Twitter, Vine Adlı Video Servisini Aldı!

Bazı şeyler vardır hayatta ki, pek çok eksiği bulunmasına rağmen, farklı tarzıyla pek çok insanın dikkatini çeker. Belki de bunlardan bir tanesi ilk iPhone modeli. O zamanki modellere göre eksikleri bulunsa da, sunduğu yenilik ve farklı tasarımla yeni bir çağı başlatmıştı. Sosyal ağlarda da Twitter aynı konumda. 

İlk çıktığı zaman sadece 140 karakterlik mesajları göndermeye yarayan Twitter, pek çok eksiğine rağmen sosyal ağların olmazsa olmazından. Facebook‘un iyice ticarileştiği ve kalabalıklaştığı günümüzde, Twitter ile gerçek ve doğru bilgiye daha çabuk ulaşabiliyorsunuz. 

Kullanım oranı her geçen gün artan Twitter, yatırımlarına bir yenisini daha ekledi ve eksiklerini tamamlama konusunda yeni bir adım daha attı.

Kendi fotoğraf paylaşım sistemini bünyesine katan Twitter şimdi de video paylaşım hizmeti Vine’ı satın alarak, bunu da kendi bünyesine katmak istiyor. Satın almayla ilgili henüz resmi bir açıklama yok zaten Vine oldukça ufak bir şirket.

Sadece 3 kişinin yönettiği Vine, telefonlardan çekilen videoları paylaşmakla kalmıyor, bu videoları kısa aralıklarla birleştirerek, daha uzun bir hale getirebiliyor. Ya da uzun bir videoyu kısaltabiliyor. Bu haliyle videolar sosyal ağlarda paylaşılabiliyor. Vine’ın bu uygulaması sadece iOS için var.  Söylentilere göre Twitter, bunu daha da yaygınlaştırıp bu sistemi kendi bünyesine katmak istiyor. Bakalım ne kadar başarılı olacak?

:: Twitter’daki eksiklikler sizce neler?

 

Samsung Galaxy Note 2’yi Tanıtıyor

Samsung Türkiye, Taksim’de yine büyük bir güne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 16 Ekim Salı günü İstiklal Caddesi, Galatasaray Lisesi’ne kadar Türkiye’nin en büyük eğlence ve deneyimleme mekanına dönüşecek.

Samsung’un dev kulesinde geri sayım

İstiklal Caddesi’nin başlangıç noktasına kurulan 16 metre yüksekliğindeki LED ekranlı dev kule 11 Ekim’den itibaren geri sayım yapıyor olacak. 5 katlı apartman yüksekliğindeki Samsung Kulesi’nden etkinlik ile ilgili ipuçlarına ulaşmanız mümkün olacakken yine aynı kuledeki dev ekranlardan 16 Ekim 2012 günü gerçekleştirecek tanıtım etkinliğini de canlı olarak izleyebileceksiniz.

taksimdenevar.com

taksimdenevar.com adındaki web sitesi aracılığı ile Taksim’de olan biten her şeyden haberdar olmak ve etkinlikle ilgili tahminde bulunmak mümkün olacak. Etkinlikle ilgili detayların paylaşılacağı Facebook Event sayfası da Taksim’de Ne var? adıyla şu anda aktif.

Samsung Galaxy Note 2′yi orada deneyerek, sınırsız eğlenebilirsiniz.

Güncelleme:
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Samsung Türkiye, etkinliğin halka açık bölümünün iptal edildiğini duyurdu. İşte o açıklama:

Samsung Türkiye olarak son derece heyecanla hazırlandığımız Galaxy Note II lansmanımızın; 16 Ekim, Salı akşamı 19:00’da Taksim Meydanı ve Tünel ayağındaki kutlamayı; sıcak gündeme ilişkin gelişmeler neticesinde iptal etmiş bulunuyoruz.

:: Samsung’un Türkiye’ye gösterdiği ilgiyi takdir ediyor musunuz?

 

 

Ivy Bridge, Ultrabook’lara Neler Katıyor?

Intel‘in geçtiğimiz yaz sonu gibi dillendirdiği Ultrabooklar, ilk olarak 32nm teknolojisiyle üretilen Sandy Bridge tabanlı işlemcilerle geliyordu. Ultrabooklar için üretilen özel ULV (Ultra low voltage) işlemciler ile 17 wattlık güç tüketimi sunan Intel, dahili grafik tarafında da HD Graphics 3000 çözümünü sunuyordu.

Peki Intel’in Nisan ayında masaüstü sistemler için piyasaya sunduğu daha sonra mobil tarafa da gelen üçüncü nesil Core işlemcisi olan Ivy Bridge modelleri, Ultrabooklara nasıl avantajlar sağlıyor? Alırken nelere dikkat etmeliyiz? İşte rehberimize başlıyoruz.

Ivy Bridge Mimarisinin İç Yapısı:

Yazımıza başlamadan önce biraz Ivy Bridge mimarisinden bahsetmek istiyorum.

Ivy Bridge işlemciler 22nm teknolojisi ile üretiliyor. İşlemcilerde sadece nanometrik küçülme söz konusu değil. Üretim alanında da epey gelişme mevcut. Intel’in trigate 3D transistörlerini kullanan Ivy Bridge, çok daha düşük güç tüketimi ve daha az zar alanı sunuyor.

Ivy Bridge işlemciler 1.4 milyar transistör ile geliyor ve zar alanı sadece 160mm2. Bir önceki nesil Sandy Bridge işlemcileri ile karşılaştırdığımızda transistör sayısının 995 milyon olduğunu görüyoruz. Daha az transistöre sahip olan Sandy Bridge işlemcileri, eski üretim teknolojisi sayesinde 216mm2 ile çok daha büyük bir zar alanı kaplıyor.

Zar alanının küçülmesi Ivy Bridge’in maaliyetlerine ve güç tüketimine de olumlu olarak yansıyor. Intel, Ivy Bridge işlemcileri ile önceki modellere göre aynı fiyata daha yüksek performans, daha düşük güç tüketimi ve daha az ısı sunuyor.

Ivy Bridge‘in çekirdek yapısına baktığımızda en büyük yeniliğin grafik işlemcide yapıldığını görüyoruz. Intel HD Graphics 4000‘de tam 16 adet grafik çekirdeği kullanılıyor. Önceki ailenin en yüksek modeli olan HD Graphics 3000‘de bu sayı 12 idi.

Directx 11 desteği, arttırılmış grafik çekirdekleri, yükselen saat hızı ve düşen güç tüketimi ile HD Graphics 4000, giriş seviyesine yeterli bir deneyim sunacak seviyeye geliyor. 

Ivy Bridge işlemci çekirdeğine baktığımızda ise ufak optimizasyonların yapıldığı görülüyor. Aynı hızda çalışan Sandy Bridge işlemcilerine göre yüzde 10 daha iyi işlemci performansı, yüzde 80‘e varan daha iyi grafik performansı sunuyor.

{pagebreak::2}

Ivy Bridge İşlemciler Ultrabook’ta Nasıl Avantaj Sağlar?

Bir önceki sayfada Intel’in Ivy Bridge işlemci zarına bir göz attık. Yeni nesil üretim teknolojisi sayesinde aynı alana daha çok transistör sığıyor. Öncelikle 22nm’lik Ivy Bridge tabanlı Ultrabook ve Notebooklar, güç tüketimi ve ısı konusunda daha avantajlılar.

Esasında yeni nesil işlemciler de 17 watt güç tüketim ortalamasıyla, eski nesil Ultrabook işlemcilerine benzer güç tükettiği görülüyor. Fakat yük durumunda anlık çekilen güçlerde ve çalışma gerilimlerinde farklılıklar mevcut. Rakamsal olarak yansımasa da kullanım sırasında pil ömrüne etkileri büyük.

Yeni nesil Ultrabooklarda Core i5 tabanlı 3315U işlemcisi, Core i7 tabanlı 3317U işlemcisini görüyoruz. Daha önce incelediğimiz Asus Zenbook UX32VD modelinde Core i7 3317U işlemcisi kullanılıyordu. O incelememize buradan ulaşabilirsiniz.

Core i7 3317U işlemcisinin özelliklerinden bahsetmek gerekirse, Intel’in 22nm teknolojisiyle ürettiği Ivy Bridge ailesinin bir üyesi olan işlemci, 17 watt güç tüketimine sahip. Core i7-3517U’ya baktığımızda 1.9 GHz standart çalışma hızına sahip olduğunu görüyoruz. Bu hız Turbo Boost ile 3 GHz’e kadar çıkıyor. Çift çekirdekli olan işlemci, Hyper Threading ile sanal 4 çekirdek olarak çalışmakta. İşlemcide ayrıca 4 MB’lık smart cashe bulunmakta. 

Daha İyi Oyun Deneyimi:

Intel‘in HD Graphics 4000 grafik işlemcisi sayesinde özellikle harici grafik kartı olmayan modeller alınabilir duruma geliyor. 

Intel’in önceki nesil HD Graphics 3000 modeliyle Battlefield Bad Company 2 oyunu en düşük detaylarda bile 15 FPS civarında çalışırken, HD Graphics 4000 ile oyunlar oynanabilir seviyeye geliyor. Hem de daha az ısınıp, daha az güç tüketerek.

Oyun performansının yanında Intel, yeni nesil platformlarında 3 ekrana kadar görüntü desteği sunmaya başlıyor. Ayrıca HDMI 1.4A ve Premium Audio desteği de bulunuyor.

Tabi en büyük yenilik Directx 11, Open CL 1.1 ve Open GL 3.1 destekleri olarak sıralayabiliriz. 16 adet iş hattı ile güçlendirilen yeni grafik çekirdeği, desteklediği teknolojiler ile de zengin.

Intel‘in yeni nesil Wireless Display teknolojisi sayesinde 3D görüntü aktarımı da yapabileceğiz. Ek olarak bu özellik eklendiği belirtiliyor. Geliştirilmiş Intel Quick Sync Video, InTru 3D desteği, Intel Insider gibi medya deneyiminizi arttıracak özellikler de ekleniyor.

{pagebreak::3}

Genel Platform Bazındaki Yenilikler:

Intel’in Sandy Bridge tabanlı platformunda kullanılan 6 serisi çipsetler, doğal olarak USB 3.0 desteklemiyordu. Şimdi yeni nesil 7 serisi çipsetlerle beraber doğal olarak USB 3.0 desteği gelmiş oldu. Yeni nesil Ultrabook’ların hepsinde az çok USB 3.0 portlarını görebilirsiniz. Hem de performans olarak oldukça yüksek seviyede çalışabiliyor.

SATA 6 Gbps desteği sayesinde SSD’leri çok daha verimli kullanan üçüncü nesil platform, ek Thunderbolt kontrolcüsü kullanıldığında, Apple’ın MacBook modellerinde olduğu gibi ThunderBolt desteği de verebiliyor.

Kısacası Intel’in üçüncü nesil işlemcileriyle beraber daha başarılı Ultrabooklar piyasaya sürüldü. Gerçekten düşük güç tüketimi, yüksek performans ve az ısının yanında daha ince Ultraboook modelleri şuan satışta.

Harici grafik kartı olmadan da HD Graphics 4000 ile temel oyun ve uygulama deneyimi de yaşayabilmeniz de işin ayrı bir artısı. Artık üçüncü nesil Ultrabook modellerini tercih etmek pek çok açıdan doğru bir karar olacaktır.

:: Ultrabook alırken üçüncü nesil işlemcileri mi tercih ettiniz?

 

Gartner’a Göre PC Sektörü Yüzde 8 Daraldı

Ünlü araştırma ve analiz şirketlerinden Gartner, PC sektörünün nabzını tutan piyasa araştırmasını yayınladı. Yayınlanan araştırma esasında bilinen bir gerçeği bizlere rakamlarla sunuyor. PC pazarı daralıyor.

Windows 8 öncesi yaşanan durgunluğu Windows 8‘e mi bağlamak gerekir tam olarak bilemiyoruz ama donanım satışları olsun, taşınabilir bilgisayar ve masaüstü bilgisayar satışları giderek azalıyor.

Gartner‘ın raporuna göre 2012 yılı üçüncü çeyreğinde masaüstü ve mobil PC satışları 87.5 milyon civarında olduğu görülüyor. Bu rakamlar geçtiğimiz yıl 95.4 milyon seviyesindeydi. Yani yüzde 8 azalma söz konusu.

IBM‘den sonra büyük bir atılımla istikrarlı gidişatını sürdüren Lenovo, Gartner’a göre toplam PC satışında lider. Toplam 13.767.976 sevkiyat yapan firrmayı HP, 13.550.761 sevkiyatla takip ediyor. Bu iki firmanın pazar paylarına baktığımızda Lenovo’nun yüzde 15.7, HP’nin de 15.5‘i elinde tuttuğunu görüyoruz.

İlk iki firmaya baktıktan sonra Dell’in üçüncü olduğunu görüyoruz. Pazarın yüzde 10.5′ini elinde tutan Dell, 9.216.638 adet sevkiyat gerçekleştirmiş. Dell’i ise Acer ve Asus takip ediyor. İki firmanın pazar payı ise sırasıyla yüzde 9.9 ve 7.3.

Sadece ABD pazarına bakacak olduğumuzda burada birinciliği HP, Lenovo’dan devralıyor.  HP’nin üçüncü çeyrekte ABD pazarına 4.141.926 adet sevkiyat yaptığını görüyoruz. ABD pazarının ne kadar büyük bir pazar olduğunu rakamlar bizlere gösteriyor.

İkinci sırada Dell yer alırken, toplam pazarda listeye giremeyen Apple’ın üçüncü sıraya çıktığını görüyoruz. Apple’ın bu çeyrekte 2.078.900 birim sevkiyat yaptığını görüyoruz. ABD’li üretici Apple’ın memleketinde bu çıkışı doğal buluyoruz. 

:: PC sektörü Windows 8’den sonra büyümeye devam eder mi?

 

LG E960 Nexus’un Detaylı Görselleri

Android 4.2 ile geleceği dedikoduları yapılan LG‘nin yeni Nexus modeli E960, Android 4.1.2 Jelly Bean işletim sistemiyle geliyor. Google‘ın yeni Nexus politikası sayesinde pek çok firma Nexus modeli çıkartacak ve Google’dan Nexus sertifikası alacak. Bu sertifika sayesinde her firmanın Nexus modelleri hemen güncelleme alacaklar.

Google’ın Android güncelleme sorununa bulduğu çözüm heralde bu sefer işe yarayacak gibi. Samsung Galaxy Nexus modeli dışındaki ilk model olan LG Optimus Nexus, E960 kod adıyla geliyor. LG’nin ve dünyanın en güçlü telefonlarından biri olan Optimus G tabanlı telefon teknik özellikleriyle dikkat çekiyor.

4.7 inç True IPS HD ekran, 1280 x 768 piksel çözünürlük ile gelen cihazda Qualcomm’un piyasadaki en güçlü işlemcisi olan 4 çekirdekli Snapdragon S4 Pro kullanılıyor.

Adreno 320 GPU’sunun yanında 2 GB boyutunda çift kanal belleğe yer verilen Optimus Nexus, 8 GB dahili hafıza ve arttırılabilir hafıza desteğine sahip.

Üründe 8 Megapiksel kamera ve Full HD video kaydı olduğu görülüyor. Optimus G modeline göre kamera ve dahili depolamada biraz kesintiler bulunuyor fakat bu güncelleme garantisinin yanında hiç de büyük bir kayıp olmasa gerek. 

LG‘nin Nexus modeline karşı Samsung‘un Galaxy Nexus modelini bayağı bir güncellemesi gerekiyor. GT-i9260 kod adlı Galaxy Nexus Plus ya da Galaxy Nexus 2‘nin Samsung’u LG Optimus Nexus‘un karşısında pek ayakta kalamayacak gibi gözüküyor.

LG’nin yeni Nexus modelinin detaylı görselleri paylaşıldı. Dilerseniz bu görselleri sizlere aktaralım. Görsellere sayfayı değiştirerek ulaşabilirsiniz.

{pagebreak::2}

{pagebreak::3}

{pagebreak::4}

:: LG Optimus Nexus’un teknik özelliklerini beğendiniz mi? 

 

Operatörlere WhatsApp Vurgunu!

Teknoloji o kadar büyük bir hızla ilerliyor ki 4 sene önceki alışkanlıklarımız tamamiyle değişiyor. 3G‘nin ve akıllı telefon kullanımının bu kadar yaygın olmadığı dönemlerde SMS paketleri hayatımızda çok büyük bir yer kaplıyordu. 

5000, 10000‘lik SMS paketleriyle rekabete giren operatörler SMS kampanyalarıyla kullanıcı çekmeye çalışıyorlardı. Çünkü anlık olarak Facebook’tan sohbet edemiyorduk, WhatsApp gibi uygulamalar yoktu. Kısacası ya telefonla konuşacaktık ya da SMS gönderecektik. Telefonla görüşmek o şartlarda pahalı olduğu için özellikle gençlerin tercihi SMS’ten yana oluyordu.

Teknolojik gelişmeleri araştıran ve değerlendiren Ovum adlı şirket, WhatsApp gibi uygulamaların artmasıyla internet üzerinden anlık konuşma sektörü 2016‘da hızla büyüyecek ve 54 milyar Dolarlık bir piyasaya ulaşacak.

2009 yılında Operatör şirketlerinin SMS’den kazançlarının yüzde 57 olduğu, şimdi bu rakamın yüzde 10 düşerek yüzde 47 gerilediği görülüyor. 

Önümüzdeki yıllarda SMS kullanımı daha büyük bir hızla azalacak. Yavaş yavaş pek çok uygulamanın popülerleştiğini görüyoruz. İnsanlar birbirlerine WhatsApp’ın var mı diye soruyorlar.

Artık SMS paketleri yerine 3G paketleri alınmaya başlanacak. Burada operatörleri üzen bir konu WhatsApp gibi uygulamaların çok fazla kota gerektirmemesi. 100 MB’lık internet paketiyle sadece WhatsApp kullanırsanız size 1 ay yeterli gelecektir. Bakalım operatörler nasıl bir strateji izleyecekler?

:: Çevrenizde SMS kullanımının azaldığını görüyor musunuz?

 

Nvidia 306.97 WHQL Sürücüsü İndirilebilir Durumda

Nvidia, GTX 650 Ti modelini orta alt segmente konumlandırdıktan sonra yeni sürücüsünü de kullanıma sundu. Nvidia 306.97 WHQL kod adlı sürücü, dizüstü bilgisayarlar ve masaüstü bilgisayar ürünleri için geliyor.

SLI ve 3D Vision profillerine bir kaç yeni oyun ekleyen yeni sürücü, Borderlands 2 ve World of Warcraft: Mists of Pandaria oyunlarına destek veriyor ve bu oyunlarda yaşanan sorunları düzeltiyor. Ek olarak bu oyunlarda biraz performans artışı yaşanabilir.

Total War: Shogun 2′de de bazı modellerde 306.23 sürümünde yaşanan sorunlar 306.97 ile gideriliyor. Sürücüleri indirmek için aşağıdaki linklere tıklamanız yeterli.

Masaüstü 32-bit Windows Vista/7/8

Masaüstü 64-bit Windows Vista/7/8

Mobile 32-bit Windows Vista/7/8

Mobile 64-bit Windows Vista/7/8

:: Nvidia’nın yeni sürücüleriyle ilgili yaşadığınız problemler var mı?

iControlPad2 Üretimi için Yatırımcı Aranıyor

Geçen yıl iControlPad ile iOS tabanlı cihazlarda en iyi oyun deneyimi sunacağını iddia eden Product 3 LLC firması, iControlPad 2 modeliyle daha yaygın bir başarıya ulaşmayı hedefliyorlar. 

Geçtiğimiz ay ortaya çıkan iControlPad 2, 4 satır QWERTY klavye ve akıllı telefon başta olmak üzere Bluetooth uyumlu pek çok cihazda kullanılabilecek.

Kickstarter üzerinde bağış toplamaya başlayan firma, Eylül ayından bu yana 150.000 Dolar bağış toplamış durumda. Ürün satışa sunulması için çalışmalara başlayan firma, iControlPad 2 ile ilgili fiyatı da belirledi. Ürünün tek fiyatı 69 Dolar, kutulu olarak 79 Dolar fiyata satılacak. Ayrıca firmaya 69 Dolar bağış yapanlara da ürün bedava olarak hediye ediliyor yani aynı fiyata denk geliyor.

Entegre batarya ile 12-14 saat arası değişen kullanım süresi sunan iControlPad 2, klavye ve Bluetooth desteğinin yanında iki adet analog desteğyle oyunculara başarılı bir deneyim sunacak. Açık kaynaklı yazılımı sayesinde Android desteği de kazanması bekleniyor. Ürün bu gidişle 2013 yılına kadar yaygın satışa başlayacak.

:: Tablet ve akıllı telefonlar için bu tip kontrollere gerek var mı?

 

Turkcell’den Çiftçilere Yeni Hizmet!

Turkcell, çiftçilerin işlerini; mobil teknolojiler ve değer teklifleriyle kolaylaştırmayı hedefleyerek sunduğu faydaları, Tarım Doktoru Servisi ile zenginleştirdi. Doktor Tarım ve Hayvancılık Bilgi Sistemleri iş birliği ile geliştirilen Turkcell Tarım Doktoru servisi, çiftçilerin maliyetlerini düşürüp verimliliklerini artırarak çiftçinin maksimum kazanç elde etmesini hedefliyor.

Ekilen ürüne, ekimin yapıldığı bölgeye ve arazinin çeşidine uygun bilgileri ve yapılması gerekenleri yönlendiren Turkcell Tarım Doktoru bir ilk olma özelliği taşıyor. Servis, SMS kanalının yanı sıra gerekli durumlar için çağrı merkezi, bayi ağı ve ziraat mühendislerinin saha ziyaretleriyle destekleniyor.

Turkcell, Tarım Doktoru Servisi’nden elde edilebilecek faydayı ölçmek üzere bir test tarlası çalışması gerçekleştirdi. Domates, biber, fasulye ve salatalık gibi ürünlerin ekildiği tarlada, zirai maliyetlerde en az yüzde 20 düşüş ve verimde yüzde 10 artış ile, her 10 dekarda sezonda, seçilen ürünler özelinde ortalama 450 TL’lik ek kazanç elde edilebileceği görüldü. Bu ölçek diğer ürünler de hesaba katıldığında her 10 dekarda ortalama 150 TL kazanç öngörülerek, Türkiye’deki 250 milyon dekarlık tarım arazisine uygulandığında, tarımsal üretimde yıllık 4 milyar TL ek gelir anlamına geliyor.

Turkcell Tarım Doktoru Servisi’ne abone olan çiftçiler, tarımsal üretim aşamasında ortaya çıkabilecek sorunların çözümlenmesi, meyve ve sebze üretiminin modern ve doğru tekniklerle yapılmasına destek verilmesi ve üretim sezonu boyunca üreticinin kişiselleştirilmiş bir program ile bilgilendirilmesi konularında bu proje için özel çalışan Doktar ziraat mühendislerinin birikiminden ve Turkcell’in teknolojik altyapısından yararlanacak.

Turkcell Tarım Doktoru çiftçiye ne fayda sağlıyor?

Turkcell Tarım Doktoru servisine abone olup tarlasını ve yetiştirdiği ürünü kaydettiren tüm Turkcell’li çiftçiler, ürünlerinin evre geçişlerini ve bu evrelerde ürünlerin olması gereken fiziksel durumunu takip edebiliyor. Turkcell’li çiftçiler;

  • Ürüne ve tarlaya özel teknik yetiştiricilik programı
  • Ürüne ve tarlaya özel gübreleme programı
  • İlçe bazlı beş günlük meteoroloji hava tahminleri
  • Bölgesel bazda hastalık ve zararlılara karşı erken uyarılar
  • 8099 Tarımsal Destek Hattı
  • Tarımsal ürünler hakkında pazar bilgileri
  • Hal fiyatları
  • PTT şubeleri aracılığıyla indirimli toprak ve ürün analizleri
  • Shell istasyonlarında tüm sene geçerli %5 akaryakıt indirimi
  • Tarım Bakanlığı’ndan bölgeye ve ürüne özel teşvik ve destek bilgileri gibi konularda 

Turkcell Tarım Doktoru’nun olanaklarından faydalanabiliyorlar. Turkcell Tarım Doktoru Servisi’ne abone olmak isteyen Turkcell’li çiftçilerin TARIM yazıp 7777’ye göndermeleri yeterli. Aboneler, tarla/ürün bilgilerini kaydettirmek için Çağrı Merkezi tarafından aranıyorlar. Turkcell Tarım Doktoru Servisi’nin abonelik ücreti, haftalık 1 TL.

:: Bu tür hizmetler çiftçiye yarar sağlar mı?

 

 

FIFA 13 İnceleme

Eylül ayını geride bıraktık ve sonbahar aylarının en önemli yapımlarından olan spor oyunları serileri de bir bir piyasaya sürülmeye başlandı. Bu üçlü tabii ki FIFA, PES ve NBA 2K serilerinden oluşuyor.

PES 2013’ü bundan iki hafta önce sizler için tüm detaylarıyla incelemiş ve bir önceki oyuna oranla çok daha başarılı olduğunu söylemiştik. Eğer incelememiz gözden kaçtıysa, bu linki kullanarak göz atabilirsiniz.

Şimdi ise elimizde FIFA 13’ü tutuyoruz ve 2011 yılının tartışmasız kralı olan FIFA 12’nin ardından yapılabilecek yenilikleri merak ediyorduk açıkcası ve EA Sports, yayımladığı videolar ve oyun fuarlarında yapılan tanıtımlarla tüm detayları açığa çıkarmıştı.

Precision Dribbling’e getirilen yenilikler, FIFA 12’de hem çok beğenilen ama aynı oranda da eleştiri alan Tactical Defending sistemlerinin nasıl geliştirileceği ve en önemlisi bir futbol oyununda ilk kez karşımıza çıkan ve oyuncuların hareketlerini neredeyse gerçek hale getiren Impact Engine’in hatalarının düzeltilip düzeltilemeyeceği merak konusuydu.

Şimdi oyunu oynama fırsatı bulduk (gerçi demosunu oynamıştık ama arada oynanış açısından farklar var) ve sizler için inceliyoruz.

{pagebreak::2}

Bölüm 1: Grafik, Ses ve Atmosfer

FIFA 13’ün en güçlü yanı oynanışı olsa da, grafik-ses-atmosfer kombinasyonu açısından da hayatımızda önemli bir yeri olduğunu kabul etmemiz gerek. Grafikler konusunda PlayStation 3 ve Xbox 360’ın sınırlarını zorladıklarını biliyoruz. Haliyle bu bilgiye sahip olup da hala grafiksel anlamda devrim beklemek biraz cahillik olacak denebilir.

EA Sports’un da grafik motorunu değiştirmek gibi bir derdi şimdilik yok gibi görünüyor zira bu grafikleri yeterli görüyor gibiler. Geliştirilmeleri tabii ki avantaj olacaktır ama futbol oyununda güzel görünen grafiklere sahipken daha fazlasını genellikle kimse aramaz. Zaten önemli olan oynanışın nasıl olduğudur ki bu da FIFA serisinin son 4 yıldır tarih yazdığı bir konu. Uzun uzun değineceğim bir konu olduğundan şimdilik bir kenara bırakıyorum.

Oyuncuların yüzleri ve fizikleri üzerinde sıkı çalışmaya devam eden EA Sports, hareket yakalama teknolojisindeki gelişmeler sayesinde oyuncuların animasyonları konusunda da çok başarılı bir iş çıkarmış. Animasyon konusuna yardımcı olan Impact Engine’in de dahil olmasıyla birlikte bir futbol ziyafeti yaşadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Oyuncuların yüz detayları oldukça gerçeğe benziyor ve kaliteli yapılmış ama her yıl olduğu gibi oyuncular önem sırasına alınarak yüzleri hazırlanmış. Lionel Messi’nin yüzü tamamen kopyasıyken, Brezilya liginden bir oyuncunun yüzünün gerçek olmadığını görebiliyoruz. Bu normal bir durum tabii ama arada istisnai bir oyuncu daha var. O da rakip oyunun kapak yıldızı Cristiano Ronaldo.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da kendisini bir “retarded” şeklinde modelleyen EA Sports’a laflar hazırladım ama burada söylemek istemiyorum. Ayıp olur sonra.

{pagebreak::3}

Bunun haricinde stadyumlar, tribünler, hakemler ve yedek kulübelerinin çevresindeki ısınan oyuncularla teknik ekibe kadar her şey gerçeğe çok yakın görünüyor. Hatta kenarda ısınan oyuncuların bazen oyuna daldığınızda kafa karıştırdığını da söylemem gerekiyor. Bir anda taç çizgisinin yanından depar atan bir oyuncu, tam o noktaya bakmadığınız sırada görüş açınıza girerek pas atmanıza yol açabiliyor. Bir kez başıma geldi ama belki ben çok safımdır bilemiyorum.

Sesler ise her yıl olduğu gibi yine maksimum performans sergiliyor. Tribünlerden yapılan tezahüratlar, oyuncuların maç içerisinde çıkardıkları sesler, teknik ekipten gelen uyarı bağırışları, topa oyuncuların dokunduklarında ya da şut attıklarında çıkan sesler hepsi çok gerçekçi ve insanı futbol havasına sokmayı başarıyor. Gollerden sonra stadyumda yapılan anonslardan tutun da, maça başlarken kadroların sayılışına kadar düşünülmüş olması da oyuncuyu daha da bir cezbedici unsur oluyor.

Geride bıraktığımız paragraflarda anlattığımız tüm detaylar da oyunun atmosferini zirveye taşıyor. PES 2013 incelemesinde nasıl “sesi hiç açmadan oynamanızı tavsiye ediyorum” demişsem, FIFA 13 için ise tam tersini söylüyorum. Sesi sonuna kadar açın ve gerçek bir futbol deneyimi yaşamaya hazır olun.

Ayrıca oyundaki spikerlerin de değiştiğini ve eski spikerlerimizin yanında ekstra olarak seçebileceğimiz Clive Tyldesley & Andy Townsend ikilisinin artık maçları anlattığını söylemeliyim. Ben şahsım adına yeni spikerlerin ses tonlarından hiç hoşlanmadım ve oyunda yer alan bazı hatalar nedeniyle en alakasız pozisyonları sanki kaleciyle karşı karşıya kalmış da gole gidiyormuşcasına heyecanla anlatmalarından rahatsız oldum. Yamalarla bu durumun düzeltileceğini düşünüyorum.

{pagebreak::4}

Bölüm 2: Oynanış

FIFA serisinin 2009 sürümünden bu yana bu kadar popüler olmasının sebebi oynanış konusunda çığır açacak kalitede işler çıkarıyor olmaları. Pro Evolution Soccer ekibinden transfer edilen yapımcıların bu konuda EA Sports’a devasa katkılar sağladığını görmemek için kör olmak gerek.

2009 yılından bu yana bir yıl bile aksatmadan sürekli geliştirilen oynanış, FIFA’yı bir futbol oyunu olmaktan çıkararak tamamen simülasyon haline dönüştürmeyi başardı. Haliyle FIFA inanılmaz bir popülerliğe ulaştı ve Konami’nin bile kabul ettiği üzere son yılların en çok oynanan futbol oyunu Pro Evolution Soccer serisini geride bırakmasını sağladı.

EA Sports’un, Electronic Arts mantığı ile hareket etmeyen bir departman olması da bizleri şaşırtıyor açıkcası. Bildiğiniz gibi Electronic Arts her  daim tutulan bir oyunun devam oyunlarını özensizce hazırlar ve “nasıl olsa satıyoruz” mantığı ile ısıtıp ısıtıp önümüze koyardı. Son dönemlerde, en azından FIFA serisi için konuşuyorum, bu çalışma prensiplerinden kurtuluyor olmalarını görmek sevindirici.

Pro Evolution Soccer serisi bile en popüler olduğu PlayStation 2 dönemlerinde her yıl neredeyse aynı oyunu piyasaya sürer, oynanışı biraz hızlandırıp biraz yavaşlatarak her yıl tutunmayı başarırdı. Kısacası FIFA 95 ile FIFA 2000 arasındaki oyunlarda yaşanan devrimler hiçbir futbol oyununda yaşanmamıştı. Ta ki FIFA 2009 ve sonrasına kadar.

Oyuna geçtiğimiz sene eklenen yeni sistemler vardı hatırlarsanız. Precision Dribbling, Tactical Defending ve çarpışma motoru “Impact Engine” sayesinde oyun gerçekçiliğe büyük bir adım atmıştı.

Fakat özellikle defans sistemi zorluğundan dolayı büyük eleştiriler alırken, Impact Engine’in saçmaladığını gösteren sayısız video internet ortamlarında dalga konusu olmasına yol açmıştı. EA Sports yamalarla Impact Engine’i daha stabil hale getirmeyi başarmıştı ama yine de bu yıl ciddi bir törpüden geçmesi gerekiyordu.

{pagebreak::5}

EA Sports bunu başarmış gibi görünüyor. Oyunda geçirdiğim saatler boyunca bir iki kez görülen ilginç çarpışmalar dışında herhangi bir gariplik göremedim. Tabii bunu söylemek için çok erken çünkü bu tarz hatalar oyunu uzun süre oynadıkça ortaya çıkıyor. Yine de FIFA 12’de aynı sürede oynadığım oyunlarda çok daha fazla hata ile karşılaşmıştım orası kesin.

Gelelim eleştirilen diğer bir sistem, Tactical Defending’e. Geçen yıl yeni defans sistemi oyuncuyu o kadar zorlamıştı ki, oyuncular defans yapmak için oyuna yeni eklenen kaleciyi seçme tuşuna basarak yapay zekanın kendileri yerine defans yapmasını sağlıyordu.

EA Sports daha sonra online oyunlardan bu özelliği kaldırarak bu problemin önüne geçmeye çalışsa da, sağ analog ile gerilerden bir oyuncuyu seçerek (ya da ileriden) yine yapay zeka ile savunma yapmaya devam edilmişti.

Bu yıl defans sistemi elden geçirilerek, topa yapılan hamlelerin kolaylaştırılması sağlanmış ve artık bir oyuncuya yapışmak için kullandığınız X tuşuna bastığınızda aradaki mesafe çok uzun değilse oyuncu boşa hamle yapmıyor. Bu sayede yanlışlıkla bastığınız X tuşu ile bir anda defans yaptığınız oyuncunun yalan olması artık söz konusu olmaktan çıkmış.

Her ne kadar oyunca  hücum yapmak da kolaylaştırılmış olsa da, FIFA 12’ye oranla defans-hücum dengesi çok daha iyi sağlanmış diyebilirim. Oldukça önemli bir konuydu bu denge ve geçtiğimiz yıl dengeler kesinlikle hücumdan yanaydı. FIFA 13’e bir artı puan da defans sisteminden geliyor.

{pagebreak::6}

Peki ya hücum sistemi? Precision Dribbling olarak adlandırılan top sürme sistemi ve oyuna eklenen “First Touch” özelliği sayesinde artık hücum yapmak ve adam geçmek çok daha kolaylaştırılmış durumda.

Oyuncuların top kontrolü özelliklerinin ne kadar yüksek olduğuna bağlı olarak topla nasıl koşular yapabileceğini ya da ayağına gelen topu nasıl kullanacağını kafanıza belirlemeniz gerekiyor.

Bu da oyunu çok daha stratejik bir oynanışa itiyor. Geçtiğimiz yıl EA Sports oyun için “Her ikili mücadele bir satranç oyununu hatırlatacak” diyordu ama bu sözü asıl bu yıl için söylemek daha doğru olacaktır diye düşünüyorum. Özellikle FIFA 11’e alışık olup da FIFA 12’de zorlanan oyuncuların da artık FIFA 13 ile birlikte geri döneceğini rahatlıkla söyleyebilirim.

First Touch diye bir sistemden bahsetmiştim ve onu da hemen kısaca özetleyeyim. Futbol ile aşina olanlar ve özellikle Football Manager oyununu oynayan arkadaşların hemen anlayacağı üzere First Touch, ilk dokunuş anlamına geliyor ve top kontrolü ile ilgili bir konu.

Oyuncular ayaklarına gelen toplara yaptıkları ilk müdahalelerle hem savunma hem de hücum açısından kendilerine büyük avantaj sağlayabiliyorlar. Örneğin top havadan gelirken ayak ucuyla ufak bir dokunuş yaparak arkanızda size basmaya gelen savunma oyuncusunu bir anda ekarte edebiliyorsunuz. Bu da hem görsel açıdan hem de oynanış açısından oyuna büyük bir artı katıyor.

Tabii bu hareketi her oyuncu yapamıyor. Top kontrolü yüksek olan oyuncular hem Precision Dribbling hem de First Touch sistemlerinden maksimum fayda sağlıyorlar. Zaten geliştirilen Precision Dribbling sayesinde topu istediğimiz gibi kontrol edip, sürebiliyoruz. Üzerine bir de bu ufak dokunuşlar eklenince ortaya tadından yenmeyecek bir oynanış çıkıyor diyebilirim.

{pagebreak::7}

Bunların haricinde oynanış konusundan bahsederken oyuna yeni eklenen modlardan da bahsedelim. Oyunu alıp da menülerine göz attığınızda hemen fark edeceğiniz gibi artık bazı kategoriler iç içe geçmiş durumda.

Örneğin EA Match Day adlı sekmenin altında klasik arkadaşlarınızla maç yapabileceğiniz seçenek bulunduğu gibi, o haftanın gerçek skorlarını alarak takım performanslarını ortaya çıkaran ve buna göre istatistik belirleyen bir sistem de bu sekmenin altında yer alıyor.

Çoklu oyunculu modlarda ise bir değişiklik yok. FIFA 12’den alıştığımız Seasons sistemi aynen devam ediyor ve oyuncular 10 lig boyunca birbirleriyle mücadele ederek en üst lige çıkıp orada tutunmaya çabalıyorlar. Seasons özelliğinin oldukça keyifli olduğunu ve çoklu oyunculu modlara büyük bir değer kattığını söylemem gerek.

Ultimate Team üzerinde yapılan değişiklikler ve geliştirmeler, kariyer modunun daha detaylı işleniyor oluşu da eklenince, FIFA 13 gerçekten uzun soluklu bir oynanışa sahip olmuş diyebilirim rahatlıkla. Zaten her yıl satın alınıp bir yıl boyunca oynandığını göz önünde bulundurmamız gerek.

{pagebreak::8}

Oynanış konusunda bahsedebileceğim bir de oyuna eklenen FIFA parası sistemi var. Bu adı ben taktım ama idare edin. Zira oyunda maçlar yaptıkça para kazanıyorsunuz ve bunu da oyun içerisinde yeni formalar, gol sevinçleri gibi özellikleri satın almak için kullanıyorsunuz.

EA Sports bu konuda eşit ve adil olmak adına oyundan gerçek para ile FIFA parası satın alma özelliği eklememiş. Bu sayede ne kadar maç yaparsanız o kadar çok paranız olacağından, en çok oynayan kazanır gibi bir durum ortaya çıkıyor.

Tabii vakitsizlikten dolayı bazı oyuncular daha az oynayabilecekler belki ama yine de gerçek para vererek satın alınacak ve oyunun tüm zevkini kaçıracak bir özelliğin eklenmemiş olması da benim için büyük bir artıdır açıkcası.

Oynanış konusunu kapatmadan önce Arena’ya eklenen yeni bir özellikten de bahsetmeliyim. Artık maç öncesinde ya da oyuna başlayıp Arena’ya girdiğinizde yalnızca kaleciye karşı şut atmak, maç yapmak ya da frikik ve penaltı gibi duran topları çalışmak zorunda değilsiniz.

Yeni eklenen Training sistemi sayesinde maç öncelerinde birçok “Challenge” modu sizleri bekliyor olacak. Kimisinde koşu yapmanız beklenirken, bazı oyunlarda büyük kovaların içerisine uzun pasla topları sokmaya çalışıyorsunuz. “Bunun bana nasıl faydası olacak?” diye düşünüyorsanız, özellikle oyunu benim gibi manuel paslarla ve şutlarla oynayan oyuncuların yeni şut, pas gücü sistemine alışması için hayati bir özellik. Ayrıca bir arkadaşınızla hemen iddialaşıp 5’te 5 bile atışabilirsiniz.

Son olarak oynanış konusunda oyunun hızlanmış olduğunu ve bu sayede artık maçların daha hareketli ve “diken üzerinde” oynandığını söyleyebilirim. Hele ki oyunu ayarlardan “Fast” seçeneğine getirerek oynarsanız, FIFA 12’ye oranla eşekten inip Ferrari kullanmak gibi bir deneyim yaşayacağınızın garantisini verebilirim.

{pagebreak::9}

Bölüm 3: Son sözler

Geldik bir incelemenin daha sonuna arkadaşlar. FIFA 13 kesinlikle bu yılın en iyi futbol oyunu. En iyi spor oyunu diyemiyorum çünkü NBA 2K13’ü de inceledikten hemen sonra bu konuya karar vermeyi planlıyorum açıkcası ama NBA 2K13’e kadar kesinlikle uzak ara lider spor oyunu olduğunu söylemek gerek.

Oynanış konusunda her yıl yapılan geliştirmeler, PC sürümünün artık konsol sürümleriyle birebir aynı oyun olması, sesleri, atmosferi ve bir futbol oyunundan beklediğiniz neredeyse her şeye sahip olması nedeniyle bir saniye bile düşünmeden satın alıp oynamanız gereken bir oyun FIFA 13.

Bu cümlemden sonra Pro Evolution Soccer fanatikleri belki beni vurmak isteyecek ama iki oyun arasındaki fark siyah ile beyaz arasındaki fark kadar büyük. PES 2013 bu yıl FIFA serisine biraz daha benzemiş olabilir ama bir şeyin gerçeği dururken kopyasını kim ister ki?

PlayStation 3 sürümü biraz tuzlu olsa da PC sürümünün oldukça uygun bir fiyatla satışa sunulduğunu da belirterek kesinlikle sonuna kadar tavsiye ettiğim bir oyun olduğunu söyleyeyim ve incelememi noktalayayım. Durmayın, hemen FIFA 13’ü edinin ve oynayın.

9.5/10

Artılar: Geliştirilen Tactical Defending, Precision Dribbling ve Impact Engine sistemleri. Oyunda yer alan modlar sayesinde oldukça uzun bir oynanış süresine sahip. Kinect ve PS Move desteği

Eksiler: Yeni spikerler çok itici. Ayrıca spikerlerin anlatımlarında hatalar mevcut. Menüler hala çok hantal. Taktik ekranı artık değiştirilmeli. Grafikler yavaş yavaş çağın gerisinde kalmaya başlıyor. Impact Engine’de nadiren olsa da saçmalamalar görülebiliyor.

:: FIFA 13’ü almayı düşünüyor musunuz?

Avea CEO’su Olmasaydı, Girişimci Olsaydı!

Türkiye’de girişimciliği özendirme ve destekleme misyonuyla faaliyet gösterecek olan Girişimci Kulübü, aynı zamanda girişimcilerin bir araya gelerek networking imkanı bulacakları, önemli konuşmacıların ağırlanacağı etkinliklere de ev sahipliği yapacak.

Girişimci Kulübü kapsamında; Türkiye’nin önde gelen girişimcileri belirli periyodlarla bir araya gelerek dünyadaki ve Türkiye’deki gelişmeleri değerlendirerek gelecek vizyonlarını paylaşacak.

Özel röportajı izleyin

#video_6550#

Avea CEO’su Erkan Akdemir‘e, “Şu anda Avea CEO’su değil de girişimci olarak güne başlasaydınız, hangi alanlarda fırsat görüp çalışırdınız?” sorusunu yönelttik. Cevabını, videoda izleyebilirsiniz.

Avea CEO’su Erkan Akdemir, TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı Ali Sabancı (Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı), TOBB Genç Girişimciler Kurulu Üst Kurul Üyesi Gülden Yılmaz (Koton Yönetim Kurulu Eş Başkanı), Capital ve Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü M. Rauf Ateş‘in katılımı ile düzenlenen basın toplantısında “Girişimci Kulübü”nün amaç ve hedefleri paylaşıldı.

Düzenlenen basın toplantısında, Girişimci Kulübü üyeliği için Türkiye’deki girişimcilere açık davet de yapıldı.

Avea, ne dedi?

Avea CEO’su Erkan Akdemir, 75 milyon nüfuslu Türkiye’nin zenginleşmesinin yolunun girişimcilikten geçtiğini vurgulayarak, 2011 yılında Avrupa’da yaşanan krize rağmen Türkiye’nin girişimcilik notunun 11.9’a yükseldiğinin altını çizdi.

Küresel Girişimcilik Raporu’na (GEM) göre son 1 yılda yeni iş sahibi olan girişimcilerin oranının ise yüzde 5.1’den yüzde 6’ya yükseldiğini belirten Akdemir; “Çin’i dünyanın üretim üssü, Hindistan’ı dünyanın yazılım merkezi, İsrail’i inovasyon merkezi yapan faktörler; girişimcilik ruhları ve teknolojiyi kılavuz almaları.

Acil durumlardaki kan ihtiyacı gibi Türkiye’nin ihtiyacı olan da girişimci kanı. Girişimcilik ruhunu yeniden yorumlayarak damarlarımızda sahip olduğumuz potansiyeli ortaya çıkartacak girişimci kanı dolaşmalı diyoruz” diye konuştu.

Ali Sabancı ne dedi?

Gerçekleştirilen basın toplantısında TOBB Genç Girişimciler Kurulu Başkanı (Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı) Ali Sabancı ise, Girişimci Kulübü’ne ilişkin görüşlerini şöyle aktardı: “Türkiye Girişimcilik konusunda bir “hot spot” olmaya devam etmektedir, bu yükseliş trendiyle uzun zamandır planladığımız ve bugün açılışını yaptığımız Girişimci Kulübü’nün daha birçok başarıyı da beraberinde getirmesini arzu ederim.

Bugün temellerini attığımız Girişimci Kulübü; ürün, servis ve projeleri ile kendi alanlarında sürdürülebilir başarı kazanmış firmaları kuran ve yöneten girişimcileri yılda dört ya da altı kez çeşitli etkinliklerde bir araya getirerek konuşmacıları ağırlayacak ve girişimcilere networking imkanı sağlayacak bir kulüptür.

Seçkin bir girişimci kitlesini bir araya getiren Girişimci Kulübu aynı zamanda girişimciler arasında yapılacak olan çeşitli anket ve araştırmalara da fırsat sağlayacaktır. Girişimcilik ekosistemi için bir aktör daha kazandırmış olmanın mutluluğunu sizlerle paylaşıyoruz“.

Gülden Yılmaz ne dedi?

TOBB Genç Girişimciler Kurulu Üst Kurul Üyesi (Koton Yönetim Kurulu Eş Başkanı) Gülden Yılmaz, görüşlerini şöyle ifade etti: “Hükümetin 10. Kalkınma Planı’nda da yer alacağı gibi, Türkiye’nin 2023’deki hedefine ulaşmasında yeni girişimcilerin rolü çok önemli. İnancımız ülkenin artan girişimci sayısının bizi bu hedefe ulaştıracağıdır.

Seçilmiş girişimcilerin yer alacağı bu kulüpte amacımız; çeşitli sektörlerde bakış açışıyla fark yaratmış örnek girişimcileri bir “düşünce kulübü” çerçevesinde bir araya getirmek. Türkiye’de hayallerini gerçekleştiren girişimcilerin üye olacağı bu kulüp içerik yaratmak, trendleri takip etmek, network ve bilgi transferini yürüterek girişimciler arasında yeni bir sinerji yaratmak konusunda önemli roller üstlenecek.

Şu ana kadar bu kulüpte yer alması için davet ettiğimiz tüm girişimcilerden büyük ilgi gördük, bu da bizleri motive ederek heyecanlandırdı.”

Kulüpte kimler var?

Girişimci Kulubü’nün ilk üyeleri arasında Ali Sabancı, Gülden Yılmaz, Nevzat Aydın, Emre Kurttepeli, Ahmet Emre Sarı, Tolga Tatari, Arzu Kaprol, Murat Kolbaşı, Mustafa Say, Cengiz Konukoğlu, Selçuk Kiper, Alemşah Öztürk, Gamze Cizreli, Sami Boydak, Ayşen Zamanpur, Saruhan Tan gibi isimler yer alıyor.

:: Avea’nın bu desteğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Office 2013, iOS ve Android’e Geliyor

Microsoft‘un Windows‘tan sonra belki de en meşhur yazılımı Office serisi dersek yanılmış olmayız. Office, Windows harici Mac OS X işletim sisteminde de kullanılabiliyor.

Microsoft, yeni bir atılımla Office yazılımını daha da yayma politikasını başlatıyor. Buna göre yeni Office sürümü Office 2013, iOS ve Android platformuna geliyor.

Microsoft ürün müdürü Petr Bobek, iOS ve Android platformlarına Office 2013‘ün geleceğini doğruladı. Ayrıca gelen bilgilere göre Microsoft‘un kendi mobil platformu Windows Phone ve Nokia’nın Symbian platformuna da Office 2013‘ün gelmesi bekleniyor.

En geç Mart 2013‘e kadar tüm platformlarda çıkması beklenen Office 2013′ün, Office 365 ve Web uygulamalarıyla beraber başlı başına bir ekosistem oluşturacağı ortaya çıktı.

:: Office 2013’ün zengin platform desteğine sahip olmasını nasıl yorumluyorsunuz?