Türkiye’de Elektrikli Araç Yangınları Artıyor Mu? Akhisar’daki Olay Yeniden Gündeme Getirdi

Türkiye’de elektrikli otomobillerin sayısı hızla artarken, farklı şehirlerden gelen yangın haberleri de dikkat çekmeye başladı. Son olarak Manisa’nın Akhisar ilçesinde park halindeki bir elektrikli otomobilin alevlere teslim olması, elektrikli araç yangınlarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Peki son dönemde Türkiye’de hangi elektrikli araç yangınları yaşandı? Bu araçlar neden yanabiliyor ve bir elektrikli otomobil yangını, benzinli veya dizel otomobil yangınından neden farklı değerlendiriliyor?
Akhisar’da park halindeki elektrikli otomobil yandı
15 Ağustos sabahı Akhisar’ın Kethüda Mahallesi’nde park halinde bulunan bir elektrikli otomobilde yangın çıktı. İtfaiye ekiplerinin müdahale ettiği olay sonucunda otomobil kullanılamaz hale geldi.
Yangının çıkış nedenine ilişkin henüz kesin bir tespit bulunmuyor. Bu nedenle olayın bataryadan kaynaklandığını söylemek şu aşamada mümkün değil. Araç yangınları elektrik tesisatından dış etkenlere kadar çok sayıda farklı nedenle ortaya çıkabiliyor.
Akhisar’daki olay ise Türkiye’de son dönemde kayıtlara geçen tek elektrikli otomobil yangını değil.
Türkiye’de elektrikli araç yangınları daha sık gündeme geliyor
Türkiye’de elektrikli araç parkı büyüdükçe bu araçların karıştığı yangın vakalarının mutlak sayısının da artması şaşırtıcı değil. Daha önce Türkiye’de birden fazla Skywell ET5 yangınının meydana gelmesi ve konunun resmi inceleme talebine kadar taşınması bunun dikkat çeken örneklerinden biri olmuştu.
İstanbul’da da Maltepe, Kadıköy, Sarıyer, Zeytinburnu ve Ataşehir gibi farklı ilçelerde elektrikli araçların karıştığı yangınlara ek olarak Temmuz 2026’da Kayseri’de ise şarj işlemi sırasında yanan bir elektrikli otomobil kayıtlara geçti.
Ancak burada kritik bir ayrım yapmak gerekiyor. Elektrikli araç yangınlarının haberlerde daha sık görülmesi, bu araçların benzinli ve dizel otomobillerden daha sık yandığı anlamına gelmiyor.
Benzinli ve dizel araçlar mı, elektrikli araçlar mı daha fazla yanıyor?
Türkiye’de yakıt türüne göre araç sayısına oranlanmış kapsamlı ve güncel bir yangın veri tabanı bulunmadığı için ülkemiz özelinde kesin bir oran vermek zor. Buna karşılık elektrikli araçların çok daha yaygın olduğu ülkelerde yapılan çalışmalar önemli bir karşılaştırma imkanı sağlıyor.
İsveç Sivil Savunma ve Acil Durum Kurumunun (MSB) 2022 verileri bu konuda en fazla referans verilen çalışmalardan biri. Yaklaşık 611 bin elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araç içinde 23 yangın kaydedildi. Bu, araç parkının yaklaşık yüzde 0,004’üne karşılık geliyor. Aynı dönemde yaklaşık 4,4 milyon benzinli ve dizel otomobil arasında 3 bin 400 yangın kaydedildi. İçten yanmalı araçlardaki oran ise yaklaşık yüzde 0,08 seviyesinde gerçekleşti.
Başka bir ifadeyle söz konusu 2022 İsveç veri setinde benzinli ve dizel otomobillerin yangına karışma oranı, elektrikli ve şarj edilebilir hibrit araçlardan yaklaşık 20 kat daha yüksek çıktı.
Ancak bu oranı tüm ülkelere ve tüm araç parklarına doğrudan genellemek doğru değil. Elektrikli araç filosunun daha genç olması başta olmak üzere araç yaşı, kullanım şekli ve kayıt metodolojisi gibi değişkenler sonuçları etkileyebiliyor.
Dolayısıyla bu rakamlar elektrikli otomobillerin yangın açısından tamamen risksiz olduğu anlamına gelmiyor. Buna karşılık mevcut veriler, kamuoyunda zaman zaman oluşan “elektrikli otomobiller sürekli yanıyor” algısını da desteklemiyor.
Peki neden elektrikli araç yangınlarını daha fazla görüyoruz?
Elektrikli otomobillerin henüz hızla yaygınlaşan ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir teknoloji olması burada önemli bir etken. Batarya, şarj ve termal kaçak gibi içten yanmalı otomobillerde bulunmayan unsurlar, elektrikli araç yangınlarının daha yüksek haber değeri taşımasına neden olabiliyor. Özellikle alevler içindeki bir elektrikli otomobilin görüntüsü sosyal medyada kısa sürede geniş kitlelere ulaşabiliyor.
Türkiye’de birkaç yıl önce oldukça sınırlı sayıda bulunan elektrikli otomobiller artık günlük trafikte çok daha sık karşımıza çıkıyor. Araç sayısı arttıkça bu araçların karıştığı kaza, arıza ve yangın vakalarının mutlak sayısının da artması doğal bir sonuç.
Buradaki önemli nokta ise toplam vaka sayısı ile araç başına düşen yangın oranının birbirine karıştırılmaması. Örneğin elektrikli araç parkı birkaç yıl içerisinde iki katına çıkarken yangın sayısının da artması, tek başına araçların daha tehlikeli hale geldiğini göstermiyor. Sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için yangın sayısının trafikteki toplam araç sayısına oranlanması gerekiyor.
Sosyal medyanın etkisi de bu algıyı güçlendirebiliyor. Yangının çıkış nedeni henüz belirlenmeden görüntüler üzerinden olay doğrudan aracın bataryasıyla ilişkilendirilebiliyor.
Oysa “elektrikli otomobil yandı” ile “elektrikli otomobilin bataryası nedeniyle yangın çıktı” aynı şey değil. Yangının başlangıç noktasının ve nedeninin teknik incelemeyle belirlenmesi gerekiyor.
Araçların yaşı, katedilen kilometre, kazaya karışıp karışmadığı, yangının şarj sırasında meydana gelip gelmediği ve en önemlisi yangının gerçekten bataryadan başlayıp başlamadığı gibi faktörlerin de değerlendirmeye dahil edilmesi gerekiyor.
Türkiye açısından eksik olan noktalardan biri de burada ortaya çıkıyor. Elektrikli ve içten yanmalı otomobillerde meydana gelen yangınların araç sayısına oranlandığı, yangın nedenlerinin ayrıca sınıflandırıldığı kapsamlı ve kamuya açık bir ulusal veri seti bulunmuyor.
Elektrikli araç yangınlarını söndürmek neden daha zor?
Elektrikli araç yangınlarında asıl problem yalnızca ortaya çıkan alev değil. Lityum iyon bataryalarda meydana gelebilen termal kaçak süreci, yangına müdahaleyi içten yanmalı araçlardan farklı hale getirebiliyor.
Batarya hücrelerinden birinde başlayan kontrolsüz ısınma çevredeki hücrelere yayılabiliyor. Zincirleme ilerleyen bu süreç sonucunda batarya paketinde yüksek sıcaklıklar ortaya çıkabiliyor.
Dışarıdaki alevler kontrol altına alınsa bile batarya hücrelerinde devam eden kimyasal reaksiyon nedeniyle yüksek sıcaklık korunabiliyor. Yeterli soğutma sağlanmadığında bataryanın yeniden alevlenmesi de mümkün.
Bu nedenle elektrikli araç yangınlarına müdahalede batarya paketinin sıcaklığının düşürülmesi kritik önem taşıyor. Türkiye’de itfaiye teşkilatlarının da bu yeni risk türüne yönelik farklı ekipman ve yöntemler geliştirdiği görülüyor. Örneğin Nevşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü, 2025 yılında elektrikli araçların batarya bölümüne doğrudan müdahaleyi kolaylaştırmak amacıyla özel bir yangın söndürme ve soğutma ekipmanı geliştirdiği gündeme gelmişti.
Termal kaçak ve yeniden alevlenme ihtimalinin yanında yüksek voltaj sistemleri ve yangın sırasında ortaya çıkabilecek toksik gazlar da elektrikli araç yangınlarına müdahaleyi daha karmaşık hale getirebiliyor.
Dolayısıyla elektrikli otomobiller açısından iki farklı konuyu birbirinden ayırmak gerekiyor: Yangının meydana gelme ihtimali ve yangın başladıktan sonra müdahalenin nasıl yapılacağı.
Mevcut uluslararası veriler elektrikli otomobillerin daha sık yandığını göstermiyor. Buna karşılık bir batarya yangını meydana geldiğinde söndürme ve soğutma süreci klasik araç yangınlarından daha farklı prosedürler gerektirebiliyor.
Elektrikli otomobiller yangın bombası değil, ancak yeni risklere hazırlıklı olmak gerekiyor
Akhisar’da yaşanan son olay ve daha önce gündeme getirdiğimiz Skywell ET5 yangınları doğal olarak elektrikli otomobillerin güvenliği konusunda soru işaretleri oluşturuyor.
Ancak tekil yangınlardan hareket ederek elektrikli otomobillerin benzinli veya dizel araçlardan daha fazla yangın riski taşıdığı sonucuna ulaşmak mevcut verilerle mümkün değil. Hatta karşılaştırılabilir bazı uluslararası veriler şu anda tam tersine işaret ediyor.
Buna karşılık elektrikli otomobil yangınlarının farklı olduğu gerçeğini de göz ardı etmemek gerekiyor. Termal kaçak, yeniden alevlenme ihtimali, yüksek voltaj sistemleri ve bataryanın uzun süre soğutulması gerekliliği gibi faktörler özellikle itfaiye ekipleri, kapalı otoparklar ve şarj istasyonları açısından yeni prosedürleri gerekli kılıyor.
Elektrikli araçların Türkiye’de henüz hızla yaygınlaşan bir teknoloji olması nedeniyle meydana gelen her yangının daha fazla dikkat çekmesi de anlaşılabilir bir durum. Ancak önümüzdeki dönemde tartışmanın yalnızca tekil yangın görüntüleri üzerinden değil, araç başına yangın oranları ve yangınların gerçek nedenleri üzerinden yürütülmesi çok daha sağlıklı olacak.
Akhisar’daki yangının kesin nedeni yapılacak incelemeler sonucunda ortaya çıkacak. Bu olayın batarya kaynaklı olup olmadığı ise şu an için bilinmiyor.
Sizce elektrikli araç yangınları gerçekten daha fazla mı yaşanıyor, yoksa bu araçların yeni olması nedeniyle yaşanan olaylar daha fazla mı dikkat çekiyor? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.

Yorumunuz gönderildi,
onaylandıktan sonra yayımlanacak.