AMD A6 3500 İncelemesi

Teknoloji için eski zamanları düşünürsek, 2004-2005’deki sadece adı gereği işlemci görevini üstleniyorladı. Ayrıca anakartın üzerinde RAM kontrolcüsü yani kuzey köprüsü ayrıca güney köprüsü bulunuyordu. Tüm bunların haricinde ayrıca bir ekran kartı takıyordunuz. Ram kontrolcüsü ve harici grafik çipinin harcadığı ekstra güç ve oluşturduğu ısı, bilgisayarlar için hep bir külfet oluyordu.

AMD, Athlon 64 serisi ile beraber ram kontrolcüsünü işlemci içine gömmeyi başarmıştı. Bilgisayar dünyası güç tüketen bir birimden kurtulmuştu. Bu yeterli miydi peki ? Tabiki de hayır. AMD‘nin ATI‘yi almasıyla beraber artık AMD hem çipset üreticisi, hem grafik çipi üreticisi hem de eski işi olan işlemci üreticisi vasfını bir arada bulunduran bir firma haline geldi.

AMD, 2011 kışında Fusion işlemcili ilk platformu Brazos’u çıkardı. Düşük güç tüketimi ile netbook ve tabletlere hitap eden bu aile, işlemci+grafik çipi+ram kontrolcüsünü birleştiren bir model olmuştu. Fakat performans olarak üst seviye ürünlerle aralarında oldukça büyük bir uçurum bulunuyordu.

AMD Fusion-A yani LIano platfromu ise bu açığı kapatmak için piyasaya sunuldu. Bildiğiniz gibi Intel, Sandy Bridge işlemci ailesi ile hem başarılı işlemci hem de tatmin edici bir grafik performansı sunuyordu. İşte bu noktada AMD‘nin rakip olarak çıkardığı Fusion A serisi işlemciler, 3 ayrı gruba ayrılıyor. Bunlar A4, A6 ve A8. Bu incelememizde AMD A6 3500’e bakıyoruz.

{pagebreak::2}

AMD‘nin LIano platformunu oluşturan Fusion-A serisi işlemcileri, 2 ayrı başlıkta değerlendirmek gerekiyor. İşlemci ve grafik ünitesi diye ikiye ayırırsak, yeni nesil işlemci ailesini daha iyi anlayabiliriz.

Esasında Fusion-A, APU diye nitelendiriliyor. Yani bir işlemciden çok daha fazlası.  Fusion A serisinin işlemci tarafına ilk olarak değinelim. AMD‘nin Phenom II ve Athlon II‘de kullandığı, K 10.5 mimarisini temel alan yeni nesil APU’da Star kod adlı çekirdek kullanılıyor. Phenom II’den farklı olarak L3 önbellek bulunmuyor. Salt işlemci performansı olarak AMD Phenom II‘den düşük bir performans çiziyor. 

Phenom II ailesinde sadece X6 ve yeni çıkan X4 960T modellerinde kullanılan Turbo Core teknolojisinin, yenilenmiş versiyonu Fusion-A serisi bazı işlemcilere dahil edilmiş. İncelediğimiz A6 3500′de Turbo Core 2.0 teknolojisi kullanılıyor. 2.1 GHz saat hızı ile gelen A6 3500, hızını 2.4 GHz’e kadar çıkarabiliyor. Turbo Core 2.0 teknolojisi ile hem işlemci çekirdeği, hem de grafik ünitesi, hızlarını yük durumuna göre yukarı seviyelere alabilecekler. 

Star çekirdeğinde ayrıca entegre bellek kontrolcüsünde de geliştirmeler bulunuyor. İşlemci içerisinde yer alan entegre bellek kontrolcü, eski modellerde 1333 MHz’e kadar destek verirken şimdi bu destek 1866 MHz’e kadar çıkarılmış.

İncelediğimiz A6 3500, Radeon HD 6530D‘yi kullanıyor. Radeon HD 6530D GPU‘su 320 paralel çekirdek sayısı ile geliyor ve 443 MHz saat frekansı ile çalışıyor. A6 3500, HD Radeon 6530D ile beraber toplamda 65 watt güç tüketiyor.

{pagebreak::3}

AMD hazırladığı slaytlarda, Intel Sandy Bridge ailesi ile kendi Fusion A işlemcilerini kıyaslamış. İncelediğimiz model Intel tarafındaki Core i3 ile karşılaştırılmış. AMD’nin, 3D grafik ve medya konusuna daha çok önem verdiğini slaytta da görmekteyiz. Zaten Intel’in Sandy Bridge mimarisi, salt işlemci başarımı açısından K10.5 mimarisine pek şans tanımıyor. Fusion-A’daki Liano ve Star diye tabir edilen çekirdek, Phenom II‘den daha kötü performans gösteriyor. Bu yüzden AMD, bu yüzden daha başarılı olduğu grafik tarafına eğilmiş.

AMD A6 3500‘de dahili GPU olarak  orta seviye DX11 oyun deneyimi sunabilecekler. Ayrıca Dual GPU desteği sunan grafik ünitesi, harici olarak takılan bir Radeon HD serisi ekran kartı ile gücüne güç katabiliyor. Blu-Ray video hızlandırma ve Stereoscopic 3D gibi teknolojilere de destek veren Fusion-A APU‘ları, sektörde doğal olarak USB 3.0 desteği veren ilk platform. 

{pagebreak::4}

Testlere başlamadan önce yeterli bilgi verdiğimi düşünüyorum. Artık test sistemimiz sonrasında da test sonuçları ile devam edelim.

Kullandığımız test sistemi ve yazılımları sizler için aşağıya sıraladık.

Test Sistemi :

-AMD A6 3500

-AsRock A75M-HVS anakart

-Corsair Vengeance 1866 MHz DDR3 2 x 4 GB RAM

-AMD Radeon HD 6970

-High Power 700 Watt PSU

-seagate 1TB 7200.11 HDD

-Windows 7 sp1 64bit

Test uygulamalarımız: 

-Cinebench R10

-Cinebench 11

-X264HD Benchmark

-SuperPi 1M

-PCMark 7

-3DMark 11

-Winrar

Artık testlere başlayalım.

{pagebreak::5}

Cinebech R10:

Tek CPU:

{GRAPH::1295}

X CPU:

{GRAPH::1296}

{pagebreak::6}

Cinebench 11.5

{GRAPH::1319}

PCMark 7

{GRAPH::1318}

{pagebreak::7}

X264 HD Benchmark :

{GRAPH::1321}

SuperPi 1M :

{GRAPH::1320}

Winrar :

{GRAPH::1322}

{pagebreak::8}

Teknik Özellikler ve Sonuç :

İşlemci soketi : FM1 soket

Çekirdek sayısı : 3

Çekirdek hızı : 2.1 GHz

Turbo : Var

Turbo hızı : 2.4 GHz

Dahili grafik kartı : Var

Dahili grafik Kartı modeli : AMD HD Radeon 6530D

Kutu içeriğinde soğutucu : Var

Üretim teknolojisi : 32nm

Toplam önbellek : 3MB

Güç tüketimi : 64 watt

DDR3 desteği : Var, 1866 MHz’e kadar destekli

Sonuç :

AMD‘nin piyasada satılan 3 çekirdekli Athlon II ve Phenom II modellerinin ortasında bir işlemci performansı gösteren A6 3500, dahili grafik kartı ile daha farklı kullanım alanlarına merhaba diyor.

Eğer çok bilgisayar alacaksanız, bütçeniz az ve çok sık oyun oynamıyorsanız ya da güç tüketimi az olsun diyorsanız, AMD A6 3500 sizlere göre. 

İşlemci performansı kötü değil. Çok çok iyi de değil. Piyasadaki genel dizüstü bilgisayarlarda bulunan Radeon 6470 GPU’sundan daha güçlü sayılacak bir grafik kartı bulunuyor. 

Bu sayede 2. bir fan sesi oluşmuş olmuyor. Ayrıca ek güç çekmesi derdi de olmayacak. Uygun fiyatlı işlemci ve dahili grafik çözümünü isteyen okurlarımıza tavsiye ederim.

:: İşlemciyi ve ekran kartını bir araya getiren işlemcileri tercih ediyor musunuz?

 

Fotoğraflarınıza Profesyonel Bir Dokunuş

Özel anlarınıza dair görselleri düzenlemek için piyasada birçok yazılım mevcut. Çoğu ücretli olan bu programlar, üstün özellikleriyle yüksek performans imkanı sağlıyor. Fakat bilgisayar kullanıcılarının bir kısmı, böylesi uygulamaları kullanabilmek için gerekli bilgi ya da donanıma sahip değil.

Burada ise devreye alternatif servisler giriyor. Kategorinin en gözde isimlerinden birisi de Pixlr. İnternet kullanıcıları arasında “online photoshop” olarak tanınan sitenin -çok fazla bilinmeyen- bir diğer hizmeti, çeşitli filtreler ile fotoğrafa efektler katmayı sağlayan “Pixlr o Matic”.

Aynı Photoshop’taki hazır action’lar ya da -iPhone için geliştirilen- Instagram tarzı efektler sunan servis ücretsiz olmasının yanında oldukça basit kullanım imkanı sağlıyor. 

Siteye fotoğrafınızı yükledikten sonra karşınıza yukarıdaki gibi üç renkten (kırmızı – mavi – yeşil) oluşan bir ekran geliyor. Bunlardan ilki tonlama, ikincisi ışık efekti, üçüncüsü ise çerçeve eklemeye yarıyor.

Filtreler içerisinde birbirinden güzel seçenekler mevcut. Ayrıca uygun kombinasyonlar ile oldukça güzel sonuçlar almanız kaçınılmaz. İstediğiniz şekilde düzenleme yaptıktan sonra “Save – Kaydet” demeniz yeterli.

  • İlgili siteye gitmek için buraya tıklamanız yeterli.

:: Fotoğraf düzenlemek için hangi servisleri tercih ediyorsunuz?

 

Uydunet Tarifeleri (Yeni)

Türkiye’de TurksatKablo tarafından sunulan Uydunet hizmetinde tarifeler ve seçenekler yenilendi. Daha önce olmayan 10 Mbps tarifeler eklenirken, bu tarifeler için 20, 40 ve 80GB’lık kota seçenekleri oluşturuldu.

Buna göre 10 Mbps 20 GB kotalı internet hizmeti 39 TL’ye, yine aynı hız 40 GB kotalı internet 49, 80 GB kotalı internet ise 59 liraya yükseldi. Kota aşım ücreti ise 3TL olan tarifeler yeni yıldan itibaren geçerli olacak.

Bütün tarifelerin hepsinde upload miktarı 1 Mbps olarak belirlendi.

:: Fiyat ve yeni seçenekleri nasıl buldunuz?

 

Yılın Ürünleri Anketi Sonuçlandı

Geçtiğimiz günlerde duyurduğumuz ve yoğun bir katılım olan ShiftDelete.Net okuyucu anketi sonuçlandı. Tablet bilgisayarlardan cep telefonuna, MP3 çalarlardan, mobil oyunlara kadar çeşitli kategorilerde okuyucular yılın ürünlerini belirledi. 

Anket sonucunda her kategorinin en çok beğenilen ürünü de yılın ürünü olarak seçildi. İşte sizlerin gözünden 2011 yılının ürünleri: 

Yılın Tableti: iPad 2

2010 yılında pazara giriş yapan Apple‘ın tablet bilgisayarı iPad, 2011 yılında yeni bir güncelleme ile inceldi ve an/arka yüzünde kameraya kavuştu. İlk piyasaya sürüldüğünde ‘bu ne işe yarar ki’ tepkilerine maruz kalan Apple, 40 milyona yaklaşan tablet satışları ile bu soruya bir cevap vermiş oldu. 

{pagebreak::4}

Yılın Mobil Uygulaması: WhatsApp

Kross platform (birden fazla işletim sisteminin destek verdiği) bir uygulama olan WhatsApp, anında mesajlaşma işlevine sahip. Birçok mobil işletim sisteminde kullanılabilen uygulama internet bağlantısı üzerinden mesaj gönderme hizmeti sunuyor. 

{pagebreak::2}

Yılın Mobil Oyunu: Angry Birds

Son yılların en pöpüler oyunu olan Angry Birds, basitlik ve eğlenceyi bir arada sunan müthiş bir oyun. Milyonlarca kullanıcıyı kendine bağlayan Angry Birds, her türlü mobil platformda rahatlıkla çalışabilmesi ile dikkat çekiyor.  

Yılın MP3 Oynatıcısı: iPod Nano (6.Nesil)

Yıllardır MP3 oynatıcı pazarında rakipsiz ürünlerden biri olan iPod Nano, 6. nesili ile yılın ürünü ödülünü kazanıyor. 

{pagebreak::3}

Medya Oynatıcı: Western Digital WD TV Live

Birçok formata destek veren Western Digital WD TV Live, son yıllarda popüler olan medya oynatıcılara güzel bir örnek. İnternet bağlantısı ile YouTube ve benzeri sitelere de girebilen cihaz, Türkçe altyazı desteğine de sahip.  

Cep Telefonu: Samsung Galaxy S2

Samsung’un yüksek satış rakamlarına ulaşan Galaxy ailesinin en yeni üyesi olan S2, okuyucu anketimizde yılın telefonu oldu. iPhone 4S ile kapışan telefon az bir farkla birinciliğe ulaşırken, performansı ve özellikleriyle birçok kullanıcının hayalini süslüyor.  

{pagebreak::4}

Yılın Ses Sistemi: Logitech Z5500 5.1

Sizlerin oyuyla yılın ürünü olan Logitech’in bu ses sistemi teknolojisi ve kalitesi ile dikkat çeken bir ses sistemi.   

Yılın Güç Kaynağı: XIGMATEK NRP-HC1501 1500W PSU

{pagebreak::5}

Yılın Kulaklığı: Logitech G930 Gaming

Oyuncuların ilgisini çeken bir kulaklık olan G930 gaming, okuyucularım tarafından yılın kulaklığı ödülünü almaya hak kazandı. 

Yılın Dizüstü Bilgisayarı: Apple Macbook Air

Ciddi bir rekabetin yaşandığı dizüstü bilgisayar kategorisinde yılın modeli ünvanı Apple’ın ince ve performanslı modeli Macbook Air‘e gidiyor. 

{pagebreak::6}

Yılın Fotoğraf Makinesi: Canon PowerShot S100

Bu yılın en popüler fotoğraf makineleri arasında birinciliği ise Canon’un PowerShot S100′ü alıyor. ShiftDelete.Net okuyucuları yılın ürünü olarak S100’ü seçiyor. 

Yılın Video Kamerası: Sony Handycam HDR-CX130

Anketten çıkan sonuçlara göre yılın video kamerası ise Sony HDR-CX130 oluyor.  

{pagebreak::7}

Yılın Projeksiyon Cihazı: Epson PowerLite Home Cinema 3010

 

Yılın Faresi: Logitech Anywhere Mouse MX

Yılın faresi ödülü ise her türlü yüzeyde kullanılabilen Logitech’in Anywhere Mouse MX modeline gidiyor. ShiftDelete.Net okuyucuları yılın faresi olarak bu modeli seçti. 

{pagebreak::8}

Yılın Ekran Kartı: Sapphire HD6990

 

Yılın Televizyonu: Samsung 55D7000

Samsung’un ince ve çerçevesiz modeli 55D7000, okuyucularımız tarafından yılın televizyonu seçildi. 

Yılın Monitörü: Samsung S27A950D

Futuristik bir görünüm ve gelişmiş özellikler. Samsung S27A950D’yi okuyucularımızın yılın monitörü seçmesine sebep oluyor. 

{pagebreak::9}

Yılın Depolama Çözümü: Seagate 3 TB NCQ

 

Yılın Mobil İşletim Sistemi: Android

Mobil cihazlarda iOs ile ciddi bir rekabete giren Android, okuyucularımız tarafından açık ara tercih edilen işletim sistemi oldu. 

 

Yılın Klavyesi: Microsoft SideWinder X6

 

:: Yılın ürünlerini beğendiniz mi?

 

YouTube’dan Nasıl Video İndirilir?

Artık hayatımızın bir parçası haline gelmiş olan YouTube’dan, bilgisayarla ilgilenen hemen hemen herkes video izliyordur. Kimisi film trailerlarını izlerken, kimisi sadece komik videolar için giriyor. Kimisi de oyunlarda takıldığı bölümler hakkında bilgi almak için. HD kalitede klip izlemek için de sık sık başvururuz YouTube’a.

Bu videoları her izlediğimizde, videonun kalitesine ve uzunluğuna bağlı olarak YouTube sunucuları üzerinden veri çekilir. İzlenmek istenen videonun kalitesi yüksekse, yükleme esnasında takılmalar yaşanabiliyor. Ayrıca videoları her izlediğimizde yükleme baştan gerçekleşeceği için, kota sorunu olan kullanıcılar için parasal anlamda da tehlikeye sebep olabiliyor.

{pagebreak::2}

Sık sık izlediğimiz videoları bilgisayara indirerek bu sorunları aşabiliyoruz. Hem de indirme işlemini, istediğimiz çözünürlükte gerçekleştirerek…

YouTube’dan video indirmenin çok sayıda yöntemi var. Size, evde benim de kullandığım yöntemi ve programları anlatacağım.

{pagebreak::3}

Eğer tarayıcı olarak Firefox’u tercih ediyorsanız, bu ilk adımı es geçebilirsiniz. Zira bu yöntemde, Firefox internet tarayıcısını kullanacağız. İlk olarak Mozilla’nın internet sayfasını ziyaret ederek, Firefox’un son sürümünü bilgisayarımıza kuruyoruz.

Firefox’u, varsayılan tarayıcı olarak ayarlamanıza gerek yok. Sadece YouTube videosu indirmek için kullanmanızda herhangi bir sakınca bulunmuyor.

Firefox’un indirme sayfasına gitmek için tıklayın.

{pagebreak::4}

Firefox’un, eklentileri ile ünlü bir tarayıcı olduğunu sağdan soldan duymuşsunuzdur. Bahsi geçen eklentiler arasından Video DownloadHelper, bizim ihtiyacımız olanı. Bu eklentiyi, sitesine girip, indirip, kuruyoruz.

Kurulum esnasında Firefox yeniden başlamak isteyecek. Bunu onaylayıp, yeniden başlamasını bekliyoruz.

Video DownloadHelper’ı indirme sayfasına gitmek için tıklayın.

{pagebreak::5}

Firefox yeniden başladıktan sonra, eklenti kullanıma hazır hale geliyor. Artık YouTube sayfasına gidip, herhangi bir video indirebiliriz.

İndirme işlemini başlatmak için, video başlığının hemen yanındaki tuşa basmanız yeterli. Ancak bu durumda videonun çözünürlüğü ve kalitesiyle ilgili herhangi bir tercih yapmanız mümkün olmuyor.

Kalite seçeneklerini görmek için, adres çubuğunun yanında yer alan Video DownloadHelper tuşunun sağ tarafındaki oka basıyoruz. Karşımıza videonun çözünürlük seçenekleri çıkacak. Tercihimizi yapıp, tıklamamız yeterli.

{pagebreak::6}

Firefox’un standart dosya indirme penceresi içerisinde, indirdiğimiz video da görünecek. Ön tanımlı olarak hangi klasör ayarlıysa, videonuzu o klasör üzerinden izleyip, herhangi bir yere kaydedebilirsiniz.

Eğer farklı bir cihaz için videoyu dönüştürmeniz gerekiyorsa, Video DownloadHelper ile uyumlu çalışan ConvertHelper yazılımını yükleyebilirsiniz. Fakat bu yazılımın işlevlerinden tam olarak faydalanabilmek için, tam sürümünü satın almanız gerekiyor. Video DownloadHelper ise tamamen ücretsiz.

ConvertHelper’ın sayfasına gitmek için tıklayın.

:: Bu rehberi okuduktan sonra, ilk olarak hangi videoyu indirdiniz?

2011 Yılının En İyi Oyunları

Geride bıraktığımız bir koca yıl içerisinde piyasaya sürülen en iyi oyunlar hangileri oldu dersiniz? Aldıkları inceleme notları ve oyuncu yorumlarına göre sizler için en iyi on oyunu listeledik. Aralarında bir sıralama yapmayı uygun görmediğimiz için karışık olarak sizlere sunuyoruz.

Battlefield 3

Yılın en iyi grafikli oyunu olarak karşımıza çıkan Battlefield 3 ile başlayalım. Bu yılın en büyük savaşı aslında Battlefield 3 ile Modern Warfare 3 arasında yaşandı ve piyasaya sürülene dek hangisinin daha iyi olacağı bir tartışma konusu oldu.

Ardından Battlefield 3 piyasaya sürüldü ve senaryo konusunda biraz zayıf kalmış gibi görünse de, oldukça başarılı ses, atmosfer ve grafikleriyle yılın en iyi oyunları arasına girmeyi başardı.

{pagebreak::2}

Modern Warfare 3

Battlefield 3’ten bir ay kadar bir süre sonra piyasaya sürülmesine rağmen satış rakamlarında Battlefield 3’ü ikiye hatta üçe katlamayı başardı. Bunun sebebi tabii ki sahip olduğu sadık oyuncu kitlesiydi.

Grafikleri Modern Warfare 2’den çok az daha gelişmiş bile olsa Modern Warfare 3 yine satış rekorları kırmayı başardı. Oyun kesinlikle kötü değildi. Özellikle senaryosuyla da ön plana çıktı. Yılın mutlaka oynanması gereken oyunlarından biri tabii ki Modern Warfare 3.

{pagebreak::3}

The Elder Scrolls V: Skyrim

Skyrim piyasaya sürüldükten hemen sonra, sosyal hayatlarımız sekteye uğradı. Bizleri eve kapatmayı başaran ve Skyrim dünyasında yaşatan yeni Elder Scrolls, yılın belki de en iyi oyunuydu.

Devasa bir dünya üzerinde, kişiselleştirilebilen karakterleriniz sayesinde her oynayana başka bir deneyim sunan Skyrim, önümüzdeki birkaç sene boyunca sürekli olarak kendini tekrar tekrar oynatmayı başaracaktır.

{pagebreak::4}

Assassin’s Creed: Revelations

İstanbul‘da geçiyor olması tabii ki bizim için büyük bir artıydı ama yine de oynamamıza sebep olan unsur yalnızca bu değildi. Ubisoft‘un göz bebeği olan Assassin’s Creed serisi için yaratılan senaryonun bu kadar başarılı bir öyküye sahip olması en önemli etkendi.

Ne grafikler, ne eskiyen animasyonlar ne de dövüş sistemi bizleri oyundan alıkoyamadı. Ezio‘nun son macerasında onunla birlikte olduk. Eğer oynamadıysanız, çok şey kaçırmışsınız demektir.

{pagebreak::5}

Batman: Arkham City

İşte bir yılın oyunu adayı daha. Arkham Asylum ile harika bir çıkış yakalayan Rocksteady Studios’un “Masterpiece” olarak adlandırılabilecek bir eser yarattığını söylemem gerekiyor. Açık dünyanın sınırlarını zorlayan Arkham Asylum kesinlikle oyuncuya Batman gibi yaşama şansı tanıyordu.

Yan karakterler, öykünün klişelerden uzak ve gizemlerle dolu havası, harikulade grafikleri ve benzer oyunlara ders niteliğinde gösterilebilecek olan dövüş mekanikleri sayesinde, bir kez bitirmek değil, defalarda oynamak isteyeceğiniz bir oyundu Batman: Arkham City.

{pagebreak::6}

inFamous 2

Açık dünya oynanış demişken, inFamous 2‘den bahsetmemek olmaz. Serinin devam oyunu ile birlikte ortalığa bir görsel şölen çıktığını da göz ardı etmemek gerek.

Kontroller konusunda harika bir iş çıkarılmış ve oyunda herhangi bir şekilde zorluk çekmeniz mümkün değil. Sürekli olarak değişen dövüş mekanikleri ve karma sistemine göre sahip olduğunuz yeteneklerin değişime uğraması takdire şayan işler olmuş. Hem de oyun tamamen Türkçe.

{pagebreak::7}

Uncharted 3: Drake’s Deception

Ne dersiniz devam oyunları ve devam filmleri ile ilgili “kötü” imajı yıkılıyor olabilir mi? İnanın Uncharted 3: Drake’s Deception‘ı oynadıktan sonra bu konuda bana hak vereceksiniz.

PlayStation 3 platformunda geliştirilen en iyi grafikli oyun olarak gözümüze çarpan Uncharted 3, Naughty Dog‘un kıymetlisi. Serinin diğer oyunlarına nazaran daha çok yakın dövüş ve yumruk yumruğa kavgaya önem vermesi oynanış konusunda yeni bir soluk olmasına imkan tanımış.

{pagebreak::8}

L.A. Noire

Tamam, Team Bondi’nin batışı bu oyunla yaşandı belki ama L.A. Noire‘ın ne kadar başarılı bir oyun olduğunu görmemek imkansız.

Motion Scan adı verilen yeni mimik yakalama sistemi sayesinde bugüne dek görülmemiş karakter animasyonlarıyla karşılaştık. Yeri geldi o mimiklerden karşımızdakinin yalan söylediğini farkettik. Başka hangi oyunda karşınızdaki yutkunarak konuştu diye yalan söylediğini anlayabilirdiniz ki?

{pagebreak::9}

Gears of War 3

Xbox 360 sahipleri için bu yılın en çok beklenen oyunlarından biriydi. Tabii Modern Warfare 3’ü saymazsak. Yine bir devam oyunu ama “devam oyunları kötü olur” klişesini bir kez daha yıkmayı başardı.  Epic Games gerçekten çok başarılı bir oyun hazırlamış.

Evrim geçiren düşmanlarımız sayesinde serinin diğer iki oyununa kıyasla oldukça farklı bir oynanış sunan Gears of War 3, Xbox 360 sahibiyseniz zaten bu yazıya gerek bile kalmadan oynadığınız bir oyun olmuştur muhtemelen.

{pagebreak::10}

Limbo

Indie yani bağımsız oyunlar kategorisinden çıkmasına rağmen, harika bir çıkış yakalayan Limbo, konsolların ardından PC için de Steam üzerinden piyasaya sürüldü ve Heart of the Darkness havasında bir macera oyunuyla karşılaştık.

Akıllıca hazırlanmış bulmacaları, insanı içine hapseden depresif havası ile birleşince ortaya Limbo çıkıyor. Bugüne dek gördüğümüz en iyi “Adventure” yani macera oyunlarından birisi.

Bu yazı Murat Sağlam‘ın katkılarıyla hazırlanmıştır.

:: Yılın oyunlarından hangilerini oynadınız?

iPad ve iPhone İçin Oyun Kolu

iPhone ve iPad‘in mobil oyun sektöründe önce cihazlar oldukları su götürmez bir gerçek. Artık PSP yerine akıllı telefonu ya da tableti olanlar, özellikle de iPhone veya iPad’i olanlar cihazlarına oyunları indirerek her yerde oynayabiliyor. Fakat bazı durumlarda dokunmatik ekrandan oyunu kontrol etmek zor olabiliyor.

Son olarak piyasaya çıkan GTA III’de bunun en güzel örneklerinden biri. İlk çıktığında yüksek sistem gereksinimi isteyen GTA III, iPhone’larda sorunsuz bir şekilde çalışabiliyor. Fakat dokunmatik ekrandan oynamak biraz zor olduğu için aynı keyfi veremeyebiliyor. Bunun için çözüm aslında oldukça basit. iPad, iPhone ve iPod‘a oyun kolu bağlayabilirsiniz.

Kolayca bağlayabilirsiniz

60beat‘in tasarladığı oyun kolu, tıpkı PlayStation‘ın kolu gibi iki tane analoga, yön tuşlarına ve aksiyon butonlarına sahip. iOS cihazın kulaklık girişinden bağlanan kol, buranı veri aktarım özelliğini kullanıyor. İlk başta kulaklık girişinden bağlanması garip dursa da buranın veri aktarımı yapabildiğini belirtmemiz gerek.

Oyun kolunu iPad’e bağladıktan sonra işte bu şekilde oyun oynayabilirsiniz:

#video_1168#

:: iOS cihazınıza oyun kolu bağlamak ister miydiniz?

Ultrabook mu Macbook Air mi?

Intel‘in Ultrabook platformunu tanıtması ve modellerin satışa sunulmasının ardından, daha önceden Apple Macbook Air‘in hali hazırda bulunduğu ince, hafif ve performanslı dizüstü bilgisayar platformuna yeni PC’lerin gelmesiyle rekabet iyiden iyiye artacak gibi.

Bu Ultrabook‘lardan Macbook Air 13‘e donanımsal ve tasarımsal anlamda en yakın olanı ASUS ZENBOOK UX31 ile Macbook Air’i kıyaslayacağız.

{pagebreak::iki}

Tasarım

ZENBOOK UX31 ve Macbook Air 13, yandan bakıldığında benzer bir profile sahip. Kalın arka kısımdan ön tarafa giderek incelen bir yapıda her ikisi de. İncelik demişken, Macbook Air 13, arka kısımda 17 mm kalınlığa sahipken, UX31‘de bu değer 9 mm olarak belirlenmiş.

Ön tarafta ise ikisi de en ince yerinde 3 mm kalınlığa sahip. İncelik konusunda UX31‘in ipi göğüslediğini görüyoruz. Ağırlık konusunda 1.3 kg gelen UX31, Macbook Air 13‘ten 50 gram daha hafif. Çok fark yaratacak bir ağırlık farkı olmadığını belirtelim. 

{pagebreak::uc}

UX31‘de iki parçalı alüminyum bir kasa kullanılırken, Macbook Air‘de tek parça bir alüminyum kasa kullanılmış. Tek parça yani unibody kasa, UX31‘inkine göre daha sağlam bir yapıda.

Macbook Air‘de klasik Macbook grisi bir renk hakimken, UX31‘de kapağın arkasında koyu gri bir renk ile klavyenin bulunduğu alt kısımda açık gri bir renk hakim.

Dış görünüş olarak, özellikle kapağın arkasında bulunan beyaz renkte aydınlatılan Apple logosu ile Macbook Air‘in UX31‘den daha fazla dikkat çekeceği kesin.

{pagebreak::dort}

Alt tarafta klavye kısmına geçtiğimizde iki bilgisayarda da ayrık tuş yapısı kullanılmış. İki klavyenin de kullanımı oldukça rahatken, karanlık ortamlarda daha rahat bir kullanım klavye tuşlarında arkadan aydınlatma sunan Macbook Air, bir adım öne geçiyor.

Touchpad konusunda ise galip belli. Neredeyse bir fareye ihtiyaç duymaya gerek bırakmayan, oldukça büyük ve kullanışlı touchpad’iyle Macbook Air galip geliyor.  

Touchpad üzerinden yapabileceğiniz çoklu dokunma hareketlerinin çeşitliliği sayesinde Mac OS X Lion üzerinde daha fazla bir hakimiyete sahip oluyorsunuz.

{pagebreak::bes}

Ekran

Macbook Air‘da 1400 x 900 piksel çözünürlüğe sahip 13.3 inçlik bir ekran kullanılırken, ZENBOOK UX31‘de 1600 x 900 piksel çözünürlüğe sahip yine 13.3 inçlik bir ekran kullanılıyor.

Daha yüksek çözünürlük dolayısıyla UX31‘de daha fazla bir çalışma alanına sahip oluyorsunuz. Ekranlar benzer bir renk başarımı gösterse de UX31‘de daha yüksek parlaklığa sahip bir panel kullanılıyor.

{pagebreak::alti}

Performans

İki dizüstü bilgisayarda da aynı işlemci standart olarak geliyor. Intel’in Sandy Bridge tabanlı işlemcilerinden 1.7 GHz hızında çalışan Core i5 2557M kullanılırken, iki dizüstü bilgisayarı da aynı i7’li işlemciye terfi ettirebiliyorsunuz.

Grafik yongası olarak iki cihazda da işlemci üzerinde bulunan Intel HD Graphics 3000 kullanılıyor. 

Performans konusunda fark yaratan kısım ise SSD tarafında. ASUS ZENBOOK UX31 de kullanılan SSD, Macbook Air‘de kullanılan SSD‘ye göre çok daha performanslı.

UX31‘de kullanılan SATA III arabirime sahip SSD, 550MB/s okuma, 500 MB/s yazma değerlerine ulaşabiliyor. Açılış kapanış hızı konusunda da UX31 daha iyi değerlere sahip.

{pagebreak::yedi}

Giriş Çıkışlar

Macbook Air 13‘de 2 adet USB 2.0 portu, kulaklık girişi, kart okuyucu, AC adaptör girişi ve Thunderbolt yuvası yer alıyor.

UX31‘de ise 1 adet USB 2.0, 1 adet USB 3.0, kart okuyucu, miniVGA, microHDMI, kulaklık girişi ve AC adaptör girişi bulunuyor.

Macbook Air‘de Intel’in yeni bağlantı teknolojisi Thunderbolt bulunurken, UX31‘de Thunderbolt’a karşılık bir adet USB 3.0 portu bulunuyor.

USB 3.0, özellikle geriye dönük USB 2.0 desteği sayesinde daha yaygın bir kullanım alanına sahip olsa da Intel‘in geliştirdiği Ultrabook platformunda neden Thunderbolt kullanılmadığı kafalarda soru işareti oluşturuyor.

{pagebreak::sekiz}

Macbook Air‘de HDMI ve VGA çıkışını gerekli adaptörler yardımıyla Thunderbolt yuvası üzerinden alırken, UX31‘de VGA görüntü çıkışını kutudan çıkan miniVGA VGA adaptörüyle alabiliyorsunuz. HDMI için herhangi bir microHDMI HDMI çevirici çıkmıyor.

Kutu içeriğinden bahsetmişken ASUS ZENBOOK UX31‘de ayrıca kutudan USB Ethernet çevirici bir aparat çıkarken Macbook Air için ayrıca satın almanız gerekmekte.

Macbook Air‘de Apple‘ın patentlediği mıknatıslı adaptör girişi sayesinde kabloya takıldığınızda, kablo yuvadan kolayca çıkarak cihazın düşmesini önlüyor.

{pagebreak::dokuz}

İşletim sistemi

Macbook Air‘de Mac OS X‘in son sürümü Lion kullanılıyor. Mac OS X Lion, kullanım kolaylığı açısından Windows 7‘ye göre daha önde. Sistem stabilitesi konusunda da Mac‘ler PC‘lere göre daha başarılı.

Kolay kolay sistemde çökme, bozulma vs yaşamıyorsunuz. Macbook Air‘e Bootcamp aracılığıyla Windows 7 kurup sorunsuzca çalıştırabilmeniz de mümkün.

{pagebreak::on}

Pil Ömrü

Macbook Air ve ZENBOOK UX31 pil ömrü konusunda da başa baş bir performans sergiliyor. İki cihaz da 5 saatlik bir kullanım süresi sunuyor.

{pagebreak::onbir}

Fiyat

Amerika fiyatlarını baz aldığınızda Macbook Air 13‘ün 1300 dolarlık fiyat etiketine karşın, ASUS ZENBOOK UX31, 1100 dolar fiyat etiketiyle daha uygun bir fiyata sahip.

Türkiye‘ye geçtiğimizde de ASUS yine fiyat avantajını koruyor. Türkiye’de Macbook Air 3250 TL civarı bir fiyat etiketine sahipken, UX31 2700 TL civarına satılmakta.

Toparlarsak, neredeyse birbirine oldukça fazla benzeyen bu iki cihaz farklı kategorilerde birbirinin önüne geçse de satın alma noktasında karar tamamen size kalıyor.

{pagebreak::oniki}

Apple Macbook Air‘in daha fazla dikkat çeken bir tasarıma sahip olduğu kesin. Ayrıca Mac kullanmak bazen bir statü simgesi olarak da görülebiliyor. Tabii daha fazla kullanım kolaylığı sunduğunu da unutmamak gerek.

Macbook Air almadan önce aklınıza gelebilecek tek soru işareti Mac OS X konusunda olacaktır. Çünkü bir çok kullanıcının yıllarca Windows kullandığını düşünürsek, bir işletim sisteminden diğerine geçiş aşaması bir süre sıkıntılı olabilir.

ASUS ZENBOOK UX31, Apple Macbook Air‘e göre daha performanslı olmasıyla dikkat çekiyor. Aynı işlemciyi kullansalar da özellikle sahip olduğu hızlı SSD‘siyle büyük boyutlu dosyalarla sık çalışanlar için fark yaratıyor.

Tabii Macbook Air‘in de yavaş olduğunu söyleyemeyiz ancak UX31 bir kademe daha hızlı. Özellikle açılış, uykudan çıkma gibi durumlarda hızlı SSD farkını hissettiriyor.

 

::Siz hangisini tercih edersiniz? Apple Macbook Air mi? Yoksa bir ultrabook mu?

IBM DemanTec’i Satın Aldı

IBM, Akıllı Ticaret girişimlerini hızlandıracak bir girişim olarak, şirketlerin farklı müşteri satın alma senaryolarını hem çevrimiçi hem de mağaza içinde incelemelerine olanak veren, bulut bilişime dayalı analitik yazılımlar sağlayan DemandTec şirketini 440 milyon dolara satın aldığını duyurdu.

Akıllı Ticaretin sadece yazılım ayağında 20 milyar dolarlık bir pazar fırsatı olduğunu öngören DemandTec’in satın alınması, IBM’in 2011 yılının Mart ayında başlattığı Akıllı Ticaret alanındaki yetkinliğini daha da genişletiyor. Bugün dünya genelinde perakendecilik, tüketici ürünleri ve diğer B2B sektörlerinden yaklaşık 450 müşterisi bulunan DemandTec’in ayrıca fiyatlandırma, yanıt analizi ve tanıtım analizi alanlarda da 31 patentlik bir portföyü bulunuyor.

DemandTec’in sunduğu bulut bilişim fiyatlandırma sistemi, promosyon ve diğer satın alma ve pazarlama analitikleri; şirketlerin tüketici bilgilerine anında erişimlerine ve yatırım getirilerini daha kısa zamanda sağlamalarına yardımcı oluyor.

:: Bu satın almayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Çin ve Rusya’nın Dev Ortaklığı

Araba sektörünün yavaş yavaş elektrikli motorlara geçtiği günümüzde, bildiğiniz gibi en büyük engel, elektriğin depolandığı piller. Pil teknolojisi, aradan yıllar geçmesine rağmen bir hayli yavaş ilerliyor. En son ortaya çıkan Lithium-Ion piller, hala daha tüm telefonlarda kullanılmaya devam ediyor. Görünüşe bakılırsa, Lithium’larla bir süre daha yolumuza devam etme durumunda kalacağız.

Çin’in Thunder Sky ve Rusya’nın RUSNANO batarya üretim şirketleri, dünyanın en büyük pil fabrikasını ortaya çıkarmak üzere birleştiler. Yıllık 500.000 adet batarya üretimi yapmayı hedefleyen firmalar, otobüs ve büyük otomobiller için batarya üretecekler. 

:: Sizce bu ortaklık, ortaya daha iyi pillerin çıkmasına sebep olur mu?

 

2012’nin Teknolojik Ürünleri

Teknoloji bakımından dolu dolu geçen bir yılı geride bıraktık. Yeni Android telefonlar, tabletler, yeni iPhone, iPad, iOS, Siri, WebOS, Windows 8, Nokia Lumia, Windows Phone 7 ve daha birçok olay derken koca yıl geride kaldı. 2012’ye girmeden biz de 2012’de teknoloji bakımından muhtemel gelişmeleri sizler için derledik. Bakın 2012 yılında bizi hangi teknolojik olaylar bekliyor.

Yüksek çözünürlüklü MacBook

Bu sene Apple’ın MacBook ailesini yenileyeceği biliniyor. Geçtiğimiz haftalarda yaptığımız haberde Apple’ın ünlü Retina ekranını MacBook Pro’lara getireceğini belirtmiştik. İhtimaller oldukça kuvvetli bir şekilde ilerliyor. Eğer Apple bir sürpriz yapmazsa Retina ekranını, Retina olmazsa da benzeri yüksek kalitede çözünürlüğü MacBook modellerinde sunacak.

{pagebreak::2}

Android 5.0

Android‘in yeni versiyonu Android 4.0 yani Ice Cream Sandwich’in 2011’in sonuna doğru çıkmasından dolayı yeni bir Android modelinin 2012’nin sonlarına sarkacağı tahmin ediliyor. Android 5.0 olarak da nitelendirilecek yeni Android sürümünün isminin de “Jelly Bean” olacağı tahmin ediliyor. Yeni ne gibi özellikler barındıracağı ise şimdilik belirsiz.

{pagebreak::3}

Yeni iOS işletim sistemi

Apple‘ın her sene yeni bir iPhone modeli ve yeni bir iOS işletim sistemi çıkarmasına alışığız. Bu yüzden yeni bir iOS işletim sistemi yılın en çok merakla beklenenleri arasında. iOS 5’in 200’ün üzerinde yenilik getirmesinden dolayı iOS 6‘da da köklü değişiklikler bekleniyor. Özellikle Apple’ın 3 boyutlu haritalar hazırlayan C3 firmasını satın almasından sonra iOS 6’da haritalar kısmının oldukça gelişmiş olması bekleniyor. iOS 6’da ayrıca Widget özelliğinin de gelmesi umut ediliyor.

{pagebreak::4}

PlayStation 4

Sony’nin başarılı konsolu PlayStation 3, halen kaliteli sistemiyle dikkat çekse de artık zamanını doldurduğunu düşünenlerin sayısı da oldukça fazla. Sony’nin PlayStation 4 üzerinde çalıştığı bilinen bir gerçek. Fakat çıkış tarihi konusunda henüz bir fikir birliğine varılamıyor. 2012‘de PlayStation 4 çıkmayacak belki ama en azından E3 oyun fuarında tanıtılması bekleniyor. PlayStation 3’ün Cell işlemcisinin halen başarılı olduğunu düşünürsek PlayStation 4’de nasıl bir teknoloji kullanılacak büyük merak konusu.

{pagebreak::5}

Nintendo Wii U

Nintendo’nun Wii ile en çok eleştirilmesinin sebebi şüphesiz kalitesiz grafiklere sahip olmasıydı. Nintendo bu konuda uzun süren bir çalışma yaparak yeni konsolu Wii U’yu 2011 yılı içerisinde tanıttı. Aynı zamanda ekrana sahip kontrol cihazıyla da dikkat çekiyor. Wii U, günümüz için kaliteli grafiklere sahip olsa da Xbox 360‘dan biraz daha güçlü olması sebebiyle grafik bakımından önü pek de açık bir konsol değil.

{pagebreak::6}

Asus Padfone

Asus’un 4.3 inç ekrana sahip telefonu Asus Padfone, bu yılın merakla beklenen Android telefonları arasında yer alıyor. Galaxy Note kadar büyük olmasa da tablet ile telefonun karışımı olduğu söylenen Padfone‘un piyasaya çıkması için Android 4.0‘ın tam performanslı bir şekilde entegre edilmesi bekleniyor. 2012‘nin ilk aylarında piyasaya çıkması muhtemel.

{pagebreak::7}

Thunderbolt’lu PC’ler

Geçen günlerde yaptığımız haberde Intel‘in veri aktarımında oldukça hızlı olan arabirimi Thunderbolt’u PC‘lere getirmek istediğini belirtmiştik. Şuan için sadece Apple ürünlerinde kullanılan Thunderbolt arabiriminin tüm PC’lere gelmesiyle birlikte kullanım alanının çok genişleyeceğini ve yan ürünlerinin artacağını söyleyebiliriz. Thunderbolt’a sahip ilk bilgisayarların tahmini çıkış tarihi ise Nisan 2012.

{pagebreak::8}

PS Vita

Sony’nin PSP 2 diye tabir edebileceğimiz yeni nesil el konsolu PS Vita, 22 Şubat itibariyle tüm dünyada piyasaya çıkacak. Japonya’da 2011 sonunda çıkmasına rağmen tüm dünya 2012’yi beklemek zorunda. Ülkemizde de 22 Şubat‘ta çıkacak olan PS Vita’nın PlayStation 3’e yakın grafik kalitesine sahip olacağı biliniyor. Dokunmatik ekrana ve dokunmatik arka panele sahip Vita’nın iki tane analogu bulunması sebebiyle ekranlı dualshock’u andırıyor.

{pagebreak::9}

Windows 8’li tabletler

Microsoft telefonlarda Windows Phone 7 işletim sistemi ile başarı yakalamış olsa da tablette aynı başarıyı gösteremiyor. Windows 7’yi tabletlerde kullanan fakat Windows 7’nin tablet arayüzü olmaması sebebiyle normal Windows görünümünde kullanılan işletim sistemi bu sene değişebilir. Windows 8 tam olarak ne zaman çıkar bilemiyoruz fakat bu sene sonuna doğru Windows 8’e sahip ilk tablet modellerinin çıkması bekleniyor. Bildiğiniz gibi Windows 8’in Metro arayüzüne sahip ve tabletler için tasarlanmış bir başlat menüsü bulunuyor.

{pagebreak::10}

Giyilebilir sinema

Sony’nin kafasında ilginç planlar bulunuyor. Gözlükle televizyon izleme konseptini çok tutmamış olacak ki kişisel üç boyutlu gözlükler üzerinde çalışıyor. Aslında giyilebilir sinema olarak da adlandırabileceğimiz sistem kaliteli kulaklık ve filmi içinde gösteren üç boyutlu gözlüğe sahip. Sistemi kafanıza taktığınızda her yerde üç boyutlu filmleri izleyebiliyorsunuz. Bu ilginç sinema deneyiminin 2012’nin en önemli teknolojik ürünlerinden olması bekleniyor.

:: 2012’ye sizce hangi ürün damga vuracak?

2011’in Büyük Teknolojik Olumsuzlukları

2011 yılı sosyal medya ve mobil platformlar için oldukça hızlı geçti. Aynı zamanda oyun dünyasında da büyük gelişmelere sahne oldu. Tabii her yıl olduğu gibi bu yıl da büyük hatalar yapıldı.

Gelin birlikte 2011 yılında yaşanan büyük teknolojik hatalara göz atalım. Örneğin Sony açısından 2011 yılı oldukça sıkıntılı geçti diyebiliriz. O zaman işe Sony ve PSN‘in kapanışı ile başlayalım.

Not: Engadget‘a kaynak için teşekkürler.

Sony – PSN’in çökmesi

Bu yıl Sony açısından gerçekten de pek iyi geçmedi. Özellikle PSN‘e yapılan Anonymous saldırıları ve ardından bilgilerin çalınması, bu da yetmezmiş gibi bir de PSN‘in neredeyse iki aylık süreçte kapalı kalması Sony‘e ağır bir darbe vurdu denebilir.

Tabii ki dev firma bir yumrukla yıkılacak değil. Önce PSN‘de yaşananlar için kullanıcılarından özür diledi ardından da PSN’i eskisinden daha sağlıklı bir hale getirdi. Oyunculara ücretsiz olarak sunduğu oyunlar arasında inFamous ve Little Big Planet vardı.

Son olarak 17 Aralık 2011 günü PS Vita‘yı Japonya‘da piyasaya sürerek çok büyük olmasa da bir ivme kazanmış oldu.

{pagebreak::1}

iPhone 5’in duyurulmaması

Apple firması açısından da 2011 yılı genel olarak iyi geçse de Steve Jobs‘ın ölümü firmayı derinden sarstı. Son lansmanda herkes iPhone 5 beklerken iPhone 4S‘in duyurulması ve iPhone 4‘ün yalnızca donanımsal açıdan güncellenmiş versiyonu olarak üretilmesi herkesi hayal kırıklığına uğrattı.

Aslında pazarlama stratejisi açısından oldukça stratejik ve doğru bir hamleydi. Tüm dünyada iPhone çılgınlığı hızla tırmanırken iPhone 4 sahibi olmayanlara iPhone 4S satmak şahsi düşünceme göre harika bir strateji oldu.

Yine de herkes iPhone 5 bekliyordu ve beklenen gerçekleşmedi. Apple hayranlarını ters köşeye yatırdı diyebiliriz.

{pagebreak::2}

HP, WebOS ve TouchPad

HP‘nin en büyük hatalarından biri WebOS oldu. Firma WebOS’u hazırlayıp piyasaya sürdükten kısa bir süre sonra, gelen aşırı olumsuz inceleme ve yorumların ardından, işletim sisteminin fişini çekmeye karar verdi.

İşletim sistemiyle birlikte piyasaya sürülen TouchPad‘in aldığı olumsuz incelemeler üzerine HP, Web OS‘tan desteğini çekti ve TouchPad’in fiyatını yurtdışında 99$ seviyesine çekerek en çok satan ikinci tablet olmayı başardı.

{pagebreak::3}

Jawbone – Up

Jawbone firması ürettiği Bluetooth kulaklıklar ve mikrofonlarla tanınıyor aslında. Sürpriz bir kararla Up ismindeki bileziği duyurdular ve takan kişinin günlük uyku, egzersiz ve yemek gibi alışkanlıklarını kayıt altında tutacağı düşünülüyordu.

Fakat hiç de öyle olmadı. Dünyanın dört bir yanından saçmalık derecesinde kısa pil ömrü ve yalnızca iOS cihazlarla çalışabilmesi gibi nedenlerle şikayetler yağdı. iOS dışında hiçbir platforma destek vermemesi ve hatta çevrimiçi bir kayıt etme özelliğinin bile olmaması, bileziklerin sonunu hazırladı.

{pagebreak::4}

Research in Motion (RIM)

2011 yılının bitmesini Research in Motion firmasından daha çok isteyen bir firma yoktur herhalde. Kanadalı akıllı telefon ve tablet üreticisi açısından gerçekten zor bir yıl oldu.

Pazar payının Android ve iOS platformları tarafından emilmesini PlayBook ile yeni işletim sistemleri BBX‘in yere çakılması izledi.

Sistem problemleri mi dediniz? RIM, BIS adlı sisteminde de uzun süren problemler yaşadı. Kullanıcıları mağdur eden bu internete bağlanamama problemi, iş dünyasında oldukça fazla kullanılan BlackBerry akıllı telefonların pazar payının düşmesinin nedenlerinden biriydi.

{pagebreak::5}

Nintendo 3DS Circle Pad Pro

3DS, Nintendo‘nun tam olarak hazırlamadan piyasaya sürdüğü ilk cihaz değil aslında. Tabii ki firmanın oyun dünyasında sahip olduğu krediyi göz önüne aldığımızda, tolere edilebilecek bir hata denebilir.

Firma mağdur olan kullanıcıları önce fiyat kırarak, ardından özür dileyerek ve ücretsiz oyunlar dağıtarak kendini affetirmeyi başardı.

Ancak donanımsal düzenlemelerin de istendiği kadar başarılı olmadığını söylemek gerek. Şubat ayında Circle Pad Pro sonunda kullanıcılara lütfedilecek. CPP‘nin aşağıdaki resimde de görebileceğiniz gibi aleti tümden saran bir plastik parçası olduğunu ve yurtdışı fiyatının 20$ olacağını da belirtelim.

{pagebreak::6}

HTC Thunderbolt’un pil ömrü

HTC Thunderbolt‘un piyasaya sürülmesinin ardından birçok seveni olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Donanımsal açıdan oldukça başarılı bir hamleydi.

Fakat öyle bir problemi vardı ki, akıllı telefonun hızla duvara çarpmasına neden oldu. Eğer internette “HTC Thunderbolt‘un pil ömrü” diye arama yapacak olursanız, birçok kişinin bu konuda ne kadar şikayetçi olduğunu görebilirsiniz.

İki buçuk ile dört saat arası pil ömrüne sahip olan HTC Thunderbolt, bu yılın en büyük fiyaskolarından biri oldu. HTC firması ekstra bir pil eklentisini piyasaya sürse de, telefonun şeklini tamamen değiştiren bu eklenti pek de hoş karşılanmadı.

{pagebreak::7}

Duke Nukem Forever

Duke Nukem 3D‘nin ne zaman piyasaya sürüldüğünü hatırlıyor musunuz? Hatırlamayanlar için hemen hatırlatalım 1996 yılındaydı.

Devam oyunu olması beklenen Duke Nukem Forever ise ilk kez duyurulduğunda takvimler 1997 yılının nisan ayını gösteriyordu ve 1998 ya da 1999 yıllarından birinde piyasada olmasına kesin gözüyle bakılıyordu.

Fakat aradan geçen on beş yıllık süreçte önce 3D Realms tarafından “tamamlandığında” piyasaya sürüleceği söylendi. Üç kez el değiştirdikten sonra 2K Games ve Gearbox Software tarafından piyasaya sürüldü. Yıllardan 2011‘di ve şubat ayıydı.

Grafikleri ve animasyonları oldukça yetersiz olan oyun, Duke havasındaki senaryosu ve esprili diyaloglarıyla hayranları tarafından hoş karşılandı ama oyun dünyasının geri kalanından büyük tepki aldı. Kısacası bir efsane yere çakılmıştı.

:: 2011’de yapılan en büyük hatalar nelerdi?