İçeriğe geç
ShiftDelete.Net
Haber ara/ SDN'ye SorGiriş
Haber Akışı SDNTV İnceleme Forum Yapay Zeka Akıllı Telefon Elektrikli Otomobil Oyun ShiftDelete.Net Global Teknoloji Haberleri Mobil Otomobil Donanım Savunma Bilim Sosyal Medya İnternet Giyilebilir Teknoloji Rehber Ürünler Sinema Dizi Akıllı Ev Motosiklet Mikromobilite Kripto Para Sağlık Teknolojileri Son dakika Yazarlar
  1. Ana sayfa
  2. Topluluk
  3. Haberler
  4. Genel Haberler
Genel Haberler

Piyango haram mı?

amesfa30.12.2007112 cevap13.041 görüntüleme Kilitli
#91
fish dedi:
fa®ukkk dedi:
fish
yorum yapacam diye dine hakaret edenlerin yaptığı uygunmu sence?
emirler var ama uygulamıyorum.bu bir hakarettir.
eğerki bu dine inanıyorsak
sorumluluk sahibiyiz demektir.
bu sorumluluğun gerektirdiklerini yapmaya çalışıyorum..
herkes inandığıyla sorumludur..
tama herkes inandığıyla sorumludur
sen inandığın gibi yaşa
kimsenin imanını sorgulamak sana düşmez ki güzel arkadaşım
ben bunu demek istiyorum
insanların yanlış bildiği bişi varsa oturur güzelce arkadaşım doğrusu budur burda da ayeti vardır dersin...
sen bunu bnu yaparsan dinden çıkabilirsin dikkat et imanından şüphe ederim demek sana bana kullara düşmez..
allah herkese akıl irade nefis vermiş..
doğru kullanan kullanır kullanmayan kendi bilir..
bir şeyi yanlış yapmaktan daha çok yapanı yanlış şekilde eleştirmek çok daha hatalı bir davranıştır..
kimsenin imanını sorgulamak bana düşmez.
ama hatalarını göstermek düşer.
herkes işine baksın.
işinize gelmeyen durumlarda uslupa vurmayın yanlışlığı.
bir kez de "tamam hata var" kabulunu yapın.
kılıf aramayın bazı şeylere.
Cevaplar
#92
Bence piyango haram değildir.Çünkü aldığımız birşeyin haram olabilmesi için o şeyin başkasına ait olması ve bizim izinsiz almış olmamız gerekir.Hatta bundan sonra bile mal sahibi malını helal edebilir o ayrı bir konu.
#93
ESDİEN dedi:
Bence piyango haram değildir.Çünkü aldığımız birşeyin haram olabilmesi için o şeyin başkasına ait olması ve bizim izinsiz almış olmamız gerekir.Hatta bundan sonra bile mal sahibi malını helal edebilir o ayrı bir konu.
bantı tekrar tekrar geri sarmak istemiyorum :)
yazılanları bir okurmusun.

------
#94
Bu aldatıcı hayattan kurtulup imtihanı kazanabilmenin yolu da "güçlü bir iradeye sahip olmaktan" geçiyor.insanı meleklerden daha üstün yapan bu güç, "inanma gücüdür." Hakkını vererek İnanan insan, gerçek anlamda insanlık vasıflarını yerine getiren insandır.
Bunun için de, "İslam bizden ne bekliyor," " Müslüman bir insan, İslamla nasıl buluşur." " İslami kimliğe sahip kişilerin kendine ve çevresine karşı olan sorumlulukları nelerdir," konularını çok iyi araştırıp öğrenmemiz gerekiyor.
#95
Haram değil bence..
ama şöyle bişey var.. calışmadan emek sarfetmeden kazanılan bir para var ortada..
harcarken bile tadını alamazsın.. yani o paranın hayrını göremezsin..
#96
farukk arkadaşım hataları göstermenin yanında yargılıyor ve eleştiriyorsun..
ama sanrım hatanı anladın ki bana düşmez demişsin..
buna çok sevindim sana yakışan da budur zaten diye düşünüorum..
biz de düşüncelerimizi söledik başka türlü konuşanların inanış biçimini yagılamadık..
o yüzden ortada hatayı kabul edecek bir durum ben kend adıma göremedim..diğer arkadaşları bilemem..
düşünce tarzımızda da varsa bi hata öğreniriz zamanla..
verdiğin bilgiler için saol...
islam akıl dinidir aklın yolu da birdir...
elbet doğru da yapan yanlış da yapan bi gün gelir bu yolda buluşur...
anlatma öğretmek isteğin güzeldir gerisi dinleyene kalmıştır ..
bundan sorasını eleştirmek bize de düşmez... :)
#97
Antediluvian dedi:
Haram değil bence..
ama şöyle bişey var.. calışmadan emek sarfetmeden kazanılan bir para var ortada..
harcarken bile tadını alamazsın.. yani o paranın hayrını göremezsin..
HMM.
Haram değil diyorsun değilmi?
Mantığınca bu yorumu yaptın.
Pekii..
Kardeşim .kazandığın para bana hayırlı gelmiyorsa bu paranın
helal ve haram dairesindeki yerinden kaynaklandığı kesin bir olgumudur ?
Helal olan para,hem tatlı hemde hayırlı gelir.
Haytını göremediğin parada bir sıkıntı vardır.Hayırsız bir işten gelmiştir.
İslamda hayırlı olmayan şeyleri yasaklamaz mı ?Yasak olan şeyler haram lafzı ile ölçülendirilmiştir.
Demekki bu para haram.

Sana yine senin yorumlama şekilnce cevap verdim?
Ortada bir çelişki yokmu?

Sence şimdi Harammı Helal mi ?
#98
fish dedi:
farukk arkadaşım hataları göstermenin yanında yargılıyor ve eleştiriyorsun..
ama sanrım hatanı anladın ki bana düşmez demişsin..
buna çok sevindim sana yakışan da budur zaten diye düşünüorum..
biz de düşüncelerimizi söledik başka türlü konuşanların inanış biçimini yagılamadık..
o yüzden ortada hatayı kabul edecek bir durum ben kend adıma göremedim..diğer arkadaşları bilemem..
düşünce tarzımızda da varsa bi hata öğreniriz zamanla..
verdiğin bilgiler için saol...
islam akıl dinidir aklın yolu da birdir...
elbet doğru da yapan yanlış da yapan bi gün gelir bu yolda buluşur...
anlatma öğretmek isteğin güzeldir gerisi dinleyene kalmıştır ..
bundan sorasını eleştirmek bize de düşmez... :)
Herkes bildiklerinden sorumldur :)
Kİmseye zorla aşılama yapılmaz.
Görüşler açıklanır.İşine gelen kabu eder işine gelmeyen şerh koyar.
Sende haklısın kardeşim ne diyeyim :)

Müslüman, diğer müslüman kardeşini en az kendisi kadar düşünür. Kendisine yapılmasını uygun görmediği şeylerin başkalarına da yapılmamasını ister. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Kendisi için sevdiğini, din kardeşi için sevmeyen kâmil mümin olamaz.) [Buhari]

Müslüman, başkalarına güzel öğüt verir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Siz, din kardeşinizin aynasısınız. Onda gördüğünüz lekeyi siliniz!) [Ebu Davud]
#99
Hayırlı olmayan şeyleri yasaklamaz diye bişey yok.. bunun mevkileri kategorileri var.. dinen yasaklı olan şeyler var olmayan şeyler.. var..
ama helalde olmayabilir.. bunun ölcüsünü .. allah(cc) bilir.. haram sınıfınada koyamazsın bu yapılanı..neden koyamazsın cünkü karşındaki kişi o parayı kendi iradesiyle veriyor.. hırsızlıkla suçlanılan kişiler haram işlemiş olur yani burda alan memnun satan memnun..
ama dediğim gibi bu para emek sarfedilmeden elde edildiği için.. pek hayra gecmez..
#100
Kardeşim kumardada kendi iradesi ile vermiyormu parayı ?
Tutturdunuz bir irade..Kumardada kendi isteğiyle parasını koyuyor ortaya.
Hayırlı olmayan şeyler yasaklanmıyor mu :D

Allahu Tealâ’nin kullarina son derece merhametli ve sefkatli oldugunu biliyoruz.
Hz. Peygamber A.S.’in ifadeleriyle, “bir annenin kucagindaki bebegine sefkatinden daha sefkatli.”
Böyleyken niçin kurallar koyuyor?
O kurallar bütünü içindeki yasaklarla insanlari neden kisitliyor?
Yasaklarin amaci ne olabilir?
“Yasak” her ne kadar olumsuz bir kavram ise de, dinimizdeki yasaklar olumlu sonuçlar elde etmek için konulmustur.
Yasak olumsuz bir kavramdir dedik, çünkü ilk bakista bütün yasaklar
hürriyet ve özgürlükleri kisitlayan, insanoglunun faaliyetlerini daraltan unsurlar gibi gözükür.
Zihnimizde uyandirdigi bu ilk çagrisimlara ragmen biliyoruz ki, yasaklar bir taraftandan da büyük felaketlerin, feci akibetlerin önlerine çekilen setler gibidir.
Bu nedenle hem egitimde, hem de her türlü mevzuat ve yasal düzenlemelerde mutlaka yasaklar vardir.

Toplum ve kültürlere göre bu yasaklarin türü ve sinirlari degisse de, neticede mutlaka vardir.
Yani yasaksiz bir dünya hayali sadece bir ütopyadir.
Islâm’in koydugu yasaklara gelince; insanoglu bu ilâhî engeller sayesinde
aslî yaradilis gayesinden uzaklasmaz, tehlikeli ve sonu olmayan çikmazlara düsmekten kurtulur.
Böylece hem dünya hayati hem de ebedi hayati bir huzur ve mutluluk iklimine dönüsür.
Dinimiz fert ve toplumu muhafaza edebilmek, huzur ve mutluluga ulastirabilmek için bes ana unsuru korumayi prensip edinmistir.
Dinimizde yasak olarak sunulan her seyin bu bes unsuru koruma amaci ile muhakkak ilgisi bulunur.

Bu bes unsur:
1- Din,
2- Can,
3- Akil,
4- Nesil,
5- Maldir.
Bu bes unsuru korumak için konulan yasaklari örnekleyelim.

Dini muhafaza için konulan yasaklar:
Hz. Muhammed A.S.’in peygamber olmasindan sonra Allah katinda geçerli tek din “Islâm”dir.
Allah’in dininin ögrettigi ve insani sorumlu tuttugu ari-duru imani yok edecek veya bozacak durumlar yasaklanmistir.
Bunlar küfür, sirk ve nifak’tir.

Küfür: Allahin varligini ve birligini, Hz. Muhammed A.S.’in Allah katindan getirdigi kesin olarak bilinen seyleri inkâr etmektir.
Kur’an-i Kerim’de ve Hz. Peygamber A.S.’in sahih sünnetinde bildirilen iman esaslarindan sadece birini bile reddetmek, inanmamak küfürdür.
Baslangiçtan bugüne Islâm alimleri bu iman esaslarinin neler oldugunu ayrintili olarak izah etmislerdir.
Bu konuyu izah eden kitaplara akaid kitaplari denir.

Sirk: Rab olarak Allah’i tanidigi halde, O’na ibadet ve taatte ortak kosma durumudur.
Bu da hiristiyanlardaki üç baba-ogul-kutsal ruh inanci veya müsriklerdeki putçuluk sekillerinde olabildigi gibi, kimi zaman insanlari ilâh gibi görerek Allah’a ortak kosma seklinde de olabilir.
Sirk konusu da akaid kitaplarinda detayli olarak anlatilir.

Nifak: Inanmadigi halde maddi çikar veya prestij kazanma gibi çesitli sebeplerle inanmis gibi görünme durumudur. Böyle insanlara münafik denir.
Münafik, imansizlarin yaninda onlardanmis gibi, müminlerin yaninda ise inaniyormus gibi davranarak her iki tarafta birden gözükmeye çalisir. Müslümanlari sevmez, onlari aldatmaya, aralarini bozmaya ve inançlarini sarsmaya çalisir.
Bu üç durum bir müslümanin dinine kastedecek en tehlikeli hallerdir ve Allah tarafindan yasaklanmistir.
Her mümin bunlardan uzak durmaya çalismali ve dinini muhafaza etmelidir.

Haram olan her şey ve her davranış kötü, çirkin ve yasak olmakla beraber kötüden daha kötüye doğru bir sıralanış da bahis mevzûudur3:

1. Dürüst (adil) müminlerin sakındığı haramlar:
Bunlar Fıkıh ve Fetvâ kitaplarında haram olduğu kaydedilen şeyler ve davranışlardır. Bunlardan sakınanlara "adl" (cem'i "udûl"), sakınmayanlara "fâsık, günahkâr, âsî" denir, Ve bunlar için kısmen dünyada, kül halinde âhirette verilecek çeşitli cezalar vardır. Ancak bu madde içine giren haramlar da kendi aralarında derecelenir. Meselâ akdin bazı şekil şartlarına riâyet edilmeden alınan mal haramdır; ancak kuvvete dayanılarak gasbedilen malın haramlığı daha şiddetli, faizin haramlığı ise daha eşeddir. Bu şiddetin ölçüsü, haram kılan naslarda kullanılan üslûba, karşılığında verileceği bildirilen cezaya bağlıdır. Hatta aynı dereceye giren haram bile bazı sebeplerle hemcinsi olan diğerlerinden ayrılabilir: Meselâ bir fakir, bir iyi insan, bir yetimden haksızlıkla alınan malın haramlığı; güçlü, zengin, ahlâksız bir kimseden alınana göre daha ağırdır.4

2. Sâlih kulların sakındığı şeyler:
Müftüler kaideye ve zahire bakarak ruhsat verdikleri, caiz ve helâldir dedikleri halde haram ihtimali ve şüphesi bulunduğu için iyi (sâlih) kulların sakındığı şeyler vardır:
a) Şüphe kuvvetli, haram ihtimali gâlip ise onu haram kabul etmek gerekir.
b) Helâl ihtimali gâlip ise onu helâl saymak gerekir; zayıf bir ihtimal ve şüphe yüzünden çekinmek insanı vesveseye götürür; vurduğu bir avı "belki bunu birisi yakalamış, sahip olmuştur da sonra onun elinden kaçmıştır" diye yemeyen kimsenin hali vesvesedir.
c) Kaçınmak, uzak durmak gerekli olmamakla beraber müstehab ve iyi olan şüpheli durumlar vardır ki Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.): "Sana şüpheli geleni bırak, şüpheli gelmeyeni al!"5 buyruğu buna işarettir. Ancak burada kaçınmak müstehab olduğuna göre işlemek ve kaçınmamak haram değil, tenzihen mekruh olur. Bu sebepledir ki Rasûlullah (s.a.v.), Adiy b. Hâtim'e "Av köpeği, yakaladığı avdan yemiş ise sen onu yeme; çünkü korkarım köpek onu kendisi için yakalamıştır." derken, Ebû Sa'lebe'ye "ondan ye" buyurmuş, muhâtabının, "ya köpek o avdan yemişse?" süaline de "yese bile" cevabını vermiştir.6
Çünkü -Gazzâlî'nin deyişi ile- Ebû-Sa'lebe fakir olduğu için bu ölçüdeki titizlik ve çekinmeye tahammül edemiyecektir; halbuki Adiyy'in durumu buna müsaittir.7
İbn Sîrin, kalbine bir şüphe geldiği için dört bin dirhemi ortağına bırakmış, âlimlerin "alabilirsin" demelerine rağmen böyle hareket etmeyi tercih etmiştir.

3. Müttakilerin kaçındığı şeyler ve davranışlar:
Bu derecedekilerin uzak durdukları şeyler içinde şüpheli olan ve hakkında haramdır fetvâsı bulunanlar vardır; ayrıca takvâ sahibi kul, ihtiyata riâyet olsun ve nefis haram konusunda gevşekliğe alışmasın diye bazı şeyleri yeyip içmeyi, bazı davranışlarda bulunmayı terketmektedir. Nitekim Hâtemu'l-Enbiyâ (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Mahzurlu olana düşmek korkusuyla mahzursuz olanı da terketmedikçe kul, müttakiler derecesine ulaşamaz."8 Hz. Ömer'in de "Harama düşmemek için helâlin onda dokuzunu bıraktığımız olurdu" dediği rivâyet edilmiştir.

4. Sıddıkların haramı:
Nihayet ortada hiçbir şüphe, harama düşme korku ve ihtimali bulunmadağı halde ya elde ediliş yolunda kerahet bulunduğu için, yahut da Allah'a ibâdet ve O'nun rızâsını elde etme mânası taşımadığı için terkedilen şey ve davranışlar vardır ki bu dereceleri terk ancak sıddıyklerin kârıdır. Bu derecede bulunan Allah kulları yalnızca haram ve mekruhlardan değil, nefislerine ait mübah zevk ve isteklerden de sıyrılmışlardır; onların her hareket ve duruşları Allah içindir; yaşamalarının tek mâna ve sebebi de O'na kulluk edebilmektir. Bunlar kendilerine, ibâdet çerçevesine girmeyen şeyleri haram kılmışlardır. Yahyâ b. Kesir bir ilaç içmiş, eşi de ona, ilacı hazmetmesi için evin içinde biraz gezinmesini tavsiye etmişti; şu cevabı verdi: "Otuz yıldır kendimi kontrol eder, hesaba çekerim; böyle bir gezinmenin (ibâdet sayılabileceğini, Allah'ın rızasını tahsile yarayacağını) bilemiyorum." Meşhur sofilerden Serî de bir gün, bir dağ başında bir miktar (insanların yiyebildiği) ot yeyip, bir kaynaktan da şu içtikten sonra şöyle demişti: "Eğer bir gün helâl ve temiz bir şey yedim içtimse o gün işte bu gündür." Sahibi görünmeyen bir ses ona şöyle cevap verdi: "Seni bu dağın tepesine kadar getiren gücü hangi rızıktan elde ettiğini biliyor musun?"9
Yalnız Allah'a kulluk etmek, şirkin açık ve gizli bütün nevilerinden kurtulmuş olmak, tasarruflarında nefsin nasibini ortadan kaldırmak has kulluktur ve bu kulluk, rütbe, devlet ve saâdetlerin en büyüğüdür. Bu saâdet ülkesine doğru yol alanların gözü sıddıkların derecesinde olmalı, ayağı ise ilk dereceden aşağıya kaymamalıdır.

3. İleride açıklanacağı üzere helalin de iyiden ve temizden, daha iyiye ve daha temize doğru bir derecelenişi vardır.
4. Aynı eser, s. 95.
5. Buharî, K. el-Büyû, 3; Tirmizî, K. el-Kıyâmeh, 60.
6. Buhârî, K. ez-Zebâih, 2,9; İbn Mâce, K. es-Sayd, 3; Müslim, K. es-sayd, 1,5; Ebû-Dâvûd. K. el-Edâhî, 22, 23.
7. İhyâ, C. II, s. 96.
8. Tirmizî, K. el-Kıyâmeh, 19.
9. Her derecenin zengin örnekleri için bak. İhyâ, C. II, s. 96-99.
#101
yav bi gittim yine uçmuş :D haramdır bunu herkese aşağı yukarı kabul etti :D bir mesaj yazacak olan lütfen öncekileri tektek okusun sonrada ekstra diyeceği varsa desin yoksa aynı şeyleri yazdırıp uğraştırmsın lütfen :D burada beni tek üzen durum gelen nmss nin yanlış anlaşılması.
#102
Tamam anladık haramdır konu ya kitlensin yada bitsin arkadaşlar..Zaten konu harammı değil mi onu açıklıyor değil mi ? Ee sonra yok haram değildir diyenler falan açıklamaya rağmen neden hala haram değildir demekte anlam veremiyorum..
Bu arada Bdco beni kimse yanlış anlamadı merak etme sen :)
#103
bdco dedi:
yav bi gittim yine uçmuş :D haramdır bunu herkese aşağı yukarı kabul etti :D bir mesaj yazacak olan lütfen öncekileri tektek okusun sonrada ekstra diyeceği varsa desin yoksa aynı şeyleri yazdırıp uğraştırmsın lütfen :D burada beni tek üzen durum gelen nmss nin yanlış anlaşılması.
:ilerigerizıplayansmiley: :D
siteye bağlandığım sürece gözüm bu konuda >X<
(A)
#104
Nmss dedi:
Tamam anladık haramdır konu ya kitlensin yada bitsin arkadaşlar..Zaten konu harammı değil mi onu açıklıyor değil mi ? Ee sonra yok haram değildir diyenler falan açıklamaya rağmen neden hala haram değildir demekte anlam veremiyorum..
Bu arada Bcdo beni kimse yanlış anlamadı merak etme sen :)
sen bunu hep yapıyosun kızıyorum ama haa bi kerede bdco yaz hep bcdo diyosun :D :D :D
#105
Özür dilerim :( :(
#106
kıyamam üzülme yavv :D sana özel artık sen bana bcdo diyebilirsin :D
#107
faruk bey abiii
sana yardım etmek isterdim ama sen gayet güzel idare ediyorsun :D
güzel bi eğitim aldığın belli yürü ben arkandayım :D :D :D
#108
faruka dediğim tek laf bilgileri doğru olabilir ama benimde bildiğim kadarıyla bir insan bir şeyi öğrenince mesul olur(hemen cevap vermeyin buna ne demek istediğimi anladınız :D ) yani sen bunu yapmıyosun şöylesin böylesin yerine aslında bu böyle bunu yaparsan böyle olursun o yüzden davranışına dikkat etmen gerekir şeklinde bir uyarı vermeli diye düşünüyorum ki birde konu din olunca o yazılar zıtlaşmaya döner karşıdaki haaa teşekkürler dikkat ederim yada peki şu nasıl oluyor anlatırmısın demek yerine hayır benim dediğim doğru der ;) faruk kardeşimiz sayfa 10 1. mesajda :D işinize gelmeyince üsluba vurun demiş evet buda üsluptur.kullandığın ifadeler ve anlatım tarzındır kısacada üsluptur . bende burada ne faruka zıtlanıyorum nede birine birşey diyorum.faruku tam desteklemem için bu kıstaslarda gerekli yoksa verdiği bilgilere laf etmedim ;)
#109
Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı;
Söz ola ağulu aşı, yag ile bal ede bir söz.
Yunus Emre
Bir padişah rüyasında dişlerinin dökül­düğünü görmüş ve vezirlerinden birine rüyasını anlatıp, tabir etmesini istemiş. Vezir "Anneniz ölecek, dayınız ölecek" diyerek
padişahın sülalesini saymış ve sonunda "Ve sonra siz de öleceksiniz. Rüya buna işaret ediyor" demiş. Padişah bu tabirden hoşlanmamış tabii ki. İkinci vezir müsaade isteyerek "Padişahım bu rüya çok müba­rek bir rüyaya benziyor. Bu rüya akraba­larınız içerisinde en uzun ömürlü olanın siz olacağına işaret ediyor" demiş. Padi­şah bu tabirden hoşlanmış ve ikinci veziri mükâfatlandırmış.
İki vezirin söylemiş oldukları sözlerin birbirinden ne farkı var? Aslında iki vezir de aynı şeyleri söylüyor fakat aralarındaki tek fark üslûp. Birisi padişahın moralini bo­zarken, diğeri onu memnun ediyor.

Anlattığımız şeyin muhtevası mühim ve güzel olabilir. Fakat aslında anlattığımız şeyi mühim ve güzel yapacak olan şey muhte­vadan ziyade üslûbumuzdur.
Burada üslûp derken kastettiğimiz şey, sözü ´nasıl´ söylediğimizdir. Tebliğde de in­sanlara yaklaşırken Müslümanların tavrı bu iki halden farklı değil.
Bazıları insanlara nasıl yaklaşacağını, neyi nasıl söyleyeceğini biliyor ve insanları rencide etmeden ikna edici bir üslûpla ko­nuşarak neticede İslâm´ı benimseyip, yaşa­malarına vesile olabiliyor.

İkinci kısım tenkit edici, baskıcı, kor-kutucu bir üslûbu benimsemiş olanlardır. Maalesef bu tarz ise insanları kaçırıcı bir rol oynuyor ve aksülamel yapıyor.
Bu kısım içerisinde İslâmî bilgisi az olanların yanında, bilgili olanlar da var fakat bilgileri genelde neyin farz, neyin haram, neyin küfür, neyin İslâmî olduğuna odak­lanmış vaziyette.

Genelde bu grubun tebliğdeki tav­rı baskıcı, âmirâne bir tavırla "Şu farzdır yap, şu haramdır yapma!" şeklinde formüle edilebilir. Onları bu şekilde harekete iten şey Kur´ân´ın emir ve nehiyleridir. Onlar kendilerince haklı olarak şöyle düşünü­yorlar: "Madem Müslümansmız, öyleyse Kur´ân´a uymamız gerekir. Hiçbir Müslü­man Kur´ân´a ve sünnete muhalefet edemez ve etmemelidir". Etraflarındaki insanlar za­ten doğuştan Müslüman olduklarına göre, geriye "Bizim haram ve helalleri onlara hatırlatmamız" kalıyor, diye düşünürler. Hakikatte bu tarz yaklaşım ters teper.

Çünkü tebliğ yapanlar belki farkında de­ğiller ama bu tarz yaklaşımda karşımızdaki kimsenin şahsiyeti, duygu ve düşünceleri hesaba katılmamaktadır. Hâlbuki muhata­bın duygu ve düşünceleri hesaba katılmadı­ğı takdirde yapılacak tebliğler muhatapların dinî yaşamalarını değil, dinden kopmaları­na ve dindarlardan nefret etmelerine sebep olur.

Bir şahsın kanaatlerini doğrudan doğ­ruya bu kanaatlerin yanlış olduğunu söy­leyerek değiştirenleyiz. Böyle bir teşebbüs, çoğu zaman muhataplar tarafından bir saldı­rı olarak yorumlanır ve savunma mekaniz­malarını harekete geçirir, insanlara bu yolla hiçbir şey öğretmek mümkün değildir.
Değişmek istemeyen bir insanı hiç kim­se değiştiremez. Bir atasözünde şöyle denil­miştir "Atı zorla suya götürebilirsiniz fıkat zorla su içirenıezsiniz". İnsanları değiştire­bilmenin yolu onları değişmeleri gerektiği­ne ikna etmek, onlarda değişmeye karşı bir istek oluşturabilmekle mümkün olur. Be-dîüzzaman Hazretleri´nin dediği gibi "Me­denîlere galebe ikna iledir, söz anlamayan vahşiler gibi icbar ile değildir."
Usul budur.Lâkin bazen sinir katsayıları 10sonsuz kıvamına gelebiliyor.O zaman muhatap sultan da olsa kellenize kıyabiliyorsunuz ^^ anlatabildim sanırım.

:@ dellendim :}
amesfa Konuyu açan
#110
Arkadaşlar bu konu için üçüncü kez uyarı yapıyorum hassas bir konu olduğundan yorumlarımıza dikkat edelim lütfen.
#111
benim dediğimi 2 kilometre süren paragrafla demişsin :D yani zaten bunu diyorum.eğer öğreteceksen öğretmen gibi olmalısın.
din konusu hassastır ve dellenmeye yer yoktur :D sinir katsayılarınada hakim olmalısınki bir şey öğretecekken dahada beter hale getirme yani yararım dokunacak derken zarar yapma.sinirleniyosan en mantıklısı birşey dememek yada hemen sinirini geçirmesi için artık çizgi filmmi izlersin ne yaparsın gidip onu yapıp sinirsizce anlat :D
#112
hadi faruk abi baştan güzelce sinirlenmeden anlat :D :D :D
amesfa Konuyu açan
#113
Konu gereğinde fazla özünden saptırıldı.

KİLİT !

Bu konu kilitli

Kilitli konulara yeni cevap yazılamaz.