Meta, insan benzeri sesler üreten yapay zeka girişimi Play AI’ı satın aldı. İddiaya göre de satın alma sonrası Play AI’ın tüm ekibi önümüzdeki hafta itibarıyla Meta bünyesine katılıyor. Şirket içi bir bilgilendirme notunda bu birleşmenin Meta’nın yapay zeka odaklı yol haritasıyla “birebir uyumlu” olduğu ifade edildi.
Meta, insan sesi üreten yapay zeka Play AI’ı satın aldı
Paylaşılan bilgilere göre Meta, Play AI’ın doğal ses üretme konusundaki uzmanlığını, kendi ürün portföyündeki yapay zeka karakterleri, Meta AI, giyilebilir cihazlar ve sesli içerik üretimi gibi alanlarda doğrudan değerlendirmeye hazırlanıyor. Play AI’ın sunduğu ses üretim platformunun erişilebilirliği ve kullanıcı dostu yapısı, Meta’nın bu alandaki hedeflerine doğrudan katkı sağlayacak şekilde konumlanıyor.
Satın almanın finansal detayları kamuya açıklanmadı. Ancak Bloomberg, iki şirketin bir süredir görüşme halinde olduğunu ve anlaşmanın beklendiğini daha önce bildirmişti. Meta, son dönemde yapay zeka alanında yoğun yatırımlar yapıyor.
Fransa’da savcılık makamı, Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X hakkında resmi bir ceza soruşturması başlattı.
Şirket, OpenAI’dan agresif şekilde mühendis transferi yaparken, yakın zamanda Scale AI ile yapılan anlaşma kapsamında şirketin CEO’su Alexandr Wang’i da kadrosuna kattı. Wang, Meta’da “süper zeka” alanına odaklanan yeni bir birimi yönetecek.
Play AI, yapay ses teknolojilerinde gerçekçiliği artırma hedefiyle öne çıkmış ve geliştirdiği ses üretim altyapısıyla kullanıcıların minimum teknik bilgiyle yüksek kaliteli sesler oluşturmasına olanak tanıyan çözümler geliştirmişti. Bu teknoloji, Meta’nın sohbet robotları, dijital karakterleri ve sesli medya içeriği stratejilerinde kilit rol oynayacak.
Karbon dengeleme projeleri, kuruluşların doğrudan kendi emisyonlarını azaltmak yerine, başka yerlerde düşük maliyetli karbon azaltımı sağlayan projeleri finanse ederek “denge” sağlaması fikrine dayanıyor. Ancak yapılan detaylı analizler bu projelerin çoğunun iklim faydalarını büyük ölçüde abarttığını ortaya koyuyor.
Orman koruma, yenilenebilir enerji ve pirinç tarımında metan salımını azaltmaya yönelik projeler gibi başlıklar altında sunulan birçok karbon dengeleme girişimi, vaat edilen emisyon azaltımını gerçekte sağlamıyor. Bugüne kadar piyasaya sürülen karbon kredilerinin %80’inden fazlasının gerçek bir emisyon azaltımını temsil etmediği değerlendiriliyor.
Karbon dengeleme sistemlerinde denetçiler güven vermiyor
Bu durum, karbon kredisi satın almayı düşünen kuruluşlarda güvensizlik yaratırken, karbon piyasalarında duraksamaya yol açıyor. Sorunun çözümü olarak üçüncü taraf denetim mekanizmaları ön plana çıkarılıyor.
Ancak yapılan araştırmalar, denetçilerin bu rolü güvenilir biçimde üstlenemediğini gösteriyor. Denetçilerin seçim ve ödeme süreçlerinin denetlenen kurumlar tarafından yürütülmesi, denetim raporlarının tarafsızlığına gölge düşürüyor.
Katar'da dünyanın en büyük 3D baskı yapısı inşa edilmeye başladı. Dev projenin, 2025 sonuna kadar tamamlanması bekleniyor.
Hindistan’da yapılan bir saha deneyi, bu durumu somut biçimde ortaya koyuyor. Denetçilerin merkezi bir fondan bağımsız şekilde atandığı sistemde hava ve su kirliliği seviyeleri, firmalar tarafından seçilen ve ödemesi yapılan denetçilere kıyasla %50 ila %70 oranında daha yüksek raporlandı.
Bu fark denetim sistemine yerleşmiş öz çıkar yanlılığıyla açıklanıyor. Bu tür bilişsel önyargılar, özellikle belirsizliğin yüksek olduğu, yorum gerektiren alanlarda daha belirgin hale geliyor. Karbon dengeleme projeleri, bu koşulların tamamını içeriyor.
Yüzeyde denetlenen projeler, gerçek iklim etkisini yansıtmıyor
Denetçilerin sistematik olarak kredilerin gerçek iklim katkısını olduğundan fazla gösterdiği örnekler yaygın. Tüm dengeleme projelerinin zaten bir denetim sürecinden geçmesi zorunlu olmasına rağmen, bu sistemin kredilerin fazladan yazılmasını engellemediği görülüyor. Örneğin, orman yangını riski açıkça gözlemlenebilen bir bölgede, denetçinin projeye sıfır yangın riski verdiği raporlar bulunuyor.
Bu tür örnekler istisnai değil. 2024 sonunda Verra adlı gönüllü karbon piyasasının kayıtlarında bulunan 95 projeyi inceleyen bir rapor, 33 denetçi firmadan 21’inin bu projelerin en az birinde görev aldığını ve aşırı kredi yazımı yapılan denetimlerin parçası olduğunu ortaya koydu.
Sorunun kökeninde, sistemin tüm aktörlerinin şişirilmiş karbon kredilerinden çıkar sağlaması yatıyor. Proje geliştiricileri daha fazla kredi elde etmeyi isterken, piyasada kredi ihraç ederek gelir sağlayan kayıt kuruluşları da denetçilerin yeterli titizlik göstermesini teşvik etmiyor.
Denetçiler ise, proje geliştiricilerinin taleplerine daha kolay onay veren rakiplerine karşı avantaj sağlamak için sistemin yapısal zayıflıklarına uyum sağlıyor. Bu döngü, sistemin kendi içinde dengeleyici mekanizmalar üretmesini zorlaştırıyor.
Bazı kayıt kuruluşları, denetçilerin hesap verebilirliğini artırmak için yeni adımlar attığını açıklasa da, denetim sürecinin temelinde yatan çıkar çatışması değişmeden devam ediyor. Bağımsız kalmak isteyen bir denetçinin, bilimsel olarak gerekli olan yüksek oranlı reddetme seviyelerini koruması durumunda sektörde kalabilmesi zorlaşıyor.
Mevcut karbon piyasasında denetçilere duyulan güven, gerçek iklim etkisi sağlama konusunda yetersiz kalıyor. Karbon nötr hedeflere ulaşmak için alınan politik kararların dünyamız üzerindeki etkisi düşünüldüğünde, denetim yapısındaki bu yapısal zaafların göz ardı edilmeden yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Auditing sistemi, bugünkü haliyle karbon kredilerinin güvenilirliğini garanti edecek bir mekanizma olarak işlev göstermiyor.
Apple’ın tedarik zincirindeki en kritik üretim ortaklarından biri olan Foxconn, iPhone 17 parçalarının Çin’den Hindistan’a sevkiyatına başladı. Haziran ayı itibarıyla başlayan bu lojistik hareketlilik, cihazın eylül ayında yapılması beklenen lansmanı öncesinde üretim sürecinde kritik bir dönüm noktasına ulaşıldığını gösteriyor.
Hindistan’da deneme üretimi başladı! Lansman Eylül 2025’te
The Economic Times tarafından incelenen gümrük verilerine göre, Foxconn’un Hindistan’daki tesislerine ekran panelleri, ön camlar, mekanik gövdeler ve entegre arka kamera modülleri gibi temel bileşenlerin sevkiyatları gerçekleşti. Bu parçalar, Foxconn’un Çin’den Hindistan’a yaptığı toplam ithalatın yaklaşık %10’unu oluşturuyor. Kalan kısım ise iPhone 14 ve iPhone 16 gibi önceki modellerin üretimi için kullanılıyor.
Sektör uzmanları, gelen parçaların miktarının deneme üretiminin ilk aşamalarına işaret ettiğini belirtiyor. Seri üretimin ise ağustos ayında başlaması planlanıyor. Böylece eylül ayındaki lansman tarihine yetişecek şekilde tedarik hattı hazır hale geliyor.
Fransa’da savcılık makamı, Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X hakkında resmi bir ceza soruşturması başlattı.
Apple, daha önce yalnızca Çin’de yürütülen Yeni Ürün Tanıtımı (NPI) sürecine Hindistan’ı da dahil etmişti. iPhone 16 ve iPhone 16 Plus için 2024’te bu sürece entegre edilen Hindistan, böylece yeni model üretimine Çin’le neredeyse eş zamanlı başlamıştı. iPhone 14 döneminde Hindistan’daki üretim, Çin’deki başlangıçtan altı hafta sonra başlamıştı. Bu fark, yeni üretim planlarında kapatılıyor.
iPhone 17 için Apple, Çin ve Hindistan’da aynı gün üretim başlangıcını hedefliyor. DigiTimes tarafından aktarılan bilgilere göre, Apple tedarik zincirini çeşitlendirmek amacıyla Hindistan’daki üretim kapasitesini genişletmeyi sürdürüyor. Bu genişleme, Hindistan hükümetinin Üretim Bağlantılı Teşvik (PLI) programı kapsamında Foxconn ile koordineli olarak yürütülüyor.
Ancak üretim süreci bazı zorluklarla karşı karşıya kaldı. Foxconn’un Hindistan’daki tesislerinden çok sayıda Çinli mühendisin son dönemde ayrıldığı bildirildi. Bu mühendisler; fabrika tasarımı, hassas parça işleme ve çalışan eğitimi gibi süreçlerin yürütülmesinde hayati rol üstleniyor.
The Economic Times’a konuşan bir yönetici, iPhone 17 üretiminin birçok küçük parçanın mikron düzeyinde hassasiyetle montajını gerektirdiğini ve bu alanda uzman Çinli mühendislerin yokluğunun kalite kontrolleri üzerinde risk oluşturabileceğini ifade etti.
Tüm bu gelişmelere rağmen Hindistan hükümeti üretim planının aksamayacağı görüşünde. Press Trust of India (PTI) kaynaklarına göre, Çinli personelin ülkesine dönmesi iPhone 17 üretim sürecini olumsuz etkilemeyecek. Aynı kaynak, Apple’ın üretim ölçeğini plana uygun biçimde büyütmeye devam ettiğini ve seri üretimde ihtiyaç duyulan makine ve ekipman ithalatında yaşanan tıkanıklıkların büyük oranda aşıldığını belirtti.
SAIC Motor, elektrikli hatchback modeli MG4’ün güncellenmiş versiyonunun seri üretimine Çin’in Nanjing kentindeki üretim tesisinde başladı. Üretim hattından çıkan ilk araçla birlikte resmi lansman tarihi de belli oldu. MG4’ün yeni nesil versiyonu, Ağustos ayında tanıtılacak. Tanıtım sırasında modelin teknik özellikleri ve fiyatlandırma bilgileri de paylaşılacak.
Yeni nesil MG4 yaz sonu geliyor!
Yeni MG4, tasarım, boyutlar ve teknolojik altyapı açısından önceki versiyona göre birçok güncelleme taşıyor. Çinli yetkililere sunulan belgelerde aracın 120 kW gücünde arka aksa yerleştirilmiş tek motorla geleceği doğrulanıyor.
Bu konfigürasyon, arkadan itişli ve tek motorlu bir sürüş düzenine işaret ediyor. Süspansiyon sistemi ise önceki modelle aynı şekilde önde MacPherson ve arkada beş kollu bağımsız süspansiyon düzeniyle sunuluyor.
Huawei ile Çinli otomotiv devi girişimiyle kurulan HIMA çatısı altındaki Shangjie’nin ilk modeli H5 SUV’nin resmi görselleri paylaşıldı.
Boyut açısından MG4’te dikkat çeken bir büyüme yaşanıyor. Araç artık 4.395 mm uzunluğunda, 1.842 mm genişliğinde ve 1.551 mm yüksekliğinde olacak. Dingil mesafesi de 2.750 mm’ye çıkmış durumda.
Bu yeni ölçüler, önceki neslin 4.287 mm uzunluğa ve 2.705 mm dingil mesafesine sahip olduğu göz önüne alındığında hem iç hacimde hem de yükleme alanında belirgin bir artışa işaret ediyor. Model, bu büyüme ile doğrudan rakipleri arasında yer alan BYD Dolphin’in bir adım üzerine konumlanıyor.
Tasarım tarafında, MG’nin elektrikli roadster modeli Cyberster’dan esinlenen ön cephe öne çıkıyor. Aydınlatmalı ön logo, ayrık far ünitesi, şekillendirilmiş tampon ve kısa çıkıntılarla birlikte geniş gövde duruşu aracın yolda daha stabil ve sportif görünmesini sağlıyor. Bu yeni tasarım dili, MG4’ün dış görünümünü önceki versiyona kıyasla daha dikkat çekici bir seviyeye taşıyor.
Yeni MG4 ile birlikte iki yeni dış renk seçeneği de sunuluyor. Donglai Purple adlı mor ton, ışık açısına göre renk değiştiren inci parlaklığında bir metalik boya olarak tanımlanıyor. Qingbo Green ise Avrupa’dan ithal edilen özel pigmentlerle üretilmiş ve yüksek kontrast ile derin renk efekti sağlayan özel bir yeşil ton olarak tanıtılıyor.
İç mekanda ise MG ile OPPO’nun birlikte geliştirdiği MG×OPPO akıllı kokpit sistemi ilk kez kullanıma sunulacak. Bu sistem; sesli komutlarla kontrol, akıllı telefon uygulamalarıyla senkronizasyon, hareketle yönlendirme gibi özellikleri destekliyor. Sürüş deneyimini daha entegre ve kişisel hale getiren bu platform, günlük kullanımda yüksek bağlantılılık ve kolaylık sunmayı hedefliyor.
MG4’ün menzil ve batarya detayları ise henüz resmi olarak açıklanmadı. Ancak MG marka direktörünün açıklamasına göre yarı katı hal batarya seçeneği üzerinde çalışılıyor ve bu versiyonun Çin CLTC test standartlarına göre 800 kilometreye kadar menzil sunabileceği belirtiliyor. Bu bilgi henüz doğrulanmış değil ve tanıtım etkinliğinde açıklanması bekleniyor.
Huawei ile Çinli otomotiv devi SAIC’nin ortak girişimiyle kurulan HIMA çatısı altındaki yeni marka Shangjie’nin ilk modeli H5 SUV’nin resmi görselleri paylaşıldı. 150.000 ila 250.000 yuan (yaklaşık 20.700 – 34.500 dolar) aralığında fiyatlanacak olan H5, HIMA bünyesindeki beşinci otomotiv markası olarak konumlanıyor. Modelin Çin’de resmi lansmanı bu yıl sonbaharda yapılacak.
İşte Huawei ve SAIC ortaklığında geliştirilen Shangjie H5
Shangjie, HIMA platformunun en erişilebilir markası olarak konumlandırılıyor. Daha önce tanıtılan dört marka arasında Aito (Seres), Luxeed (Chery), Stelato (BAIC) ve Maextro (JAC) yer alıyor. Bu yeni marka, özellikle 200.000 yuan (yaklaşık 27.900 dolar) altındaki geniş hacimli kitleyi hedef alıyor.
SAIC’in açıklamasına göre, Çin otomobil pazarında en yoğun rekabetin yaşandığı ve en büyük kullanıcı kitlesinin bulunduğu segment, bu fiyat aralığında yer alıyor. 2024 verilerine göre, Çin’de satılan binek araçların %70’i 200.000 yuan altı fiyat bandında gerçekleşti. Shangjie H5’in doğrudan rekabet edeceği modeller arasında BYD Song Plus serisi, Leapmotor C11, Deepal S07 ve Xpeng G6 bulunuyor.
Tesla, Kanada’da yaşanan satış krizine karşı dikkat çekici bir fiyat indirimiyle karşılık verdi.
Açıklanan resmi görsellere göre H5, kapalı bir ön panjur tasarımı, ince LED farlar, trapez biçimli alt ızgara, tavan üzerinde LIDAR sensörü, krom çerçeveli cam yapısı ve bütünleşik stop lambalarıyla dikkat çekiyor. Araçta son dönemde yaygınlaşan gizli kapı kolları yerine geleneksel kapı kolları tercih edilmiş. Beş kollu ve çok kollu olmak üzere iki farklı jant tasarımı sunulacak.
Sürücü destek sistemleri Huawei’nin geliştirdiği Qiankun ADS 4.0 platformuna dayanıyor. Bu sistemin dört farklı versiyonu bulunuyor ve bunlardan en üst seviye olan Ultra donanımı, otoyol sürüşlerinde Seviye 3 otonom sürüş kabiliyeti sağlayabiliyor.
Henüz iç mekana dair resmi görüntüler paylaşılmamış olsa da, araçta Huawei’nin HarmonyOS tabanlı akıllı kokpit sistemi standart olarak yer alacak. Bu sistem çoklu ekran etkileşimi ve yapay zekâ destekli sesli asistan gibi özellikleri destekliyor.
Güç ünitesine dair teknik detaylar henüz açıklanmadı. Ancak resmi görsellerin ardından teknik bilgilerin de kısa süre içinde duyurulması bekleniyor. HIMA’nın ilk modeli olan Shangjie H5’in piyasaya çıkışı, markanın erişilebilir segmentteki rekabet gücünü test edecek önemli bir adım olacak. İlk üretim yatırımının 6 milyar yuan (yaklaşık 837 milyon dolar) seviyesinde olduğu doğrulandı.
Fransa’da savcılık makamı, Elon Musk’ın sahibi olduğu sosyal medya platformu X hakkında resmi bir ceza soruşturması başlattı. Eski adıyla Twitter olarak bilinen platform, Fransız Ceza Yasası kapsamında iki ayrı suçlama ile karşı karşıya: Otomatik veri işleme sisteminin işleyişine organize biçimde müdahale ve bu sistemden organize şekilde yasa dışı veri çıkarımı.
Elon Musk’ın sahibi olduğu X hakkında Fransa’da ceza soruşturması başlatıldı
Soruşturma, elde edilen ön bulguların ardından başlatıldı. Fransız savcılar, konunun yalnızca şirket tüzel kişiliğiyle sınırlı olmadığını, bireysel sorumluların da soruşturma kapsamına alındığını açıkladı. Soruşturma sürecinde Fransa polisi de aktif olarak yer alıyor.
Yasal süreçte daha sert adımlar atılması ihtimali gündeme gelirken, X yöneticileri ve Musk’ın ifade vermek üzere mahkemeye çağrılmaması durumunda uluslararası yakalama kararı çıkarılabileceği belirtiliyor.
Tesla CEO’su Elon Musk, X (Twitter) üzerinden yaptığı kısa ama dikkat çekici bir paylaşımla yeniden gündeme oturdu.
Fransız yargı makamları ayrıca X’in Fransa’da sağ popülist ve aşırı sağ görüşlü gruplara sistematik destek sağladığı iddiasını da dosyaya ekledi. Bu iddia, sosyal medya üzerinden yapılan içerik tercihleri ve algoritma manipülasyonları üzerinden analiz ediliyor. Fransız yetkililer, bu durumun ülkedeki siyasi süreçlere müdahale anlamına geldiğini ve soruşturma kapsamında değerlendirileceğini ifade etti.
Soruşturma, ABD yönetimiyle Avrupa arasında gerilime yol açabilecek diplomatik bir boyut da taşıyor. Amerikan tarafı, Avrupa ülkelerinin ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve ABD merkezli teknoloji şirketlerine karşı sistematik baskı uyguladığını öne sürüyor. Özellikle Apple ve X gibi büyük teknoloji devlerine yönelik davalar, Washington tarafından yakından izleniyor.
Fransa, son dönemde çevrim içi platformlara karşı yürüttüğü sert politikalarla dikkat çekiyor. Geçtiğimiz aylarda Telegram’ın kurucusu Pavel Durov da organize suçlara zemin hazırladığı gerekçesiyle Fransa’da gözaltına alınmış, bu gelişme dünya genelinde tepkilere neden olmuştu. Elon Musk, o dönemde Durov’un tutuklanmasını kamuoyunda eleştirmişti.
NASA astronotu Don Pettit, Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) geçirdiği yedi aylık görev sırasında çektiği etkileyici bir kareyi paylaştı. 20 saniyelik uzun pozlama tekniğiyle yakalanan bu görüntü, yeryüzünün üzerindeki üst atmosfer hava ışımasını (airglow), derin uzayın yıldızlarını ve istasyona kenetlenmiş bir SpaceX Dragon kapsülünü aynı çerçevede buluşturuyor. Fotoğraf, uzaydan Dünya’ya dair kaydedilmiş en sıra dışı karelerden biri.
20 saniyelik poz, Dünya’nın kızıl ışımasını ortaya çıkardı
Pettit, pazar günü sosyal medyada paylaştığı gönderide görüntüyü şu ifadelerle tanıttı: “SpaceX Dragon, derin uzay yıldızları ve kırmızı hava ışımasıyla aydınlanmış bulut denizi arasında uçuyor.” Astronot, bu görüntünün uzay istasyonundaki hareketi telafi ederek yıldızları sabit tutmayı sağlayan kendi icadı “orbital sidereal drive” adlı sistemle çekildiğini belirtti.
Airglow, yani hava ışıması, üst atmosferde güneş ışınlarının atom ve moleküllerle etkileşimi sonucu oluşan doğal ama soluk bir ışık. Uzaydan bakıldığında genellikle Dünya’nın kenarında ince ve renkli bir bant olarak görülüyor.
Rengi çoğunlukla yeşil olmakla birlikte, zaman zaman kırmızı veya mavi de olabiliyor. Gündüz boyunca da varlığını sürdüren bu ışık, ancak gece vakti görülebiliyor. Auroralardan farklı olarak, hava ışıması güneş fırtınalarıyla değil, sürekli devam eden atmosferik süreçlerle oluşuyor.
Pettit’in kullandığı orbital sidereal drive sistemi, ISS’in hareketini dengeleyerek kameranın yıldızlara odaklı kalmasını sağlıyor. Böylece uzun pozlama süresince yıldızlar kadrajda sabit kalıyor, ışık izine dönüşmeden net bir şekilde görüntülenebiliyor. Bu sistem, uzaydan çekilen astrofotoğraflarda netlik ve derinlik yakalanmasını mümkün kılıyor.
Don Pettit, yörüngedeyken çektiği dikkat çekici görüntülerle daha önce de gündeme gelmişti. Nisan ayında sona eren son uzay görevinden bu yana, görev sırasında kaydettiği yeni kareleri sırasıyla paylaşmaya devam ediyor. Geçtiğimiz hafta da Arizona’daki Büyük Kanyon’u kızılötesi dalga boyunda görüntüleyen bir fotoğraf yayınlayan Pettit, bu kareyi “Mars yüzeyini andırıyor” sözleriyle tanımlamıştı.
Tesla, Kanada’da yaşanan satış krizine karşı dikkat çekici bir fiyat indirimiyle karşılık verdi. Şirket, Model Y Long Range AWD versiyonunun fiyatını 84.990 Kanada dolarından 64.990 Kanada dolarına çekti. 20 bin dolarlık bu indirimin ardından Tesla’nın en çok satan SUV modeli, yeniden tarifeler öncesi fiyat seviyesine döndü. Karar, şirketin resmi internet sitesine sessizce yansıtıldı ve kısa sürede sosyal medyada geniş yankı buldu.
Tesla Model Y fiyatı Kanada’da 20 bin dolar ucuzladı!
Fiyat indiriminin arkasında, Tesla’nın Kanada pazarında yaşadığı ciddi düşüşün etkili olduğu belirtiliyor. 9 Nisan 2025 itibarıyla Kanada hükümeti, ABD’den ithal edilen tüm araçlara %25 oranında ek vergi uygulamaya başladı. Bu ek vergi, ABD merkezli üretim yapan Tesla’nın Kanada operasyonlarını doğrudan etkiledi.
Model Y’nin fiyatı bu vergiyle birlikte hızla 85 bin Kanada dolarına kadar yükselince, satışlar durma noktasına geldi. Tesla satış verilerini ülke bazında açıklamasa da, 2025’in ikinci çeyreğinde global satışların %13,5 oranında düştüğü doğrulandı.
Tesla CEO’su Elon Musk, X (Twitter) üzerinden yaptığı kısa ama dikkat çekici bir paylaşımla yeniden gündeme oturdu.
Şirketin attığı yeni adım, Berlin’deki Gigafactory tesisinden ithal edilen araçlarla tarifeleri aşma stratejisine dayanıyor. Avrupa üretimi Model Y’lerin Kanada’ya yönlendirilmesiyle fiyat, vergi öncesi seviyelere geri çekildi.
Ancak bu stratejik hamle, ürün yelpazesinde çarpık bir fiyatlandırma tablosu ortaya çıkardı. Şu anda Model Y, giriş seviyesi sedan Model 3’ten yaklaşık 6 bin Kanada doları daha ucuz. Tesla’nın Kanada sitesinde Model 3 Long Range AWD versiyonu 70.772 dolardan satışta.
Sosyal medyada paylaşılan tepkilerde, bazı kullanıcılar büyük indirim karşısında şaşkınlık yaşarken, yakın zamanda yüksek fiyattan Model Y satın alanlar hayal kırıklığını dile getirdi. “20.000 dolar… İnanılmaz” ve “85 bin ödeyenlere üzüldüm” gibi yorumlar dikkat çekerken, yeni fiyatla birlikte aracı satın alma planı yapan kullanıcılar da heyecanlarını paylaştı.
Ek olarak Diamond Black adlı yeni özel dış renk seçeneğinin de 2.000 dolar ek fiyatla sunulmaya başlanması, güncellemenin bir parçası olarak duyuruldu.
DC Studios’un uzun süredir beklenen yeniden doğuş adımı olan yeni Superman filmi, ABD’de 122 milyon dolarlık açılışla gişeye hızlı bir giriş yaptı. Dünya genelinde ise film ilk haftasında 217 milyon dolar hasılat elde etti. James Gunn’ın yazıp yönettiği film, hem DC Studios’un hem de Warner Bros.’un çizgi roman evrenine dair geleceğini şekillendirme açısından kilit rol taşıyor. Filmin bütçesi 225 milyon dolar.
Superman hızlı başlangıç yaptı
Superman’in ABD dışındaki gişe açılışının 95 milyon dolarda kalması şaşırtıcı karşılanmadı. Karakterin tarihsel olarak Amerikan sembolleriyle özdeşleşmesi ve küresel pazarda bu algının tam olarak kırılmamış olması, bu tabloya etki eden faktörler arasında yer alıyor. Filmin vizyona girdiği gün, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini Superman kostümüyle gösteren bir görsel paylaşması da bu sembolizmi güçlendirdi.
James Gunn, hem filmin yönetmeni hem de DC Studios’un başkanı olarak bu projeye imzasını atıyor. Warner Bros. Discovery CEO’su David Zaslav tarafından bu göreve getirilen Gunn, Superman ile DC evrenini sıfırdan yapılandırma sürecinin ilk adımını attı. Warner Bros.
Tesla CEO’su Elon Musk, X (Twitter) üzerinden yaptığı kısa ama dikkat çekici bir paylaşımla yeniden gündeme oturdu.
Global Dağıtım Başkanı Jeff Goldstein, filmin açılış başarısıyla ilgili yaptığı açıklamada “DC hayranlarının güvenini kazanmak istedik, bu ilk adımda bunu başardık” ifadelerini kullandı. Zaslav ise Superman’in ardından gelecek yıl vizyona girecek Supergirl ve Clayface filmleriyle HBO Max’te yayınlanacak Lanterns dizisinin on yıllık yeni DC planının bir parçası olduğunu duyurdu.
Yeni Superman, son bir yılda 100 milyon dolar barajını geçen ilk süper kahraman filmi oldu. 2024 yazında vizyona giren Deadpool & Wolverine 211 milyon dolarlık açılışla bu alandaki son büyük başarıydı.
James Gunn’ın Superman’i, bu yıl 100 milyon doların üzerine çıkan üçüncü Hollywood filmi oldu. Diğer iki yapım, Warner Bros.’un Minecraft filmi (162,8 milyon dolar) ve Disney’in canlı aksiyon uyarlaması Lilo & Stitch (146 milyon dolar) oldu.
DC, son sekiz yılda sadece üç filmle 100 milyon dolar barajını aşabildi. Bu başarıya ulaşan diğer yapımlar 2017’deki Wonder Woman (103,3 milyon dolar) ve 2022’de vizyona giren The Batman (134 milyon dolar) oldu. Yeni Superman, 2013 yapımı Man of Steel‘in açılış rekorunu da geçerek 122 milyon dolarla şimdiye kadarki en yüksek açılış yapan solo Superman filmi oldu.
Film, sinema izleyicisinden de olumlu not aldı. CinemaScore’dan A- alan film, Rotten Tomatoes izleyici puanında %94, eleştirmen puanında ise %82’ye ulaştı. Yüksek teknolojiye sahip IMAX ve Dolby Cinema salonları toplam gişenin yaklaşık %50’sini oluşturdu. IMAX formatında elde edilen gelir 30 milyon dolara ulaştı. İzleyici profilinde erkek oranı %68, yaş aralığı ise ağırlıklı olarak 18-34 oldu.
Başrolde David Corenswet’in Superman’i canlandırdığı filmde, Rachel Brosnahan Lois Lane rolünde, Nicholas Hoult ise Lex Luthor olarak karşımıza çıkıyor. Kadroda ayrıca Skyler Gisondo, Isabela Merced, Beck Bennett, Nathan Fillion, Anthony Carrigan ve Edi Gathegi de yer alıyor.
James Gunn’ın bu başarısı, Marvel’daki Guardians of the Galaxy serisindeki yönetmenlik kariyerini DC’ye güçlü bir şekilde taşıdığını gösterdi. DC evreninin geleceğini yeniden şekillendirmekle görevlendirilen Gunn ve Peter Safran, 2022’de bu pozisyona getirildiklerinde evreni tek bir çatı altında toparlama sorumluluğunu üstlenmişti.
Warner Bros. için de bu açılış büyük bir kazanım olarak görülüyor. 2025’te Minecraft Movie, Sinners ve şimdi de Superman ile birlikte stüdyo, yıl içinde birinci sırada açılış yapan altı filme imza attı.
Öte yandan, gişede Jurassic World Rebirth de ikinci haftasında 500 milyon dolar sınırını aştı. Film, sadece ABD’de 232 milyon dolar hasılat elde ederken, Çin’de 62,7 milyon dolara ulaşarak yılın en çok kazanan Hollywood filmi olmaya yaklaştı.
Ayrıca F1: The Movie 375 milyon dolar, How to Train Your Dragon ise 560 milyon dolar barajını geçti. Pixar’ın Elio filmi ise toplamda 100 milyon doları aşsa da şirket tarihindeki en düşük gişe gelirine sahip filmlerden biri olmaya devam ediyor.
Tesla CEO’su Elon Musk, 14 Temmuz 2025’te X (Twitter) üzerinden yaptığı kısa ama dikkat çekici bir paylaşımla yeniden gündeme oturdu. Musk, “@Tesla tasarım stüdyosundan yeni çıktım. Yıl bitmeden şimdiye kadarki en epik demoyu göreceksiniz. Şimdiye kadarki en epik.” ifadelerini kullandı. Sadece birkaç cümlelik bu paylaşım bile kısa sürede milyonlarca kişiye ulaştı ve otomotiv, teknoloji ve yatırım çevrelerinde büyük bir beklenti yarattı.
Elon Musk, yıl sonuna kadar müjdeyi verecek!
Musk’ın “en epik demo” ifadesi, şirketin şimdiye kadar sunduğu ürünler arasında öne çıkan Cybertruck, Tesla Bot ve Roadster gibi tanıtımların bile ötesinde bir gösteri vaat ettiğini düşündürüyor. Paylaşımın zamanlaması, Tesla’nın üzerinde çalıştığı iddia edilen yeni nesil robotaksi platformu, tam otonom sürüş yazılımı ya da daha önce hiç gösterilmemiş bir araç konseptiyle ilgili olabileceği yönündeki tahminleri de güçlendiriyor.
Musk’ın “Just left the Tesla design studio” diyerek tasarım stüdyosundan çıktığını belirtmesi, söz konusu demonun henüz kamuoyuna açıklanmamış bir donanım ürünü ya da radikal bir tasarım fikrine dayandığını gösteriyor. Özellikle son aylarda hız kazanan yapay zeka destekli otonom sürüş sistemleri ve Tesla’nın robot taksi yatırımları da bu beklentiyi destekliyor.
Çift ekran sunan AYANEO FLIP 1S DS duyuruldu. El konsolu, yenilikçi özellikleri ile oldukça dikkat çekiyor.
Demo için verilen “yıl sonu” zaman aralığı da Tesla’nın geleneksel olarak yılın son çeyreğinde yaptığı büyük etkinliklerin bir yenisine sahne olacağını işaret ediyor. Şirket daha önce bu dönemde Semi Truck, Cybertruck ve Optimus gibi projeleri tanıtmıştı.
Henüz resmi bir detay paylaşılmamış olsa da Elon Musk’ın bu kadar güçlü bir ifade kullanması, yatırımcılar ve teknoloji meraklıları için yılın en dikkat çekici lansmanlarından birine zemin hazırlamış durumda. Tesla cephesinden gelecek yeni açıklamalar şimdiden merakla bekleniyor.
Vatikan, tamamen temiz enerjiyle çalışan sekizinci ülke olarak dünya tarihine geçti. Küçük yüzölçümüne ve kısıtlı kaynaklara rağmen yürütülen uzun vadeli projeler sonucunda, ülkenin tüm enerji ihtiyacı artık yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Bu dönüşüm, yalnızca çevreci bir adım değil, aynı zamanda küçük kent ve ülkeler için uygulanabilir bir model olarak dikkat çekiyor.
Vatikan, tamamen temiz enerjiden güç alacak
2014 yılında alınan bir kararla başlatılan enerji dönüşüm süreci, neredeyse tamamen yapılaşmış 0.44 kilometrekarelik bir alanda gerçekleşti. Güneş enerjisi dışındaki alternatiflerin fiziki olarak mümkün olmadığı bu mikrodevlet, enerjisini üretmek için yenilikçi çözümler geliştirmek zorunda kaldı.
Üstelik Vatikan, yalnızca 1000 kişilik nüfusuna rağmen, yılda yaklaşık 6,76 milyon ziyaretçi ağırlıyor ve 1931’den bu yana yayın yapan, enerji tüketimi yüksek Vatikan Radyosu gibi kurumlara sahip. Bu dönüşümde kilit rol oynayan projelerden biri de, Vatikan Müzesi’nin cam tavanının tamamen yenilenmesi oldu.
Bu tarihi yapının üst kısmı, özel olarak üretilmiş yarı saydam güneş panelleriyle değiştirildi. Doğal ışığı geçirmeye devam eden bu paneller, yılda yaklaşık 164 MWh elektrik üretiyor. Bu sistem, aynı zamanda 135 kW kurulu güce sahip ve müzenin enerji ihtiyacının büyük bölümünü karşılıyor.
iPhone 17 modellerinin renk seçenekleri sızdırıldı. Seriye, daha önce görmediğimiz yenilikçi renkler eklenecek.
Yenilenebilir enerji üretimi sadece şehir sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Papa’ya ait Roma yakınlarındaki yaklaşık 1000 dönümlük tarım arazisinde agrivoltaik sistem kuruldu. Yüksek ve seyrek şekilde yerleştirilmiş paneller sayesinde, hem elektrik üretimi sağlandı hem de altındaki tarımsal faaliyetler kesintisiz devam etti. Buradan elde edilen enerji, Vatikan Radyosu’nun tüm ihtiyacını karşılayacak kapasiteye ulaştı. Böylece enerji üretimiyle birlikte gıda güvenliği de korunmuş oldu.
Ulaşım alanında da önemli adımlar atıldı. Fosil yakıt kullanımını azaltmak amacıyla ülke genelinde 35 elektrikli araç şarj istasyonu kuruldu. Ayrıca, 40 adet Volkswagen marka elektrikli araç, Vatikan filosuna katıldı. Böylece, kent içi ulaşım tamamen emisyonsuz hale getirildi.
Intel’in yeni nesil mobil işlemcilerinden Core Ultra 5 245HX, PassMark testlerinde gösterdiği performansla dikkat çekti. Arrow Lake-HX mimarisiyle geliştirilen işlemci, bir önceki nesil model olan Core i5-14500HX’e kıyasla çoklu iş parçacığında %38, tekli iş parçacığında ise %26 oranında performans artışı sağladı.
Intel Core Ultra 5 245HX yakında geliyor
245HX, Intel’in yüksek performanslı dizüstü bilgisayarlar için geliştirdiği Arrow Lake-HX serisinin orta segmentinde yer alıyor. Bu seri, masaüstü için geliştirilen Arrow Lake-S işlemcilerle mimari olarak benzerlik gösterse de, hem platform hem de performans açısından belirgin farklılıklar taşıyor. Mobil odaklı HX işlemcilerin masaüstü muadillerine göre daha agresif performans artışı sunduğu da test sonuçlarıyla ortaya konmuş durumda.
PassMark kıyaslamalarına göre Core Ultra 5 245HX, tekli çekirdek performansında 4.530, çoklu çekirdek performansında ise 40.059 puan elde etti. Aynı segmentteki masaüstü modeli Core Ultra 5 245K ile kıyaslandığında da fark ortaya çıkıyor. 245K modeli, tekli testte 4.409, çoklu testte ise 37.930 puan alabildi. Yani mobil segmentteki 245HX, masaüstündeki eşdeğerini geride bırakmış durumda.
Bu performans farkı, özellikle Core i5-14500HX modelinin daha fazla iş parçacığına sahip olmasına rağmen, 245HX’in yeni mimari ve optimizasyonlarla daha etkili çalıştığını gösteriyor. Intel’in Arrow Lake-S masaüstü serisinde gözlemlenen sınırlı performans artışı, mobil HX ailesinde yerini daha güçlü bir sıçramaya bırakmış görünüyor.
iPhone 17 modellerinin renk seçenekleri sızdırıldı. Seriye, daha önce görmediğimiz yenilikçi renkler eklenecek.
Yeni nesil Core Ultra 5 245HX, yalnızca teknik özellikleriyle değil, pratik test sonuçlarıyla da serinin önceki nesline açık bir üstünlük kurarak Intel’in mobil işlemci stratejisinde önemli bir adım olduğunu gösterdi.