Daha.. Daha… Daha fazla çamaşır

Günümüzde kullanıcılar yalnızca paradan tasarruf ettiren ve çevreye duyarlı olan elektrikli ev aletleri ve cihazlarını tercih etmekle kalmıyor, aynı zamanda hayatlarını da kolaylaştıran alet ve cihazlar istiyor. En üstün teknolojik yenilikleri, stil yaratan tasarımı ve çevreye duyarlı özellikleri biraraya getiren 9 kg Diamond Serisi kullanıcıların tasarruf etmelerine, çevreyi ve doğayı korumalarına ve şimdiye kadarki en temiz çamaşırlara sahip olmalarına olanak tanıyor.

Bir dizi çarpıcı enerji tasarrufu fonksiyonu içeren Samsung’un 9 kg  yıkama kapasiteli çamaşır makinesi, şu an piyasada mevcut olan en fiyat-performans, çevreci özelliklere sahip çamaşır makinesi olma özelliğini taşıyor. Bu özellikler arasında yer alan devrim yaratan Aqua Shower (duş tipi) yıkama özelliği çamaşırların çok daha az suyla çok daha derinlemesine yıkanmasına olanak sağlıyor.

9 kg. yıkama kapasitesi ile kullanıcının çamaşır yıkamaya ayırması gereken süreyi kısaltıyor, enerjiden ve sudan tasarruf sağlıyor. Bu yeni model aynı zamanda piyasadaki mevcut A Enerji Sınıfı çamaşır makinelerine göre de %20 daha az enerji tüketiyor.

 

Şık, zarif, minimalist tasarım optimal enerji etkinliği ile biraraya gelince hayalgücü sınır tanımıyor.

 

Çamaşır makinesinde yer alan Samsung’un dünyaca ünlü Hava ile Tazeleme (Air Wash) sistemi de çamaşırların üzerine sıcak, taze hava üflüyor. İsviçre’li EMPA kuruluşu tarafından da tasdiklenmiş olan sistemin yalnızca 30 dakika gibi bir sürede çamaşırların üzerine sinmiş olan ter, sigara dumanı gibi istenmeyen kokuları yok etmedeki etkinliği bilimsel olarak da kanıtlandı. Giysilerin kuru temizleme ihtiyacını da en aza indiren sistem, kullanıcılara hem zamandan, hem de paradan da tasarruf sağlıyor.

9 kg Diamond Serisi kullanıcıların yaşam standartlarını geliştirmeye yönelik en son teknolojik özellikleri sunuyor. Bu özellikler arasında, şimdiye kadarki en sessiz ve huzurlu yıkamayı mümkün kılan Quiet Drive Motor  yer alıyor. Quiet Drive Motor kayış ve dişli çarklara olan ihtiyacı ortadan kaldırarak hem sessiz yıkamayı, hem de makinelerin daha uzun süre dayanıklı olmasını sağlıyor. Bu yeni çamaşır makinesi ayrıca Samsung’un Super EZ IRON fonksiyonu ütü ihtiyacını da azaltıyor. Yıkama programı tamamlandığında kazan içinde otomatik sıcak hava dolaşımı sağlanarak çamaşırların hem kuruma, hem de ütüleme süreleri azalıyor.

:: Samsung’un beyaz eşya grubundaki ürünleri deneme şansınız oldu mu?

İstanbul’da Sıfır Bir Daire Sizin Olabilir

Türkiye’nin en çok ziyaret edilen haber sitesi milliyet.com.tr ile Türkiye’nin yükselen emlak portalı milliyetemlak.com okurlarına teşekkür ediyor. Bir okur Ovalbahçe’den ev sahibi oluyor. Kampanyanın 12 Ekim 2009 saat 10.00‘da başlayacak, 12 Kasım 2009 saat 24.00’te bitecek.

Haber oku Ovalbahçe’den ev kazan kampanyasına katılmak çok basit! Başlangıç noktanız Milliyet.com.tr! Milliyet.com.tr ‘de kampanya tarihleri arasında yayına alınmış herhangi bir habere tıklayın ve haberin detay sayfasına ulaşın. Haber detay sayfasında milliyetemlak.com ilanlarından birinin ilan numarasını göreceksiniz. İlan numarasına tıklayın. Ardından milliyetemlak.com sitesindeki ilan sayfası açılacak.

Burada ikinci bir kampanya görseli göreceksiniz, bu alana tıklayın.

Eğer milliyetemlak.com üyesi değilseniz sadece bir defa dolduracağınız kısa üyelik formunu doldurup üye olmanız gerekecek.

Eğer milliyetemlak.com üyesiyseniz giriş için e-posta ve şifre bilgilerinizi kullanmanız yeterli olacaktır.

Güvenlik amacıyla iki haneli güvenlik kodunu girin ve “Gönder“e tıklayın.

Bu işlemler size 1 çekiliş hakkı kazandıracak. Artık Ovalbahçedeki muhteşem bir daireye sahip olma şansını siz de yakalayabilirsiniz.

 

Yarışmayla ilgili tüm bilgilere http://www.milliyetemlak.com/EvKampanyasi/default.html linkinden ulaşabilirsiniz.

 

Milliyet.com.tr’den farklı farklı haberleri okuyarak ve emlak ilan numarası linklerine tıklayarak dilediğiniz kadar çekiliş hakkı kazanabilirsiniz. Daha çok çekiliş hakkı ile kazanma şansınızı arttırın.

Bir gün içinde kazandığınız çekiliş haklarının tamamı o gün akşam 24:00’ten sonra sizin hesabınıza aktarılacak. Her gün kaç çekiliş hakkı kazandığınızı bu bölümden öğrenebilirsiniz.

:: Bu kampanyaya ilginizi çekti mi?

Kızlar Pardus’u Sever mi?

Ulusal işletim sistemimiz Pardus, en yeni sürümü ile fuarda boy gösterenler arasındaydı. Belki de fuardaki tek işletim sistemi, Pardus‘tu diyebiliriz. Diğer stantlarla karşılaştırıldığında müthiş bir ilgi gören işletim sistemine olan merakı, ziyaretçilerin kendisine sorduk.

Videoyu İzleyin!

#video_4948#

:: Kızlara katılıyor musunuz?

Google’ın Küçük Arama Kutusu Mobilleşti

Özellikle Mac OS X kullanıcıları tarafından çok sevilen Quick Search Box isimli uygulama, sonunda Android‘e geldi. Uzunca bir süredir beklenen yazılıma, bekleme ekranına yerleşen özel widgetı sayesinde kolayca erişebilmek mümkün. Son derece hızlı bir arayüze sahip olan yazılım, arama sonuçlarını da kısa sürede ekrana getiriyor.

Cihaza yüklenen üçüncü şahıs yazılımlar, rehber, web tarayıcı geçmişi gibi birçok noktada arama yapabilen uygulama, aynı zamanda Google’ın arama sonuçlarını kullanarak, konumunuza göre hava durumu bilgisi, finans sonuçları gibi verileri de ekranınıza taşıyor.

Programın en çok dikkat çeken yanlarından biri de sesli arama özelliği. Şu anda sadece İngilizce destekleyen Quick Search Box, konuştuklarınızı kelimelere dökerek arama yapıyor.

#video_4950#

Android 1.6 ile çalışabilen uygulama, sonradan yüklenebilmesinin yanı sıra, 1.6 çekirdeğine sahip cihazlar ile de yüklü olarak gelecek.

:: Yeni uygulama hakkındaki fikirlerinizi bizimle paylaşın.

40 nm’lik GeForce’lar Çıktı

NVIDIA’nın ilk 40 nm’lik ve DirectX 10.1 destekli ekran kartları olan GeForce GT 220 ve GT 210 bugün itibariyle piyasaya çıktı. Giriş seviyesindeki GeForce GT210 bünyesinde GT218 grafik işlemcisini barındırıyor. 16 işlem çekirdeğine sahip olan kart 64-bit bellek arayüzüne ve 512 MB belleğe de yer veriyor. Kart 589 MHz çekirdek, 1404 MHz shader ve 800 MHz bellek frekansıyla çalışıyor. GT 210’un fiyatı 50 Euro’nun altında olacak.

GT210′un bir üst modeli olan GT220 128-bit bellek arayüzü sunuyor. 625 MHz çekirdek hızı sunan kart 1335 MHz shader ve 800 MHz bellek frekansına sahip. Kart 512 MB ve 1 GB’lık iki model halinde piyasaya sürüldü. GT 220′nin fiyatı ise 80 Euro seviyesinde olacak.

:: Yeni GeForce’lar hakkında ne düşünüyorsunuz?

İnternet Tarayıcılarının Tarihi – Bölüm 2

2

7 Ocak 2003

Internet Explorer‘ın liderliğinde geçen uzunca bir süre, tek tük atılımlar olsa da, hiçbir tarayıcı IE ile boy ölçüşemedi. Bu esnada firmalar boş durmadı ve sağlam işlere imza atmak amacıyla, projeleri için harıl harıl çalıştı. Apple da bu firmalardan biri. Takvim yaprakları 7 Ocak 2003 tarihine geldiğinde Apple, Safari adlı tarayıcısının beta sürümünü dünyaya tanıttı. Bu tarayıcı, en başta farklı olduğu için kullanıcının beğenisini kazanmıştı. Mac işletim sistemlerinde standart olarak dağıtılmaya başlanması ise, sadece 6 ay sürmüştü.

Günümüze döndüğümüzde, Safari‘nin 4. sürüme geldiğini görüyoruz. Tarayıcı pazarındaki rekabette kendine kalıcı yer edinmeyi amaçlayan Safari, halen daha Mac OS X işletim sistemlerinde açık ara en çok tercih edilen tarayıcı konumunda bulunuyor. İlk üç günde Safari 4, tam 11 milyon kere indirildi. Diğer bir yandan Safari 4, 2009 son çeyrek araştırmalarına göre, tarayıcı pazarında yalnızca %1’lik bir kesime sahip.

{pagebreak::9 Şubat 2004}

9 Şubat 2004

Bu tarihi unutamayız. Birçok internet kullanıcısının tarayıcısı, bu tarihten sonra değişmeye yüz tuttu. Internet Explorer‘ın egemenliği biraz olsun azalmaya başladıysa, şüphesiz ki bu Firefox‘un başarısından dolayıdır. Netscape‘in projesi olarak başlayan ve sonradan kendi başına devam eden Mozilla adlı bağımsız bir kurum, Firefox adlı tarayıcısının beta sürümünü piyasaya sürdü. Kısa sürede de pazar payını arttırdı. O dönem tarayıcı pazarının %87’sini elinde tutan Internet Explorer için o rakipsiz dönemler geride kalmıştı.

Firefox günden güne popülaritesini arttırmaya devam etti. Günümüzde ise Firefox‘un %19.2‘lik bir pazar payı var. Firefox’un tercih edilmesindeki en büyük sebepleri arasında, eklenti desteği ve kullanıcıyı birçok konuda özgür bırakması olarak gösteriliyor.

{pagebreak::13 Aralık 2007}

13 Aralık 2007

Opera, pazar payını korumak için elinden geleni yapmaya devam ediyordu. 2007’nin son haftalarında Opera, Avrupa Komisyonu’na başvurarak, Microsoft’u tekelcilikle suçladı. Microsoft’un, Internet Explorer ürününü Windows işletim sistemleriyle birlikte satmasının, tarayıcı piyasasını kötü etkilediğini iddia eden Opera, böylece Microsoft’a karşı amansız bir mücadeleye girmiş oldu.

Davalar sonuçlanmadığı gibi, halen daha devam etmekte. Avrupa Komisyonu, en iyi ihtimalle 2009 sonunda davanın sonuçlanacağını geçtiğimiz günlerde açıkladı.

{pagebreak::14 Ocak 2008}

14 Ocak 2008

Güvenlik ile ilgili sorunlar, bilgisayar sektörünün her alanında kendini göstermeye başladı. Buna önlem olarak güvenlik yazılımları da büyük değişikliklere gitmeye karar verdi ve yazılımlarının güçlerini giderek daha da arttırdılar. 14 Ocak 2008’de ilk defa SANS firmasının hazırladığı en tehlikeli 10 sanal atak listesinde tarayıcılar kendilerine yer buldu. Zararlı yazılım parçacıkları, tarayıcılardaki açıklardan faydalanarak, kullanıcının sistemine sızıyor ve sisteme zarar veriyordu.

Bu durum karşısında, tarayıcıların daha da güvenli olması gerekliliği ortaya çıktı. Dolayısıyla birçok tarayıcı, güvenlik çözümleri hazırlamaya başladı. Kullanıcıların, hangi tarayıcıyı seçmelerine karar vermeleri için artık bir kriterleri daha vardı: Tarayıcının güvenliği.

{pagebreak::2 Eylül 2008}

2 Eylül 2008

Bu tarihte, birçok kişinin beklediği bir gelişme gerçekleşti. İnternet devi Google, kendi internet tarayıcısını piyasaya sürdü. Google Chrome adını verdiği tarayıcı, bir anda en popüler tarayıcılardan biri haline geldi. Gerek sade tasarımı (her zamanki Google mantığı), gerekse işlevselliği, Chrome’un gelecek vadeden bir tarayıcı olduğunun altını çiziyordu adeta. Google, Chrome’un geliştirici versiyonunu Macintosh ve Linux platformları için hazırladı ve 2009 Haziran’ında dağıtmaya başladı.

Yine günümüze dönersek; Google Chrome şu anda 3. sürümüyle kullanıcılarına hizmet veriyor. Google, tarayıcının bu versiyonunda daha hızlı bir tarayıcı sunuyor. Tasarım olarak da gereksiz tüm katmanlardan kurtulan Chrome internette gezinmek için kullanıcıya en pratik çözümü sunuyor. Pazardaki payı ise %3.7. Bu, düşük bir değer olarak görülebilir, fakat yeni bir tarayıcı için oldukça iyi bir değer olduğunu söylememiz gerekiyor.

{pagebreak::19 Mart 2009}

19 Mart 2009

Microsoft, rakiplerinin bir bir güçlenmesiyle birlikte Internet Explorer tarayıcısında köklü değişikliklere gitmeye karar verdi. 19 Mart 2009‘da da Internet Explorer’ın 8. sürümünü yayınladı. Bu versiyon ile birlikte Microsoft, Internet Explorer 8’in gelmiş geçmiş en hızlı sürümü olduğunu iddia etse de, dağıtımının üzerinden çok geçmeden hız sorunları tekrardan kendini göstermeye başlamıştı bile.

Internet Explorer 8 ile birlikte gelen yeniliklerden biri de, InPrivate gezme özelliğiydi. Tarayıcıların güvenliğinin son derece önemli olduğunun iyice idrak edilmesinden sonra, güvenli tarayıcı arayanların oldukça işine yarayan InPrivate özelliği, halk arasında “Porno Modu” olarak da biliniyor. Microsoft, IE 8 girişimiyle birlikte piyasadaki payını %68 dolaylarında tutmayı başardı.

{pagebreak::30 Haziran 2009}

30 Haziran 2009

Mozilla, Internet Explorer’ı tahtından edebilecek tek tarayıcı olarak bilinen Firefox tarayıcısını geliştirmeye devam ediyordu. Bu amaç doğrultusunda, 30 Haziran 2009‘da tarayıcısının son versiyonunu yayınladı. Firefox 3.5, Chrome ve Safari ile birlikte kıyasıya bir rekabete girmiş oldu. Zira bu iki tarayıcının da pazar payı giderek artıyordu. En hızlı tarayıcı olmasa da, Firefox 3.5 dünya genelinde bir hayli beğenildi.

Firefox 3.5, Firefox serisine sonunda Private gezme özelliğini dahil etti. Firefox bu konuda biraz geç kaldı denilebilir, zira o dönemde Safari, Chrome ve Internet Explorer hali hazırda bu özelliğe sahiplerdi. Mozilla’nın açıkladığı sayılara göre, 300 milyondan fazla kullanıcı, Firefox kullanıyor.

{pagebreak::13 Ağustos 2009}

13 Ağustos 2009

Netscape efsanesi, tarihin tozlu sayfaları arasındaki yerini beğenmemiş olacak ki, AOL’den ayrıldıktan sonra içlerine kapanarak, yeni projelerle ortaya çıkmaya hazırlanıyordu. Artık bu projenin ne olduğunu bizler de biliyoruz: RockMelt! Netscape, yeni bir tarayıcıyla birlikte piyasaya dönme arzusuyla yanıp tutuştuğunu açıkladığında yapraklar 13 Ağustos 2009‘u gösteriyordu.

İşin aslı, tarayıcı NCSA Mosaic projesinin lideri ve Netscape‘in kurucusu Marc Andreessen‘ın desteklediği bağımsız bir proje. Fakat Marc Andreessen ismi, Netscape ile bütünleşmiş olduğundan, çeşitli yerlerde Netscape’in taryaıcısı olarak anılmaya devam ediyor. RockMelt‘i diğerlerinden ayıran en önemli özellik, Facebook gibi sosyal ağ sitelerine entegre edilmiş bir şekilde dağıtılacak olması. Dolayısıyla sosyal ağlarda çok vakit geçiren kullanıcıların, RockMelt’i kullanması için, bir sebepleri daha olacak.

:: Siz internet tarayıcılarına hangisiyle başladınız? Hangisiyle devam etmeye karar verdiniz?

AMD’nin Yol Haritası Açıklandı

AMD’nin masaüstü platformlarına dair son yol haritası ortaya çıktı. Yol haritasına bakıldığında sıranın “Thuban” işlemcileri ile beraber Leo platformunda olduğu görülüyor. Thuban işlemcileri mevcut Phenom II X4 serisinin 6 çekirdekli modellerinden oluşacak ve İstanbul sunucu işlemcilerini taban alacak. Thuban’larla beraber AMD, 890FX yonga setini de hazırlayacak. Grafik gücü ise ATI Radeon HD 5000 serisi tarafından sağlanacak.

Leo platformu üst seviyeye hitap ederken orta seviye için ise Dorado platformu hazırlanıyor. Athlon II işlemcilerin daha yeni ve daha hızlı modelleri ve RS880P adlı yeni bir IGP anakart bu platformu oluşturan birimler olacak. Alınan bilgilere göre RS880P’nin grafik çekirdeği Radeon HD 4000 serisi tabanlı olacak. Bu yüzden Dorado platformu DX11 desteğinden mahrum olacak.

{pagebreak::2011 Bulldozer gibi}

2011 Bulldozer gibi

2011′e gelindiğinde nihayet yeni nesil mimarisi Bulldozer‘e kavuşup 32 nm‘ye geçeceğiz. Üst seviye Scorpius platformu, Zambezi kod adlı işlemcileri barındıracak. Zambezi işlemcilerinin 4 ile 8 arası bir çekirdek sayısına sahip olacağı söyleniyor. Bu işlemcilerin kullanacağı soket ise enteresan biçimde AM3r2 olarak belirtilmiş. Eğer AMD yeni nesil işlemcilerini mevcut soketlerle uyumlu hale getiremezse bunu bir eksi olarak algılayabiliriz. Grafik tarafında ise Bulldozer‘de 2010 yılının sonlarına doğru çıkması beklenen Hecatoncheires serisini göreceğiz.

Orta sınıf platformu Lynx ise uzun süreden beri beklenen Fusion‘ı bizlerle buluşturacak. Fusion, AMD’nin CPU ile GPU‘yu bir araya getirme projesine verdiği ad. Lynx ile beraber sunulacak olan Llano adlı işlemci bünyesinde hem CPU hem de GPU‘yu barındıracak. Bunun dışında Llano hakkında bilinen pek bir bilgi bulunmuyor.

{pagebreak::Zor dönemi aşabilcek mi?}

Zor dönemi aşabilcek mi?

Yol haritasında sadece yıllar belirtildiğinden bu platformların kesin çıkış tarihi henüz bilinmiyor. Ancak hepsinin belirtildiği yılın ilk yarısı içinde piyasada olacağı bekleniyor. 2009’ın sonları ve 2010 yılı boyunca AMD’nin orta seviye dışında çok zorluk çekeceği tahmin ediliyor.

Buna karşın 100$ altı segmentinde Pisces ve Dorado platformlarının dört çekirdekli işlemcileri ile beraber Intel‘in çift çekirdeklileri ile aynı fiyatta olacak olması AMD‘nin elini güçlendiriyor. Merakla beklenen karşılaşma ise Athlon II‘lerle 2010’un başında çıkacak olan çift çekirdekli Intel Clarkdale‘ler arasında olacak.

:: AMD yol haritasındaki hangi platform en çok ilginizi çekti?

Dünyanın İlk 12 MP Kameralı Cep Telefonu

Günümüz cep telefonu kullanıcılarının güçlü kamera ve görüntüleme özelliklerine sahip cep telefonu talebini karşılamaya yönelik bir ürün olan Samsung M8910 Pixon12, tüm istekleri tek başına karşılayabilecek özelliklerle donatılmış olarak sunuluyor. M8910 Pixon12 ile kullanıcılar, 3.1 inç tam dokunmatik AMOLED ekranla birlikte, yanlarında ayrıca bir fotoğraf makinası taşımadan her an kolayca fotoğraf çekme ve paylaşma olanağına sahip olabilecekler.

Samsung M8910 Pixon12 (108x53x13.8 mm), dünyada ilk 12 megapiksel kameraya sahip cep telefonu olmasının yanısıra, tam dokunmatik ekranıyla da dikkat çekiyor.

 

Samsung M8910 Pixon12‘deki ayrı bir kamera açma tuşu sayesinde kullanıcılar, kolayca fotoğraf çekebiliyorlar. Tek dokunuşta kamerayı aktif hale getiren bu tuş sayesinde, günümüz gelişmiş dijital kameraları kalitesinde ve hızında fotoğraf çekmek mümkün oluyor. Samsung Pixon12‘deki en önemli özelliklerden bir diğeri de, bir sonraki fotoğrafı çekmek için gereken kayıt süresinin iki saniyeye kadar düşürülmüş olması. Böylece ardarda fotoğraf çekerken karşılaşılan en büyük şikayet de giderilmiş oluyor.

GPS, Wi-fi, 3g ve Bluetooth teknolojilerini destekleyen Samsung M8910 Pixon12, KDV dahil 1,349,00 TL olarak Türkiye’de satışta.

 

Samsung M8910 Pixon12, yenilikçi kamera özellikleri sayesinde, en iyi fotoğraf kalitesini sunuyor. Touch Auto Focus (AF) takip özelliği ile kullanıcıların tek yapması gereken, bir parmak dokunuşuyla fotoğrafın odak noktasını seçmek ve gerisini Samsung M8910 Pixon12‘nin akıllı kamerasına bırakmak. Çünkü bu özellik sayesinde, odak noktası belirlendikten sonra AF fonksiyonu, nesne hareket halindeyken bile ekran içindeki netlik ayarını bozmuyor ve nesneyi takip ediyor.

Üstelik Smart Auto özelliği ile, çekilen nesne, arka plan ve ışığa göre kadrajı ve çekim modunu ayarlayarak kullanıcıların mükemmel fotoğraflar çekmesi tek bir dokunuşa kalıyor. Samsung M8910 Pixon12‘nin kamerasındaki üstün mercek ve Xenon flaş sayesinde dijital kamera kalitesinde çekilen görüntüler, her kullanıcıyı profesyonel fotoğrafçı yapacak kadar iddialı. 28 milimetrelik geniş açılı mercek ile daha iyi bir perspektif ve kadraj yakalamak mümkün.

:: Bu telefon size dijital fotoğraf makinesini bıraktırır mı?

Star Wars Clone Wars: Republic Heroes PC

10/6.8

Star Wars dünyada en çok hayranı olan kurgusal evrenlerden biri. Bu isim tuvalet kağıdından bebek bezine kadar geniş bir ürün gamını süslüyor. Belki de bu yüzden Star Wars oyunlarını yapmak çok kolay. Nasılsa belirli bir satışa sahip diye yapımcılar fazla uğraşmadan ürünlerini piyasaya sürüyorlar.

Clone Wars: Republic Heroes adlı yapım bu rahatlığın son ürünü. Oyun Geçtiğimiz yıl gösterilmeye başlayan ve Animasyon dizi teknolojisini değiştiren aynı isimli diziyi konu alıyor. Clone Wars‘u özetlemek gerekirse biraz Prince of Persia biraz, Sonic biraz da eski platform oyunlarının karışımı. Tabii ki bunlar Star Wars tarzıyla birleştirilmiş.

{pagebreak::2}

Yapımda Jedi’lar Klon Askerleri olmak üzere iki farklı grubu kontrol ediyoruz. Ancak, bu karakterleri biz kendimiz seçemiyoruz. Oyun zamanı gelince karakterin kontrolünü bize veriyor. Clone Wars’da Anakin Skywalker, Obi-Wan Kenobi, Ahsoka Tano, Aayla Secura, Limura, Mace Windu, Plo Kloon ve Kit Fisto’yu kontrol ediyoruz. Klon‘lar ise bir birlerine benzedikleri için kimi kontrol ettiğimizin hiçbir anlamı yok.

Yapım çok etkileyici bir savaş sahnesiyle başlıyor. Anakin ve çırağı Ahsoka savaş alanında önlerini gelen her şeyi yok ederek ilerliyorlar. Bir süre sonra oyunun kontrolü bize geçiyor ve aslın fragmanların yanıltıcı olduğunu görüyoruz. Yapım platform aksiyon tarzına sahip. TPS tarzında bir aksiyon bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaklar.

Geçtiğimiz yıllarda çıkan ve iyi bir satış elde eden Lego Star Wars‘daki oynanış tarzı Republic Heroes‘da da kullanılmış. Etrafta zıplayıp hiç ölmüyoruz. Lego tarzını seven ama plastik grafiklerden hoşlanmayanlar için iyi bir tercih olabilir. Jedi karakterlerin ana silahı Işın Kılıçları.

Birçok Star Wars oyunun aksine bu sefer kılıçlarımızla düşmanları kesebiliyoruz. Bir droide vurduğumuz zaman onun ikiye bölündüğünü etkileyici bir animasyonla görüyoruz. Bu oyunun en büyük artılarından birisi olmuş. Klon Savaşları döneminde iyi karakterlerin oluşturduğu Galaktik Cumhuriyet ve kötülerin yönettiği Ayrılıkçı Hareket var. Biz Cumhuriyet‘i ve Klon ordusunu kontrol ediyoruz. Karşımızda ise matrak savaş droidleri var.

{pagebreak::3}

Animasyonlar ve grafik kalitesi oyunun en büyük artısı. Karakterlerin tasarımları diziyle birebir olmuş. Ara demoların kalitesi ve sürükleyiciliği sayesinde sanki yeni bir film ya da sezon izliyormuş havası yakalanıyor. Bir süre ara demo izledikten sonra aksiyon zamanı kontroller bize geçiyor.

Seslendirmeleri de dizideki dublajcılar üstlenmiş. Ülkemizde de popüler olan dizinin hayranları için bu özellikler çok çekici duruyor. Ancak ne yazık ki animasyon grafikleri nedeniyle oyunda çocuksu bir hava var gibi. Ne kadar ölsek de yolda karşılaştığımız checkpointler de dirilebiliyoruz.

Aslında bu ölümsüzlük sistemi oyundaki hataları gizlemek için yapılmış gibi. Republic Heroes‘un garip kamera sistemi yüzünden, dakika başı ölmek çok kolay. Platform oyunu olduğu için kameralar eski Sonic ve Mario tarzında ayarlanmış. Yani karakterlerimizi biraz uzaktan görüyoruz. Grafikleri ve detayları her ne kadar müthiş olsa da karakterleri uzaktan görünce bu özellikler fark edilmiyor.

{pagebreak::4}

Jedi‘lar Güç adlı mistik enerji sayesinde insanüstü şeyler yapabiliyorlar. Düşünerek eşyaları kımıldatabiliyorlar ya da çok çevik şekilde yüksek yerlere zıplayabiliyorlar. Dizi aslında bu atlama zıplama aksiyonu üzerine kurulu. Clone Wars: Republic Heroes‘da aynı mantığı kullanıyor. Borulardan, taşlardan ve her türlü engelden seri şekilde atlayarak yolumuzda ilerliyoruz.

İlk başta kontrollerin farklılığı yüzünden bu hareketlere alışmak çok zor. Ama bir kez alışınca da oyun gerçekten zevkli bir hal alıyor. Jedi‘lar zıplama atraksiyonları dışında Prince of Persia gibi hareketler de yapıyor. Duvardan yürüyor, borulara tutup akrobasi becerilerini sergiliyorlar.

Ayrıca robotların üzerine çıkarak onları kontrolünü ele geçirebiliyoruz. Yolumuz tıkandığı zaman bu özelliği kullanıp önümüzü açma fırsatımızda var. Jedi‘lar ayrıca Güç‘le düşmanlarını iterek savaşları kolay yoldan kazanabiliyor. Sonic ve Mario vari bir sistemle etraftan kendimize puan topluyoruz. Bu puanları kullanıp karakterlerimizi daha iyi savaşması için geliştiriyoruz.

{pagebreak::5}

Klon askerler ise standart olarak lazer tüfeklerini kullanıyor. Bunun dışında sağda solda bulduğumuz el bombası ve ağır silahlarla da savaşabiliyorlar. Tüm Klon‘ların sesleri aynı sadece karakterleri ve davranışlarıyla fark yaratıyorlar. Klon’ları kontrol etmek Jedi’lara kıyasla daha zor.


Çünkü oyunun yapısı önüne geleni kesmek olduğu için nişan alıp ateş etmeye çalışında kameralar şaşırabiliyor. Buna rağmen ağır silah güçleriyle birlikte Klon’ları yönetmek çok zevkli. Hem Jedi hem de Klon‘lar araçta kullanabiliyorlar. Araç yönetmek ise ayrı bir zevk.


Çocuklara ayrılan kısım karakterlerin şapka ve kask girmesiyle ve robotların dans etmesiyle devam etmiş. Ayrıca oyunda Star Wars‘u pek tanımayanlar için karakterlerden gemilere kadar her şeyi tanıtan geniş bir databank kısmı da var. Clone Wars: Republic Heroes kendine has özellikleriyle ya sevilecek ya da nefret edilecek bir yapım.

{pagebreak::6}

Eski platform oyunlarını özleyenlerin denemesi lazım. Evrenin hayranları zaten mutlaka oynayacaktır. Diziyi sevenler ise oynamayı becerebilirlerse çok büyük zevk alacaklar. Ancak yapımın aslında en büyük özelliği hem büyüklere hem de ufaklara hitap ediyor olması. Aileler oyunlardan dolayı çocuklarına yasak koymak yerine  bu tarz yapımları birlikte deneyip zevkli dakikalar yaşayabilir. Neredeyse yılın en beğenilen platform oyunu Trine ile yarışacak bir potansiyale sahipken Clone Wars adına güvenerek orta kararın üzerinde bir yapım olmuş.

10/6.8

:: Star Wars Clone Wars: Republic Heroes hakkındaki düşünceleriniz neler?

Samsung SCX-4600 İnceleme

 

Çok amaçlı baskı üniteleri artık her kesime hitap ediyor. İster profesyonel kullanıcı olun isterseniz de bilgisayar ile yeni tanışın. Çok amaçlı baskı cihazları herkes için uygun bir seçenek sunuyor. Buna en iyi örnek inceleme fırsatı bulduğumuz Samsung’un SCX-4600 adlı ürünü.

Siyah beyaz lazer baskı alabilen, SCX-4600, kopyalama ve renkli faks özelliğine sahip. 1200 x 1200 dpi baskı çözünürlüğüne ulaşan SCX-4600, bir dakikada tam 22 sayfa baskı alabiliyor. Giriş seviyesi bir ürün için bunlar oldukça iyi değerler. Kaldı ki ilk baskı için sadece 10 saniye bekletmesi oldukça başarılı.

 SCX-4600, kopyalama, baskı ve tarama fonksiyonlarını bir arada sunuyor.

 

Ürün baskı esnasında sessiz çalışıyor. 50 Desibel üreticinin verdiği rakam. Buna ek olarak 360 MHz işlemci ve 64 Mbyte’lık hafıza, performansı  önemli derecede etkiliyor. Samsung SCX-4600, oldukça küçük boyutlara olmasına karşın 250 sayfalık bir kağıt tepsisine sahip. Tüm bunlara ek olarak manuel bir kağıt girişi de unutulmamış.

{pagebreak::Print Screen ile Baskı}
Print Screen ile Baskı

SCX-4600, resim ve dokümanları 1200×1200 dpi ve 30 bit’lik bir renk derinliğinde tarayabiliyor. Bu değer piyasada bulunan birçok tarayıcı ile eş olması büyük bir avantaj. Kopyalama modunda dakikada 12 sayfa baskı alabilmesi, giriş seviyesi bir ürün için de oldukça iyi.

Ürünün üzerinde bulunan bilgi paneli, ve kısa yol tuşlarının kullanımı kolay olması iyi düşünülmüş. Dokümanlar %400’e kadar büyütüp baskı almak mümkün. Bu ürünü farklılaştıran bir özellik, üzerinde Print Screen düğmesinin yer alması. Print Screen düğmesi sayesinde monitörde gördüğünüz görüntünün aynısı anında baskıya alınabiliyor.

 

SCX-4600’de bulunan bilgi paneli iki satır genişliğinde. Bu bilgi panelinde menü ayarları yapmak mümkün.

 

Samsung, USB arabirimden bilgisayara bağlanıyor. Birlikte verilen CD sayesinde de kurulum gerçekleştiriliyor. Kurulum ve kullanım oldukça kolay. Samsung burada kullanıcılara herhangi bir zorluk yaşatmıyor. Kurulum yapıldığında taranan dokümanlar PC’ye aktarılıyor. Print Screen düğmesi yazılım kurulduktan sonra çalışıyor. Tüm bunlara ek olarak kimlik taramak için ekstra bir düğmenin olması hoş.

{pagebreak::Test Sonuçları}
Test Sonuçları

SCX-4600 özellikle küçük boy işletmeler veya evde rahatlıkla kullanılabilen bir ürün. Beraberinde gelen Toner sayesinde 1500 sayfa baskı almak mümkün. Daha fazlasını isteyen kullanıcılar 2500 sayfa kapasiteli Toner tercih edebiliriler.  Birlikte gelen yazılım sayesinde birçok fonksiyon kazanan bu ürün Print Screen özelliğinden çok Anyweb Print özelliği hoşumuza gitti. Anyweb Print, Internet Explorer tarayıcısı ile gösterilen Web sayfaları istediğiniz şekilde (sadece resimler, tüm sayfa, sadece yazı alanı) basabiliyor.

 

Kimlik tarama ve ekrandaki görüntüyü anında basmak için kısa yol tuşlar kullanılmış. 

 

SCX-4600’ün baskı hızı oldukça etkileyici. Kopyalama ve tarama hızları da gayet iyi.  Baskı kalitesi buna karşın ortalama değerlerinin üstünde değil. Giriş seviyesi bir üründen yüksek bir baskı kalitesi beklemek yanlış olur. Buna ek olarak sadece USB yuvasından bağlanması birçok kişi için bir dezavantaj olabilir.

Ürünün kurlumu ve kullanımı kolay. İki satırlık bilgi paneli fazla bir beklenti içinde olmayan kişiler için yeterli. Print Screen tuşu çok etkili bir özellik değil. Bunun yerine daha farklı kısa yol tuşlarının olmasını isterdik.

Ürünün Türkiye’deki fiyatı henüz belli değil. Fakat yurt dışı fiyatlarına baktığımızda SCX-4600’ün kendi sınıfında fiyat/performans oranı ile ön plana çıktığını söylemeliyiz.

{pagebreak::Teknik Özellikler}
Teknik Özellikler

  

Samsung SCX-4600
Çok Amaçlı Yazıcı

Arabirim: USB 2.0
Baskı Kalitesi: 1200 dpi
Baskı Hızı: 22 sayfa/dak
Tarama Çözünürlüğü: 4800 dpi
Bellek: 64 MByte
Bilgi ekranı: 2 Satır
Boyut: 416 x 409 x 275.8 mm
Ağırlık: 10.59kg

:: Çok amaçlı baskı ürünlerinde en çok hangi özelliğe dikkat edersiniz?

Şanslı SDN Üyeleri CeBIT’te!

0

Communication Partner İletişim Danışmanlığı ve ShiftDelete.Net desteğiyle forumumuz üzerinde gerçekleşen yarışmalar sayesinde 20 okurumuza ücretsiz CeBIT bileti ve SDN editörleri ile fuarı birlikte turlama imkanı sunmuştuk.

Videoyu İzleyin

#video_4947#

Bileti kazanan üyelerimizle birlikte geçirdiğimiz teknolojiyle dolu keyifli saatlerden sonra görüşlerini aldık. Teknolojiyi dakikası dakikasına takip edenler, fuarı beğendiler mi dersiniz?

:: CeBIT için siz ne diyorsunuz?

Xerox Renkleri Dile Getirdi

Xerox, daha önce deneysel çalışmalarını duyurduğu “doğal renk dili” teknolojisini ürünlerinde kullanmaya başladı. Geliştirilen teknoloji, Photoshop programı kullanmadan bilgisayara verilecek “maviyi daha canlı yap, limon sarısı yap” gibi basit komutlarla resim üzerinde seçilen bölgelerin istenilen renklere dönüştürülmesini sağlıyor.

Xerox’un yeni teknolojisi, “http://webapps.open.xerox.com/nlc/” adresinde test edilebiliyor. Bu demo sürümde, kullanıcılar Photoshop gibi yazılımlara ihtiyaç duymadan fotoğrafların özel alanlarında renk değişimi yapabiliyorlar. Sitede yer alan görseller, “bütün mavi renkleri daha koyu yap” yada “parlak yeşil renkleri sarılaştır” gibi komutlarla istenilen her tonda renklere dönüşebiliyor. Ayrıca “doğal renk dili” teknolojisinin bir versiyonu olan “Color by Word” özelliği, piyasaya yeni sürülen Xerox Phaser 7500 renkli yazıcının özellikleri arasında yer alıyor. Bu yazıcıdan bir fotoğraf baskısı alınmak istendiğinde, bu özellik ekranı ortaya çıkıyor ve renkler üzerinde istediğiniz değişikliği yapmanıza olanak sağlıyor.

 

Xerox’un bünyesinde 5.000 bilim insanı bulunuyor ve A.B.D, Kanada ve Avrupa’da yer alan AR-GE laboratuvarlarında, iş uygulamaları, elektro mekanik sistemler, dijital görüntüleme, bilgisayar, renk bilimi ve baskı teknolojileri alanlarında araştırmalar yapılıyor.

 

Xerox’un renk değiştirme teknolojisi, resmin geri kalan kısmını etkilemeden resmin spesifik alanlarını değiştirebiliyor. Geliştirilen bu teknolojinin çok geniş bir kullanım alanı bulacağı belirtiliyor. Bu buluş teknik programları bilme zorunluluğu olmadan bilgisayar üzerinde renklerin istenildiği gibi görüntülenebilmesini ve istenilen renklerde baskı alınabilmesini sağlıyor. Ayrıca bu teknoloji ile renkli yazıcıların renk ayarları keyfe göre değiştirilebiliyor.

:: Xerox’un Doğal Renk dili Teknolojisi hakkında ne düşünüyorsunuz?