İnternet sağlayıcısı tarafından verilen kablolu modemlere birden fazla yöntem ile Wi-Fi özelliği kazandırabilirsiniz. Bu makalemizde kablolu interneti kablosuz yapma yöntemlerini anlattık. Hazırladığımız rehberde Windows işletim sistemleri için internet paylaşımı seçenekleri de yer alıyor.
Kablolu interneti kablosuz yapma
Wi-Fi router ile interneti kablosuz yapma
En çok tercih edilen yöntemlerden biri olan Wi-Fi router modelleri sayesinde cihazınıza kablosuz ağ özelliği kazandırabilirsiniz. Ayrıca Wi-Fi router çözümü sayesinde evinizin her yerine kesintisiz internet sağlayabilirsiniz.
TP-Link RE200 ve Zyxel WRE6505 V2 gibi en çok tercih edilen cihazlar sayesinde kablolu modeminizi değiştirmeden Wi-Fi özelliğine sahip olun. Wi-Fi çekim gücü sorunu yaşıyorsanız aşağıda bulunan makalemizi inceleyerek çekim kalitesini artırabilirsiniz.
Windows internet paylaşım yöntemi
Windows işletim sisteminde varsayılan olarak karşımıza çıkan Mobil Etkin Nokta özelliğini kullanarak internet paylaşımı mümkün.
Sağ alt kısımda bulunan Bildirim Merkezi simgesine tıklayın. Ardından açılacak olan pencerede yer alan Mobil Etkin Nokta sekmesine sağ tıklayarak Ayarlar’a gidin butonuna basın.
Açılan pencerede yer alan Düzenle butonuna tıklayın. Karşınıza çıkan ekranda yer alan ayarları tamamladıktan sonra Kaydet butonuna basın. Ardından tekrar Bildirim Merkezi’ne girerek Mobil Etkin Nokta simgesine tıklayın.
Windows 7 ve Windows 8 internet paylaşım yöntemi
Windows 7 veya Windows 8 işletim sistemine sahip olan kişiler, ücretsiz ve açık kaynak kodlu Virtual Routeryazılımıyla internet paylaşımı yapabilir. Virtual Router adlı yazılımın çalışması için .NET Framework 3.5 versiyonunun yüklü olması gerekiyor.
Gerekli yazılımları indirdikten sonra kurulum aşamasına geçebilirsiniz. Yazılımın düzgün çalışmaması durumunda ağ sürücülerinizin güncel olup olmadığını kontrol edin. Güncellemeleri gerçekleştirdikten sonra Virtual Router yazılımı sayesinde bilgisayarınız üzerinden internet paylaşımı sorunsuz çalışacaktır.
Bazı masaüstü bilgisayarlarda Wi-Fi özelliği bulunmadığı için Wi-Fi kartı veya USB Wi-Fi adaptör satın almalısınız. TP-Link TL-WN722N Usb Wi-Fi modelini tercih edebilirsiniz. Ayrıca Wi-Fi kartı olarak 1200 Mbps destekli TP-Link Archer T4E modeli ihtiyacınızı karşılayacaktır.
Samsung, kullanıcı güvenliğini artırmaya yönelik güncellemelerini sürdürüyor. Güney Koreli marka, son olarak popüler bir modeli için Mayıs 2025 güvenlik yamasını yayınladı. Bu güncelleme, güvenlik açıklarını kapatırken sistem kararlılığını da iyileştiriyor. Peki, hangi model güncellendi? İşte detaylar!
Samsung Galaxy Z Flip 3 Mayıs 2025 güncellemesi aldı
Samsung’un Mayıs 2025 yamasını alan son model Galaxy Z Flip 3 oldu. Raporlar, F711NKSS9JYE2 yapı numarasıyla gelen güncellemenin şu an için Güney Kore’deki modeller için yayınlandığını, çok yakında ise daha fazla ülkeye geleceğine vurgu yapıyor. Bununla birlikte, sistemdeki güvenlik açıklarını çözmesinin yanı sıra daha kararlı bir kullanıcı deneyimi vadediyor.
Eğer güncelleme bildirimi otomatik olarak cihazınıza düşmediyse, Ayarlar > Yazılım Güncellemesi > İndir ve Yükle adımlarını izleyerek telefonunuzu/tabletinizi manuel olarak yeni sürüme yükseltebilirsiniz. Bu adımları uygulamanıza rağmen güncellemeyi hala bulamıyorsanız, yamanın henüz bölgenize ulaşmamış olma ihtimaline karşın bir süre daha beklemeniz gerekebilir.
Galaxy Z Flip3 5G teknik özellikleri
Ekran:
6,7 inç / 120 Hz Dinamik AMOLED 2x / Full HD + çözünürlük (2640 x 1080 piksel)
İkinci ekran: 1,9 inç harici ekran / 60 Hz yenileme hızı / Super AMOLED
Cam koruması: Goril Cam Victus
Boyutlar ve ağırlık: Katlanınca 15.9 mm / 183 gram
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce Samsung tarafından uygulanmaya başlanan güncelleme politikası nasıl? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın!
Intel, Xeon 6 merkezi işlem birimi serisine üç yeni model ekledi. Bu işlemcilerin en gelişmiş grafik işlem birimi destekli yapay zeka sistemlerini yönetmek için özel olarak tasarlandığı belirtildi. Performance-core (P-core) mimarisine sahip yeni işlemciler, Priority Core Turbo teknolojisi ve Intel Speed Select Technology – Turbo Frequency özelliklerini de içeriyor. Bu teknolojiler zorlu yapay zeka iş yükleri genelinde GPU performansını artırmak için özelleştirilebilir CPU çekirdek frekansları sunuyor.
Intel Xeon 6 serisine üç yeni model eklendi!
Yeni Xeon 6 işlemcileri bugün satışa sunuldu. Üç modelden biri şu anda NVIDIA’nın en son nesil yapay zeka hızlandırmalı sistemi DGX B300’ün ana CPU’su olarak görev yapıyor. NVIDIA DGX B300, Intel Xeon 6776P işlemcisini kullanıyor ve bu işlemci yapay zeka hızlandırmalı sistemin yönetimi, orkestrasyonu ve desteklenmesinde kritik rol oynuyor. Güçlü bellek kapasitesi ve bant genişliği ile Xeon 6776P, yapay zeka modelleri ve veri setlerinin büyüyen ihtiyaçlarını destekliyor.
Intel Veri Merkezi Grubu kurumsal başkan yardımcısı ve geçici genel müdürü Karin Eibschitz Segal konuyla ilgili açıklamasında, “Bu yeni Xeon SKU’ları Intel Xeon 6’nın eşsiz performansını gösteriyor ve onu yeni nesil GPU hızlandırmalı yapay zeka sistemleri için ideal CPU yapıyor. Sektörün en yüksek performanslı yapay zeka sistemlerinden birini sunmak ve endüstriler genelinde yapay zeka benimsenmesini hızlandırmaya yardımcı olmak için NVIDIA ile işbirliğimizi derinleştirmekten heyecan duyuyoruz” dedi.
Intel, Computex 2025 fuarında yapay zeka ve profesyonel iş istasyonları için geliştirdiği yeni donanım ve yazılım çözümlerini tanıttı.
Priority Core Turbo ile yapay zeka performansında devrim!
Priority Core Turbo teknolojisinin Intel SST-TF ile eşleşmesi de yapay zeka sistem performansında önemli bir atılım gerçekleştiriyor. PCT, yüksek öncelikli çekirdeklerin dinamik olarak önceliklendirilmesine olanak tanıyor ve bu çekirdeklerin daha yüksek turbo frekanslarında çalışmasını sağlıyor.
Aynı zamanda düşük öncelikli çekirdekler temel frekansta çalışarak CPU kaynaklarının optimal dağılımını garanti ediyor. Bu yetenek sıralı veya seri işleme gerektiren yapay zeka iş yükleri için kritik öneme sahip. Zira GPU’ları daha hızlı besliyor ve genel sistem verimliliğini artırıyor.
Intel Xeon 6 P-core işlemcileri, herhangi bir yapay zeka sistemi için sektör lideri özellikler sunuyor. Bu işlemciler CPU başına 128 P-core’a kadar yüksek çekirdek sayısı ve olağanüstü tek iş parçacığı performansı sağlayarak yoğun yapay zeka görevleri için dengeli iş yükü dağılımı garanti ediyor.
Rekabete kıyasla yüzde 30 daha hızlı bellek hızları sunan Intel Xeon 6, yüksek kapasiteli konfigürasyonlarda üstün bellek performansı sağlıyor ve MRDIMM’ler ve CXL ile öncü bellek bant genişliğini destekliyor.
Gelişmiş giriş/çıkış performansı açısından yeni işlemciler, önceki Xeon işlemcilerine kıyasla yüzde 20’ye kadar daha fazla PCIe şeridi ile giriş/çıkış yoğun iş yükleri için daha hızlı veri aktarımı sağlıyor. İşletme kesintilerini minimize eden güçlü güvenilirlik, kullanılabilirlik ve servis edilebilirlik özellikleriyle maksimum çalışma süresi için tasarlanan bu işlemciler, eşsiz güvenilirlik ve servis edilebilirlik sunuyor.
Intel Advanced Matrix Extensions özelliği FP16 hassasiyetinde aritmetik işlemleri destekleyerek yapay zeka iş yüklerinde verimli veri ön işleme ve kritik CPU görevlerini mümkün kılıyor.
Kurumsal altyapı modernizasyonu ve geniş uygulama yelpazesi
Kurumlar altyapılarını yapay zekanın artan taleplerini karşılayacak şekilde modernize ederken, P-core’lu Intel Xeon 6 işlemcileri performans ve enerji verimliliğinin ideal kombinasyonunu sunuyor. Bu işlemciler geniş bir veri merkezi ve ağ uygulamaları yelpazesini destekleyerek Intel’in yapay zeka optimize CPU çözümlerinde liderlik konumunu pekiştiriyor.
Intel Xeon 6 işlemcileri yüksek çekirdek sayıları ve birden fazla segment için yerleşik hızlandırma ile tasarlandı ve geniş bir zorlu iş yükü dizisini ele alıyor. Yapay zeka, yüksek performanslı bilgisayar, ağ, depolama, veritabanı yönetimi ve güvenlik için üretilen Intel Xeon 6 işlemcileri, bir dizi uygulama genelinde yeni teknolojiler ve yetenekler sunuyor.
Açık sistemler yaklaşımı ve x86 bilgisayar mimarisine dayalı olarak Intel, müşterilerinin ve ortaklarının herhangi bir iş yükünde yapay zekanın sağladığı fırsatlardan yararlanmasını sağlıyor.
24 Şubat 2025’te Intel, Intel Xeon 6 işlemci ailesinin yeni üyelerini piyasaya sürdü. Bu işlemciler şirketin bir dizi uygulama genelinde rekabet edebilen en kapsamlı merkezi işlem birimi serisini geliştiriyor ve Intel’in müşterilerine ve ortaklarına artan yetenekler ve hız sunarak fayda sağlıyor.
Performance-core’lu Intel Xeon 6 işlemcisi yapay zeka sistemleri için en iyi baş düğüm olup aynı zamanda CPU üzerinde yapay zeka, geleneksel kurumsal uygulamalar ve yüksek performanslı bilgisayar için hızlandırılmış performans sunuyor.
Efficient-core’lu Intel Xeon 6, bulut-doğal iş yükleri, hiper ölçekleyiciler ve telekominikasyon şirketleri için sınıfının en iyisi güç verimliliği ve daha düşük toplam sahip olma maliyeti sağlıyor. Intel vRAN Boost’lu Intel Xeon 6 SoC ise kenar ve ağ uygulamaları için liderlik performansı sunuyor.
Şubat ayında düzenlenen etkinliği izlemek için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz:
ABD’nin Florida eyaletinde 14 yaşındaki bir çocuğun intiharının ardından başlatılan dava kapsamında, teknoloji devi Google ve yapay zeka girişimi Character.AI’nin yargılanmasına karar verildi. Dava, yapay zeka uygulamalarının genç kullanıcılar üzerindeki etkisini de irdeleyecek.
Google’ın başı yapay zeka ile derde girdi
Sewell Setzer adlı genç, Şubat 2024’te hayatına son verdi. Talihsiz gencin annesi Megan Garcia, oğlunun bir yapay zeka sohbet uygulamasıyla kurduğu bağın onun psikolojisini derinden etkilediğini ve intihara sürüklediğini öne sürüyor.
Garcia, oğlunun yaşadığı ruhsal sorunlar nedeniyle sosyal çevresinden uzaklaştığını ve her şeye karşı ilgisizleştiğini belirtiyor. Setzer’ın bu süreçte, yapay zeka tabanlı bir sohbet robotu ile derin bir bağ geliştirdiği ifade ediliyor.
Setzer, yazışmalarında botun gerçek olmadığını biliyordu ancak yine de onunla bir insan gibi ilişki kurmaya devam etti. Dava dosyasına göre, genç adamın intiharından hemen önce, “Game of Thrones” karakteri taklidi yapan bir sohbet botuna “eve geliyorum” mesajı gönderdiği ortaya çıktı. Söz konusu botun, hem bir terapist hem de romantik bir partner gibi davrandığı belirtiliyor.
Google, dün gerçekleştirdiği yıllık I/O geliştirici konferansında yapay zeka teknolojilerinde çığır açan yeniliklerini tanıttı.
Yargıç Anne Conway, Google ve Character.AI şirketlerinin, yapay zeka sohbet botlarının ürettiği içeriklerin ifade özgürlüğü kapsamında olduğu yönündeki taleplerini reddetti. Bu gerekçelerle davanın düşürülmesi yönünde yapılan başvuru da kabul edilmedi.
Google’ın, Character.AI uygulamasının geliştirilmesinde doğrudan sorumlu olmadığı argümanı da mahkeme tarafından yeterli görülmedi. Mahkeme, Google’ın teknoloji lisanslaması ve şirketin kurucu ekibini işe alması gibi nedenlerden ötürü davadan muaf tutulamayacağına hükmetti.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Milyonlarca vatandaşın beklediği vergi borcu yapılandırma ile ilgili son dönemde yeni gelişmeler yaşandı. Geçtiğimiz günlerde Meclis Genel Kurulu‘nda kabul edilen kanun teklifi, 9 Haziran 2021 tarihinde 7326 sayılı Kanun niteliğinde 31506 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girdi.
Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz yıl e-Devlet başta olmak üzere birçok kanal üzerinden gerçekleştirilen borç yapılandırma ile ilgili birçok soru ortaya çıktı. Peki Vergi Borcu Yapılandırması nasıl yapılır? Hangi borçları kapsar? Yazımızda anlattık.
CoronaVac'a verilen acil kullanım onayından sonra gözler aşı randevularına çevrildi. Sağlık Bakanlığı, koronavirüs aşısı için randevu alma ekranını kullanıma açtı. Peki aşı randevusu nasıl alınır?
Vergi borcu yapılandırma hangi borçları kapsıyor?
TBMM Genel Kurulu‘nda kabul edildikten sonra yürürlüğe giren ‘Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’ kapsamında, 30 Nisan 2021 tarihi ve öncesi beyana dayanan vergilerde bu tarihe kadar verilmesi gereken beyannamelere ilişkin vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamlarının yanı sıra 2021 yılına ilişkin olarak 30 Nisan 2021 tarihi dahil tahakkuk eden vergi ve bunlara bağlı vergi cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları yapılandırılacak.
Diğer yandan, 2021 yılı Nisan ayı ve önceki aylara ilişkin sigorta primi, GSS primleri, emeklilik keseneği, işsizlik sigortası primi, sosyal güvenlik destek primi ile bunlara bağlı gecikme cezası ve gecikme zammı alacakları yürürlüğe giren kanun kapsamında yapılandırılacak.
Vergi borcu yapılandırma nasıl yapılır?
Yapılandırma başvurusu için birçok yöntem mevcut. Bunlardan en hızlı ve pratik olanı şüphesiz e-Devlet ya da direkt olarak Gelir İdaresi Başkanlığı‘nın resmi internet sayfasından başvuru yapmak olacaktır. İlk başta buradan Gelirler İdaresi Başkanlığının İnteraktif Vergi Dairesine ya da dilerseniz buradan e-Devlet sayfasına giriş yapın. Daha sonra sizden 7326 Bazı Alacakların Yapılandırılması Kanunundan yararlanmak için ‘Kullanıcı Girişi’ alanından giriş yapmanız ya da e-Devlet ile giriş yapmanız istenecektir.
Sisteme giriş yaptıktan sonra vergi borcu yapılandırması için bir form doldurmanız gerekecek. Formu eksiksiz bir şekilde doldurduktan sonra başvurunuz tamamlanmış olacaktır. Diğer yandan şahsen ya da posta yolu ile dilediğiniz bir Sosyal Güvenlik Merkezi’ne borç yapılandırması için başvurabilirsiniz.
Kanun kapsamında sunulan yapılandırma imkanlarından faydalanmak için 31 Ağustos 2021 tarihine kadar başvuru yapılması gerekmektedir.
Xiaomi, elektrikli otomobil hamlesini YU7 SUV modeliyle genişletti. Şirketin 15. yıl dönümünde duyurulan model, SU7 sedanın ardından gelen ikinci büyük adım oldu. YU7’nin fiyatı ise henüz açıklanmadı.
Xiaomi YU7 SUV modeli duyuruldu
YU7, Xiaomi’nin Modena platformu üzerinde geliştirildi. Araç 4.999 mm uzunluk, 1.996 mm genişlik, 1.608 mm yükseklik ve 3.000 mm aks mesafesi ölçülerine sahip. Araç ağırlığı ise donanıma göre 2.140 ila 2.460 kg arasında değişiyor. Otomobil, 19 ve 20 inçlik jantlarla birlikte geliyor.
Tasarımda, içe katlanabilen elektrikli kapı kolları ve UWB destekli akıllı telefon ile anahtarsız giriş sistemi dikkat çekiyor. Kabinde, Nappa deri döşemelerle kaplı “sıfır yerçekimi” ön koltuklar 123 dereceye kadar yatırılabiliyor ve 10 bölgeli masaj özelliğine sahip.
Arka koltuklar 135 dereceye kadar elektrikli ayarlanabiliyor. Aracın teknolojik altyapısı, Snapdragon 8 Gen 3 işlemciyle çalışan dört birimlik birleşik kontrol ünitesiyle destekleniyor. Sistem, 1.35 saniyede açılıyor ve kablosuz güncellemeleri 15 dakikada tamamlayabiliyor.
Google, dün gerçekleştirdiği yıllık I/O geliştirici konferansında yapay zeka teknolojilerinde çığır açan yeniliklerini tanıttı.
YU7 üç farklı motor seçeneğiyle sunuluyor. RWD modelinde yalnızca arka aksa yerleştirilen 235 kW gücünde bir motor bulunuyor. 528 Nm tork üreten bu motorla 0’dan 100 km/s hıza 5.88 saniyede ulaşılıyor.
Pro AWD modelinde çift motorla 365 kW güç ve 690 Nm tork sunuluyor. Bu sistemin 0-100 km/s hızlanması 4.27 saniye. Max AWD versiyonu ise en güçlü konfigürasyon diyebiliriz. 508 kW (220 kW ön + 295 kW arka) güç ve 866 Nm tork üretiyor. Bu versiyon 0’dan 100 km/s hıza sadece 3.23 saniyede çıkıyor. Maksimum hız ise 253 km/s.
Tüm modeller Xiaomi’nin 800V silikon karbür teknolojisine sahip yüksek voltajlı mimarisine dayanıyor. UAES üretimi V6s Plus motorlar kullanılıyor. 5.2C şarj hızıyla araçlar 15 dakikada 620 km menzil kazanabiliyor.
Batarya seçeneklerinde ise üç varyasyon bulunuyor. RWD modelde 96.3 kWh kapasiteli LFP batarya ile 835 km menzil sunuluyor. Pro AWD modeli de aynı batarya ile 770 km’ye kadar gidiyor. En yüksek performanslı Max AWD modelde ise 101.7 kWh kapasiteli NCM batarya mevcut ve bu versiyonun menzili 760 km olarak veriliyor. Tüm değerler CLTC ölçüm standardına göre hesaplanmış.
Otonom sürüş sisteminde lidar sensörleri, 4D mmWave radar, ALD kaplamalı kameralar ve 700 TOPS işlem kapasitesine sahip Nvidia Drive AGX Thor platformu kullanılıyor. Bu donanım, Xiaomi’nin kendi geliştirdiği uçtan uca sürüş destek sistemiyle de entegre çalışıyor.
Peki siz bu araç hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizimle paylaşabilirsiniz.
Geçtiğimiz ekim ayında sürpriz bir karara imza atarak ismini Meta olarak değiştiren Facebook, sosyal medya olarak lanse edilen medya sisteminin öncülerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu alanda elde ettiği başarıların yanı sıra özellikle son yıllarda gizlilik ve güvenlik gibi unsurlar nedeni ile eleştirilerin odak noktası haline gelen şirket, diğer taraftan ilginç kuruluş hikayesi ile de dikkat çekiyor.
2022 yılında Meta yani eski adıyla Facebook denince akıllara ilk olarak Mark Zuckerberg’in geldiği hepimizin malumu. Ancak şirketin fazla göz önünde olmayan dört kurucusunun daha olduğunu belirtmekte fayda var. Özellikle 2010 yılında vizyona giren ve Facebook’un kuruluş hikayesine odaklanan The Social Network filmiyle şirketin kurucularından Eduardo Saverin’in hayat hikayesi de bir hayli merak edilmeye başlandı. Biz de bu yazımızda Saverin’in ilginç hayat hikayesine değindik…
Günümüzde sosyal medya uygulamaları ve fenomenlerinin atası olarak gösterilen İnternet Mahir kimdir? Yazımızda anlattık.
Eduardo Saverin kimdir?
Eduardo Saverin, 19 Mart 1982’de Brezilya’nın São Paulo şehrinde dünyaya geldi. Babasının ihracat, giyim, emlak ve nakliye ile uğraşan bir sanayici olması nedeni ile maddi açıdan hiçbir zaman sıkıntı çekmeyen Saverin, erken yaşlarda Miami’ye taşınarak çocukluğunu burada geçirdi.
Eğitim hayatına Miami’deki Gulliver Preparatory School’da başladı ve ardından dünyanın önde gelen üniversitelerinden biri olarak lanse edilen Harvard Üniversitesi’ne gitti. Aynı zamanda öğrenci olduğu dönemde petrol alanında 300 bin doların üzerinde stratejik bir de yatırım yapan Saverin, görüldüğü üzere hem maddiyat hem de girişimcilik gibi konularda klasik üniversite öğrencilerinden oldukça farklıydı.
Harvard Üniversitesi’ndeki ikinci yılında aynı yerde öğrenimini sürdüren Mark Zuckerberg ile tanıştı. Kısa sürede samimi hale gelen ve çeşitli projelerde ortak çalışmaya karar veren ikili, üniversite öğrencilerinin diğerleri ile iletişim kurması ve bilgi alışverişi yapmasına olanak sağlayan bir sosyal ağ kurmaya karar verdi.
Tabii ikilinin önünde 1999 yılında açtığı ‘’ikissyou.org’’ adlı kişisel web sitesiyle internet fenomeni ve sosyal ağ kavramlarını ilk kez dünyaya duyuran İnternet Mahir olarak bilinen Mahir Çağrı gibi bir örneğin de bulunması konsept ve fikir açısından işleri bir hayli kolaylaştırdı.
Tarihler 2004 yılını gösterdiğinde günümüzün en popüler sosyal medya platformlarından Facebook resmen kuruldu. İlk etapta Harvard Üniversitesi’ndeki öğrenciler için geliştirilen, ardından Boston civarındaki okullarda kullanılmaya başlanan, bir sene sonra da ABD’deki tüm okullara yayılan platform, 11 Eylül 2006’da ise dünya genelinde tüm e-posta adreslerine belirli yaş kısıtlamalarıyla kullanıma açıldı. 2006 yılına kadar sadece ülkedeki okullar tarafından sağlanan e-posta adresleri ile kullanılıyordu.
Saverin ile Zuckerberg arasında anlaşmazlıklar başlar
Facebook’un tüm dünyanın kullanımına sunulduğu 2006’da öğrenim gördüğü Harvard Üniversitesi Ekonomi Fakültesi’nden üstün başarı ile mezun olan Eduardo Saverin, platformun adını duyurmaya başladığı dönemde yakın arkadaşı ve iş ortağı Mark Zuckerberg ile şiddetli anlaşmazlıklar ve fikir ayrılıkları yaşamaya başladı. Hatta 2005 yılında Zuckerberg, işletme müdürü ve finans müdürü olarak görevini sürdüren Saverin’in Facebook hisselerini yüzde 34’ten yüzde 0,03 seviyelerine kadar düşürdü.
Bu süreçte Silikon Vadisi’ne taşınan Facebook, PayPal’ın kurucu ortağı Peter Thiel ve Napster’ın kurucusu Sean Parker’ın da işe dahil olmasıyla bambaşka bir boyut aldı. Söz konusu isimlerin Zuckerberg’i CEO olarak desteklemesi ve şirkete ciddi bir miktarda yatırım yapmalarının ardından Eduardo Saverin’in şirket içindeki etkisi de büyük ölçüde azaldı.
Bu arada Eduardo Saverin’in hisselerinin düşürülmesinin ardından Facebook’a dava açtığını da unutmamak gerekiyor. Ancak bu dava mahkeme salonlarında değil de, maddeleri hiçbir zaman açıklanmayan gizli bir anlaşmayla çözüldü. Bundan kısa bir süre sonra Facebook tarafından Saverin’in kurucu ortağı ünvanı aldığı resmen duyuruldu.
Eduardo Saverin kimdir?
Tabii bundan sonrası The Social Network filmi başta olmak üzere çeşitli kaynaklarda yer alan iddialardan ibaret. Hatta Zuckerberg, söz konusu yapımı kesinlikle beğenmediğini, Facebook’la ilgili gerçeği yansıtmayan birçok unsur barındırdığını ve bazı detayların oldukça incitici olduğunu açıklamıştı. Bu nedenle Eduardo Saverin ile Mark Zuckerberg arasında ne yaşandığını belki de hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Son olarak Eduardo Saverin’in 2012 yılında ABD vatandaşlığından kendi isteği ile çıktığını, günümüzde ise yeni girişimleriyle ve yatırımlarıyla hayatına devam ettiğini belirtelim.
Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce The Social Network filminde anlatılanlar doğru mu? Görüşlerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı unutmayın.
Xiaomi, ürün yelpazesinigenişletmek için çalışmalarını sürdürüyor. Çinli üretici bu kapsamda çok yakında POCO F7’yi kullanıcıların beğenisine sunacak. Son gelişmeler ürünün tanıtım öncesi önemli bir eşiği aştığını gözler önüne seriyor.
POCO F7 NBTC sertifikası aldı
POCO F7, 25053PC47G model numarasıyla NBTC veritabanında göründü. Bilindiği üzere akıllı telefon daha önce IMDA, BIS, FCC ve IMEI gibi çeşitli sertifikaları da aldı. Bu gelişme, ürünün tanıtımı için her şeyin hazır olduğunu gösteriyor. Güvenilir kaynaklara göre model haziran ayında tanıtılacak.
POCO F7’nin Redmi Turbo 4 Pro’nun yeniden markalanmış bir versiyonu olarak piyasaya sürülmesi bekleniyor. Cihaz Çin’de geçen ay tanıtılmıştı ve Poco F7 ile aynı model numarasına sahip. Böylece telefonların teknik özelliklerinin büyük ölçüde aynı olacağı düşünülüyor.
6.83 inç büyüklüğünde, 1280×2272 çözünürlüğe sahip AMOLED ekranla gelen cihaz 120 Hz yenileme hızına ve 3.200 nit tepe parlaklığa ulaşıyor. İşlemci tarafında Qualcomm’un Snapdragon 8s Gen 4 yonga seti kullanılıyor.
Bellek seçenekleri 12 GB ve 16 GB RAM olarak sunulurken, depolama tarafında 256 GB, 512 GB ve 1 TB olmak üzere üç farklı alternatif bulunuyor. Arka tarafta 50 MP ana kamera ve 8 MP ultra geniş açılı kamera yer alıyor. Ön tarafta ise 20 MP çözünürlüğünde bir kamera mevcut. Çin versiyonunda 7.550 mAh kapasiteli bir batarya bulunuyor ancak bu detayın uluslararası sürümde değişip değişmeyeceği şu an için net değil.
One UI 7 güncellemesinin dağıtımına hız kesmeden devam eden Samsung, kullanıcı güvenliğini artıran yamaları da ihmal etmiyor. Güney Koreli marka son olarak üç modeli için Mayıs 2025 güncellemesini yayınladı.
Avrupa’daki Galaxy S24 modelleri için Mayıs 2025 yaması yayında
Samsung, geçtiğimiz haftalarda Galaxy S24 serisi için Güney Kore’de yayınladığı Mayıs 2025 yamasını Avrupa’ya da gönderdi. Yeni sürüm, sırasıyla S921BXXS4BYE3, S926BXXS4BYE3 ve S928BXXS4BYE3 yapı numarasıyla gelen güncelleme 502.57 MB boyutlarında.
Eğer güncelleme bildirimi otomatik olarak cihazınıza düşmediyse, Ayarlar > Yazılım Güncellemesi > İndir ve Yükle adımlarını izleyerek telefonunuzu/tabletinizi manuel olarak yeni sürüme yükseltebilirsiniz. Bu adımları uygulamanıza rağmen güncellemeyi hala bulamıyorsanız, yamanın henüz bölgenize ulaşmamış olma ihtimaline karşın bir süre daha beklemeniz gerekebilir.
ASUS, Computex 2025 kapsamında düzenlediği etkinlikte, kurumsal yapay zeka altyapısından akıllı depolama çözümlerine kadar uzanan kapsamlı yapay zeka sistemlerini tanıttı. Şirket, üretken yapay zeka ve aracı sistemleri kurumsal düzeyde entegre etmek için geliştirdiği ASUS AI Hub platformunu duyurdu. NVIDIA, AMD, Intel gibi sektörün önde gelen teknoloji sağlayıcılarıyla iş birliği içinde geliştirilen sistemler, dijital dönüşümün tüm süreçlerinde işletmelere kapsamlı destek sunuyor.
ASUS, Computex’te yapay zeka ekosistemini tanıttı
Tanıtılan ASUS AI Hub platformu, işletmelerin yapay zekâyı hızlı, güvenli ve ölçeklenebilir biçimde uygulamaya alabilmesini sağlayacak şekilde hazırlandı. Açık kaynaklı büyük dil modelleriyle (LLM) entegre çalışan sistem, NVIDIA AI Enterprise platformu ile uyumlu olarak çalışıyor.
ASUS’un oyun markası Republic of Gamers (ROG), COMPUTEX 2025 fuarında “The ROG Lab” temalı yeni deneyim alanıyla kapılarını açtı.
Platform, RAG destekli belge zekâsı, özel yapay zeka asistanları ve özelleştirilebilir istem kütüphanesiyle iş akışlarını otomatikleştiriyor. Veriler yerel olarak depolanarak, gizlilik risklerine karşı ek güvenlik sağlanıyor.
ASUS, VSD320D depolama çözümü ile entegre edilen MGX platformlu NVIDIA sertifikalı ESC8000A-E13P sunucusunu tanıttı. Ayrıca daha zorlu yapay zekâ uygulamaları için ESC N8-E11 sunucusu da çözüm portföyünde yer alıyor.
NVIDIA RTX PRO sunucular ise bilimsel hesaplama, grafik işleme ve çok modlu yapay zekâ uygulamaları için evrensel hızlandırma sağlıyor. ASUS’un özel yazılım bileşenleri olan AI Hub, Infrastructure Deployment Center (AIDC) ve Control Center (ACC) ile birlikte NVIDIA’nın NeMo Retriever mikro servisleri ve Llama Nemotron modelleri sistemle entegre şekilde çalışıyor.
ASUS, ayrıca IBM ve Weka ile birlikte geliştirdiği yeni nesil yazılım tanımlı depolama çözümlerini de sergiledi. RS501A-E12 serisi ürünler, dosya, nesne ve blok depolama desteği sunarken flash, yedekleme ve katmanlama özellikleriyle kurumsal iş yüklerine uyum sağlıyor. Donanım sınırlarını aşan bu sistem, çeşitli yapay zekâ ve yüksek performanslı bilgi işlem (HPC) senaryoları için optimize edildi.
Foxlink iş birliğiyle tanıtılan bir diğer sistem ise Jetson AGX Orin tabanlı yapay zekâ destekli denetim robotu oldu. Bu robot, veri merkezlerinde güvenlik, sıcaklık, ses ve enerji verimliliği gibi parametreleri gerçek zamanlı izleyerek otomatik takip sağlıyor. Sistemin arkasında Tayvan’ın en büyük veri merkezi olan ve ASUS tarafından inşa edilen Ubilink bulunuyor. Robot, akıllı tesis yönetimi alanında yeni bir yaklaşım sunuyor.
ASUS Kurumsal Başkan Yardımcısı Paul Ju, etkinlikte yaptığı açıklamada, yapay zekânın endüstrileri dönüştürdüğünü ve ASUS’un uçtan uca çözümlerle bu dönüşüm sürecini hızlandırdığını vurguladı. NVIDIA, IBM, WD, Weka ve Foxlink ile geliştirilen sistemlerin, yapay zekânın daha hızlı, verimli ve güvenli şekilde kurumsal süreçlere entegre edilmesini sağladığını belirtti.
Microsoft tarafından geliştirilen yeni yapay zeka destekli hava tahmin modeli Aurora, on günlük tahminleri yüksek doğrulukla ve saniyeler içinde üretebiliyor. Bu gelişme, geleneksel yöntemlerin saatler süren hesaplama süreçlerine kıyasla ciddi bir zaman avantajı sağlayacak.
Microsoft, Aurora yapay zekası ile hava tahmini yapacak
Aurora modeli şu anda Avrupa’nın en büyük meteoroloji merkezlerinden birinde, diğer geleneksel ve yapay zeka temelli modellerle birlikte kullanılıyor. Sistem, Fransa’nın kuzeyinde Le Portel’e 2023’te yaklaşan hava olayları üzerinde test edildi ve başarılı sonuçlar verdi.
Modelin geliştirilmesine liderlik eden Prof. Dr. Paris Perdikaris, Aurora’nın yalnızca hava tahmininde değil; hava kirliliği, dalga yüksekliği gibi diğer çevresel verilerin öngörülmesinde de kullanılabileceğini belirtti.
Model, başka girişimciler tarafından yenilenebilir enerji piyasalarını tahmin etmek için de adapte edilmeye başlandı. Aurora’nın başarısı, fizik tabanlı modellerle eğitilmiş olmasına dayanıyor. Bu modeller güneşin Dünya’yı ısıtması, rüzgârlar, okyanus akıntıları, bulut oluşumu gibi süreçleri karmaşık denklemlerle simüle ediyor.
Google, dün gerçekleştirdiği yıllık I/O geliştirici konferansında yapay zeka teknolojilerinde çığır açan yeniliklerini tanıttı.
Aurora, bu sistemlerden elde edilen verileri kullanarak örüntüleri öğreniyor ve bu örüntülere göre tamamen yapay zeka temelli tahminler üretiyor. Fakat uzmanlar, bu tür modellerin fizik kurallarını doğrudan bilmediği için zaman zaman gerçek dışı tahminler yapabileceğini ve insan uzmanların denetimine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Geleneksel modeller 70 yılı aşkın süredir hava tahminlerinde temel araç olarak kullanılıyor, ancak bu modellerin kurulması ve çalıştırılması uzun yıllar ve pahalı süper bilgisayarlar gerektiriyor. Buna karşın yapay zeka modelleri çok daha hızlı bir şekilde geliştirilebiliyor.
İçerisinde önemli bilgi ve belgelerin olduğu bilgisayarlar her zaman güvenli bir şekilde korunmalıdır. Bu nedenle, bilgisayara şifre koyma işlemi oldukça önemlidir. Bu işlem, bilgisayarınızın içerisindeki dosyaları ve belgeleri, kötü niyetli üçüncü kişilerden korur.
Çoğu zaman kişiler bu işlemi gerekli görmez ve bilgisayarlarını şifresiz bir şekilde kullanmaya devam eder. Ancak bilgisayarın çalınması ve kaybolması gibi durumlarda bilgisayar şifresiz olduğundan içerisindeki dosyalar kolayca ortaya çıkar.
Tabii ki sadece çalınma ve kaybolma durumları değil, bilgisayarınızı içerisinde bulunan dosyalar ve belgeler nedeniyle tanıdığınız kişilerden de korumak isteyebilirsiniz. Bu nedenle, “Bilgisayara şifre koyma işlemi nasıl yapılır, güçlü şifre seçme yöntemleri nelerdir?” gibi soruların cevabı yazımızda.
İşte adım adım bilgisayara şifre koyma işlemi
Adım 1: Windows tuşuna basın ve ”Ayarlar” seçeneğine tıklayın.
Adım 2: Daha sonra ”Hesaplar” menüsüne gidin.
Bilgisayarınıza şifre koymak, içerisinde bulunan dosyalar ve belgelerin güvenliğini sağlayacaktır.
Adım 3: Ekranın sol tarafında yer alan ”Oturum açma yöntemleri” seçeneğine tıklayın.
Geçtiğimiz yıllarda yapılan bir araştırmaya göre; dünya genelinin %54’ü bilgisayarlarında herhangi bir güvenlik yöntemi kullanmıyor.
Adım 4: Açılan ekranda, bilgisayarınıza koyabileceğiniz çeşitli şifre yöntemleri karşınıza çıkacak. Parola seçeneğine tıklayın.
Adım 5: Açılan sekmede ”Ekle” butonuna tıklayın.
Eğer parola yöntemini kullanmak istemezseniz, resimli parola, pin gibi çeşitli güvenlik yöntemlerini de kullanabilirsiniz.
Adım 6: Artık bilgisayara şifre koyma işlemi için hazırsınız. İstediğiniz şifreyi yazın ve açılan pencerede ”Son” tuşuna basarak şifre koyma işlemini tamamlayın.
Koyacak olduğunuz şifrenin, kolay tahmin edilmeyen güçlü bir şifre olması gerekiyor.
Güçlü bir şifre seçimi nasıl yapılır?
Karışık ve tahmin edilmesi zor şifreler, güvenliğinizi üst seviyeye çıkaracaktır.
Bilgisayara şifre koyma işlemini artık biliyoruz. Ancak burada önemli olan bir detay daha var. Bilgisayarınıza koyacağınız şifrenin güçlü olması gerekiyor. Yani tahmin edilmesi zor bir şifre koymak, bilgisayarın güvenliği açısından daha sağlıklı olacaktır. Şifre seçiminde yapılan en büyük hata ise; ardışık sayılar ve doğum tarihi gibi zayıf şifre seçimleri oluyor.
Bu tarz şifre seçimleri, tahmin edilmesi oldukça kolay olduğu için bilgisayarı savunmasız bırakıyor. Bu nedenle, karmaşık ve özel karakterler kullanılarak koyulan şifreler, her zaman daha güvenilir olacaktır. Örneğin;
Sevdiğiniz film veya dizilerden hatırlayabileceğiniz bir replik ele alın
Bu repliğin baş harflerini alın.
Daha sonra her harfin arasına ” @/#/$ ” gibi özel karakterler ekleyin.
Koyduğunuz bu şifrenin tahmin edilmesi ve kırılması oldukça zor olacaktır.
Artık her şeyin dijitale taşındığı bu dönemde, bilgisayarlar ve telefonlar gibi elektronik cihazların çeşitli güvenlik yöntemleri ile korunması gerekiyor. Bu nedenle, “Bu kadar karışık şifre ile NASA’yı mı koruyacağız” demeyin. Bir gün koymuş olduğunuz karışık ve güvenilir şifreler mutlaka işinize yarayacaktır.
Bu arada Unutmayın birkaç dakikanızı alacak bilgisayara şifre koyma işlemi sizi çok zor durumda kalmaktan kurtarır.