Electronic Arts firmasının resmi uygulaması EA App, macOS platformunda da bir önceki uygulama olan Origin’in yerini alacak. Firma tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, aplikasyon son sürümüyle çok daha stabil, hızlı ve entegre bir kullanıcı deneyimi sunacak. Tüm Electronic Arts yapımlarını içeren uygulamanın macOS için de gelecek olması, oyunseverler tarafından büyük bir heyecanla karşılandı. İşte konu hakkındaki en önemli detaylar…
EA App, macOS platformuna merhaba diyecek
Şirketin birçok oyununun ve hizmetinin direkt olarak kullanılmasına imkan veren uygulama, gün geçtikçe kullanıcı sayısını artırıyor. EA App’e özel çeşitli indirim ve kampanyaların da yapılmaya devam edileceği söylenirken, aplikasyon sayesinde kendi EA oyun kütüphanenizi oluşturabiliyor ve son hızda oyun indirebiliyorsunuz. Halihazırda Origin uygulamasını kullanmakta olan Mac sahipleri ise, değişimin nasıl olacağı hakkında şimdiden küçük bir endişe yaşamaya başladı.
Ancak Electronic Arts yönetimi değişimin oldukça kolay olacağını, Origin kullanıcılarının yeni güncelleme kapsamında sadece belirtilenleri yapması gerektiğini açıkladı. Bu kullanıcıların tüm verilerinin sağlıklı bir şekilde EA App’e taşınacağının da garantisi verilmiş durumda.
Herhangi bir sorun yaşandığı takdirde ise, EA destek ekibinin konuya anında müdahil olacağı belirtiliyor. Yeni uygulamanın, eskisine oranla her yönden daha iyi bir deneyim sunacağı da söylenmekte. Günün sonunda, yaşanan bu gelişmenin oyuncuların yararına olmasını umuyoruz.
Popüler zombi oyunu Dead Island 2, ilk olarak Epic Games Store'a çıkmıştı. Şimdi ise Steam kataloğuna ekleniyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce EA App iyi bir başarı elde edebilecek mi? Siz Electronic Arts oyunları oynuyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için çok değerli.
Xiaomi, ilk elektrikli otomobil modeli SU7 ile kısa bir süre önce karşımıza çıktı. Şimdi ise modelin Tesla Model 3 ve NIO ET5 ile kapıştığı bir performans testi ortaya çıktı. Böylece ilk defa Xiaomi SU7 performansı, hızı, menzili gibi değerler gerçek anlamda karşımıza çıkıyor. İşte Tesla Model 3 rakibi Xiaomi SU7 gerçek yol performansı ve kapışmanın kazananı.
Tesla Model 3 rakibi Xiaomi SU7 yol performansı ile şaşırttı
Xiaomi SU7 modeli Tesla Model 3 rakibi özellikleri, fiyatı ve performansı ile öne çıkıyor. Kağıt üstünde Model 3’ten çok daha iyi olan modelin gerçek performansı da ortaya çıktı. Çinli yayın organı Dongchendi’nin yaptığı testlerde önemli sonuçlar ortaya çıktı.
Xiaomi CU7 elektrikli otomobil en önemli özelliklerinden birisi Çin standartlarına göre 800 km menzil sunuyor olması. Tesla Model 3 AWD Long Range ise yine Çin standartlarına göre 713 km menzile sahip. Ancak bildiğiniz gibi elektrikli otomobil modellerinin sunduğu bu menziller en iyi şartlar altında sunulan maksimum seviye.
Xiaomi, ilk otomobili SU7'yi geçtiğimiz günlerde satışa sundu. Büyük ilgiyle karşılanan araç için teslimat süresi uzadı.
Xiaomi SU7 performans testi ile ortaya çıkan sonuca göre model 643 km menzil seviyesine ulaştı. Tesla Model 3 ise maksimum menzile daha yakın olan 568 km menzille karşımıza çıktı.
Bu anlamda Xiaomi SU7 modeli yüzde 79.4, Tesla Model 3 LR ise yüzde 79,7 oranında maksimum menzil değerine yaklaştı.
Hızlanma ve Menzil Test Sonuçları:
Marka/Model
0-100 km/s
0-400 m
0-400 m Son Hız
CLTC Menzili
Test Edilen Menzil
Oran
Xiaomi SU7
3.24 s
11.17 s
201.79 km/h
800 km
643 km
%79.4
Tesla Model 3
4.62 s
12.77 s
182.8 km/h
713 km
568 km
%79.7
Nio ET5
3.83 s
12.37 s
175.55 km/h
640 km
455 km
%72.6
BYD Han EV
–
–
–
610 km
405 km
%66.4
Zeekr 001
–
–
–
656 km
407 km
%62.0
Xpeng P7
–
–
–
610 km
489 km
%80.2
Xiaomi SU7 modeli özellikle 0-100 km hızlanma testinde rakiplerini geride bırakmayı başardı. Buna göre Tesla Model 3 rakibi model 3,24 saniyede 100 km hıza ulaştı. NIO ET5 modeli 3,83 saniye ile ikinci, Tesla Model 3 ise 4,62 saniye ile üçüncü sırada yer aldı.
Modeller arasında 400 m Drag yarışı da gerçekleşti. Buna göre Xiaomi SU7 modeli drag yarışı performans testinde 11.17 saniye ile birinci oldu. İkinci sırayı NIO ET5 modeli 12.37 saniye ile takip etti. Tesla Model 3 ise 12,77 saniye ile drag yarışını üçüncü bitirebildi.
Tesla Model 3 rakibi Xiaomi SU7 fiyatı ise karşılaştığı bu iki rakibinden de daha ucuz. Buna göre Xiaomi SU7 fiyatı 26 bin 650 dolar seviyesi ile rakiplerine göre oldukça uygun bir fiyata sahip.
Model
Fiyat
Xiaomi SU7
26,650 – 41,500 dolar
Tesla Model 3
34,050 – 39,600 dolar
Nio ET5
41,300 – 49,300 dolar
BYD Han
24,900 – 34,600 dolar
Zeekr 001
37,300 – 45,600 dolar
Xpeng P7
28,250 – 40,150 dolar
Fiyatıyla oldukça dikkat çeken Xiaomi SU7 bu fiyata rağmen önemli performans değerlerine sahip. Bu yol performansı testiyle de kendini kanıtlayan Xiaomi SU7 özellikleri ise şu şekilde:
Xiaomi SU7 teknik özellikleri
Özellik
Detay
Batarya
Tip
CATL CTB entegre pil
Voltaj
871V
Enerji Yoğunluğu
200Wh/kg
Hacimsel Verimlilik
%77,8
Kapasite
150 kWh (1200 km menzil) / 132 kWh (1000 km menzil)
Motor
Tip
V6, V6S, V8
Hızlanma
V6 ve V6S: 21 bin RPM / V8: 2025’te üretime girecek
Tork
V6: 400 Nm / V6S: 500 Nm / V8: Detaylar belli değil
Otonom Sürüş
Seviye
L4
Çin’de Aktif Olma Tarihi
2024
Ekranlar
Ana Bilgi-Eğlence Ekranı
16.1 inç (3K)
Head-Up Display
56 inç
Arka Koltuk Tabletleri
2 adet Xiaomi Pad
Diğer
İşletim Sistemi
HyperOS
İşlemci
Snapdragon 8295
Güvenlik
360 derece kamera sistemi, 12 adet ultrasonik sensör, 5 adet radar
Boyutlar
4960 mm x 1960 mm x 1485 mm
Aks Mesafesi
2950 mm
Ağırlık
2 ton
Xiaomi SU7 performans testi sonuçları sizce gerçekten de etkileyici mi? Bu anlamda Xiaomi SU7 modeli Tesla Model 3 için önemli bir rakip olabilir mi? Yorumlarınızı bekliyoruz.
Akıllı telefon işindeki payını artırmak için çalışmalarını sürdüren Samsung cephesinde bir süredir iddialarla gündemden düşmeyen Galaxy A55 5G modeli için geri sayım başladı. Telefon son olarak lansman öncesi Google Play Console’da ortaya çıktı ve kilit özellikleri belli oldu. İşte Samsung Galaxy A55 5G özellikleri ve potansiyel tanıtım tarihi!
Samsung Galaxy A55 5G özellikleri ve potansiyel tanıtım tarihi
Samsung Galaxy A55 5G; SM-A556E model numarasıyla Google Play Console’da ortaya çıktı. Buna göre akıllı telefon; Samsung Xclipse 530 GPU ile gelen Exynos 1480 işlemcisinden güç alacak. Bunun dışında cihazda 8 GB RAM ve Android 14 karşımıza çıkacak. Tabii burada daha farklı bellek opsiyonlarının olma ihtimalini de akıllardan çıkarmamak önemli.
Akıllı telefon, 1080p çözünürlük ve 13:6 en boy oranı sunan 6,5 inçlik Full HD bir ekranla gelecek. Dahası, bu ekranın delikli bir tasarım sunduğunu belirtelim. Google Play Console verilerine göre akıllı telefon, Galaxy A35 5G’ye benzer düz bir çerçeve tasarımıyla gelecek. Bunun yanı sıra 25W hızlarını destekleyen 5000 mAh’lik bir bataryadan beslenecek.
Aralarındaki rekabetle bilinen Samsung ve LG, bu sefer ortak bir hedef için güçlerini birleştirme kararı aldı. İşte detaylar...
Önde 32 Megapiksel selfie kamerası yer alırken, arkada 50 Megapiksel ana, 12 Megapiksel ultra geniş açı ve 5 Megapiksel makro sensörden oluşan üçlü kamera kurulumu karşımıza çıkacak. Son olarak telefonun mart ayında kullanıcıların beğenisine sunulması bekleniyor.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce akıllı telefon beklentileri karşılayacak mı? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Gelen son bilgilere göre, Samsung cihazlar Material You temasında bir güncelleme sorunu yaşamaya başladı. ONE UI 6.0 ve 6.1 güncellemesi alan telefonlarda yaşanan bu durumdan, birçok kullanıcı oldukça şikayetçi görünüyor.
Temanın çeşitli Samsung uygulamalarında gayet verimli bir şekilde çalışırken, sıra Google aplikasyonlarına geldiğinde ise birçok stabilite sorunu yaşandığı kaydedildi. Örneğin Google Drive ve Google Docs platformları görsel problemlere maruz kalıyor. İşte konu hakkındaki en önemli detaylar…
Samsung, bir temada yaşanan güncelleme sorunu ile konuşuluyor
Oldukça sevilen Material You temasının dizaynında yaşanan bu aksaklık, ONE UI 6.1 alan Galaxy S23 Ultra ve S24 Plus telefonlarda da test edildi. Yapılan testte, bu modellerde de temadaki stabilite probleminin sürdüğü, tasarımda yapılan önemli değişikliklerin ise özellikle Google uygulamalarına etki etmediği belirtildi.
Ayrıca renkleri değiştirmeye çalıştığınız zaman bu uygulamalarda istediğiniz sonucu elde edemiyorsunuz. Fakat başka üçüncü parti aplikasyonlarda da benzer sorunların yaşandığı söyleniyor. Kullanıcı deneyimini gözle görülür şekilde etkileyen bu durumun, yakın zamanda çözülmesi beklenmekte.
Android 12 ile birlikte kullanıma sunulan Material You teması, birçok kişiselleştirmeye imkan verirken kullanıcının kendine özel bir tasarım dili oluşturmasını sağlıyor. Kendinden öncekilere göre çok daha fazla çeşitlilik ve animasyon imkanı da sunan tema, kullanım kolaylığını oldukça ön plana alıyor.
Samsung, yeni getireceği güncelleme kapsamında özel OLED ekran korumasını yeniden sunuyor. İşte tüm detaylar...
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Samsung bu sorunu ne zaman çözecek? Siz Samsung markalı ürünler kullanıyor musunuz? Yanıtlarınızı aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle kolayca paylaşabilirsiniz. Görüşleriniz bizim için çok değerli.
Akıllı telefon pazarındaki çalışmalarına devam eden Realme‘nin çok yakında vitrine çıkarmaya hazırlandığı GT Neo 6 SE modeli için geri sayım başladı. Cihazla ilgili bugüne dek ortaya çıkan raporların ortak noktası fiyat performans unsurlarına sahip olacağı yönünde. Bununla birlikte son gelen bilgilerse modelin tasarım gibi kritik detaylarını gözler önüne seriyor. İşte Realme GT Neo 6 SE tasarımı ve özellikleri!
Realme GT Neo 6 SE tasarımı ve özellikleri ortaya çıktı
Realme GT Neo 6 SE modelinin tasarımı şirkete yakın kaynaklar tarafından sızdırıldı. Buna göre telefonun arka panelinde üçlü kamera kurulumu mevcut olacak. Önde ise sektör standartlarının üzerinde bir ekran gövde oranına sahip delikli bir panel bizleri karşılayacak.
Ürünün ekran konusunda bir hayli iddialı olduğunu belirtelim. Zira telefonun BOE tarafından üretilen özel bir 8T LTPO OLED ekranla geleceğini söyleyelim. Bu panel, 1,5Kçözünürlük sunacak ve 0,5 – 120 Hz uyarlanabilir tazeleme hızına sahip olacak. Dahası, ekran 6.000 nit tepe parlaklıkla gelse de global 1.600 nit parlaklığa sahip olacak.
Orta seviyeye hitap eden realme C65 ne zaman tanıtılacak? Sade tasarımıyla öne çıkan cihaz neler vadediyor?
Cihazda kullanılacak işlemci Snapdragon 7+ Gen 3 olacak. 4 nm mimariyle üretilen yonga seti; 1x 2.8 GHz ARM Cortex-X4, 4x 2.6 GHz ARM Cortex-A720 ve 3x 1.9 GHz ARM Cortex-A520 çekirdeklerine ek olarak Adreno 732 grafik birimine ev sahipliği yapıyor. Son olarak telefonun nisan ayında piyasaya sürüleceğini belirtelim.
Kullanıcılara fikir vermesi açısından geçtiğimiz günlerde tanıtılan Realme 12X modelinin özellikleri şöyle;
Realme 12X teknik özellikleri şu şekilde sıralandı;
Apple dünyasından önemli bir sızıntıya göre, iPadOS 18 güncellemesinin piyasaya sürülmesiyle birlikte Apple, bazı eski iPad modelleri için yazılım güncelleme desteğini sonlandırmayı planlıyor. Bu değişiklik, özellikle Apple’ın A10 ve A10X Fusion işlemcileri kullanan altıncı nesil temel iPad modelleri ile ikinci nesil iPad Pro modellerini (10,5 inç ve 12,9 inç) etkileyebilir.
iPadOS 18, eski Apple A10 ve A10X Fusion işlemcili iPad modellerine güncelleme desteği kesebilir
Söz konusu iPad modelleri, iPadOS 18 güncellemesinden muaf tutulabilir, bu da kullanıcıların yeni özelliklere ve güvenlik güncellemelerine erişemeyecekleri anlamına geliyor. Bu haber, kullanıcıların ve teknoloji tutkunlarının dikkatini çeken bir detayı da içeriyor.
İlginç bir şekilde, yedinci nesil temel iPad modeli, altıncı nesil modellerle aynı Apple A10 Fusion işlemcisine sahip olmasına rağmen, iPadOS 18 güncellemesi almaya devam edecek. Bu durum, Apple’ın işletim sistemi güncellemeleri konusundaki stratejisinde bir tutarsızlık olarak görülüyor.
2024'ün üçüncü çeyreğinde tanıtılacağı tahmin edilen yeni iPad mini (7. nesil) teknik özellikleri ortaya çıktı.
Bu iPadOS 18 desteği, aynı işlemciye sahip cihazlar arasında ayrım yapılmasına yol açarak, Apple’ın yazılım desteği politikaları hakkında soruları beraberinde getiriyor. Buna ek olarak, iPad Pro 12,9 inç Gen.2 ve 10,5 inç modelleri ise daha güçlü olan A10X Fusion işlemcisi ile donatılmıştı.
Ancak, bu modellerin de güncelleme dışı kalması muhtemel görünüyor. Apple’ın işletim sistemlerinin desteklenen cihaz listesinde bu tür bir değişiklik, özellikle eski iPad kullanıcıları için önemli etkilere sahip olabilir. Kullanıcılar, yeni işlevsellikler ve güvenlik iyileştirmelerinden mahrum kalabilirler.
Bu bilgiler, şu an için kesinleşmemiş olup, Apple tarafından doğrulanması bekleniyor. Ancak, iPadOS 18 ve iOS 18’in hangi cihazlara sunulacağı konusunda kullanıcıların kafasında belirsizlikler oluşmaya başlamış durumda.
Bu durum, teknoloji severler arasında gelecek Apple güncellemeleri ve cihaz destek politikaları hakkında tartışmalara yol açabilir. Siz iPadOS güncellemesi hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.
MIUI arayüzünün yerini alan HyperOS için artık geri sayım başladı. Xiaomi, yeni yapıyı ilk olarak Xiaomi 14 serisiyle kullanıcılara sunarken, ürün yelpazesinin geniş olması sebebiyle uzun süren çalışmalar sonucu kapsamlı bir dağıtım takvimi hazırladı. Son ortaya çıkan raporlar sevilen üç modelin daha HyperOS güncellemesi alacağı yönünde.
Xiaomi, sevilen üç model için HyperOS güncellemesi yayınlayacak
Xiaomiui tarafından paylaşılan rapora göre POCO F5 Pro, Xiaomi Pad 6 ve Xiaomi 11Tiçin Android 14‘ü temel alan HyperOS güncellemesi yayınlanacak. Sırasıyla OS1.0.1.0.UMNMIXM, 1.0.1.0.UMZCNXM ve OS1.0.1.0.UKWMIXM yapı numaralarıyla gelen güncellemenin bu ayın sonlarına doğru yayınlanacağı ifade ediliyor.
Xiaomi HyperOS; yeni saat stilleri, yazı tipleri, duvar kağıtları ve widget’larla ile kilit ekranında daha fazla özelleştirme sunacağı görülüyor. Kontrol merkezi ise bir önceki sürüm MIUI 14’e kıyasla daha temiz ve daha modern bir tasarıma sahip olacak. Uygulama simgeleri ise benzer, ancak genel tutarlılık artmış gibi duruyor.
Özellikleri ile dikkat çeken Vivo X100 ve X100 Pro modelleri, gelecek hafta gerçekleştirilecek etkinlik ile global pazarda da tanıtılacak.
Yeni sürümle birlikte dikkat çeken bir diğer detay ise Xiaomi HyperOS’un telefonlarda kaplayacağı alan oldu. Çinli şirketin iddiasına göre yapı 8.75 GB boyutlarında ve rakiplerine göre depolama konusunda ciddi bir avantaj sağlıyor.
HyperOS, seleflerine kıyasla daha az güç tüketecek ve daha az belleklerde daha rahat çalışabilecek. Bu da özellikle Xiaomi‘nin eski ve donanımsal açıdan yeterli olmayan ürünleri için bir açık kapı bıraktığı anlamına geliyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz!
Xiaomi, geçtiğimiz sene tanıttığı Android tabanlı HyperOS için dağıtım çalışmalarını sürdürüyor. Marka şu ana dek amiral gemisi ve orta segment modelleri yeni sürüme geçirdi. Tabii bununla birlikte yan markalar için de çalışmalar devam ediyor. Son olarak Peki HyperOSgüncellemesi alacak POCO modelleri resmen açıklandı? İşte liste!
HyperOS güncellemesi alacak POCO modelleri
Xiaomi, yılın ikinci çeyreğinde HyperOS güncellemesi alacak POCO modellerini açıkladı. Buna göre ilgili listede beş telefon bulunuyor ve aralarında geçtiğimiz ay tanıtılan Poco X6 Neo 5G gibi yeni modeller de mevcut.
İşte ikinci çeyrekte HyperOS güncellemesi alacak POCO modelleri;
Xiaomi, 2024'ün ikinci çeyreğinde yani nisan, mayıs ve haziran ayları içerisinde HyperOS güncellemesi alacak modelleri açıkladı.
Xiaomi kurucusu Lei Jun, geçen aylarda yaptığı paylaşımla HyperOS arayüzünün logosunun değiştiğini resmen duyurdu. Eskisine göre daha şık ve kompakt bir görünümle gelen yeni logo, dijital evrendeki fikirler ve bağlantılar gibi bir arada dönen noktalardan oluşan bir galaksi olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda mora çalan renkleri de bünyesinde barındırıyor.
Xiaomi HyperOS; yeni saat stilleri, yazı tipleri, duvar kağıtları ve widget’larla ile kilit ekranında daha fazla özelleştirme sunacağı görülüyor. Kontrol merkezi ise bir önceki sürüm MIUI 14’e kıyasla daha temiz ve daha modern bir tasarıma sahip olacak.
Uygulama simgeleri ise benzer, ancak genel tutarlılık artmış gibi duruyor.Yeni sürümle birlikte dikkat çeken bir diğer detay ise Xiaomi HyperOS’un telefonlarda kaplayacağı alan oldu. Çinli şirketin iddiasına göre yapı 8.75 GB boyutlarında ve rakiplerine göre depolama konusunda ciddi bir avantaj sağlıyor.
HyperOS, seleflerine kıyasla daha az güç tüketecek ve daha az belleklerde daha rahat çalışabilecek. Bu da özellikle Xiaomi‘nin eski ve donanımsal açıdan yeterli olmayan ürünleri için bir açık kapı bıraktığı anlamına geliyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz!
Son yıllarda elektrikli araçlar, bir hayli popülerleşti. Bunun altında yatan sebepler ise çevresel farkındalık, enerji verimliliği, düşük bakım maliyetleri ve benzin veya dizel yerine daha uygun fiyata gelen elektrik kullanılması. Bu doğrultuda Türkiye’de elektrikli araç satışları da giderek artıyor. Tabii bu sadece ülkemiz için geçerli değil.
Amerika Birleşik Devletleri de elektrikli araçların bir hayli yaygın olduğu ülkelerden birisi. Bu doğrultuda ülkedeki bazı eyaletler, uzun bir süredir araçları kablosuz bir şekilde şarj eden otoyollar üzerinde çalışıyor. Bazı bölgelerde test edilen bu sistem ile araçların sadece tekerlerinin yere değmesi ile şarj edilebilmesi hedefleniyor. Son olarak Indiana eyaletinde bu konuyla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. İşte ayrıntılar…
Elektrikli otomobilleri şarj eden otoyol projesi, ağır araçlar için test edilecek
Eyaletteki Purdue Üniversitesi‘nin mühendislik ekibi, traktör römorklarından binek otomobillere kadar çeşitli elektrikli araç tipleri için otoyollarda seyir halindeyken kablosuz olarak şarj edilebilmesini sağlayacak sistem üzerinde uzun bir süredir çalışıyor. Bu çalışmalar kapsamında saatte 65 mil hızla giden elektrikli otomobilleri şarj edecek otoyol hazırlanmıştı. Şimdi ise sıra kamyonlara geldi.
*Temsili
Indiana Eyaleti Ulaştırma Bakanlığı‘nın (INDOT) desteğiyle yürütülen proje, önemli bir aşamaya ulaştı. Öyle ki otoyoldaki kablosuz şarj sisteminin kamyon gibi ağır taşıtlara ne ölçüde güç verebileceği ölçülecek. Bunun için 1 Nisan yani dün itibariyle Batı Lafayette şehrindeki US Highway 231/US Highway 52 yolu üzerindeki çeyrek millik test yatağında inşaat başlatıldı.
Son yıllarda, Çinli elektrikli araba markaları Türkiye piyasasında belirgin bir yükseliş yaşıyor. İşte tüm detaylar...
Bu test için Cummins Inc. adlı bir ABD’li şirket tarafından sağlanan elektrikli kamyon kullanılacak. Testin ne zaman başlayacağı ise şimdilik belirsiz. Eyalet yönetimi, önümüzdeki birkaç yıl içinde eyaletler arası yolların bir kısmına bu kablosuz şarj sistemini kurmayı hedefliyor.
Şu anda Indiana dışındaki birkaç eyalet ve ülke, elektrikli araçları kablosuz olarak şarj eden otoyolları test ediyor. Ancak bu sistemin en zor kısmı, ağır kamyonlara uygulamak. Zira bu araçlar şehir dışındaki yollarda şehir içindekinin aksine daha hızlı hareket ediyor. Bu bağlamda yüksek enerjiye ihtiyaç duyuyorlar.
Purdue Üniversitesi‘nin mühendislik ekibi tarafından yapılan testin nasıl sonuçlanacağını hep birlikte göreceğiz. Peki siz bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce elektrikli araçları kablosuz şarj eden otoyol sistemi ülkemizde de uygulanabilir mi? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Geçen yıl tanıtılan ve kullanıma sunulan HyperOS güncellemesinin dağıtımı tüm hızıyla sürüyor. Şu sıralar daha çok giriş ve orta segment için yayınlanan yeni yapı çok yakında bir modele daha gelecek. Peki HyperOS güncellemesi alacak yeni Xiaomi modeli hangisi? İşte ayrıntılar!
Redmi Note 11 için HyperOS güncellemesi yolda
Xiaomiui’nin haberine göre 2022’de tanıtılan Redmi Note 11, Android 13 tabanlı HyperOS güncellemesini almaya başlayacak. Yeni sürüm OS1.0.1.0.TGCMIXM yapı numarasıyla gelecek ve şubat ayının sonlarına doğru kullanıma sunulacak. Maalesef cihazın Android 14’ü alması beklenmiyor.
Redmi Note 11 için HyperOS güncellemesi ilk olarak Mi Pilot kullanıcıları için yayında olacak. Eğer sürümde bir problem görünmezse çok yakında genel kullanıma açılacak.
Xiaomi Civi 4 için hazırlıklar devam ediyor. Uygun fiyata amiral gemisi seviyesinde özellik sunması beklenen cihaz neler vadediyor?
Xiaomi kurucusu Lei Jun, geçen aylarda yaptığı paylaşımla HyperOS arayüzünün logosunun değiştiğini resmen duyurdu. Eskisine göre daha şık ve kompakt bir görünümle gelen yeni logo, dijital evrendeki fikirler ve bağlantılar gibi bir arada dönen noktalardan oluşan bir galaksi olarak tanımlanıyor. Aynı zamanda mora çalan renkleri de bünyesinde barındırıyor.
Xiaomi HyperOS; yeni saat stilleri, yazı tipleri, duvar kağıtları ve widget’larla ile kilit ekranında daha fazla özelleştirme sunacağı görülüyor. Kontrol merkezi ise bir önceki sürüm MIUI 14’e kıyasla daha temiz ve daha modern bir tasarıma sahip olacak.
Uygulama simgeleri ise benzer, ancak genel tutarlılık artmış gibi duruyor.Yeni sürümle birlikte dikkat çeken bir diğer detay ise Xiaomi HyperOS’un telefonlarda kaplayacağı alan oldu. Çinli şirketin iddiasına göre yapı 8.75 GB boyutlarında ve rakiplerine göre depolama konusunda ciddi bir avantaj sağlıyor.
HyperOS, seleflerine kıyasla daha az güç tüketecek ve daha az belleklerde daha rahat çalışabilecek. Bu da özellikle Xiaomi‘nin eski ve donanımsal açıdan yeterli olmayan ürünleri için bir açık kapı bıraktığı anlamına geliyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz!
Nothing, geçen yıllarda akıllı telefon pazarına merhaba dedi. Şirket bu alanda ürün çeşitliliğini artırmaya devam ederken, önümüzdeki dönemlerde Phone 3 ile karşımıza çıkacak. Akıllı telefonun lansman tarihi şu an için bilinmiyor ve şimdiye dek performans konusunda neler sunacağına dair çok fazla detay ortaya çıkmadı. Ancak bu durum yavaş yavaş değişmeye başladı, zira Nothing Phone 3 ile ilgili ilk bilgiler kısa bir süre önce geldi. İşte Nothing Phone 3 bilinen özellikleri ve potansiyel tanıtım tarihi!
Nothing Phone 3 bilinen özellikleri ve potansiyel tanıtım tarihi
Nothing Phone 3 modelinin kilit özellikleri şirkete yakın kaynaklar tarafından sızdırıldı. Buna göre telefonda geçtiğimiz günlerde kullanıma sunulan Snapdragon 8s Gen 3 işlemcisi karşımıza çıkacak. 4 nm mimariyle üretilen yonga; 1x 3.0 GHz ARM Cortex-X4, 4x 2.8 GHz ARM Cortex-A720 ve 3x 2.0 GHz ARM Cortex-A520 çekirdeklerine ek olarak Adreno grafik birimine ev sahipliği yapıyor.
Modelin tasarım açısından markanın geleneklerine sadık kalması bekleniyor. Bu kapsamda gelişmişLED ışıklar ve köşeli bir tasarım yeni modelde de kullanılacak. Akıllı telefonun fiyatlarına geldiğimizde 480 ila 540 dolar arasında satılmasını bekliyoruz. Bununla birlikte selefinin geçen yılın temmuz ayında tanıtıldığını göz önünde bulundurarak yeni modelin de benzer bir tanıtım takvimini izleyeceğini söyleyebiliriz.
Intel Hindistan Ülke Başkanı ve İstemci Bilgi İşlem Grubu Başkan Yardımcısı Gokul Subramaniam ile şirketin sürdürülebilirlik çabaları ve geleceğe yönelik planları üzerine derinlemesine bir röportajı gerçekleştirdik. Subramaniam, Intel’in sürdürülebilirlik alanında endüstriye liderlik etme konusundaki kararlılığını vurgulayarak, enerji tüketimi, su yönetimi, atık azaltımı ve sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda belirlenen hedeflere ulaşma yolunda kaydedilen ilerlemelerden söz etti. Ayrıca, Intel’in yarı iletken üretiminde sürdürülebilirlik konusundaki inovasyonları ve ekosistem ortaklarıyla işbirliğinin önemini de detaylandırdı.
Intel, tüketicilere ve iş dünyasına odaklanarak, ürünlerin üretim, operasyonel ve kullanım ömrü boyunca karbon ayak izini azaltmayı hedefliyor. Ürün tasarımı ve üretim süreçlerinde karbon emisyonlarını düşürmek için yapılan çalışmalar, kullanılan malzemelerin seçimi, enerji verimliliğinin artırılması ve ürünlerin döngüsel ekonomiye uygun hale getirilmesi bu hedefe ulaşmak için anahtar hamleler.
Intel’in sürdürülebilirlik odaklı inovasyonları, sektördeki diğer oyuncularla işbirliği yapma konusundaki çabaları ve geleceğe yönelik planları ve şirketin sürdürülebilir bir gelecek için attığı adımlara röportajımızda detaylı olarak değindik.
Intel ile gerçekleştirdiğimiz kapsamlı röportajı aşağıda bulabilirsiniz:
Intel Hindistan Ülke Başkanı ve İstemci Bilgi İşlem Grubu Başkan Yardımcısı Gokul Subramaniam
ShiftDelete.Net: Intel genel olarak sürdürülebilirlik konusunda nasıl çalışmalar yapıyor?
Gokul Subramaniam: Öncelikle belirtmek isterim ki Intel sürdürülebilirlik konusunda son derece kararlı bir şirket. Sürdürülebilir yarı iletken üretiminde sektöre öncülük ediyoruz ve üstelik sadece yarı iletken üretimiyle yetinmiyoruz.
Bu alanda ilk vektör olarak enerji tüketimine bakarsak, hedefimiz 2030 yılına kadar kullandığımız elektriğin yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaklardan elde etmek. Ve halihazırda küresel olarak yüzde 93 oranında yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanıyoruz. Elektrik tüketiminde bugüne kadar kaydettiğimiz muazzam ilerlemeler var.
İkinci bir vektör olarak su konusunda ise hedefimiz 2030 yılına kadar net pozitif su. Amerika Birleşik Devletleri ve Hindistan’da zaten net pozitif durumdayız. Ancak hedefimiz 2030 yılına kadar faaliyet gösterdiğimiz tüm ülkelerde net pozitif su.
Üçüncü bir vektör olan atık konusunda ise hedefimiz 2030 yılına kadar çöp sahalarına sıfır atık bırakmak. Ve bu konuda iyi bir ilerleme kaydediyoruz. İklim konusunda ise 2040 yılına kadar kapsam bir ve kapsam iki, 2050 yılına kadar ise kapsam üç olmak üzere toplamda net sıfır sera gazı emisyonu hedefliyoruz.
Bu hedeflere olan bağlılığımızı da çeşitli şekillerde gösteriyoruz. Biz aslında genel yarı iletken iklim konsorsiyumunun bir parçası olan ilk şirketiz. Ürünlerimizle eşleştirdiğimiz bazı eko etiketlere ve bunu nasıl yönlendirdiğimize ve ekosistem ortaklarıyla nasıl çalıştığımıza çok yatırım yapıyoruz. Ayrıca Schneider Electric tarafından yürütülen ve Schneider tarafından başlatılan enerji yönetimi ve otomasyonda dijital dönüşümü gerçekleştirmeye yönelik Catalyze girişiminin de ortağıyız.
Günümüzde PC’lerde hem tüketicilerin hem de iş dünyasının sürdürülebilirliğe önem verdiğini görüyoruz. Her ikisi de sürdürülebilirliği önemsiyor. Küresel olarak tüketicilerin neredeyse yüzde 64’ü sürdürülebilirlik konusunda oldukça endişeli. BT karar vericilerinin yüzde 64’ü de aynı şekilde sürdürülebilirlik girişimini tüm projelerinde ve yüksek öncelikli olarak genişletmek istiyorlar. Ve üst düzey BT liderlerinin neredeyse yüzde 81’i çevresel etkiyi azaltmak ve bunun için teknolojiyle ilgili daha fazla çözüm getirmek istediklerini söylüyor.
Intel için en önemli şeylerden biri sürdürülebilirliğe uçtan uca bir yaşam döngüsü olarak bakmamızdır. Üretimle başlayarak (ki sadece yarı-iletken değil PC veya tabletin tamamı) ürünün yaşamı döngüsü ve kullanım ömrünün sonu dahil olmak üzere tüm süreçte sürdürülebilirlik sağlamaya odaklanıyoruz.
SDN: Peki masaüstü ve dizüstü bilgisayarların üretiminde ve kullanımında sürdürülebilirliğin peşinden gitmenin faydaları nelerdir? Intel’e ne tür faydalar sağlıyor?
GS: Örneğin bir notebook ya da dizüstü bilgisayarı ele alalım. Sanırım size üç bölüm olduğunu söylemiştim, değil mi? Üretim, operasyonel ve kullanım ömrü. Bugün bir dizüstü bilgisayarın ömrü ortalama dört yıla yakın. Neredeyse 120 ila 500 kilogram karbon emisyonu, karbondioksit emisyonu ve bu CO2 emisyonu var. Masaüstü bilgisayarlar için ise yine bu 3 bölümde toplam 250 ila 1500 kilograma yakın karbondioksit emisyonu var. Bizim amacımız bunu azaltmak.
Bilgisayarlar için silikona bakıyoruz, anakarta bakıyoruz, platforma bakıyoruz, tüm bilgisayara bakıyoruz, nasıl daha düşük karbon ayak izi ile üretebiliriz diye bakıyoruz. Müşterilerimize ve ortaklarımıza sunduğumuz teknolojilerimiz var. Ayrıca kullanım modellerini, enerji verimliliğini çalıştırdığınızda alınan gücü ayarlamak ve optimize etmek için birçok aracımız var, böylece karbon ayak izini düşürüyoruz. Dolayısıyla, müşterilerimizin ve orijinal ekipman üreticilerimizin (OEM) daha sürdürülebilir bilgisayarlar üretebilmeleri için bu karbon emisyonunu azaltmak üzere tüm bu aşamalarda bir dizi teknoloji sunuyoruz.
SDN: Bir bilgisayarın ya da dizüstü bilgisayarın üretim döngüsünü düşündüğünüzde, üretimin hangi aşaması karbon salınımı açısından en yoğun? Ve Intel en çok hangisine odaklanıyor?
GS: Üretimin temelinde bir silikon var, bir anakart var ve sonra da bir kasa var. Dolayısıyla silikonda, anakartta ve sistemde önemli bir rol oynuyoruz. Intel üretim süreci Intel Foundry ile silikon seviyesinde karbon ayak izinin azaltılmasında çok kritik bir rol oynamaktadır. Ancak silikon sadece başlangıç noktasıdır. Anakart, anakarttaki bileşenler karbon ayak izinin neredeyse %65’ini oluşturuyor.
Oraya giden bileşenler açısından, çatışmasız mineraller açısından, anakartta ne tür mineraller kullanılıyor? Örneğin tantal, pek çok kapasitörde kullanılan bir mineral. Artık tantal içermeyen kapasitörlere sahip bir anakarta, OEM’lerimize tasarımlarında kullanabilmeleri için verebileceğimiz bileşenlere sahip olmanın bir yolunu bulduk. Yani anakart bir başka büyük odak alanı.
Anakartın biraz ötesine geçmeye başladığınızda, Intel ekranın güç verimliliğinde de kritik bir rol oynuyor. Ekranın gücünü nasıl düşürebilirsiniz? Örneğin günümüzde çok bilgisayar OLED’e geçiyor. Bizim de OLED panelin güç tüketimini düşürmek için bazı ilginç teknolojilerimiz var? OLED’in harcadığı gücü azaltmak için bazı algoritmalarımız var. Ayrıca kartı minyatürleştiriyoruz böylece anakartın alanı daha az oluyor. Daha küçük bir karta sahip olduğunuzda, daha az karbon ayak izi ve daha az bileşene sahip olduğunuzda, daha az karbon ayak izi demek. Dolayısıyla silikonla birlikte, daha düşük karbon ayak izine sahip bir anakartın referans tasarımını veriyoruz. Ekranın gücünü azaltmak için ekran tarifi veriyoruz. Dolayısıyla bunlar, karbon ayak izini üretim düzeyinde nasıl azalttığımıza dair çok iyi örnekler olarak karşımıza çıkıyor.
SDN: Sürdürülebilir bir üretim döngüsü uygulamak için birlikte çalıştığınız ortaklar üzerinde herhangi bir etkiniz var mı? Malzeme tedarik ettiğiniz iş ortaklarınızı sürdürülebilir üretim döngüleri kullanmayı zorunlu kılıyor musunuz? Ya da onları bu üretim döngülerinden bazılarını kullanmaya ikna edebiliyor musunuz?
GS: Bu harika bir soru. Yaptığımız şey, referans tasarımımızı oluştururken silikonu almak ve onu oluşturmaya çalışmak. Bir dizüstü bilgisayarın içine giren anakartı örnek vereceğim. Karbon ayak izini azaltacak şekilde bir anakart üretmeye çalışıyoruz ve işlemcimiz de buna dahil. Ve dediğiniz gibi, birçok materyal ve bileşen de var. Bu yüzden bileşen seçimlerini yaparken daha az bileşen, daha küçük anakart olmasına dikkat ediyoruz. İçinde çatışmasız mineral bazlı bileşenler olduğundan emin oluyoruz.
Tüm bunları alıyoruz ve sonra bir referans oluşturuyoruz. Bu referansı tüm müşterilerimiz ve ekosistem ortaklarımızla paylaşıyoruz, böylece gösterdiğimiz bir başlangıç noktasına sahip oluyorlar. Bu referansı sadece vermekle kalmıyoruz, ölçümleme de yapıyoruz çünkü sürdürülebilirlik ve karbon ayak izinin büyük bir kısmı nasıl ölçtüğünüzle ilgilidir. Ne tür hedeflere ulaşabiliyorsunuz? Bu nedenle metodolojimizi, tasarım ilkelerimizi ve referans tasarımın sonucunu, bunu ölçmek için kullandığımız araçlarla birlikte paylaşıyoruz. Ve bunu ekosistem ortaklarına veriyoruz, onlar da bundan yararlanıyorlar. Tedarik zincirlerini kullanıyorlar, doğru tarifleri seçiyorlar ve bunun peşinden gidiyorlar.
İkinci sorunuza yani çıktılarınızı ekosistem ortaklarıyla paylaşıyor musunuz sorusuna gelince, elbette çünkü bu işin büyük bir parçası. Yönetim kurulu düzeyinde ve sistem düzeyinde karbon ayak izini nasıl ölçtüğünüz konusunda belirli konsorsiyumların bir parçasıyız.
Örneğin, PAIA bir endüstri konsorsiyumudur. Biz de bu çalışma grubunun bir parçasıyız ve nasıl ölçüm yapacağınıza dair girdi sağlıyoruz. Ayrıca müşteriler ve ekosistem ortaklarıyla birlikte bunu oluşturmaya çalışan bir çalışma grubunun da parçasıyız. Intel’in tüm ürünler için sahip olduğu bir sürdürülebilirlik laboratuvarımız var. Ölçüm yapıyoruz, tedarikçilerimize ve satıcılara geri bildirimde bulunuyoruz. Müşterilerimize ve ekosistem ortaklarımıza referans tasarım teminatları veriyoruz. Yani bu çok işbirlikçi bir çaba. Öğrenebildiğimizden ve öğrendiklerimizi sektöre geri verebildiğimizden emin olmaya çalışıyoruz. Ne kadar büyük olursa olsun, karbon ayak izini nasıl azalttığımızı ölçülü bir şekilde gösteren gerçek tasarımlar sunuyoruz.
SDN: Ortaklarınızın da üretimlerinde sizin kılavuz ilkelerinizi kullanıp kullanmadıklarını takip ediyor musunuz?
GS: Sektörde belirli eko-etiketler var. EPEAT, TCO gibi eko-etiketler, Avrupa Birliği’nin ERP lot 3’ü var. Ve dünyada hemen her coğrafyada, bu çabanın gösterilip gösterilmediğini ölçebilmeniz için belirli bir sertifikasyon mekanizmasına sahip eko-etiketler var. Biz bunu dikte etmek yerine müşterilerimizle uyum sağlıyoruz. Biz referans veriyoruz, müşteriler bu referansı kullanıyor ve kendi ürünlerini oluşturuyorlar. Bazen bizim verdiklerimizin bir kısmını alıyorlar. Bazen de kendi tedarik zincirleri olduğu için tamamen kendi ürünlerini yapıyorlar.
Ama aynı zamanda eko etiketimizle eko sertifikasyon için hangi seviyeye ulaşabileceğinizi de gösteriyoruz. EPEAT için olduğu gibi bronz, gümüş, altın seviyeler mevcut. Biz müşterilerimize altın olan referans tasarımımızı veriyoruz. EVO tasarım şartnamemizde, orada ne kadarını elde edebileceğinize dair yollarımız var. Örneğin Meteor Lake’te Intel Core Ultra’da oldukça başarılı olduk. EVO tasarımlarıyla hangi EPEAT seviyesine ulaşabileceğimiz konusunda bazı önemli başarılar elde ettik.
SDN: Intel ve rakipleri daha sorumlu bir çip üretimi ve imalatı için ortak bir anlayışa ve plana sahip mi? Rakiplerinizle fikir alışverişi yapıyor musunuz?
GS: Bu harika bir soru. Tam da bu yüzden Yarı İletken İklim Konsorsiyumu’nun kurucu üyesiyiz. Dediğiniz gibi, bu bir endüstri işbirliği. Bunu tek başımıza yapamayız. İş ortağı ekosistemi ile yaptığımız pek çok şeyde ve sadece işlemcilerimizin ötesinde ortaklara ihtiyacımız var. Dolayısıyla bu ortaklığın bir parçası olarak, bahsettiğiniz bu işbirliğini çok daha fazla geliştirebiliyoruz.
Dahası CEO’muz ve şirketimiz, sadece ürünlerimizi değil, tüm yenilikçi platformu geniş ölçekte etkinleştirmek için açık endüstri standartlarını teşvik etmek konusunda son derece kararlı. Intel, düzenleyicileri eğitmek ve kriterleri geliştirmek için bir dizi standart ve endüstri kuruluşuna katılmaktadır. Örneğin, PAIA bu konsorsiyumun bir parçası olduğumuz ve “nasıl ölçeriz?” diye sorduğumuz iyi bir örnek. Ölçümün tehlikeleri nelerdir, elde etmek istediğimiz sonuçlar nelerdir? Benzer şekilde Enerji konusunda Avrupa Birliği Lot 3, Energy Star ve EPEAT için de tüm bunlara ve sadece Intel’in değil, endüstrinin sera gazı emisyonunu azaltmayı amaçlayan Yarı İletken İklim Konsorsiyumu’na katılıyoruz. Dolayısıyla bu konularda çok aktifiz.
Ayrıca, karbon ayak izini azaltmak için ürün seviyesini ve ürün özelliklerini azaltmak amacıyla MIT gibi akademi dünyası ve endüstri liderleri ile oldukça yakın bir şekilde çalışıyoruz. Örneğin Ecolabel, endüstri konsorsiyumu ve akademi açısından bunu aşağıya çekebilmek için uyguladığımız yöntemlerden bazıları.
Son olarak da yenilenebilir enerjinin benimsenmesini hızlandırmak için Applied Material ve Schneider Electric ile birlikte Catalyze adlı bir program kurduk. Yani yenilenebilir enerjiyi zaten kullanıyoruz ve yarı iletken değer zinciri boyunca küresel olarak genel karbon emisyonu verimini azaltabilmemiz için bir endüstri olarak bu benimsemeyi hızlandırdığımızdan emin olmak istiyoruz. Bu sadece çip üretimi değil, kimyasallar, dökümhane, tüm değer zinciri için geçerli.
SDN: Intel’in şu anki tüm sürdürülebilirlik çalışmalarından bahsettiniz. Gelecekte yeni planlarınız var mı? Bizi daha çevreci hale getirmek için sektöre yeni uygulamalar, yeni malzemeler ya da yeni üretim döngüleri sunacak mısınız?
GS: Kesinlikle evet! Intel, Intel Core Ultra’yı piyasaya sürdü ve bu ürün silikon platformunda ve tüm ayarlarda teknolojilerimizde üç büyük sürdürülebilirlik özelliğine sahipti. Birincisi, daha düşük sistem karbon ayak izi: Ekosistemin etkinleştirilmesi ve birlikte mühendislik yoluyla somutlaştırılmış karbon ayak izinin düşürülmesi. Yani Core Ultra, sistemin karbon ayak izini düşüren teknolojilere sahiptir.
İkincisi, enerji verimliliği: Dizüstü bilgisayarı gerçek hayattaki uygulamalar için kullanırken, platform mimarimiz aracılığıyla enerji verimliliğini nasıl artırabileceğiniz, ayarlama araçlarını nasıl verdiğimiz, Intel’in Microsoft ve diğerleri gibi işletim sistemi satıcılarıyla nasıl çalıştığı, yazılımı optimize etmek için bağımsız yazılım satıcılarıyla nasıl çalıştığımız çok önemli. Böylece bu uygulamaları çalıştırdığınızda kullanılan net enerjiyi düşürürsünüz.
Üçüncüsü, döngüsellik. Yani kullanım ömrünün sonuna geldiğinizde veya bir ürünü emekliye ayırdığınızda, içeriği silme, onarma ve ikinci bir yaşam şansı yeteneklerini nasıl sağlayabileceğimiz.
Core Ultra ile, bu üç vektörün tümü için, yönlendirdiğimiz ve sektöre verdiğimiz belirli platform teknolojilerimiz var. Şimdi, ileriye baktığınızda, bu üç alanın hepsine odaklanmaya devam etmek istiyoruz. Daha küçük PCB’leri, alternatif malzemeleri, demateryalizasyonu nasıl kullanmaya devam edeceğimize bakıyoruz, yani daha küçük ve kompakt, düşük güçlü bileşenler yapabilmek için bazı malzemeleri üretim bandımızdan çıkarıyoruz.
Böylece, genel üretim sistemi karbon ayak izini azaltacağız. Operasyonel açıdan ileriye baktığımızda, daha fazla SoC güç verimliliğine bakıyoruz. İşlemcilerimizi daha fazla güç verimli hale getiriyoruz, daha fazla yazılım optimizasyonu sağlıyoruz, nerede daha fazla güç kullanıldığını bilmek için daha fazla telemetri kullanıyoruz. Ayrıca yapay zekayı ayarlama, tahmin etme ve proaktif olarak yönetme ve onarma yöntemimize dahil ediyoruz.
Döngüsellik konusunda ise, panonun tek bir tam parça olması gerekmeyen modüler bir mimari getiriyoruz. İki veya üçe bölünebilir, böylece yalnızca ihtiyacınız olan parçayı değiştirebilirsiniz. Örneğin çalışmayan sadece bir IO portunuz varsa, tüm anakartı değiştirmek zorunda değilsiniz. Sadece IO kartını değiştirirsiniz. Yani döngüselliği bu yolla sağlıyoruz..
SDN: Son olarak üretken yapay zekânın şu anda çok popüler olduğunu biliyoruz. Doğası gereği, bu işlemleri yapmak çok fazla güç tüketiyor ve sürdürülebilirlik çabalarını da etkiliyor. Bu konuda sürdürülebilirlik anlamında neler yapıyorsunuz?
GS: Birincisi, her şey trilyon dolarlık dil modeli değil. Bu yüzden yapay zekâyı buluttan çıkarıp daha uç noktalara, daha çok bilgisayara getirmeye çalışıyoruz. Böylece her zaman ağa ve buluta gitmek zorunda kalmıyorsunuz. Çünkü buluta her gittiğinizde, yine daha fazla karbon ayak izi bırakıyorsunuz.
Yapay zekâ işlemlerini bilgisayarda yaptığınızda ise mimarimiz CPU, GPU ve NPU kullanmanıza izin veriyor. Yani merkezi işlem birimine, grafik işlem birimine ve nöral işlem birimine gönderiyoruz. SOC’de bu üçüne sahip olmamızın nedeni, hangi iş yükünü çalıştırmak istediğinize bağlı olarak size daha düşük güç sağlamasıdır. Yapay zekâ iş yüklerini daha düşük güçte çalıştırmanıza olanak tanıyan bir XPU mimarimiz var.
Son olarak ise yapay zekâyı mühendislikte nasıl kullandığımız fark yaratıyor. Adaptex gibi bazı ayarlama araçlarımız, iş yükünü tahmin etmek için makine öğrenimini tahmin etmek için yapay zekâya sahiptir. Böylece, SOC’de çalışabileceği daha düşük güçte bir yer sağlamak için makine öğrenimini kullanıyor. Ve yapay zekâyı bu açıdan son derece verimli bir biçimde uyguluyoruz.
PC tarafı dışında, sunuculara ve uçtan uca yapay zekâya dönecek olursak, Intel heterojen bilgi işleme sahip. Herkese uyan tek bir boyut olarak görmemeniz gerekiyor. Yapay zekâ için, yapay zekâyı demokratikleştirmeniz gerekiyorsa, yaygın ve her yerde olması gerekir. Tek bir boyutta, tek bir bilgi işlem türü veremezsiniz. Bazıları bulutta, bazıları ağda, bazıları uçta ve bilgisayarda gerçekleşir.
Bu heterojen bilgi işlem kapasitesini sağlayarak, yapay zekâyı ihtiyaç duyulan yerlerde uygulayabilir ve sadece ihtiyaç duyulan yerlerde gerekli olan bilgi işlemi, maksimum bilgi işlemi verebiliriz. Yapay zekâ için daha düşük bilgi işleme ihtiyaç duyduğunuz yerde, bu yeteneği veriyorsunuz. Intel olarak bizim yaklaşımımız bu yönde.
Gokul Subramaniam kimdir?
Gokul V. Subramaniam, İstemci Bilişim Grubu’nda (CCG) başkan yardımcısıdır ve Intel Corporation’da İstemci Platformu ve Sistemleri genel müdürü olarak görev yapmaktadır. Müşteri yol haritası için platformlar, referans tasarımlar, yenilikler ve sistem teknolojileri sunmaktan sorumlu küresel organizasyonu yönetmektedir. Gokul, PC OEM’lerinin ve ODM’lerin pazara lider yenilikler ve ürünler sunmasını sağlayan kişisel bilgi işlem için yeni form faktörlerine ve deneyimlerine odaklanan referans tasarım stratejisini ve sistem teknolojisi yeniliklerini yönlendirmektedir.
Gokul, Sürdürülebilirlik için CCG Yönetici Sponsorudur ve üretim, operasyonel ve kullanım ömrü sonu aşamalarında bilgisayar cihazlarında karbon ayak izini azaltmak için uçtan uca bilgisayar yaşam döngüsünü ele alan teknolojiler sunar. Gokul, 8 ODM’nin Hindistan’da PC üretmeye hazır olmasını sağlamak için küresel tedarik zinciri ve SMG ile çalışmak üzere Intel Hindistan mühendislik becerisini bir araya getiren Hindistan’da Üretim (ODM) girişimine liderlik etmektedir.
Gokul, 2012 yılında Intel’e katıldığından bu yana 2’si 1 arada dizüstü bilgisayarlar, Hepsi Bir Arada bilgisayarlar, sanal gerçeklik, oyun ve akıllı ev dahil olmak üzere çeşitli ürün ve platformlarda istemci sistemi yeniliklerine liderlik etti. Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Tayvan ve Malezya’da kıdemli direktör ve İstemci Sistemleri ve İnovasyon Genel Müdürü olarak görev yaptı. Bu görevde, pil ömrü iyileştirmeleri, sistem inovasyonu ve küçük form faktörü referans tasarımları aracılığıyla müşteri ürün liderliğini yönlendirdi. Daha önce, CCG İnovasyon Geliştirme Araçları’nı sunmak için kıdemli direktör ve küresel yönetici olarak görev yaptı.
Sistem ve yazılım mühendisliği alanında lider olan Gokul, Texas Instruments’ta OMAP ürün yazılım geliştirme kıdemli direktörü ve OMAP sistem mühendisliği Hindistan operasyonları başkanı olarak görev yapmıştır. İlk Android telefon ve Kindle cihazı gibi çığır açan cihazlar da dahil olmak üzere birçok nesil mobil ürünün (telefonlar ve tablet cihazlar) pazara sunulmasında görev almıştır. Texas Instruments’ta, birden fazla üst düzey işletim sisteminde akıllı telefonlar için üretim düzeyinde sistem yazılımını pazara sunan mühendislik geliştirme organizasyonunu yönetmiştir.
Gokul, yazılım mühendisliği, cep telefonları ve yarı iletken sistem tasarımı alanlarında 7 yayının yazarıdır ve bilgi işlem, kablosuz, güç yönetimi, multimedya ve dokunmatik alanlarında 10 patente sahiptir. İşbirlikçi bir açık kaynak yazılım ve mühendislik organizasyonu olan Linaro’nun eski Teknik Yönlendirme Konseyi üyesidir.
Gokul, Hindistan’daki Madras Üniversitesi’nden elektronik ve iletişim mühendisliği alanında lisans ve Arlington’daki Texas Üniversitesi’nden bilgisayar bilimi ve mühendisliği alanında yüksek lisans derecesi almıştır. MIT Sloan School of Management’ta Genel Yönetim Yönetici Programını tamamlamış ve Yönetim, İnovasyon ve Teknoloji alanlarında İleri düzey sertifikalar almıştır.