Web Tasarımı Dersleri – 1

Web tasarımında en çok kullanılan yazılımlar arasında Macromedia Dreamweaver da bulunur. Bu yazılımın deneme sürümünü buraya tıklayarak indirebilirsiniz. İlk bölümde, bu yazılımın menülerinden bahsedeceğiz. Menüleri tanıyarak, neler yapabileceğinizi görebilirsiniz. Kendi web sitenizi hazırlamak, düşündüğünüz kadar zor değil. Yazımızı okudukça siz de bize hak vereceksiniz.


BÖLÜM 1
Dreamweaver MX 2004 Menüleri

File / Dosya
Yeni bir belge açmak (New), kaydedilmiş belgeleri açmak (Open, Open Recent),
belgelerimizi kaydetmek (Save, Save As), belgelerimizi tanımladığımız lokal
server klasörüne kaydetmek (Save to Remote Server) dışarıdan veri getirmek (Import),
dışarıya veri vermek (Export), aktif belgemizi sınamak (Preview in Browser)
gibi işlemleri gerçekleştirmek için bu menüyü kullanacağız.

Edit / Düzen
Edit menüsü programımız ve üzerinde çalıştığımız belgemiz ile ilgili ayarlar
yapabileceğimiz menüdür. Kısaca özetlemek gerekirse; yaptığımız işlemleri geri
almak (Undo), clipboarda kopyaladığımız bir nesneyi yapıştırmak (Paste, Paste
HTML
, Paste TXT), nesne kopyalamak (Copy, Copy HTML), gelişmiş arama işlemi
yaptırmak, programın kısayol tuşlarını değiştirmek (Keyboard Shortcuts), programın
görsel ve işlevsel ayarlarını yapmak (Preferences) için bu menüyü kullanacağız.

Ayrıca belgelerinizin içerisinde kullandığınız nesneleri ayrı bir program ile
düzenlemek isterseniz bunun için de Edit with External Editor komutunu tıklamanız
yeterli olacaktır. Edit menüsünde ise bu komut ile hangi uzantılı nesneleri
hangi programın düzenleyeceğini belirtebileceksiniz. Tag Libraries komutunu
tıklayarak Taglerin kullanım şekillerine de erişebilirsiniz.


Dreamweaver, web tasarımında kullanılabilecek
en iyi yazılımlardan biri.

View / Görünüm
Programın ve unsurlarının görünümlerini kişiselleştirebileceğiniz komutları
bu menü altında bulabilirsiniz.

Çalışma sırasında hem kod sayfasını hem de tasarım sayfasını görmek istiyorsak
Code and Design komutunu, görünümler arasında geçiş yapmak için ise Switch Views
komutunu tıklamalıyız. Yine bu menünün altındaki komutlar ile sayfaya cetvel
ekleyebilir (Ruler), görünüme ızgara ekleyip düzenleyebilir (Grid, Show Grid,
Grid Settings
), panelleri kapatabilir, görünmesini istediğimiz araç çubuklarını
aktif hale getirebiliriz.

Insert / Ekle
Sayfamızı oluştururken kullanacağımız nesnelerin tümünü bu menü yardımı ile
ekleyebiliriz. Resim, layer, tablo, ses dosyaları, scriptler, foto albüm, Flash
buton, formlar ve form nesneleri bu menüdeki komutlar ile sayfamıza ekleyebileceğimiz
nesnelerden sadece birkaçı. Uygulamalarımızda bu işlemlere ayrıntıları ile değineceğiz.

Modify / Değiştir
Modify menüsü ile nesnelerimize köprüler (Make Link) atayabilir ve köprünün
hedefini (_blank, _parent…) ayarlayabiliriz. Bunlara ilave olarak eklediğimiz
tabloları, resimleri ve frameleri düzenleyebilir, katmanları hizalayabilir ve
de temalar ile ilgili işlemleri yürütebiliriz.

Text / Metin
Paragrafın formatını, hizalamasını, fontun seçimini, rengini, puntosunu, stilini,
stil dosyalarını bu menü ile ayarlayabiliriz. Ayrıca hazırladığımız listelerdeki
simgeleri de bu menüden düzenleyebilmekteyiz.

Command / Komutlar
Komutlar menüsünde fotoğraf albümü, komut kayıtları, extension yönetimi, renk
şeması yapacak komutları bulabilirsiniz. Ayrıca Dreamweaver’in gizli kalmış
fakat çok işlevsel bir komutu da bu menüde. HTML belgelerinizdeki gereksiz kod
satırlarını silebileceğiniz bu komut ile belgelerinizin boyutunu küçültebilirsiniz
(Clean Up Word HTML).

Site / Site
Dreamweaver’de lokal bir site tanımladıysanız sitenizi yöneteceğiniz komutları
bu menüde bulabilirsiniz. Site tanımlama, silme, raporlama gibi işlemleri bu
menüdeki komutlar ile yapabilirsiniz.

Window / Pencere
Bu menü ile ise Dreamweaver’in panellerini yönetebilirsiniz. Panelleri kedi
istediğiniz şekilde kişiselleştirebilir, varsayılan panel düzenine geri dönebilir
ve belgelerinizin arasında geçiş yapabilirsiniz. Programdaki bütün paneller
bu menüden yönetilebilmektedir.

Help / Yardım
Son olarak bu menüden de program hakkındaki gerekli bilgileri alabilir, yardım
dosyaları içersinde derdinize deva arayabilirsiniz. Offline olarak derdinize
deva bulamadıysanız Macromedia yardım merkezine de bu menüden tek tıkla ulaşabilirsiniz.

Bölüm 2, çok yakında ShiftDelete.Net’te.

Yazar: Mustafa Rıdvan

SDN

Nikon’dan 10 Megapiksellik SLR

Nikon’un D200 modelinde çözünürlük tam olarak 10,2 Megapiksel. Ayrıca yeni üründe 11 farklı alana fokus yapabilme imkanı da bulunuyor. Profesyonel fotoğrafçılar için tasarlanan D200‘ün en güzel özelliklerinden biri de, Wi-Fi ile kablosuz olarak veri aktarabilmesi. Bu özelliğin, seçime bağlı olduğunu hatırlatalım.

Pil sorunu, kısmen çözüme kavuşmuş
Dijital fotoğraf makinelerinin pil sorunu da bu üründe en az seviyeye indirilmiş. Pillerini tam şarj ettiğinizde, 1800 fotoğraf çekebileceksiniz. 2,5 "’lik LCD ekranı ile, çektiğiniz fotoğrafları, diğer fotoğraf makinelerine oranla daha detaylı izleme imkanı sunan D200, en geç Aralık ayında satışa sunulacak.

Fiyatı: 1,699 Dolar (Amerika için)
Bilgi için: Nikon

SDN

Sanal Kış Olimpiyatları

Visa International tarafından düzenlenen sanal Olimpiyat Kış Oyunu Torino 2006-Visa
Şampiyonaları
başlıyor. Visa‘nın olimpiyat pazarlama programı kapsamında yeni
ve dinamik bir yaklaşımla geliştirdiği ücretsiz bir uluslararası online oyun
olan Torino 2006-Visa Şampiyonaları‘nda, yarışmacılar Torino 2006 Kış Olimpiyatları‘na
iki kişilik seyahat kazanabilmek ve dünya şampiyonu olabilmek amacıyla sanal
ortamda mücadele edecek.

Oyunlar hakkında
23
ülkeden yarışmacıların katılımına açık olan Torino 2006-Visa Şampiyonaları’nda
oyuncular online olarak, Kar kızağı (Bobsleigh), Dev Slalom ve Snowboard Cross
olmak üzere 3 farklı disiplinde mücadele edecek.

Sporcuların Olimpiyat Oyunları’na
katılabilmek için geçmeleri gereken aşamaları içeren online yarışmada, katılımcıların
ulusal düzeyde yarışmaları gerekiyor.

<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
2005/10/kayak.jpg|right||1|Sanal K

Nokia N70 mi 6680 mi? Karar Sizin!

Nokia N70, 2 megapiksel kamerası, FM Radyo ve 35 Megabyte hafızayla, bu sınıfta
Nokia’nın çıkardığı şu ana kadar ki en yüksek hafızaya sahip ürün.
Fakat her ne kadar yeni olsada 6680 ile arasında bunlardan başka da
hissedilir farklılıklar yok! Aşağıda her iki modele ait olan özelliklerin karşılaştırmalı tablosunu bulabilirsiniz.


Nokia 6680
Nokia N70
Boyutlar
108.6 x 55.2 x 20.5 mm 108.8 x 53 x 21.8 mm
Ağırlık
133 gram 126 gram
Ekran
TFT, 256K renk 176 x 208 piksel TFT, 256K renk, 176 x 208 piksel
Melodi
Polyphonic(48 kanallı), Monophonic, MP3, True Tones Polyphonic (64 kanallı), Monophonic, MP3, True Tones
Hafıza
10 megabyte 35 megabyte
Hafıza Kartı
RS-DV-MMC, 64 MB RS-DV-MMC, 64 MB
Symbian
8.0a , Series 60 UI 8.1a , Series 60 UI
GPRS
Sınıf 10 Sınıf 10
Veri Hızı
384 kbps (WCDMA) 236.8 kbps (EDGE)
Kamera
1.3 MP, 1280×960 piksel, flaşlı 2.  kamera video call için VGA(640×480 piksel) 2 MP, 1600×1200 piksel, flaşlı.  2. kamera video call için VGA(640×480 piksel)
Bluetooth
Var
Var
Push to Talk
Var Var
EDGE
Var Var
Java MIDP 20
Var Var
MP3/AAC/MPEG4 Player
Var Var
WAP 2.0
Var Var
xHTML/HTML
Var Var
USB
Var Var
Handsfree
Var Var
Sesle Komut
Var Var
FM Radio
Yok
Var

Görüldüğü gibi arada bir iki solfej farklılığı var; radyo eklenmiş, symbian geliştirilmiş. Fakat tatmin edici bir yenilik bulamadığımı söyleyebilirim.


Nokia N70

Nokia ve diğer telefon üreticileri, neredeyse dış görünüş dışında dijital kamera ve hafıza üreticilerine dönüştüler gibi geliyor. Mevcut telefonlarda nüans farklılıkları dışında kamera ve bellekler artırılıyor.

Başka değişen neler var?
Neden telefona milyarlar veriyoruz? Bunu sorgulama noktasına gelmiş olduğumuzu söylememe gerek yok sanırım.

Sadece yeni model diye eski telefonları değiştirmek pek akıllıca gelmiyor. Ama seçim gene de size kalmış. Tabii ki burada da görebileceğiniz gibi N70’de FM radyo, Symbian 8.1 ve 2 megapiksel kamera yeni.

Yeni olarak kabul edilebilirse!

Bilgi için: Nokia Türkiye
Yazar: burningblade

SDN

Yeni 37″ TV ve Taşınabilir PC’ler

Acer, yeni taşınabilir bilgisayarlarını
ve PC’den TV’ye dijital veri aktarımı yapacak olan bütünleşik bir medya
kapısı bulunan 37 inch’lik düz ekran televizyonunu satışa sunmaya hazırlanıyor.Önümüzdeki yılın başından önce çıkması beklenmeyen TV için
spesifikasyon açıklanmazken, Dolby standardlarıyla aralarında .WMV’nin
de bulunduğu bir çok formatı destekleyeceği ve fiyatının 2000$’ın
üzerinde olacağı bildirildi.

Yeni dizüstü bilgisayarlar
Acer kısa dönemde varolan taşınabilir serilerinin bir kısmı yenilemenin
yanında, Cuma günü duyurulan yeni Acer Aspire 9500’ü (17 inch ekran,
2.27 ghz pentium M işlemci ve 1GB RAM
) çıkarmayı planlıyor.

TravelMate
8100
ise 1.73 ghz pentium M işlemci, 2 GB RAM ve 360 derece kızlötesi
desteğiyle yenilenecek modeller arasında. Her iki ürünün de 2000$
civarında fiyatlandırılması bekleniyor.

Acer’ın bu yeni ürünlerini ülkemize İnfronic getirecek. Firmadan yeni bilgiler gelirl gelmez SDN okurları ile paylaşmaya devam edeceğiz.

Daha fazla bilgi için: Acer
Yazar: Bilge Kaan Bölük

SDN

HP, Atatürk’ü CD’lerle Anıyor

HP, 5-15 Kasım tarihleri arasında HP tüketici ürünlerinden alan
müşterilerine, "Hayatın İçinden Atatürk Fotoğrafları" CD’sini hediye
olarak verecek.

3 CD’de yüzlerce fotoğraf ve video
3 CD’den oluşan bu hediye paketinde, 900 adet yüksek çözünürlüklü,
renkli ve siyah-beyaz Atatürk fotoğrafları ve kısa Atatürk videoları
yer alacak.

<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
2005/10/ataturk_cd.jpg|||0|Atat

ZoneAlarm Anti-spyware

Hacker’lardan korunmak için ne kadar önlem alırsanız alın, kullandığınız işletim sistemlerinden tutun da popüler  yazılımlara kadar birçok kaynaktan dolayı tehlike altında kalabiliyorsunuz. Önemli verilerinizin kötü amaçlı kişilere ulaşmasını engellemek için Firewall (Güvenlik Duvarı) yazılımları, size tam çözüm sunar. Konu "Firewall" olunca da şüphesiz, aklagelen ilk isim, ZoneAlarm oluyor.

ZoneAlarm Anti-spyware ne yapar?
ZoneLabs firmasının yeni ürünü ise internet siteleri üzerinden sık sık indirilmeye başlandı bile. ZoneAlarm Anti-spyware adını taşıyan bu program, hem verilerinizin güvenliğini sağlıyor.


ZoneAlarm’a eklenen ve kolay kullanılabilen casus avcısı araç

Bunların yanı sıra, e-posta eklerini de güvenlik çemberi içine alıp, tehlike anında size uyarı mesajı vererek gereken önlemi almak için çözüm yolu da sunacaktır.

Nasıl çalışır?
Aslında ZoneAlarm’ı daha önce kullananlar, bu yazılımı kurduklarında neyin değiştiğini farketmekte zorlanabilirler.

Eskiden alıştığınız yazılıma bir de casus avcısı (anti-spyware) eklenmiş. Çalışma mantığında da bir değişme yok.

Program, sistem çubuğunda yer alarak bilgisayarınızı mercek altında tutar. Herhangi bir yazılım, internete bağlanmaya çalıştğında sizi uyarır ve sizden onay ister.

Eğer sizden gelen onay olumlu ise, veri alışverişinie izin verir. Siz, izin vemezseniz o zaman söz konusu program ne yaparsa yapsın, tek bir Kilobyte bile dışarıya çıkamaz veya bilgisayarınıza giremez.

Firewall özelliklerine ek olarak, sisteminizde bulunan casus yazılımlar da ZoneAlarm Anti-spyware‘den kaçamıyor.  Amacı sizin özel bilgilerinizi almak veya reklam amaçlı olarak bilgisayarınızda yer bulmak da olsa, ZoneAlarm, hemen sizi uyaracak ve bu uygulamayı engelleyerek, uygulamaya neden olan dosyaların da icabına bakacaktır.

Programın Künyesi

Firma:
ZoneLabs
Web sayfası:
http://www.zonealarm.com
Fiyatı:
29,95$
İşletim Sistemleri:
Windows 98/ME/2000/XP
Dosya boyutu:
8,7 MB

Animasyonu izleyin
SDN editörleri tarafından hazırlanan ve ZoneAlarm Anti-spyware‘i web sitesinden indirmekten tutun da nasıl kullanıldığına dair birçok uygulamayı anlattığımız bu animasyonu izleyerek, en kısa sürede ve kolayca bilgi sahibi olun.

:: Animasyonu izlemek için tıklayın.

SDN

Ağlarsa Kablosuz Ağlar…

19

Kablosuz
ağlar her ne kadar kablolu ağların yerini almamış ve tamamen
alamayacak olsa da artık çok yaygın. Hatta ADSL modemler
bile tümleşik kablosuz ağ özellikleri ile geliyorlar.

Hâl
böyle olunca sizlere bir sıkça sorulan sorular tadında
bir rehber hazırlayalım dedik. Tahminen size ulaşana kadar
yazması birkaç gün alacak. Bunu okuyorsanız zaten size
ulaşmış demektir ya neyse. Zaten SDN’nin SDR olması yönünde
öneriler var: Son Derece Rahatsız! Baksanıza, kendi kendime
konuşuyorum.

Konumuz,
kablosuz ağlar. Kablosuz ağların temel anlamları, çalışma
mantıkları ve basitçe kullanılacak ürünlere göz
atacağız. Tabii ki çıkıntılık namına ve gölgelerin
gücü adına karşılaşacağınız (karşılaşabileceğiniz
değil, doğru okudunuz) sorunlara veya tatminsizliklere de
değineceğiz.

Soru:
Nedir bu kablosuz ağ olayı?

Cevap:
Kablosuz ağlar başlı başına bir olay. Her ne kadar diz üstü
bilgisayarlardaki sözde Centrino "teknolojisi" ile
yaygınlaşan bu kablosuz ağ, hayatın her alanında
kullanılabilecek bir "olay".

Kablosuz
ağ dediğimiz şey, basitçe bir telsiz tertibatıdır ve

bas-konuş/bırak-dinle sistemiyle çalışan bir veri iletim
şeklidir. Bu veri iletim biçimi tabii ki telsiz örneğindeki
gibi analog bir yöntem değil. Veriler, olası kayıpları
engellemek için standartlar dahilindeki kodlamalarla
iletiliyorlar.

Soru: Şu kısaltmalar ne peki? 802 diye başlayan bir şeyler var.

Cevap:
Standartların isimleri. 802.11a artık kalmadı gibi bir şey.
802.11b, 11 mbit/s teorik iletim hızına sahip bir standart. Bunun
bir üstü de 802.11g oluyor. O da teorik olarak 54 mbit/s
iletim hızına sahip.

Soru:
Neden ısrarla teorik diyorsun? Açık konuş!

Cevap:
Nasıl desem, yani onlar etikette yazanlar. Örneğin, hiç
6 saat uyku kipi haricinde çalışan ve üzerine iş
yapılabilen bir dizüstü bilgisayar gördünüz
mü? Görenlerin +90212…. öhm, neyse. Teorik iletim
hızı genellikle N.Ş.A.’da asla gerçekleşmeyecek "en
iyi ihtimaller" ile ilintili bir durumdur ve geliştirilmiş
olan teknolojinin en üst sınırını verir. Tabii şunu
düşünebilirsiniz: teknoloji ne kadar üstünse
çalışma esneklikleri o kadar artar. Örneğin 11b
sistemi ile 11g sistemleri arasında bir teknoloji farkı vardır ve
11g sistemleri daha yüksek iletim gücüne sahiptir.
Yani daha "kirli" ortamlarda (iletim hızlarını düşürerek
de olsa) daha esnek şekilde çalışabilirler.

Soru:
Tamam, sakin ol. Seni anlıyorum. Peki neden kablosuz ağa
ihtiyaç duyayım?

Cevap:
Her ne kadar bu teknoloji taşınabilir bilgisayarlarla yaygınlaşmış
olsa da illa onlar için ve onlarla beraber kullanılmasına
gerek yok. Ev içindeki kablo karmaşasına son vermek veya en
başından hiç ağ için kablo döşeme işine
bulaşmamak için kablosuz ağ kullanabilirsiniz.

Kablosuz
ağ ile iki bilgisayarı birbirine bağlayabileceğiniz gibi bir
erişim noktası kullanarak genişlemeye müsait tam anlamıyla
bir yerel ağ oluşturabilirsiniz. Bu şekilde bilgisayarlarınız
belirli sınırlar dahilinde nerede olursa olsun yerel ağ ve
İnternet’ten faydalanabilir. Bu iş için de kablo çekmeniz
veya bilgisayarı özel olarak bir yere yerleştirmeniz gerekmez.

Diğer
taraftan yerel ağdan yüksek başarım ile üstün ve
sabit iletim hızı bekliyorsanız, kablosuz ağ kötü bir
tercih olacaktır. Merak etmeyin, ağ üzerinden bir kaç
kişi Quake, Unreal, WarCraft veya Counter-Strike gibi oyunlar
oynayabilirsiniz ve çok büyük engeller olmadığı
ve sağlıklı bir iletim hızında olduğunuz sürece ağınızda
gecikme süreleri konusunda bir sıkıntı olmaz.


Soru:
Ne kadar alanda sinyal alabilirim peki? Örnek verirsen
sevinirim, açık alanda şu kadar metre deme, ev açık
bir alan değil.

Cevap:
Evet haklısın, bu en kafa karıştırıcı soru. En nihayetinde
elimizde bir radyo dalgası var ve bu radyo dalgası da çevreden
çok etkileniyor.

Öncelikle
ağ sinyallerinin, ulaşmaları gereken yer ile hemen arasında ve
kaynağa çok yakın bir engel varsa bundan çok
etkilendiklerini söyleyerek başlayalım. Sinyalin
bilgisayarlara doğru geçeceği yönde birer metrelik
boşluklar bırakılması erişim noktasını (access point)
rahatlatacaktır. Tabii ki en iyi ihtimal için bahsedilen "şu
kadar metrelik erim" yalan oluyor; fakat ortalama bir erişim
noktası ile bilgisayar arasına en elverişsiz şart olarak ev
içinde 10 metre mesafe, 3 duvar, 1 insan ve 1 gömme dolap
girdiğinde sistem 11 Mbit hızına düşerek ve size sinyalin
"düşük" olduğunu belirterek çalışıyor.
Tabii bu, makinenizde kullandığınız ağ kartının ve kablosuz
erişim noktasının sinyal algılama güçlerine de bağlı;
fakat bu güç farkları ev gibi radyo sinyalleri için
çok uygunsuz bir yerde en fazla bir metrelik bir fark
yaratıyor.

Soru: Peki neye ihtiyacım var?

Cevap:
Tam olarak nasıl bir ağ kuracağınıza bağlı. Eğer yalnızca
iki bilgisayarı birbirine bağlayacaksanız her makinede birer
kablosuz ağ kartı yeterli. Bunları birbirini görecek şekilde
yapılandırabilirsiniz. Eğer bilgisayarları aynı ağa tek bir
kablosuz erişim noktası üzerinden bağlamak ve Internet
erişimini bu sistem üzerinden dağıtmak istiyorsanız işiniz
daha da kolay. Özellikle ADSL kullanımının artmasından sonra
ADSL modem ile kablosuz erişim noktası birleşimden oluşan bir çok
ürün piyasada mevcut. Bunlardan bir tanesi özellilikle
de ADSL kullanıyorsanız çok işinize yarayacaktır.

Alacağınız
ürünler zaten kendi içlerinde bahsettiğimiz
standartlara göre üretilmiş olacaklardır. Falanca ürün
filancayla uyumlu mudur diye sormanıza gerek yok. Yalnız, Windows
haricindeki işletim sistemlerine pek destek verilmeyebiliyor. Eğer
bir GNU/Linux veya Mac kullanıcısıysanız bu konulara dikkat
etmenizi öneririz.

Soru:
Peki ileride çıkacak
ürünler geriye doğru uyumlu mu? Kehâneti alalım.

Cevap:
Bu soruyu cevaplamak için kâhin olmaya gerek yok.
Firmalar bu ürünleri geriye dönük uyumlu
yapmadıkları takdirde peynir ekmek gibi satamayacaklarını
biliyorlar. Gerçi şimdilerde de peynir ekmek gibi
satmıyorlar; ama teknolojik sürekliliği satış sürekliliğine
çevirebilmek için bu gerekli.

Soru:
Tamam, ağı kurdum diyelim. Ya başkaları girerse bu ağa? Ne
yapabilirim?

Cevap:
Bu tür bir girişi iki türlü engelleyebilirsiniz.
İsterseniz MAC kimlik numaralarından hangi ağ kartlarının
sisteme bağlanıp bağlanamayacağını seçebilirsiniz,
isterseniz de WEP kullanabilirsiniz.

MAC
ID denilen şey, her bir ağ bileşenine verilmiş eşsiz bir
numaradır. Bu numara ile bağlandığınız ağlara tanıtılırsınız
ve veri paketleri sizi bu şekilde bulur. Erişim kısıtlaması
seçeneklerinden sisteme bağlanacak bilgisayarların MAC
ID’lerini girer ve yalnızca onlara izin verirseniz yalnızca bu
bilgisayarlar ağınıza kablosuz olarak erişebileceklerdir. Tabii
ağınızda gidip gelen veri şifrelenmeden havada süzüleceği
için "dinlenebilir".

Dilerseniz
ikinci seçenek olarak da WEP (wired equivalent privacy)
şifreleme kullanabilirsiniz. Bu şekilde verileriniz daha da güvende
olur. Tabii "ne gerek var, devlet sırrı mı taşıyorum?"
yaklaşımı, çevrenizde sizi gözetleyen birileri yoksa
daha ılımlı bir düşünce olacaktır.

Tüm
bunlara rağmen kablosuz ağ içine sızılabilir bir
oluşumdur, en azından veri paketlerinin havada yakalanması
mümkündür.

Soru:
Sorun ve tatminsizlikler demiştin? Onlar neler?

Cevap:
Öncelikle ev içindeki sinyal gücü, erişim
noktasıyla dip dibe durmadığınız sürece fazla yüksek
olmayacak. Eğer arada çok mesafe varsa ve sinyal gücü
bu sebeple düşükse, önünden birileri geçtiğinde
ağın kopup tekrar bağlanma ihtimali de var. Özellikle bu ev
içinde çıldırmanıza sebep olabilir.

Bazı
ismini vermek istemeyeceğimiz kablosuz ağ geçidi ürünlerinde
ise, sabit yazılım güncellemelerine rağmen 802.11g
standardında çalışma esnasında sık sık ısınmadan veya
başka şeylerden kaynaklanan kopmalar yaşanabiliyor. Bu konuda
alacağınız önlem ise ilk adımda bu ürünleri,
çevrenize ve diğer kullanıcılara danışarak tercih
etmemek. Eğer aldıysanız da 802.11b olarak çalıştırarak
bu sorunların kısmen üstesinden gelebilirsiniz. Tabii
aldığınız firmaya ürünü hayır dualarınızla
beraber geri götürmeniz de mümkün.

Soru:
Bu kadar mı?

Cevap:
Evet, şimdilik girişi yapmış olduk. Okuyucularımızdan
gelecek tepkilere göre konuyu detaylandıracağız. Bizi
okuduğunuz için teşekkürler.

SDN


What The Flock

7

Mozilla, Internet Explorer programcılarının gecelerine kabus gibi çöken Firefox gibi başarılı bir tarayıcıdan sonra bir yenisini daha, Flock‘u çıkardı. Bu tarayıcı da Firefox’a çok yabancı değil. Ancak kurulumla beraber gelen bazı özellikler var ki, belki de sizin ihtiyaçlarınızı karşılayarak, web alışkanlıklarınızla en uyumlu tarayıcıyı tanıtıyor olabiliriz.

Flock ile neler yapılabilir?

Bir tarayıcı ile ne yapılırsa Flock ile de aynısı yapılabilir. Durun! Sanıyoruz, diğer tarayıcılara kıyasla biraz daha fazlasını da yapabilir. İşte Flock kurulumu ile beraber kolayca yapabilecekleriniz;

– Blog’unuzu kolayca yönetmek
– Favori siteleri paylaşmak
– Fotoğraflarınızı paylaşmak

Şimdi bunların nasıl yapıldığına geçmeden önce Flock‘u bilgisayarımıza kuralım.

Kurulumu

Programın kurulum dosyasını aşağıdaki bağlantılardan işletim sisteminize uygun olanına tıklayarak hemen gerçekleştirebilirsiniz.

Kurulum dosyasını kısa sürede indirdikten sonra (Hani Türk Telekom en az 512 kbps yaptı ya 🙂 ondan hızlı diyoruz) çalıştırın ve hayatınızın bir parçası olan “Next, next, next,…,finish” durumlarına geçin.

Flock’u kullanmaya başlıyoruz Programın kurulumunu kolayca tamamladıktan sonra sıra geldi yazılımı kullanmaya. Masaüstüne yerleşen kısayol ile veya kurulumun hemen sonrasında Flock‘u başlatabilirsiniz.

İlk başlangıçta o anda kullandığınız diğer tarayıcıdan bilgileri alabileceğini hatırlatacaktır. Bu adımda şunu hatırlatmakta fayda var; Flock, IE ve Mozilla’dan sık kullanılanlar ve diğer kişisel bilgileri alırken, bunu Firefox’tan yapmıyor.

İthal etme işlemi (import) bittikten sonra Flock, karşımızda zuhur eyleyecektir.

İlk bakışta aşk Flock başladığında heyecandan boğazınız düğümlenmesi, göz bebekleriniz büyümesi, iç organlarınızın yer değiştirmesi gibi eylemler gerçekleşmeyebilir ama yine de göze güzel bir arabirim bizi karşılayacaktır.Tasarım konusunda bu adamlar gerçekten çok iyi. Bu arada bu adamlar derken, tarayıcıyı programlayan ve geliştirmeye devam eden ekibin fotoğraflarına baktığınızda, “bunlar geliştirmeyecek de ben mi geliştireceğim?” diyebilirsiniz.

Ailemizin tarayıcısı Firefox‘a çok benzediğini göreceksiniz. Zaten yine bir Mozilla ürünü olduğu için Flock da Firefox üzerinden geliştirilmiş. Birazdan anlatacağımız yetenekleri ile Firefox’tan biraz daha ayrılıyor.

Tarayıcıda butonların, adres satırının, arama çubuğunun ve bazı kısayolların olduğunu göreceksiniz. Tamam, bu kısmı fazla uzatmıyoruz. Zira, Firefox’u duymayan kalmadı.

Blog’unuzu Flock ile yönetin Flock‘un tercih edilme nedenleri arasında belki de ilk sırayı bu özelliği alır. Flock, sahibi olduğunuz Blog’unuzu, web sayfasına girmeye gerek kalmadan kolayca yönetebilirsiniz. Ama her blog sitesini desteklemiyor. En popüler blog siteleri olan

– WordPress
– TypePad
– Blogger

blog sitelerinden birinde hesabınız varsa işlem tamamdır. Bu arada blog demişken hemen hatırlatalım.

David Copperfield, gösterisinde dokunmadan hamile bırakamadı ama biz bu yazımızda Blog sitemize girmeden Blog’umuza yeni bir konu açacağız. Aşağıdaki adımları takip edin;

– Programı başlatın.
– “Tools” menüsünden “Blog Editor” seçeneğine tıklayın.
– Karşınıza aşağıdaki pencere gelecektir.
– Buraya Blog adresinizi yazmanız gerekiyor. Yazın ve “Next” butonuna basın.
– Siz de bizim gibi bir Google ürünü olan Blogger üyesi iseniz, ve biraz önceki adres satırına http://….blogspot.com yazdıysanız sizi kullanıcı adı ve parolanızı soran aşağıdaki menü karşılayacaktır.

– Bu alana kullanıcı adınızı ve parolanızı girdiğinizde kısa bir denetleme işleminden sonra, bir e-posta iletisi gönderirken görmeye alışık olduğunuz pencere göreceksiniz. Kısa zaman içerisinde kullanıcı adı ve parolasını girdiğiniz Blog’un içerdiği başlıklar listelenecektir.

Blogunuza yazmak için hemen işe koyulabilirsiniz. Tıpkı e-posta yazar gibi. Bir internet kullanıcısını blog’una bizim hakkımızda yazı yazarken yakaladık ve görüntüledik.

Tıpkı Blog sitenizde olduğu gibi iletinizi, burada da dilerseniz daha sonra dilerseniz de anında yazınızı yayınlanabilir hale getirebilirsiniz.

(İstanbul gibi çok mübarek insanların yaşadığı bir yerde olağanüstü olaylara şahit olup Sırlar Dünyası’nı sık sık izlesek de yine de bu yazdıklarımızın Blog sitemizde gerçekten yayınlanacağına inanamadık ve programa olan güvenimizi bir kenara bırakıp hemen Blog’u kontrol ettik. Doğruymuş. :$ Biz ettik sen etme Flock. Hem daha anlatacaklarımız var.)

Flock ile Blog sitenizi yönetmeniz bu kadar kolay. Bir iletiyi silmek için ise pencerede listelenen konu başlıklarının üzerine fare imlecini getirip sağ tuşu tıklayarak “Delete” seçeneğini işaretlemeniz durumunda konuyu da uçurmuş olacaksınız.

Yazdığınız mesaja resim eklemek için Flickr araç çubuğunu kullanabilirsiniz. Bunun için, mesaj yazdığınız penceredeki “TOPBAR” butonuna tıklayın ve açılan menü içerisinden “Flickr Topbar” seçeneğine tıklayın.

Aramalarda kolaylık
Arama çubukları artık tarayıcıların vazgeçilmez bir parçası. Her ne kadar, MS bunu IE 7‘de anlamış olsa da (IE’yi “iyh Eğh” şeklinde okumanız bizi sevindirir). Flock‘ta da bir arama çubuğu bulunuyor.

Dilerseniz Yahoo‘yu dilerseniz de Google‘ı veya diğer arama motorlarını birincil arama motoru olarak tayin edip daha sonra kolayca arama yapabiliyorsunuz. Diğer tarayıcılarda olmayan bir özellik ise; arama geçmişini de anında göstermesi.

Aramalarda beğendiğimiz bir diğer özellik te, araç çubuğu içerisine anahtar kelimeleri yazdıktan sonra aramayı başlattığımızda, sonuçların varolan sayfada değil, yeni bir sekmede açılıyor olması.

Ve diğerleri
Bunların yanı sıra web üzerinden bazı paylaşımları da Flock ile kolayca yapabilirsiniz. Bunlar; resim ve favori web sitelerinden oluşuyor.

Türkiye’de bu alanlara katılım hemen hemen yok gibi. “Yok, ben katılırım” diyorsanız Flock, her zaman yanınızda.

Ayrıca RSS bağlantılarına tıkladığınızda, diğer sitlerdeki gibi anlamsız siteler yerine düzenlenmiş bir sayfa göreceksiniz.

Sonuç
Flock‘u “sosyal tarayıcı” olarak duymuşsunuzdur. Geliştirilmesine devam ediliyor. Blog’unu güncel tutanlar için oldukça kullanışlı. Firefox’la izleyebildiğiniz siteleri sorunsuz izleyebiliyorsunuz.

Türkiye’de e-Dönüşüm

Programa göre Intel, Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika‘da teknoloji
yeteneklerinin teşvik edilmesine, bilgi transferine ve istihdam
yaratılmasına yardımcı olmak için, dört önemli alandaki yatırımını
artıracak: Yerel Girişimcilik, Eğitim, Bilgisayar Kullanımının Artması
ve Özel Teknik Uzmanlıklar.

Ne dediler?
Intel Başkan Yardımcısı ve EMEA (Avrupa, Orta Doğu ve Afrika) Genel
Müdürü Brian Harrison, "’Türkiye ve Orta Doğu e-Dönüşüm İnisiyatifi’,
bizim için çok önemli olan Türkiye ve Orta Doğu pazarlarında yeni
teknoloji merkezleri geliştirme konusundaki çabalarımızın,
çalışmalarımızın göstergesidir.

Intel, dünyadaki gelişen pazarlarda
teknoloji yatırımlarında öncülük yaptı. Hızlı büyüyen bölgelerde
teknolojik gelişmelerde büyük bir umut gördük. ‘e-Dönüşüm İnisiyatifi’
programında üstlendiğimiz projeler, daha ileri sermaye yatırımlarının
kritik yapı taşlarıdır.

Stratejik ve sistemli bir planlama dahilinde
geliştirilen yatırımlarla Intel, bölgede ekonomik gelişmeyi ve insan
yaşamının kalitesini artırmayı teşvik ederek, teknolojinin
getirebileceği tüm kazançları bölgeye taşımayı hedeflemektedir
" dedi.

Intel META (Ortadoğu, Türkiye ve Afrika) Bölge Direktörü Ayşegül
İldeniz
ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada; "Intel şu anda, Türkiye,
Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki çeşitli ülkelerde önemli Bilgi 
<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
2005/10/aysegulildeniz.jpg|right||1|Ay

Apple Günleri: Yorumlar

Apple Günleri, Apple IMC ve genellikel Apple ile doğrudan bağı olan firmaların katılımlarıyla düzenleniyor. Tabii bazen çok ilginç bağlar da kurulabiliyor, bunu da anlatacağız. Anlatacağız dedik; fakat en iyisi tabii ki sizin gidip görmeniz. En güzel tarafı neredeyse bütün Apple ürünlerini birebir kullanarak deneyebilmeniz.

Kullandığımız giriş resmi size biraz garip gelebilir; tabii aşağıdaki tam fotoğrafı gördüğünüzde bu garipliği çözeceğinizi düşünüyoruz.

Fuarda Coca-Cola’nın hayatımızdaki yerini irdeleyen bir sergilik de vardı: iCoke Internet Caf

Canon, Pilleri Değiştiriyor

Canon da diğer lider elektronik devleri gibi, şu an kullanılan bataryaların yetersiz olduğunu savunarak yakıt pili konusunda araştırma geliştirme faaliyetleri sürdürüyordu. Çalışmalar, ilk meyvelerini vermeye başladı ve Canon, prototipin hazır olduğunu bildirdi. Böylece günümüzde, uzun ömürlü olarak bilinen bataryalardan çok daha fazla güç depolayabilen bu sistem ile taşınabilirlik (mobilite) kavramı da daha bir önem kazanacağa benziyor.  

<img src="http://cdn.shiftdelete.net/img/article/images/stories/
jeneriklogo/pil_uzun.jpg|right||1|Eski piller tarihe kar