Otomotiv endüstrisi geliştikçe değişiyor. Tabi bu değişim endüstri ve müşteri kitlesindeki değişimlerin ardından motor sporlarını da etkiliyor. Le Mans 24 saat yarışlarını duymayan yoktur. Endüstrideki çevrecilik ve sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda değişen yarış sistemi için Toyota yeni bir konsept tanıttı. İşte Japonların hidrojen yakıtı ile çalışan yarış otomobili Toyota GR H2!
Toyota’dan hidrojen ile çalışan yarış arabası GR H2!
Otomotiv endüstrisi son yıllarda tam kapsamlı elektriklenme yoluna girmiş bulunmakta. Günden güne markalar içerisinde içten yanmalı motorların sonu geliyor ve yerini elektrikli otomobiller alıyor. Buna ek olarak elektrikli otomobil piyasasında neredeyse her gün yeni bir marka doğuyor.
Tabi bu değişim karşısında motor sporları da sessiz kalmıyor. Efsanevi 24 saat yarışları olan Le Mans’ta gerekli dönüşümleri gerçekleştiriyor. Yıllardır kesintisiz şekilde devam eden ve markaların dayanıklılıklarını kıyasladığı Le Mans yarışlarında hidrojen yakıtlı çevreci otomobiller için de yeni bir kategori açıldı.
Porsche, şirketin 75. yıldönümünü kutlamak için tamamen elektrikli bir hiper otomobil konsepti Mission X'i tanıttı.
Bu kategoride sadece hidrojen yakıtları ile çalışan otomobiller yer alacak. Yani bol gürültülü ancak tam çevreci bir konsept. Neden elektrikli otomobillere bir kategori açılmıyor sorusunun cevabına gelirsekte aslında sebep basit. Elektrikli otomobillerin, güncel şartlarda, menzilleri yeteri kadar uzun değil. Yani 24 saatlik bir yarışı kesintisiz şekilde yürütemeyeceklerdir.
Toyota ise Le Mans Hidrojen yarışı için yeni yarış konseptini tanıttı. Araç konseptinin ismi GR H2. Marka araçla ilgili herhangi bir teknik detay vermedi. Yani aracın kaç hp güç ürettiğini veya maksimumum kaç kilometre hızla gidebildiğini bilmiyoruz. Toyota yarışlar için hazırladığı otomobili hakkında rakiplerine karşı üstünlük kurmak amacıyla bilgi vermemiş olabilir. Bu gayet makul bir sebep.
Toyota, yarışa hazır bir GR H2’nin piste çıkıp çıkmayacağını veya ne zaman çıkacağını söylemiyor. Marka sadece GR H2 adlı makinenin “gelecekteki rekabet” için üretildiğini söylüyor. Ancak Toyota bir sonraki Le Mans yarışında GR H2 ile pistte olursa çokta şaşırmamamız gerektiğini önceden belirtelim.
Şirketin çevreci yarış otomobili geçmişine bakarsak aslında bu konuya yabancı değiller. Toyota 2021 yılında beri Japonya’nın Super Taikyu adlı yarış serisinde tamamen hidrojen yakıtı ile çalışan bir Corolla ile yarışıyor. Ayrıca marka GR010 isimli hiper hibrit otomobili ile geçen seneki Le Mans yarışlarında 2 kez podyuma çıktı.
Peki siz Toyota’nın hidrojen motorlu yarış otomobili GR H2 hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bildiğiniz üzere bir süredir Instagram’ın yeni bir sosyal medya platformu üzerinde çalıştığı söylentileri dolaşıyordu. Twitter’ın rakibi yeni bir metin tabanlı platformun kurulacağıyla ilgili bu söylentilerle ilgili birtakım yeni gelişmeler kaydedildi. Platformla ilgili aktarılan yeni detaylarla birlikte projenin kapsamı ve yapısı, daha belirgin bir boyut kazandı. İşte detaylar
Instagram tarafından geliştirilen uygulama, Twitter’daki sorunlara çözüm getirebilir!
Meta’da ürün yöneticisi olarak görev yapan Chris Cox’un şirket içi bir toplantı sırasında paylaştığı ve internete sızdırılan yeni bilgiler, geliştirilmekte olan yeni Twitter rakibinin Instagram ile benzer bir arayüze sahip olduğunu gösteriyor. “Proje 92” kod adı ile adlandırılan yeni uygulamanın, muhtemelen bağımsız bir uygulama olacağı ve ay sonunda gün yüzüne çıkabileceği tahmin ediliyor. Beğeni ve paylaşım butonları, topluluk fonksiyonları ve diğer bazı tipik niteliklerle Twitter’a rakip olacağını gösteren uygulamanın, Twitter kullanıcılarını kendi bünyesine dahil edip edemeyeceği de merak edilen detaylar arasında.
Instagram’ın geliştirmekte olduğu uygulamanın “tek hesap” mantığıyla çalışıyor olması, kullanımda sağlayacağı pratiklikten ötürü beğeni topladı. Ayrıca Cox’un yaptığı açıklamalarda Twitter’daki bilgi kirliliği ve kötüye kullanımlara gönderme yapmasıyla bu alanlarda da fark yaratılması bekleniyor.
Instagram platformuna emoji sansürü geliyor! Bir garip sansür olarak adlandırılan bu uygulama neyi amaçlıyor? İşte detaylar...
Twitter, son zamanlarda eski popülaritesini giderek kaybetmeye ve hisse değerlerini düşürmeye devam ediyor. Instagram’ın ise bu boşluktan faydalanarak mevcut sorunlara çözüm getirmek ve Twitter kullanıcılarını kendisine çekmek çabasında olduğu açıkça görülüyor. Projeyle ilgili gelişmeleri aktarmaya devam ediyor olacağız.
Peki, sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce Instagram, elindeki fırsatı kazanca çevirebilecek mi? Görüşlerinizi bizlerle yorumlar kısmından paylaşabilirsiniz.
Netflix’in bir süre önce başlattığı hesap şifresini kısıtlama kararı pozitif bir etki yaratmış gibi görünüyor. Birçok kullanıcı Netflix’in bu kararını eleştirirken ve şirket sosyal medyada büyük tepki toplarken, abonelik sayısının arttığı gözler önüne serildi. Netflix şifre paylaşım yasağı nasıl bir sonuç ortaya koyuyor?
Netflix, şifre paylaşım yasağı sonrasında abone kazandı
Analiz şirketi Antenna tarafından hazırlanan verilere göre Netflix, şifre paylaşım kısıtlamasının duyurulmasının ardından ilk hafta içerisinde abone sayısında önemli bir artış yaşadı. Buna göre sadece ABD, İngiltere ve Avustralya’da 100 binden fazla abone kazandı.
100 binden fazla abone ise normal rakamlarına kıyasla günlük olarak yüzde 102’lik bir artışı temsil ediyor. Araştırmalara göre en son buna benzer bir büyüme 2020’nin Mart ayında yaşanmıştı. Hatırlayacağınız üzere Mart ayı ise pandeminin başlangıcıydı.
Prime Video reklamlı abonelik alacak iddiası sosyal medyayı karıştırdı. Amazon, reklamsız Prime Video için ekstra para isteyecek.
Aslında 2022’nin sonlarında Kanada, Latin Amerika ve İspanya’da uygulanan yasak kararı, bazı kullanıcıların tepkisiyle karşı karşıya kalmış ve aboneliklerini iptal etmesiyle sonuçlanmıştı. Ancak Antenna’nın raporu, Netflix’in şifre paylaşım kısıtlamalarının olumlu sonuçlar getireceğini gösteriyor.
Rapor, şifre yasaklama kararı sonrasında küresel olarak abonelik iptallerinde de artış olduğunu ortaya koydu. Antenna, 23 Mayıs’tan bu yana yeni kullanıcıların iptal oranının yüzde 25,6 seviyesine ulaştığını dile getirdi.
Parola paylaşımını yasaklamak başarılı olmuş gibi görünse de, aynı evde yaşayan kişilerin hesap paylaşamaması büyük tepki topladı. Bu kararın diğer platformlar tarafından uygulanıp uygulanmayacağını yakın zamanda göreceğiz.
Meta, geçtiğimiz yıldan beri yanlış politikalar nedeniyle oldukça fazla işten çıkarma yaptı. Mark Zuckerberg Meta çalışanlarını motive tutmakta zorlanırken, Kasım ayında 11 bin kişiyi işten çıkardı. Bu furyanın ardından 2023 Mart ayında ise 10 bin Meta çalışanını daha işten çıkaran CEO’ya çalışanlardan tepki geldi. Haberin detaylarına hep birlikte göz atalım.
Meta çalışanlarının yüzde 74’ü Zuckerberg’e güvenmiyor!
The Washington Post’un raporuna göre, Mayıs ayı sonunda şirket içi bir ankete yanıt veren Meta çalışanlarının yüzde 74’ü Mark Zuckerberg ve yönetimine güvenmiyor. Ekim 2022 tarihinde yapılan bir başka ankete göre bu sayı yaklaşık 5 puan yükselmiş durumda. Ayrıca Post’un raporuna göre çalışanların yalnızca yüzde 43’ü şirkette kendini değerli hissediyor.
Zuckerberg’ün ”verimlilik yılı” olarak adlandırdığı çok sayıda işten çıkarma, harcama kesintileri ve strateji değişikliklerini içeren kargaşa bu moral düşüşünün sebebi olarak görülüyor. Öyle ki, Boswell Group’un kurumsal danışmanı ve yönetici müdürü Kerry Sulkowicz’e göre Meta çalışanları sürekli ”Sıradaki ben miyim?” gibi sorulara yöneliyor.
Geçen hafta WWDC 2023 sunumunda ortaya çıkan Apple Vision Pro, Mark Zuckerberg tarafından ateşe tutuldu. İşte tüm açıklamaları...
Mart ayında yapılan işten çıkarmaların ardından bir çalışan, ”Yoğun bir şekilde çalışan birçok yüksek performanslı kişinin moralini ve liderliğe olan güvenini paramparça ettiniz. Neden Meta’da kalayım?” ifadelerini kullanarak şirket yönetimini eleştirdi.
Ek olarak, Meta’nın Metaverse’den vazgeçip bir anda yapay zeka tarafına yönelmesi, birçok çalışana harcadıkları emeğin boşa gittiğini düşündürdü. Bu sebepten ötürü Mark Zuckerberg Meta çalışanlarına liderlik vasfını sorgulattı.
Peki siz bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi Yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Google, sohbet botu Bard için birtakım özellikler geliştirdiğini duyurdu. PaLM-2 makine öğrenmesi modeline dayanan Google Bard, kod yazma konusunda yeni yetenekler kazandı. ChatGPT’nin aksine, Bard üzerinden bir kodun çıktısını görebileceksiniz. Ayrıca soruları inceleme yaklaşımı da değişiyor.
Google Bard, kod yazmada yeni bir döneme geçiyor
Google, hesaplamalı görevlerin yerine getirilmesinde yapay zekanın ne kadar doğru çalıştığını artırmak istiyor. Bunun için Bard’a yazılan kodu yürütme yeteneği kazandırdı. Bu yenilik, Google’ın artık matematik problemlerini çözebileceği veya kodların çıktılarını gösterebileceği anlamına geliyor.
ChatGPT gibi modeller, bilgileri parça parça inceleyerek açıklamaya çalışır. Örneğin, “Lollipop” kelimesini ters çevirmek istendiğinde ChatGPT yanlış cevap veriyor. Çünkü bu kelimeyi hecelerine ayırarak anlamaya çalışıyor.
Bugün ortaya çıkan bilgilere göre Samsung, kendi LLM yani Large Language Model (Büyük Dil Modeli) tabanlı yapay zekasını geliştiriyor.
Google ise bu hatayı gidermek için makine öğreniminde farklı bir yaklaşımı test ediyor. Örneğin, aynı soruya karşı Bard, Python programı oluşturup kodu yürüterek doğru çıktıyı “popilloL”u üretebiliyor. Bard ayrıca sadece cevabı değil aynı zamanda bu sonuca ulaşmak için kullandığı kodu da gösteriyor.
Google’ın bu yaklaşımı benimsemesi matematikteki bazı manipülasyonlarını da engelliyor. Örneğin, asal sayıları belirlemek veya büyüme oranlarını hesaplamak gibi sorguları Python üzerinden ele alabilir.
Google, Bard’ın yeteneklerini genişletiyor olsa da, ChatGPT’nin dikkate değer yenilikler aldığını unutmamak lazım. Ayrıca resmi bir iOS uygulamasıyla kullanıcı tabanını oldukça büyüttü. Öte yandan Samsung, ChatGPT gibi üçüncü taraf yapay zeka çözümlerini de test etmeye başladı.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Apple’ın iOS işletim sistemi sezgisel yapısı ve kolay kullanımı ile öne çıkıyor. Kullanıcılar tarafından çokça beğenilen iOS platformu yine de bazı sorunlara ev sahipliği yapabiliyor. QR kodlarını tarama sırasında yaşanan sorunlardan bunlardan bir tanesi. Ancak iOS 17 ile birlikte bu sorun çözülecek.
iOS 17 ile QR kod taratmak daha kolay bir hâle geliyor
iOS 11 ile birlikte iPhone modelleri kamera aracılığıyla QR kodlarını tarama desteğine kavuştu. Ancak bir kodu görüntülerken, bağlantı açılır penceresi sinir bozucu bir şekilde arayüzün üst kısmında kendisini gösteriyordu.
Ardından, iOS 13’te Apple, sarı bağlantı düğmesini kamera görüntüsünün içine yerleştirerek önemli bir adım attı. Önceki yönteme göre bir gelişme olsa da bu özellik de çoğu kullanıcıyı tatmin etmedi. QR kod bağlantısının çıktığı noktaya ulaşmak çoğu kullanıcının parmaklarını zorlar durumda.
Uzun zamandır sattığı teknolojik ürünlerle gündeme gelen A101, bugün de piyasa altı fiyata iPhone ve Apple Watch satıyor.
Ancak iOS 17 ile Apple, tüm iPhone boyutları ve parmak uzunlukları için evrensel bir çözüm bulmuş gibi görünüyor. iOS 17, bir QR kodunu taradığınızda, bağlantı düğmesi anında Kamera uygulaması arayüzünün altında belirerek başparmağınızla dokunmayı çok daha kolay hale getirecek.
Aslında iOS 16’da bu özelliği etkinleştirmenin bir yolu bulunuyor. Kullanıcılar QR kodunu kamera açısından çıkardıklarında, bağlantı balonu kamera arayüzünün altına ilerliyor. Ancak iOS 17 ile QR kod bağlantıları varsayılan olarak bu şekilde karşımıza çıkacak.
Bu önemsiz bir değişiklik gibi görünebilir, ancak QR kodları ile bilgi paylaşımı giderek daha yaygınlaşıyor. Apple’ın QR kodlara erişimi daha kolay hâle getirmesi ise bu konuda önemli bir adım olarak nitelendirilebilir. Peki siz iPhone modelleri ve QR kod tarama işlemleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşabilirsiniz.
NASA’nın uzay ile ilgili ütopik projeleri bulunduğu herkesin malumu. Ajans, uzun vadede insanoğlunu Ay ve Mars’a çıkarmak, orada koloni kurmak istiyor. Elbette bu düşüncelerin bazı büyük sorunları var. Yiyecek ve solunacak hava da bunlardan birkaçı. Ancak bilim insanları bu sorunlar için çözüm arayışında.
Fotoelektrokimyasal sistemi (PEC), güneş radyasyonundan oksijen üretebilmeyi hedefliyor
NASA ve diğer uzay ajansları mürettebatlı Mars görevleri için uzun vadede önemli projelere imza atıyorlar. Ancak aylar boyunca Mars’ta veya Ay’da bir insanın kalabilmesi için gerekli olan oksijeni taşımak oldukça maliyetli ve zor bir iş olarak karşımıza çıkıyor. Bilim insanları, bu sorunla başa çıkmak için kolları sıvadı.
Warwick Üniversitesi’nden yapılan yeni araştırma, oksijen üretmek için fotoelektrokimyasal cihazlara yönelerek gerçekleştirilebilecek bir projenin ayrıntılarını içeriyor. PEC tabanlı oksijen üretimi, elektrik üretmeden doğrudan güneş enerjisinden suyu hidrojen ve oksijen gazına ayırmak için yarı iletken malzemeler kullanan bir sistem olarak karşımıza çıkıyor. Yayınlanan makalede şu ifadelere yer verildi.
PV ile çalışan elektrolizör sistemlerinin aksine, fotoelektrokimyasal (PEC) cihazlar, ışık absorpsiyonu, yük ayrımı ve aktarımının yanı sıra kataliz işlemlerini de entegre eder. Son zamanlarda, şu anda Dünya’da sürdürülebilir güneşten kimyasal enerjiye dönüşüm süreçleri için geliştirilen PEC cihazlarının, karasal cihaz verimliliklerinde mikro yerçekimi ortamlarında hidrojen üretmek için kullanılabileceği gösterilmiştir
NASA, Ay görevi kapsamında çalışmalarını tüm hızıyla devam ettiriyor. Uzay ajansı, SLS roketini Ay'a taşıyacak motorları test ediyor.
Uluslararası Uzay İstasyonu’nda Oksijen Jeneratörü Düzeneği (OSA), yer alıyor. Aslında sistem, istasyon için oksijen üretmede yeterince iyi. Ancak Mars ve Ay gibi uzun soluklu projeler için yetersiz kalıyor. Makalede Fotoelektrokimyasal sistemi (PEC) geliştirilmesine ilişkin ayrıntılar verilirken OSA’nın yetersiz kaldığına değiniyor.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Lütfen görüşlerinizi yorumlar kısmında bizlerle paylaşınız.
Apple, geçtiğimiz günlerde teknoloji dünyasının merakla beklediği WWDC 2023 etkinliğini gerçekleştirdi. Burada yeni elektronik ürünlerini ve yepyeni özelliklerle dikkatleri üstüne çeken yazılımları tanıttı. Etkinliğe ShiftDelete’yi temsilen katılan Hakkı Alkan ise WWDC 2023’te olanları anlattı.
Apple’ın bugüne kadar geliştirdiği en büyük ve en iyi çip olma özelliği taşıyan M2 Ultra, Mac Studio ve Mac Pro’yu şimdiye kadarki en güçlü Mac masaüstü bilgisayarlar haline getiriyor. Ayrıca cihaz, Apple’ın UltraFusion teknolojisinden yararlanıyor ve bu sayede M2 Max’i birbirine bağlayarak performansı iki katına çıkarıyor.
134 milyar transistör içeren M2 Ultra, 192 GB’a kadar bellek kapasitesini destekleyen birleşik bellek mimarisi ile, M1 Ultra’dan yüzde 50 daha fazla kapasiteye sahip. Öte yandan 800 GBps ile M2 Max’e kıyasla iki kat daha fazla bellek bant genişliği sağlıyor.
Sanal gerçeklik gözlüğü olan Vision Pro, özellikleri ile dikkat çekiyor. Çevrenizdeki insanlarla etkileşim kurmanıza olanak tanıyan ve toplantılara erişmeyi daha kolay hale getiren AR/VR gözlük, toplantıdaki katılımcılarla kolayca iletişim kurmanıza da yardımcı oluyor.
Sahip olduğu kameralar ile kayıt alma özelliği de sunan Vision Pro ile anılarınızı da kaydedebiliyorsunuz. Apple’ın yeni AR/VR gözlüğü bu anlamda da fark yaratıyor.
M2 Ultra’lı Mac Pro
Alışageldik rende tasarım ve metal cephesiyle sahne alan Mac Pro, M2 Ultra işlemcisine sahip. Bununla beraber sekiz Thunderbolt bağlantı noktası ve altı PCI genişletme yuvası da bulunuyor. Ayrıca en fazla 76 çekirdekli GPU ve 192 GB bellekle yapılandırılabilir.
6 bin 999 dolar fiyat etiketi ile tanıtılan Mac Pro, üç adet USB-A bağlantı noktası ve iki adet HDMI bağlantı noktasına ev sahipliği yapıyor. HDMI, en fazla 8K çözünürlük ve 240 Hz’ye kadar kare hızlarını destekliyor. Öte yandan iki adet 10 Gb Ethernet bağlantı noktasına sahip olan Mac Pro’da bir adet kulaklık girişi de mevcut.
Performans alanında sahip olduğu üstün nitelikler ile dikkat çeken yeni Mac Studio modelleri, M2 Max ve M2 Ultra işlemcileri ile sahne aldı. 1 bin 999 ABD doları fiyat etiketiyle tanıtılan modeller, Türkiye’de ise 57,999 Türk Lirası başlangıç fiyatına sahip.
Apple, gerçekleştirdiği WWDC23 etkinliğinde gelişmeleri aktarmaya devam ediyor. Tanıtılan Mac Studio yenilikleri, heyecan uyandırıyor.
15 inç MacBook Air
15 inç MacBook Air, M2 yongası ve 8 çekirdekli bir CPU’yu bünyesinde barındırıyor. 10 adede kadar çekirdekle yapılandırılabilen GPU ile gelen cihaz, bu noktada yüksek performanslı media engine ile daha fazla sayıda 4K ve 8K ProRes video akışıyla çalışma imkanı sunuyor.
18 saate kadar pil ömrüyle uzun süreli kullanım sağlayan cihaz, batarya konusunda bir sıkıntı yaratmıyor. Öte yandan 11,5 mm inceliğindeki MacBook Air, dünyanın en ince 15 inç laptopu konumunda. Benzer seviyedeki laptoplara kıyasla yüzde 40 daha ince ve 0,22 kg daha hafif olmasıyla dikkat çekiyor.
WWDC 2023 resmen başladı. Etkinlikte merakla beklenen 15.3 inç MacBook Air modeli tanıtıldı. 15.3 inç MacBook Air özellikleri ve fiyatı!
iOS 17
iOS 17, bir dizi yeni arayüz değişikliği ve etkileyici bir multitasking özelliğini beraberinde getirdi. Öte yandan Telefon, iMessage, AirDrop, Cüzdan ve Sağlık uygulamaları da önemli güncellemelerle kullanıcıların karşısına çıktı.
SDN Kurucusu Hakkı Alkan'ın yerinden takip ettiği etkinlikte Apple, iPhone modelleri için iOS 17 sürümünü tanıttı. İşte iOS 17 özellikleri.
iPadOS 17
iPadOS 17, widgetlar ve yeni Kilit Ekranı özellikleri ile tanıtımda şov yaptı. Yeni widgetlar sayesinde akıllı ev sisteminize direkt olarak tek tuşla bağlanabilirsiniz. Ayrıca ışığı ve müziği de artık kontrol edebilirsiniz.
iPadOS 17, makine öğrenimi modelleri sayesinde bir PDF’deki imza gibi alanları tanımlayabiliyor. Hatta kamera ile taranan belgeler üzerinde çalışmayı da mümkün kılıyor.. Bu sayede parmakla veya Apple Pencil ile belgelerinizi imzalamayı mümkün kılıyor.
Apple, bugün ABD'de düzenlediği WWDC 23 etkinliğinde yeni işletim sistemlerini tanıttı. İşte iPadOS 17 ve alacak iPad modelleri...
watchOS 10
watchOS 10 güncellemesiyle birlikte birçok uygulama yeniden tasarlandı ve Apple Watch sahipleri artık iPhone’lardaki gibi widget desteğine kavuştu. Bu yeni widget’lar sayesinde istediğiniz bilgileri ana ekranda görüntüleyebilirsiniz. Ayrıca, arka plan rengi artık saatin saat dilimine göre otomatik olarak değişecek. Örneğin, akşam saatlerinde karanlık temada bir renk kullanılacak.
watchOS 10, Palet ve Snoopy adında iki yeni saat kadranıyla birlikte geliyor. Ayrıca, Antrenman uygulamasına Pusula ve Haritalar entegre edildi. Bu sayede Bisiklet Sürme özelliği daha da gelişti. Öte yandan artık Antrenman aktivitelerinizi iPhone’da Canlı Etkinlik olarak takip edebilmek mümkün.
Apple, bugün düzenlediği WWDC 2023 etkinliğinde Watch akıllı saatleri için yeni işletim sistemini tanıttı. İşte watchOS 10 özellikleri...
macOS 14 (Sonoma)
macOS 14 için duyurulan güncellemeler arasında masaüstü için widget desteği, göz alıcı yeni ekran koruyucular, Oyun Modu ve güncellenen Safari, oldukça dikkat çekiyor. Apple, heyecan verici bir Oyun Modu sunuyor.
Bu yeni mod, Apple Silicon çiplerini daha optimize hale getirerek oyunlarda daha yüksek FPS (Kare Hızı) sunmayı hedefliyor. Ayrıca, AirPods ve Xbox/PlayStation kontrolcülerindeki gecikmeyi azaltarak oyun deneyimini geliştiriyor. Death Stranding Director’s Cut gibi birçok oyun da macOS 14 ile birlikte Mac’e geliyor.
WWDC 2023 kapsamında macOS 14 tanıtıldı. Mac bilgisayarlara ufak dokunuşlar ekleyecek yeni sürüm hakkında tüm detaylar haberimizde.
tvOS 17
Apple TV kullanıcıları, tvOS 17 ile birlikte yenilenmiş bir arayüzle karşılanacak. Bu güncelleme, iPad’leri anımsatan zarif ve sade bir tasarıma sahip olan bir arayüz sunuyor. tvOS 17 ile birlikte FaceTime, Apple TV’ye ekleniyor. Artık evinizin rahatlığında, büyük bir televizyon ekranı üzerinden toplantılar yapabilir veya sevdiklerinizle görüntülü olarak iletişim kurabilirsiniz. FaceTime çağrılarını iPhone ve iPad üzerinden başlatabilmek mümkün.
Apple Tv kullanıcılarının heyecanla beklediği haber sonunda geldi. tvOS 17 sürümü tanıtıldı. Peki yeni neler var? İşte detaylar...
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Apple’ın yeni ürünlerini ve yazılımları ile gelen özellikleri nasıl buldunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Elektriklenme yolunda ilerleyen Ford yeni bir teknolojinin peşinde. Marka bu hafta yeni patent başvurularında bulundu. Yapılan başvurulara baktığımızda elektrikli otomobillerdeki şarj ömrünün 2 katına çıkacağını söyleyebiliriz. İşte Ford tavan bataryası patenti ile ilgili detaylar…
Yeni patent: Elektrikli otomobiller için Ford tavan bataryası!
Tamamen elektrikli F-150 Lighting, E-Transit ve Mustang Mach-E modelleri ile piyasada bulunan Ford yeni bir patent başvurusunda bulundu. Başvurunun içeriğine bakıldığında akla gelen ilk soru “Türk ustalar bunu nasıl düşünemedi ya?” oldu. Ford elektrikli otomobillerin tavanına monte edilebilen yedek bataryayı üretmeyi planlıyor.
İlk olarak Lightning Owners forumunda bir kullanıcı tarafından fark edilen patent başvurusu incelendiğinde pratikte oldukça basit görünen bir teknoloji söz konusu. Araçların tavanına monte edilen port bagaj yapısına benzeyen bir yedek batarya düşünün. Bununla birlikte, kutunun arkasından bir şarj kablosu çıkıyor ve bu da onu bir akıllı telefonu şarj etmek için kullanılan bir yedek pil gibi gösteriyor. Elektrikli otomobiller için üretilen bir powerbank gibi.
Clio'nun üvey kardeşi Mitsubishi Colt artık sahnede! İşte tasarım özellikleri ve diğer detayları haberimizde...
Ancak patent ilk etapta çok mantıklı gelse de diğer etkenler düşünüldüğünde biraz korkutucu oluyor. Öncelikle güvenlik. Otomobillerin altındaki bataryalar uzun çalışmalar sonucunda güvenli bir hale getirildi. Ayrıca araç içerisinde belirli muhafazaların içerisinde. Ancak aracın tavanında bir batarya taşıyor olmak ne kadar güvenli? Özellikle takla atılması vb. kaza durumlarında.
Ford patent ile ilgili resmi bir açıklama yapmadı. Ancak patent içerisinde yer alan özelliklere bakıldığında bu bataryanın kendine ait bir koruma muhafazasına sahip olacağı görülüyor. Ayrıca bataryanın aşırı ısınması vb. durumlarını önlemek için çeşitli hava kanalları da muhafazada yer almakta.
Bataryanın patent fotoğraflarında bir Ford Bronco yer alıyor. Bronco bir arazi aracı ve ağır arazi şartlarında off-road yapmak amacıyla kullanılıyor. Fakat bir off-road aracı üzerinde gerçekten ağır bir Lityum-iyon pilinin yerleştirmesi ne kadar avantajlı olabilir?
Şarj kitinin araç yolda giderken şarj edip edemeyeceği belli değil. Yani kesintisiz şekilde yola devam etmenizi sağlayıp sağlamayacağı tam olarak belli değil. Fakat bu yeni batarya kiti rotanız üzerinde veya gideceğiniz yerde elektrikli otomobil şarj istasyonu alt yapısına sahip değilseniz oldukça işinize yarayacaktır.
Peki siz Ford tavan bataryası patenti hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında bizimle paylaşmayı unutmayın…
Gelişen teknolojinin ürünü yapay zeka, son yıllarda yükseliş trendine girdi. Öyle ki hayatımızın hemen yer yerinde yer edindi ve edinmeye de devam ediyor. Şu anda bu konuyla ilgili çalışmalar yürüten OpenAI ve Google gibi dev şirketler var. Bugün ortaya çıkan bir rapora göre Samsung da kendi yapay zeka dil modelini geliştiren şirketler arasına giriyor. İşte ayrıntılar…
Samsung, kendi yapay zeka dil modelini geliştiriyor!
Teknoloji dünyasında şu anda OpenAl’nın ChatGPT’si ve Google’ın Bard yapay zeka araçları öne çıkıyor. Öyle ki şimdiye kadar pek çok web sitesine, sosyal medya platformuna ve mobil uygulamaya da bu araçlar çoktan entegre edilmiş durumda ve entegrasyon sayısı da gittikçe artıyor.
Geçtiğimiz günlerde Samsung‘un ChatGPT benzeri bir yapay zeka dil modeli geliştirmeyi düşündüğü, şirket içerisinden sızdı. Bugün ise teknoloji devinin, LLM yani Large Language Model (Büyük Dil Modeli) tabanlı yapay zeka için çalışmalara başladığı ortaya çıktı.
Google CEO'su Sundar Pichai son olarak yaptığı bir paylaşım ile Bard'ın artık çok daha yetenekli olacağını açıkladı.
Sammobile’in haberine göre Samsung, bunun için büyük bir insan gücü ve kaynak yatırdı. Aktarılan bilgilere göre şirket, dil modelini eğitmeye başlamak için bütün GPU kaynaklarını ayırdı ve iki ay içerisinde bu eğitimi tamamlamayı hedefliyor.
Paylaşılan bilgilere göre Samsung, eğitim çalışmaları biterse, iki ay sonra yapay zeka dil modelini duyuracak. Belge özetleme, yazılım geliştirme ve dil çevirisi gibi amaçlarda kullanılacak olan bu yapay zeka dil modelinin herkese sunulup sunulmayacağı ise belli değil. Belki de şirket, kendi projeleri için kullanmayı hedefliyor olabilir.
Aslına bakacak olursak Samsung, bundan önce ChatGPT gibi üçüncü taraf, yani kendisine ait olmayan yapay zeka çözümlerini kullanılıyordu. Hatta Google, Microsoft, Naver ve OpenAI gibi çeşitli şirketlerle görüşmeler de yürütmüştü.
Ancak Samsung, bazı personellerin ChatGPT üzerinden önemli verileri sızdırmasının ardından üçüncü taraf yapay zeka araçlarını yasakladı. Bunun üzerine şirket, kendi yapay zeka dil modelini geliştirmeye karar verdi. Bu, Samsung’un Bixby sesli asistanı için bir son olabilir. Zira şirketin, hedeflerini gerçekleştirebilirse, daha iyi bir çözümle kullanıcı karşısına çıkacağı düşünülüyor.
Peki sizler bu konu hakkında neler düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki Yorumlar kısmından bizlerle paylaşabilirsiniz.
Kuantum bilgisayarlar uzun yıllardır tartışılıyor ve geliştiriliyor. Bu kapsamda halen daha tam anlamıyla bir kuantum bilgisayar teknolojisine sahip değiliz belki ama Nvidia ve Rolls Royce bu konuda ciddi adımlar atıyor. İki marka yaptıkları ortaklık ile Nvidia ekran kartlarını Rolls Royce’un jet motoru üretimi esnasında kuantum bilgisayarlarda kullanıyor ya da diğer bir ifadeyle taklit ediyor. İşte konuyla ilgili detaylar…
Nvidia ve Rolls Royce kuantum teknolojisi için birlikte çalışıyor!
Grafik kartları ile ön plana çıkan Nvidia kuantum bilgisayar teknolojileri için Rolls Royce ile birlikte çalışıyor. İki firma güçlerini birleştirerek jet motoru üretiminde bir kuantum bilgisayarı taklit ediyorlar. Evet taklit ediyorlar çünkü şu anki teknoloji tam anlamıyla bir kuantum bilgisayar üretimine yetmiyor. Fakat bir kuantum bilgisayarın neler yapabileceğini görebiliyoruz.
Rolls Royce uçaklar için ürettiği jet motorlarının üretiminde bu kuantum bilgisayarlar kullanmaya çalışıyor. Çünkü şu an piyasada bulunan en güçlü bilgisayarlar bile bir jet motorunun ürettiği güç ile uçağın nasıl havalandığını hesaplarken zorlanıyor. Bu yüzden kuantum bilgisayar teknolojisinin özellikle havacılık sektöründe yer alması zorunlu.
Norveçli Hurtigruten firması, geçtiğimiz gün türünün ilk örneği olan sıfır emisyonlu gemi planlarını açıkladı.
Rolls Royce ilk etapta kullandığı kuantum bilgisayarları için Nvida’nun A-100 adlı GPU’larını kullandı. Şu an için isim olarak kuantum bilgisayar unvanını alabilirler. Ancak donanım olarak baktığımızda gerçek anlamda kuantum bilgisayar olduklarını söylemek zor. Daha çok kuantum bilgisayarcık gibi. Bunun sebebiyse gerçek kuantum bilgisayarlara kıyasla bu cihazların sadece birkaç düzine kuantum bitlerinin bulunması. Bu da yapılan hesaplamalara tam olarak güvenilir dememize engel oluyor.
Fakat iş Rolls Royce’un algoritmasına geldiğindeyse gerçekten bir kuantum temeli diyebiliriz. Markanın sahip olduğu HHL tabanlı algoritma CFD simülasyonlarını önemli ölçüde hızlandırma potansiyeline sahip ancak henüz onu çalıştıracak bir kuantum bilgisayarımız yok. Bu sebeple Nvidia ile yapılan ilk testler ve iş birliği büyük önem arz ediyor.
Peki siz kuantum ve kuantum bilgisayar teknolojisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce geleceğin mühendislik temelleri bu bilgisayarlar mı olacak? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…
Sosyal medya ve YouTube’da oldukça sevilen Kafalar ekibinin ofisini bastık. Atakan Özyurt, Bilal Hancı ve Fatih Yasin bu baskına nasıl karşılık verdi, neler yaşandı? Hepsi videomuzda.
SDN editörü Samet Jankovic, Kafalar ekibinin ofisini gezerek onlara ekipman ve teknolojilerini sordu. İçerik oluştururken teknolojiyi nasıl kullandıkları, haftalık içerik planlama süreçleri gibi bilgileri paylaşan ekip, daha sonra ofisin internet hız testini yaptı.
Bu testten sonra ofisin mutfak, giriş gibi diğer bölümlerini gezdik. Ofiste bulunan kurgu ve diğer işler için toplanan bilgisayarların oldukça güçlü olduğu ön plana çıkan gezimizde, ekip için çeşitli hediyelerimiz de oldu.