Bu Silahlar Artık Bilimkurgu Değil!

Savaşlar insanlığın ilk çağlarından bu yana ufak barış dönemleri dışında devam ediyor. Dünya tarihine baktığımız zaman bu kısa sürelik ömrümüzün büyük bölümünün savaşlar üzerine kurulu olduğunu görüyoruz. (Dünyanın En Muhteşem Saldırı Helikopterleri!)

Günümüzde çoğu insan barışçıl bir dünya hayal etse de, savaş insanoğlunun içerisine fazlasıyla işlemiş durumda.

Geleceğin savaşları toplu katliam için davetiye çıkartacak silahların kullanıma neden olacak

Ülkeler neredeyse bütçelerinin yüzde 60‘ına yakın kısmını ordularına ve silah geliştirme projelerine ayırıyor. Durum böyle olunca, en hızlı gelişen teknoloji kolu hep silahlar oluyor. Bir dönem sadece filmlerden izlediğimiz bilim kurgu ürünü silahlar bu hızlı gelişim sayesinde çok yakında gerçek olacak.

Star Wars gibi filmlerde gördüğümüz lazer silahları, kendi kendine hareket eden araçlar ve elektronik bombalar yakın gelecekte savaş alanlarındaki yerlerini alacak. Sizin için bazıları hâlâ geliştirme aşamasında olan bu ilginç savaş teknolojilerini bir araya getirdik…

{pagebreak::Pilotsuz Uçak }

Pilotsuz Uçak

Modern savaşlar artık toprağın üzerinde olmuyor. Savaş alanları gökyüzünün enginliğine taşındı. İnsan yapımı metal kartallar ve onların yetenekli pilotları ülkelerinin zafere ulaştırmak için gök kubbede ellerinden geleni yapıyorlar.

Birinci Dünya Savaşı‘yla savaş tarihine giren uçaklar artık yarı yarıya kendilerini kontrol edecek kadar gelişmiş donanımlara sahip.

Terminator filmlerindeki bu uçakların kendi yapay zekası bulunuyordu. Amaçları insanları avlayıp yok etmekti

Ancak gelecekte pilotlar sadece keyif için uçan insanlar haline gelecek. Geliştirilen otomatik pilot ve savaş sistemleri sayesinde uçaklar kendileri strateji üretip savaşabilecek.

Dost ve düşman kuvvetleri ayıracak bilgilere sahip olan bu insansız uçaklar insan vücudunun sınırlarını zorlayacak yükseksizliklere ve hızlara çıkabilecek.

 

Gerçek insansız savaş uçakları ise sinemadaki örneklerinden biraz daha az korkutucu bir görünüme sahip. Ancak kesinlikle öldürme konusunda onların arkasında kalmıyorlar

 

Terminator filminde örneğini gördüğümüz bu uçan robotlar savaşırken bize tek düşün ise bu çatışmaları izlemek olacak.

Gece görüşü ve lazerli arama sistemi sayesinde bu uçaklardan kaçmak pek kolay olmayacak. Amerikan ordusu 2013‘den itibaren Havva Kuvvetlerini bu araçlarla değiştirmeye başlayacak.

{pagebreak::Lazer Silahları }

Lazer Silahları

Sinema severler için lazer silahları hem gerçek hem de hayal ürünü. Bu fikir o kadar fazla oyun ve dizi de kullanıldık ve seyirci onlara o kadar alıştı ki, lazer silahlarının çoğu insan için cep telefonlarından farkı kalmadı. Ancak, askeri deneyler dışında bu silahlar hâlâ gerçek değil.

Uzay Yolu’ndaki lazer silahlarını kullanmak oldukça basitti

Modern lazerler geçtiğimiz yıl yapılan tatbikatlarla birlikte tüm dünyaya tanıtıldılar. Filmlerde gördüğümüzün aksine bu lazerlerin boyutu insandan daha büyük. Kimyasal bazlı çalışan bu lazerler, yapılan tatbikatlarda büyük başarılar kazandı.

Gerçek lazer silahlarının cebimize girmesi için bir hayli yol kat etmesi gerekiyor

Yolculuk halindeki bir uçaktan ateşlenen lazer yerde bulunan ufak hedefleri başarılı şekilde vurabildi. Yine filmlerle kıyaslanınca görünmeyen gerçek lazerler ısı sayesinde dokunduğu her şeyi kesebiliyor.

Bilim kurgu versiyonlarına kıyasla bu lazerlerin savaş alanlarına girmesi için uzun bir zaman var gibi gözüküyor.

{pagebreak::Uzay Savaş İstasyonları }

Uzay Savaş İstasyonları

Star Wars filmlerinde, uzaydan gezegenleri yok edebilecek bir teknolojiden bahsediliyordu. Uzay istasyonu olan Ölüm Yıldızı, gezegenlerin yörüngesine oturup buradan ateş edebiliyordu.

Müthiş bir hayal gücü ve gerçek dışı bir olay gibi gözükse de, birçok devlet lideri bu silahların gerçekten yapılması için yıllardır büyük kaynaklar harcıyor.

 

Star Wars filmlerindeki dev uzay istasyonu Ölüm Yıldızı

Amerika başta olmak üzere birçok ülke füzeleri uzaydan vurma kendini savunma bahanesiyle özel silahlar geliştirmeye devam ediyor.

Bu da Amerikan ordusunun tasarımını yaptığı gerçek uzaydan bombalama yapacak olan savaş istasyonu

 

Şu anda tam olgunluğa ulaşmamış bu teknolojinin konseptleri ve planları yapılmaya başlandı bile. Önümüzdeki 10 sene içerisinde ilk uzay savunma merkezinin yörüngeye yollanması planlanıyor.

Lazer silahlarını ve füzeleri kullanacak bu teknolojiyle birlikte artık savaşların anlamı da değişecek. Ülkeler savunma bahanesiyle tek tuş kullanıp bir birlerini vurabilecekler.

{pagebreak::Hipersonik Füzeler }

Hipersonik Füzeler

Strateji konusunda ilk kitaplardan birini yazan Sun Tzu‘nun dediği gibi en büyük zafer tek bir kayıp vermeden yaşanılandır.

Bu mantıkla her zaman kolu diğer ülkelerden daha uzun olan ordu savaşı en kârlı şekilde kazanır. İkinci Dünya Savaşı‘nda başlayan füzeyle saldırı yöntemi modern savaşlarda büyük bir önem kazandı.

 

Kıtalar arası bombalama operasyonları bu teknolojiyle sadece birkaç saate gerçekleştirebilecek

Ancak bir de Çin‘den Amerika‘ya füzeli saldırı yapıldığını düşünün.

Bu kadar büyük mesafelerde saldırı yapmanın yöntemi ise hipersonik uçaklarda gizli. Uydu yollama mantığıyla çalışacak olan bu uçaklar atmosferin ilk tabakalarında yolculuk yapıp uzun mesafeleri hızlı şekilde kat edebilecekler.

{pagebreak::Sesle Savaşma }

Sesle Savaşma

Savaşlarda hiç kayıp vermeden zafer kazanmak ilkedir. Ancak ilk çağlardan beri geliştirilen savaş aletleri iki tarafında ciddi kayıplar vermesini sağlıyordu.

Hulk filminde kullanılan sonik tankların bir örneği

Amerikan Ordusu tarafından geliştirilen bir sistem sayesinde özellikle toplumsal olayları can kaybı yaşanmadan durdurmak mümkün olacak.

İnsan vücudunun rahatsız olacağı ve acı çekeceği bir frekansta sonik dalga yayan özel savaş aletleri sayesinde çatışmalar tek kurşun atılmadan sonlanacak.

Bu da savaş alanlarına çıkmaya hazırlanan sonik tankın resmi

Bu sonik silahın karşısında acı çeken insanlar olay yerinden hemen kaçıp uzaklaşma isteği duyuyor. A 2 antene sahip olan bu cihaz 95 gigahertzlik sonik dalgalar çıkartabiliyor.

{pagebreak::Elektrikli Silahlar }

Elektrikli Silahlar

Polis ve asker gibi kolluk kuvvetleri halkla karşı karşıya geldikleri zaman mutlaka istenmeyecek durumlar yaşanır. Halkı korumakla görevli olan bu kuvvetler eğitimleri gereği, karşılarındaki halkı etkisiz hale getirmeye çalışır.

Ancak bu yaşanan tatsız durumlar yaralanmalar ve kötü olaylarla sonuçlanır. Elektrikli silahlar ise bu yaralanmalara son verecek.

Polisler bu gelişmil elektrikli silahlar sayesinde vatandaşları yaralamadan etkisiz hale getirebilecek

Polislere silaha alternatif olarak dağıtılması düşünülen bu aygıtlar kişilerin kaslarını kontrol etmesini engelleyecek derecede elektrik çıkartabiliyor. Amerika’nın bazı eyaletlerinde kullanılan sistem ilerleyen yıllarda daha kullanışlı ve gelişmiş bir hale geldi.

 

:: Bu silahların etkin olarak kullanılmasıyla birlkte sizce savaş stratejileri ve yöntemleri ciddi bir değişiklik gösterecek mi?

OLED mi AMOLED mi?

OLED yani Organik Işık Yayıcı Diot…Organik malzemenin içinde ışık emici diotlar bulunuyor ve bünyesinde yarı iletken mevcut. Organik yarı iletken iki elektrodun arasında konumlanmalı ve hedefine ulaşmak için mutlaka şeffaf olmalı. OLED teknolojisi, televizyonlarda, bilgisayar monitörlerinde, PDA’larda, netbook’larda, cep telefonlarında ve nice bilişim mucizesinde kullanılıyor.


İki avantajı var: Hem ışık üretebiliyor, hem de mevcut olan ışığı kolayca yansıtabiliyor. OLED ekranlar, standart LCD’lerin aksine arka ışığa ihtiyaç duymuyor. Böylece likit kristal ekranlardan çok daha ince ve hafif hale geliyorlar. LCD’nin ulaşamadığı yüksek karşıtlık oranına ulaşmaları da, kullanıldıkları teknoloji düşünülürse çocuk oyuncağı. OLED hem pasif matriks, hem de aktif matriks ile kullanılabiliyor; aktif matriks yapısına AMOLED deniyor, ancak o ileriki satırlarımızın konusu.

{pagebreak::Tarihi}

Tarihi

OLED’lerin gelişimi için kilit noktası olan elektiriksel ışıldama, Roger Partridge tarafından, İngiltere’deki Ulusal Fizik Tesisleri’nde geliştirilmiş. Üstelik takvimler, 1975 yılını işaret ederken… Gerekli ilk diotlar ise Kodak yöneticileri, Ching W. Tang ve Steven Van Slyke tarafından 1987’de icat edilmiş.

 

1990 yılı ise adeta dönüm noktası olmuş: Cambridge Üniversitesi’nde, Cavendish Laboratuarında, H.J. Burroughes ve arkadaşları 100 nm’lik, yüksek verimli, yeşil emilimli, polimer temelli elektriksel ışıldamayı mümkün kılmışlar.

{pagebreak::Avantajlar}

Avantajlar

OLED’in, pek çok benzer teknolojiye göre en önemli avantajı kıvrılıp bükülmesi. Eğer uygun bir yazıcınız varsa (Artık neye mal olur bilemiyoruz), OLED ekranı, kağıt gibi yerleştirip çıktı alabilirsiniz. Daha önce de belirttiğimiz gibi akıl almaz karşıtlık oranlarına ulaşabiliyor.

Piksel görünümü son derece stabil, her türlü açıdan, görüntü kaybı yaşanmadan izlenebiliyor. Teorik olarak 0,01 tepkime süresi ve 100.000 Hz tazeleme oranına ulaşılabiliyor.

{pagebreak::Yaşam Ömrü}

Yaşam Ömrü

2007’de yapılan testler, fazlasıyla şaşırtıcı değerleri ortaya koydu: Emekleme zamanında, sadece 14.000 saat (Günde 8 saatten 5 yıl) ömrü bulunan OLED, artık teorik olarak 198.000 saate kadar dayanayabiliyor. Elbette bu tür bir bilgiyi satın aldığınız yere de danışmanız şart.

 

{pagebreak::Oled Kullanan Üreticiler}

OLED Kullanan Üreticiler

Eastman Kodak, DuPont, General Electric, Royal Philips Electronics OLED’den yararlanan üreticiler arasında. Lakin Samsung, LG ve Sony, adeta pazarı domine ediyor. Samsung dünyanın bir numaralı panel üreticisi konumunda. Yüzde 40’lik pazar payını elinde tutuyor ve yıllık 475 milyon dolar gibi bir gelirden bahsediliyor.

 

LG ise, Samsung’u yakından takip edip, 200 milyon dolarlık üretim hacminden söz ettiriyor. Sony ise kendi panelini üretmekle kalmadı ve SONY XEL-1 adındaki, dünyanın ilk OLED televizyonunu yarattı. Bununla da yetinmeyen Japon devi, prototip 3 boyutlu OLED televizyonunu, 2010 teknoloji fuarlarında, dünyaya duyurdu. Fiyat hakkında bir açıklama yapılmadı, lakin sıradan fanilerin kolayca ulaşabileceği bir seviyede olmadığı kesin. Görünüşe bakılırsa, dev firmalar yavaş yavaş LCD’yi arkalarında bırakıp, LED ve türevlerine saldırmaya başladı.

{pagebreak::AMOLED}

AMOLED

AMOLED, aktif matriks kullanan, daha az enerji tüketen, çevre dostu bir yapı olarak biliniyor. AMOLED yapılı, 40 inçlik bir televizyon bile yalnızca bir ampul kadar enerji tüketiyor. OLED’de kullanılan pasif ile AMOLED’de kullanılan aktif matriks arasındaki en çarpıcı farklar, hafiflik, düşük enerji harcanımı, elektrik iletimindeki verim sayesinde, AMOLED’de, OLED’e göre biraz daha yüksek görüntü kalitesi.

 

Samsung i9000 Galaxy S, Google Nexus One, HTCD Droid Incredible, bu ekrandan sıkça faydalanan cep telefonlarından. Bu cihazların fiyatlarının sıradanakıllı telefonlarınınkinden, “biraz” daha pahalı olduğunu unutmamak gerek. Gerçi Nexus One’ı, maddi başarısızlıktan AMOLED’ler bile kurtarabilmiş sayılmaz ve Nexus Two diye bir şey olamayacak.

{pagebreak::Amoled ve Samsung}


Amoled ve Samsung

HTC ve Samsung arasındaki ilişkiler kopma noktasına geldi. Bunun sebebi ise, Samsung’un, AMOLED panellerin üretiminin yüzde 98’ini elinde tutup, söz verdiği halde HTC’ye, AMOLED panel sağlamakta ağır davranması. HTC, her an Samsung ile ilişkisini iptal edip, teknolojiden vazgeçebilir.

Creative’ın müzik çaları Zen de, gelişmiş ekran yapısını tercih edenlerden ve Samsung ile pek sorun yaşamıyor (Ne de olsa doğrudan rakibi sayılmaz). Koreli Samsung, üretimin hemen hemen tamamını elinde tutup, diğer şirketlerle paylaşmakta ağır kanlı hareket ettiği sürece, AMOLED’in OLED veya LED kadar popüler olması imkansız.

{pagebreak::Gelecek}

Gelecek

Lakin piyasanın diğer oyuncularını pas geçmek gibi bir hataya düşmeyelim. Ezeli ve ebedi rakip LG, kendi AMOLED panellerini üretmek için yeni bir fabrika kurma hazırlığında. Sony ise, AMOLED’den bile az enerji tüketip, yüksek çözünürlüklü görseller sunabilen yeni bir panel teknolojisi yaratmayı planlıyor.

 

Hemen hemen her sektörde boy gösteren Koreli Samsung da, gelişmeler üstüne “bazı esneklikler”e başvurmayı düşünebilir. Sonuç ne olursa olsun, geleceğin televizyonlarının, telefonlarının ve bilgisayarlarının ekranları fazlasıyla “parlak” olacak.

:: Siz, ekran teknolojilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?


Nokia C6 Güncellendi

Nokia’nın en yeni akıllılarından olan C6, henüz ülkemizde satışa sunulmadı.. Symbian işletim sisteminin yanı sıra tasarımı ile de fark yaratan cihaz, tam QWERTY klavyeye sahip. Nokia’nın yeni dönemdeki çizgisini taşıyan telefonun ince kasası hayli dikkat çekici.

İlk güncellemeye kavuşan telefonun yeni firmware sürümü V11 olarak belirlenmiş. Onlarca düzenlemeyi içeren firmware, özellikle performansa ilişkin ciddi iyileştirmeler içeriyor. Daha stabil bir hale gelen C6’nın işletim sistemi artık daha az RAM tüketiyor. Özellikle widgetlar cihazı artık daha az yoruyor. Müzik çalarda kütüphanenin sürekli yenilenmesi nedeni ile oluşan kasılma da giderilmiş. Ayrıca cihazın ilk açılış süresi fark edilir ölçüde kısalıyor.


Güncelleme sadece web tarayıcı üzerinde 250 düzeltme içeriyor.

Mail for Exchange için ajanda senkronizasyonu özelliğine kavuşan telefon, özel karakterlerde yaşanan sorunlardan da güncellemenin ardından kurtuluyor. Tüm bunların yanı sıra yüzlerce düzenleme ve iyileştirme içeren firmware, Nokia Software Updater veya FOTA yolu ile edinilebiliyor.

 

:: Güncelleme sonrasında karşılaştığınız değişiklikler neler?

 

Body Worlds Sergisi için %50 İndirim!

Avealılar, dünyada 30 milyonu aşkın kişinin ziyaret ettiği, insanın yaşam döngüsünü konu olan ve yaşamın safhalarını bedenler ile anlatan anatomik sergi “Body Worlds”ü %50 indirimle ziyaret edebiliyor (MSN’ininiz Avea İle Radyoya Dönüşüyor).

 

Body Worlds Sergisi, Meclis-i Mebusan Caddesi Antrepo3 Karaköy ( İstanbul Modern Müzesi yanı) adresinde ziyaretçilerini bekliyor.

 

17 Aralık 2010 tarihinde kadar geçerli olacak kampanya kapsamında; dünyaca ünlü Body Worlds Sergisi’ni %50 indirimli olarak ziyaret etmek isteyen Avealıların, BODY yazıp 5060’a SMS göndermeleri yeterli oluyor. Mesaj sonrasında telefona gelen şifre ile Avealılar, www.biletix.com ‘dan Body Worlds Sergi biletlerini anında %50 indirimli olarak alabiliyorlar.

:: Sergi hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşın?

 

Mobil Dünyanın En Güzelleri

Wi-Fi, 3G derken cep telefonlarından artık hemen herkes internete bir şekilde erişim sağlıyor. Özellikle Facebook, YouTube, Twitter gibi sosyal medya siteleri bu konuda öncelikli tercihler haline geldi. Her kullanıcının hemen her gün ziyaret ettiği bir web sayfası vardır elbet. Biz de yazımızda en iyi mobil web sayfalarını derledik. İşte sizler için seçtiğimiz o liste:

 

Youtube

Dünyanın en popüler video paylaşım sitesi Youtube, her ne kadar maddi anlamda zarar ediyor olsa da elde tutulması gereken önemli bir güç. Google da bunun bilincinde olacak ki Youtube’a yatırım yapmaktan asla vazgeçmiyor. HTML 5, Flash kavgası arasında kalan mobil Youtube sayfası artık çok daha etkin bir yapıya sahip. Destekli cihazlar videoları hem HTML 5 oynatıcısı üzerinden hem de Flash tabanlı oynatıcı üzerinden izleyebiliyor.

m.youtube.com

{pagebreak::Twitter}

Twitter

Her işletim sistemine özel onlarca alternatif mobil istemcisi bulunan Twitter’ın yakın bir zamanda hizmete giren bir mobil arayüzü de bulunuyor. Cihazın ekran çözünürlüğüne göre otomatik olarak boyutlandırılan bu ekran, birçok Twitter fonksiyonunu destekliyor. Ancak görsel anlamda üzerinde biraz çalışılması gerektiği de bir gerçek.

mobile.twitter.com

{pagebreak::Facebook}

Facebook


Facebook’un mobil sayfası da tepede yer alanlardan. 0.facebook sayfası ile ülkemizde de her operatör tarafından ücretsiz hale getirilen sayfa, tüm çoklu ortam içeriklerinin de görüntülenmesine izin veriyor. Ancak bu özelliğin ücrete tabi olduğunu da hatırlatmadan geçmeyelim.

0.facebook.com

{pagebreak::Akakce}

Akakce

Online fiyat arama motoru Akakce.com, mobil servisleri göz ardı etmeyen ülkemizdeki ender web hizmetlerinden biri. Cep telefonları üzerinden barkod ile fiyat arama gibi özellikler sunan sistemin, mobil arayüzü de hayli başarılı. Eğer telefonunuzdan internete sık sık erişiyorsanız Akakce.com’un favori listenizde yer almasında fayda var.

m.akakce.com

{pagebreak::Gittigidiyor}

Gittigidiyor


Mobil dünyayı göz ardı etmeyen Türkçe online alışveriş sitelerinden biri olan Gittigidiyor’un sayfası da yeri geldiğinde hayli kullanışlı olabiliyor. Sayfa üzerinden sadece hesabınıza ilişkin düzenlemeleri ve görüntülemeleri yapabiliyorsunuz. Listelenen ürünleri görmek için ise standart web sayfasını ziyaret etmeniz gerekiyor. Gittigidiyor ekibi bu konuya da bir çözüm bulursa gerçekten son derece başarıl bir işe imza atmış olacak.

m.gittigidiyor.com

{pagebreak::Vimeo}

Vimeo


Başarılı video paylaşım servislerinden biri de Vimeo. Başarılı görsel tasarımı ve yüksek kaliteli videoları ile dikkat çeken servisin mobil arayüzü kolay kullanımı ve sade tasarımı ile dikkat çekiyor. Like, Share ve Comment butonları ile donatılan sayfada istediğiniz işi yapmak için fazla zahmet çekmek zorunda kalmıyorsunuz.

vimeo.com/m

{pagebreak::Yahoo}

Yahoo


Mobil arayüzünü ihmal etmeyen internet devlerinden biri de Yahoo. Eski popülaritesini koruyamasa da halen en çok ziyaret edilen sayfaların başında gelen Yahoo’nun mobil arayüzü sekmeli bir tasarıma sahip ve kullanımı son derece kolay.

m.yahoo.com

{pagebreak::Flickr}

Flickr

Sosyal medyanın paylaşım çılgınlığında önemli bir yer işgal eden Flickr, bir çeşit resim paylaşım platformu. Fotoğraf yüklemenin inanılmaz derecede kolay ve eğlenceli olduğu Yahoo bünyesindeki servis, fotoğraflara konum bilgisi eklemek, çevrimiçi galeriler oluşturmak gibi işlevler için son derece basit ve kullanışlı.

m.flickr.com

{pagebreak::Google}

Google

Tüm Google servislerine ve cihazınız ile uyumlu Google yazılımlarına tek bir ekrandan erişebilme olanağı tanıyan mobil Google sayfaları, arama, gmail, maps gibi servisler için de özel bir ekrana sahip. Cihaza göre optimize edilmiş arayüzlerin son derece hızlı çalışıyor oluşu da bir hayli önemli.

google.com/mobile

{pagebreak::Wikipedia}

Wikipedia


İnternet ansiklopedisi Wikipedia’nın da son derece sade bir mobil arayüzü bulunuyor. Basitçe bir arama kutusundan oluşan sayfa algılanan dili değiştirebilmenize de olanak tanıyor. Gayet başarılı bir işleyişe sahip olan sayfa sadece görüntüleme amaçlı çalışıyor. Ancak sayfanın Türkçe dil desteğinin bulunmadığını da belirtelim.

mobile.wikipedia.org


:: Sizin cep telefonunuzdan sürekli girdiğiniz bir web sayfası var mı?

 

Kane & Lynch 2: Dog Days PC İnceleme

Puan: 10/7.0

2007 yılında satışa sunulan Kane & Lynch: Dead Men, yapılan onca şaşalı tanıtıma karşın, ortalama bir aksiyon oyunundan öteye gidememişti. Tabiri caizse, oyunun tek numarası Co-Op özelliğiydi. Döneminin ağır toplarından Gears of War gibi rakipleriyle karşılaştırıldığında, Kane & Lynch’in fazla şansı yoktu…

 

 

Hitman’in de yapımcısı olan IO Interactive imzalı yapımın devamı çok geçmeden duyuruldu. Agresif ikili Kane ve Lynch’in bu kez durağı, bir zamanlar Hitman’de de sokaklarında gezdiğimiz Shanghai olacaktı. Aradan geçen 3 sene sonunda Kane & Lynch 2: Dog Days (+18) satışa sunuldu ve meraklılar, yeniden bu çılgın ikiliyle aksiyona atılmaya hak kazandı!

 

{pagebreak::Biri Aksiyon mu Dedi?}

Biri Aksiyon mu Dedi?

Shanghai sokaklarında start alan Kane & Lynch 2: Dog Days için, “ilkinden farklı olarak” diye başlayıp tamamlayabileceğimiz pek fazla cümlemiz yok. Zira yapım hemen hemen her haliyle yerinde saymış gibi gözüküyor. Dönemin aksiyon oyunlarını göz önüne alırsak, hele ki Uncharted 2 gibi yapımlar ile karşılaştırırsak, yeni Kane & Lynch’in durumu pek parlak gözükmüyor.

 

 

Hitman’in oyun motoruyla geliştirilen yeni yapım, görsel olarak IO‘nun eski yıldızını andırıyor. Atmosfer ve renkler çok benziyor. Hele ki Shanghai sokaklarında yürürken, bunun bir Hitman oyunu olduğunu düşünmeniz olası.

 

{pagebreak::Oynanış}

Oynanış

Yapım bir işkence sahnesinin ardından, Shanghai sokaklarında başlıyor. Lynch, Kane’in gelişini bekliyor ve ikili derhal aksiyona adım atıyor. Oyunu yalnızca 10 dakika bile oynasanız, kamera açılarının rahatsız edici olduğu dikkatinizden kaçmayacaktır. Zira bazen size kimin ateş ettiğini bulmak, berbat kamera açıları yüzünden büyük bir dert oluyor. Hal böyle olunca, daha ilk dakikalardan yapım, eksi puanları hanesine yazdırıyor.

 

 

Oyun sürekli bir koşuşturmacayla geçtiği için, sıklıkla koşma tuşuna basmanız gerekiyor. Ancak bu eylemi gerçekleştirdiğinizde, ekranda görüntüler bulanıklaşmaya başlıyor. Bu efekt, ilk anda hoşunuza gitse de, ilerledikçe azap verir hale geliyor. Zira oynayışınızı ciddi şekilde baltalamaya başlıyor.

 

{pagebreak::Film Havası Var}

Film Havası Var

Kane & Lynch 2’de adeta film havası var. Karakterler, tepkiler, ara sahneler kullanıcıya bir aksiyon filminin içindeymiş gibi his veriyor. Önünüze çıkanı öldürdüğünüz, siperlerin ardına saklanıp yaylım ateşi yaptığınız oyunlardan biri Kane & Lynch 2. Tek ciddi farkı iki kişilik bir ordu oluşunuz. Bu sayede, Single Player görevlerini Co-Op olarak da oynayabiliyorsunuz.

 

 

Yanınızdaki kahramanın size faydası, düşmanlarınızı “bazı zamanlar” elimine etmesi ve örneğin yüksek bir yere tırmanırken, sizi yukarıya taşıması gibi, kollektif hareket edilmesi gereken organizasyonlarda ortaya çıkıyor.

 

{pagebreak::Grafikler Ve Sesler}

Grafikler Ve Sesler

Serinin yeni oyunu, yüz modellemeleri konusunda başarılı gözükse de, geri kalan tasarımlar günümüz görsel teknolojilerinin ardında kalıyor. Geçtiğimiz yıl satışa sunulan Uncharted 2: Among Thieves, Kane & Lynch 2’den çok daha kaliteli görsellere sahipti; 2008’de raflarda yer bulan Gears of War 2 de aynı şekilde IO Interactive‘in yapımından daha iyi görünüyordu.

 

 

Yeni oyunun yüz modellemeleri haricinde en göz alıcı tarafı, karakter animasyonları. Motion Capture tekniğiyle hazırlanan bu görseller, göze gayet hoş ve gerçekçi görünüyor. Diğer efektlere göz attığımızda, örneğin çok fazla yaralanırsanız ekrana kan sıçrıyor. Ama bu efektin basit göründüğünü de belirtmek gerek.

 

 

Seslendirmelere kulak kabarttığımızda, başarılı olduklarını işitiyoruz. Karakterleri seslendiren aktörler iyi iş çıkarmış. Efektler hiç de basit sayılmaz. Yapımda en çok duyacağınız ses olan silahlar, kulağa gerçekçi geliyor. Bu açıdan Kane & Lynch 2 geçer not almayı başarıyor.

{pagebreak::İki Kişilik Ordu}

İki Kişilik Ordu

Genel olarak bakıldığında Kane & Lynch 2: Dog Days’in en büyük hüneri Co-Op oynanışı. Bunun dışında multiplayer modları da zaman geçirmenizi sağlayabilir. Zira Single Player modu 10 saatten az sürüyor ve bu da, bir aksiyon oyunu için bir hayli kısa. Belki Arcade modunu deneyerek de zaman geçirebilirsiniz fakat burada yapacaklarınız, önünüze geleni öldürmekten daha fazlası değil.

 

 

Eğer oynayacak hiçbir şey bulamıyorsanız, Kane & Lynch 2’ye şans vermeyi düşünebilirsiniz. Ancak pişman olmanız da olası bir ihtimal. Bunu da göz ardı etmeyin. Zira yapım, kullanıcıyı sürükleyecek pek fazla yeni içeriğe sahip değil. Eski tas, eski hamam…

Puan: 10/7.0

:: Kane & Lynch 2 oyunu hakkında düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Öğretmen Atamalarını Avea’dan Öğrenin

Avea, atamaları gerçekleştirilecek öğretmenlerin heyecanına ortak oluyor. 30.000 kadrolu öğretmen atama sonuçlarını yarın Milli Eğitim Bakanlığı ve sadece Avea’dan öğrenecek (Avea’dan Kablosuz 3G Hizmeti).

 

Öğretmen atama sonuçları cebinize gelsin.

 

MEB işbirliği ile gerçekleştirilen  “Öğretmen Atama Sonuçları Servisi” sayesinde Avea müşterileri, atama sonuçlarını kısa mesaj ile öğrenilebilecekler. Atama sonuçlarını anında öğrenmek  “TC Kimlik Numarası– boşluk – ATAMA” yazarak 5757’ye mesaj göndermek yeterli olacak.  

:: Bu tür servisleri kullanışlı buluyor musunuz?

 

iPhone Suya Düşerse Nasıl Kurtarılır?

iPhone sahiplerinin en büyük korkularından biri, telefonlarını suya düşürmektir. Bir iPhone nasıl olur da su ile dolu bir yere düşer orası ayrı bir konu fakat dünyanın bin türlü hali var. Diyelim ki iPhone‘unuz var ve suya düştü. Bu durumda ne yapmalı? İlk yapmanız gereken şeyin yetkili servise başvurmak olması gerektiğini sanıyoruz ki tahmin ediyorsunuzdur.

Fakat yine diyelim ki bir engel oldu ve yetkili servise başvuramıyorsunuz. O halde ne yapmalı? Telefonu anında tamamen kapatmalı (videoda nasıl yapıldığı gösteriliyor) ve SIM kart yerinden çıkarılmalı. Akabine telefonu pirinç dolu bir poşete koymalı ve poşetin içerisinde hava kalmayana kadar havası alınmalı. Bir süre bekledikten sonra sorun kalmadığını göreceksiniz. Bu işlemlerin nasıl yapıldığını ise aşağıdaki videoda görebilirsiniz:

#y3/51ec8a2a43bec4e3195b620e003b30a9.flv#

Her ihtimale karşı yine de tedbiri elden bırakmamanızı tavsiye ederiz.

:: Bu yöntemin işe yarayacağını düşünüyor musunuz?

 

Asus M10 Turkcell Satış Noktalarında!

Garmin-Asus M10 sunduğu sınırsız özellikleri; iş ve kişisel rehber, e-posta, takvim ve ek olarak önceden Garmin tarafından yüklenmiş Mobil Navigasyon sistemi ile profesyoneller için tasarlandı (En Keyifli 10 iPhone 4 Uygulaması).

M10 3.5 inçlik WVGA ekranı ve dokunmatik kullanıcı arayüzü ile şık bir tasarıma sahip olan Garmin-Asus M10’un billboard özellikli ekranı sayesinde kullanıcılar tüm önemli bilgileri tek bir bakışta görebiliyor. Sezgisel 3D Görev Yöneticisi, çalışan uygulama esnasında farklı görevlere geçiş yapma imkanı sunuyor.   

M10,  bununla birlikte QWERTY dokunmatik klavyesi sayesinde hızlı metin girişi ve iletilerin hızla geliş-gidişini sağlayan HSDPA kablosuz bağlantısı Wi-Fi (802,11 b/g) gibi birçok özelliğe sahip. 

512 RAM ve 512 ROM ile 4GB’lık Flash bellek sayesinde sınırsız multimedya ve veri depolama alanı sunuyor.

 

15 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasında Turkcell İletişim Merkezlerinden veya Turkcell Satış Noktalarından 3G’li Garmin – Asus M10 telefonlarından birini satın alan ve kampanyaya katılan ön ödemeli aboneler, 30 Kasım’a kadar her 20TL karşılığında 200TL konuşma + mesajlaşma ve 100MB internet paketi, faturalı aboneler ise her yöne 1000 dakika konuşma + 100MB internet paketi kazanıyorlar.

:: En iyi GPS özelliğine sahip telefon hangisi?

 

Öldü Denilen Teknolojiler

Günümüzde teknoloji dünyası bünyesinde birçok farklı markayı barındırıyor ve bu markaların birçoğu şu an için dünyanın en popüler ürünlerinin başında yer alıyor. Fakat mevzubahis bu ürünler bu aşamaya o kadar da kolay gelmedi. Duyunca inanamayacağınız birçok isim, zamanında “tutmaz” ya da “miyadını doldurdu artık” konuşmalarında başrol oynamıştı.

Teknoloji dünyası bu konularıyla geleceği ön görme konusunda ne kadar çaresiz duruma düşebileceğini göstermiş oldu. Teknolojinin geldiği bu noktada her gün onlarca yeni ürün, servis büyük umutlarla yayınlanıyor ve dünya çapında bir marka olabilmek için yüzlerce, belki de binlerce diğer ürün ve servisle yarışıyor. Haliyle birçoğu barınamıyor ve teslim bayrağını göndere çekiyor.

Altyapısını sağlam temeller üzerine oturtmuş, önemli konulara ağırlık vermiş, kullanıcıyı kendine alıştırabilmiş, planlı hazırlanmış, biraz da şanslı olan ürünler veya servisler ise, bir dünya markası olma yolunda hızla devam ediyor.

Şu an için dünya markası diyebileceğimiz birçok isim ise zamanında “Tamam, bitti artık” yorumlarına ev sahipliği yapmıştı. Bu isimler arasında Microsoft, Firefox, iPod, elektronik postalar da bulunuyor. Evet, yanlış duymadınız. Bu isimler için zamanında “iflas bayrağını çekmesi/pes etmesi an meselesidir” yorumları yapılıyordu. Ne kadar ilginç değil mi?

{pagebreak::Artık Tarayamayacak!}

Artık Tarayamayacak!

İlk olarak Microsoft’un 15 sene öncesinde piyasaya sürdüğü ve şu aralar dokuzuncu versiyonuyla kullanıcıların karşısına çıkmayı planlayan internet tarayıcısı Internet Explorer’dan başlayalım. Internet Explorer 2000’li yılların ortasında yeniden doğdu diyebiliriz aslında. Zira 2000’li yılların ortalarına yaklaşırken, rakiplerinin yaptığı ataklarla Internet Explorer, döneminin oldukça gerisinde kalmıştı.

 

 

Internet Explorer ile ilgili en iç karartıcı yazı, 2004 yılının Eylül ayında yazılmıştı. Dana Blankenhorn isimli bir teknoloji yazarı, o günkü yazısında Microsoft’un önemli tarayıcısı Internet Explorer için;

“Yakın zaman içerisinde İnternette gezinmeye son verecek diyebilirim. Pazar payının büyük bir kısmını Mozilla’nın Firefox’una kaptırdı bile. Internet Explorer’ın atılım yapması şart. 2000’li yılların başından kalma zihniyetle internette gezinmek istemiyor kimse. Yüzleri geleceğe doğru çevirmek gerekiyor. Microsoft bunu başaramazsa Internet Explorer için zor günler son derece yakınıdır” ifadesini kullanmıştı.

{pagebreak::Tilki Tarayıcının Zor Günleri}

Tilki Tarayıcının Zor Günleri

Mozilla’nın sağlam temellere oturtarak geliştirdiği ve dünyaya sunduğu tarayıcısı Firefox, ilk başlarda Internet Explorer’dan oldukça büyük bir pazar payı kapmış olmasına rağmen, bu tarayıcı da internet hayatı boyunca el üstünde tutulmadı. Mozilla’nın Firefox için var gücüyle çalışmasına rağmen Firefox, özellikle Chrome’un ilk duyurulduğu anda tehlike sinyallerini çalmaya başlamıştı.

 

 

Uzmanlar o dönem Mozilla’nın kesinlikle bir B planı geliştirmesinin şart olduğunu konuşuyordu. Chrome yayınlandıktan sonra Firefox hakkında söylenenler de tuttu ve tarayıcı, pazar payının büyük bir bölümünü Google’ın ele cebe sığmayan tarayıcısı Chrome’a kaptırmıştı.

Her ne kadar Chrome‘a geçen kullanıcılar, kısa süre içerisinde tarayıcıdaki açıklardan rahatsız olmaya başlayıp Firefox’a geri dönüş yapsa da, 2009’un Mart ayında yazılan yazılar, Mozilla açısından hiç de iç açıcı değildi. Firefox’un hantallığı ve işe yaramayan eklentiler çöplüğüne dönen eklenti havuzuyla kullanıcılarına zor anlar yaşattığından bahsedildi. Önemli eklentilerinin birçoğu, gereksiz eklentilerin arasında boğulmaya yüz tutmuştu.

Fakat gerek bilinçli kullanıcılar, gerekse de Mozilla‘nın kısa süre içerisinde hazırladığı B planı, tarayıcıyı dipten çıkarmayı başarmıştı. Şu aralar Firefox, dördüncü sürümüyle kullanıcılarının karşısına çıkmak için gün sayıyor. Firefox 4’ün ikinci betası geçtiğimiz hafta içerisinde yayınlandı ve oldukça ses getirdi.

{pagebreak::iPod’un Anlamı Kalmadı}

iPod’un Anlamı Kalmadı

Apple’ın ilk olarak 2001 yılında piyasaya sürdüğü ve modern mp3 çalar anlayışının köklerini oluşturan iPod, geçtiğimiz sene içerisinde zor dönemlerden geçti diyebiliriz. 2001 yılında piyasaya sürüldükten sonra büyük ses getiren, 2004 ve 2005 yıllarında ise popülaritesi tavan yapan mp3 çalar, son dönemlerde ilgi odağı olmaktan çıkmıştı. İşin aslı, gelişen akıllı telefon ve benzeri diğer taşınabilir cihazların daha portatif hale gelmesiyle birlikte kullanıcılar sadece mp3 çalabilen bir cihaza yüklü miktarda para ödemekten vazgeçmeye başlamıştı.

Bu durumu fark eden Apple, iPod anlayışını da baştan aşağı değiştirdi. Biraz da firmanın kendi yüzünden oluşan bu durum, bir yandan Apple’ı zengin ederken, diğer yandan bir diğer ürünü olan iPod’ların sonunu hazırlıyordu. iPhone’un piyasaya sürülmesiyle birlikte iPhone sahibi olan kullanıcılar iPod’larını elden çıkarmaya başlamıştı.

 

 

iPod almak isteyen teknoloji kullanıcıları da, sadece mp3 çalabilen ve video oynatabilen bir cihaza o kadar yüklü miktarda para vermek yerine yine iPod teknolojisini içerisinde barındıran ve aynı zamanda diğer birçok özelliği içerisinde barındıran iPhone’u tercih etmeye başlamıştı.

Bu, iPhone satışlarını artırsa da iPod satışlarını büyük ölçüde azaltmıştı. Firma da işin kolayını buldu ve iPod’u Touch modeliyle tekrar piyasaya sürdü. Bu cihaz, hem iPod, hem de iPhone özelliklerini barındırıyordu, yalnızca tek bir farkla; sim kart takılamıyordu. Dolayısıyla iPod satışlarını tekrar düzeltmeyi başarmıştı.

{pagebreak::E-Mail Kullanan Yok}

E-Mail Kullanan Yok

İlginç ama gerçek, elektronik posta, yani kısa adıyla e-mail servislerinin de sonunun geldiği düşünülmüştü. 2007 yılında yazılan yazıların ortak noktası, genç neslin artık Yahoo ya da Hotmail‘in anlık mesajlaşma servislerine ilgi gösterdiğini ve iş dünyası dışarısında elektronik postaların kullanılmadığı, gerek de olmadığı yönündeydi. Her ne kadar günümüzde arkadaşlar arası mesajlaşmak için elektronik postayı birçoğumuz tercih etmese de Google, Gmail servisiyle yaptığı ataklar sayesinde elektronik posta dünyasını bambaşka mecralara taşımayı başardı.

 

 

Gmail üzerinden atılan elektronik postaların sayısı, ayda milyonlar mertebesini geçiyor. Şu aralar Google, Gmail hesabı olanların birçok servisten faydalanmasına olanak sağlıyor. Gmail arabiriminde de Buzz gibi servislerin entegrasyonu mevcut.

Çeşitli senelerde miyadını tamamladığı ya da tutunamadığı dile getirilen diğer ürünler veya servisler arasında OpenOffice, Microsoft Office, Linux, Mac, BlackBerry, RSS, Twitter, Facebook, Netbook, Flash, elektronik okuyucular gibi isimler yer alıyor.

:: Sizce bu teknolojilerden hangileri  sona yaklaştı?

 

Portal 2’den Yeni Kareler

Valve’nin sıradaki fenomeni Portal 2, Gamescom 2010‘da tanıtıldı ve büyük ilgi gördü. Yayınlanan videoları, kullanıcılar tarafından kameraya alındı ve İnternet’e kısa sürede sızdırıldı. Şimdiyse yapımcı Valve, o görselleri resmi olarak yayınlıyor. İşte Portal 2’den iki oyun içi video:

 

Faith Plate

 

#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/12821/t_portal2_gc10_faithplate_gptrailer.flv#

{pagebreak::Repulsion Gel}

Repulsion Gel


#http://trailers.gametrailers.com/gt_vault/12821/t_portal2_gc10_repulsiongel_gptrailer.flv#

:: Portal 2’yi mi yoksa Half-Life 2: Episode Three’yi mi tercih edersiniz?

Göktaşı Yağmuru Böyle Gerçekleşti!

Bildiğiniz gibi her sene ağustosun ikinci haftasında Dünya, Perseid Göktaşı Yağmuru‘nda sahne alır. Bu sene 12-15 Ağustos arasında gerçekleşen ve ülkemizde de ışık kirliliği olmayan yerlerde gözlemlenen bu harika göktaşı yağmuru, arkasında birbirinden hoş manzaraları bıraktı.

Joshua Tree Ulusal Parkı‘nda çekim yapan Henry Jun Wah Lee isimli bir meraklı ise, ışık kirliliği olmamasının avantajlarını sonuna kadar kullanmış ve Perseid‘lerin videosunu çekmiş. 12 ve 15 Ağustos tarihleri boyunca gece saatlerinde yaptığı çekimleri sonradan kolajlayan Lee, bakın nasıl bir videoya imza atmış:

 

#y3/098c1283886cf0dd016269da404226ff.flv#

 

:: Videoyu beğendiniz mi?