iOS 5’e Hazır mısınız?

Geçtiğimiz bahar aylarında WWDC’de tanıtılan iOS 5 için beklenen gün geldi çattı. iOS 5 bugün resmi olarak yayınlanıyor. Fakat öncesinde belirtmemiz gereken bir durum var. Bilgisayar ile iOS kullanan cihazın iletişimini sağlayan iTunes programının 10.5 sürümü yayınlandı. iOS 5’i cihazlarınıza kurmak istiyorsanız iTunes 10.5 sürümünü mutlaka kurmanız gerekiyor.

Birbirinden farklı birçok yeniliğin geleceği iOS 5 işletim sistemi; iPad, iPad 2, iPhone 4, iPhone 3GS, iPod Touch 3. ve 4. nesil için yayınlanacak. Cuma günü çıkacak olan iPhone 4S cihazlar iOS 5 kurulu olarak satılacak. iOS 5 ile birlikte iCloud sistemi de hizmete başlayacak. 

iTunes’un iOS 5 için güncellenmesinin yanı sıra birçok uygulama da iOS 5 ile birlikte gelecek olan Newsstand ve dahili Twitter özelliğine uygun güncellemeleri yayınlanmaya başladı. Onları da şimdiden güncelleyerek iOS 5’e hazırlık yapabilirsiniz.

iOS 5 güncellemesini kurmak istiyorsanız iTunes 10.5 sürümünü şimdiden kurmayı unutmayın!

:: iOS 5’i bekliyor musunuz?

 

BlackBerry Yine Üzdü

Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Hindistan’da yaşanan bağlantı sorunu yüzünden kullanıcılar internete bağlanamadığı gibi BIS‘i de (BlackBerry Internet Service) kullanamadılar.

Türkiye’de de hissedilen sorun yüzünden kullanıcılar zor durumda kalırken özellikle Twitter ve Facebook gibi sosyal mecralar şikayet mesajları ile doldu.

Konuyla ilgili yazılı açıklama yapan BlackBerry‘nin üretici firması RIM, teknik bir sorun yüzünden bu sıkıntılarla karşılaşıldığını ifade etti. Sorunun kaynağı ile ilgili net bir açıklama yapmayan RIM, çalışmaların sürdüğünü belirtmekle yetindi.

Öte yandan GSM operatörleri ise BlackBerry sahiplerine SMS göndererek sorunun kendilerinden kaynaklanmadığının altını çizdiler.

Diğer cep telefonlarının aksine BlackBerry‘de bütün bağlantı, firmanın kendi kurduğu sistem üzerinden çalışıyor. Bu sistemde yaşanan bağlantı sorunlarında ise bütün iletişim kesiliyor.  

Güncelleme: Haber yayımlandıktan sonra RIM’den aşağıdaki açıklama geldi. Aynen yayınlıyoruz:

“Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Hindistan, Brezilya, Şili ve Arjantin’deki BlackBerry kullanıcılarının mesajlaşma ve internet tarayıcısında yaşadıkları gecikmeler, RIM altyapısındaki temel devre anahtarlarından birinde oluşan arıza nedeniyle meydana gelmektedir. Sistem, ağdaki akışta bir sorun olduğunda akış yükünü yedek anahtara aktararak yükü kaldıracak yetkinlikte tasarlanmış olmasına ve daha önce test edildiğinde bu işlevi yerine getirebilmiş olmasına rağmen, bu şekilde gerçekleşmemiştir. Sonuç olarak, oluşan yüksek miktardaki veri birikmesini temizleyerek servislerimizi bir an önce normal işleyişine döndürmek üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu durumdan kaynaklı sorun yaşayan kullanıcılarımızdan özür dileriz. Konuyla ilgili bilgilendirmeye devam edeceğiz.” 

:: Bu bağlantı sorununda siz de sıkıntı yaşadınız mı?

 

Toshiba NB520 Netbook Video İnceleme

İlk bakışta turuncu renkli desenli kapağıyla dikkat çeken cihazda Harman/Kardon ses sistemi kullanılıyor. Hoparlörler bir çok dizüstününkinden daha doygun bir müzik zevki yaşatıyor

Klavyenin bulunduğu kısımda arka kapaktaki turuncu renginin detaylarda devam ettiğini görüyoruz. Klavyenin tuşları birkaç noktalama işareti ve Türkçe karakter dışında tam boyutta. Kullanımının çok rahat olduğunu söyleyemeyiz. Tuşların yerlerine alışmanız gerekiyor.

3 adet USB 2.0 portu bulunan cihazda bu portlardan sol taraftaki cihaz kapalıyken de USB portundan akım verebiliyor.

Toshiba NB520’de Intel‘in çift çekirdekli Atom N570 işlemcisi kullanılmış. Bu işlemci 1.66 Ghz hızında çalışıyor. 1 GB DDR3 belleğin az olduğunu söylemek gerek. En az 2 GB olmalıydı. Grafik yongası olarak Intel GMA 3150 kullanılıyor. Günlük işler için kullanıma uygun olduğunu belirtelim. Normal kullanımda 5 saate yaklaşan bir kullanım süresi sunan pil, yoğun kullanımda 2 saatten fazla dayanabiliyor.

Kısaca, farklı tasarımlı, kaliteli bir ses sistemine sahip bir netbook arayanlar için Toshiba NB520’yi rahatlıkla önerebiliriz.

#video_5869#

{pagebreak::teknik özellikler}

 

Teknik Özellikler

İşlemci: Intel Atom N570 (1.66 GHz)

RAM: 1 GB

Sabit disk: 250 GB

Ekran boyutu: 10.1 inç

Çözünürlük: 1024 x 600

Optik sürücü: Yok

Grafik kartı: Intel GMA 3150

Giriş, çıkışlar: Ethernet, kulaklık, mikrofon, VGA, 3 x USB 2.0

Kart okuyucu: Var

Ağırlık: 1,26 kg

Bilgi İçin: Toshiba Türkiye

Web: http://www.toshiba.com.tr/

Fiyat: 700 TL

 

::Netbook’ların performansını yeterli buluyor musunuz?

MS Yeni Dashboard’a Beta Test Yapacak

Xbox 360 konsolunun yeni bir “Dashboard” yani arayüz kontrol paneli ile güncelleneceğini sizlere daha önce duyurmuştuk. Hatta sızdırılan bir video, yeni güncellemenin nasıl görüneceğini de ortaya çıkarmıştı. Microsoft’un son açıklaması ise, yayımlanacak güncellemenin öncelikle beta aşamasında teste tabi tutulacağı yönünde oldu.

Microsoft, beta testin ne zaman başlayacağı ve kimlerin katılabileceğini ise henüz açıklamadı. Hatta yaptığı duyuru ile henüz beta teste katılımların başlamadığını ve bu yüzden başvuru alamayacaklarını belirterek, kullanıcılardan ilk etapta özür dilediklerini dile getirdi.

:: Microsoft’un yeni Dashboard’unu beğendiniz mi?

iPhone 4S, Android’leri Ezip Geçiyor

Apple’dan herkes iPhone 5 beklerken duyurulan iPhone 4S, beklentileri karşılayacak gibi görünüyor. Zira AnandTech adlı internet sitesinin yaptığı tüm performans testlerinde, Android işletim sistemine sahip tüm akıllı telefonları geride bırakmayı başardı. Hatta selefi iPhone 4’ten yüzde 73 daha güçlü bir telefon olduğu da testler sonucu ortaya çıktı.

Ayrıca en hızlı olarak kabul edilen Samsung Galaxy S2 telefonları da ikiye katladı. 4S’in yeni 800 MHZ’lik A5 (iPad 2’nin aksine Phone’da bu işlemci 800 MHz’de çalışıyor) işlemcisi, Galaxy Tab’dan çok daha iyi performans verirken, SGX 543MP2 adlı grafik işlemcisi, GLBenchmark testlerinde S2 telefonların iki katı ve iPad 2 ile de neredeyse aynı sonuçları verdi dersek, ne ile karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlayabilirsiniz diye düşünüyoruz.

SunSpider Javascript Benchmark, Geekbench, Rightware BrowserMark gibi tüm testlerin sonuçlarına bu linki kullanarak ulaşabilirsiniz.

:: iPhone 4S yerine iPhone 5 mi duyurulmalıydı?

Battlefield 3 Beta’nın Tüm Güzellikleri

Battlefield 3‘ün piyasaya sürülmesine yaklaşık 15 günlük bir süre kaldı ve çoklu oyunculu modların beta testi sona erdi. Battlefield 3’ü deneyen oyuncular, kaydettikleri videolara yaptıkları montajlarla oyunun en güzel yanlarını göstermek istiyorlar. Bunlardan biri de Steve Schwindt. Schwindt, hazırladığı oldukça etkileyici video ile oyunun görkemli anlarını bizlerle paylaşmak istemiş.

İşte “The Beauty of Battlefield 3 Beta” adlı video çalışması. İyi seyirler.

Not: İkinci sayfadan, oyunda yer alacak Multiplayer haritaların hangileri olduğuna göz atabilirsiniz.

#video_869#

:: Battlefield 3’ün betasını denediniz mi?

{pagebreak::2}

Battlefield 3’te yer alacak haritaların isimleri ise şöyle;

 

Operation Métro (MP_Subway)

Caspian Border (MP_Forest)

Grand Bazaar (MP_Bazaar)

Operation Firestorm (MP_Oilfields)

Tehran Highway (MP_Highway)

Noshahr Canals (MP_Canals)

Seine Crossing (MP_Paris)

Kharg Island (MP_Kharg)

Damavand Peak (MP_Basejump)

İşte Karşınızda Türkçe Uncharted 3

Kasım ayının başında çıkacak olan Uncharted 3’ün Türkçe yapım çalışmaları devam ediyor. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda Sony, oyunun Türkçe olacağını belirtmiş ve dublaj kadrosunu da açıklamıştı. Henüz Türkçe Uncharted 3 ile bir görüntü görememişken imdadımıza oyunun multiplayer modunu oynayan bir Türk kullanıcı yetişti.

Dublaj ekibinde ya da oyuna dili entegre eden ekipte mi çalışıyor bilemiyoruz, fakat Youtube’da “oksijn” isimli kullanıcı oyunda nasıl Türkçe’yi aktif hale getirebileceğimi gösteriyor. Yanına da Türkçe metinlerden oluşan multiplayer modunu da bizler için oynuyor. Multiplayer kısmında henüz Türkçe olmadığını ve arkadaşın oynadığı oyunda sadece yazıların Türkçe’ye çevrilebildiğini belirtelim. Sonrasında da sizleri Türkçe Uncharted ile baş başa bırakalım.

#video_868#

:: Türkçe Uncharted 3’ü beğendiniz mi?

 

Resistance 3 İncelemesi

PlayStation 3’ün en önemli oyun serilerinden olan Resistance, aslen PlayStation 3’ün çıkış oyunu. Hatta Playstation 3’e ilk çıktığı dönemde sahip olanların büyük bir çoğunluğunda, ilk oyun olan Resistance: The Fall of Man vardır. Ben de ilk olarak Playstation 3 lansmanında tanışmıştım Resistance ile.

Playstation 2 ve ilk Xbox ile ne kadar FPS kavramı konsollara sıkı bir şekilde sıçramış olsa da konsolların en büyük FPS atılımlarının PS3 ve Xbox 360’da olduğunu söyleyebiliriz. PS3 tarafındaki en önemli FPS oyunu da Resistance’dır. İlk oyun üzerinden 5 sene geçmiş durumda. 

Resistance 3, ilk iki oyunda olduğu gibi Playstation 3’e özel olarak çıkan bir oyun. Insomniac Games’in hazırladığı oyunun dağıtımcılığını da Sony yapıyor. Eğer ilk iki oyunu oynamadıysanız size Resistance evreninden kısaca bahsedeyim.

{pagebreak::2}

Uzaylı istilasında olan bir dünyada asker olarak savaşıyoruz. Fakat düşmanın en büyük silahi Chimera virüsü. Düşmanın çoğalması bu virüsle olduğundan, tek amaçları da virüsü dünyaya yaymak. İlk iki oyunun ana karakteri olan Nathan Hale’i bu oyunda canlandırmıyoruz. İkinci oyunu bilenler –spoiler uyarısı- oyunun sonunda Nathan Hale’in, Joseph Capelli tarafından başından vurulduğunu hatırlayacaktır. İkinci oyun burada bitmesine rağmen bunun daha başlangıç olduğu söylenmiş ve üçüncü oyun beklenmeye başlamıştı. –spoiler uyarısı bitti-

Konusu

Resistance 3’de Joseph Capelli’yi oynuyoruz. Askerden atılan Joseph, kendisini ailesine adamış durumdadır. Karısı ve çocuğu için sığınaklarda yaşayan ve savaşan Joseph ve ailesi, Chimera’ların yoğun saldırısı sonrasında taşınmak zorunda kalır. Fakat taşınmadan hemen önce Doktor Fyodor Malikov isimli amca, Chimera’ların kökünü kurutmanın formülünü bulduğunu ve çözüm için New York’a gitmeleri gerektiğini söyler. Joseph, bu amcaya güvenmese de karısının zoruyla, zorlu bir yolculuğa çıkar. Aslen tek derdi ailesini kurtarmak olan Joseph, güvenmediği doktor amcayla Chimera’ların kalbine saldırmaya gider.

Hem seriyi daha önce oynayanlar, hem de Resistance ile ilk kez tanışacaklar için Resistance 3’ün oynanış yapısından biraz bahsedeyim. Bildiğiniz gibi konsolda FPS ve TPS oyunlarının sayısının artması sebebiyle yeni bir sağlık düzeni getirilmişti. Hatta ilk Gears of War’un bu konuda öncülerden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Yeni sistemde bildiğiniz gibi sağlık barı bulunmuyor, darbe aldıkça ekran kızarıyordu. Biraz dinlenmeyle ekran kızarıklığı normale dönüyor ve tam sağlıkla oynamaya devam ediyorduk. Bunun amacı biraz konsolda oynanışı kolaylaştırmak olsa da aynı zamanda aksiyonu kesmemek anlamına da gelebilir (sertliğe müsade veren hakem misali). Tabii oyun boyunca sağlık paketi arama derdinin olmaması da ekstrası.

{pagebreak::3}

Sağlık sistemi

Resistance 3’de köklere geri dönüş söz konusu. Hatta ilk Doom’a, Wolfeinstein’a dönüş! Abarttım tabii fakat oyunda, ilk Resistance’da olduğu gibi sağlık barımız ve etrafta sağlığımızı dolduracak First Aid’ler mevcut. First Aid’ler, onları taşıyan bazı Chimera’lardan düştüğü gibi, etraftan da toplanabiliyor. Yine de bu sistem biraz daha planlı oynamamızı sağlıyor. Haritayı açıp birkaç adım öncesini planlamaktan bahsetmiyorum. Sadece büyük çatışmalarda hem First Aid’leri düzenli kullanmak hem de silahları doğru kullanıp fazla hasar almamak gerekiyor. Oyunun nişanlama yardımcısı olmadığı için de analogları iyi kullanıp, hızlı hedef almanız gerekebiliyor. Tek sorun, çatışmanın ortasına kadar geldiyseniz, fakat chekcpoint’e biraz daha olmasına rağmen sağlığınız oldukça az ise oynarken kalbiniz daha hızlı atmaya başlaması. En azından gece oynarken, özellikle karakterin tek başına kaldığı bölümlerde bu duyguyu yaşadım. Sağlık barı olmayan oyunlara alışmışız tabii, en sıcak çatışmada geçerdik sipere dinlenirdik biraz, sapasağlam geri dönerdik.

Resistance 3, yeni oyunların gerçekçilik adına getirdiği silah sınırını da kaldırıyor ve sağlık barında olduğu gibi silah konusunda da köklere dönüş yapıyor. Bütün silahlar toplandığı taktirde aynı anda oynanabilir 12 adet silah taşıyabiliyoruz. Bu da mermi bitme sıkıntısını ortadan kaldırıyor. Çünkü sıcak çatışmada ya da önümüze birden Chimera çıktığında üçgen tuşuna basarak silah menüsünü açıp istediğimiz silahı seçebiliyoruz. Silah menüsünü açtığımızda oyun otomatik olarak durduğu için bunu oyun boyunca taktik olarak kullanmak mümkün. Hatta kısa bir soluklanma için Start tuşuna basıp oyunu durdurmaktansa üçgen ile durdurmak daha mantıklı.

{pagebreak::4}

Her çeşit silah mevcut!

Silah demişken 12 silahı biraz daha açalım. 12 Silahın hepsi birbirinden farklı. Sniper, pistol, shotgun ve tüfeğimiz klasik olarak mevcut. Tabii isimleri farklı. Oyuna Bullseye isimli taramalı tüfek ile başlıyoruz ki bu oyunun ana silahı diyebiliriz. En çok mermi bulunan silah da Bullseye. Sniper’ın adı Deadeye. Pompalı tüfek de Rossmore ismiyle geçiyor. Fakat bunlara ek olarak çok daha değişik silahlar mevcut. Mesela Auger diye bir silah var ki tam bir taktiksel silah. Çünkü duvarın arkasını görebildiğimiz gibi aynı zamanda ışın mermimiz ile duvarın arkasındaki adamı vurabiliyoruz. Atomizer diye bir silah var ki sanırım 7 ya da 8. bölümde, fabrikaya girdiğimizde (silahı aldığımız bölüm) oldukça işimize yarıyor. Keza Wildfire diye bir silah var ki bununla hem Chimera’ları toplu şekilde patlatmak hem de büyük uzay gemilerini düşürmek mümkün.

Silahların olmazsa olmazı da ikinci özellikleri. Her silahın kendine has bir özelliği bulunuyor. Sınırlı sayıda kullanabiliyor olsanız da çoğunun oldukça işe yaradığını söyleyebilirim. Bunlar hedefi işaretleme, küçük otomatik silah yerleştirme, bomba atma, uzağa ateş gibi, hedefe daha büyük roket gibi değişik özellikler. Özellikle Marksman silahının ikinci özelliği olan küçük otomatik silah yerleştirme pek kullanışlı. Çatışmanın ortasına yerleştirip kaçtığınızda işiniz pek bir kolaylaşıyor.

{pagebreak::5}

Yine silahların yanı sıra 4 adet farklı bomba bulunuyor. Bombaların hepsinden aynı anda taşıyabiliyoruz. Hepsi değişik özelliklere sahip olsa da, adı üstünde bomba olduğu için genelde aynı görevi görüyorlar. Bombalar arası gamepad’in ok tuşlarıyla geçmek mümkün. Fakat oyun durmadığı için çatışma esnasında bombayı değiştirmeyi çok hızlı yapmak gerekiyor.

Gerilimli bölümler

Oyun boyunca düz ilerlemek yerine basit ama değişik detaylar konulmuş. Uzay gemisi düşürmek, ormanda görünmeyen sniper’lı Chimera’ları avlamak, gemi ile (normal gemi) ilerleyip güverteyi Chimera’lardan temizlemek, büyük yaratıkları öldürmek, karanlık fabrikada sadece fener ile ilerlemek gibi. Hepsinin tadı birbirinden farklı olduğu için oyunun bu konuda pek de sıkmadığını söyleyebilirim. Ne kadar sağlık barı ile geriye dönüş yapsa da her bölümün kendine has tadı olduğu için oynanışı gerçekten başarılı.

Senaryo özellike Resistance serisini daha önce oynamış olanlar için anlamlı olsa da ilk defa Resistance oynayacaklar ya da konsolda FPS arayanlar için pek de sıkmayan yapıda. İlk defa bu oyunu alarak Resistance serisini oynayabilirsiniz. Zaten bu konuyu Insomniac Games düşünmüş olacak ki, oyunun başında kısa bir tanıtım videosu mevcut. Tadımlık FPS arayanlar için de ideal bir oyun. Ancak anlatımda biraz başarısızlık sezdim. Daha doğrusu kopukluk demek daha doğru olur. Bana, ara videolar ile oyun birbirinden hafif bağımsız gibi geldi. Her ne kadar oyunda ilerledikçe ve oyunun yapısına alışınca pek göze batmasa da özellikle oyunun başında çok bariz bir fark mevcut. Zaten oyunun ara videolarının çok başarılı olmadığını da söylemek lazım. Belki oyunun grafikleriyle arasında bir fark olmasın diye yapılmış olabilir. Eğer L.A. Noire oynadıysanız en çok konuşmalara sinir olacaksınızdır. Gerek senkronda gerek de dudak hareketlerinde bir düzensizlik mevcut.

{pagebreak::6}

Grafikler ve müzikler için olması gerektiği gibi diyebiliriz. Resistance 3, Playstation 3’e özel bir oyun olmasına rağmen özel grafiklere sahip değil. Hani Blu-ray’in hakkını pek de vermiyormuş cinsinden. Ama bu kötü bir eleştiri olarak algılanmasın. Tam da olması gerektiği gibi grafiklere sahip diyebiliriz. En azından daha önceki Resistance oyunlarıyla karşılaştırdığımızda hem serinin en iyi grafiklerine sahip oyunu, hem de o havayı halen bozmamış. Sonuçta Crysis 2’nin grafikleriyle de karşılaştırmamak gerekiyor.

Yapay zeka

Oyunun yapım vaatleri arasında bulunan yapay zeka, gerçekten geliştirilmiş olsa da halen bir tutarsızlık mevcut. Yerimizi hemen keşfetmelerine, bizi çabuk farketmelerine ve iyi takip etmelerine rağmen ellerindeki silahı genelde pek düzenli kullanamıyorlar. Belki bu bize avantaj sağlamak için yapılmış olabilir. Oyunun ilk başında bizi çabuk farketmelerinden dolayı gerilimi hissetsek de oyunun ilerleyen bölümlerinde ustalaşmanın da verdiği güvenle daha rahat oynayabiliyoruz. Tabii oyun ilerledikçe daha güçlü düşmanların çıktığını da belirtmem gerek. Bu konuda da bir denge var. Daha doğrusu gerilimi oyun boyunca hissetme durumu var. Oyun içinde yapay zekadan takım arkadaşlarımız olduğunda pek de güvenmememiz gerekiyor. Her işi bize bırakıyorlar. Ama yine de gerilimi azalttıklarını söyleyebilirim. Tek başımıza oynadığımız görevler bu yüzden daha heyecanlı geçiyor.

{pagebreak::7}

Resistance 3’ü tamamen Co-Op oynamak mümkün. Hem internet üzerinden hem de aynı konsol üzerinden oynayabilirsiniz. Bunun için oyunun menu ekranında ikinci kolun Start tuşuna basması yetiyor. Ya da tek başınıza oynuyorsanız Start’a basıp Invite Friend seçeneğini seçerek online arkadaşlarınızı oyuna davet edebiliyorsunuz. Resistance 3, PlayStation 3’e özel oyun olduğunu, ayrıntılarda hissettiriyor. Öncelikle oyunda Move desteği mevcut. Bende Move olmadığı için tam olarak deneme şansım olmadı fakat Move seviyorsanız oynanış hissini biraz daha gerçeğe dönüştürüyor diyebiliriz. Oyunun ayarlar menüsünden Move seçeneğini aktif etmek yetiyor. Oyun, aynı zamanda 3 boyutu da destekliyor. Eğer 3 boyutlu bir televizyona sahipseniz gözlüklerini hazırlayın, çünkü Resistance 3’ü baştan sona 3 boyutlu olarak oynamak mümkün.

Online modu

Multiplayer modu pek özenle hazırlanmış. Sony, dağıtımcılığını da kendi yaptığı için multiplayer moduna oldukça önem veriyor. Bunu da oyunda hissedebiliyorsunuz. 16 kişinin aynı anda oynayabildiği haritalar bulunuyor.Ama yine de belirtmekte fayda var; Call of Duty’nin yerini tutmuyor. Eğer Call of Duty’i online oynuyorsanız Resistance 3’ün online modu pek zevk vermeyebilir. Üzülmeyin, 20 bölümlük tek kişilik oyun modu yeteri kadar lezzeti size verebiliyor.

{pagebreak::8}

Oyunun online modu için Online Pass sistemi kullanılıyor. Yani oyunun kutusundan çıkan şifre ile bütün multiplayer özelliklerinden faydalanabiliyorsunuz. Şifreniz varsa bütün internet ile alakalı özellikleri bedava. Fakat oyunu ikinci el almak isterseniz ve içinde şifresi yoksa, PSN üzerinden satın almanız gerekecek. Online Pass kodunu da oyun içinden aktif etmek mümkün değil. PSN’e girip buraya şifreyi girmek gerekiyor.

Toplanabilir materyaller

Eğer İngilizcenize güveniyorsanız oyun boyunca görünebilir yerlere bulunan ses kayıtlarını ve kağıtları toplamanızı öneririm. Bu sayede eğer Resistance serisini daha önce oynamadıysanız ayrıntılı bilgiye de sahip olursunuz. Hem de oyunun atmosferi sizi daha rahat içine çekebilir. Ayrıca topladığınız materyallerle trophy de kazanabilirsiniz.

Resistance 3’ü toparlayacak olursak; PS3 sahibiyseniz ve FPS seviyorsanız bu oyunu edinmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Özellikle Call of Duty tarzı oyunlardan bıktıysanız Resistance 3 harika bir FPS oyunu. Eğer PS3’e özel oyunları oynamayı düşünüyorsanız da Resistance 3’ü kesinlikle tavsiye ederim. Ancak PS3’ünüz yoksa, konsol aldıracak kalitede bir oyun olmadığının altınız çizmem gerek. Resistance 3, her şeyi bir kenara bırakırsak başarılı bir devam oyunu. Resistance serisini oynayanlar için de çıtayı yükselten bir oyun.

Puan: 8/10

Artılar: Resistance’ın kendine has yarattığı ortam. Chimera virüsünün dünyayı ele geçirmesiyle birlikte insanlığın pek umudun kalmadığını bize iyi yansıtıyor. Zaten tek umudun peşinden koşuyoruz.

Eksiler: Grafikler iyi olsa da PlayStation 3’e özel bir oyun için yeterli seviyede değil gibi. Sağlık sistemi bana göre geçerliliğini yitirdiği için eski kalmış. 

:: Resistance 3’ü beğendiniz mi?

 

Helyum Bilişim Bilgilendiriyor

Trend Micro’nun güvenlik uzamanlarından David Sancho ve Nart Villeneuve yeni keşfedilen LURID ağıyla ilgili olarak ayrıntılı bilgi verdikleri bir makaleyi Trend Micro Blog sayfasından yayına aldılar.

Trend Micro’nun Türkiye distribütörü Helyum Bilişim‘in Pazarlama Uzmanı Elvan Güleç tarafından Türkçe’ye çevrilen makalede aşağıdaki bilgiler paylaşıldı;

Trend Micro’nun keşfettiği oldukça ilginç bir saldırı ağı olan LURID’in 61 farklı ülkede 1465 bilgisayarı etkilediği bildirildi.

Şimdiye kadar içlerinde; diplomatların, bakanların, uzay ile ilgili hükümet ajanslarının, diğer şirket ve araştırma enstitülerinin bulunduğu 47 kurbana ulaşılabildi.

Bu saldırılardan en çok etkilenen ülkeler; Rusya, Kazakistan ve Vietnam oldu. Bunun dışında birçok başka ülke de -özellikle bağımsız devletler topluluğundaki ülkeler- bu saldırıdan etkilendi.

300’den fazla hedefli saldırılardan oluşan bu saldırı silsilesi, saldırganlar tarafından bağlantılı zararlının içine gömülmüş özgün bir tanımlama aracı sayesinde görüntülenebiliyor.

Yapılan analizler, saldırıların belirli coğrafik bölgelerde hedeflendiğini ayrıca kimi saldırıların kişi bazında belirli hedeflerin olduğunu ortaya çıkardı.

Saldırganlar, kontrol ve yönetim amacıyla kendileriyle bağlantılı 15 domain adı aldı ve 1465 kurban üzerinde kalıcı kontrolü sağlayabilmek için 10 aktif IP adresi kullandı.

Enfal olarak da bilinen Lurid Downloader; çok bilinen bir zararlı ailesinden olsa da, “tool kit” anlamında herkes tarafından ulaşılabilir bir konumda değil.

Bu zararlı ailesi geçmişte hem Amerikan Hükümetine karşı hem de hükümet dışı organizasyonlara karşı kullanıldı. Yine de, bu belirli ağ ile öncekileri arasında direkt bir bağlantı bulunamadı.

{pagebreak::Gelişmiş kalıcı tehditler}

Bunun gibi hedefli saldırılar Advanced Persistent Threats (Gelişmiş kalıcı tehditler) olarak adlandırılıyor. Hedef, kendisini ekteki dosyayı açmasına ikna yeteneği yüksek bir e-posta alıyor. Saldırganlar tarafından yollanan bu dosyalar; Adobe Reader, Microsoft Office gibi popüler yazılımların açıklarını buluyor.

Zararlı, hedefin bilgisayarında sessizce çlıştırılıyor. Bu saldırganların bilgisayar üzerindeki kontrolü ele geçirmelerini ve bilgi toplamalarını sağlıyor.

Daha sonra saldırganlar, hedefin bilgisayarından ağa çıkarak, ağdaki gizliliği ihlal edilmiş diğer bilgisayarlar üzerinde de kontrol sağlıyorlar. Bu saldırılar, hedefin bilgisayarındaki hassas bilgileri bulmak ve çıkarmak amacıyla yapılıyor.

{pagebreak::Saldırının Anatomisi}

Saldırının Anatomisi

İleri Seviye: Hem tehlikeli ekran koyucular içeren RAR dosyaları hem de CVE-2009-4324, CVE-2010-2883 içeren Adobe Reader için olan güvenlik açıklarını kullanan, tutarlı bir şekilde devam eden, hedefli saldırı kampanyalarıdır.

Saldırının doğrultusunun aksine; Lurid zararlısı, tehdide maruz kalan kişinin sisteminde çalışır ve aynı kontrol-yönetim sunucularına bağlanmasına neden olur. Saldırganlar her zaman “zeroday” diye adlandırılan güvenlik açıklarına güvenmezler; genellikle daha eski, bilinir güvenlik açıklarını kullanırlar.

Kalıcılık: Araştırmalar sırasında, kötücül yazılım tarafından kullanılan iki adet kalıcı mekanizmaya rastlandı. Bir versiyon, sürekliliğini sağlayabilmek için bir Windows servisi yüklediğinde; diğeri sadece genel başlangıç dosyasını özel olarak yarattığı başka bir dosya ile değiştirerek, kendini sistem dosyasına kopyalar. Daha sonra da tüm otomatik başlat maddelerini kopyalar.

Tehdit: Kötücül yazılım, virüslü bilgisayarlardan bilgileri alır ve HTTP POST aracılığıyla C&C sunucularına gönderir. Bu sayede saldırganlar, dosya alma ve gönderme gibi pek çok işlemi virüslü bilgisayarlar üzerinden gerçekleştirebilirler. Trend Micro araştırmacıları gerçekleri olmamakla birlikte bu komutlardan bazılarına sahipler.

C&C sunucularından kurtarılabilen verilere göre:

1465 adet yönetici
2272 adet harici IP Adresi kullanıldığı belirtiliyor.

Mağdur olan ilk 10 ülke ise aşağıdaki gibi sıralanıyor:

Rusya 1063

Kazakistan 325

Ukrayna 102

Vietnam 93

Özbekistan 88

Beyaz Rusya 67

Hindistan 66

Kırgızistan 49

Moğolistan 44

Çin 39

 

Araştırmacılar, saldırganların hangi bilgilere ulaşmayı hedeflediğini tam olarak bilemese de; genelde belirli dosyalara ulaşmaya çalıştıklarını belirttiler.

Lurid” ağının ortaya çıkmasıyla, bu tarz saldırılara karşı neler yapılması gerektiğine dair pek çok bilgi edinildiği bir gerçek. Belki de bu saldırıların tek iyi yanının, savunma stratejileri geliştirebilmek, kötücül yazılımların ve üreticilerinin amaçlarının neler olduğunu keşfetmeye bir adım daha yaklaşabilmek olduğu söylenebilir.

:: LURID ile ele geçirilmek istenen belgeler neler olabilir?

 

iStockphoto, Feast’i Faaliyete Geçiriyor

Feast farklı tasarımcılar, fotoğrafçılar, direktörler, yazarlar ve pazarlama profesyonellerinden oluşan bir gruba zengin yardım seçenekleri sunuyor. Feast’in en önemli özelliği fotomuhabir Mario Tama ve yazar, yönetmen ve prodüktör Kirby Ferguson gibi farklı alanlardan üstün liderler ile onlarla online ortamda çalışmak üzere başvuran kişiler arasında benzersiz bir halka açık danışmanlık hizmeti sunmasıdır. Lansman öncesinde, 25.000 kişi Feast’e kaydını yaptırırken, 300 kişi de Ekim ayının çırakları olmak üzere başvurdu.

Daha İyi Bir Dünya Yaratmak…

Her ay Feast’te, iki ila dört çırak ile birlikte bu yılın teması olan “Daha İyi Bir dünya Yaratmak” ile ilgili belirli bir başlık üzerinde çalışacak yeni bir misafir sanatçı açıklanacak. Misafir sanatçı, diğer konukların o ayın başlığıyla ilgili yazılarını da gönderecek. Çıraklar, misafir sanatçının açıkladığı “Brief”i anlamak üzere danışmanlarıyla buluşacaklar. Tıpkı Brief gibi, sonraki taslaklar, geribildirimler ve final projeleri de Feast’te yayınlanacak. Çıraklar, en iyi sanatçılardan yaratıcı yönetmenlik hizmeti ve geribildirim almanın yanı sıra, 500 iStock kredisi ya da 500 dolar ile ödüllendirilecek.

“Büyük Fikir” kavramına odaklanan Ekim ayındaki ilk Feast’in başlama vuruşunu James Leal-Valias yapıyor. İlk çıraklar ise Avustralya, Sydney’deki Billy Blue College of Design’dan tasarım öğrencisi Jonathan Key ve Portland, Oregon’dan bağımsız tasarımcı Jennifer Wallace.

Sonraki misafir sanatçılar arasında şu isimler Var:

  • Kasım: Fotomuhabir Mario Tama. Mario Emmy adaylığına sahip bir Getty Images fotoğrafçısı. Afganistan ve Irak’taki savaşların yanı sıra uluslararası öneme sahip diğer önemli olaylarda da muhabirlik yaptı. Bağdat’taki yetimler konulu çalışması Visa Pour L’Image’da sergilendi ve Katrina Kasırgası’nın tahribatı görüntüleri Newsweek, National Geographic ve dünyanın her yanındaki birçok gazetede yayımlandı.
  • Aralık: Everything is a Remix’in taratıcısı Kirby Ferguson onlarca kısa komedi filmi çekmiş ve webde dört milyonu aşkın kez görüntülenmiş bir yazar, yönetmen ve prodüktördür. Canadian Broadcasting Corporation ile yaptığı geliştirme anlaşmasının bir parçası olarak, yakın zamanda viral video “Macs vs. PCs”i yazdı, yönetti, yapımcılığını ve kurgusunu gerçekleştirdi. Kendisi, üretken bir komedi yazarıdır ve video prodüksiyon alanındaki engin bilgisi sayesinde, kısa filmlerinin neredeyse tüm yapım aşamalarını bizzat yürütmüştür.

:: Haber hakkındaki düşüncelerinizi forumda paylaşabilirsiniz.

 

IBM E-Postayı Sosyal Ağlara Entegre Ediyor

Bugün İstanbul’da düzenlenen IBM Yazılım Zirvesi 2011’de açıklanan yenilikler arasında kurumsal e-postaların sosyal ağ entegrasyonu ve kurumsal anlamla yazılım geliştiricilere sunulan yeni fırsatlar vardı. 

Kurumsal kullanıcılar e-posta gönderirken istedikleri takdirde Facebook ya da Linkedin gibi sosyal ağlardaki profillerinin de görüntülenmesini sağlayabilecekler. Bu yeni fonksiyon yardımı ile genç kuşağa yönelik çalışmalar başlatan IBM‘den Esra Avcı sorularımızı yanıtladı. 

IBM İşbirliği Çözümleri ve Sosyal İş Ağları Ürün Yöneticisi olan Esra Avcı, ShiftDelete.Net‘e yeni servisleri ve uygulama geliştirme ile ilgili sundukları fırsatları anlattı:

#video_5868#

:: Sosyal ağların e-postaya entegrasyonunu nasıl buluyorsunuz?