Qualcomm, Intel’i ve hatta şirketin bir kısmını satın almaktan vazgeçmiş olabilir. Müzakerelerin perde arkasına erişimi olan bazı kaynaklar, Snapdragon çipleriyle tanınan Qualcomm’un bu konuda bir dizi engelle karşılaşması nedeniyle plan değişikliği yaptığını söylüyor. İşte detaylar…
Qualcomm neden Intel satın alımından vazgeçti?
Bloomberg’e göre kaynaklar, Qualcomm’un nakit akışı üzerindeki mali strese ek olarak şirketin, satın alımın ABD ve diğer ülkelerdeki düzenleyici kurumlar tarafından engellenmesinden de korktuğunu söyledi.
Müzakereleri kesin olarak soğutmuş olabilecek bir diğer önemli sorun ise Intel’in 50 milyar dolara yaklaşan brüt borcu olarak belirtiliyor. Bu rakamlar, Qualcomm’un değerinin neredeyse yarısı kadar bir değere işaret ediyor.
Qualcomm, yeni bir güvenlik açığı konusunda kullanıcıları uyardı. 64 Snapdragon çipinin bu açıktan etkilendiği belirtildi.
Konuyla ilgili yorum yapan piyasa analistleri, satın alma konusunda ısrar etmesi halinde Qualcomm’un hem kendisini hem de Intel’in işini sürdürebilmek için finansal bir “mucize” gerçekleştirmesi gerekeceğini belirtiyor.
Qualcomm konu hakkında henüz yorum yapmasa da kaynaklar şirketin yine de Intel’in çip üretim bölümünü satın alma konusunda ısrar edeceğine inanıyor. Firmanın şu anda bu satın alım için acele etmek istemediği söyleniyor.
Bu gelişme, Qualcomm’un kendi teknolojilerini geliştirme yönünde daha bağımsız bir yol izlemek istediğini gösteriyor olabilir. Öte yandan Intel’in piyasadaki etkisinin nasıl olacağı da büyük bir merak konusu. Sektör, bu hamlenin uzun vadeli güncelliğini yakından izliyor.
Şık tasarıma sahip olan yeni katlanabilir telefon modeli Huawei Mate X6 bu hafta resmi olarak duyuruldu. Fakat birçok kişi bu cihazın dayanıklı olup olmadığını merak ediyor. Bugün marka, ultra ince olmasına rağmen bunun yeni akıllı telefonunun da bir kalitesi olabileceğini kanıtlamak için bir video yayınladı. Cihaz dayanıklılık testinde beklentileri aştı! İşte detaylar…
Huawei Mate X6 dayanıklılık konusunda sınıftan geçti!
Weibo’da yayınlanan video, Mate X6’nın yapısıyla ilgili çeşitli direnç testlerini gösteriyor. Aynı zamanda 3D buhar odası da dahil olmak üzere dahili bileşenlerinin ısıyı daha kolay dağıtacak şekilde nasıl seçildiğini ve konumlandırıldığını vurguluyor.
Testlerden biri, açık akıllı telefona metal bir blokla çarparak rakip cep telefonunu büküyor ancak Huawei Mate X6’yı sağlam tutuyor. Aynı durum, alüminyum testereye baktığınızda Kunlun Glass korumalı harici ekran için de geçerli.
Huawei tarafından geliştirilen HarmonyOS Next işletim sistemi ile ilgili kullanıcıların beklediği haber nihayet geldi!
En çok dikkat çeken test ise videonun 3.30. dakikasında Huawei Mate X6’nın çelik kablolarla bir motosiklete sabitlenip metal bir yapı üzerinde asılı tutulmasıyla ortaya çıkıyor. Telefonun ikiye bölünmediğini görebiliyoruz ama marka, testte kullanılan cihaza ilişkin daha fazla ayrıntı göstermiyor. Yalnızca bu konuda cihazın çok dayanıklı olduğu vurgulanıyor.
16 GB’a kadar RAM’e sahip olan Huawei Mate X6, 1 TB’a kadar depolama alanıyla geliyor. Önde 8 MP selfie kamerası sunan cihaz, arkada ise 50 MP ana kamera, 40 MP ultra geniş sensör, 4x optik yakınlaştırmalı 48 PM telefoto sensör ve kızılötesi sensörle karşımıza çıkıyor. 66W hızlı şarj destekli Mate X6, 5.110 mAh pil kapasitesiyle geliyor. HarmonyOS Next işletim sistemiyle çalışan modelin işlemcisi ise henüz açıklanmadı.
Peki siz Mate X6’yı dayanıklılık konusunda nasıl buldunuz?
Elon Musk, daha önce geri çekip yeniden açtığı yapay zeka davasında şimdi de OpenAI ve Microsoft’a haksız rekabet suçlaması yapıyor. Buna göre Musk, OpenAI’nin kar amacı güden bir kuruluş haline gelmemesi için ihtiyadi tedbir kararı başvurusu yaptı. Başvuruda yapay zeka konusunda haksız rekabet vutgusu ön plana çıktı.
Elon Musk, OpenAI için ihtiyati tedbir kararı istedi! İşte sebebi
Elon Musk’ın avukatları mahkemeye OpenAI’nin kar odaklı ve haksız rekabete neden olan eylemlerini ortaya koyan kanıtlan sundu. Musk’ın avukatları bu anlamda dava sonuçlanana kadar OpenAI’nin mevcut yapısını koruması için ihtiyati tedbir kararı alınmasını istiyor.
OpenAI kurucu ortakları arasında yer alan Elon Musk, kuruluşun kâr odaklı bir yapıya doğru kaymaya başlaması üzerine yollarını ayırmıştı. Özellikle geçen sene ChatGPT ile bir anda yapay zeka konusunda tüm bildiklerimizi unutturan OpenAI, Musk’ın da hedef tahtasına oturdu.
Buna göre kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olması gereken OpenAI, şirketleşme yolunda ilerliyor. Bu anlamda Elon Musk’ın avukatları yaptıkları başvuruda Sam Altman dahil bazı üst düzey OpenAI yöneticileri ve bazı üst düzey Microsoft yöneticileri hakkında ihtiyati tedbir kararı alınmasını istedi.
Tesla'nın yeni nesil GEN-3 Teslabot'u, insan anatomisinden ilham alan tasarımı ve üstün mühendislik teknolojisiyle karşımıza çıkacak.
Musk’ın avukatlarının yaptığı bu başvuruda OpenAI CEO’su Sam Altman, Başkan Greg Brockman, Microsoft ve LinkedIn’in kurucu ortağı ve eski OpenAI yönetim kurulu üyesi Reid Hoffman ve eski OpenAI yönetim kurulu üyesi ve Microsoft Başkan Yardımcısı Dee Templeton çeşitli yasadışı faaliyetlerle suçlanıyor.
Elon Musk özellikle kendi yapay zeka şirketi xAI’nin yatırım almasının önünde OpenAI’nin engel oluşturduğu iddiasında. İddiaya göre Musk, OpenAI rakip yapay zeka şirketlerin yatırım almasını engellemeye çalışıyor. Bu anlamda daha önce ABD basınında da OpenAI’nin yatırımcı turunda bazı yatırımcılardan diğer yapay zeka firmalarına yatırım yapmama sözü istediği ortaya çıkmıştı.
Yine Elon Musk’ın avukatları OpenAI’nin bazı kritik bilgilerinin de Microsoft ile paylaşıldığını ve gizliliğin iddia edildiğini de iddia etti.
Yapay zeka konusunda çığır açan OpenAI konusunda mahkemenin vereceği karar merakla bekleniyor. Sizce Elon Musk ve OpenAI arasında süren bu hukuk savaşı nasıl sonuçlanacak? Bu dava sizce yapay zekanın ilerlemesini yavaşlatabilir mi? Yorum ve görüşlerinizi bekliyoruz.
Google, satranç dünyasına yenilikçi bir dokunuş getiren yapay zeka destekli yeni bir oyun geliştirdi. Oyuncular yapay zekanın strateji önerileriyle becerilerini geliştirebilirken, farklı zorluk seviyelerinde benzersiz bir deneyim yaşayacak. Google’ın bu hamlesi, satranç tutkunlarına ve öğrenmek isteyenlere modern bir rehber sunmayı hedefliyor. İşte detaylar…
Google kişiselleştirilmiş bir satranç deneyimi sunuyor
Normal oyunların aksine bu sürüm, üretken yapay zeka kullanımı yoluyla parçalarını kişiselleştirme olanağına sahip. Başlamadan önce oyuncular, oyunun beyaz taşlarının nasıl görünmesi gerektiğine dair kısa bir açıklama veren hızlı bir komut istemi yazabilecek. Açıklamanızı tamamladıktan sonra Imagen 3 AI modeli kullanılarak bir dizi kişiselleştirilmiş parça oluşturulacak.
The Verge tarafından gerçekleştirilen testlerde beyaz taşların bilim kurgu temasına sahip olması, ardından siyah taşların fantezi temasına sahip olması istendi. Oyunun her ne kadar işlevsel olsa da bilenlerin bildiği tüm özelliklere sahip bir satranç uygulaması haline gelmesi için daha kat etmesi gereken uzun bir yol olduğu da söyleniyor.
Elon Musk'ın şirketi xAI'ın yeni yapay zeka chatbot'u Grok, mobil uygulama olarak piyasaya sürülmeye hazırlanıyor. Peki avantajları neler?
Oyunu kişiselleştirmek için rakibinizin zorluk derecesini ve ayrıca iki zaman kontrolünü seçebilirsiniz. Ancak hareketleri gözden geçirmek ve hangi taşlarınızın ele geçirildiğini görmek henüz mümkün değil.
Yapay zekanın sadece rakip olarak değil, aynı zamanda bir öğretmen gibi davranabilmesi bu oyunu klasik satranç motorlarından ayıran önemli bir özellik olarak karşımıza çıkıyor. Oyun, satranç yeteneklerini geliştirmek isteyenler için öğrenme sürecini daha interaktif ve eğlenceli hale getirebilir. Ayrıca zorluk seviyelerinin kişiselleştirilebilmesi, hem amatörlere hem de profesyonellere hitap edecek bir platform yaratıyor.
Amazon Web Services (AWS) Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, yaklaşık dört yıllık görev süresinin ardından şirketten ayrıldığını duyurdu. Aydın, ayrılığını kişisel LinkedIn hesabında yaptığı bir paylaşım ile kamuoyuna açıkladı. AWS’in Türkiye’deki büyümesine öncülük eden ve birçok yeniliğe imza atan Aydın’ın ayrılığı, teknoloji dünyasında dikkat çekti.
Paylaşımında AWS’nin Türkiye’deki dijital dönüşüm sürecinde oynadığı önemli role ve bu süreçte edindiği deneyimlere vurgu yapan Aydın ekip arkadaşlarına, iş ortaklarına ve müşterilere teşekkürlerini iletti. AWS’in global vizyonunu Türkiye’de uygulamaktan gurur duyduğunu belirtti ve bundan sonraki kariyerinde Türkiye’nin teknoloji dünyasında yeni hikayeler yazmaya devam edeceğini ifade etti.
AWS, Türkiye’de neden bu kadar önemli?
Amazon Web Services, dünya genelinde bulut bilişim alanında lider konumda olan bir teknoloji devi. Şirket bulut tabanlı altyapı hizmetleri sunarak bireysel kullanıcılardan büyük şirketlere kadar geniş bir müşteri yelpazesine hizmet veriyor.
AWS de düşük maliyetli veri depolama, uygulama geliştirme ve yapay zeka çözümleri gibi alanlarda müşterilerine güçlü araçlar sağlıyor. Türkiye’de ise dijital dönüşüm süreçlerinde firmaların yanındaki en güçlü oyunculardan biri oluyor.
Burak Aydın liderliğinde AWS Türkiye de yerel firmaların küresel teknoloji standartlarına uyum sağlamasına destek oldu. Aynı zamanda girişimciler ve start-up ekosistemi için sağladığı altyapı desteği ile inovasyonu teşvik etti. Özellikle e-ticaret, finans, sağlık ve üretim gibi sektörlerde AWS çözümleri, iş süreçlerinin modernleşmesinde önemli bir rol oynadı.
Gelecekte ne olacak?
Burak Aydın, açıklamasında kariyerine yeni bir yön verme kararı aldığını belirtirken, Türkiye’nin teknoloji dünyasında yeni projelerle yoluna devam edeceğinin sinyallerini verdi. AWS Türkiye’nin yeni lideri ise henüz açıklanmış değil. Ancak Aydın’ın ayrılığı sonrası şirket için bir dönemin sona erdiğini söyleyebiliriz.
Burak Aydın, açıklamasında şunları söyledi:
“Bugün, AWS Türkiye Genel Müdürü olarak üstlendiğim görevime veda ederken, bu yolculuğu birlikte yürüdüğüm tüm ekip arkadaşlarıma, iş ortaklarımıza ve müşterilerimize yürekten teşekkür ediyorum.
Son dört yıl, hem AWS’in Türkiye’de büyümesine liderlik ettiğim hem de Türkiye’deki dijital dönüşümün büyümesine tanıklık ettiğim, ilham verici bir süreç oldu. Bu süre boyunca yenilikçilik, teknoloji ve ekip çalışmasının şirketlerin ve ülkenin teknoloji ekosistemini nasıl dönüştürebileceğini deneyimleme fırsatım oldu.
AWS’nin global vizyonunu Türkiye’de hayata geçirirken, güçlü bir ekip ve destekçi bir topluluğun parçası olmaktan büyük bir gurur duydum. Hep birlikte sadece teknolojiyi değil, insanlar ve kurumlar için yeni fırsatları da şekillendirdik.
Yolculuğumuzun farklı yollarda kesişmeye devam edeceğine inancım tam. Bundan sonra da Türkiye’nin teknoloji dünyasında yeni hikayeler yazmaya çalışacağım.
OPPO, Reno 13 serisini 25 Kasım’da piyasaya süreceğini doğruladı. Gelişmiş kamera seti ve güçlü özelliklere sahip olacak modeller şimdiden merakla bekleniyor.
OPPO’nun iki yeni telefonu kısa süre önce Geekbench’te ortaya çıktı. Şimdi ise şirket, beklenen modelin çok az sinyalin olduğu ortamlarda bile bağlantıyı yeniden tanımlamayı ve daha istikrarlı bir deneyim sunmayı vaat eden bir ağ çipine sahip olacağını açıkladı. Cihazla ilgili yeni detaylar geldi.
OPPO Reno 13, X1 çipiyle birlikte gelecek
OPPO Reno 13 serisi, ağ yönetiminde önemli bir ilerlemeye işaret eden X1 çipini tanıtacak. Şirketten gelen bilgilere göre çip ağ sinyalini alabiliyor ve bu da tek bir sinyal çubuğuyla bile akıcı bir oyun deneyimi sağlıyor.
Buna ek olarak seri, OPPO’nun düşük gecikmeyi garanti ettiğini ve harika bir deneyim için hıza öncelik verdiğini iddia ettiği bulut oyunları için özel bir ağa sahip olacak. Bağlantıya odaklanmak, mobil oyunlar ve bulut uygulamalarında istikrarlı performansa yönelik artan tüketici talebine bir yanıt olacak.
Çok yakında piyasaya çıkması beklenen Redmi Turbo 4 modelinin iddialı özellikleri ortaya çıktı. İşte detaylar...
Söylentilere göre OPPO Reno 13 Pro, MediaTek’in Dimensity 8350 yonga seti ve 16 GB RAM ile gelecek. Cihazda ayrıca 6,83 inç OLED ekran ve 50 megapiksel ön kamera bulunacak.
OPPO Reno 13 serisinin arka kısmında 50 megapiksel ana sensör, 8 megapiksel ultra geniş sensör ve 50 megapiksel telefoto sensör yer alacak. Android 15 işletim sistemi ile gelecek model, 5.900 mAh pil ve 100W hızlı şarjla karşımıza çıkacak.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bugün Resmi Gazete’de yayımlanan 32739 sayılı Tam Otonom Araçların Otonom Sürüş Sistemine İlişkin Motorlu Araçların Tip Onayı Hakkında Yönetmelik, Türkiye’de tam otonom araçların kullanımına yönelik yasal ve teknik altyapıyı düzenliyor.
Burada tam otonom araçların belirli teknik gerekliliklere uygun olarak üretimi, test edilmesi, onaylanması ve piyasaya sunulması için gereken usul ve esasların tanımlandığını görüyoruz. Belirtilene göre bu düzenleme Avrupa Birliği’nin 2022/1426 sayılı tüzüğü temel alınarak hazırlanmış olup, Türkiye’de M ve N kategorisindeki tam otonom araçların otonom sürüş sistemlerinin standartlarını belirliyor.
Daha önce otonom araçlarla ilgili Türkiye’de ayrıntılı bir yasal düzenleme bulunmuyordu. Araç üreticileri Avrupa Birliği standartlarına dayalı onay süreçlerine tabi olsa da tam otonom araçlar için özel test prosedürleri ve teknik gereklilikler belirlenmemişti.
Bu yönetmelik özellikle tam otonom araçlar için hazırlanmış test ve onay süreçlerini içeriyor. Artık bir araç otonom sürüş sistemiyle geliyorsa bu sistemlerin belirlenen kriterlere uygunluğunu göstermek için tip onayı alması gerekiyor.
Yönetmelik, tam otonom araçların kullanım alanlarını ve bu alanlara ilişkin detayları net şekilde açıklıyor. Belirlenen kategorilere göre tam otonom araçlar üç ana kullanım senaryosunda değerlendiriliyor: İnsan ve mal taşımacılığı için belirlenmiş alanlarda kullanılan araçlar, sabit güzergahlar arasında çalışan araçlar ve belirli otoparklarda otonom park sistemiyle araç park edebilen araçlar.
Bu araçlar otonom sürüş sırasında tüm dinamik sürüş görevlerini yerine getiriyor. Örneğin hızlanma, frenleme, şerit takibi, çevresel nesneleri algılama ve gerektiğinde risk azaltma manevrası yapma gibi işlemler tamamen sistem tarafından gerçekleştiriliyor.
Yeni düzenlemeyle araç üreticileri için teknik gereklilikler ve test prosedürleri ayrıntılı bir şekilde tanımlanıyor. Üreticiler otonom sürüş sistemiyle gelen araçlarının güvenliğini ve performansını kanıtlamak için belirli testlerden geçmek zorunda kalıyor. Ayrıca araçların sahada kullanım sırasında da izlenmesi gerekiyor.
Sistemlerin performansı düzenli olarak raporlanıyor ve herhangi bir arıza ya da sistem hatası durumunda uygulanacak prosedürler belirlenmiş durumda. Örneğin otonom araçlarda herhangi bir problem yaşandığında sistemin minimum risk durumu olarak tanımlanan güvenli bir durma pozisyonuna geçmesi gerekiyor.
Yönetmelik otonom sürüş sisteminin çalışabileceği sınırları ve bu sistemin hangi koşullarda nasıl çalışacağını da açıklıyor. “Operasyonel tasarım alanı” adı verilen bu sınırlar, sistemin çalışabileceği coğrafi, çevresel ve saat dilimlerini içeriyor.
Örneğin bir sistem yalnızca şehir içi yollar için tasarlanmışsa sistemin bu alanın dışında çalışmaması gerekiyor. Ayrıca araç içi operatörlerin ve uzaktan müdahale operatörlerinin görevleri de detaylandırılmış durumda. Araç içi operatör aracı manuel olarak sürmese bile otonom sistemi başlatmak, durdurmak veya sistemin önerdiği manevraları onaylamak gibi görevlerde bulunabiliyor.
Tip onayı süreci de bu yönetmelikle birlikte netleşti. Üreticiler araçların otonom sürüş sistemleri için belirlenen teknik özelliklere uygun olduğunu kanıtlamak için başvuru yapacak. Ardından araçlar Avrupa Birliği standartlarına uygun olarak test edilip onaylanacak.
Tip onay kuruluşları bu süreçte araçların gerekli standartları karşılayıp karşılamadığını değerlendirecek. Ayrıca otonom sürüş sistemleriyle ilgili yazılımlar için ayrı bir tanımlama sistemi oluşturuluyor. Bu sayede her aracın otonom sürüş sistemi ilgili yazılım özellikleriyle birlikte izlenebilecek.
Çinli ünlü elektrikli araç üreticisi BYD, pazara her zaman yenilikler getirmeye odaklanıyor. Şu anda markanın en büyük çabalarından biri de şebeke seviyesinde enerji depolamak için kullanılacak ilk 2.3 MWh sodyum iyon pil paketini geliştirmek oluyor. İşte detaylar…
BYD sürdürülebilirlik odaklı hamlesini duyurdu
BYD’nin şu anda gezegendeki en büyük ikinci batarya üreticisi olduğunu belirtmekte fayda var. Bu da geliştirilmekte olan yeni teknolojinin ne kadar etkileyici olabileceğinin altını çiziyor. Üreticiye göre sodyum iyon batarya, şebeke düzeyinde bir batarya enerji depolama sisteminin (BESS) tüm gereksinimlerini karşılayabilecek kapasitede.
Yeni teknoloji MC Cube-SIB ESS olarak adlandırılıyor ve şebeke düzeyinde enerji depolamaya odaklanan “dünyanın ilk yüksek performanslı sodyum-iyon pili” olarak lanse ediliyor.
BYD firmasından Kai Wang tarafından açıklandığı üzere, batarya aynı zamanda BYD’nin kendi Blade paketleme mimarisi üzerine inşa ediliyor. Kapasitesi 2,3 MWh olan 1200 V MC Cube, 800 V-1400 V aralığını kapsayan bir gerilime dayanabiliyor.
Tüm dünyada yeni dönemin en büyük trendlerinden biri olan elektrikli otomobil ve araç satışlarıyla ilgili ilginç bir haber geldi.
Hammadde çok bol olduğu için sodyum-iyon piller diğer atai pillerden çok daha ucuz olarak biliniyor. Ayrıca sıcak olmadıklarında bile daha uzun bir hizmet ömrü ve daha yüksek bir deşarj oranı sağladığını ekleyelim.
Son olarak bu piller delinme, yüksek sıcaklıklara maruz kalma ve hatta fabrika hataları gibi belirli durumlarda kontrol edilemeyen bir termal kaçak ortaya çıkarabilen lityum kullanan modellerden bile daha güvenli kabul ediliyor.
Peki siz BYD firmasının bu hamlesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Tesla, yeni nesil GEN-3 Teslabot ile robotik dünyasında adından bir hayli söz ettirecek. İnsan anatomisinden ilham alan tasarımı ve üstün mühendislik teknolojisiyle, hassasiyet konusunda inanılmaz bir performans sergiliyor. Önümüzdeki dönemlerde Teslabot’u, yalnızca fabrikalarda değil, ev ve sağlık gibi günlük yaşam alanlarında da sıkça göreceğiz. Peki, Teslabot hangi yetenekleriyle karşımıza çıkacak?
Tesla’nın GEN-3 Teslabot’u insanı neredeyse birebir taklit edebiliyor
Öncelikle, Tesla’nın yeni robotunun, insan ellerini neredeyse birebir taklit eden 22 hareket özgürlüğüne sahip bir robotik el sistemiyle donatıldığını söyleyelim. Bu tasarım, nesneleri doğal ve kolay bir şekilde kavrayıp manipüle edebilmesini sağlıyor. Teslabot, bir tenis topunu havada yakalamaktan, bir iğnenin ipini geçirip müzik aletlerini çalmaya kadar hassas hareket gerektiren görevleri başarıyla yerine getirebiliyor.
Öte yandan, GEN-3 Teslabot, gelişmiş sensörler ve algoritmalar sayesinde çevresini algılayabiliyor ve bağımsız olarak hareket edebiliyor. Yani, karmaşık görevlerin üstesinden gelmesini sağlıyor. Bu da onu üretimden sağlık hizmetlerine kadar birçok alanda kullanılabilir hale getiriyor. Örneğin, robotun iğne geçirme gibi görevlerde sergilediği üstün hassasiyetin, insan-robot iş birliği açısından büyük bir yenilik olduğu söyleniyor.
Elon Musk, insanların günlük hayattaki ihtiyaçlarına yardımcı olacak yapay zeka destekli Tesla Bot projesini tanıttı.
Tesla, robotun iç mekanizmalarını insan anatomisinden ilham alan özel aktüatörler ve sensörlerle geliştirdiğini söylüyor. Bu parçalar, robotun hem performansını artırıyor hem de geniş çapta üretilebilir olmasını sağlıyor. Bu arada Tesla, Teslabot’u sadece üretim hattında değil, evlerde ve ofislerde de kullanılabilir hale getirmeyi planlıyor. Muhtemelen, Tesla’ın yeni robotlarını yakın zamanda birçok alanda görme fırsatımız olacak.
Sizce bu tür robotlar, günlük yaşamda insanlara ne kadar yardımcı olabilir? Robotlarla birlikte çalışmanın getireceği değişimler hakkında ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın.
Realme, yeni amiral gemisi GT 8 Pro ile akıllı telefon sektöründe çok konuşulacak bir hamle yapmaya hazırlanıyor. Söylentilere göre yeni model, 8000mAh gibi devasa bir batarya kapasitesi ile karşımıza çıkabilir. Ancak daha büyük batarya, daha uzun şarj sürelerini de beraberinde getirebilir. İşte detaylar…
Realme GT 8 Pro modelinin, 8000mAh kapasiteli dev bataryası ne kadar sürede şarj olacak?
Mevcut GT 7 Pro, 6500mAh Titan Batarya ile kullanıcıların beğenisini epey toplamıştı. Hatta, büyük bir bataryaya rağmen cihaz, 120W SuperVOOC hızlı şarj teknolojisi sayesinde sadece 37 dakikada tamamen şarj olabiliyordu. Ancak, GT 8 Pro’nun daha büyük bataryası, şarj sürelerinde artışa neden olabilir:
7000mAh kapasite ile şarj süresi 42 dakika (120W hızlı şarj).
7500mAh kapasite ile şarj süresi 55 dakika (100W hızlı şarj).
8000mAh kapasite ile şarj süresi tam 70 dakikaya çıkabilir (80W hızlı şarj).
Yani bataryanın büyümesiyle, kullanıcıların daha uzun şarj sürelerini de kabullenmesi gerekecek. Ancak Realme, büyük bataryanın getirdiği avantajların bu süreyi telafi edeceğini düşünüyor. Yine de, Realme’nin en dikkat çeken eksikliği, kablosuz şarj desteğinin olmaması.
Performans canavarı Realme 14 Pro serisi hakkında önemli detaylar geldi. Cihazların çıkış tarihi ve özellikleri ortaya çıktı.
Rakipleri OnePlus 13 ve Xiaomi 15 Pro, Snapdragon 8 Elite işlemci ile güçlendirilmiş modellerinde kablosuz şarj özelliği sunarken, Realme’nin bu özelliği atlaması eleştiriliyor. Realme, şimdilik batarya kapasitesine odaklanarak kablosuz şarjı ikinci plana atmış durumda.
Realme GT 8 Pro’nun bataryası, silisyum-karbon anot teknolojisi ile destekleniyor. Bu teknoloji, daha yüksek kapasiteli bataryaların daha uzun ömürlü ve verimli çalışmasını sağlıyor. Yani, aynı zamanda bataryanın çok daha dayanıklı olduğuna vurgu yapıyor. Ancak kablosuz şarj eksikliği, bir tercih sebebi olabilir.
Kısacası, bu modelin pazarda ne kadar başarılı olacağı, kullanıcıların büyük batarya karşılığında daha uzun şarj sürelerini kabullenip kabullenmeyeceğine bağlı. Peki, sizce batarya kapasitesi mi daha önemli, yoksa şarj hızı mı? Yorumlarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın.
BAYKAR Holding ve Selçuk Bayraktar, Kalkan DİHA VTOL (Dikey iniş kalkışlı insansız hava aracı) 14. sistem tanımlama testi ile ilgili paylaşım yaptı. X platformunda yapılan paylaşımda test ile ilgili görüntülere yer verildi. İşte başarılı geçen Kalkan DİHA 14. Sistem Tanımlama Testi ve paylaşılan görüntüler.
Bayraktar Kalkan DİHA (VTOL) Sistem Tanımlama Testi ayrıntıları ve İHA’nın özellikleri
Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında geliştirilen Bayraktar Kalkan DİHA, adından da anlaşılacağı üzere dikey iniş kalkış yapabilen bir insansız hava aracı. Silahsız yapıda olan bu İHA, keşif için kullanılmak üzere geliştirildi. Bayraktar TB-2 ve TB-3 kadar büyük olmayan İHA, dikey iniş kalkış yapabilme kapasitesi sayesinde her yerden kalkış iniş yapabilecek özelliklere sahip.
Bu anlamda KALKAN DİHA, 14. Sistem Tanımlama Testi ile aracın keşfe yönelik tüm fonksiyonları kontrolden geçiyor. Bu kontrol, DİHA’nın iniş kalkışından, kızılötesi kamera modülüne kadar tüm teçhizatını kapsıyor.
Türkiye’nin yerli ve milli ilk VTOL’u olacak Kalkan DİHA, bu anlamda tüm sistem kontrol ve uçuş testlerinden de başarı ile geçti. DİHA’nın kendi sınıfının en gelişmiş özelliklerine sahip modelleri arasında.
Dünyanın en büyük elektrikli uçağı olan Heart X1 çok yakında ilk uçuşunu gerçekleştirecek. Uçuşun tarihi ve yeri belli oldu.
Buna göre KALKAN DİHA 5 motoru ve pervanesi olan bu hava aracı, 4 elektrikli motoru ve buna bağlı olan dikey konumlanan pervaneleri sayesinde dikey iniş kalkış yapabiliyor. Daha sonra arkasında bulunan içten yanmalı düşük tüketimli benzinli motoru ve pervanesi ile alışageldiğimiz İHA’lar gibi yatay şekilde uçuşunu gerçekleştiriyor.
5 kg faydalı yük taşıma kapasitesi sayesinde de Elektro-Optik (EO) ve Kızılötesi (IR) kamera modülü takılabilen ve Lazer mesafe ölçer ile işaretleyicisi olan bu araç aslında küçük boyutlu silahsız bir TB2’ye dönüşüyor.
Bayraktar Kalkan DİHA, asli olarak keşif ve istihbarat görevlerini üstlenecek. Operasyonel irtifa tavanı 15 bin feet/ 4.5 km seviyelerinde. Yaklaşık olarak da 12 saat havada kalabiliyor. Faydalı yük ile bu süre 7+ saate kadar düşebiliyor. Uçuş sırasında elde ettiği verileri ve görüntüleri 150 km içerisindeki komuta merkezlerine aktarabiliyor.
Bayraktar Kalkan DİHA teknik özellikleri
Haberleşme menzili: 150 km
Seyir ve en yüksek hız: 45-50 knot ile 80 knot
Operasyonel İrtifa ve tavanı: 9 bin feet ile 15 bin feet
Havada kalma süresi: 12 saat
Kanat açıklığı ve uzunluk: 5 m – 1.5 m
Faydalı yük kapasitesi: 5 kg
Azami kalkış ağırlığı: 50 kg
Dikey iniş kalkışlı tam otomatik uçuş sistemi
Sensör füzyonu yardımlı tam otonom
Otonom kalkış ve iniş sistemi ile yarı otonom uçuş modu
Hataya dayanıklı sistem mimarisi ve dijital veri ve video Link
Üç yedekli uçuş kontrol sistemi ve servo eyleyiciler
Elektro-Optik (EO) ve Kızılötesi (IR) Kamera Modülü
Geçtiğimiz yıllarda Intel, Arc Alchemist kartları ile birlikte ekran kartı sektörüne giriş yaptı. Intel’in ekran kartı sektörüne giriş yaptığı sırada kullanıcılar, tanıtılan kartlardan birisinin Nvidia’nın GeForce 3060 ekran kartından daha iyi olmasına ve fiyatının uygun olmasına çok sevindiler. Intel’den son gelen bilgiler yeni Arc Battlemage GPU’ların çıkış tarihini doğruluyor.
Intel, yaklaşık 2 yıl önce Arc Alchemist ekran kartları ile ekran kartı sektöründe AMD ile Nvidia’nın yanında yer aldı. Şirket, ekran kartı sektörüne Arc A770, Arc A750, Arc A580 ve Arc A380 ekran kartları ile giriş yaptı ve geçen yıllarda ekran kartlarını geliştirmeye odaklandı. Son zamanlarda özellikle yapay zekaya ayak uyduramaması, 13. ve 14. nesil işlemcilerinde ortaya çıkan sorunlar vb. sebepler ile oldukça piyasa değeri kaybeden Intel’i satın almaya çalışan şirketlerde ortaya çıktı. Kullanıcılar ise Intel’in toparlanmak için hangi hamleleri yapacağını merak ediyor.
Intel’in 2025 hamlesi Battlemage ekran kartları olarak düşünülüyordu. Analistler, Battlemage ekran kartlarının 2025’in ilk çeyreğinde piyasaya sürülmesini bekliyorlardı. Ancak şirket, bugün @IntelGaming X (eski Twitter) hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda ekran kartlarını 3 Aralık 2024’te tanıtacağını belirtiyor.
Ancak bu paylaşımda Intel, hangi ekran kartlarını duyuracağı veya etkinlik hakkında herhangi bir bilgi vermiyor. Lakin kullanıcılar Intel’in daha tanıtılmayan ve uzun zamandır beklenen Battlemage serisinden Arc B570 ve Arc B580 ekran kartlarının tanıtılmasını bekliyorlar.
Uzun zamandır beklenen yeni Intel Arc Battlemage B580 ekran kartının fiyatı sızdırıldı. Uygun fiyat ve yüksek performans ile bekleniyor.
Şu ana kadar bilinen sınırlı bilgilere göre Intel Arc B580 yaklaşık 20 Xe Çekirdeği ve 192 bit bellek, 12 GB GDDR6 VRAM ile birlikte orta segment bir ekran kartı olarak kullanıcıların karşısında çıkacak. Geçtiğimiz günlerde çıkan sızıntılar ile birlikte Intel Arc B580’in fiyatının ise 240 ile 260 dolar arasında olması bekleniyor.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Lütfen düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın.