WoW 4.3’te Neler Olacak?

Fazlasıyla geniş bir kitleye hitap eden World of Warcraft, başladı günden bugüne sürekli yenilenmesiyle ayakta kalan bir oyun. Her oyuncu kendi sınıfının ne gibi değişiklikler kazanacağını merak ederken, bir yandan da yeni içerikte nasıl bir yol izlemesi gerektiğinin hesaplarını yapıyor.

Bir süre önce aktif olan 4.2 Firelands güncellemesinin de yavaş yavaş sonuna geliniyor. Aslına bakarsanız, Cataclysm paketinin komple sonuna yaklaşıyoruz. İçerik açısından diğer paketlerin bir hayli gerisinde kalan Cataclysm’in sonunun yaklaşması, eminim ki birçok oyuncuyu mutlu edecektir.

{pagebreak::Değişiklikler}

4.2’nin sonuna gelinirken, 4.3 güncellemesinin de bilgileri ortaya çıkmaya başladı. World of Warcraft’ın yapımcıları ile röportaj yapan MMO-Champion, yeni güncelleme hakkında altın değerinde bilgiler edinmiş. 

  • 5 kişilik zindanlara ve raidlere Caverns of Time bölgesinden girilecek.
  • İlk 5 kişilik zindanın adı Endtime olacak ve Nozdormu, oyunculara Deathwing’in kazanması halinde gelecekte neler olacağını gösterecek.
  • İkinci 5 kişilik zindanın adı Well of Eternity olacak ve bu sefer geçmişe gideceğiz. War of the Ancients zamanında Thrall’a yardım ederek, Deathwing’e karşı kullanmak üzere Dragon Soul’u ele geçirmeye çalışacağız.
  • Üçününcü 5 kişilik zindanın adı ise Hour of Twilight olacak. Thrall’a eskortluk ederek Wyrmist Temple’a götüreceğimiz bu zindan ise günümüzde gerçekleşecek.
  • Beklenen raidin adı, The Dragon Soul olacak. 8 ayrı kombatın bulunduğu raidde, son iki kombat Deathwing ile geçecek.
  • Deathwing, binek düşürecek.
  • Deathwing, sadece silah ganimeti sağlayacak (Lich King?).
  • Heroic Deathwing, üst uç seviye guildler öldürdükten sonra kolaylaştırılacak.
  • Valor puanlarıyla Tier 13 set parçalarını almayı hayal ediyorsanız, şimdiden unutmaya çalışın. Valor puanlarıyla set parçası almak tarihe karışıyor.
  • Yeni efsanevi silahlar, 2 tane Dagger olacak. Rogue sınıfın her üç specinde de kullanılabilecek olan bu daggerlar, uzun bir görev zincirinin ödülü olacak.
  • Looking for Raid özelliği, büyük ihtimalle Normal veya Heroic kayıtlarıyla çakışmayacak. Böylece aynı raidi hafta içerisinde çok kez yapabileceğiz gibi görünüyor.
  • Looking for Raid’e giriş için ihtiyaç duyulan ekipman, 5 kişilik Heroic zindanlardan yüksek, Normal raidlerden düşük olacak.
  • Firelands’te anormal gereksiz kalan Melee sınıflara, sadece The Dragon Soul raidi içerisinde geçerli olacak bir buff sağlanacak. Böylece Melee ve Ranged arasındaki DPS farkı ortadan kalkmış olacak.
  • Epic Gem’ler raidden düşebilecekler.
  • Northrend, ihtiyaç duyulan tecrübe puanının 2/3’ü kadarını isteyecek. Böylece alt karakterler daha kolay 85. seviyeye ulaştırılabilecek.
  • Corrupted Ashbringer, Transformrification özelliğinde kullanılamayacak.
  • Eski PvP setleri, Transformrification özelliğiyle kullanılabilmeleri amacıyla yeniden oyuna eklenecek.
  • Az da olsa mesleklere yenilikler gelecek.

:: 4.3 yenilikleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce bu yenilikler WoW’a yeniden can verir mi?

 

PS Vita Günümüz PC’lerine Kafa Tutuyor

Durmaksızın ilerleyen oyun donanımı sektörünün son harikalarından biri de Sony tarafından önümüzdeki aylarda piyasaya sürülmesi beklenen PS Vita olacak. Bu küçük canavara can veren işlemciler ise ARM’ın ürettiği Cortex-A9 adlı dört çekirdekli işlemciler olacak. Bildiğiniz gibi ARM işlemciler aynı zamanda iPhone ve Nintendo’nun 3DS platformlarını da ayakta tutuyor.

Sony’nin PS Vita’sı ise Cortex-A9 işlemcisiyle günümüz PC’leri ile yarışacak düzeyde bir performans sunuyor. Bu işlemcinin her bir çekirdeği 2 GHz hızında çalışıyor. Aslına bakarsanız bu taşınabilir oyun platformları için bir devrim. Zira taşınabilir konsolların ve oyun platformlarının bu kadar yüksek hızda işlemcilere sahip olması insanın başını döndürecek bir gelişme olarak tarihteki yerini alıyor diyebiliriz.

PS Vita, 17 Aralık tarihinde ilk olarak Japonya’da piyasaya sürülecek. Ardından 2012 yılının ilk aylarında Amerika’da, Şubat ayının sonlarına doğru da Avrupa’da satışa sunulacak.

:: PS Vita almayı düşünüyor musunuz?

HIS, 2 GB’lik HD6570’ini Hazırlıyor

Ürettiği ekran kartlarına hazırladığı kutu içerikleriyle dikkat çeken HIS firması, Radeon HD6570 ekran kartını duyurdu. 2 GB belleğe sahip olan ürün, bellek tipi olarak ise GDDR3’ü kullanıyor. Etrafı pasif soğutucuyla kaplı olan HIS ekran kartı, dolayısıyla sıfır desibel gürültüye sebep oluyor.

Giriş seviyesi bir ürün olan HIS Radeon HD6570, 480 tane paralel işlemci içeriyor. 650 MHz hızındaki GPU’ya bellekler, 128 bit arabirim üzerinden 1000 MHz ile eşlik ediyor.

DVI, VGA ve HDMI çıkışları sayesinde kullanıcıları çeviricilerden kurtaran HIS, içerdiği HD video çipi sayesinde video izlerken takılma durumunun söz konusu dahi olmamasını sağlıyor. Ürünün ön sipariş fiyatı ise 106 dolar.

:: Giriş seviyesi ekran kartı satın alırken video çipine sahip olmasını dikkate alıyor musunuz?

 

Symbian Kullanıcıları Anna’yla Buluşuyor!

Symbian Anna, Nokia N8, Nokia C7, Nokia C6-01 ve Nokia E7 modellerinin sunduğu kullanıcı deneyimini büyük ölçüde geliştiriyor. Symbian Anna Nokia akıllı telefonlarına yeni kullanıcı arayüzü, dik konumda kullanılabilen sanal Q klavye, bölünmüş ekranda (split-screen) mesajlaşma, geliştirilmiş haritalar, tarayıcı ve güvenlik özellikleri gibi pek çok yenilik getiriyor.

Symbian Anna’yı bilgisayar bağlantısıyla Ovi Suite’in son versiyonu kullanılarak ya da doğrudan akıllı telefonlara indirmek mümkün.

Symbian Anna Özellikleri
Kullanıcı arayüzü: Symbian Anna, Nokia N8, Nokia C7, Nokia C6-01 ve Nokia E7 modellerine canlı ikonlar ve çoklu kullanım özellikleriyle yeni bir görüntü ve dokunuş getiriyor.
Haritalar ve navigasyon: Symbian Anna daha iyi arama fonksiyonu, yeni toplu taşıma rotaları, Facebook, Foursquare ve Twitter gibi sosyal ağ sitelerine check-in yapabilme özellikleriyle daha gelişmiş Haritalar fonksiyonları sunuyor.
İnternet: Daha hızlı ve kullanımı kolay internet tarayıcısıyla sayfalar daha hızlı yükleniyor ve kullanıcılar hareket halindeyken en sevdikleri sitelere daha kolay bağlanabiliyor.• İş amaçlı kullanım: Symbian Anna daha gelişmiş veri şifreleme özelliği sayesinde akıllı telefonlarını iş amacıyla kullanmak isteyenler için güvenli kullanım imkanı sağlıyor.
Yakın Alan İletişimi (NFC): Symbian Anna yazılımı aynı zamanda Nokia C7 üzerindeki NFC donanımını da aktif hale getiriyor ve kullanıcılar telefonlarını yalnızca birbirine dokundurarak kontaklarını, fotoğraflarını, videolarını paylaşıp oyun oynayabiliyor, Nokia ve diğer telefonların NFC özellikli donatılarıyla kolayca eşleşebiliyor ve check-in ve daha da fazlasını yapmak için NFC etiketlerini okuyabiliyor.

:: Symbian Anna hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

Facebook’tan Yeni Hizmetler Geliyor!

Facebook’un bu hafta düzenlenecek olan f8 isimli geliştirici konferansında yeni bir hizmetler hakkında bilgi vermesi bekleniyor.

New York Post‘ta yayınlanan bir rapora göre açıklanacak olan yeniliklerden biri de Facebook ile çevrimiçi film ve TV hizmeti veren Hulu‘nun iş ortaklığı.

Yöneticilerin şu an bazı TV şovlarının telif haklarıyla ilgili problemler yüzünden Hulu’yu satmak istediğine dair çeşitli söylentiler bulunuyor.

Facebook’un yeni bir müzik hizmetini de yine f8’de duyurucağı söyleniyor. Ancak şimdilik bu hizmetle şarkıların indirilmesi ya da satın alınması bir durum söz konusu değil. Her ne kadar şu an Facebook, Pandora ve Spotify gibi üçüncü parti müzik sağlayıcılarına açık olsa da sunacağı hizmetiyle bu isimleri de tehlikeye sokabilir.

:: Google+, Facebook’un başarısını yakalayabilecek mi?

 

 

Yepyeni GeeXboX, Taze Fırından Çıktı!

Daha önce ShiftDelete.Net okurlarına tanıttığımız GeeXboX’ın büyük ve önemli değişiklikler içeren yeni sürümü kullanıcıların beğenisine sunuldu. GeeXboX 2.0, gömülü sistemler ve masaüstü bilgisayarlar için geliştirilmiş media center görevini üstlenen bir Linux dağıtımı.

Yıllar süren geliştirme sürecinin ardından “Love It or Shove It” kod isimli GeeXboX 2.0, ilk sürüme oranla çok farklı. GeeXboX hakkında detaylı bilgi almak için isterseniz daha önceki sürüme ait inceleme yazısını okuyabilir, isterseniz resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

:: GeeXboX’ın önceki sürümünü kullandınız mı?

 

Windows 8’den İzlenimler

Gümbür gümbür gelen işletim sistemi Windows 8, son günlerin gündemini oluşturuyor. Hakkında yapılan açıklamalar, insanların merakları, ne yenilikler geleceği ve bu yeniliklerin bizi olumlu veya olumsuz yönde etkileyeceği, dönemin en çok konuşulanları arasında yer alıyor. Biz de işletim sistemini kurup, dikkatimizi çeken noktaları size gösterelim istedik.

{pagebreak::Ribbon Gezgin}

Windows 8’in ilk dikkat çeken özelliklerinden biri Ribbon arayüzlü Windows Gezgini. Ribbon arayüzü, bildiğiniz gibi Microsoft’un 2007’den itibaren hazırladığı Office yazılımlarında kullanılmıştı. Şimdi ise Windows’u komple kaplıyor bu arayüz.

Kullanıcıların bazılarından şikayet gelmiş olsa da, Microsoft bu arayüzden vazgeçmeyeceğe benziyor. Klasör ve dosya özelliklerini biraz daha derli toplu tutan arayüz, aslında daha kullanışlı bir hale gelmiş.

{pagebreak::Görev Yöneticisi}

Dikkatimizi çeken bir diğer özellik ise Görev Yöneticisi. Eskisinden daha çok sekmeye sahip olan yönetici, daha dikkat çekici bir hale gelmiş. İlk olarak Performans sekmesindeki değişiklikten bahsedelim. Yıllardır yeşil grid üzerinde grafik çizilen iğrenç bir arayüz olan bu sekme, sonunda makyajlanmış. Daha fazla özelliği bir arada görebiliyor olmamızın yanısıra, daha hoş bir görünüme de kavuşmuş.

App History sekmesi ise, bilgisayar üzerinde çalıştırılmış olan uygulamaları görüntüleme işlevi görüyor. Böylece bir virüs olayı ile karşılaştığınızda, “Ben bunu hakedecek ne yaptım?” sorusuna bu sekme üzerinden yanıt arayabilirsiniz.

MSConfig üzerinden girdiğimiz başlangıç programları ise, yöneticinin Startup sekmesi içerisinde yer alıyor. Bu arada şimdi farkettim, biz daha açılışta çalışacak hiçbir şey yüklememişiz.

Detaylar sekmesi ise aslında Windows 7’nin İşlemler sekmesi. Hangi program parçasının ne kadar bellek ve işlemci yükü kullanarak çalıştığı, anlık olarak bu sekmeden izlenebiliyor.

{pagebreak::Başlat Menüsü}

Windows 8’in en dikkat çeken özelliklerinden biri, yeni Başlat menüsü. Dokunmatik ekranlı mobil cihazlarda da rahatlıkla kullanılabilmesi amacıyla ortaya çıkarılan bu özellik, menüyü daha görsel bir hale getiriyor. Görselliğinin yanı sıra, bazı bileşenler Widget tipinde çalışarak kullanıcının o ikonu tıklamadan da bilgi sahibi olmasını sağlıyor.

{pagebreak::Internet Explorer 10}

Windows 8 ile Microsoft’un internet tarayıcısı Internet Explorer 10 da geliyor. En çok kullanılan tarayıcı olma ünvanını hala elinde tutan Internet Explorer, daha basit bir görünüme sahip olmuş. Bakalım Chrome’un yükselişine Microsoft bu tarayıcısıyla dur diyebilecek mi… 

Yazımızda bahsettiğimiz özelliklerin hepsi, Windows’un Developer sürümünün özelliğikleri. Bu değişikliklerin çoğu kalıcı olup, üzerinde pek çok şey daha eklenecektir. 

:: Windows 8’in en çok hangi değişikliği hoşunuza gitti?

 

Fotomontajın En Kolay Yolu

Photoshop gibi fotoğraf düzenleme yazılımları sayesinde fotomontaj eskiye göre oldukça kolaylaştı. Ancak bu tabii ki Photoshop’la fotomontaj yapmanın kolay olduğu anlamına gelmiyor. Eğer siz de fotoğraflarınızdaki suratları kırparak, başka fotoğraflar üzerine kolayca yerleştirmek istiyorsanız bunu yapmanın basit bir yolu var.

IncrediFace, yüzünüzü sinema filmlerinin afişlerine ya da sizin için gitmesi zor olan yerlere kendi fotoğrafınızı yerleştirmenizi sağlayan bir uygulama. Hazırladığınız fotoğrafları isterseniz e-posta ile gönderebilir ya da CD‘ye yazabilirsiniz.

Hazır temalar yeterince fazla olmasına karşın, yapabilecekleriniz size sunulan temalarla sınırlı değil. IncrediFace sadece fotonontaj özelliğiyle yetinmiyor. Örneğin fotoğraflarınıza arkaplan müziği ya da mikforonunuzla kaydedeceğiniz bir sesi ekleyip etkileşimli videolar hazırlamanıza da yardımcı oluyor.

İndir: IncrediFace 1.5

:: Siz de yaptığınız fotomontajları bizimle paylaşın

 

FIFA 12 – PES 12 Kapışmasında İlk Round

Geçtiğimiz hafta, Konami‘nin PES 2012 demosunu Xbox 360 konsoluna çıkarmasıyla birlikte, FIFA ve PES‘in demoları bütün önemli platformlarda görücüye çıkmış oldu.

Bu gelişmede, bütün oyun dünyasına her iki yapımı da kıyaslama fırsatını sundu. İsterseniz, en önemli bir kaç oyun sitesinden derleyerek ir araya getirdiğimiz fikirleri sizlerle de paylaşmaya başlayalım.

Konami, son yıllarını PES serisini bir sisteme oturtmak, bir kurguyu hayranlarına kabul ettirmek ve yeni yapımlarını bunun üzerine inşa etmek için harcadı. Bunun yanında FIFA ise, zaten var olan bir iskelet üzerine, her sene adım adım gelişme gösterdi ve özellikle son iki-üç yılda büyük bir sıçrama gerçekleştirdi.

PES geçtiğimiz seneye kadar, grafiklerinde kullanılan motor sayesinde hep bizlerde farklı bir his uyandırmıştı. Similasyon oyunlarında olması gereken bir histi bu ve yapıma büyük bir artı kazandırıyordu.

{pagebreak::2}

Ortak Fikir: FIFA 12 Daha İyi

Ancak geçtiğimiz seneden itibaren artık bu bir fark olmaktan çıktı çünkü, FIFA‘da da aynı hissiyatı yaşamaya başladık. Bunun akabinde, futbol oyunu sevenlerin büyük çoğunluğu yarışta FIFA’nın önde gittiğini kabul ettiler. Hatta uzun soluklu PES hayranları bile, en unutulmaz yapımların PES 4 ve 5 olduğunu, halen bu yapımların büyüsünün yakalanamadığını itiraf etmek zorunda kaldılar.

Sonuçta, Konami‘nin yıllardır süren üstünlük mücadelesi ve takdire şayan gelişimine rağmen, özellikle bu seneden itibaren FIFA‘nın gerçekçiliği ve bu alandaki tecrübesiyle mağlubiyeti kabul etmesi gerekecek. Ancak tüm bu görüşlerin hakim olduğu sitelerde yinede bir açık kapı bırakılması ihmal edilmemiş. Ortak görüş, henüz oyunların tam sürümlerinin görülmediği, uzun soluklu bir oyunda belki görüşlerin değişebileceği şeklinde.

:: FIFA 12 ve PES 2012’nin her ikisini de deneyen oyun severler, sizce hangisi?

PS Vita Hafıza Kartı Fiyatları Uçmuş!

Artısıyla eksisiyle uzun süredir gündemden düşmeyen PS Vita, bu seferde Tokyo Oyun Fuar‘ına damgasını vurdu. Belki de oyunseverlerin, fuarda en çok merak ettiği konu başlığı olan PS Vita, önemli detaylarının gün yüzüne çıkmasıyla bu beklentilere cevap vermiş oldu.

Daha önceleri bu konsol hakkında en çok merak edilen konuları başında pil ömrü geliyordu ancak, bu açıklama için Tokyo Oyun Fuarı beklenmedi ve konsolun 3-5 saatlik bir pil ömrünün olduğu açıklaması geldi.

Bu açıklamanın ardından artık tüm gözler Sony‘nin yeni yıldızının hafıza kartı fiyatlarına döndü. Çünkü, oyun oynamak, film izlemek ve bolca dosya bulundurabilmek için en önemli anahtar hiç şüphe yok ki hafıza kartı olacak.

İşte bunun farkında olan ve oyunseverlerin hafıza kartlarını hayati bir ihtiyaç olarak gördüğünü bilen Sony, bu küçük ama yararlı parçacıkların fiyatlarını oldukça yüksek tutmuş.

{pagebreak::Bu Fiyatlar Cep Yakar}

Bu Fiyatlar Cep Yakar

Tokya Oyun Fuarı‘nda sırası geldiği zaman kürsüye çıkan ve PS Vita hakkında ki detayları açıklayan Sony yöneticileri, hafıza kartı fiyatlarını açıkladığında birçok oyunseverin yüzünün düşmesine sebep oldu.

Yapılan açıklamada hafıza kartı fiyatlarının, 4GB‘lık model için 2.200 yen (29$), 8GB’lık model için 3,200 yen(42$), 16GB’lık model için 5,500 yen(72$) ve en büyüğünden isterim diyenler için hazırlanan 32GB‘lık model için de 9,500 yen(124$) şeklinde olacağı duyuruldu.

Yani neredeyse iki 32 GB’lık hafıza kartının bir konsola eşit olduğu gerçeği ortaya çıkıyor ki, bu sanki normalden biraz daha fazla bir fiyat olmuş. Ancak yine de, birçok oyunseverin, “yeterki PS Vita iyi olsun, bir kere alacağız nasılsa” diyerek bu fiyatları görmezden gelebileceği ve bu sayede Sony‘nin kasasını dolduracağı düşünülüyor.

:: PS Vita almayı düşünenler bu hafıza kartlarından hangisini tercih etmeli?

Bilgisayar Dergileri Neden Satmıyor?

Bir okur olarak bilgisayar dergileriyle tanışıklığım,90’lı yıllara denk gelse de, bu dergilere içerik üretmeye 2002 yılında başladım. O zamanlar, bazı aylarda 100 binden fazla aylık satış adedine ulaştığımız dönemler vardı.

Okurlarımız, dergi editörlerini birer pop star gibi görüyordu. Öyle ki, bilgisayar başında nasıl yazı yazdığımızı 3-5 dakika da olsa yerinde izlemek için şehir dışından gelen fanatik okurlarımız bile vardı. Aldığımız mektupların (e-posta değil) sayısı inanılmazdı.

Konuyu mizahi açıdan değerlendiren Zaytung, bilgisayar dergileriyle ilgili çok ilginç bir görsel paylaşmış. İlgili kapağın büyük haline, buradan ulaşabilirsiniz.

Yıl 2011…

Dergilerin çoğu kapandı, kalanlar da satış rakamlarının azlığıyla mücadele ediyor. PC World, Byte, PC Magazine gibi önemli markalar artık yok. Yayına devam eden iki dergi de (PCNet ve Chip) Doğan Yayın Holding bünyesinde devam ediyor.
{pagebreak::Sorun Var}

Bu İşte Bir Sorun Var!

Teknolojiye ilgi duyan kişi sayısı artıyor, genç nüfusun tamamı hedef kitleyken, orta yaşlı kesim de bu dünyadan soyutlanmamak için kendini geliştirmek istiyor. Kısaca; bilgisayar dergilerinin hedefinde 100 binlerce okur kitlesi var. Ancak, satış rakamları 20 binin üzerinde, çoğu zaman da altında.

ShiftDelete.Net‘i ilk kurduğumuz dönemlerde, her ay düzenli olarak yayınladığımız bir makale vardı. Benim için önemli bir okul olan bu dergilere destek olmak için “Bilgisayar dergilerinde bu ay” başlıklı içeriklerle, o aya ait dergilerin tanıtımını yapıyorduk.

Hemen hemen tüm dergilere aboneydik. 7-8 sayfada anlattığımız, her biri on binlerce kişi tarafından okunan, yüzlerce yorum alan bu içerikler için şu anda sadece 2 dergi kalınca, bu içeriklerden de vazgeçtik.
{pagebreak::Neden Bu Halde?}

Dergiler Bu Hale Nasıl Geldi?

Başlıktaki bu sorunun cevabını, farklı açılardan değerlendirerek vermekte fayda var. Herkesin ilk tahmin ettiği gibi, İnternet. Kişiler, merak ettikleri teknoloji konularını dergiler yerine, internetteki arama motorları sayesinde buluyoralar.

Bu, kesinlikle doğru bir tespit.

Dergilerin çok sattığı zamanlara dönelim. Eve bir bilgisayar alınacaksa, önce bir bilgisayar dergisi satın alınıyordu ve arka sayfalarında bulunan market ilanlarından faydalanılarak bu bilgisayar toplanıyordu.

Burada bir başka sebep daha kendini göstermiş oldu. Teknoloji…

O zamanlar, ses için ayrı, Ethernet için ayrı bileşenler almak gerektiğinden (şimdi hepsi onboard) çok iyi bir analiz yaparak, hem uyumlu hem de uygun fiyatlı bir çözüm bulmak hedefleniyordu.

Şimdi, bazı robotlar bu işi sizin yerinize yapıyor. Zaten çoğu kullanıcı, masaüstü bilgisayar yerine dizüstü bilgisayar tercih ettiğinden, konfigürasyona da pek dikkat edilmeden markaya ve bütçeye göre karar veriliyor.

Bir diğer önemli sebep de, okur kitlesi olacak kişilerin tüketim alışkanlıkları. Bu durum, nüfusumuz açısından ezici üstünlük sağladığımız Avrupa ülkeleriyle kıyaslandığında daha net ortaya çıkıyor.

Bir yılda kişi başına okunan kitap sayısı Türkiye’de birkaç tane iken, bu rakam diğer ülkelerde onlarca kat daha fazla. Bu eğilim, dergilerde de kendini gösteriyor.

Kişiler, okumaktan uzaklaşıyor. Aylık dergileri okumak için para harcamak, çoğu kişiye gereksiz geliyor.

Şimdi bir neden daha ortaya çıktı. Aylık…
{pagebreak::Geç Kalınıyor!}

Aylık Dergiler Geç Kalıyor

Bilgisayar dergileri, ayda bir yayınlanıyor. Dergi yapmak gerçekten çok zor bir iş. İçerik planı yapmak, bu içerikleri üretmek, baskı ve dağıtım işleri… Her biri, başlı başına ayrı uzmanlık alanı demek.

Ayda bir çıkan dergiler bile tam vaktinde çıkmak için çalışanlar, çoğu geceler ofiste sabahlıyorlar. Bu durum ise, hızlı bir şekilde haber almak isteyen okur kitlesinin iştahını kapatmıyor.

En basiti, teknoloji tutkunları Eylül’ün 12’sinde gösterilen Windows 8‘i internet sitelerinden takip ettiler, indirdiler, denediler bile. Dergiler ise bunu Ekim’in ilk haftası çıkacak olan sayılarında yer verecekler ve bu süreç, Ekim sonuna kadar devam edecek. Yani, ayda bir dergi demek, teknoloji, dünyasına geç kalmakla aynı anlamı taşıyor.

İçeriklerden bahsetmişken, eskiden sıkı dergi okuyan ama şimdi bu takibi bırakan okurlarla yaptığım sohbetlerde şu sözleri çok duyuyorum; “Her ay kendini tekrar eden yazılar okumaktan sıkıldık“, “Windows’u hızlandırmanın bilmem kaç yolunu okumak istemiyoruz artık” gibi samimi itiraflar.

Dergiler, içerik üretirken ister istemez kısır döngüye giriyor ve okurun karşısına geçen yıla ait olan ama güncellenmiş makalelerle çıktığı zamanlar olabiliyor. Önceki sayfalarda paylaştığımız Zaytung görseli, bu konuyu en iyi şekilde anlatıyor diyebilirim.
{pagebreak::Yüksek Maliyetler}

Dergi, Çok Maliyetli!

Çöküşü hızlandıran bir diğer faktör de, dergi yöneticilerinin dünyadaki değişimi yakından takip edemiyor olması. Dergiler için şimdi yeni bir fırsat var; tablet bilgisayarlar. Yurt dışındaki dergiler, kendilerini çoktan bu ortamlara taşıdılar bile.

Ayrı içerik ekipleri, ayrı gelir modelleri oluştu. Tıpkı zamanında internete yatırım yapan dergiler gibi. Ülkemizde ise henüz tablet cihazlara özel olarak çıkan bir bilgisayar dergisi yok. Olanlar, aylık yayınları tarayıp küçülterek tablet ekranlarında okurun karşısına çıkıyorlar.

İşin bir de yatırım kısmı var. Dergicilik, eskiden olduğu gibi yatırımcılar için çok kazançlı bir iş gibi görünmüyor. Geniş insan kaynağı, baskı ve dağıtım maliyetleri, dergi başına elde edilen karı çok aza indiriyor.

Çoğu dergi, yurt dışındaki lisanslı yayınların Türkiye‘deki yansıması olduğundan, sadece adı için bile her ay önemli bedeller ödeniyor.

Yayınların büyük kısmı zarar ediyor ama yayın grupları, bu dergileri yayınlamaya devam ediyor. Kayıpları, diğer gelir modelleriyle karşılamaya çalışıyorlar.
{pagebreak::Sonuç}

Özet

Bilgisayar dergilerinin önemi çok büyük. Kapanan her dergi için üzüldüğümü itiraf etmeliyim. Hem değişen şartlara ayak uydurmada, hem de farklı gelir modellerini zamanında kurmamaları nedeniyle raflarda gövde gösterisi yapamıyor olmaları, bilişim yayıncılığı adına kötü bir son.

Giden gitti ama kalan sağlar, belki bu değişimi çok daha iyi izleyerek, eskiden olduğu gibi çok daha fazla geniş kitlelere ulaşmak için önemli adımlar atabilir.

Ama bunun için de yürekli yatırımcılar gerekiyor. 

:: Konuyu, SDN Forum’da bu başlık altında tartışıyoruz.
Katılmak için tıklayın.

Vodafone Mobile Clicks 2011 Sonuçlandı!

Vodafone Grubu’nun mobil internet sektöründe global olarak düzenlediği Mobile Clicks 2011’in Amsterdam finali gerçekleştirildi. Türkiye‘de finale kalan toplam beş proje arasından seçilen Bill Gastro, Amsterdam’da gerçekleştirilen büyük finalde Türkiye‘yi temsil etti.

Dünya çapında mobil internet sektöründeki girişimcilere yönelik düzenlenen en geniş çaplı yarışma olma özelliğini taşıyan Vodafone Mobile Clicks 2011’in kazananları, 17 Eylül 2011 tarihinde Amsterdam PICNIC Festivali’nde, tüm ülke finalistlerinin davet edildiği büyük finalde açıklandı. SDN olarak etkinliği yerinde takip ettik.

2011 ayağı toplam yedi ülkede gerçekleştirilen Mobile Clicks; Almanya, Hollanda, Portekiz, İrlanda, İspanya ve İngiltere’ye ilaveten bu sene ilk defa Türkiye‘den de girişimcilerin katılımıyla düzenlendi. Yarışmanın Türkiye elemesinde finale kalan Whonear, GorDinle, Please Mobile Me, BillGastro ve Phoneist.com arasından birinci seçilen Bill Gastro, Amsterdam finalinde ülkemizi temsil etti.

Amsterdam finalinin jüri üyeleri arasında Vodafone İçerik Servisleri Direktörü Lee Epting, Roulette Cricket Genel Müdürü Dave Tharp, Vodafone Ventures VC ve Girişim Şefi Peter Barry, Neuhaus Partners Başkan Yardımcısı Paul Jozefak, Seedcamp Ortağı Reshma Sohoni ve The Next Web AB Editörü Martin Bryant gibi mobil iletişim dünyasının önde gelen önemli isimleri yer aldı.

 

Yarışmada orijinallik, yaratıcılık ve inovasyon, teknik ve operasyonel uygulanabilirlik, son kullanıcılara sağlanan değer ve yönetim ekibi kalitesi olmak üzere toplam 5 kriter üzerinden değerlendirilen projeler arasından birinci seçilen Frogtek 150 bin Euro almaya hak kazanırken; ikinci seçilen Parcel Genie 50 bin Euro, üçüncülüğe yerleşen Wunderlist ise ise 25 bin Euro ile ödüllendirildi.

Bill Gastro Hakkında


Bill Gastro, restoranların işlerini mobil ve online kanallar üzerinden yönetmelerini ve tanıtmalarını sağlayan yenilikçi bir mobil POS çözümü. Bill Gastro projesinin sahibi olan grup, aynı isimli şirketin sahibi Berkant Kölem ve İsmail Ürün’den oluşuyor. Mayıs 2011 tarihinde kurulan şirket, mobil internet sektöründe faaliyet gösteriyor ve bu alanda yenilikçi çözümler üretiyor.

{pagebreak::konuşmalar}

 

 

Vodafone Türkiye Bireysel Data Ürün ve Servisleri Bölüm Başkanı Ömer Kuyucu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Mobil iletişim dünyasına yeni bir soluk kazandıracak öncü teknolojilerin gelişiminde üstlendiğimiz rolün bilinciyle, Türkiye’deki nitelikli insan kaynağına ciddi şekilde yatırım yapıyor ve Türkiye’deki girişimcilerimizin uluslararası arenaya taşınmasına katkı sağlıyoruz. Mobile Clicks 2011, bu sene ilk defa Türkiye’den de girişimcilerin katılımıyla düzenleniyor olması dolayısıyla bizim için ayrı bir değer arz ediyor. Bugün Türkiye’deki girişimcilerimizin ürettiği çözümlerin uluslararası arenada rekabet edebilecek seviyeye gelmiş olması bizim için son derece mutluluk verici. Mobile Clicks 2011’de Bill Gastro projesiyle ülkemizi temsil eden ve Türkiye’nin girişimcilik alanındaki sesini duyuran Berkant Kölem ve İsmail Ürün’ü başarılarından dolayı tebrik ediyorum. Vodafone Türkiye olarak, bu ikiliye dünya kapılarını açmış olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Kendilerinin önümüzdeki süreçte uluslararası anlamda daha pek çok başarılı girişime imza atacaklarına olan inancımız tam.” şeklinde konuştu.

Vodafone Grup Tüketici Servisleri Direktörü Antonio Garcia Urgeles ise Mobile Clicks’in, Vodafone’un global anlamda AR-GE’ye ve inovasyona yaptığı yatırımların önemli bir ayağını temsil ettiğini belirttiği konuşmasında şu şekilde konuştu: “Vodafone olarak dünyanın önde gelen mobil iletişim teknolojilerini kullanıcılarımız ile buluşturmak üzere inovasyon kavramını her zaman için en önemli gündem maddelerimizden biri olarak ele alıyoruz. Mobile Clicks 2011 aracılığıyla, iki farklı ve zengin dünyayı bir araya getiren ve son derece geniş bir inovasyon alanı sağlayan mobil internet konusunda etkin girişimcileri bilgilendirip, bu alanda yaratıcı çözümler oluşturulmasına katkıda bulunuyor olmaktan memnuniyet duyuyoruz” şeklinde konuştu.

 

::Türkiye’de girişimcilik adına yapılan yarışmaları yeterli buluyor musunuz?