Koronavirüs ile mücadele kapsamında sıkı denetimlerin uygulandığı bu dönemde, herkes gibi dünyanın önde gelen şirketleri de evden çalışıyor. Hatta Facebook gibi bazı şirketler daha önce çalışanlarına pandemi bitse dahi yöneticilerden izin aldıkları sürece sonsuza kadar evden çalışabileceklerine dair bir bildiri göndermişti.
Bu dönemde evden çalışan şirketlerden biri de Apple. Ancak şirket, evden çalışma konusunda Facebook ile aynı görüşe sahip değil. Bunun üzerinde şirket CEO‘su Tim Cook, tüm Apple çalışanlarına ofise geri dönmeleri gerektiğini ifade eden bir mail gönderdi. İşte detaylar.
Apple'ın App Store gelirleri ortaya çıktı. Şirketin 2020 yılında mağazadan elde ettiği para dudak uçuklattı. İşte o rakamlar
Apple çalışanları haftanın üç günü ofiste olacak
Şirket CEO’su Tim Cook, Çarşamba günü şirket çalışanlarına aldıkları karar ile ilgili gönderdiği mailde, ” Birçoğumuz evden çalışırken başardığımız her şeye rağmen geçen yıl bizim için çok önemli bir eksik vardı, birbirimiz. Her ne kadar yaptığımız görüntülü konferans görüşmeleri aramızdaki mesafeyi azaltsa da bu hiçbir zaman bir arada olmamızın yerini tutmadı. ” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine tüm Apple çalışanları Eylül ayından itibaren haftanın 3 günüofise dönecek. Şirket, pandemi döneminde çalışanlarından Çarşamba ve Cuma günleri uzaktan çalışma seçeneğiyle Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri ofise gelmelerini istiyor. Diğer yandan sürekli yüz yüze çalışması gereken bazı ekipler için ise haftanın 4 ya da 5 günü ofise gelmek zorunlu olacak.
Öte yandan Tim Cook gönderdiği mailde bir başka detaya da değindi. Şirket aldıkları yeni karar neticesinde bundan böyle çalışanlar, yılda 2 haftaya kadar yöneticilerinden onay almak koşulu ile uzaktan çalışma imkanına da sahip olacak. Bu karar, pandemi bitse dahi geçerliliğini kaybetmeyecek.
Mailde bu karar sonrası çalışanları ile bir araya geleceği için oldukça heyecanlı olduğunu da belirten Tim Cook ve şirketin aldığı bu kararda ABD’deki aşılama çalışmalarının sona doğru gelmesinin etkili olduğu düşünülüyor.
NASA Dünyamızın komşu gezegeni Venüs için yeni bir misyonu başlatacak. ABD Havacılık ve Uzay Ajansı 30 yılı aşkın bir sürenin ardından gezegene gidecek. Güneş Sisteminin en sıcak gezegenine iki uzay aracı gönderecek. Bu görevlerle bilim insanları, Venüs’ün atmosferini ve jeolojik özelliklerini inceleyecek.
Bilim insanları, bir Venüs gününün 243 Dünya gününe eşit olduğunu hesapladı. California Üniversitesi araştırmacıları gezegen hakkında yeni bilgiler topladı.
Rota bu kez Mars değil, Venüs
İki robot araç DAVINCI+ ve VERITAS, önümüzdeki birkaç yıl içinde kozmik cehenneme doğru yola çıkacak. NASA, misyonların 2028 ile 2030 yılları arasında başlayacağını duyurdu. DAVINCI+’ı 2029 yılında fırlatacaklarını açıkladılar.
Venüs, Güneş Sisteminde Güneş’e en yakın ikinci gezegen. Aynı zamanda Dünyamızın da komşusu. Ancak Dünya ile arasında büyük farklar var. Örneğin, bir kurşunu bile eritecek kadar yüksek sıcaklıklara (471°C) sahip. Bilim insanlarına göre, atmosferden gelen Güneş ışınlarının çıkmasına izin vermediği için bu kadar sıcak. Ama hâlâ bilinmeyen çok fazla şey var…
Dünyamızdan daha küçük olan Venüs’ün atmosferindeki bulutlar karbondioksit ve sülfürik asit damlacıklarından oluşuyor. NASA, DAVINCI+’ın Venüs gezegeninin yoğun, sera atmosferinin bileşimini ölçeceğini duyurdu. Bununla birlikte, VERITAS’ın ise jeolojik tarihini belirlemeye yardımcı olmak için gezegenin yüzeyini yörüngeden haritalandıracağını açıkladı.
DAVINCI+, iniş sondası ve uzay aracından oluşacak. Aracın Venüs’te “tesserae” adı verilen benzersiz jeolojik özelliklerin ilk yüksek çözünürlüklü görüntülerini getirmesini de bekliyorlar. Bilim insanları, bu özelliklerin Dünya kıtalarıyla karşılaştırılabileceğini düşünüyor. Ayrıca Venüs’ün levha tektoniğine sahip olduğunu öne sürüyorlar.
Venüs bir zamanlar yaşam için potansiyel uygun okyanuslara sahip olabilir.
NASA, uzun yıllardır Mars misyonlarına önem verip Venüs’ü arka plana atarken birçok bilim insanının eleştirisini almıştı.
Çinli telefon üreticisi OPPO geçtiğimiz aylarda yerli üretim hareketine destek olarak Türkiye fabrikasını faaliyete geçirdi. Bu fabrikada üretilen telefonlardan olan OPPO Reno 5 Lite kutusundan çıkıyor.
6,4 inç AMOLED ekrana sahip Reno5 Lite, 2400 x 1080 piksel çözünürlük kalitesi sunuyor. Gücünü Mediatek Helio P95 işlemciden alan cihaz 8 GB RAM, 128 GB depolama alanı ve 256 GB’a kadar genişletilebilir microSD kart girişiyle destekleniyor.
Fotoğraf ve video özellikleriyle dikkatleri üzerinde toplayan OPPO, 48 Megapiksel çözünürlüğünde dörtlü arka kamerayla geldi. Reno5 Lite kullanıcılarına 8 Megapiksel ultra geniş açılı kamera sunarken, aynı zamanda bu modül 2 Megapiksel makro ve 2 Megapiksel mono kamerayla desteklendi. Ön tarafa ise 32 Megapiksel çözünürlüğünde bir selfie kamerası yerleştirildi.
4310 mAhpil kapasitesi ile çalışan OPPO telefonu 30W VOOC Hızlı Şarj 4.0 teknolojisiyle geliştirildi. Bu sayede şirket, cihazın tam 56 dakika içerisinde tam şarj olduğunu vurguluyor. Sadece 5 dakikalık şarjla 2,9 saat YouTube’da video izlenebildiği aktarılan telefon, tek şarjda 16 saat çevrimiçi video izlemeye de izin veriyor. Sistem Performansını İyileştirici (System Performance Optimizer) ile model daha uzun ömürlü bir pil kullanımı sunuyor.
İhtiyaçlara göre düzenlenebilen Reno5 Lite’ın kullanıcıları ekranın açık kaldığı süreyi ve karanlık modu istedikleri gibi tasarlayabiliyor. Flexdrop ve Google iş birliğiyle gerçekleşen Üç Parmak Çeviri özelliği verimliliği önemli ölçüde artırıyor. Aynı zamanda Oyun Kısayol Modu, Oyuncu Modu, Maddeli Ekran Mesajları ve Ayarlanabilir Oyun Dokunuşu gibi özellikler daha eğlenceli vakit geçirmeye hizmet ediyor.
OPPO Reno 5 Lite teknik özellikleri
Ekran
6.4 inç AMOLED ekran
Ekran Çözünürlüğü
2400 x 1080
İşlemci
Mediatek Helio P95
Bellek
8 GB
Dahili Depolama
128 GB + 256 GB’a kadar microSD kart
Kamera
48 Megapiksel Ana Kamera, 8 Megapiksel Geniş Açılı Kamera, 2 Megapiksel Makro Kamera, 2 Megapiksel Mono Kamera
Google, şirketteki önemli bir yöneticisiyle yollarını ayırıyor. Şirketin Fugu projesini yöneten Alex Russel, şirketten ayrıldığını açıkladı.
Web uygulamalarını Android ya da iOS yazılımında çalışan uygulamalar kadar güçlü hale getirmeye çalışan Fugu projesi, şirketin önem verdiği atılımlardan biriydi. Russel, ayrılığını Twitter aracılığıyla duyurdu.
Fitbit akıllı saatleri yeni güncelleme ile birlikte Google Asistan verimliliğini artıracak. Yeni güncelleme cihazlara birkaç özellik daha ekliyor.
Google yöneticisi teşekkür etti
Yönetici açıklamasında, “Bugün Google’daki son günüm. Bir devlet okulundan ayrılıp web’i geliştirmek için 12 yıl boyunca inanılmaz fırsatlar yaratacak kadar yeterli olduğuma inanan insanlara derinden minnettarım. Her şey için teşekkürler” ifadelerin kullandı.
Kariyerinde ne yapacağına karar vermeden önce tatile çıkacağını söyleyen Russel, sonuna kadar takımına bağlı olduğunu da sözlerine ekledi. Denetimli yöneticinin ayrılığının ardından Google’ın Fugu projesine şirkette mühendis olarak görev alan Joshua Bell öncülük edecek.
Russel, programcıların yalnızca statik web siteleri değil, web üzerinde etkileşimli uygulamalar oluşturmasına olanak tanıyan yeni yetenekleri test etmeye ve tanıtmaya yardımcı olmak için Chrome‘un gücünü kullanmanın önünü açmıştı. Ayrıca Project Fugu gibi akıllı telefonlarda ve PC’lerde yerel olarak çalışan uygulamalara çok benzer web uygulamaları başlatmayı sağlayan hareketlerle bu çabayı somutlaştırdı.
Alex Russel, kısa süre önce özellikle Apple’ın WebKit motoru için iPhone ve iPad‘lerdeki tüm tarayıcılara güç veren Safari konusunda endişelerini dile getirmiş, ayrıca Mozilla‘nın Firefox konusunda daha hızlı hareket etmesini istemişti.
Apple’ın kuruluş hikayesi birçok insan için büyük bir ilham kaynağı oldu. Şirketin kurucusu Steve Jobs‘ın mücadelesi ve fedakarlıkları sonucunda kurulan şirket, zorlu süreçlerden geçtikten sonra bugün itibariyle dünyanın en değerli şirketlerinden biridir. Bu nedenle şirketlerin başarı hikayelerin ardında her zaman kurucularının azmi ve çalışkanlığı yer almaktadır.
İşte 2021 yılı itibariyle dünyanın en büyük e-ticaret sitelerinden biri konumundaki Alibaba şirketi de bunlardan biri. Kurucusu Jack Ma‘nın başarısız geçen öğrencilik ve iş hayatı sonrası büyük çaba sarfederek kurduğu bu şirket, sıkıntılı süreçlerin ardından başarıya ulaştı. Peki Alibaba kurucusu Jack Ma’nın başarısızlıklar ile dolu hayatı nasıldı? Alibaba şirketi nasıl kuruldu? Yazımızda anlattık…
Dünyanın en büyük sosyal medya şirketi Facebook'un kurucusu ve CEO'su olan Mark Zuckerberg hakkında bilmeniz gerekenler.
Alibaba kurucusunun başarısızlıklar ile dolu başarı hikayesi
10 Eylül 1964 tarihinde Çin‘in güneydoğu kesiminde bulunan Hangzhou şehrinde dünyaya gözünü açan Yun Ma, başarısızlıklardan ders alarak başarıya ulaşma amacıyla yanıp tutuşan bir çocuktu. Sanatçı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Yun Ma’nın bir erkek kardeşi ve bir de kız kardeşi vardır. Bu arada girişimciye günümüzde kullandığı Jack takma adını o dönem arkadaş olduğu bir turist vermiştir.
O dönem ülkede yaşanan sorunlar nedeniyle çoğunlukla izole bir hayat yaşayan Yun Ma, ailesinin de maddi durumunun iyi olmaması nedeniyle sıkıntılı günler geçirdi. Okul hayatı da çok parlak olmayan Ma, ilkokul sınavlarında 2 defa, ortaokul sınavlarında ise 3 defa başarısız oldu. Fakat, İngilizce diline karşı ilgisi olduğunu küçük yaşlarda keşfeden Ma’nın hayatı, dönemin ABD başkanı Richard Nixon 1972’de Hangzhou’yu ziyaret ettikten sonra değişti. Bu ziyaret sonrası Ma’nın memleketi bir turizm merkezi haline gelmişti.
Hangzhou Uluslararası Otelinde ücretsiz rehber olarak çalışmaya başladı
İngilizce öğrenmek isteyen ancak başarısız bir öğrenci olmasından dolayı herhangi bir İngilizce eğitimi alamayan Yun Ma, çözümü kendince bulmuştu. O dönem ABD başkanının ziyareti nedeniyle turist akınının olduğu Hangzhou’da bulunan turistlerin sıklıkla kaldığı bir otelde ücretsiz rehber olarak çalışmaya başladı.
Henüz 12 yaşının sonlarında iken yabancı turistlere kendisine İngilizce öğretmeleri karşılığında şehirde ücretsiz rehberlik yapan Ma, 9 yıl boyunca turistleri gezdirirken hem de hayranlık duyduğu İngilizce dilinde büyük ilerleme kaydetti. Hatta gerçek adı Yun olan girişimciye ”Jack” takma adını da rehberlik yaptığı turistlerden biri vermişti.
Jack Ma, ücretsiz rehberlik yaptığı dönemde Avustralyalı bir aile ile mektup arkadaşı oldu. Bu aile Jack Ma’ya mektup arkadaşlığının yanı sıra mentorluk da yapıyordu. Uzun yıllar süren bu arkadaşlığın neticesinde Ma, aileyi ziyaret etmek için Avustralya‘ya gitti. Girişimcinin ilk yurt dışı deneyimi de bu şekilde gerçekleşti.
Üniversiteye giriş sınavını iki kez kazanamadı
Para ya da herhangi bir bağlantı olmadan, Ma’nın hayallerine ulaşması için gereken tek şey eğitimdi. Bu nedenle liseden sonra üniversiteye giriş sınavına katıldı ve 2 kez başarısız oldu. Ancak bu başarısızlıklar karşısında pes etmeyen Jack Ma, üçüncü denemesinde üniversiteyi kazanmayı başardı.
Alibaba kurucusu
Girişimci, üniversite eğitimi olarak çocukluk hayali ile bağlantılı olan İngilizce dili bölümünü seçti. Üniversite eğitimi devam ederken bir yandan da çalışmak isteyen girişimci, birçok iş başvurusundan ret cevabı aldı. Hatta 24 başvurudan 23’ünün işe alındığı kendi şehrindeki KFC şubesine alınmayan tek kişi oldu.
Çalkantılı geçen üniversite hayatı sonrası 1988 yılında Hangzhou Öğretmen Enstitüsü’nün İngiliz dili bölümünden mezun oldu ve yerel bir üniversitede öğretmen olarak çalışmaya başladı. Ayda sadece 12 dolarlık maaş ile çalışan Ma, öğrencilerinin açıklamalarına göre gayet mutluydu. İşini de fazlasıyla seviyordu. Diğer yandan hayatı boyunca 10 kez Harvard Üniversitesi’ne de başvuran Ma, hepsinden de ret cevabı aldı.
1995 yılında yaptığı Seattle gezisi Jack Ma’nın ufkunu genişletti
Öğretmenlik görevini başarılı bir şekilde yerine getirenJack Ma, belirli bir zaman sonra çeviri işine girmeye karar verdi. Birçok Çinli firmaya çevirmenlik yaparak destek veren Ma, 1995 yılında yine bir çevirmenlik görevi için ABD‘ye gitti. Burada Seattle’a ayak basan girişimci, Çin’de fazlasıyla pahalı olan bilgisayarlar ve adını daha önce hiç duymadığı internet ile tanışma şansı yakalıyor. Hatta Jack Ma, ilk başta bu bilgisayarları bozabileceğini düşünerek geri planda kalmayı tercih ediyor. Ancak bir arkadaşının ısrarı sonrası ilk defa İnternet ile karşılaşan girişimcinin arattığı ilk kelime ”bira” oluyor.
Girişimcinin karşısına arama sonucu olarak kendi memleketi Çin hariç birçok ülkeden ”bira” seçeneği çıkıyor. Bunun üzerine ”Biz neden Çin üzerine birşeyler yapmıyoruz” diyerek işe koyulan girişimci, çeşitli web siteleri açıyor. Gelen olumlu tepkiler sonrası internet işinde devam etmesi gerektiğinin farkına varan Alibaba kurucusu Jack Ma’nın ilk internet girişimi de bu şekilde gerçekleşiyor.
Alibaba’nın tohumları atılıyor
İnternet ile tanıştıktan sonra Çin Web sitelerinin eksikliğini büyük bir iş fırsatı olarak gören Ma, Çinli işletmeler için Web siteleri oluşturan ve Çin’in ilk İnternet şirketlerinden biri olan China Pages‘i kuruyor. Ancak 2 yıl sonra, Hangzhou Telecom tarafından kısmen rakip bir şirket olarak kurulan Chinesepage ile güçlü rekabet nedeniyle şirketten ayrılıyor.
1998’den 1999’a kadar Ma, Pekin’de Dış Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Bakanlığı tarafından desteklenen bir İnternet şirketinin başkanı olarak görev yaptıktan sonra hükümette kalırsa internetin getirdiği ekonomik fırsatları kaçıracağını hissetmeye başlıyor.
İnternet sektöründeki girişimlerinden istediği verimi alamayan Ma, dairesinde 17 arkadaşını topluyor ve onları “Alibaba” adını verdiği bir çevrimiçi pazar yeri projesineyatırım yapmaları için ikna ediyor. Bu gelişme sonrası Alibaba, 4 Nisan 1999 tarihinde Jack Ma ve 17 arkadaşı ile birlikte resmen kuruluyor. O dönem oldukça garip karşılanan bu proje, bazı ABD’li yatırım fonları tarafından Alibaba kurucusu Jack Ma’ya ”Deli Jack” lakabı vermesine bile neden oluyor.
Yahoo ile yapılan anlaşma şirket için dönüm noktası oluyor
Alibaba, kuruluşunun ardından adını tüm dünyaya duyurmaya başlıyor. Şirket kurulduktan tam 6 ay sonra, Goldman Sachs’tan 5 milyon dolar ve teknoloji şirketlerine de yatırım yapan bir Japon telekom şirketi SoftBank’tan 20 milyon dolar yatırım almayı başardı. Gelen yatırımlar sonrası daha kararlı çalışan Alibaba kurucusu Ma, bir çalışan toplantısında “Başaracağız çünkü genciz ve asla, asla pes etmeyeceğiz” iafedelerini kullanmıştı.
90’lı yılların sonuna doğru Yahoo şirketinin sahibi Jerry Yang ile de tanışan Jack Ma, bu dönemde ilk büyük anlaşmasını yapıyor. Alibaba, 2005 yılında Yahoo şirketine yüzde 40 büyüklüğündeki hissesini, 1 milyar dolar karşılığında satarak dikkatleri üzerine çekiyor.
Jack Ma şirketin kuruluşundan Mayıs 2013 tarihine kadar hem başkan hem de CEO olarak görev yaptı. Alibaba, 19 Eylül 2014‘te New York Borsası‘nda yaptığı 24.7 milyar dolarlık hacimli halka arz ile tüm zamanların en büyük halka arzını gerçekleştirdi.
Başarısızlıklar ile dolu bir başarı hikayesinde asla pes etmeyen Jack Ma, tüm insanlara büyük bir ilham kaynağı olarak yürüttüğü görevinden eğitim projelerine odaklanmak istediğini söyleyerek 2019 yılında resmen emekli oldu.
Alibaba, 620 milyar dolarlık piyasa değeri ile dünyanın en değerli şirketleri sıralamasında 10.sırada yer alıyor. Şirketin kurucusu Jack Ma‘nın ise 46.8 milyar dolarlık bir serveti bulunuyor.
Ülkemizde son dönemde uzay ile ilgili sıcak gelişmeler meydana geliyor. Geçtiğimiz Şubat ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan bilgilere göre, Türkiye 2023 yılında Ay’a sert iniş, 2028 yılında ise yumuşak iniş yapmak için çalışmalara başladı. Bu çalışmalar Türkiye Uzay Ajansı tarafından hazırlanan Milli Uzay Programı kapsamında gerçekleşecek.
ABD, SSCB, Japonya ve Çin’in ardından Ay’a iniş yapan beşinci ülke olmak için çalışmalarını sürdüren Türkiye‘nin son hedefi ise bir Türk astronotunu uzaya göndermek. Hatta geçtiğimiz günlerde ülkemizde, Milli Uzay Programı kapsamında uzaya gidecek Türk astronot için seçmeler başladı.
Uzay çalışmaları devam ederken vatandaşların merak ettiği bir başka konu da şüphesiz uydular. Milli Uzay Programı’nın bir diğer amacı ise uydu üretimini tek çatı altında toplamak olarak belirtilirken ülkemizin daha önce uzaya gönderdiği uydular da araştırılıyor. Peki daha önce uzaya gönderilen Türk uyduları hangileri? Yazımızda sizler için derledik.
Elon Musk'ın CEO'su olduğu SpaceX şirketinin, uzaydan internet sağlayan yeni projesi Starlink için Türkiye'de geçtiğimiz saatlerde ön siparişler başladı
Daha önce uzaya gönderilen Türk uyduları
Uzay teknolojileri alanındaki çalışmalarına 90’lı yıllarda daha fazla ağırlık veren ülkemizin uzayda görevine devam eden 4’ü haberleşme uydusu, 3’ü gözlem uydusu olmak üzere toplam 7 adet aktif uydusu mevcut. Bu uydulardan Türksat 3A, Türksat 4A, Türksat 4B ve Türksat 5Ahaberleşme görevini yerine getirirken, Göktürk-1 ve Göktürk-2 ve Rasat ise gözlem amacı ile kullanılıyor.
Farklı tarihlerde uzaya gönderilen Türk uyduları aktif bir şekilde görevine devam ediyor. Diğer yandan, çeşitli aksaklıklar nedeniyle uzaya fırlatılırken parçalanan başarısız denemelerin yanı sıra uzaydaki görevini tamamlayıp emekliye ayrılan bazı uydular da mevcut.
Türksat 1A
Ülkemizin uydu fırlatma konusundaki ilk denemesi maalesef başarısız olmuştu. 24 Ocak 1994 tarihinde Kourou’dan Ariane 4 roketi ile uzaya fırlatılan Türksat 1A uydusu, rokette meydana gelen bir arıza nedeniyle 12 dakika sonra okyanusa düşerek parçalandı.
Türksat 1B
Türksat 1A uydusunun başarısız olmasının ardından zaman kaybetmeden çalışmalara koyulan Türk mühendisler, Türksat 1B uydusunu geliştirdi. Aynı zamanda Türkiye’nin uzaya fırlatılan ilk uydusu ünvanına sahip Türksat 1B, 10 Ağustos 1994 tarihinde Ariane 4 roketi ile uzaya fırlatılarak yörüngeye oturmayı başardı. 12 yıl boyunca haberleşme uydusu olarak hizmet veren Türksat 1B, 2006 yılında emekliye ayrılmıştır.
Türksat 1C
Tarihler 10 Temmuz 1996′yı gösterdiğinde ülkemizin ikinci haberleşme uydusu Türksat 1C, Ariane 4 roketi ile uzaya fırlatılarak başarılı bir şekilde yörüngeye oturdu. Yaklaşık 14 yıl boyunca haberleşme uydusu olarak hizmet veren Türksat 1C, 2008 yılında tüm sinyal trafiğini yeni nesil Türksat 3A uydusuna devretti. Diğer yandan 2008 yılının sonlarına doğru televizyon yayıncılığındaki görevini de tamamlayan uydu, 2010 yılında ise tamamen emekli oldu.
Türksat 2A
Ülkemizin uzaya gönderdiği bir diğer Türk uydusu da Türksat 2A. 1 Şubat 2001 tarihinde Ariane 4 roketi ile fırlatılan uydu başarılı bir şekilde yörüngeye oturarak 42 derece Doğu boylamında görevine başlamıştır. Türksat tarafından işletilen bu haberleşme uydusu, Türk Telekom ve Alcatel ortaklığı ile kurulan Eurasiasat şirketi tarafından tasarlandı. Yaklaşık 15 yıl boyunca hizmet veren Türksat 2A, 27 Eylül 2016 tarihinde ise görevini tamamladı.
Türksat 3A
13 Haziran 2008 tarihinde İngiliz Skynet 5C uydusu ile birlikte uzaya gönderilen haberleşme uydusu Türksat 3A, Thales Alenia Space şirketi tarafından yapılmıştır. Ayrıca uydunun yapımında 22 Türk mühendis görev almıştır. Hala aktif olarak görev yapan bu uydu, 16 Temmuz 2008 tarihinde Türksat 1C uydusunun tüm sinyal trafiğini devraldıktan sonra görevine başlamıştır. Diğer yandan, 27 Ekim 2008 tarihinde Türksat 2A üzerinden yayın yapan kanalların frekansları Türksat 3A uydusuna transfer oldu.
RASAT
Tasarımının ve üretiminin tamamen Türkiye‘de gerçekleştiği ilk yer gözlem uydusu ünvanının sahibi olan RASAT, 17 Ağustos 2011 tarihinde Rusya’nın Kazakistan sınırındaki Orenburg bölgesinde bulunan Yasny Fırlatma Üssü’nden Dnepr roketi ile uzaya fırlatıldı. TÜBİTAK tarafından, danışmanlık ya da dış destek alınmadan Türkiye’de tasarlanan uydu, haritacılık, afet izleme, kirlilik ve çevrenin izlenmesi ile şehircilik ve planlama amaçlarıyla görev yaptı. İlk başta tasarım ömrü olarak 3 yıl biçilen gözlem uydusu, üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen hala aktif bir şekilde görev alıyor.
Göktürk-2
TÜBİTAK UZAY, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş iş birliği ile geliştirilen gözlem uydusunu 18 Aralık 2012 tarihinde Çin’deki Jiuquan Fırlatma Üssü’nden Uzun Yürüyüş-2D roketi ile uzaya gönderdi. Göktürk-2 uydusunun donanımlarının yüzde 80‘i ve yazılımlarının yüzde 100‘ünü Türk mühendisler yapmıştır.
Türksat-3USat
Bu zamana kadar uydularının geliştirmesinde genellikle yabancı şirketler ile ortak çalışan Türkiye, 26 Nisan 2013 tarihinde ilk yerli tasarım ve üretim alçak yörünge haberleşme uydusu olan Türksat-3USAT‘yi Çin’in Jiuquan şehrinden Chang Zheng 2D roketi ile uzaya fırlattı. Bu uydu, Türksat firması ile ortaklaşa geliştirilen bir Türk haberleşme nano uydusuydu.
Türksat 4A
Tarihler 14 Şubat 2014‘ü gösterdiğinde ise yapımında Türk mühendislerin de yer aldığı Japonya merkezli Mitsubishi Electric firmasının tasarladığı Türksat 4A haberleşme uydusu, Kazakistan’da bulunan Baykonur Uzay Üssü’nden Proton roketi ile fırlatıldı. Uydu yaklaşık 4 ay boyunca 50 derece doğu boylamında test edildikten sonra 9 Haziran 2014 tarihinde test edildiği yörüngeden ayrılıp görev yapacağı 42° doğu boylamına geçiş yapmıştır.
Türksat 4B
Türksat 4A uydusunun fırlatılmasının üzerinden çok fazla zaman geçmeden Türksat 4B uydusu için çalışmalara koyulan Türkiye, Japonya merkezli Mitsubishi Electric firması ile ortaklaşa tasarladığı haberleşme uydusunu 16 Ekim 2015 tarihinde Kazakistan’da bulunan Baykonur Uzay Üssü’nden Proton roketi ile uzaya gönderdi. Aslında uydunun uzaya gönderilmesi için daha önce belirlenen tarih 6 Ekim 2015’ti. Ancak Baykonur Uzay Üssü’nde diğer uyduların fırlatıldığı sırada zarar gören proton roketinin bakımı nedeniyle tarih 10 gün kadar ertelendi.
Göktürk-1
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş ve Aselsan’ın teknolojik katkıları ile İtalyan uzay hizmeti şirketi Telespazio tarafından Millî Savunma Bakanlığı için tasarlanan Göktürk-1, 5 Aralık 2016 tarihinde Kourou’dan Vega roketi ile uzaya fırlatıldı. Ayrıca 0,50 m çözünürlüklü bu uydu, coğrafi kısıtlama olmaksızın dünyadaki herhangi bir yerde keşif yapma yeteneklerine sahip. Buna ek olarak, haritalama ve planlama, arazi örtüsü araştırması, jeoloji, ekosistem izleme, felaket yönetimi, çevre kontrolü, kıyı bölgesi yönetimi ve su kaynakları konularında çeşitli sivil uygulamalarda kullanılıyor.
Türksat 5A
Uzaya giden Türk uyduları arasında en yeni olanı Türksat 5A, 8 Ocak 2021 tarihinde Elon Musk’ın CEO’su olduğu SpaceX firmasının Falcon 9 roketi ile ABD’deki Cape Canaveral Üssü’nden uzaya gitti. Yörünge görev süresi 30 yıl olarak belirlenen Türksat 5A uydusu; Türkiye, Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Batı Afrika, Güney Afrika, Akdeniz, Ege Denizi ve Karadeniz’i kapsayan bir coğrafyada 1728 MHz kapasiteyle TV yayıncılığı ve veri haberleşme hizmetleri verecek.
Norton, virüsten koruma programlarına kripto para madenciliğini ekledi. Kripto para çılgınlığına adım atmayı düşünen ancak dolandırılmaktan korkan herkes için antivirüs ve kimlik hırsızlığı koruması sağlayan NortonLifeLock ile birlikte kripto dolandırıcılığına karşın olası durumlar için çözüm sağlayacak.
Şirket konuyla alakalı yaptığı basın açıklamasında Norton Crypto’nun “tüketicilerin güvenilir Norton 360 platformu aracılığıyla güvenli ve kolay bir şekilde kripto para madenciliği yapmalarını sağlamak için tasarlanmış bir özellik” olduğunu aktardı.
Bir süredir düşüş yaşayan kripto paralarda son durum ne? Yeni değerleri ne kadar? İşte Bitcoin, Ethereum, Dogecoin ve Ripple'da son durum.
Norton Crypto, kripto para madencilerin güvenliğini sağlayacak
Özünde bir antivirüs programı olan Norton 360, halihazırda bir parola yöneticisi, bir bulut yedekleme hizmeti, bir VPN ve LifeLock eklentileri aracılığıyla bir kimlik hırsızlığı koruma hizmet sunuyor. Şirket yeni özelliği Norton Crypto ile birlikte hem madeni para hem de kripto para cüzdanı alanına da yönelerek hizmetini genişletecek.
Yeni hizmet ile alakalı basın bültenine göre; “Müşteriler, sabit disk arızası nedeniyle kaybedilmemesi için bulutta depolanan Norton Crypto Cüzdanları’ndan kazançlarını takip edebilecek ve aktarma yapabilecek.
İlk etapta yalnızca Ethereum madenciliği için hizmet sunacak olan program, ilerleyen zamanlarda diğer popüler kripto para birimleri için de hizmet verecek. Norton Crypto’nun önümüzdeki aylarda tüm Norton 360 müşterilerinin kullanımına sunulması bekleniyor.
Mozilla, Firefox89güncellemesiniWindows, macOS ve Linux platformları için kullanıma sundu. Yeni güncelleme, tarayıcının neredeyse her tasarımsal özelliğini değiştiren yeni bir arayüz ile geldi.
Mozilla, Firefox 88 güncellemesinde FTP (Dosya Aktarım Protokolü) desteğini sonlandıracağını açıkladı. Firma özelliği kaldırmayı koronavirüs nedeniyle ertelemişti.
İlk değişiklik yeni sekme çubuğu oluyor
Birincil değişiklik yeni sekme çubuğunda görülüyor. Firefox 89 , daha yeni ve modern bir görünüme sahip olan yeni bir kayan sekme çubuğuna sahip oldu. Mozilla, sekmeleri sizin akışınıza uyacak şekilde yeni bir pencereye taşımaya, yeniden düzenlemeye ve sekmeyi dışarı çekmeye olanak sağlıyor.
Tarayıcı penceresini çevreleyen kullanıcı arayüzünün genel görünümü, daha minimal ve düzenli bir hale getirildi. Firefox89 aynı zamanda, tarayıcının geri kalanı gibi daha az kare tasarıma sahip olan, daha organik ve modern bir görünüme geçti. Menü tasarımları için de, yeni bir renk kullandı.
Bildirim sistemleri yeniden tasarlandı ve Google Meet gibi sitelerle ilişkili bazı kamera ve mikrofon kullanımı için sorulan izinler, tek bir noktada birleştirildi.
Özellikle macOS‘ta, Firefox birçok menüde yerel bir görünüme sahip oldu. Safari‘ye benzer bir şekilde, bir sayfanın sonuna geldiğinizde yumuşak ve esnek bir sıçrama efekti ile karşılaşıyorsunuz. Yine Safari’ye benzer bir şekilde yakınlaştırmak için Trackpad‘e iki parmağınızla ya da Magic Mouse‘a çift dokunabiliyorsunuz. Bu da Firefox’u Windows‘tan Mac‘e uyarlanmış gibi değil, yerel bir Mac uygulamasıymış gibi hissettiriyor. Firefox89 üç ayrı platformda kullanıma sunuldu.
Bugün HMD Global, Nokia C20 Plus adlı yeni bir akıllı telefonu ne zaman duyuracağını resmen doğruladı. Şirket aynı zamanda, cihazın arka tasarımını sergilemek için telefonun görüntüsünü de paylaştı.
Nokia, Mobil Dünya Kongresi'ne damga vurdu. Mobil Dünya Kongresi'nin bitmesiyle birlikte ödül alan ve çok konuşulan firmalar ortaya çıktı. Nokia, Samsung ve Huawei'in de olduğu listede beklenen bir isimse yer alamadı.
Nokia C20 Plus çift kamera kurulumu ile gelebilir
Nokia C20 Plus posteri, yuvarlak şekilli bir kamera korumasına ve dokulu arka kısımda bir LED flaş barındırdığını gösteriyor. Yine postere baktığımızda cihazın, çift kamera kurulumu ile geleceğini görebiliyoruz. Sol tarafta bir adet SIM kartı yuvası bulunurken, sağ kenarında ise bir adet ses seviyesi düğmesi ve bir güç düğmesi yer alabilir. Üst kenarına baktığımızda, 3,5 mm bir ses jakının bulunduğu görülüyor. Arka tasarım, geçen ay ortaya çıkan sızdırılmış bir şema ile eşleşiyor.
Nokia C20 Plus‘ın kısa süre önce Çin’in 3C ve TENAA sertifika sitelerinde tespit edilen, TA-1388 model numaralı Nokia telefonu olduğu düşünülüyor. Telefonun 3C listesi, 10W şarj cihazı ile etiketlenebilecek bir LTE cihazı olduğunu ortaya çıkarıyor.
C20 Plus’ın Geekbench raporu, 3 GB RAM ve Android 11 işletim sistemine sahip olduğunu öne sürüyor. Liste aynı zamanda, 1.20 GHz hızında çalışan dört çekirdeğe ve 1.60 GHz hızında çalışan farklı bir dört çekirdeğe sahip Unisoc yonga seti tarafından desteklendiğini ortaya koyuyor.
Geçen ay Nokia C20 Plus telefonunun 5.000 mAh bataryaya sahip olacağı ortaya çıkmıştı. Cihazın takma adına baktığımızda, Nisan ayında duyurulan Nokia C20‘nin yükseltilmiş bir versiyonu olacağını görebiliyoruz.
Nokia C20, 6.52 inçlik bir IPS LCD HD+ panel, Android 11 Go Edition, 1 / 2 GB RAM, 16 / 32 GB depolama alanı, Unisoc SC9863A ve 10W şarjı destekleyen 3.000 mAh pil gibi özellikler sunuyor. Aynı zamanda cihazın ön tarafında 5 Megapiksel kamera, arka tarafında ise 5 Megapiksel lens bulunuyor.
Ürün, Çin‘de 11 Haziran tarihinde yerel saat ile 10:00‘da duyuruluyor. Türkiye saati ile de, saat 05:00 civarında duyurusu gerçekleşecek.
Sony, heyecanla beklenen God of War serisinin yeni oyunuyla ilgili oyuncuları üzen bir açıklama yaptı. PlayStation Studios‘un Başkanı Hermen Hulst üzücü haberi verdi.
PlayStation blogundapaylaşılan gönderide Hermen Hulst, bir sonraki God of War oyununun 2022’ye ertelendiğini söyledi. Oyunun temel olarak 2021’de çıkışını gerçekleştirmesi planlanıyordu.
Uzun süredir ortalıkta dolanan God of War filmi söylentileri için Sony resmi bir açıklama yaptı. Açıklama hayranları pek memnun etmedi.
Yeni God of War PS4’e de gelecek
Blog gönderisinde Hulst şu ifadeleri kullandı:
“Santa Monica Studio‘nun hepimizin oynamak istediği muhteşem GoWoyununun sunabilmesi için bu oyunu gelecek yıla ertelemeye karar verdik. Bugün ayrıca bir sonraki God of War‘ın PS4 versiyonunun da geliştirilme aşamasında olduğunu öğrendik”
Stüdyo da Hulst’un açıklamalarını onaylayıcı bir tweet paylaştı.
Stüdyo açıklamasında, “Geçen yıl bir sonraki God of War tanıtımının yayınlanmasından bu yana, topluluğumuzun bize gösterdiği sevgi miktarı karşısında mutlu olduk. Ekibimizin, yaratıcı ortaklarımızın ve ailelerimizin güvenliğini ve refahını korurken en kaliteli bir oyun sunmaya odaklanmaya devam ediyoruz. Bunu akılda tutarak, çıkış dönemimizi 2022’ye kaydırma kararı aldık” denildi.
Öte yandan Horizon için tatil sezon için de konuşan Başkan, tatil sezonunda birtakım gelişmelerin olabileceğinin sinyalini verdi. Hulst, ekibin geçici olarak bir sürüm yayınlamayı planladığını, ancak bir çıkış tarihi belirlenmediğini ifade etti. Ayrıca mümkün olan en kısa sürede en iyisini yapmak istediklerini sözlerine ekledi.
Geçtiğimiz günlerde özellikleri sızdırılan Sony WF-1000XM4 için bir lansman tarihi sonunda duyuruldu. Bu lansman ile birlikte ürünün birçok özelliği resmi olarak duyurulacak.
Sony WF-1000XM4 son bir aydan beri pek çok kez sızdırıldı. Sony'nin bugün yanlışlıkla yayımladığı videoya sayesinde birçok detaya daha ulaştık.
WF-1000XM4 ile birlikte uyarlanabilir ses kontrolü geliyor
Yeni Sony WF-1000XM4, mevcut WF-1000XM3‘e göre daha kompakt bir yapıyla geliyor. Şu zamana kadar, kulaklıkları iki farklı renkle gösteren (bakır vurgulu siyah ve altın vurgulu beyaz) birkaç tasarım söylentileri görmüştük. Gerçek kablosuz kulaklıkların özellikleri, yakın zamanda sızdırılan bir tanıtım videosu ile doğrulandı. Ürün, gelişmiş gürültü engellemeye ek olarak kablosuz kulaklıktan Speak-To-Chat ve ‘Uyarlanabilir Ses Kontrolü‘ gibi birtakım özellikleri de bulunduruyor. Cihazın lansman tarihi, Türkiye saati ile 8 Haziran 2021 saat 19:00 olarak belirlendi.
https://www.youtube.com/watch?v=Ou216tfbwbs
Cihazın içerisinde Sony’nin entegre V1 işlemcisi, yeni ses sürücüleri, LDAC ve yüksek çözünürlüklü ses desteği ve sıkıştırılmış şarkıları yükseltmek için DSEE Extreme AI teknolojisi bekleniyor. Cihazın pil ömrünün de oldukça iyi düzeyde olacağı düşünülüyor. Kulaklıkların ANC açıkken 24 saat, ANC kapalıyken 36 saate kadar oynatmaya izin verebileceği öngörülüyor
Yakın tarihli bir söylentiye göre, tüm bu yükseltmelerle birlikte Sony WF-1000XM4‘ün pahalı bir ürün olabileceğini öne sürüyor. Kulak içi kulaklıklar için bir perakende satış listesi, 340 Dolar fiyat etiketi gösterdi. Bu durum, 230 Dolar karşılığında piyasaya sürülen ürünün önceki modelinin oldukça yukarısında görülüyor. Şu anlık aktarılan ayrıntılar bu şekilde, resmi ayrıntılar Sony‘nin düzenleyecek olduğu lansman etkinliğinde duyurulacak.
Hayatımızın adeta vazgeçilmez bir parçası haline gelen akıllı telefonlar, yeni iş pazarlarının da oluşmasına neden oldu. Pek çoğumuzun günlük yaşantısında sık sık kullandığı App Store ve Play Store gibi uygulama marketleri de bunlardan biri.
Milyarlarca kişi tarafından kullanılan bu marketler, geliştiricilere ve mağaza sahibi olan şirketlere her yıl inanılmaz paralar kazandırıyor. Son olarak bu mağaza sahiplerinden biri olan Apple‘ın dudak uçuklatan gelirleri ortaya çıktı. ABD‘li teknoloji devi kazancıyla adeta dudak uçuklattı.
Apple watchOS 7.6 ve tvOS 14.7'nin ikinci beta sürümünü yayınladı. Şirket, 7 Haziran'daki WWDC 2021 etkinliğinde sürümleri tanıtacak.
App Store 643 milyar dolar gelir elde etti
Bağımsız bir şirket tarafından yürütülen bir araştırmaya göre Apple, 2020 yılında App Store için 643 milyar dolarlık faturalandırma yaptı. 2019 yılına kıyasla yüzde 24 büyüyen mağaza gelirleri tarihi rekorunu kırdı. Oldukça yüksek olan bu gelirin yüzde 30‘luk bir kısmı şirkete kaldı.
Farklı noktalara da değinen araştırma, 2015’ten bu yana App Store‘daki küçük geliştiricilerin sayısının yüzde 40 arttığını ortaya çıkardı. Şirket 1 milyondan az indirmesi ve 1 milyon dolardan az kazancı olan şirketleri küçük geliştirici olarak tanımlıyor. Mağazadaki geliştiricilerin yüzde 90’ı bu tanıma uyan geliştiricilerden oluşuyor.
Bu işletmelerin yüzde 25‘i son beş yılda kazançlarını yılda yüzde 25 artırmayı başardı. 175’ten fazla ülke ve bölgede mevcut olan mağaza, 40’tan fazla farklı dili, 45 farklı para birimini ve 200’den fazla farklı ödeme yöntemini destekliyor.
Her ne kadar bu rakam Apple için oldukça karlı olsa da şirketin başını da ağrıtıyor. App Store‘daki her işlemden yüzde 30 pay alan Apple, bu nedenle sık sık uygulama geliştiricilerle sorun yaşıyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan Apple vs Epic Games davası ise bunun en yeni örneği.