Elektrikli araçlara olan talep her geçen gün artış göstermeye devam ediyor. Özellikle azalan maliyetlerle birlikte piyasaya göre normale dönen fiyatlar ile birlikte müşteriler yönünü elektrikli araçlara çevirmiş durumda.
Elektrikli araçların artan menzilleri ve gelişen şarj teknolojileri ile birlikte benzinli araçlara kıyasla tercih edilme oranı da artıyor. Son gelen satış rakamlarına göre bu durum en çok Volkswagen grubuna yaramışa benziyor.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TOGG'un Gemlik fabrikasında devam eden inşaatı ziyaret etti ve değerlendirmelerini paylaştı.
Bir önceki yıla göre satışlar yüzde 138 arttı
Buna göre Volkswagen grubu, bu yılın Temmuz ve Eylül ayları arasında dünya çapında 122.100 elektrikli araç satışı gerçekleştirdi. 2020’nin aynı dönemine göre satış rakamlarını ikiye katlayan Alman otomobil devi, elektrikli otomobillere olan yatırımlarını hız kesmeden sürdürüyor.
İki katına çıkan satış rakamları ile alakalı açıklamada bulunan satış başkanı Christian Dahlheim, “Küresel elektrikli atağımız tüm hızıyla devam ediyor. Avrupa’da tamamen elektrikli araçlarda 1 numarayız. ABD’de ise iki numarayız. Bir milyon elektrikli araç hedefimize yönelik talepler güçlü bir şekilde devam ediyor.” dedi.
Satış verilerine göre Alman grup Çin’de de satışlarını artırmaya devam ediyor. Bu veriler neticesinde marka bu yılın ilk yarısında 18.300 tane elektrikli araç sattı. Çin’deki elektrikli araçların yüzde 24’ünü oluşturan VW grubun araçları, tüm dünyada tercih edilen modeller arasında yer almaya devam ediyor.
Bu yıl itibariyle toplamda 293.100 elektrikli araç satan VW grubu, geçen yıla göre elektrikli araç satışlarında yüzde 138 artış yaşadı.
Performans ve kamera beklentisi olan kullanıcıların merakla beklediği iPhone 13 Pro nihayet tanıtıldı. Özellikle küçük boyutlu akıllı cihaz kullanmak isteyenlere hitap eden cihaz, beklentileri fazlasıyla karşılıyor.
Apple A15 Bionic işlemciden güç alan iPhone 13 Pro, en yüksek performansı sunan akıllı telefon ünvanının sahibi. Ayrıca iPhone 13 Pro modelinde bir önceki nesilden farklı olarak 1 TB depolama seçeneği mevcut.
iPhone 13 serisinde iPhone 12 tasarım çizgisinin dışına çıkmayan Apple, iPhone 13 Pro modelinde 120Hz panel kullandı. Ayrıca küçük çentik ve büyük kamera boyutlarıyla dikkat çeken iPhone 13 Pro, Super Retina XDR 6.1 inç ekrana sahip. Ayrıca iPhone 13 Pro modelinde Sierra Blue, Silver, Gold ve Graphite renk seçenekleri mevcut.
Serinin önceki modelleri ile benzer şekilde iPhone 13’lerde işlemci konusunda fark bulunmuyor. Bütün modeller Apple A15 Bionic işlemciden güç alıyor. TMSC tarafından 5nm teknolojisi ile üretilen Apple A15 Bionic işlemci, yapay zeka desteği konusunda oldukça iddialı.
Apple A15 Bionic işlemci, bir önceki nesile göre yüzde 7 daha yüksek performans ve yüzde 15 artan enerji verimliliği ile dikkat çekiyor. Henüz test sonuçları paylaşılmasa da yeni işlemcinin rakipleri geride bırakacağı tahmin ediliyor.
128 GB,256 GB, 512 GB ve 1 TB depolama seçeneği ve 6 GB RAM ile karşımıza çıkan iPhone 13 Pro, performansıyla dikkat çekiyor. Ayrıca LPDDR5 RAM kullanan Apple, iPhone 13 Pro modelinde üçlü kamera dizilimine yer verdi.
iPhone 13 Pro modelinde 12 Megapiksel f/1.5 ana kamera, 12 Megapiksel f/1.8 otomatik odaklama özelliğine sahip ultra geniş açılı lens ve 12 Megapiksel f/2.8 telefoto lens mevcut. Şirket, derinlik sensörü olarak TOF 3D LiDAR kullandı. Ayrıca öz çekim kamerası olarak 12 Megapiksel geniş açılı lens tercih edildi.
Cihazda 25W hızlı şarj ve 15W MagSafe teknolojilerine sahip 3.095mAh batarya mevcut. Yani iPhone 13 Pro, iPhone 12 Pro modelinden sadece 290 mAh daha yüksek batarya kapasitesine sahip. Ayrıca pil süresinde yaklaşık 1,5 saatlik iyileştirme ile karşımıza çıkıyor. Ne yazık ki Apple batarya performansı konusunda halen rakiplerinin gerisinde.
Yeni modelde Wi-Fi 6 ve Blutooth 5.2 teknolojilerinin yanı sıra uydu iletişimini destekleyen Qualcomm X60 modem mevcut. Ayrıca güvenlik konusunda Face ID haricinde bir teknoloji kullanılmamış. Ne yazık ki bu sene de USB-C portuna geçmeyen Apple, Lightning ısrarına devam ediyor.
iPhone 13 Pro teknik özellikleri
Ekran:
6.1 inç – 2532 x 1170 piksel – 460 PPI – Super Retina XDR – 120 Hz yenileme hızı
Cam koruması: Ön ve arka taraf Corning Gorilla Glass 6
Diğer özellikler: HDR desteği
Donanım:
İşlemci: Apple A15 Bionic
Depolama – RAM: 128 GB/256 GB/512 GB/ 1 TB dahili hafıza, microSD kart desteği yok, 6 GB RAM LPDDR5
Güneş sistemindeki asteroitleri incelemek üzere uzaya fırlatılan Lucy uzay aracı başarılı bir şekilde görevinin ilk aşamasına başladı. 12 yıl sürecek uzunca bir göreve başlayan Lucy, ULA tarafından geliştirilen Atlas V roketi ile başarılı bir kalkış ile uzaya ulaştı.
Jüpiter’in Lagrange noktalarının yanı başında bulunan Truva asteroitlerini keşfetmek üzere NASA tarafından geliştirilen uzay aracı, aynı anda en fazla asteroiti keşfeden ilk araç olacak. Buna göre Lucy, 12 yıllık görev süresi boyunca 8 tane asteroiti keşfetmesi planlanıyor.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Elon Musk'ın şirketi SpaceX ile işbirliğindeki Crew-5 görevinin astronotlarını atadığını duyurdu.
Lucy, güneş sisteminin evrimini anlayacak
Güneş sisteminin evrimini anlamaya yardımcı olacak ve gezegen oluşumunun “fosilleri” olarak kabul edilen Truva asteroitine ulaşana kadar birçok farklı asteroit görecek olan Lucy, kalkıştan bir saat sonra Atlas V roketinden ayrıldı.
Bu ayrılma sonra ikinci motor ile yoluna devam eden uzay aracı, yolculuğunun ilk ayağını başarılı bir şekilde sürdürüyor. Ekim 2022’de dünya çevresindeki ilk yerçekimi desteğini alacak olan Lucy güneş etrafındaki görüngesine başlamadan pillerini de şarj etmeye başladı.
2024’te başka bir yerçekimi yardımı için dünyaya dönecek olan Lucy, 2025’te Donaldjohanson asteroitinin (ana asteroit kuşağının yakınında) yanından geçecek. Daha sonra 2027’de uzay aracı ilk olarak Jüpiter’in önünde buluna ilk Truva asteroitleri sürüsünü ziyaret edecek. Ardından 2031’de üçüncü bir yerçekimi yardımı için dünyayı yeniden ziyaret edecek. Sonunda ise 2033’te ikinci kez asteroit sürüsünü görecek.
Üzerine yerleştirilen 20 mesajla uzaydaki görevine başlayan Lucy, iki tane Türkçe mesaja sahip. Bu mesajlardan biri bir Atasözü olurken, biri Orhan Pamuk tarafından kaleme alındı. Lucy üzerine yerleştirilen atasözü, “Balta ormana girdiğinde ağaçların çoğu “hiç değilse sap bizden biri” dedi”.
Orhan Pamuk’un kaleme aldığı söz ise, “Daha çok sevmek, daha çok gülmek, daha çok düşünmek isterdik. Daha çok görmek, daha çok anlamak, daha çok güvenmek isterdik. Şimdi bizden kalanlar bu istekler ve bu kelimeler. Huzur, rüyalar, uyku ve öpüşler vardı. İnsanlar, meyveler, kağıtlar ve kalemler de vardı. Çünkü hiçbir şey hayat kadar şaşırtıcı olamaz. Yazı hariç. Evet, tabii, tek teselli yazı hariç.” şeklinde.
Mobil sektörün önde gelen üreticilerinden Apple ve Google, yıllardır diğer teknoloji şirketlerini başarılarıyla korkutuyor. 2000’lerin başından beri güçlenen iki üretici, birbirlerinin de en büyük rakibi. Ancak bu yıl iki farklı işlemci üreticisi, telefon sektörünün önde gelen firmalarından her zamankinden daha fazla korkuyor.
Önümüzdeki hafta hem Apple, hem Google, hem de Samsung yeni cihazlarını gerçekleştirilecek lansmanlarda ayrı ayrı tanıtacak. Özellikle Google ve Apple’ın etkinlikleri birçok kullanıcıyı heyecanlandıracak türden. Google, Salı günü Pixel 6 serisini ve muhtemelen katlanabilir Pixel cihazını tanıtacak. Apple’sa pazartesi günü M1X işlemcili 2021 model MacBook Pro’ları duyuracak.
Bir araştırma şirketi tarafından yayımlanan raporda Apple, ARM dizüstü pazarında yüzde 79 ile birinci sırada yer alıyor.
Intel, Apple’ın gerisinde kalıyor
Geçtiğimiz yıl M1 işlemcisi ile büyük beğeni toplayan Apple, Intel’in göndermeli reklamlarıyla sık sık karşılaşmak zorunda kaldı. İşlemci üreticisi Intel kendi çiplerinin, Apple’ınkilere nazaran daha başarılı olduğunu iddia ediyordu. Ancak kullanıcı yorumları ve testler, Apple M1 çipinin daha performanslı ve verimli olduğunu gösterdi.
Apple’ın çiplerini bir türlü yakalayamayan Intel, yeni M1X çipi sebebiyle üreticiden çekiniyor. En azından kaynaklar, Intel’in ana gündeminin M1X ile mücadele etmek olduğunu söylüyor.
Qualcomm’u saran korku Google kaynaklı
Intel ve Apple’ın rekabetinin aksine akıllı telefon sektöründe çekişmeye başlayan Qualcomm–Google, yeni Pixel 6 ile rekabette boyut atlayacak. Google’ın yeni 5nm üretim sürecinden geçen Tensor işlemcisi, yıllardır mobil sektörde gücü elinde bulunduran Qualcomm’u düşündürmeye başladı.
Daha önceki Pixel modellerinde Qualcomm üretimi çipleri karşımıza çıkartan Google, ilk defa kendi işlemcisiyle kullanıcıyı cezbetmeye çalışacak. Çip üreticisi her ne kadar Intel gibi karalama kampanyası başlatmasa da attığı Tweet ile Google’ı cephe aldı.
Önümüzdeki günler bizlere neler gösterecek bilinmez. Bakalım önümüzdeki hafta tanıtılacak olan cihazlar, teknoloji camiasında nasıl karşılanacak? Bekleyip görelim…
Kısa süre önce Netflix’te 1. sezonu yayınlanan Güney Kore yapımı Squid Game, platformun popüler yapımlarından Bridgerton ve Lupin’i geride bırakarak, en çok izlenen dizi rekorunu ele geçirdi. Yapım, çıkışının üstünden yalnızca 3 hafta geçmiş olmasına rağmen, 90 ülkede zirveye oturmayı başardı. Ancak kıramadığı tek bir rekor, onu 1. sıradaki tahtından aşağı indirdi.
Bugün itibariyle Squid Game, Netflix’in ABD’deki en iyi 10 listesinde ilk sırada yer almıyor. Bu yılın başlarında çıkan Ginnyve Georgia isimli Amerikan yapımı komedi/ drama, türündeki dizinin 29 günlük rekorunu kıramamış olsa da, 25 gün boyunca listede 1. sırada olması, özellikle deniz aşırı bir yapıma göre uzun yıllar konuşulacak bir başarı.
Apple'dan kullanıcılarını üzecek haber geldi. Şirketin aralarında Türkiye'nin de bulunduğu bazı bölgelerde zam yapacağı ortaya çıktı.
Squid Game’i tahttan kim indirdi?
Caroline Kepnes’in 2014‘te yayımlanan romanından uyarlanan You , bir kaç yıl önce gösterdiği başarıdan sonra Netflix tarafından satın alındı. 3. sezonuyla birlikte perdeye geri dönen dizi çıktığı gün, en çok izlenenler listesinde 1. sırayı kapmayı başardı. Böylece Squid Game listenin başındaki yerini You’yabıraktı.
Yine de başarıları arasındaki fark kıyaslanamayacak kadar çok. Kore yapımı popüler yapım belki tacını kaybetmiş olabilir. Ancak Netflix’in en iyi 10 listesinde uzun yıllar boyunca yerini sağlama almayı başardı. Hatta önümüzdeki yıllarda platformun yeni yüzü olabileceği söyleniyor. Üstelik henüz sadece ilk sezonu yayınlandı. Dolayısıyla diğer sezonlarda eğer düşüşe geçmez ve popülerliğini koruyabilirse, kim bilir, kaybettiği tahtını belki o zaman kazanabilir.
You dizisinin konusu
Hikaye, bir gün yoğun bir hayatı olan Guinevere Beck’in, kitap almak için Joe Goldberg’ün çalıştığı dükkana gitmesiyle başlıyor. İlk görüşte aşık olan Joe, Beck’i yakından tanımak için elinden gelen her şeyi yapıyor. Dizinin başından beri bizlere Joe eşlik ediyor ve serüveni onun tarafından seyrediyoruz.
Pek çok kişi dizideki olayların işleyiş şekilleri ve karakterlerin düşüncelerini duyabiliyor olmanın diziyi çekici kıldığını söylüyor. Öte yandan 2. bölümün başında Dexter’a yapılan “tonight is the night” göndermesi sebebiyle psikopat aşık severlerde yapımı oldukça yakından takibe almış durumda.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Sony, 2018 yılında A7 III’ü tanıttığında, pek çok profesyonel fotoğrafçı tarafından oldukça beğenildi. Fiyatına göre sunmuş olduğu üst düzey özellikler sebebiyle, amiral gemisi cihazlar arasında fiyat performans ürünü olarak yerini aldı. Bu nedenle yakın zamanda tanıtılması beklenen A7 IV için beklentiler oldukça fazla.
Sony A7 IV‘ün de A7 III modeline benzer etkiyi yaratması için hangi yenilikleri beraberinde getirmesi gerekiyor. Sızıntılara göre özellikleri ve beklenen çıkış tarihi hakkında tüm bilgileri sizler için bir araya getirdik.
Uzun süredir sessizliğini koruyan Sony, sürpriz bir şekilde yeni Xperia modelini tanıtacağı etkinliğinin tarihini duyurdu.
Sony A7 IV için beklenen özellikler
Sony A7III’ün tanıtılmasının üzerinden 3 buçuk yıl geçti. 2 bin Dolarlık fiyatına rağmen beraberinde getirdiği yenilikçi özellikler sayesinde, adından devamlı söz ettirmeyi başardı. Tabii ki de yeni gelecek A7 IV modelinin pazarın en üstüne rakip olması beklenmiyor. Ancak bir 2018’de yaptığı gibi Canon ve Nikon gibi popüler markaları silkelemeyi başarırsa, piyasada sağlam yer edineceğinden kimsenin şüphesi yok.
Geçtiğimiz 4 yıl içerisinde, Canon ve Nikon gibi markalar da üst segment cihaz üretiminde söz sahibi firmalar arasında etkisini arttırmayı başardı. Öte yandan Sony, sadece kamera değil, aksesuarlarını da kendisi geliştirdiği için kullanıcılara hep bir adım ötesini sunmayı başardı. Ancak 2 binDolar sadece ülkemiz değil, tüm dünya için büyük bir meblağ.
Bu fiyat bandına çıktığı zaman insan, gerçekten iyi özellikler bekliyor. Özellikle bu aralıkta kalan spesifik pazar alanı, iyi bir kamera almak isteyen amatör fotoğrafçılardan, profesyonelliğe geçenlere kadar pek çok kişiye hitap ediyor. Ya da üst segmentin getirdiği kaliteye ihtiyacınız yok ama özelliklerine ihtiyacınız varsa Sony A7 III gibi cihazlar tam aradığınız şeyi sizlere sunmayı başarıyordu. Umuyoruz ki, selefinin yerine gelen modelde beklentilere cevap verecektir.
Video modu
Sony A7 IV’ninartık bu aileyi 4K 60 fps video standartlarına taşıması bekleniyor. Aslında bu özelliğin gelişi A7R IV modeliyle bekleniyordu. Ancak 2022 yılına kadar yeni bir R modelinin gelmesi pek olası gözükmüyor. Eğer beklenildiği gibi 2021 sonuna kadar bu cihaz piyasaya çıkarsa, rakiplerinin bir adım önüne geçmeyi başarabilir.
Video modunda bir diğer önemli konu ise stabilizasyon. Sony’nin bu cihazda OIS gibi bir teknolojiyi kullanması beklenmiyor. Ancak yapay zeka sistemleri sayesinde, EIS desteği sunulabilir. Yani video içerisinde çerçeveden kırpılarak görüntünün sabit şekilde kalması sağlanabilir. Bu konuda da pek çok fotoğrafçı arasında tartışmalar yaşanıyor. Çünkü iyi bir EIS desteğindense, kırpılmamış geniş açılı bir videoyu tercih edenlerde var.
Kamera sensörü
Yeni model hakkında kullanıcıları belki de en çok heyecanlandıran, sensör boyutunun büyüyeceği yönündeki iddialar oldu. Söylentilerin bir kısmı kameranın 30 yada 32 Megapiksel boyutundaki sensörlerle geleceği yönünde. Ancak bir diğer popüler iddiaysa Canon EOSR6 ve Nikon Z6 gibi rakiplerin önüne geçecek 33 Megapiksellik sensör ile geleceği yönünde.
Bazı kaynaklara göre Sony 2019’da A7 IV’ye sensör olarak kendi üretimi olan IMX 554‘ü seçti. 30.65 Megapiksel çözünürlük ve 36.6 kareye kadar da çekimine olanak sağlayan bu sensör zaten piyasada yeni değil. A7 III‘ün saniyede en fazla 10 kareye kadar, yani 19.2 karelik sensör okuma hızının yarısı kadar çekim yapabildiğini düşünecek olursak. Oldukça büyük bir gelişme olacaktır.
Vizör ve ekran
Sony A7 IV, 3.69 milyon noktalı elektronik bir vizörle karşımıza çıkabilir. A7 R’da bulunan 5.76 milyon noktalı panel kadar kaliteli olmasa bile, 2.3 milyon noktalı selefinden iyisini yapmayı başaracaktır. Sony’nin yeni tam ekran veya çerçevesiz ekran teknolojisiyle birlikte gelmesi bekleniyor. Ancak fiyat artışının önüne geçebilmek için LCD ekran kullanılabilir.
Çözünürlük konusunda da benzer bir durum söz konusu. Alpha A7R IV‘de 1600 x 1200‘lük bir panel varken Sony A7 IV modelinde hedefi selefi olan A7 III‘ün 1024 x 768 piksellik kalitesinin üstüne çıkmak olacaktır. Dolayısıyla 1280 x 960‘lık bir ekranla karşılaşabiliriz. Boyutlarının 3 inç olması beklenen bu ekran, pek çok kişi için Full HD değil, HD’deolsa pek çok kişi için yeterli olacaktır.
Otomatik odaklama (Autofocus)
Bir diğer önemli konu olan odaklama, pek çok kullanıcı tarafından önem sıralamasında 1. sıraya yazılıyor. Anı yakalamak isteyenler için makinenin çekime hazır olma süresi oldukça önemli. Burada bulunan en önemli faktörse elle değil, otomatik yapılan odaklama işlemidir. Sony de, bu cihaza A7SIII ve A1 modellerinde gördüğümüz odaklama sistemini getirebilir.
Sony, bu sistemle birlikte A1 modeline pek çok yeni özellik kazandırdı. Buna örnek olarak doğa fotoğrafçılarının sıklıkla kullanmış olduğu “kuş takibi” modu verilebilir. A7 III’te de hayvan takibi gibi benzer özellikler bulunuyor. Dolayısıyla bu sistemin geliştirilmiş bir şekilde A7 IV’ye eklenmesi bekleniyor.
Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda belirtmeyi unutmayın!
Uygun fiyatlı telefonlar ile Türkiye pazarında da popülerleşmeye başlayan Infinix, yeni serisini dikkat çekici özelliklerle duyurdu. Özellikle Zero ve Note serileriyle pazarda alternatif oluşturan üretici, şimdi de 120Hz yenileme hızına sahip ekranlı Note 11 ve Note 11 Pro’yu tanıttı.
Ucuz ve rakiplerine nazaran güçlü işlemcileri başarılı ekran ve kameralarla donatan Infinix, yeni serisinde de çizgisini bozmadı. Note 11 ile ilgili net açıklama yapılmazken, Pro model ekran ve kamera tarafında oldukça başarılı gözüktü. Peki Türkiye’de de satılması beklenen Infinix Note 11 Pro neler sunuyor?
Çin merkezli olan ve Türkiye’de de üretim yapan Infinix, yeni Note 11 Pro modelini yeterince iddialı bir şekilde tanıttı. 6.95 inç büyüklüğünde 1080×2460 piksel FHD+ çözünürlükte 120Hz yenileme hızına sahip IPS LCD ekranla birlikte resmiyet kazanan telefon, çerçevelerin inceliğiyle de kullanıcıların beğenisini kazandı.
Gücünü 12nm üretim sürecinden geçen sekiz çekirdekli MediaTek Helio G96‘dan alan Infinix Note 11 Pro, 8 GB RAM ve 128 GB depolamayı beraberinde getiriyor. Telefonda yer alan RAM miktarı yazılım ile 11 GB’a kadar çıkabiliyor. Ayrıca 1 TB’a kadar hafıza kartı desteği Note 11 Pro’nun küçük detaylarının başında geliyor.
Arka tarafında 64 Megapiksel + 13 Megapiksel + 2 Megapiksel çözünürlükte üç kamera bulunduran cihazın ön tarafında 16 Megapiksel çözünürlükte çekimler yapabilen tekli kamera kurulumu yer alıyor. Son olarak 33W hızlı şarj destekli 5.000 mAh pil Infinix Note 11 Pro’nun gün boyu kullanılabilmesini sağlıyor. Telefonun fiyatı bilinmezliğini koruyor.
Peki siz Infinix’in yeni Note 11 Pro modeli ile ilgili neler düşünüyorsunuz? Telefon Türkiye pazarına uygun fiyattan gelirse tercih eder misiniz? Yorumlarda belirtebilirsiniz…
Online müzik dinleme uygulamalarından birine üye olmak istiyorsanız, YouTube Music ve Spotify arasında kalmış olabilirsiniz. Doğru tercihi yapmanıza yardımcı olabilmek için bu iki uygulamayı sizler için kıyaslıyoruz.
Müzik endüstrisi dönüşü olmayan bir zirveye doğru tırmanıyor. Pasta oldukça büyüdü ve dilimler dağıtıldı. Kıyaslayacağımız uygulamalar arasında olan YouTube Music ve Spotify da bu pastadan en büyük dilimi alanlar arasında.
YouTube Music servisi sahip olduğu abone sayısıyla şaşırtıyor. YouTube Premium ve Music Premium abone sayıları eşit görünüyor.
Her iki uygulama da oldukçapopüler ve kullanıcıları tarafından olumlu geri dönüşler alıyor. Ancak hem ücretli hem de ücretsiz kullanımda birbirlerine göre bazı farklar mevcut. Gelin bu uygulamaların avantajlarına ve dezavantajlarına birlikte bakalım.
Spotify ile YouTube Music’in ücretsiz sürümleri arasındaki farklar
Spotify ve YouTube Music ismini gördüğümüzde aklımıza hemen ücretli sürümleri geliyor. Ancak her iki uygulama da bizlere ücretsiz kullanım imkanı sunuyor. Tabi eğer bedava kullanmak istiyorsanız bol miktarda reklama hazır olmanız gerekiyor.
Sürümlerin arasında bulunan tek fark sadece reklam olması değil. Akış kalitesinde de bir sınırlama söz konusu. YouTube Music 128 kbps, Spotify ise 160 kbps’ye kadar bir hizmet sunuyor.
Kısıtlamalar işlevsellik konusunda da devam ediyor. Spotify, uygulamanın arama yeteneklerini kısıtlar ve istediğiniz şarkıyı kolaylıkla seçip dinleyemezsiniz. Ancak eğer bir şarkı listesi hazırlarsanız bu liste içerisinde 1 saat içinde 6 kereyi geçmeyecek şekilde seçim yapabilirsiniz.
YouTube Music’de bu kısıtlamaların hiçbiri bulunmuyor. Ancak bu platform da kendine özgü bazı kısıtlamalar getirmiş durumda. Örneğin, mobil uygulamadan çıktığınızda veya telefonun ekranı kapatmak istediğinizde müzik kesilecektir. Eğer masaüstünde kullanıyorsanız yeni bir sekme açarak bu kısıtlamayı aşabilirsiniz. Son olarak şunu da belirtelim; her iki platformda da ücretsiz sürümde şarkıları çevrim dışı dinleme hakkınız bulunmadığı için internetebağlı olmak zorundasınız.
Nasıl içerik sunuyorlar?
Spotify ve YouTube Music arasında kaldıysanız muhtemelen haberimizin buradan sonraki kısmı sizin için belirleyici faktör olacaktır. Her iki uygulama da karşımıza birer müzik platformu olarak çıkıyor. Ancak tek sundukları hizmet bu değil.
Spotify sunduğu derin müzik kütüphanesinin yanında podcast arşivini de genişletmek için özel anlaşmalar yapıyor. Michelle Obama, Joe Rogan ve Kim Kardashian gibi bazı popüler isimleri çoktan kendi tarafına çekmiş durumda.
YouTube ise hem podcast hem de müziklerin videolu izleme seçeneğini sunuyor. Buna ek olarak Youtube’un müzik ve podcast kütüphanesinin daha geniş olduğunu da belirtmekte fayda var. Büyük bir artı olarak YouTube Music aldığımızda, ek olarak tüm özellikleriyle birlikte YouTube Premium’u da almış oluyoruz.
Hangi müzik uygulamasının fiyatı daha avantajlı?
YouTube bize 3 farklı paket sunuyor. Premium hesabımıza 10 farklı cihazdan çevrim dışı erişim sağlanabilir. Ancak sadece 1 tanesi çevrim içi olarak kullanabilir. Aile hesabında ise bu sayı 5’e çıkıyor.
Paketler
Bireysel
Aile
Öğrenci
Kampanya
İlk 1 ay ücretsiz
İlk 1 ay ücretsiz
İlk 1 ay ücretsiz
Fiyat
13,99
20,99
6,99
Bağlanabilir hesap sayısı
1
5
1
Spotify ise bizlere 4 farklı paket sunuyor. Burada YouTube’a ek olarak, aynı adreste yaşadığınız bir kişiyle ortak hesap kullanma deneyimi sağlayan Duo paketini de inceleyebilirsiniz
Paketler
Bireysel
Duo
Aile
Öğrenci
Kampanya
İlk 3 ay ücretsiz
İlk 1 ay ücretsiz
İlk 1 ay ücretsiz
İlk 3 ay ücretsiz
Fiyat
17,99
23,99
29,99
8,99
Bağlanabilir hesap sayısı
1 hesap
2 hesap
6 hesap
1 hesap
Bu haberimizde sizlerle en çok kullanılan müzik uygulamalarından Spotify ile YouTube Music arasındaki farkları ve benzerlikleri inceledik. Siz hangisini tercih ediyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı unutmayın.
15 yılı aşkın bir süredir vatandaşların hayatını kolaylaştırmaya yönelik hizmetleri sanal aleme taşıyan e–Devlet, yeni bir hizmeti daha kullanıma sundu. Devlete bağlı kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yapılacak birçok işlemi gerekli yerlere gitmeden telefon veya bilgisayar başında halletmenize olanak sağlayan platform, Temmuz ayı itibariyle 55 milyonu aşkın kullanıcıya sahip.
803 kamu kurumve kuruluşunun yer aldığı e-Devlet’te yeni bir hizmet hayata geçirildi. Alt-Üst Soy Bilgisi Sorgulama‘dan tutun da Vergi Borcu Sorgulama‘ya kadar birçok işlemi birkaç tıkla halledebildiğiniz devlet portalında artık “Doğum Bildirimi Başvurusu” bölümü de yer alacak.
Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü, ad ve soyad değişikliği başvuru hizmetini e-Devlet bünyesine getirdi.
e-Devlet, Doğum Bildirimi Başvurusu hizmetini hayata geçirdi
Doğurganlık oranının batıya göre yüksek olduğu ülkemizde 2020 yılında 1 milyon 112 bin 859 bebek dünyaya geldi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bu bebekler, ailelerinden birisinin Nüfus Müdürlüğüne gitmesi ile sisteme kaydediliyor ve kimlik kartları çıkartılıyordu. 2018‘de bu durumu kolaylaştırmak adına e-Doğum uygulaması çıkartılırken, aradan geçen üç yılın sonunda e-Devlet’ten adım geldi.
e-Doğum sistemi sayesinde kamu sağlık kuruluşlarında dünyaya gelen ve anne-babaları tarafından isimlendirilen çocukların doğum bildirimleri direkt hastane üzerinden yapılabiliyordu. Böylece Nüfus Müdürlüğü’ne gitmeye gerek kalmıyordu. e-Devlet üzerinden açılan “Doğum Bildirimi Başvurusu” ise telefon üzerinden kimlik kartı başvurusu yapılabilmesine olanak sağlıyor.
Doğumdan sonraki 30 gün içerisinde doğum bildirimi için başvuru yapabilecek olan anne babalar, e-Devlet üzerinden çocuğun adını, dinini ve Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı’nı teslim alacak kişinin gerekli bilgilerini kaydedip elektronik imza ile onaylayabilecek.
MERNİS’e gönderilen bu başvuru, anne-babanın ikametgah adresine en yakın nüfus müdürlüğünde incelenecek. Mevzuata aykırı bir durum olmadığı takdirde doğum olayı tescil edilecek ve çocuğun kimlik kartı verilen adrese gönderilecek. Eğer bir problem tespit edilirse başvuru yapan kişinin nüfus müdürlüğüne müracaat etmesi istenecek.
Peki siz e-Devlet’in yeni hizmeti ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Sizce bu sistem anne-baba adaylarının hayatını kolaylaştırabilir mi? Yorumlarda belirtebilirsiniz…
Instagram 2018’de 1 milyar kullanıcıya ulaştığında Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg bunu “İnanılmaz bir başarı.” olarak nitelendirmişti. Facebook’un sahip olduğu fotoğraf paylaşım uygulaması gençler tarafından oldukça sık kullanılıyor.
Ancak Zuckerberg, Instagram 2018 pazarlama sunumuna göre genç kullanıcıların diğer sosyal medya platformlarını kullanmasından çekindiğini belirtmişti. The New York Times tarafından elde edilen dahili Instagram belgelerine göre, geçen yıl mesele daha acil hale geldi.
Türkiye'nin en çok takipçisi olan Instagram hesapları hangileri? Bu sorunun cevabını sizler için araştırdık ve liste haline getirdik!
Instagram, gençlerin ilgisini kaybetmemek için plan yapıyor
Instagram, 2021 yılı için bir pazarlama planı ortaya koyan bir strateji notunda “ABD’deki gençlerin ilgisini kaybedersek, ana hattımızı kaybederiz.” cümlelerine yer verdi. Ardından harekete geçen şirket 2018’den başlayarak, planlama belgelerine ve sürece doğrudan dahil olan kişilere göre bu yıl 390 milyon dolar olarak planlanan küresel yıllık pazarlama bütçesinin neredeyse tamamını dijital reklamlar aracılığıyla gençlere ayırdı.
Daha önce bildirilmeyen Instagram belgeleri, şirketin genç kullanıcıları elde tutma, ilgi uyandırma ve cezbetme konusunda mücadele etme endişesini ve korkusunu ortaya koyuyor. Özellikle 13 ila 15 yaşındakiler olarak sınıflandırdığı “lise çağı ve öncesi” odak noktaları olarak belirtiliyor.
Açıklamalar, Instagram’ın kullanıcıların zihinsel sağlığı üzerindeki etkileri konusunda Facebook için ne kadar tehlikede olduğunun altını çiziyor. The Wall Street Journal’ın yayınladığı belgelere göre, Facebook’un bazı genç kızların Instagram kullanırken vücut imajları hakkında daha kötü hissettiklerini bildiğinin de altını çizdi.
Instagram’ın genç kullanıcıları kaybetme korkusu, internet endüstrisinde etkin rol alma ve sürekli aktif olma isteğini de ortaya koymakta. Facebook’un 2012 yılında satın aldığı Instagram, Facebook’dan daha sonra kurulan bir sosyal medya. Gençlerin kullandığı oldukça fazla sosyal medya var. Çin menşeili video uygulaması TikTok ve bir mesajlaşma uygulaması olan Snapchat gibi rakipler Facebook’a zor zamanlar yaşatmaya devam ediyor.
Peki ya sizler Facebook’un bu endişesini ve gençlerin Instagram’a bakış açısını nasıl buluyorsunuz? Yorumlarınızı bizlerle paylaşabilirsiniz.
Apple’ın iPhone 13 ile birlikte tanıttığı en yeni akıllı saati Apple Watch Series 7, SDN ofisinde kutusundan çıktı ve ön incelemesi ile sizlerin karşısında.
Apple Watch Series 7 kutu açılışı
Dilerseniz sözü fazla uzatmadan sizleri videomuz ile baş başa bırakalım. İyi seyirler.
Apple Watch tasarımsal olarak büyük oranda aynı kalsa da ekran boyutu önemli oranda büyümüş. Küçük olarak bilinen Apple Watch’ın ekran boyutu 40mm’den 41mm’ye, büyük olan varyantın boyutu ise 44mm’den 45mm’ye çıkarılmış.
1.7 mm kalınlığındaki çerçeveye, Always on Display modunda yüzde 70 daha parlak olabilen ekran eşlik etmiş. Series 7, siyah arka planın üzerinde beyaz yazıların sönük kalmasını sorununu da çözüyor. Beyaz tonlar artık yüzde 70’e kadar daha parlak hale gelerek okunabilirliği yükseltebiliyor.
Önceki serilerde de olan su geçirmezlik iddiası IPX6 ile geliştirilerek yeni nesle aktarılmış. Bununla birlikte toz geçirmezlik konusunda daha iyi hale getirilmiş.
Pil konusundaki vaat ise yeni neslin tek şarjla 18 saat kullanım sunabilmesi. Üstelik önceki nesle göre Type-C ile yüzde 33 daha hızlı şarj da sunuluyor. Büyüyen ekranla birlikte doğal olarak güç tüketiminin artacağı biliniyordu, Apple bu noktada daha büyük batarya yerine daha hızlı şarj olan bataryayı seçmiş.
Yeni Apple Watch; gece yarısı, yıldız ışığı, yeşil, mavi ve PRODUCT (RED) renk seçeneklerine sahip. Yani toplamda 5 renk seçeneği bize sunulmuş durumda.
Apple Watch Series 7 ile açık havada yapılan bisiklet sürüşlerine daha kapsamlı bir destek geldi. Eğer bisiklet modunda kaza yaparsanız saat bunu otomatik olarak algılayıp acil servise iletecek. Bununla birlikte mola verdiğinizde ya da ışık görüp durduğunuzda saat yine bunu anlayıp antrenmanı duraklatacak.
Apple Watch Series 7 teknik özellikler
Ekran: 41mm ve 45mm kavisli OLED
İşlemci: 2 çekirdekli 64 bit Apple S7
Depolama: 32 GB
Batarya: 18 saat pil ömrü, 45 dakikada %80 dolum, – Type C ile şarj
Renk seçenekleri: Gece yarısı, yıldız ışığı, yeşil, mavi ve PRODUCT (RED)
Dayanıklılık: IPX6 sertifikası ile 50 metreye kadar su geçirmezlik, toza karşı direnç
Sektörün en eskilerinden olan ve son yıllarda toparlanmaya başlayan Motorola, orta segmente hitap edecek iki yeni akıllı telefon üzerinde çalışıyor. G serisine kazandırdığı modeller ile zaman zaman haberlerimize konu olan üretici, 5G destekli yeni cihazlarından birini FCC’de diğerini Geekbench’de karşımıza çıkardı.
Birkaç gün önce uygun fiyatlı Moto E40 modelini tanıtan Motorola, şimdi de Moto G71 5G ve Moto G51 5G ile kullanıcının karşısına çıkacak. FCC veGeekbench’de yer alan iki cihaz, şirketin orta segmentteki yeni temsilcileri olacak. Peki yeni Motorola modelleri ile ilgili ne biliyoruz?
Motorola'nın ağustos ayında tanıttığı Moto G50 5G'nin halefi üzerinde çalıştığı ortaya çıktı. Akıllı telefon Geekbench'te göründü.
Motorola, Moto G71 5G ve G51 5G’yi tanıtmaya hazırlanıyor
Daha öncesinde “Corfu” kod adıyla ortaya çıkan Motorola Moto G71 5G, bu kez de FCC belgelerinde yer aldı. FCC’ye göre XT2169–1 model numarasına sahip olacak olan telefon, 5G’nin n5, n7, n66, n77 ve n78 bantlarına destek verecek. Ayrıca belgelerde telefonun standart Motorola şarj cihazına ve 5.000 mAh kapasiteli bir pile sahip olacağı belirtiliyor.
Motorola Moto G51 5G cephesine döndüğümüzde ise karşımıza Geekbench testi çıkıyor. Başarılı gözüken bir test sonucu ile süreci tamamlayan telefon; tek çekirdekte 544 puan, çok çekirdekte ise 1698 puan elde ediyor. Telefonun işlemcisi teste göre Snapdragon 750G olurken, 4 GB RAM kapasitesini yine Geekbench üzerinden öğreniyoruz.
Motorola Moto G71 5G ve G51 5G modellerinin ne zaman tanıtılacağı netlik kazanmış değil. Ayrıca bu iki telefon ile ilgili bildiklerimizde bunlarla sınırlı. Peki siz bu Motorola ile ilgili ne düşünüyorsunuz? Üretici Türkiye’ye tekrar dönüş yapsa tercih eder misiniz? Yorumlarda belirtebilirsiniz…