adam gitsin çocuk öldürsün sonrada hiçbir şey yokmus gibi 10 sene falan yatıp çıksın sonra bi daha öldürsün.
"Katli vaciptir"
Cevaplar
promidal dedi: ↑katillerin öldürülmesini isteyenlerin o katillerden hiçbir farkı yoktur

böyle bir adamın idam edilmesini istemek beni katil yapacaksa benide asın onla beraber.
Bir çocuğa tecavüz edip öldüren insana yaşam hakkı tanınmasını kınıyorum. Yaşama hakkı tanınmasından yana olan arkadaşları da kınıyorum.
Hükümet acilen konu hakkında birşeyler yapmalıdır. 80-90 senedir bu avrupai kanunlarla çektiğimiz zulüm yeter. Yeni anayasa bir an önce çıkmalıdır.
Hükümet acilen konu hakkında birşeyler yapmalıdır. 80-90 senedir bu avrupai kanunlarla çektiğimiz zulüm yeter. Yeni anayasa bir an önce çıkmalıdır.
Ne yapalım, içeri alıp besleyelim sonrada senin çocukların olunca afla çıkartalım mı ?promidal dedi: ↑katillerin öldürülmesini isteyenlerin o katillerden hiçbir farkı yoktur
Bunun gibileri asmak Allah' a inananlar için kıssas,
Evrime inananlar içinde doğal seleksiyon olacaktır toplumun daha iyi ye gitmesi için bozuk olanların imha edilmesi (İmha diyorum çünkü bunu yaban bırak insan olmayı hayvan bile olamaz.)
Katillerin Öldürülmesini Kuranı Kerimde emrediliyor. " Kısasta Sizin İçin Hayat Vardır" Bakara Süresi 179.Ayet.promidal dedi: ↑katillerin öldürülmesini isteyenlerin o katillerden hiçbir farkı yoktur
Şimdi ya sen müslüman değilsin, ya da ne yazdığını bilmiyorsun.
insan utanır pişman olur da anlatamaz bunları. kaç yaşında çocuk yav. hiç mi bir yerleri sızlamadı. hani çok film izlersin kaçırırsın çocuğu, kıza dön bana filan der geri bırakırsın da bu yapılanlar insan hafsalasına sığmıyor.giskur11 dedi: ↑
böyle bir adamın idam edilmesini istemek beni katil yapacaksa benide asın onla beraber.
yok o arkadaş diyor ki, katiller olur da canınıza namusunuza göz dikerse açın verin. direnmeyin, direnirseniz siz de katil olursunuz diyor.
ama katil olacaksam böyle adamları gebertmekten katil olayım. bunların başka can yakamayacağını bilmek bile o cehennem ateşinde bir ferahlık olur. Lakin, hemen linç olayına karşıyım. millet daha anlamadan etmeden biri suçlandı mı hemen parçalamaya koşuyor. adam gerçekten suçlu mu değil mi kimsenin taktığı yok.
ama katil olacaksam böyle adamları gebertmekten katil olayım. bunların başka can yakamayacağını bilmek bile o cehennem ateşinde bir ferahlık olur. Lakin, hemen linç olayına karşıyım. millet daha anlamadan etmeden biri suçlandı mı hemen parçalamaya koşuyor. adam gerçekten suçlu mu değil mi kimsenin taktığı yok.
Çocuk katillerinin cezasının verilmesini, hiçbir şarta bağlamamak gerekir.
Keşke ülkemizde haksız yere, kasten cana kıyan herkes yine ölümle cezalandırılsa fakat özellikle gündem olan bu konu hakkında birşeyler yapılması gerekiyor.
-
Keşke ülkemizde haksız yere, kasten cana kıyan herkes yine ölümle cezalandırılsa fakat özellikle gündem olan bu konu hakkında birşeyler yapılması gerekiyor.
-
Yav ne şartı. İşte bu da çocuk katili ama buna güç yetmez gider başkasına uygularsın. O zaman kimse hukuka devlete güvenmez. Zaten zamanında bu sebeple kaldırılmıştı.
Son imparator Abdülhamit Han, siyasi sebepler yüzünden değilde, sade ve sadece anasını, babasını ve de çocukları katletmiş canilerin, suçları kesinleşmişse, öyle idamlarını onaylardı. Bu pisliğin suçu da kesinleştiği için katlinde benim açımdan bir sorun yoktur. Hatta yapılmalıdır.
DipNot: Eğer birisi vatana ihanet suçuyla yargılanıp ve de ihaneti kesinleşmişse, o suçlu da idam edilirdi. Emme ve lakin hiç bir şekilde siyasi sebep yüzünden idam edilmezdi.
DipNot: Eğer birisi vatana ihanet suçuyla yargılanıp ve de ihaneti kesinleşmişse, o suçlu da idam edilirdi. Emme ve lakin hiç bir şekilde siyasi sebep yüzünden idam edilmezdi.
Çocuklara tecavüze idam!

Son zamanlarda artan çocuk cinayetleri Türkiye'nin gündemini sarstı. Toplumumuzda bu tarz olayların bu kadar artma sebebi ne peki? Aileler bu konuda ne yapmalı?
Türkiye, Pamir ve Mert için gözyaşı dökerken ardarda gelen çocuk cinayetleriyle iyice sarsıldı. Birçok ailenin yürekleri de, ocakları da yangın yerine döndü. Mert Aydın, Umut Zambak, Gizem Akdeniz ve daha onlarca çocuk için yürekler yanıyor.
Sadece çocukları katledilen aileler değil, diğer aileler de korku ve dehşetle yaşananları izliyor. Türkiye'yi ayağa kaldıran olaylardan biri Kars'ta yaşandı.
9 yaşında Mert Aydın, babasına yemek götürürken, gezme bahanesiyle kandırılıp, hayatının baharında vahşice katledildi.
Mert Aydın'ın cesedi kent merkezi dışında bir çöp merkezinde bulundu.
Manisa'da kaybolan 9 yaşındaki Umut Zambak 4 gün sonra ölü bulundu. Umut Zambak'ın cesedi Akhisar istasyonu'ndaki su kuyusunda bulundu.
Adana'da parka gitmek için evden çıkan ve daha sonra haber alınamayan Gizem Akdeniz'in cansız bedeni, evlerine 20 km uzaklıkta bulundu.
Gizem, bir akrabası tarafından vahşide öldürüldü.
Bunlar vahşeti yansıtan yüzlerce olaydan sadece birkaçı Kimi çocuk parkta oyun oynarken, kimi okuldan evine giderken, kimi de babasına yemek götürürken kaçırılıp vahşice öldürüldü. İnsanlar çocuklarını artık sokağa çıkarmaya bile korkuyor. Bir insanı öldürmeyi, bütün insanlığı öldürmekle bir tutan bir dinin mensuplarının bu kadar acımasızlaşması da işin başka bir acı boyutu
Savaşlarda bile çocukların haklarını koruyan bir toplum bilincine sahipken ne oldu da hayatımızın en masum varlıkları olan çocuklara karşı şiddet ve acımasızlıkta bu kadar ileri gidilebiliyor, bunun sebebi ne?
Bu tarz olayların yaşanmaması için ne gibi önlemler alınmalı, hukukçular, yasalar ve dinimiz bu konuda ne diyor?
İşte bu soruların yanıtını psikolog, hukukçu ve din adamlarına sorduk. Birçoğu, kamuoyunun vicdanının sesini dillendirdi: 'Çocuklara tecavüz edip, onları canice öldürenler için idam cezası uygulanmalı'
Prof. Dr. Ersan Şen( Hukukçu):
Türkiye'de hukuk noktasında büyük bir sorunun olduğunu belirten Ersan Şen; 'Devlet bu suçu işleyenleri gereği gibi infaz edebilmeli' diye konuştu.
İŞTE SUÇLARIN ARTMA SEBEBi
Bu suçların en büyük sebebinin halkta sürekli bir af beklentisi olduğunu ifade eden Şen, adalete ve cezalandırmaya olan inancın azaldığını ve insanların; 'işlediğim suç nede olsa cezasız kalacak, ceza verilse bile nede olsa tatbik edilmez' diye düşündüğünü söyledi.
MEDYATİK MESELELER SUÇU ARTTIRIR
Şen, özellikle bu tarz olayların yaşanmasını ve suçların giderek artmasını; Yargılanmaların yeteri kadar hızlı olmaması ve geç bitmesi, cezaların tatbikinin uzun yıllar almasına bağlıyor. Bu durumun cezadan korkanları ve çekinenleri cesaretlendirdiğini söyleyen Şen, medyatik meselelerin de bu durum durumu kaçınılmaz kıldığını ve medyanın bu konuda hassas davranması gerektiğini söyledi.
Şen, bu konuda alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı:
- Devlet, suç işlenmeden, insanların canı yanmadan caydırıcı bir politika izlemeli.
-Asayiş noktalarının önleyici kolluk geliştirilmeli ve güçlendirilmeli.
- Yargı süreci hızlandırılmalı, çok uzamamalı. Toplum bir defa bir hafta önce suç işlemiş birinin cezalandırıldığını görebilmeli.
- Bu olayları çok çabuk sonuçlandıracak hakim ve savcı yok, yargı kurumları zor durumda. Bu durum biran önce son bulmalı.
-Adli Tıp Kurumu iyileştirilmeli ve raporların alınma süresi kısaltılmalı. Bir yılda Adli Tıp raporu beklenemez.
-Yerel mahkeme karar verdikten sonra, tutuklama sitemi getirilerek, infaz başlamalı.
- Devlet daha önceden suç işlemiş olanları sürekli gözetim altında tutmalı. Bu suçluların topluma zarar vermeleri engellenmeli.
İDAM CEZASI OLMALI
Artık sudan sebeplerle kadın ve çocuklara şiddet uygulanabildiğinin vurgulayan Şen, bu noktada ölümün caydırıcı bir çare olarak devreye konulması gerektiğini, insanların canına kast edenlerin ve çocukları bu şekilde vahşice ödürenler için idamın olması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan:
ASIL ÇILGIN PROJE GÜVENLİK KONUSUNDA OLMALI
Bu kişiler için cezalandırma konusunda yasal sistemlerin yeterli olmadığını savunan Tarhan; 'Çocuk kaçırılma olaylarının artması güvenlik sistemimizin de az olduğunu gösteriyor. Toplumun bu konuyla ilgili bilgilendirilmesi lazım.Suç analizleri yapılıp hangi bölgede hangi suçlar işleniyor, bunlara bakılıp ona göre çalışmalar yapılmalı' diyen Tarhan; 'Suç olduktan sonra alınan kararlar ve suçlu için verilen mahkeme kararlarıyla olmuyor. Yol bina çalışmalarından daha önemli çocuklarımızın kaçırılıp bu şekilde öldürülmesi. Asıl çılgın proje bu alanda geliştirilmeli" dedi.
İDAM CEZASI CAYDIRICILIĞI ARTTIRIR
İdam cezalarının caydırıcılığı arttırabileceğine dikkat çeken Tarhan; Bu suçu işlemeye iten birçok etkenin olduğunu, idamdan çok, daha güçlü önlemlerin alınmasının daha yararlı olacağını vurguladı. Tarhan: 'Bu suçları yapanları incelediğiniz zaman çoğu uyuşturucu kullanıyor. Öncelikle uyuşturucu kullanımının önüne geçilmeli. Uyuşturucunun etkisiyle sevmediği herkesi düşman görüyorlar ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması bu tarz olayların çoğalmasına sebep oluyor" dedi.
Mehtap Kayaoğlu (psikolog):
ANNE BABALAR ÇOCUKLARINIZI UYARIN!
Ailelerin çocuklarıyla devamlı iletişim halinde olmaları gerektiğini söyleyen Kayaoğlu, çocuklara mahremiyet eğitiminin küçük yaşlardan itibaren verilmesinin bu tarz olayların anlaşılmasında fayda sağlayacağını sözlerine ekledi.
Saldırgan tiplerin daha çok sakin, sessiz çocukları kurban olarak seçtiklerinin altını çizen Kayaoğlu aileleri doğru eğitim verilmesi noktasında da uyardı.
HASTALIKLI KARAKTERLER NASIL ANLAŞILIR?
Kayaoğlu'na göre çocukları istismar eden insanların karakterleri şöyle: 'Genelde bunlar sosyal görünümlü asosyal insanlardır. İçe dönük, sakin, vur başına al ekmeğini görüntüsü sergileyen insanlar olarak tanınıyorlar. Kişisel ve duygusal farkındalıkları olmayan, duygularını ifade edemeyen insanlardır. Yaptıkları bu eylemlere de çocukları alet ediyorlar. Çünkü özgüven problemleri olduğu için ve daha üst düzey bir şey planlayamayacaklarından en kolay malzemeye, yani çocuklara ulaşıyorlar
BÖYLELERİ İÇİN İDAM GELSİN
Bu insanların bozuk kişilik özelliklerine sahip olduğunu ve doğru yola yöneltmenin bunlar için söz konusu dahi bile olmadığını ancak, bu insanları kendisine zarar gelme korkusunun durdurabileceğini söyleyen Kayaoğlu: 'Bu tür insanlar suçunun anlaşıldığından ve gerçekten o suçu işlediği bilindikten sonra direkt olarak idam edilmeli' dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam:
ACİLEN TEDBİR ALMAMIZ GEREKİYOR
"Bunlar çok üzücü hadiseler, hiç yaşamayı istemediğimiz hadiseler. Acilen tedbir almamız gerekiyor. Bakanlık olarak bizim üzerimize düşen sorumluluk aileleri bilinçlendirmek; çocukların, kendilerine yönelen bu tür şiddet olaylarında neler yapabileceklerini planlamak ve çocukları bu yönde eğitmek diyen Bakan İslam; 'Bunun için İçişleri ve Adalet bakanlıkları ile birlikte toplantılar yapacağız, ve Adalet Bakanlığı ile birlikte bu konu üzerinde çalışıyoruz. Çalışma, toplumda özellikle çocuklara yönelik işlenen cinsel suçlara karşı, bütün kanunları gözden geçiren bir tasarı taslağı çalışması" dedi.
Konuyla ilgili konuşan iki din adamı Necmettin Nursaçan ve Bayraktar Bayraklı bu suçun Allah'a isyan olduğunu ve cezasının dünyada da ahirette de çok büyük olacağını söyledi.
Necmettin Nursaçan ( Diyanet İşleri Eski Başkanı yard.):
BU ALLAH'A KARŞI EN BÜYÜK İSYANDIR
Bu elbette cinayettir, vahşettir, bu şekilde işlenmiş cinayetler suç üstünde suçtur diyen Necmettin Nursaçan, bunun Allah'a karşı en büyük isyan olduğunu söyledi.
Nursaçan; 'İnsan manen tatmin olmayınca, sağlam bir kapıya bağlanmayınca sonuç böyle oluyor. İnsanlar; 'Yaptığım yanıma kar kalır biraz çeksem de sorun olmaz' diye düşünüyor. Allah'a karşı sorumluluk duysa hiç böyle olmayacak. Bu büyük bir isyandır dünyada da ahirette de bunun ızdırabını çeker ve cezasız kalmaz' dedi.
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı:
BUNUN CEZASI CEHENNEMDİR
Olaya tepki gösteren bir başka ilahiyatçı da Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı Bayraklı; 'Bu hem Allah katında hem insanlık katında büyük bir vahşettir. Cezası da ahirette cehennem ateşidir' dedi.
KaynaK

Son zamanlarda artan çocuk cinayetleri Türkiye'nin gündemini sarstı. Toplumumuzda bu tarz olayların bu kadar artma sebebi ne peki? Aileler bu konuda ne yapmalı?
Türkiye, Pamir ve Mert için gözyaşı dökerken ardarda gelen çocuk cinayetleriyle iyice sarsıldı. Birçok ailenin yürekleri de, ocakları da yangın yerine döndü. Mert Aydın, Umut Zambak, Gizem Akdeniz ve daha onlarca çocuk için yürekler yanıyor.
Sadece çocukları katledilen aileler değil, diğer aileler de korku ve dehşetle yaşananları izliyor. Türkiye'yi ayağa kaldıran olaylardan biri Kars'ta yaşandı.
9 yaşında Mert Aydın, babasına yemek götürürken, gezme bahanesiyle kandırılıp, hayatının baharında vahşice katledildi.
Mert Aydın'ın cesedi kent merkezi dışında bir çöp merkezinde bulundu.
Manisa'da kaybolan 9 yaşındaki Umut Zambak 4 gün sonra ölü bulundu. Umut Zambak'ın cesedi Akhisar istasyonu'ndaki su kuyusunda bulundu.
Adana'da parka gitmek için evden çıkan ve daha sonra haber alınamayan Gizem Akdeniz'in cansız bedeni, evlerine 20 km uzaklıkta bulundu.
Gizem, bir akrabası tarafından vahşide öldürüldü.
Bunlar vahşeti yansıtan yüzlerce olaydan sadece birkaçı Kimi çocuk parkta oyun oynarken, kimi okuldan evine giderken, kimi de babasına yemek götürürken kaçırılıp vahşice öldürüldü. İnsanlar çocuklarını artık sokağa çıkarmaya bile korkuyor. Bir insanı öldürmeyi, bütün insanlığı öldürmekle bir tutan bir dinin mensuplarının bu kadar acımasızlaşması da işin başka bir acı boyutu
Savaşlarda bile çocukların haklarını koruyan bir toplum bilincine sahipken ne oldu da hayatımızın en masum varlıkları olan çocuklara karşı şiddet ve acımasızlıkta bu kadar ileri gidilebiliyor, bunun sebebi ne?
Bu tarz olayların yaşanmaması için ne gibi önlemler alınmalı, hukukçular, yasalar ve dinimiz bu konuda ne diyor?
İşte bu soruların yanıtını psikolog, hukukçu ve din adamlarına sorduk. Birçoğu, kamuoyunun vicdanının sesini dillendirdi: 'Çocuklara tecavüz edip, onları canice öldürenler için idam cezası uygulanmalı'
Prof. Dr. Ersan Şen( Hukukçu):
Türkiye'de hukuk noktasında büyük bir sorunun olduğunu belirten Ersan Şen; 'Devlet bu suçu işleyenleri gereği gibi infaz edebilmeli' diye konuştu.
İŞTE SUÇLARIN ARTMA SEBEBi
Bu suçların en büyük sebebinin halkta sürekli bir af beklentisi olduğunu ifade eden Şen, adalete ve cezalandırmaya olan inancın azaldığını ve insanların; 'işlediğim suç nede olsa cezasız kalacak, ceza verilse bile nede olsa tatbik edilmez' diye düşündüğünü söyledi.
MEDYATİK MESELELER SUÇU ARTTIRIR
Şen, özellikle bu tarz olayların yaşanmasını ve suçların giderek artmasını; Yargılanmaların yeteri kadar hızlı olmaması ve geç bitmesi, cezaların tatbikinin uzun yıllar almasına bağlıyor. Bu durumun cezadan korkanları ve çekinenleri cesaretlendirdiğini söyleyen Şen, medyatik meselelerin de bu durum durumu kaçınılmaz kıldığını ve medyanın bu konuda hassas davranması gerektiğini söyledi.
Şen, bu konuda alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı:
- Devlet, suç işlenmeden, insanların canı yanmadan caydırıcı bir politika izlemeli.
-Asayiş noktalarının önleyici kolluk geliştirilmeli ve güçlendirilmeli.
- Yargı süreci hızlandırılmalı, çok uzamamalı. Toplum bir defa bir hafta önce suç işlemiş birinin cezalandırıldığını görebilmeli.
- Bu olayları çok çabuk sonuçlandıracak hakim ve savcı yok, yargı kurumları zor durumda. Bu durum biran önce son bulmalı.
-Adli Tıp Kurumu iyileştirilmeli ve raporların alınma süresi kısaltılmalı. Bir yılda Adli Tıp raporu beklenemez.
-Yerel mahkeme karar verdikten sonra, tutuklama sitemi getirilerek, infaz başlamalı.
- Devlet daha önceden suç işlemiş olanları sürekli gözetim altında tutmalı. Bu suçluların topluma zarar vermeleri engellenmeli.
İDAM CEZASI OLMALI
Artık sudan sebeplerle kadın ve çocuklara şiddet uygulanabildiğinin vurgulayan Şen, bu noktada ölümün caydırıcı bir çare olarak devreye konulması gerektiğini, insanların canına kast edenlerin ve çocukları bu şekilde vahşice ödürenler için idamın olması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan:
ASIL ÇILGIN PROJE GÜVENLİK KONUSUNDA OLMALI
Bu kişiler için cezalandırma konusunda yasal sistemlerin yeterli olmadığını savunan Tarhan; 'Çocuk kaçırılma olaylarının artması güvenlik sistemimizin de az olduğunu gösteriyor. Toplumun bu konuyla ilgili bilgilendirilmesi lazım.Suç analizleri yapılıp hangi bölgede hangi suçlar işleniyor, bunlara bakılıp ona göre çalışmalar yapılmalı' diyen Tarhan; 'Suç olduktan sonra alınan kararlar ve suçlu için verilen mahkeme kararlarıyla olmuyor. Yol bina çalışmalarından daha önemli çocuklarımızın kaçırılıp bu şekilde öldürülmesi. Asıl çılgın proje bu alanda geliştirilmeli" dedi.
İDAM CEZASI CAYDIRICILIĞI ARTTIRIR
İdam cezalarının caydırıcılığı arttırabileceğine dikkat çeken Tarhan; Bu suçu işlemeye iten birçok etkenin olduğunu, idamdan çok, daha güçlü önlemlerin alınmasının daha yararlı olacağını vurguladı. Tarhan: 'Bu suçları yapanları incelediğiniz zaman çoğu uyuşturucu kullanıyor. Öncelikle uyuşturucu kullanımının önüne geçilmeli. Uyuşturucunun etkisiyle sevmediği herkesi düşman görüyorlar ve uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması bu tarz olayların çoğalmasına sebep oluyor" dedi.
Mehtap Kayaoğlu (psikolog):
ANNE BABALAR ÇOCUKLARINIZI UYARIN!
Ailelerin çocuklarıyla devamlı iletişim halinde olmaları gerektiğini söyleyen Kayaoğlu, çocuklara mahremiyet eğitiminin küçük yaşlardan itibaren verilmesinin bu tarz olayların anlaşılmasında fayda sağlayacağını sözlerine ekledi.
Saldırgan tiplerin daha çok sakin, sessiz çocukları kurban olarak seçtiklerinin altını çizen Kayaoğlu aileleri doğru eğitim verilmesi noktasında da uyardı.
HASTALIKLI KARAKTERLER NASIL ANLAŞILIR?
Kayaoğlu'na göre çocukları istismar eden insanların karakterleri şöyle: 'Genelde bunlar sosyal görünümlü asosyal insanlardır. İçe dönük, sakin, vur başına al ekmeğini görüntüsü sergileyen insanlar olarak tanınıyorlar. Kişisel ve duygusal farkındalıkları olmayan, duygularını ifade edemeyen insanlardır. Yaptıkları bu eylemlere de çocukları alet ediyorlar. Çünkü özgüven problemleri olduğu için ve daha üst düzey bir şey planlayamayacaklarından en kolay malzemeye, yani çocuklara ulaşıyorlar
BÖYLELERİ İÇİN İDAM GELSİN
Bu insanların bozuk kişilik özelliklerine sahip olduğunu ve doğru yola yöneltmenin bunlar için söz konusu dahi bile olmadığını ancak, bu insanları kendisine zarar gelme korkusunun durdurabileceğini söyleyen Kayaoğlu: 'Bu tür insanlar suçunun anlaşıldığından ve gerçekten o suçu işlediği bilindikten sonra direkt olarak idam edilmeli' dedi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam:
ACİLEN TEDBİR ALMAMIZ GEREKİYOR
"Bunlar çok üzücü hadiseler, hiç yaşamayı istemediğimiz hadiseler. Acilen tedbir almamız gerekiyor. Bakanlık olarak bizim üzerimize düşen sorumluluk aileleri bilinçlendirmek; çocukların, kendilerine yönelen bu tür şiddet olaylarında neler yapabileceklerini planlamak ve çocukları bu yönde eğitmek diyen Bakan İslam; 'Bunun için İçişleri ve Adalet bakanlıkları ile birlikte toplantılar yapacağız, ve Adalet Bakanlığı ile birlikte bu konu üzerinde çalışıyoruz. Çalışma, toplumda özellikle çocuklara yönelik işlenen cinsel suçlara karşı, bütün kanunları gözden geçiren bir tasarı taslağı çalışması" dedi.
Konuyla ilgili konuşan iki din adamı Necmettin Nursaçan ve Bayraktar Bayraklı bu suçun Allah'a isyan olduğunu ve cezasının dünyada da ahirette de çok büyük olacağını söyledi.
Necmettin Nursaçan ( Diyanet İşleri Eski Başkanı yard.):
BU ALLAH'A KARŞI EN BÜYÜK İSYANDIR
Bu elbette cinayettir, vahşettir, bu şekilde işlenmiş cinayetler suç üstünde suçtur diyen Necmettin Nursaçan, bunun Allah'a karşı en büyük isyan olduğunu söyledi.
Nursaçan; 'İnsan manen tatmin olmayınca, sağlam bir kapıya bağlanmayınca sonuç böyle oluyor. İnsanlar; 'Yaptığım yanıma kar kalır biraz çeksem de sorun olmaz' diye düşünüyor. Allah'a karşı sorumluluk duysa hiç böyle olmayacak. Bu büyük bir isyandır dünyada da ahirette de bunun ızdırabını çeker ve cezasız kalmaz' dedi.
Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı:
BUNUN CEZASI CEHENNEMDİR
Olaya tepki gösteren bir başka ilahiyatçı da Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı Bayraklı; 'Bu hem Allah katında hem insanlık katında büyük bir vahşettir. Cezası da ahirette cehennem ateşidir' dedi.
KaynaK
Günümüzdeki imkanlar düşünülünce bence idam konusu çok hassas. Zira başkasının üzerine suç yıkan insanlar var.
Ayrıca teknik olarak hangi suçların idam gerektireceğini belirlemek oldukça güç.
Doğrudan birini öldüren kişiler için idam öngörülüyor. Fakat bu yapıldığında dolaylı yoldan insan öldürenler için de istenecektir.
Örneğin 17 ağustos depreminde yıkılan binaların müteahhitleri için de istenebilir. Dolayısıyla sonu gelmeyecek tartışmaların yolu açılacaktır.
Ayrıca idam geri dönüşü olmayan bir cezalandırma şekli. Ülkemizdeki yargı sisteminin durumu ortada kimin doğru kimin yanlış karar verdiğini anlamak çok zor.
Tüm bunların ışığında idam cezası için yeterli altyapıya sahip olmadığımız düşünüyorum.
Fakat sıradan müebbet cezasının da bu caniler için yeterli olmadığı da ortada.
Bence idam cezası yerine Ağır müebbet cezasının şartları zorlaştırılabilir.
Eğer tıbben mümkünse mahkum kontrollü bir komaya sokulabilir ve tıbben gerekmedikçe uyandırmamak kaydı ile uyutulabilir.
Böylece mahkumun vücudu yaşasa bile ruhu yaşamıyor olacak. Ayrıca eğer hakkındaki suçlamalar bir şekilde düşerse(yanlış deliller vb.)
kişinin normal hayatına dönmesi mümkün olabilir.
Eğer bu mümkün değilse mahkumun hayat standartları olabildiğince düşürülüp yaşamının keyifli olmaması sağlanmalı.
En basitinden bebek katilinin hücresinde televizyon izlemesi beni hep yaralamıştır.
Böyle canilerin hayatlarının korunmasına eyvallah desek te keyiflerinin korunmasına evet diyemeyiz.
Ayrıca teknik olarak hangi suçların idam gerektireceğini belirlemek oldukça güç.
Doğrudan birini öldüren kişiler için idam öngörülüyor. Fakat bu yapıldığında dolaylı yoldan insan öldürenler için de istenecektir.
Örneğin 17 ağustos depreminde yıkılan binaların müteahhitleri için de istenebilir. Dolayısıyla sonu gelmeyecek tartışmaların yolu açılacaktır.
Ayrıca idam geri dönüşü olmayan bir cezalandırma şekli. Ülkemizdeki yargı sisteminin durumu ortada kimin doğru kimin yanlış karar verdiğini anlamak çok zor.
Tüm bunların ışığında idam cezası için yeterli altyapıya sahip olmadığımız düşünüyorum.
Fakat sıradan müebbet cezasının da bu caniler için yeterli olmadığı da ortada.
Bence idam cezası yerine Ağır müebbet cezasının şartları zorlaştırılabilir.
Eğer tıbben mümkünse mahkum kontrollü bir komaya sokulabilir ve tıbben gerekmedikçe uyandırmamak kaydı ile uyutulabilir.
Böylece mahkumun vücudu yaşasa bile ruhu yaşamıyor olacak. Ayrıca eğer hakkındaki suçlamalar bir şekilde düşerse(yanlış deliller vb.)
kişinin normal hayatına dönmesi mümkün olabilir.
Eğer bu mümkün değilse mahkumun hayat standartları olabildiğince düşürülüp yaşamının keyifli olmaması sağlanmalı.
En basitinden bebek katilinin hücresinde televizyon izlemesi beni hep yaralamıştır.
Böyle canilerin hayatlarının korunmasına eyvallah desek te keyiflerinin korunmasına evet diyemeyiz.
Çocuklara tecavüz edenler için idamın çıkarılmasından yanayım ama kadınlar için çıkarılmasından yana değilim kadınların içlerinde kadın kılıklı iki yüzlü yaratıklar vardır menfaati için herşeyi yapar yapar zorda kalınca üstünü başını yırtar bana tecavüz etti kılığına bürünür ağlar sızlar herkezi kandırır o yüzden böyle ihtimaller için çıkmasını istemem.
kardeş, bu son olayda olduğu gibi masum bir çocuğu kasten, vahşice öldüren bir ruh hastası/hastaları için idam istemenin neresinde muğlaklık vardır? olayı egzejere etmenin alemi ne yahu? kırk dereden su getirmenin alemi ne?orcnd dedi: ↑Günümüzdeki imkanlar düşünülünce bence idam konusu çok hassas. Zira başkasının üzerine suç yıkan insanlar var.
Ayrıca teknik olarak hangi suçların idam gerektireceğini belirlemek oldukça güç.
Doğrudan birini öldüren kişiler için idam öngörülüyor. Fakat bu yapıldığında dolaylı yoldan insan öldürenler için de istenecektir.
Örneğin 17 ağustos depreminde yıkılan binaların müteahhitleri için de istenebilir. Dolayısıyla sonu gelmeyecek tartışmaların yolu açılacaktır.
Ayrıca idam geri dönüşü olmayan bir cezalandırma şekli. Ülkemizdeki yargı sisteminin durumu ortada kimin doğru kimin yanlış karar verdiğini anlamak çok zor.
Tüm bunların ışığında idam cezası için yeterli altyapıya sahip olmadığımız düşünüyorum.
Fakat sıradan müebbet cezasının da bu caniler için yeterli olmadığı da ortada.
Bence idam cezası yerine Ağır müebbet cezasının şartları zorlaştırılabilir.
Eğer tıbben mümkünse mahkum kontrollü bir komaya sokulabilir ve tıbben gerekmedikçe uyandırmamak kaydı ile uyutulabilir.
Böylece mahkumun vücudu yaşasa bile ruhu yaşamıyor olacak. Ayrıca eğer hakkındaki suçlamalar bir şekilde düşerse(yanlış deliller vb.)
kişinin normal hayatına dönmesi mümkün olabilir.
Eğer bu mümkün değilse mahkumun hayat standartları olabildiğince düşürülüp yaşamının keyifli olmaması sağlanmalı.
En basitinden bebek katilinin hücresinde televizyon izlemesi beni hep yaralamıştır.
Böyle canilerin hayatlarının korunmasına eyvallah desek te keyiflerinin korunmasına evet diyemeyiz.
Bu Allah'ın kanunudur arkadaş, alinin velinin değil. laga luga yapmanın da bir alemi yok. ılık su demokratlarının canı öyle istiyor diye bu hakikat değişmez.
şimdi bu gizem adlı masum yavruyu hunharca katleden ruh hastası hapse girecek, 10-15 sene yatacak, herşey unutulup gidince yok iyi halden, yok bilmem şu maddeden, bu maddeden diyerekten salıverilecek ve elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşmaya başlayacak.
şimdi sen orcnd kardeş, farzet ki o masum yavrunun babası sensin, ne dersin, ne düşünürsün? yahut çıktı başka masum bir yavruyu daha katletti, bunun hesabını kim verecek sonra? bu ucuz ılık su demokratları mı?
kalkıpda kimse suçu kesinleşmemiş, üzerine iftira atılmış birini idam edelim demiyor ki... bizatihi, doğrudan ve yüzde yüz suçu kesinleşmiş kaatil ve tecavüzcülerden bahsediyoruz biz.
yok uyutulsun, yok keyfi kaçırılsın yok bilmem daha neler... yahu fantastik bir aksiyon filmi çevirmiyoruz, bu toplumun başına gelen ve daha da gelecek olan binlerce acıdan, felaketten ve kabustan bahsediyoruz. tedbir alınmadığı takdirde hiçbirimizin artık güvende olmadığından bahsediyoruz.
Allah Teala "kısasta hayat vardır" derken bahsettiği senin, benim... başkalarının huzur içinde, can güvenliği içinde, korku olmadan, başıma birşey gelir mi diye düşünmeden yaşayabilmemizden bahsediyor. ha ille de yüzde yüz kökünü kurutur mu, belki hayır... ama, öyle her kafası bozulan ruh hastası elini kolunu sallaya sallaya bir daha masum yavruların canına kıyamayacaktır. çünkü o darağacı korkusu onları rahat bırakmayacaktır.
Siz burada idamı tartışıyorsunuz ama birileri ailelere, çocuklara çığlık atmayı öğretin diyor.Bu insanlarla biz çok farklı dünyalarda yaşıyoruz.
Bıktım arkadaş.Ahbârî dedi: ↑bazı arkadaşları tebrik etmek lazım. nasıl da siyasete çekiyorlar. osmanlı tarihini az biraz okuyanlar görecektir. biri sıkıysa bi hırsızlık ya da böyle bi çocuk katletsin. sen idamı getirdiğinde bir kere adam bu korkudan dolayı yapamaz o işi. bişey çaldığında eli gidecek bunu bilir. ikinci defa yaparsa ayak gidecek bunu bilir. bunu bilen adam inadına yapamaz bunu. mesele burada sedd-i zerâi ( kötülüklerin engellenmesi)dir. ve bu kısas dediğimiz şey en eski tarihlerden beri vardır. açın bi yahudi din tarihini görürsünüz. on emiri bi okuyun.
bu gibi durumlar için getirsinler. birileri meydanda sallandıracan da milletin psikolojisi bozulacak diyor. abd filmlerine dizilerine bakın. adamı mis gibi yatırırlar. iki şırınga enjekte ederler. etrafta 10 kişi vardır görevli vs. bu kadar. tabi kısas diyince kimilerinin akıllarına şeriat, iran geliyor. hemen bi kıyas yapıp taksim meydanında insanların asıldığını hayal ediyorlar herhalde. hayal gücü kuvvetli insanlar işte.
Şu forumda okuduğunu anlamayan, anlamadığı halde laf sokmaya çalışanlardan bıktım.
En baştan, ama en baştan hani yorum yaptığımız konunun haber metni var ya he işte onu bir daha oku.
Bir daha dedim ama, belli ki sen zaten o metni okumadan laf sokmaya çalışmışsın.
Yoksa senin gibi "bilgili" birinin böyle bir hata yapmasına ihtimal vermiyorum.
Şimdi gündem maddesi bu ya üç gün sonra unutulacak. Sonrasında bu olaylar hiç yaşanmamış gibi tüm toplum üç maymunu oynamaya devam edeceğiz. Nasıl olsa kanunlar ve nizamlar insanı korumak için değil sistemin bekası ve onların dalkavuğu olanları korumak için çıkarılıyor.
adam gibi anlat abicim derdini. neyi anlamamışız? ne yanlışımızı gördün de böyle "bıkıyon" !BERVA dedi: ↑Bıktım arkadaş.
Şu forumda okuduğunu anlamayan, anlamadığı halde laf sokmaya çalışanlardan bıktım.
En baştan, ama en baştan hani yorum yaptığımız konunun haber metni var ya he işte onu bir daha oku.
Bir daha dedim ama, belli ki sen zaten o metni okumadan laf sokmaya çalışmışsın.
Yoksa senin gibi "bilgili" birinin böyle bir hata yapmasına ihtimal vermiyorum.
Olmayacak şeyin tatavasini yapıyorsunuz daha ne biktiracan
olmayacak şey demek. ne engel varmış önünde? eski türkler yapmaz mıymış bunu? bilirsin sen.kehfest dedi: ↑Olmayacak şeyin tatavasini yapıyorsunuz daha ne biktiracan
evet, sanırım aile bakanının demecinden bahsediyorsunuz. haklısınız... da, hani o da kendince birşeyler yapmanın derdinde. iyi niyetine yormak lazım.fthtsdmr dedi: ↑Siz burada idamı tartışıyorsunuz ama birileri ailelere, çocuklara çığlık atmayı öğretin diyor.Bu insanlarla biz çok farklı dünyalarda yaşıyoruz.
Kardeşim idamın neden kaldırıldıgi çok açık. Şartlar halen değişmemişken getirilmesi mümkün değil. Yasalara göre, AB yasalarına göre yasaktır. Anlatmaya çalıştığım şey şu Osmanlı döneminde hak hukuk var diyen adam hiç kitap okumuş mu da hayatında Osmanlıyi öyle sanıyor.
Osmanlının son iki yüz yılı toplumsal serefsizlikle geçmiş halen devam ediyor. Ki idam daha yeni kaktı. İdamla bir şeyin düzeleceği de yok.
Evet eski Türk toplumlarında vardı. "Eski" tüm toplumlarda vardı
Osmanlının son iki yüz yılı toplumsal serefsizlikle geçmiş halen devam ediyor. Ki idam daha yeni kaktı. İdamla bir şeyin düzeleceği de yok.
Evet eski Türk toplumlarında vardı. "Eski" tüm toplumlarda vardı
:D
neyse kardeş öyle san sen. cahilliğime ver. sorması ayıp osmanlıca metin versem, önüne açsam bi sicil okuyabilir misin? ya da osmanlı hakkındaki bilgin cumhuriyetin ilk dönemlerinden mi kalma?
neyse tekrardan. AB ile durum belli. Gireceğimiz de şaibeli. Girmek isteyeceğimiz de.
AB de yasa var da ABD de ya da başka ülkede yok mu? Millet istedikten sonra yapılır. O "eski" türk toplumu dediğimiz şeylerdeki iyi kötü bugün de iyi kötü. O zaman insanların ürettiği çözümleri bugünde insanlar üretir.
Ülke bu halde olacaksa, olmaya devam edecekse yemişim AB'sini. Varsın olmasın.
neyse kardeş öyle san sen. cahilliğime ver. sorması ayıp osmanlıca metin versem, önüne açsam bi sicil okuyabilir misin? ya da osmanlı hakkındaki bilgin cumhuriyetin ilk dönemlerinden mi kalma?
neyse tekrardan. AB ile durum belli. Gireceğimiz de şaibeli. Girmek isteyeceğimiz de.
AB de yasa var da ABD de ya da başka ülkede yok mu? Millet istedikten sonra yapılır. O "eski" türk toplumu dediğimiz şeylerdeki iyi kötü bugün de iyi kötü. O zaman insanların ürettiği çözümleri bugünde insanlar üretir.
Ülke bu halde olacaksa, olmaya devam edecekse yemişim AB'sini. Varsın olmasın.
o konuya girip iyie siyaset konusuna dalmayacağım. cevabı biliyoruz. ama o yasalar daha öncesinden olsaydı olacakları da tahmin ederiz artık. ha , geçtim hadi onu, bundan sonra olacaklar için bile engel amacıyla getirilir.
Senin benim gibi normal vatandaş söylese bunu iyi niyetine yorabilirdik.Bence bakanın yaptığı açıklama biz bu işi beceremedik siz kendi başınızın çaresine bakın demek.|SeYYaH| dedi: ↑evet, sanırım aile bakanının demecinden bahsediyorsunuz. haklısınız... da, hani o da kendince birşeyler yapmanın derdinde. iyi niyetine yormak lazım.
töbe töbe.
kardeşim bizde bireye özgü kanun çıkartmıyoruz yav. en azından bundan sonrası için çıkarılsın diyoruz. nerenizden anlıyorsunuz, nereye çekiyorsunuz ilginç valla. he tatava.
kardeşim bizde bireye özgü kanun çıkartmıyoruz yav. en azından bundan sonrası için çıkarılsın diyoruz. nerenizden anlıyorsunuz, nereye çekiyorsunuz ilginç valla. he tatava.
Dediğini anlamadım bundan sonrası için demek önceki dokunmamak demekse katıksız bilmem nedir bu anladın sen he öyle değilse öğrenelim
kanun gelsin içeri dışarı farketmez. öğrenmiş oldun mu?
İdam cezası kesinlikle dönmelidir. Öldürmeyi göze alıyorsan, ölmeyi de göze alacaksın arkadaş.
Sadece çevresinde sevdiği birisinin cinayetine şahit olmayan bir kişi idama karşı çıkar. Tuzu kuru olan birine de yaşamadığı duygu hakkında ne söylense boş. Rabbim yaşatmasın da.
Ama kısasa kısas da her zaman adalet vardır.
Sadece çevresinde sevdiği birisinin cinayetine şahit olmayan bir kişi idama karşı çıkar. Tuzu kuru olan birine de yaşamadığı duygu hakkında ne söylense boş. Rabbim yaşatmasın da.
Ama kısasa kısas da her zaman adalet vardır.
aklıma bi fıkra geldi arkadaş için.sen olaya çok başka yerlerden bakıyorsun. kolay gelsin sana.