Microsoft’un, Hot Chip 2024 konferansında tanıttığı ilk özelleştirilmiş yapay zeka (AI) çipi olan Maia 100 çipinin detayları ortaya çıktı. Bu mini çip, AI iş yüklerini daha önce hiç olmadığı kadar hızlı ve verimli hale getirmeyi vaat ediyor. Peki, Microsoft Maia 100 neler sunuyor? Detaylar haberimizde…
Microsoft’tun ilk özelleştirilmiş AI çipi Maia 100, TSMC’nin 5nm teknolojisiyle üretildi
Öncelikle bu yeni çip, Microsoft’un Azure platformunda büyük ölçekli AI uygulamaları için özel olarak tasarlanmış. Microsoft, Maia 100 çipini TSMC’nin 5nm teknolojisiyle üretti. Bu, çipin çok daha küçük, ancak çok daha güçlü olduğu anlamına geliyor.
820 mm² gibi devasa bir boyuta sahip olan bu çip, aynı zamanda 64 GB HBM2E bellekle donatılmış. 1.8 TB/s bellek bant genişliği sayesinde, AI uygulamalarınızın ihtiyaç duyduğu tüm verileri son derece hızlı bir şekilde işleyebiliyor. Bu hız, özellikle büyük veri setleri ve yoğun AI işlemleri için son derece önemli.
Microsoft, HoloLens için rakiplerini devre dışı bırakabilecek benzersiz bir patent aldı. İşte cihazın detayları...
Çipin performansına gelince, burada da inanılmaz rakamlar karşımıza çıkıyor. 6-bit yoğun Tensor işlemlerinde yüksek performans sunarken, BF16 formatında ise 0.8 TOPS gibi etkileyici bir işlem gücü sağlıyor. Yani, AI model eğitimi ve çıkarım işlemlerinde çok daha hızlı sonuçlar elde edebilecek.
Microsoft Maia 100 AI çipinin bir diğer dikkat çekici yönü de enerji verimliliği. 700W’lık bir tasarım gücüne sahip olmasına rağmen, kullanım sırasında 500W TDP ile çalışıyor. Bu da, yüksek performans gerektiren görevlerde bile enerji tasarrufunu maksimize ettiğini gösteriyor. Bu özellik, özellikle büyük veri merkezleri ve bulut hizmetleri sunan işletmeler için büyük bir avantaj sağlayacak.
Bu çip sadece hız ve güç açısından değil, aynı zamanda bağlantı seçenekleri açısından da üstün. 600 GB/s arka uç bant genişliği ile verileri inanılmaz bir hızla taşıyabiliyorsunuz. PCIe Gen5X8 bağlantısıyla da 32 GB/s hızında veri aktarımı mümkün hale geliyor. Bu bağlantı özellikleri, büyük veri işleme ve dağıtık AI uygulamaları için ideal bir altyapı sunuyor.
Microsoft, Maia 100’ü yalnızca donanım olarak değil, yazılım açısından da güçlü bir paketle sunuyor. Özel olarak geliştirilen Maia SDK, geliştiricilerin PyTorch ve Triton gibi popüler AI modellerini hızlı bir şekilde bu yeni çipe taşımalarına olanak tanıyor.
Peki, siz bu çip hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu çipin yapay zeka çalışmalarında nasıl bir etki yaratacağını düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
Son dönemlerde vivo, ana vatanı Çin başta olmak üzere birçok ülkede pazar payını artırıyor. Bu başarısını sürdürebilmek için ürün kataloğunu sürekli genişleten şirket, yakın zamanda ise vivo Y300 Pro modelini tanıtmaya hazırlanıyor. Merakla beklenen vivo Y300 Pro’nun tanıtım tarihi açıklandı.
vivo Y300 Pro tanıtım tarihi ne zaman?
vivo Y300 Pro modelinin tanıtım tarihine geçmeden önce beklenen özelliklerinden bahsedelim. Mevcut iddialara göre telefon, 6,77 inçlik AMOLED ekranla gelecek. 5000 nit parlaklık sunması beklenen bu ekran, 120 Hz destekli olacak.
Kalbinde Qualcomm tarafından üretilen Snapdragon 8 Gen 1 işlemcisine yer vermesi beklenen vivo Y300 Pro, 8 GB RAM ile gelecek. Bu noktada ek olarak 8 GB sanal bellek desteği olacağı söylentisinin dolaştığını da belirtelim.
OPPO üçe katlanabilir telefon konsepti ile karşımıza çıktı. Cihaz göz alıcı tasarımıyla büyük bir ilgi gördü.
Öte yandan telefonun 32 Megapiksel özçekim kamerasına sahip olması bekleniyor. Arka kasadaysa 50 Megapiksel + 2 Megapiksel şeklinde ikili kurulum yer alacağı söyleniyor. Son olarak 6500 mAh’lik bir bataryadan güç çekeceği ve 80W hızlı şarjı destekleyeceği de mevcut iddialar arasında.
vivo Başkan Yardımcısı ve Ürün Stratejisinden Sorumlu Genel Müdür koltuğunda oturan Jia Jingdong, vivo Y300 Pro modelinin 5 Eylül’de tanıtılacağını açıkladı. Buna göre yakın zamanda piyasaya sürülecek cihazın akıllı telefon dünyasında dikkat çekmesi bekleniyor.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? vivo Y300 Pro modelinden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Türkiye, F-35 programına başlangıçta önemli bir ortak olarak katılmış ve uçağın üretim sürecine çeşitli bileşenler sağlayarak katkıda bulunmuştu. Ancak ülkemizin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemini satın alması, ABD ve NATO müttefikleri arasında bir endişe yarattı. Bunun akabinde ABD, 2019’da Türkiye’yi F35 programından resmen çıkarttı.
O yıldan bu yana F35 tartışmaları halen sürüyorken geçtiğimiz günlerde dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı. Bununla ilgili olarak Milli Savunma Bakanlığı, söz konusu söylenti için açıklamada bulundu. İşte ayrıntılar…
F35 ve S-400 sistemleri ile ilgili yeni bir gelişme yok
İddiaya göre Türkiye’nin S-400 hava savunma sistemlerinin kullanılmaması şartıyla ABD’den 1 filo F-35 ve 1 filo F-35B talep ettiği söyleniyordu. Sosyal medyada tartışma konusu olan bu konuyla ilgili pek çok isimden farklı yorumlar geldi. Son sözü ise Bakanlık söyledi.
Bugün Milli Savunma Bakanlığı kaynakları tarafından yapılan açıklamada S-400 hava savunma sisteminin TSK envanterinde olduğu ve şu anda konuyla ilgili yeni bir gelişme olmadığı ifade edildi. İlgili açıklama şu şekilde;
Ülkemizin hava savunma ihtiyacına yönelik sistem gereksinimi devam etmektedir. Bu kapsamda S-400 hava savunma sistemi TSK envanterinde bulunmaktadır. Mevcut durumda bu konuyla ilgili yeni bir gelişme bulunmamaktadır.
ABD saçma bir S-400 teklifi ile yine gündemde. Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemlerini Ukrayna'ya sevk etmesi isteniyor. İşte detaylar...
ABD basını tarafından yazılanlara göre Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini bozmadan S-400’leri Pakistan veya Hindistan’a satabileceği, böylelikle programa geri dönmeye çalışacağı söyleniyor. Bilindiği üzere ABD, ülkemizi F35 programına yeniden dahil etmek için S-400 sorunun çözülmesini istiyor.
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Türkiye, F35 programına geri alınır mı? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Elon Musk’ın beyin-makine arayüzü şirketi Neuralink‘in ilk hastası olan Noland Arbaugh, hayatında büyük bir dönüşüm yaşadı. Birkaç ay önce beynine Neuralink çipi yerleştirilen Arbaugh, bu süreçte günlük yaşam becerilerinde önemli ilerlemeler kaydettiğini ve gelecekte üniversiteye geri dönmeyi planladığını açıkladı.
Neuralink’in ilk hastası hayata yeniden başladı: Yeni Fransızca ve Japonca öğreniyor ve üniversiteye dönmeyi planlıyor
2016 yılında yaşadığı talihsiz bir dalış kazası sonucu omuzlarından aşağısı felç olan Arbaugh, Ocak ayında Neuralink implantı için ameliyat olmuştu. Başarılı geçen operasyonun ardından, cihazın işlevlerini tam olarak yerine getirebilmesi için bazı düzeltmeler yapılması gerekti. Ancak şimdi, Neuralink sayesinde Arbaugh’un hayatı büyük ölçüde değişti.
Arbaugh, haftanın beş günü, her gün yaklaşık dört saatini Neuralink ekibiyle geçirdiğini belirtiyor. Bu süreçte, implantın işlevselliği test ediliyor ve geliştiriliyor. Boş zamanlarında ise cihazı kullanarak okumalar yapıyor, İncil’i inceliyor ve yeni diller öğreniyor.
Neuralink teknolojisini kullanarak Counter-Strike 2 oynanan bir video paylaşıldı. Teknolojide yeni bir devire giriyoruz.
Şu anda Fransızca ve Japonca üzerinde çalıştığını belirten Arbaugh, her gün üç saatini bu dilleri öğrenmeye ayırıyor. Ayrıca, matematiği yeniden öğrenmeye başladığını ve bir gün üniversiteye dönerek ya derecesini tamamlamayı ya da sinirbilim alanında çalışmayı planladığını söyledi.
Arbaugh’un planları sadece eğitimle sınırlı değil. Aynı zamanda yaratıcı projelerini yayımlamayı, bir hayır kurumu kurmayı ve bir gün ailesi için bir ev inşa etmeyi hedefliyor. “Kısacası, çok eğleniyorum ve hayatım çok kısa bir sürede büyük ölçüde iyileşti,” diyen Arbaugh, bu deneyimi kelimelerle ifade etmenin zor olduğunu belirtiyor.
Bu hikaye, Neuralink’in potansiyelini ve beyin-makine arayüz teknolojisinin insanların hayatını nasıl köklü bir şekilde değiştirebileceğinin gerçek bir örneği. Hastanın yaşadığı büyük dönüşüm, gelecekte benzer durumdaki birçok insan için umut verici bir gelişme olarak görülüyor.
Siz ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
Dünyanın en popüler sosyal medya platformlarından X ve Instagram’a son birkaç dakikadır erişim sorunları yaşanıyor. Üstelik yalnızca Türkiye değil, tüm dünyadan buna benzer raporlar geliyor. Peki X ve Instagram çöktü mü?
X ve Instagram çöktü mü?
Web sitelerin aktif olup olmama durumunu gösteren Downdetector adlı web sitesi tarafından paylaşılan bilgilere göre Amerika Birleşik Devletleri’nden Fransa’ya, Türkiye’den Endonezya’ya kadar birçok ülkede X ve Instagram’a girilemiyor.
Sosyal medya platformlarından henüz bir açıklama gelmedi. Bu nedenle erişim sorunun sebebi bilinmiyor. Bir gelişme olduğunda bu haberi güncelleyeceğiz.
Geçen yıl iPhone 15 serisi ile akıllı telefon dünyasında ses getiren Apple, önümüzdeki ay ise iPhone 16 modelleri ile karşımıza çıkacak. 9 Eylül’de gerçekleşecek “It’s Glowtime” adlı etkinlikte sahne alacak yeni telefonlarla ilgili sızıntılar gelmeye devam ediyor. Son olarak iPhone 16 tasarımı ortaya çıktı.
Karşınızda iPhone 16 tasarımı
Standart model iPhone 15’in kamera dizaynı çapraz şeklindeydi. Halefinin ise dikey bir hizalamaya sahip olacağı iddia ediliyordu. Son sızdırılan tasarım da bu söylentiyi destekliyor. İşte iPhone 16 tasarımını ortaya koyan telefon maketi:
Daha önce ortaya çıkan bilgilere göre iPhone 16, siyah, beyaz, yeşil, pembe ve mavi renk seçenekleriyle sunulacak. 60 Hz destekli 6,1 inç boyutunda OLED ekrana yer vermesi beklenen akıllı telefonun Apple tarafından üretilen A18 Pro işlemcisinden güç alması bekleniyor.
Apple, iPhone kullanıcılarının yapay zeka özelliklerini denemesini engelleyen kısıtlamasına son verdi. İşte detaylar...
LPDDR5 tipinde 6 GB RAM ile geleceği söylenen iPhone 16’da 12 Megapiksellik özçekim kamerası bulunacağı iddia ediliyor. Arka taraftaysa OIS destekli 48 Megapiksel ana ve 12 Megapiksel ultra geniş açı kameralar yer alacağı bildiriliyor.
Beklenen iPhone 16 özellikleri şu şekilde sıralandı;
Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? iPhone 16 modelinden beklentileriniz neler? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Futbol menajerlik oyunlarına ilgi duyan okuyucularımıza sevinecekleri bir haberimiz var. Normalde 1.200 TL gibi yüksek bir fiyatla satılan Football Manager 2024 (FM 24), Epic Games Store’da kısa bir süreliğine ücretsiz olarak sunulacak. Özellikle futbol strateji oyunlarına meraklı olanların kaçırmaması gereken bir fırsat olduğu için bu tarihi not etmenizi tavsiye ederiz. İşte ayrıntılar…
1.200 TL’lik Football Manager 24, 5 Eylül’de Epic Games Store’da ücretsiz olacak
Football Manager 24, futbol menajerlik oyunları arasında en çok sevilen ve en detaylı yapımlardan biri olarak biliniyor. Oyuncular, gerçek hayattaki futbol takımlarını yöneterek onları şampiyonluğa taşımaya çalışıyorlar. Transferlerden antrenman programlarına, taktiklerden maç içi kararlara kadar her detayın sizin kontrolünüzde olduğu bu oyun, futbol severler için cennet gibi bir yer diyebiliriz.
Epic Games Store, FM 24’ü 5-12 Eylül arasında bir hafta boyunca ücretsiz olarak sunacak. Bu tarihler arasında oyunu kütüphanenize eklediğinizde, sonsuza kadar sizin olacak ve istediğiniz zaman oynayabileceksiniz. Üstelik bu fırsat, sadece Football Manager 24 oyununu değil, aynı zamanda taktiksel keskin nişancı oyunu Sniper Ghost Warrior Contracts‘ı da ücretsiz olarak edinmenizi sağlayacak.
29 Ağustos - 5 Eylül tarihlerinde ücretsiz olarak verilecek Epic Games Store oyunları açıklandı. İşte detaylar.
FM 24, futbolun derinliklerine inmek ve kendi futbol imparatorluğunuzu kurmak için kesinlikle denemeniz gereken bir fırsat. Ücretsiz olarak sunulması ise bu deneyimi daha da cazip hale getiriyor. Futbol menajerlik oyunlarını sevenler için mutlaka değerlendirilmesi gereken oyunlardan biri.
Siz ne düşünüyorsunuz? Football Manager 24’ü tavsiye eder miydiniz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
Apple, kullanıcılarına yeni bir iPhone deneyimi sunan iOS 18’i yakında genel kullanıma açacak. Bu yeni sürüm, kişiselleştirme seçenekleri, Fotoğraflar uygulamasında köklü değişiklik ve Mesajlar’da gelişmiş özellikler gibi birçok yeni özellikle geliyor. En önemlisi ise Apple’ın üretken yapay zeka modellerini kişisel bağlamla birleştiren yeni kişisel zeka sistemi Apple Intelligence’ı da beraberinde getiriyor oluşu.
iOS 18, yapay zeka ile kullanıcı deneyimini baştan yazıyor
iOS 18 ile iPhone’unuzun Ana Ekranı, Kilit Ekranı ve Denetim Merkezi’ni dilediğiniz gibi kişiselleştirebilirsiniz. Uygulamaları ve widget’ları istediğiniz yere yerleştirebilir, simgelerin görünümünü değiştirebilir ve boyutlarını ayarlayabilirsiniz.
Denetim Merkezi’nde de önemli değişiklikler var. Artık sık kullandığınız kontrollere daha kolay erişebiliyor, üçüncü taraf uygulamalarından kontroller ekleyebiliyor ve düzenlemeleri tamamen özelleştirebiliyorsunuz. Kilit Ekranı’nın altındaki kontrolleri de değiştirebilir veya tamamen kaldırabilirsiniz.
Apple iOS 18.1 beta 3 güncellemesi ile sürpriz özellikler geldi. Distraction Control ile dikkat dağıtan öğeleri gizleyebilirsiniz.
Fotoğraflar uygulaması da baştan aşağı yenilendi. Basitleştirilmiş arayüzüyle fotoğraflarınızı ve videolarınızı daha kolay bulabilir ve organize edebilirsiniz. Yeni koleksiyonlar özelliği içeriği albümlere ayırmadan temalara göre göz atmanızı sağlıyor. Ayrıca sık kullandığınız koleksiyonları sabitleyerek her zaman elinizin altında tutabilirsiniz.
Mesajlar uygulamasında da heyecan verici yenilikler var. Metin efektleriyle mesajlarınıza hareket katabilir, yazı tipi biçimlendirme seçenekleriyle düşüncelerinizi daha iyi ifade edebilirsiniz. Tepkiler artık herhangi bir emoji veya çıkartmayı içerebiliyor ve mesajlarınızı daha sonra göndermek üzere zamanlayabiliyorsunuz. Apple cihazı olmayan kişilerle mesajlaşırken de daha zengin medya ve daha güvenilir grup mesajlaşması için RCS desteği sunuluyor.
iOS 18’in belki de en önemli yeniliği kişisel zeka sistemi olan Apple Intelligence. Bu sistem, üretken yapay zeka modellerini kişisel bağlamınızla birleştirerek size kullanışlı ve alakalı bir zeka sunuyor. iOS 18, iPadOS 18 ve macOS Sequoia ile derinlemesine entegre edilmiş ve Apple silikonunun gücünden yararlanarak dili ve görüntüleri anlıyor, uygulamalar arasında işlem yapıyor ve kişisel bağlamınızdan öğreniyor.
Bu sayede günlük görevlerinizi basitleştiriyor ve hızlandırıyor. Tüm Apple Intelligence özellikleri bu sonbaharda iPhone 15 Pro, iPhone 15 Pro Max ve M1 ve sonraki sürümlerine sahip iPad ve Mac’lerde beta sürümünde kullanıma sunulacak.
Tesla’nın CEO’su Elon Musk’ın şirketin geleceği için belirlediği ve “Büyük Plan” olarak adlandırdığı manifesto, Tesla’nın resmi web sitesinden bir anda yok oldu. Bu manifesto, Musk’ın Tesla’nın elektrikli araç dünyasındaki yol haritasını ve hedeflerini detaylandırdığı bir dizi plandan oluşuyordu. Peki, bir anda nereye kayboldu ve bunun Trump ile ne ilgisi var? Detaylar haberimizde…
Elon Musk’ın büyük elektrikli araç planı Tesla’nın web sitesinden kaldırıldı! Sebebi Petrol destekçisi Trump mı?
Musk’ın “Büyük Plan”ının ilk iki bölümü, 2006 ve 2016 yıllarında yayımlanmıştı. İlk bölümde Tesla’nın lüks bir spor araba üreterek elde ettiği gelirle daha uygun fiyatlı elektrikli araçlar geliştireceği anlatılıyordu. İkinci bölümde ise Tesla’nın enerji depolama sistemlerine ve güneş enerjisine yatırım yapacağı belirtilmişti.
Ancak, bu iki bölüm şu an itibarıyla Tesla’nın web sitesinde bulunamıyor. Web sitesinde mevcut olan en eski blog gönderisi 2019 yılına ait. İşin enteresan yanı ise, bu kaldırılma, Elon Musk’ın eski ABD Başkanı Donald Trump ile giderek yakınlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Trump, ABD’nin petrol endüstrisini ciddi bir şekilde destekleyen bir isim ve elektrikli araçlara yönelik devlet desteğini kaldırmayı planlıyor.
Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump, yeni dönemde Elon Musk için yönetimde bir yer vermeyi düşünüyor. İşte detaylar...
Trump’ın bu duruşu, Musk’ın Tesla için oluşturduğu sürdürülebilir enerji hedefleriyle çelişiyor. Ancak ilginç bir şekilde, Musk, Tesla’nın elektrikli araç desteklerine ihtiyaç duymadığını belirterek, Trump’la bu konuda aynı çizgide olduğunu ifade etti.
Musk, Trump’la yaptığı bir sohbette, petrol ve gaz endüstrisini eleştirmenin yanlış olduğunu savundu. Ekonominin petrol ve gaz endüstrisine bağımlı olduğunu ve bu sektörlerin ani bir şekilde kapatılmasının ekonomik bir çöküşe yol açabileceğini belirtti. Bu yorumlar, Musk’ın enerji konusundaki duruşunu “ılımlı” olarak tanımlamasına yol açtı.
Musk’ın “Büyük Plan”ının üçüncü bölümü, 2023’te yayımlanmış ve Tesla’nın küresel ölçekte sürdürülebilir enerjiye geçişi hızlandırma hedeflerini detaylandırmıştı. Bu bölüm, Tesla’nın web sitesinde hâlâ erişilebilir durumda.
Siz ne düşünüyorsunuz? Elon Musk’ın Petrol destekçisi Trump’la yakınlaşması ne anlama geliyor? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmında paylaşabilirsiniz.
Bilgisayar devrinin başlaması ile birlikte, birçok donanım da hayatımıza girmiş durumda. Daha sonra internetin bulunması ile, veri kavramı da ortaya çıktı. Her gün milyarlarca insan, milyarlarca sayıda veri üretiyor. Bu veriler türüne bağlı olarak kişisel donanımlarda depolandığı gibi, şirketlerin veri istasyonlarında da depolanabiliyor.
Peki hayatmızda bu kadar önemli bir yere sahip olan veriler nerede depolanıyor? Bu yazımızda sizlerle, bir depolama biriminin anatomisi hakkında detaylı bir yolculuğa çıkacağız Depolama birimlerinin ise birçok çeşidi var. Bunlar arasında USB bellekler, HDD’ler ve SSD’ler mevcut. Yazı içerisinde daha çok SSD ve USB belleklere değineceğiz.
Depolama birimlerinin hızları neden farklı? Bir depolama biriminin anatomisi
Transistör teknolojinin gelişmesi ile birlikte, bilgisayar devrelerinde yapılan matematik ve hesaplama işlemleri de önemli ölçüde hızlandı. Yarı iletken maddelerin depolama birimlerinde kullanılmaya başlanması ile, verilerin okunma ve yazılma hızları arttı. Peki bu süreç nasıl başladı?
1980 yılında flash bellek kavramını öneren Toshiba, bu alanda bir devrime imza attı. Bundan 4 yıl sonra ise NOR flash‘ı geliştiren Japon teknoloji devi, 1987 yılında da NAND flash‘ı geliştirdi. Flash bellek teknolojisini ticari amaçla kullanan ilk SSD ise, şimdiki adıyla SanDisk olan ancak o zamanlarda SunDisk olarak bilinen şirket tarafından geliştirildi. Bu SSD ise 1991 yılında piyasaya sürülmüştü.
Bellek dolmasının ardından, bu yazımızda işletim sistemlerinde sanal bellek kullanımı hakkında birçok bilgiyi sizlerle paylaşacağız.
Depolama biriminin anatomisi yazımızın ilk hedefi USB bellekler. Aslında boyut olarak çok farklı olsalar da, USB bellekler ile SSD’ler arasında birçok ortak yön mevcut. Aşağıda görmüş olduğunuz USB bellek, tek bir NAND flash bellek yongasına sahip.
Bu yonga, yüzer-kapı olarak bilinen bir tür modifiye transistörlerin birleşiminden oluşan milyonlarca hücrelerden meydana geliyor. Bu transistörler, hücredeki belli bir yere okuma veya yazma yapmak için yüksek voltaj kullanıyor.
Hücreler okunurken daha düşük bir voltaj gerekir. Bu sebeple, USB belleklere herhangi bir veriyi atmak / yazmak daha zordur. Ancak, bu belleklerde bulunan bir veriyi bilgisayara atmak ise daha kolaydır. USB belleklerin, özellikle yazma işlemi esnasında daha fazla ısınması da bunun bir kanıtıdır.
Hücreler şarj edilmediği zaman, düşük voltajın uygulanması sonucu bir akım oluşur. Bu akım, sisteme hücrenin 0 (sıfır) durumunda olduğunu belirtir. Tersi durumda ise hücre 1 durumuna geçer. Bildiğiniz üzere, bilgisayar dünyasında her şey 0 ve 1 rakamlarından oluşur.
Bu yöntem sayesinde, NAND flash birimleri çok hızlı şekilde okunabilir. Ancak veri yazma veya silme işlemleri bu kadar kolay değildir. Birden fazla türde hücre bulunur. Depolama birimlerinde hızı, ömrü ve maliyeti de aslında bu hücre teknolojisi belirler.
En iyi flash bellek hücresi, SLC olarak adlandırılan tek seviyeli hücrelerdir. Bu hücreler, istenilen konuma sadece bir miktar voltaj uygulanması sonucu çalışır. Ancak birden fazla şarj seviyesine sahip hücreler vardır. Genel olarak bunlar, çok seviyeli hücreler (MLC) olarak bilinir. Aşağıda tüm hücre teknolojilerini ve hücrelerin sarj seviyelerini sizler için sıraladık.
SLC: 1 seviyeli şarj = 1 bit
MLC: 4 seviyeli şarj = 2 bit
TLC: 8 seviyeli şarj = 3 bit
QLC: 16 seviyeli şarj = 4 bit
Depolama biriminin anatomisi konusundaki en önemli birim hücrelerdir. O yüzden bu kısmın anlaşılması oldukça önemli. Yukarıdaki şarj seviyelerine ve bit sayılarına baktığımız zaman, en iyi hücre teknolojisi QLC gibi görünebilir. Ancak, QLC hücrelerinin herhangi bir akış için ihtiyaç duyduğu akım çok düşüktür ve elektriksel gürültüye duyarlıdır.
Akım ihtiyacı düştükçe, hücrelerdeki şarj durumlarını kontrol etmek zorlaşır. Bu durum ise yavaşlamaya neden olur. Bu sebeple en hızlı hücre SLC hücrelerdir. Ancak fazla yer kapladıkları için maliyetleri de yüksektir. QLC ise en yavaş olanıdır ancak daha ucuzdur.
Bir depolama biriminin anatomisi yazımızın ikinci kısmı da SSD‘ler ile alakalı. SRAM ve DRAM’den farklı olarak, güç kesildiği zaman flash belleklerdeki veriler kaybolmaz. Ancak, voltaj vermek zamanla hücrelere zarar verir ve SSD’lerin zamanla yıpranmasına yol açar. Bu durumu azaltabilmek için, mümkün olduğu kadar aynı hücrelerin tekrar tekrar kullanılmasından kaçınılır.
Günümüzde en iyi SSD’lere kullanılan flash bellek hücreler SLC ve MLC türleridir. Diğer hücreler e göre biraz daha hızlı çalışırlar ve daha yavaş yıpranırlar. Şeritler ikiye katlanır ve dikey veya 3D bir hücre düzenlemesi oluşturulur. Türüne bağlı olarak, SATA 3.0 veya PCIe Experess arabirimlerini kullanırlar. PCIe Express birimini kullanan NVME SSD‘ler oldukça hızlı olmalarına karşın bir o kadar pahalıdırlar.
Depolama biriminin anatomisi yazımızın bu kısmında, SSD’lerin iç kısımları ve donanımların görevleri hakkında konuşacağız. Yukarıdaki SSD, mekanik disklerin aksine herhangi bir mıknatıs, mekanik kol veya disk bulundurmuyor. Diğerlerinden farklı olarak, anakartın üzerinde bulunan küçük siyah çipler voltaj regülatörleridir. Gelin bu parçaların hepsini teker teker inceleyelim.
Samsung S4LN045X01-8030: Gelen talimatları, verileri, şifrelemeyi, aşınma seviyesini ve hata düzeltmelerini işleyen 3 çekirdekli ARM Cortex R4 tabanlı işlemci.
Samsung K4P4G324EQ-FGC2: 512 MB DDR2 SDRAM, önbellek için kullanılır.
Samsung K9PRGY8S7M: Her çip 64 GB kapasiteli ve MLC 32 katmanlı dikey NAND flash bellektir. SSD iki katmanlı olduğu için 2×2 olmak üzere 4 adet bulunur. Toplamda 256 GB kapasite.
Tüm bunlara ek olarak, daha iyi performans için 2 bit flash hücreler, çoklu bellek yongaları ve çok sayıda önbellek mevcuttur. Birden fazla flash çip ile birlikte, yazma işlemi paralel olarak yürütülebilir ve performans artışı sağlanır. SSD’lerin, HDD’lere göre okuma ve yazma hacimleri daha yüksektir ve gecikmeler daha küçüktür. Ayrıca, SSD’ler daha az güç tüketirler.
Tabi birde ortada maliyet var. Bugün 1 TB HDD için ortalama 300 TL ödemeniz gerekirken, bu sayı SSD’ler için 1000 TL‘den fazladır. Depolama biriminin anatomisi yazımızın sonuna doğru yaklaşırken, flash bellek teknolojisinin SSD’lerde kullanılan tek teknoloji olmadığını da belirtmek gerekir. Intel ve Micron, 3D XPoint adını verdikleri yeni bir teknoloji geliştirdi.
Bu teknoloji ile birlikte, hücrelere 0 ve 1 durumlarını oluşturmak için farklı voltajlar verilmiyor. Bunun yerine hücreler, elektrik dirençlerini kendileri değiştiriyor. Verilen voltajın ise bu durumda önemi pek kalmıyor.
Tahmin edenleriniz olabilir, bu teknoloji pazarda Intel Optane adı altında sunuldu. Ancak henüz yeni doğan bir teknoloji olduğu için, mali açından pek kazançlı değil. Optane bellekler, SSD’lerden yaklaşık 4 kat daha maliyetli.
Apple Music platformuna abone olan kullanıcılar için beklenen haber nihayet geldi. Platformun destek sayfasında verilen bilgilere göre artık Apple’ın müzik yayını hizmeti üzerinde oluşturulan çalma listelerinin YouTube Music platformuna aktarılması nihayet mümkün hale geldi. Uzun süredir kullanıcılar tarafından ısrarla talep edilen bu destek geç de olsa kullanıcılara sunuldu. İşte ayrıntılar…
Apple Music çalma listesi YouTube Music’e nasıl aktarılır?
Apple Music platformunda yer alan çalma listelerinizi YouTube Music’e aktarmak artık mümkün. Bunun için kullanıcıların Apple Music’te Veri ve Gizlilik sayfasını ziyaret etmeleri gerekiyor. Öncelikle hesabınızda oturum açıp bilgilerin bir kopyasını aktarma seçeneğini işaretlemeniz yeterli olacak. Böylelikle kullanıcılar uygulamada oluşturulan oynatma listelerinin tüm içeriğini YouTube’a taşıma şansına sahip olabilecek.
Bu özelliği kullanmak için tek yapmanız gereken şey aktif bir Apple Music aboneliğine sahip olmak olacak. Bununla alakalı önemli bir başka detay ise verinin yalnızca tek bir kopyasının yapılması olarak belirtiliyor. Yani kullanıcı bu özelliği kullandığında oluşturulan çalma listeleri Apple platformundan silinmeyecek. Her iki platformda da çalma listeleri kullanılabilecek.
İçerik aktarım süresi ise yalnızca çalma listesinin boyutuna bağlı olarak birkaç dakika ile hatta saatler arasında değişebilir. Şirkete göre yalnızca kullanıcı tarafından oluşturulan çalma listeleri aktarılıyor. Müzik dosyaları, parça listelerinin düzenlendiği klasörler ve paylaşılan ortak çalma listeleri ise ne yazık ki aktarılamıyor.
Peki ya siz bu yenilikle ilgili neler düşünüyorsunuz? Yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın!
Son zamanlarda üst üste pek çok yeni özellik üzerinde çalışmaya başlayan WhatsApp platformu aynı anda birden fazla hesap kullanan kişiler için sevindirici bir yenilikle karşımıza çıktı. Kısa süre önce şirket, kullanıcıların tüm mesajları aynı anda okundu olarak işaretleyebileceği yeni bir fonksiyonu test etmeye başladı. Şimdi ise birden fazla hesap kullanan kişiler için kişi yönetimi konusunda yardımcı olacak pratik bir araç karşımıza çıkıyor. Uygulamanın 2.24.18.14 Beta sürümünde platform karmaşıklığın önüne geçmek için kişi senkronizasyonu seçeneğini yakında kullanıma sunmayı planlıyor.
WhatsApp kişi yönetimini kolaylaştıracak
WhatsApp’a gelecek ilgi çekici özellik kullanıma sunulduğunda kullanıcıların bir hesapta hangi kişilerin bulunabileceğini seçmelerine imkan sağlanacak. Bu sayede tek bir akıllı telefonda kullanılsa bile iş hesaplarını kişisel hesaplardan ayırmak mümkün hale gelecek.
Basit bir örnek vermek gerekirse kullanıcının iki farklı WhatsApp hesabında tek bir takvimi olsa bile, bunun kendi iş profilinde tamamen senkronize edilip edilmeyeceğini seçebilecek. Ayrıca bu özelliğin, seçimin bağlantılı cihazlarla otomatik olarak senkronize edilmesini sağlayacak başka ayarlamalar da içermesi bekleniyor.
Merakla beklenen yeni WhatsApp özelliği aynı anda birden fazla hesap kullanan kişiler için son derece yararlı olacak. Bu özellik şimdilik yalnızca beta kanalında test ediliyor. Fakat özelliğin geniş çapta yayınlanması çok uzun sürmeyecek gibi görünüyor.
Peki ya siz bu özelliği nasıl buldunuz? Yorumlarınızı paylaşmayı unutmayın!