Yeni Asus ZenFone ve ZenWatch Yolda

22

IFA 2014’ü ve Apple’ın şaşaalı tanıtımlarının ardından derin bir nefes alan Asus yeni ürünleri için reklam hazırlıklarına başladı bile. Tayvanlı üretici paylaştığı davetiye görselleri ile birlikte 28 Ekim tarihinde özel bir etkinlik düzenleyeceğini, yeni ve şaşırtıcı ürünlerini bu tarihte tanıtacağını fısıldadı. Tanıtımın merkezine oturtulan slogan ise görünüşe göre “Unlock the Future” olmuş.

Unlock kelimesiyle pek tabii akıllı kilitleri kast etmeyen Asus, şayet görselleri dikkate alacak olursak yeni bir akıllı telefon ile yeni bir akıllı saati bizlerle buluşturacak. İlk görselde şık bir kırmızı renge sahip, alt dış kaplaması metalimsi bir akıllı telefon dikkatleri çekiyor. İkinci görselde ise metalik kontürlü, köşeli bir cihaz, muhtemelen bir akıllı saat göze çarpıyor. Her iki ürün için verilen tarih 28 Ekim 2014!

14-10/22/asus-unlock-the-future-watch.jpg

Tayvanlı Asus, Apple’ın yeni ürünlerinin gölgesinde “beklemeyi” tercih etmiş, akıllı bir strateji izleyerek suyun durgunlaşmasını beklemiş. Asus, ZenFone ailesi için yaptığı reklamlarda “Altı ZenFone tüm bir aile için, ya da tek bir elma sadece size” gibi ilginç bir göndermede bulunarak, 4 inç ekranlı ve en ekonomik ZenFone cihazının 100 dolar olduğuna dikkat çekti. Apple iPhone 6’nın karşısına yine uygun fiyatlı olan ZenFone 5’i, 720p – 5 inç ekran, çift çekirdekli Intel Atom işlemci, 2 GB RAM ve 8 megapiksel arka kamera gibi özelliklerle çıkartmıştı.

Bakalım olası yeni ZenFone ve ZenWatch ne gibi özellikler ve uygun fiyatlar ile satışa çıkacak.

:: Olası yeni ZenWatch sizce nasıl olur?

Oppo N3 Özellikleri ve Fiyatı!

15

Oppo’nun uzun süredir merakla beklenen ve kamerası ile dikkat çeken yeni akıllı telefonu Oppo N3 güçlü ayak sesleri ile yaklaşıyor. Şirketin Çin’de yer alan mağazaları camlarına yapıştırdıkları ilanlar ile cihazın fiyatı ve özelliklerini tüm dünya ile paylaştı. Eski usül keçeli kalem kullanılan tabelaları tercih eden bazı mağazalar ürünün daha önce de tahmin edilen özelliklere sahip olduğunu onaylamış oldu.

Şayet resmi mağazaların reklamlarına bakacak olursak, Oppo N3 akıllı telefon 5.5 inç 1080p ekran, döndürülebilir tasarımıyla dikkat çeken 16 megapiksellik kamera ve 4298 Yuan’lık fiyatıyla son kullanıcısını selamlayacak. Burada dikkat çeken nokta ürünün yüksek sayılabilecek fiyatı. Talep edilen 4298 Yuan yaklaşık olarak 700 Amerikan dolarına denk geliyor!

14-10/22/oppo-n3-reklam.jpg

Yüksek Fiyat!

iPhone 6’nın çok büyük bir egemenlik sergileyemediği bölgede aynı fiyata birer çift Xiaomi Mi4, Meizu MX4 ya da IUNI U3 akıllı telefon almak ve hatta üstüne para arttırmak dahi mümküm. Kısacası Oppo yeni telefonu N3’e çok güveniyor ve böylesi yüksek bir bedel talep ediyor.

Oppo’nun eski nesil cihazlarından Oppo N1 ise büyük umutlarla piyasaya sürülmüş ancak sıkıntılı dokunmatik yüzeyi, 13 megapiksellik kamerasına yakışmayacak düzeyde çektiği fotoğraflar ile küçük çaplı bir hayal kırıklığı yaşatmıştı. Tahminler Oppo’nun dersine iyi çalıştığı ve bu sefer çok güçlü bir ürünle geri döneceği yönünde.

Oppo N3 akıllı telefon 29 Ekim 2014 tarihinde merhaba diyecek!

:: Sizce Oppo N3 beklenen ilgiyi görecek mi?

The Evil Within İnceleme

Oyun dünyası son yıllarda pek çok yeni türle tanıştı. Kart oyunlarının patlama yapması, platform macera türünün ikinci baharını yaşaması, oynaması ücretsiz FPS’ler ve strateji RPG hibritleri oyun severlere yepyeni deneyimlerin kapılarını açtı. Bunun bedelini ise kaybolmaya yüz tutan diğer türler ödedi. Korku oyunları da faturanın kesildiği türler arasında yer alıyor.

Başarılı olmak için kurgu ve senaryo açısından çok daha yaratıcı fikirlere ihtiyaç duyan, aynı zamanda türe yenilik katacak oynanış öğeleri de sunması gereken bir oyun için yatırım yapmak, çoğu geliştirici ve yayıncının göze alamadığı bir riskti. Çünkü korku oyunları, özellikle üçüncü kişi gözünden oynanan bir yapım, her kitleye hitap etmez. Call of Duty ya da Need for Speed seven herkese Silent Hill oynatamazsınız. Ağır ilerleyen senaryo ve gerilim dolu atmosferi herkes kaldıramaz.

İşte bu yüzden, korku türü kendi içinde yavaşça evrildi ve İngilizcesi survival olan hayatta kalma temasına odaklandı. Bu açıdan baktığımızda yaşattığı gerilim ile The Last of Us ve örneğin Dark Souls bile survival sayılabilir. Gerçek bir korku oyunu isteyenler uzun zamandır Amnesia ve Outlast ile idare etmek zorunda kalmıştı.

Beklenen AAA oyun ise bu türün altında imzası bulunan Shinji Mikami‘den geldi.

The Evil Within için yayınlanan teaser videolar, kanın ve şiddet öğelerinin yoğunluğu kadar, uğursuz atmosferi ve izleyiciye verdiği rahatsızlık hissiyle de bir korku oyunu için beklentileri fazlasıyla artırdı. Resident Evil serisinin ilk oyunlarını tasarlayan ve yöneten Shinji Mikami’nin adının geçmesi ise heyecanı iyice körükledi.

Öldürülmesi mümkün olmayan, tek çarenin kaçmak olduğu dehşet verici düşmanlar, kıl payı kurtulabildiğimiz kovalamaca sahneleri ve kısıtlı cephane gibi bileşenler, The Evil Within’in geriliminin hiç düşmeyeceğini garanti ediyor gibiydi. Nihayet oyun çıktı ve tüm bu vaatleri birinci elden tecrübe etme fırsatı yakaladık.

14-10/22/evilwithin4.jpg 

Karanlık, daha çok karanlık                    

The Evil Within, ilk dakikadan itibaren sizi bir bilinmeze doğru sürüklüyor. Büyük bir katliamın yaşandığı bir akıl hastanesine giden sıradan bir dedektif olarak başladığımız macerada alemlerden alemlere geçiş yaptığımızı söylemek yanlış olmaz. İlk dakikadan itibaren neler olup bittiğiyle ilgili aklımızda sürekli bir soru işareti dolaşıyor ve uzunca bir süre A noktasında B noktasına gitmemizin tek sebebi “hayatta kalmak” oluyor. The Evil Within’in kurgusunu bu açıdan bir korku romanından uyarlanmış gibi hissedebilirsiniz.

Bu uğursuz yolculukta size eşlik eden ise karanlık, tekinsiz kasabalar ve kana susamış yaratıklar oluyor. Japon korku kültürünün önemli bir öğesi olan aynalar da The Evil Within’de alemler arası geçiş için kullanılıyor. Dilediğiniz yerde kayıt edemediğimiz oyunda her bölümün belirli noktalarında konumlandırılmış aynaları kullanarak farklı bir boyuta geçiyoruz. Burası bir akıl hastanesi (muhtemelen oyunun başında katliamın yapıldığı yer, farklı bir zaman) ve tek hasta sizsiniz. Hastanede hem ilerlemenizi kaydetmeniz, hem de oyun boyu topladığınız yeşil jelleri kullanarak çeşitli özelliklerinizi iyileştirmeniz mümkün oluyor.

 14-10/22/evilwithin2.jpg

Dedektif Sebastian ve maceraları

Oyun boyunca bir kural geçerliliğini hep koruyor: Gözünüzün gördüğü (ve bazen göremediği) her şey sizin düşmanınız. Fırsatınız varsa onları öldürmeli, gizlice etraflarından dolanmalı ya da son çare olarak onlardan kaçmalısınız. Bu da oyunda üç ana mekaniği ortaya çıkarıyor: Gizlilik, çatışma ve kaçış. Açıkçası çatışma seçeneğini her zaman son çare olarak kullanmak hem kaynak tüketimini azaltmak, hem de çıkan gürültüyle etraftaki tüm düşmanları yanı başınıza toplamamak için doğru bir karar. Ancak bazen başka çaremiz kalmıyor.

Gizlilik için yakın zamanda çıkan Alien: Isolation’daki gibi dolaplara ya da yatak altlarına saklanma seçeneklerin yanı sıra, karanlıkta ilerleyerek görünmeden etraftan dolaşmak da mümkün oluyor. Yani, karanlık hem en büyük düşmanımız hem de en büyük dostumuz.

Kaçış konusunda özellikle ilk başlarda çok fazla şansınız yok. Zira Sebastian koştukça yoruluyor ve bir noktada tıkanıp, hareketsiz kalarak nefesini toplaması gerekiyor. Bu da sizi kovalayan ölümcül varlıklara karşı tamamen savunmasız kalmanıza neden oluyor. Eğer iş kaçmaya gelirse, koşmaktan çok düşmanlarınızın hantallıklarını avantaja çevirebileceğiniz manevralar yapmanız gerekiyor. Örneğin merdiveni olan bir yerden aşağı atlamanız, pencereden hızlıca geçmeniz ya da onları bir masanın etrafında kedi-fare oyununa çekmeniz gibi.

14-10/22/evilwithin3.jpg 

Elini korkak alıştırma Sebastian

The Evil Within’de bir tek tabancayla başlayan maceramız, oyun boyunca farklı silah ve cephaneler ile devam ediyor. Bunların bir kısmını etraftan toplayacağımız hurda parçalarla biz geliştiriyoruz. Ancak henüz ortalara bile gelmeden ortaya farklı bir sıkıntı çıkıyor; Sebastian özellikle normal bölümler için (boss savaşları hariç) biraz fazla güçleniyor.

Topladığımız yeşil jeller sayesinde geliştirdiğimiz özellikler, oyun boyunca daha uzun süre koşma, daha iyi nişan alma, daha fazla mermi taşıma ve elbette daha çok hasar verme gibi avantajlar sağlıyor. Bu ise bir süre sonra “hayatta kalma” kısmının bizim için değil, düşmanlarımız için geçerli olmasına neden oluyor. Elinde pompalı tüfek, tabanca, bomba ve yığınla ok bulunan ve attığını vuran bir dedektiften köşe bucak kaçsalar yeri.

Korku oyunlarında bir dönemin vazgeçilmez unsuru olan önceden belirlenmiş (scripted) anların yaşanması hoş bir nostalji efekti oluşturuyor. Örneğin tüm tanıtım videolarında izlediğimiz testereli caniden kaçış sekansı, ilk bölümün tamamını oluşturuyor. Burada bir kapıdan çıktığınızda arkadan belirmesi, bacağınıza bir darbe vurup sizi sakatlaması gibi anlar senaryoda yer alan ve başka seçeneğinizin bulunmadığı bölümler.

Bunları yaşamanız gerekiyor. İlerledikçe buna benzer birçok ana denk geleceksiniz ve bunları ya seveceksiniz ya da nefret edeceksiniz. Bir korku oyunundan ne beklediğinize göre değişir ancak ben hayli mutlu oldum.

14-10/22/evilwithin1.jpg 

Ya FPS olsaydı?

Son birkaç yılda yayınlanan korku temalı oyunlara bakalım: Amnesia, Outlast ve demo olarak yayınlanan P.T. Tamamı başarılı olan bu oyunların ortak özelliği ise birinci kişi gözünden oynanıyor olması. Oyun severlerin, geliştiriciler tarafından şimdiye kadar sunulan tüm numaraları özümsemiş olmaları, yeni nesilde üçüncü kişi gözünden oynanacak ve gerçekten korkutacak bir korku oyunu yapmayı zorlaştırıyor.

Omzunuzdan arkayı görebildiğiniz bir oyun artık ne kadar korkunç olabilir? The Evil Within en azından soruya yanıt vermeye çalışıyor. Bunu da Shinji Mikami gibi türün en büyük ustalarından biri yönetiminde yapıyor. Başından sonuna kadar korku dolu bir macera yaşayıp yaşamayacağınız hakkında söz veremem, herkesin sinir sistemi farklı çalışıyor. Ancak The Evil Within oynarken en azından birkaç defa uzun süre unutmayacağınız anlar yaşayacağınız kesin.

:: Korku oyunlarını seviyor musunuz?

NBA Live 15 Demo Çıkış Tarihi

2K Sports tarafından geliştirilen NBA 2K serisinin bir hayli gerisinde kalan fakat buna rağmen yarıştan kopmak istemeyen NBA Live serisinin geleceği hakkında yapılan planları geçtiğimiz günlerde yayınladığımız bir haberde sizlerle paylaşmıştık.

Amerika’da 28 Ekim’de, Avrupa’da ise 31 Ekim’de satışa sunulacak olan NBA Live 15 için oynanabilir bir demonun gelip gelmeyeceği soruları sonunda cevap buldu. EA Sports’tan yapılan açıklamada NBA Live 15 için hazırlanan demonun oyunun çıkış tarihiyle eş zamanlı olarak oyunculara sunulacağı belirtildi.

NBA Live 15’in PlayStation 4 için hazırlanan demosu sınırsız deneme izni ile sunulacak ve demoda 2 farklı mod bulunacak. Buna karşın Xbox One için sunulacak demoda ise herhangi bir mod kısıtlaması bulunmayacak. Yani oyuncular NBA Live 15’in istedikleri modlarını oynayabilecekler. Yalnız Xbox One sahiplerinin bu NBA Live 15 demosunu test edebilmek için yalnızca 6 saatlik süreleri bulunacak.

Ignite Engine ile geliştirilen NBA Live 15 için, NBA 2K15’e kıyasla fazla bir reklam yapılmadığını söylersek sanırım pek de yanılmış olmayız. Öyle görünüyor ki EA Sports yetkilileri şimdiden NBA Live 16’ya konsantre olmuş durumdalar.

:: NBA Live 15’i satın almayı düşünüyor musunuz?

Google’dan Yeni Uygulama!

Sık sık yeni hizmetler ve uygulamalarla kullanıcıların karşısına çıkan Google bu defa e-posta deneyimini yeniden şekillendirmeye niyetli görünüyor. Gmail servisinin ve uygulamasının gelişmiş bir hali olarak düşünülebilecek Inbox hizmeti ile e-postalar hem mobilde hem web ortamında daha ayrıntılı olarak gösteriliyor.

Yepyeni bir e-posta deneyimi

Inbox ile öncelik sırasına göre dizilebilen e-postalar, içerdiği detay bilgiler ile kullanıcıları tüm göndelere tek tek göz atma zorunluluğunu azaltmayı sağlıyor. Google Now ve Mailbox hizmetlerine benzeyen yönleri dikkat çeken Inbox servisinde Bundles özelliği ile  e-postalar gruplar haline bir araya getirilebiliyor ve kolay bir şekilde tekrar dağıtılabiliyor.

#video_7776#

Beta süreci başladı

Doğum günleri, önemli randevular, uçuş bilgileri gibi konularda hatırlatmalar sağlayan Inbox uygulamasında “Snooze” özelliği ile gelen mesajların ve e-postaların daha sonra tekrar görüntülemesini sağlamak da mümkün. Mobilde ve Web üzerinde ilginç bir e-posta deneyimi sunacağı şimdiden belli olan Inbox‘ın beta sürümü web, iOS ve Android için yayınlandı. Beta sürecine katılım için gereken davetiyeler inbox@google.com adresinden istenebiliyor.

:: Sizce Inbox başarıya ulaşacak mı?

Toshiba’nın Yeni ‘Çevrilebilir’ Notebook’u

Toshiba, hem tablet hem dizüstü bilgisayar formuna sahip yeni modeli Toshiba Satellite Radius 11’i IFA 2014’te tanıtmış, ancak fiyatını açıklamamıştı. Modelin 26 Ekim’de ABD’de ilk kez görücüye çıkacaği açıklanırken ABD için fiyatı da belli oldu: 330 dolar.

Windows işletim sistemli dizüstü bilgisayarın en önemli özelliği 360 derece açıyla dönen ekranı ve bu sayede bir tablet olarak da taşınıp kullanılabilecek olması. 5 farklı modda kullanım olanağı sunan modelde çadır çeklinde sunum tableti, klavye arkada tablet gibi değişik konumlarda kullanım olanağı mevcut.

14-10/22/ekran_resmi_2014-10-22_15_39_52.jpg

1366 x 768 piksel çözünürlüklü ekrana sahip modelde Intel Celeron ya da Pentium işlemciler tercih edilebilecek. 4 GB’a kadar RAM, 320 GB flash depolama ya da 500 GB HDD alternatifleri de yine kullanıcı insiyatifinde. Modelde Intel HD grafik yer alıyor.

DTS Sound hoparlörler, HD webcam, 1 USB 3.0, 1 USB 2.0 portu, SD kart slotu ve  HDMI girişi de diğer özellikler arasında. 

:: Toshiba Satellite Radius 11’in özelliklerini nasıl buldunuz?

Clash of Clans için Devasa Güncelleme

Android ve iOS destekli mobil cihazlarda en çok oynanan online tabanlı strateji oyunlarından biri olan Clash of Clans için yeni bir güncelleme yayınlandı.

6.322 ismi ile yayınlanan güncelleme ile oyuna gelen yenilikler ise şu şekilde;

İskelet Tuzağı: Artık küçük bir iskelet birliği ile kara ya da hava hedeflerini tuzağa düşürebilecek ya da dikkatlerini dağıtabileceksiniz.

Sınırlı Süreli İkramlar: Önceden Clash of Clans’ta bulunan fakat daha sonradan kaldırılan bir değerli taşla büyü fabrikası takviyesi özelliği oyuna geri dönüyor. Ayrıca özel mezar taşı engellerinden de bonus iksirler hasat edebilirsiniz.

Klan Profili ve Klan Arama: Artık dilerseniz klan profilinizde klanınızın savaş sıklığını ve konumunu belirtebileceksiniz. Aynı şekilde savaş sıklığı, konumu ve üye sayısına göre diğer klanları da arayabileceksiniz.

Diğer İyileştirmeler: Yeni gelen güncelleme ile Clash of Clans’ta ki aynı türde olan tüm binalara tek bir düğme ile takviye yapabileceksiniz. Olası bir sunucu bakımı durumunda ise askeri binalarınız takviyeleri duraklatılacak ve bakımdan sonra tekrardan devam ettirilecek.

Denemeyenler için Clash of Clans’ın Android ve iOS platformlarında milyonları bulan oyuncu kitlesine sahip olduğunu hatırlatalım. Yaklaşık olarak 50 MB büyüklüğündeki oyunu Google Play ve App Store üzerinden ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

:: Clash of Clans oynuyor musunuz?

Mac mini Ucuz Ama…

Apple’ın Mac mini’leri uzun yıllardır bir bilgisayar kasasının ne denli kompakt bir tasarımla tüketicilere sunulabileceğinin tipik örnekleridir. Bu bilgisayarlar Mac OS X işletim sistemi ile birlikte büyük boyutlarda ve pahalı bir iMac yerine uygun fiyat etiketleri ile ilgi görmektedirler.

Apple’da geçtiğimiz günlerde düzenlenen lansmanında yeni iPad modelleri, 5K Retina ekranlı iMac ve OS X 10.10 Yosemite işletim sisteminin yanı sıra Mac mini’yi de yeniledi. Üstelik en son 2012 yılında güncellenen Mac mini, 100 dolar daha düşük fiyat etiketi ile tüketicilerin karşısına çıkıyor.

Yenilenen işlemciler, 802.11ac Wi-Fi standardı ve Thunderbolt 2 arabirimleri de iyi haberler arasında; ancak bir de kötü haber var.

14-10/22/ekran_resmi_2014-10-21_23_21_22.jpg

2014 yılı Apple Mac mini’lerde daha düşük fiyatla satın aldıktan sonra donanımsal yükseltmelerde önceki modellere kıyasla ciddi zorluklarla karşılaşılıyor. Apple, artık bellekleri entegre olarak sunuyor ve bu nedenle RAM yükseltmesi mümkün değil. İşlemcide de durum aynı. Sabit disk değişimi ise mümkün, ancak garanti sürecinde ‘garantiyi ortadan kaldıran’ bir etmen. Yani garanti süresi dahilinde sabit disk değişimini de tavsiye etmiyoruz.

Zaten yeni Mac mini’lerle kullanılan vidaları muhtemelen daha önce hiç görmediniz, T6 Torx adlı bir vida türü kullanılan yeni bilgisayarın açılması bir hayli zorlu.

Sonuç olarak Mac mini satın alacaksanız işlemci ve RAM tarafından önceden yapılandırılmış ve size yeteceğini düşündüğünüz alternatiflere sahip seçeneklere yönelin.

Mac mini modelleri için buraya göz atabilirsiniz.

:: Mac mini hakkında ne düşünüyorsunuz?

Kuluçka Merkezi İçin Başvuru Yaptınız mı?

3

Avea’nın TÜBİTAK’ın çok eksenli destek modeliyle, katma değer ve nitelikli istihdam yaratma potansiyeli yüksek girişimcileri desteklediği “1512 Girişimcilik Aşamalı Destek Programı” nın bu yıl açılan 1512 B çağrısında, çağrı ortağı olarak yer alması nedeniyle başvuru süresi Ekim ayı sonuna kadar uzatıldı.

Avea’dan tam destek!

2011 yılında kurulan AveaLabs Kuluçka Merkezi, bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe şirket kurmak ve işlerini büyütmek isteyen genç girişimcilere altyapı ve pazarlama kanallarını açmanın yanı sıra projelerini büyütüp geliştirebilecekleri bir ekosistem sunuyor.

31 Ekim’e kadar www.avealabs.comadresinden online olarak yapılacak başvurular değerlendirmeye alınarak; kabul edilen girişimcilere Avea’nın olanakları sunulacak. Merkeze kabul edilen genç girişimciler; Avea’nın internet ve intranet altyapısını kullanabilecek; test laboratuvarlarından yararlanırken; teknik ve ticari mentörlük almak gibi pek çok ayrıcalıklı imkâna da sahip olacak.

:: Dünyayı değiştirecek fikirlerinizi hayata geçirmeyi planlıyor musunuz?

Samsung Ebola için 3000 Galaxy Bağışladı

Akıllı telefonlar pek çok açıdan hayatımızı kolaylaştıran üstün teknolojiye sahipler. Esasında her yıl en yeni çıkan telefonu almaya çalışsak da, zor durumlarla mücadelede 1 hatta 2 yıl önceki akıllı telefonlar bile oldukça yeterli performansı sergileyebiliyorlar.

Dünyayı kasıp kavuran Ebola virüsü, son yılların en büyük tehditi olarak görülüyor. Bu virüse yakalanan kişiler, henüz bir ilaç ya da aşı bulunamadığı için hayatını kaybediyor.

Dünyayı kırmızı alarm durumuna sokan bu virüs için Samsung, büyük bir bağış yaptı. 3000 adet Galaxy S3 Neo modelini Birleşmiş Milletler’e bağışlayan Samsung, Ebola’yla mücadele için yardım sağlamış olacak.

Ebola ile savaşan sağlık personelin tıbbi veri toplama ve iletişim konularına yardımcı olacak telefonlar, ayrıca tecrit altında tutulan hastaların aileleriyle iletişimde de kullanılabilecek.

Belki telefon ne alaka denilebilir ama Birleşmiş Milletler‘in Ebola ile savaş konusundaki iletişim ayağı kısaca Galaxy S3 Neo modeliyle sağlanmış olacak.

Galaxy S3 Neo, 2012 yılında çıkan Galaxy S3’ün biraz yenilenmiş hali denilebilecek bir model. 1 GB RAM yerine 1.5 GB RAM ile gelen Neo, Android 4.4 KitKat güncellemesini alacak olmasıyla S3’ten ayrılıyor.

14-10/22/i9300i_white_back_and_front.jpg

Android ekosisteminin en çok satan akıllı telefonu olan Galaxy S3 ise hala kullanımda olan geçerli bir telefon.

:: Samsung’un bu bağışını nasıl buldunuz? Ayrıca Ebola virüsü hakkında düşünceleriniz neler? 

Android İçin En İyi Kilit Ekranı Uygulamaları

En iyi kişiselleştirilebilir işletim sistemi olan Android’in başarılı bir kilit ekranı olsa da pek çok kullanıcı daha iyi, daha görsel ve daha hafif kilit ekranları arayabiliyor.

Bu yazımızda, orijinal Android kilit ekrnaından sıkılan kullanıcılar için en iyi kilit ekranı uygulamalarını sıraladık.

Go Locker

Android‘in en iyi arayüz geliştiricilerinden biri olan Go Launcher tarafından geliştirilen Go Locker, kişiselleştirilebilir, güvenli ve hafif bir kilit ekranı deneyimi sunuyor.

Yüzlerce temaya sahip olan Go Locker‘da dilediğiniz temayı kullanabilir, duvar kağıdını değiştirebilir ve kilit ekranınızı dilediğiniz gibi özelleştirebilirsiniz.

14-10/22/go-locker.jpg

Ayrıca Go Locker‘da bulunan kilit seçenekleriyle de kilit ekranına parolalar ekleyebilir ve Android cihazınızın güvenliğini artırabilirsiniz.

Go Locker uygulamasını indirmek için buraya tıklayın.

{pagebreak::2}

Holo Locker

Eğer Samsung, Sony ve ya LG gibi markaların arayüzlerine ait kilit ekranlaını kullanıp, orijinal Android kilit ekranını kullanmadıysanız, Holo Locker ile Android Jelly Bean kilit ekranını kullanabilirsiniz.

Holo Locker‘da kilit ekranını özelleştirebilir, kilit ikonunu farklı yönlere kaydırarak kilidi ya da ayarladığınız uygulamaları açabilirsiniz.

14-10/22/holo-locker.png

Ayrıca Holo Locker ile kilit ekranınıza şekilli ya da standart parola kilitlerini ekleyerek, Android cihazınızın güvenliğini artırabilirsiniz.

Holo Locker uygulamasını indirmek için buraya tıklayın.

{pagebreak::3}

Locker Master

Android kilit ekranınızda daha fazla efekt ve heyecan arıyorsanız, Locker Master aradığınız uygulama olabilir.

Gitar çalmadan, silah ateşlemeye kadar pek çok efekte ve yüzlerce temaya sahip olan Locker Master, bugüne kadar görülmemiş bir kilit ekranı deneyimi sunuyor.

14-10/22/locker-master.jpg

Ayrıca çeşitli kilit seçenekleriyle de Android cihazınızı koruyacak güvenlik önlemlerini de sunuyor.

Locker Master uygulamasını indirmek için buraya tıklayın.

{pagebreak::4}

HI LockScreen

Android cihazıızda iOS kilit ekranını denemek istiyorsanız, HI LockScreen bulabileceğiniz en iyi uygulamalardan biri.

iOS kilit ekranı ve hızlı ayarlar menüsüne sahip HI LockScreen, hızlı açılması ile çok beğenilirken, duvar kağıtlarını da dilediğiniz gibi özelleştirebiliyorsunuz.

14-10/22/hi-lockscreen.jpg

Ayrıca kilit ekranınıza iOS‘de bulunan PIN kodlu giriş seçeneğinin bir benzeri ile başarılı bir iOS kilit ekranı deneyimi sizleri bekliyor.

HI LockScreen uygulamasını indirmek için buraya tıklayın.

{pagebreak::5}

DIY Locker

Eğer şimdiye kadar önerdiğimiz olan uygulamaları beğenmediyseniz ve daha eğlenceli ve kişiselleştirilebilir kilit seçenekleri sunan bir uygulamaya ihtyacınız varsa, DIY Locker tam size göre.

14-10/22/diy-locker.jpg

Çeşitli kişiselleştirilebilir şekilli kilitler, özelleştirilebilir duvar kağıtları, çeşitli temalar sunan DIY Locker, en iyi kilit uygulamalarından biri.

DIY Locker uygulamasını indirmek için buraya tıklayın.

:: En çok hangi uygulamayı beğendiniz?