurdu. Buna göre beta programına kayıtlı Insider üyelerini Release Preview programına taşıdı. Bu karar, birçok Windows 10 kullanıcısını şaşırttı.
Windows 10 beta programı kapatıldı
Windows Insider ekibi, bu kararı “aktif özellik geliştirme” sürecini kolaylaştırmak için gerekli olduğunu açıkladı, ancak daha fazla detay vermedi. Bu hamle aslında Microsoft’un Windows 10 güncellemelerini ve özelliklerini yönetme biçiminde önemli bir değişikliği de temsil ediyor.
Daha önceden Beta kanalı, yeni özellikler için önemli bir test ortamı görevi görerek kullanıcılara genel yayın öncesinde geri bildirimler sağlama olanağı sunuyordu. Şimdi ise Release Preview kanalı Windows 10 için gelecek değişiklikleri önizlemenin tek yolu haline geldi.
Samsung Galaxy A54 modeli için A546BXXUBDXKA yapı numaralı One UI 7 güncellemesi şirketin sunucularında tespit edildi.
Bu değişim, Windows 10’un pazardaki hakimiyetini sürdürmesi göz önüne alındığında dikkate değer. Statcounter raporlarına göre Windows 10, dünya çapında Windows cihazlarının yüzde 60’ından fazlasını oluşturuyor. Çok daha güncel Windows 11 ise yaklaşık yüzde 35’lik bir paya sahip.
Windows 10 için 14 Ekim 2025 tarihinde desteğin biteceğini düşünürsek, beta programının iptal edilmesi şaşırtıcı değil. Şirket, son tarihe kadar aylık güvenlik güncellemeleri sunacağını söyledi ancak sonrasında hata düzeltmeleri ve güvenlik açıkları dahil tüm desteği kesecek.
Destek sonunun etkisini azaltmak için Microsoft, Windows 10 kullanıcılarına Genişletilmiş Güvenlik Güncellemeleri (ESU) programı da vadediyor. Yıllık 30 dolarlık bir ücret karşılığında desteği bir yıl daha uzatmak mümkün olacak.
Geçtiğimiz ayın sonunda Apple, M4 Mac mini, M4 iMac, M4 MacBook Pro’dan oluşan yeni ürünlerini tanıtarak 2024 için yeni ürün tanıtma sayfasını kapattı. Daha sonrasında Apple’ın yeni M5 çipi hakkında sızıntılar gelmeye başladı. Son gelen sızıntılar ise yeni Apple M5 çipin TSMC tarafından üretileceğini doğruluyor.
Apple M5 çip 2 nm olmayabilir
Gelen sızıntılar Apple’ın aynı M4 çipler gibi yeni M5 çiplerini de ilk iPad Pro’da kullanacağını gösteriyor. Ayrıca doğruluğu emin olmayan kaynaklara göre Apple’ın dünyanın en büyük çip üreticilerinden birisi olan TSMC’ye yeni bir çip siparişi verdiği biliniyor. Kullanıcılar bu çiplerin yeni Apple M5 çipler olduğunu tahmin ediyorken aynı zamanda bu çipler hakkında gelen başka bir bilgi çiplerin 3nm üretim sürecinden geçeceğini gösteriyor.
Daha önce gelen sızıntılar TSMC’nin bu çipleri 2nm tedarik listesine aldığını gösteriyor olsa da kullanıcılar Apple’ın, yaratacağı maliyetten dolayı 2nm olacak olan M5 çipleri 3nm ile değiştirmiş olabileceğini düşünüyor. Aynı zamanda kullanıcılar, son zamanlarda gelişen Amerika seçimlerinin de küresel çip ve işlemci tedariğine büyük zarar verebileceğini konuşuyor. Son zamanlarda Samsung’un dünyanın ikinci büyük çip üretim şirketi olan Samsung Foundry için de iyi haberler ortaya çıkmıyor. Aynı zamanda Xiaomi’de kendi işlemcisi için çalışmalara başlamış durumda.
Apple, M5 çipli iPad Pro geliştirmeye başlamış olabilir. Son iddialar, yapay zeka tarafında büyük atılımı gözler önüne serdi.
Apple’ın M5 çip ile ortaya çıkması beklenen birçok ürün var. Analistler ilk olarak, M5 çip ile çalışan iPad Pro’ların ortaya çıkmasını bekliyorlar. Geçtiğimiz günlerde gelen bilgiler ise yeni Vision Pro 2’nin çıkacağını gösteriyor. Bu bilgiler ise henüz Apple veya Apple’ın çip tedarikçisi TSMC tarafından doğrulanmadı. Bazı kullanıcılar ise Apple’ın Vision Pro 2 gözlüklerinde Apple M5 işlemciyi kullanmasını bekliyorlar.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın.