Firefox Ordusu Hızla Büyüyor!

Tarayıcı savaşlarında Merkez Avrupa cephesinde ibre hızlı bir şekilde Firefox’a dönüyor. Öyle ki, 2007’den bu yana yapılan ölçümlere göre %70 seviyesinde başlayan Internet Explorer‘a karşı %20’lerde yola çıkan Firefox, Kasım 2009 itibarıyla yapılan son kıyaslamalarda IE’yi geçerek %50’ye yakın bir pazar payını parsellemiş görünüyor.

Çek Cumhuriyeti, Bulgaristan, Estonya, Macaristan, Litvanya, Latviya, Polonya, Rusya ve Ukrayna’yı kapsayan değerlendirme, bu ülkelerde Mozilla Firefox’un tarayıcı pazarında lider olarak %50’nin üzerinde kullanım oranına yaklaştığını gösteriyor.

Üstelik Avrupa Komisyonu‘nun Microsoft’un Internet Explorer’ı kullanıcılara “dayatmasına” karşı aldığı tedbirler, grafikte açıkça gözlenen IE’deki düşüşün önümüzdeki dönemde daha da hızlanmasına neden olabilir.

:: Asrın geyiği: Firefox kullanıyor musunuz?

Detaylı Canon EOS 7D İncelemesi!

D-SLR dünyasının bu sıralar gündeminde olan yeni bir makine var. Canon’un EOS xD serisine eklediği 7D, piyasaya ilk duyurulduğunda büyük heyecan yaratmıştı. Zamanla, beklentiler artmış, kullanıcılar tarafından 5D Mark II‘nin bir üst modeli olarak düşünülmüştü. Makinenin özellikleri açıklandığında ise durumun çok daha farklı olduğu ortaya çıktı. Öncelikle 7D, Full Frame bir makine değildi. Yani, vizördeki görüntüyü birebir göremiyoruz, belli bir çarpan kadar kesilmiş görüyoruz (vizördeki görüntüyü birebir görüyoruz fakat, baktığımız görüntünün belli bir çarpanla çarpılmış hali). Bu çarpan, D-SLR makinelerin birçoğunda olan bir teknoloji. EOS 7D’nin çarpanı (ki orijinal ismi crop factor diye geçiyor) 1.6.

 


EOS 7D’nin önden görünüşü

 

Dolayısıyla Canon EOS 7D Full Frame değil fakat, CMOS teknolojisinde APS-C imaj sensör formatını kullanıyor. Bu da, makinenin 5D Mark II ile farklı kategorilerde olmasını sağlıyor (50D’ye daha yakın). Canon’un üst seviye makineleri, az sayıda iken, 7D ile orta segmente bir makine daha eklemiş oluyor.


Makineye bu batarya yuvasını taktığınızda, hem pil hem de
kullanılabilirlik açısından avantajlar elde ediyorsunuz

{pagebreak::EOS 7D Kalitesi}

EOS 7D Kalitesi

Peki 7D tam bir orta segment makinesi mi? Buna kesinlikle evet diyemeyiz. Zira 7D oldukça gelişmiş özelliklerle donatılmış bir D-SLR makine. Her şeyden önce 5D Mark II’nin aksine çift Digic IV işlemci kullanıyor ve bu işlemcilerden birini, video özelliklerine ayırmış. 480p, 720p ve 1080p video çekebiliyor. Bu, birçok makinenin sahip olmadığı bir özellik. 1080p kalitede çekilen videolar gerçekten kaliteli. Zaten Canon, video konusunda rakiplerinin bir hayli ilerisinde. 5D Mark II ile bir reklam filmi bile çekildiğini hatırlatalım. Ayrıca EOS 7D, APS-C sensörü kullanan Canon makineler arasında en üstün olanı.


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

EOS 7D‘nin efektif megapiksel sayısı 18 megapiksel. Kullanıcılar ister istemez bu konuda da 7D’yi 5D Mark II ile kıyaslıyordu. Zira 5D Mark II, 21 efektif megapiksele sahipti. Hatırlatmakta fayda var; iki makine de farklı kategorilerde. Dolayısıyla karşılaştırma yapmak çok da mantıklı değil. saniyede 8 kare çekebilen EOS 7D, 19 adet AF, yani odaklama noktasına sahip. Bunun yanında 7D tamamen yeni bir focusing (odaklama) motoru kullanıyor. Bu da, çekilen fotoğraflarda kendini belli ediyor ve görsel olarak hoş bir görüntü sunuyor.

{pagebreak::Kullandığımız Lensler}

Kullandığımız Lensler

EOS 7D ile fotoğraf çekerken, 18-135mm F/4.5-5.6 IS, 18-55mm F/4.5-5.6 IS ile birlikte Sigma 10-20mm F4-5.6 EX DC HSM lenslerini kullandık. Özellikle Canon’un 18-135mm kit lensi, oldukça başarılı fotoğraflar elde etmemizi sağladı. Sigma lens ile yaptığımız 10mm çekimlerde, çarpan dolayısıyla 16mm’lik (10mm x 1.6 çarpan = 16 mm) fotoğraflar elde edebilsek de makine, bu lens ile birlikte birbirinden hoş  sonuçlar verdi. Elimizde EOS 7D gibi bir makine olunca sadece İstanbul bizi kesmedi, bir de Ankara‘dan çekimler yaptık.

Yaptığımız deneme çekimlerinde, EOS 7D’nin son derece zengin bir renk derinliğine sahip olduğunu gözlemledik. Özellikle renk renk spotların bolca bulunduğu konserlerde, veya benzeri renk çeşitliliğinin sağlandığı yerlerde EOS 7D, deyim yerindeyse cıvıl cıvıl fotoğraflar çekiyor. Buna rağmen makinede az da olsa bir noise (gürültü) sorunu var gibi gözüküyor. makinenin ISO hassasiyeti 100-6400 arası değişiyor (12.800’e kadar genişletilebiliyor). Özellikle 6400 hassasiyetinde gerçekleştirilen fotoğraf çekimlerinde noise reduction (gürültü düzeltme) işlemini gerçekleştirmek kaçınılmaz gibi gözüküyor. Tabii doğru ışığı yakaladığınız sürece, 7D’nin marifetleri çok daha fazla ön plana çıkıyor.

{pagebreak::Su Geçirmez Gövde}

Su Geçirmez Gövde

EOS 7D’nin su geçirmez dış kaplaması, makineyi ayrıca değerli kılıyor. Bu da, özellikle yağmurlu havalarda fotoğraf çekmek veya yıldırım fotoğrafları çekmek isteyen kullanıcıların ilgisini çekecektir. 3″ Clear View II LCD ekranı, bir D-SLR makineye göre yeterince büyük sayılıyor, fakat EOS 7D’nin boyutları biraz büyük olduğu için, makinenin genelinde LCD ekran küçücük duruyor.


Fotoğraf: Ahmet Köseoğlu
Model: Yıldırım Özpeynirci
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

EOS 7D ayrıca pentaprism teknolojisi sayesinde %100 görüş sağlayan vizöre sahip. Kablosuz flaş kontrolü de ayrıca flaşlı çekim yapanların işine yarayacaktır. EOS 7D’nin gövde paneli 5D Mark II’ye benziyor. Özellikle D-SLR dünyasına yeni girenler için başlarda panel bir hayli karışık gelebilir. Fakat kullandıkça tüm tuşlara hakimiyet sağlıyorsunuz. Clear View II LCD panelin dışında makinenin sağ üstünde de bir adet LCD göstergesi duruyor. Buradan, fotoğrafın teknik detaylarını ayarlayabiliyorsunuz.


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

Yeni AF motoru da kendini hemen fark ettiriyor. Makine, odaklanma konusunda Canon’un sınıf atlamasını sağlıyor diyebiliriz. Karanlık ortamlarda alan derinliğini hatasız ölçebilen makine, otomatik odaklanma konusunda başarılı bir performans gösteriyor.

{pagebreak::Örnek Fotoğraflar}

Örnek Fotoğraflar


Alt geçitleriyle ünlü Ankara


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın


Anıtkabir Pasajı


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

{pagebreak::Örnek Fotoğraflar II}

Örnek Fotoğraflar II


Çiçek


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

Mezar Odası


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

{pagebreak::Örnek Fotoğraflar III}

Örnek Fotoğraflar III


Anıtkabir


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

Müze Çıkışı


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

{pagebreak::Örnek Fotoğraflar IV}

Örnek Fotoğraflar IV


İstanbul Sapphire


Fotoğraf: Örsan Karakuş
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın
 

09:07


Fotoğraf: Örsan Karakuş
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın
 

{pagebreak::Örnek Fotoğraflar V}

Örnek Fotoğraflar V


Anı Yakala


Fotoğraf: Çiğdem Evgin
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın
 


4. Levent


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

{pagebreak::Sonuç}

Sonuç

İşin aslı, Canon aslında daha fazla tuşu body’e eklemek istemiş, fakat yer kalmadığından eklememiş gibi duruyor. Zira kontrol tuşlarının her birinin iki işlevi var. EOS 7D, 800 gram ağırlığıyla hayli ağır bir makine. Özellikle batarya yuvasını (Battery Grip) makineye monte ettiğinizde, makineyi taşımak zor bir hale geliyor. Makineyi batarya yuvasıyla birlikte kullanmanın avantajı, hem yedek pil ünitenizin olması hem de makinenin daha oturaklı bir hale gelmesi diyebiliriz. Ayrıca batarya yuvasının ergonomik tasarımı, çekim yapmayı kolaylaştırıyor zira, EOS 7D’yi yana yatırıp fotoğraf çekerken, batarya yuvasından tutup fotoğraflarınızı düz fotoğraf çekiyormuş gibi hissetmenizi sağlıyor.


Fotoğraf: Akhun Aktosun
Fotoğrafı orijinal boyutlarında açmak için tıklayın

Genel olarak ise, bu makine kesinlikle sahibini pişman etmeyecek bir makine. Eğer Canon’un üst seviye makinelerini almak istemiyor ve bu sebepten orta segmente yöneldiyseniz, EOS 7D her zaman aklınızın ucunda bulunmalı. Zira EOS 7D, orta ile üst seviye arasında bir makine gibi duruyor ve yetenekleriyle kendisinden söz ettirmeyi başarıyor.

:: Bu makine hakkındaki görüşlerinizi bizimle paylaşın

Siber Savaş Dönemi Başladı

Güvenlik şirketi McAfee tarafından hazırlanan bir rapor ülkelerin aynı Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi savaş hazırlıkları içinde olduğunu ortaya koydu. Ancak bu savaş bildiğiniz anlamda savaş değil, siber savaş. McAfee’nin raporuna göre, diğer ülkelerle arasında siber savaş durumu oluşması ihtimaline karşı önlem alan hükümetlerin sayısı giderek artıyor.

Dünyaca ünlü Time dergisi Siber Savaş tehdini kapak yapmıştı

ABD’nin denizaşırı birçok kaynaktan siber saldırı altında olduğu biliniyor. Bunun dışında birçok ülke daha rakip ülkelerin siber saldırı yetenekleri konusunda endişeleniyor. Örneğin Çin, birkaç ay önce açtığı savunma bakanlığı ağının bu süre içinde yaklaşık 2 milyon saldırıya maruz kaldığını belirtti.

En çok saldırı alan ülkelerden biri de Çin

McAfee analistlerinden Greg Day, BBC’ye yaptığı açıklamada “Siber saldırılara karşı savunma hazırlıklarına büyük önem veren en az beş adet ülke var. Sıcak savaş için milyarlarca dolar harcamak gerekiyor. Öte yandan siber savaş için gerekli olan kaynaklar herkes tarafından kolayca elde edilebilir.” şeklinde konuşarak bu tip saldırıların daha da sıklaşacağının sinyalini verdi.

{pagebreak::Altyapı çökebilir}

Altyapı çökebilir

2009 Sanal Suçlar raporunda, ülkelerin siber saldırılar için yoğun bir şekilde hazırlık yaptıkları belirtiliyor. Raporu hazırlayan yetkililer bu durumu SSBC ile ABD arasında yaşanan Soğuk Savaş dönemine benzetiyorlar. Ancak burada fark tüm dünyanın kendini tehdit altında hissetmesi.

Geleceğin savaşçısı sizce hangisi olacak?

Büyük ölçekli siber saldırılar ile bir ülkenin herhangi bir bölgesinin altyapısının çökertilebileceği belirtiliyor. Örneğin hayati önemi olan su, elektrik ve benzeri hizmetlerin kesilebileceği söyleniyor. Uzmanlar özellikle bu tür hizmetleri sağlayan özel şirketlerin, güvenlik sistemlerine çok daha fazla önem vermesi gerektiğini belirtiyorlar.

:: Siber savaş riski hakkında ne düşünüyorsunuz?

Samsung’un Yeni Akıllı Telefonu

Samsung I5700 Galaxy Spica, 800 MHZ uygulama işlemcisi ile çok hızlı ve en güçlü performansı sunarken, Wi-Fi kablosuz ağ bağlantısı ve hızlı 3G bağlantısı ile de her an bağlantıda kalmanızı sağlıyor. Telefonun 32 GB‘a kadar yükseltilebilen hafızası sayesinde kullanıcılar ihtiyaçları olan herşeyi ceplerinde taşıyabiliyorlar. Microsoft ActiveSync desteği ise kullanıcıların telefonları ile bilgisayarlarının sürekli senkronize olmalarına imkan sağlıyor.

Android işletim sistemi ile çalışan telefonlarda DivX destekleyen ilk telefon olan Samsung I5700 Galaxy Spica, daha üstün ses kalitesi sunan DNSe 2.0 donanımı ve 3.5 mm kulaklık girişi, 3 megapiksel kamerası ile birçok multimedya özelliğini birarada sunuyor. 13.2 mm inceliğindeki Samsung I5700 Galaxy Spica ince ve kompakt tasarımı ile de öne çıkıyor. Ayrıca, uzun ömürlü pili (1500mAH) kullanıcılarının tüm uygulamaları ve multimedya içeriklerini keyifle kullanmalarına olanak veriyor.

 

Samsung I5700 Galaxy Spica, Google ‘ın mobil servislerine kolay erişim, Facebook ve MySpace gibi popüler sosyal ağlara hızlı bağlanmaya olanak sağlıyor.

 

Samsung I5700 Galaxy Spica Google Search, Google Maps, Gmail ve Google Talk gibi Google servislerini destekliyor ve kullanıcıların hareket halindeyken de alışık oldukları masaüstü bilgisayar deneyimini keyifle yaşamalarını mümkün kılıyor.

:: Google Android yeni bir telefon almanız için bir neden mi?

Çin’den Virüs Uyarısı

Yaptığı açıklamalarla dünya kamuoyunu kızdıran Çin, bu sefer teknoloji severlere yardım elini uzattı. Ülkede keşfedilen bir virüs hükümetin dikkatini çekti ve dünyayı uyarmasına neden oldu. Worm_Piloyd.B adlı virüs exe, html ve asp uzantılı dosyalara bulaşıyor. Kullanıcılar bozulmuş dosyalarını düzeltmeye çalıştığında ise, kötü amaçlı yazılım devreye giriyor ve bu işlemi engelliyor.


Bu virüs koskoca Çin’i bile korkuttu

Sistemi ele geçiren, bu zararlı program internet bağlantısı üzerinden, başka virüsleri de makineye yüklemeye başlıyor. Worm_Piloyd.B’in Botnet desteği de bulunuyor. Çin Hükümeti, virüsün çok çabuk yayılacağı konusunda insanları uyardı. Virüslere karşı en iyi çözüm ise, güncel bir Antivirüs yazılımı…

:: Bilgisayarınızı virüslere karşı nasıl koruyorsunuz?

Steam Pazarı Ele Geçirdi

Oyunların satışları ve içerikleriyle Hollywood‘u solda sıfır bıraktığı artık çok bilinen bir gerçek. Ancak bu yapımların büyümesi demek, kullanıcılar için bir sorun da oluşturuyor. Çünkü oyunlar giderek DVD’lere sığmaz hale geldi. Blu-Ray ise hala lüks bir teknoloji. Haliyle her ikisinin de gelecekte yeri yok. Oyun firmaları tüm yatırımlarını düşük maliyetle, en iyi satış miktarını yakaladıkları dijital medyalara yapıyor.


Steam gelecekteki imparatorluğu için adımlarını atıyor

Şu anda bu sektörün yüzde 70‘i Steam‘in elinde. Ancak rakipleri firmanın bu başarıya haksız yöntemlerle ulaştığını iddia ediyor. Piyasanın yüzde 10’una sahip, Stardock‘un CEO’su Brad Wardell rakiplerinin yöntemlerini eleştirdi. Wardell, Steam’in dijital ürünlerde kısıtlamalar getiren DRM‘i yanlış amaçlarla kullandığını iddia ediyor. Half Life, Left 4 Dead, Modern Warfare 2 gibi oyunların, sadece Steam bazlı çalışması, Stardock CEO’suna göre programın başarısın ardındaki gerçek. Firmanın kullandığı bu yöntem ne kadar etik bilinmez ancak Steam’in geleceğin en büyük dijital tekellerinden biri olacağı kesin.

:: Steam’den memnun musunuz?

Intel’in Teknoloji Yarışması Sonuçlandı

Milli Eğitim Bakanlığı ve Intel işbirligi ile 2003 yılından bu yana yürütülen, Intel Öğretmen Program‘ı kapsamında düzenlenen Eğitimde Teknoloji Kullanımı Yarışması  ödülleri sahiplerini buldu. 23 Kasım tarihinde Ankara’da düzenlenen törenle kazananlar açıklandı. 55 ilden 447 projenin mücadele ettiği yarışmada ilk üç sırada yer alan okulların yönetici, öğretmen ve öğrencileri, ödüllerini Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu‘nun elinden aldılar.


Bakan Çubuk ödülleri kendisi verdi

Yarışmada Eskişehir’den Melahat Ünügür İlköğretim Okulu birinci olurken, ikinci Afyon’dan Hacı Ahmet Özsoy İlköğretim Okulu, üçüncü Aydın’dan Gazipaşa İlköğretim Okulu oldu. Intel yaptığı sosyal sorumluluk kampanyasıyla, bu yıl 125 bin öğretmenin, teknolojiyi daha fazla kullanması için teşvik etti. Firma önümüzdeki yıl sayının 500 bin’in üzerine çıkmasını hedefliyor.

:: Ülkemizdeki teknolojik eğitim sizce ne kadar başarılı?

İki Tane GT240 Kullanmak Yasak

NVIDIA’nın piyasaya yeni çıkardığı giriş seviyesi ekran kartı GeForce GT 240′ın hiçbir modelinin üzerinde SLI bağlantısı olmaması dikkatleri çekmişti. Hiçbir markanın böyle bir özelliğe yer vermemesi üzerine oluşan soru işaretlerine NVIDIA son verdi. Şirket bir açıklama yaparak GeForce GT 240’de SLI desteği olmadığını belirtti.

Piyasadaki hiçbir GT240’ta SLI bağlantısı bulunmuyor

Herkesin AMD’yi ve HD 5000 serisini konuştuğu günlerde, insanların ilgisini biraz olsun NVIDIA’ya çekebilmek için piyasaya sürülen giriş seviyesi GT 240′ların SLI desteği vermemesi ise gayet doğal. GTX 200 serisi herhangi bir kartın fiyatı ve performansının, iki adet GT 240′tan çok daha iyi olacağı tahmin edilebilir. Bu sebeple NVIDIA bu yeni kartlarına SLI desteği vermeme kararı almış olsa gerek.

:: Sisteminizde iki adet ekran kartı kullanıyor musunuz?

Netbook’lar Gereksiz mi?

Teknoloji dünyası her zaman bünyesinde çeşitli tartışmalara ev sahipliği yapmıştır. Linux mu Windows mu, PC mi Mac mi, FireWire mı USB mi gibi yüzlerce soru bulunabilir. Şimdilerde ise aynı minvalde bir soru daha uzmanlara soruluyor ve cevap aranıyor. Netbook mu notebook mu? Dizüstü bilgisayarların evrimindeki son halka olan netbook’lar, notebook’lara nazaran daha küçük ekran boyutlarına ve sistem özelliklerine sahip. Kullanım amaçları ise sadece internete girmek.


Acer’ın Aspire One, başarılı bir netbook olarak biliniyor

Bu yeni platforma üreticiler, bir hayli yatırım yapıyor ve ürünlerini bir bir piyasaya sürüyor. Kullanıcıların ilgisi de günden güne artıyor. Öte yandan notebook’lara olan ilgi de azalmıyor, tam tersi ufak değerlerde artmaya devam ediyor. Hal böyle olunca netbook mu notebook mu tartışması da uzmanları ikiye bölmüş durumda. Kimisi, notebook’ların boyutunu küçültürsek, netbook’lardan farkı kalmaz diyor, kimisi notebook’ların kullanım amaçlarının artık çok farklı olduğunu, oyun oynamak için bile notebook üretildiğini, dolayısıyla netbook’ların pazarda büyük bir açığı kapadığını savunuyor. Kısacası tek bir görüşte karar kılınamıyor bir türlü.


Netbook’larla notebook’ların arasındaki farkı bu fotoğraf iyi açıklıyor.
Netbook, Görüntüleme ve paylaşma, Notebook ise yaratma üzerine kurulu denilebilir

Tabii ki netbook’lar için hala yer var. Sorun, üreticilerin netbook’ları hangi amaçla piyasaya süreceği ve notebook’lardan farklarını tam olarak ürünlerine yansıtamamaları gibi gözüküyor. En azından uzmanların görüşü bu yönde. Peki bir netbook’u, netbook yapan özellikler nelerdir? Bu özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz:

{pagebreak::Netbook Özellikleri}

Netbook Özellikleri

Boyut: Gerçek bir netbook’un klavyesi, iki elle kullanılabilecek kadar geniş olmalı, fakat üzerinde geniş boşluklar olmayacak kadar da küçük olmalı. Bunun için en ideal oran, 1024 ekran çözünürlüğüne uyumlu olan netbook boyutları olarak belirtiliyor.

Anlık Kullanılabilirlik: Notebook‘lar, özellikle iş adamlarının işine yarayan, işlerini sürekli yanlarında taşımak isteyenlerin tercih ettiği bir teknolojiydi. Fakat artık öyle notebook’lar üretiliyor ki, onları yanınızda taşımak imkansız. Netbook‘lar da bu açığı kapamalı. Kısacası bir netbook, anında kullanılabilir hale gelmeli ve her yerden işlerinizi halledebilmeli. Dolayısıyla yavaş çalışan bir netbook da, amacından sapmış olacaktır.

Web Uygulamaları: Netbook’ların CD/DVD sürücüleri yoktur. Sabit diskleri ise ortalama 160GB civarındadır. Eğer hem işlerinizi rahatça halletmek, hem de netbook’unuzu veri depolama birimi olarak kullanmak istiyorsanız, web uygulamalarına yönelmelisiniz demektir. Netbook’lar, Web 2.0, Bulut işlemcilik (Cloud Computing) gibi özelliklerle donatılmış sistemlerdir ve bunun avantajlarından yararlanmanız, netbook’ların doğasına daha uygun bir hareket olacaktır.

{pagebreak::Netbook Özellikleri II}

Netbook Özellikleri II

İşletim Sistemi: Netbook’ların işletim sistemleri bir platform değil, bir yazılım. Netbook‘lar için en uygun yazılım da, açık kaynak desteğiyle Linux gibi gözüküyor. Diğer alternatifler arasında Windows, Android ya da BeOS mevcut. Windows işletim sistemleri arasında netbook’lar için en uygun olanı ise XP. Zira sistem kaynaklarını Windows Vista ve 7 kadar harcamamakla birlikte, düşük özelliklere sahip olan netbook’ların performanslarında da bir kayba yol açmıyor.

Pil Süreleri: Geldik o malum konuya. Taşınabilir bir cihazın belki de en önemli özelliği, pil süresidir. Zira taşınabilir olan bir aygıt, piline göre işlevselliğini kullanıcıya yansıtabilir. Notebook’ların da pil süreleri büyük sorun oluyordu. Zira taşınabilir bilgisayar olmalarına karşın, içerisinde onlarca özellik bulunuyor ve bu da hızlı pil tüketimine sebep oluyordu. Gerçek bir netbook kesinlikle uzun ömürlü olmalı. Ekran parlaklığı ne aşırı pil tüketmeli ne de kapkara bir görüntü sunmalı. İkisinin arasındaki dengeyi iyi tutmalı.

Düşük işlemciler her zaman düşük güç harcar diye bir kural yok. Yeni işlemcilerin tasarruflarından da netbook’larda yararlanılıyor. Dolayısıyla netbook’un sahip olduğu işlemcinin, güç tüketimi konusunda nasıl bir performans gösterdiğine dikkat edin.

:: Siz, netbook mu tercih edersiniz, notebook mu?

Nintendo DSi LL Çıktı

Geçtiğimiz ay sizlere duyurduğumuz Nintendo DSi LL, Japonya’da piyasaya sürüldü. El konsolu olarak duyurulan DSi LL, Nintendo fanları tarafından ilk saatlerinde ilgiyle karşılandı. 4.2 inç ekrana sahip bu yeni konsol, kısa süre içerisinde Avrupa ve Amerika‘da da piyasaya sürülecek. Japonya’daki satış rakamları baz alınarak diğer kıtalarda satış stratejisi belirlendikten sonra satışa sunulacak olan Dsi LL, bu kıtalarda başarılı olabilecek mi merak ediyoruz.

Diğer bir Nintendo el konsolu olan DSi XL’ın da 2010 yılının ilk aylarında piyasaya sürülmesi bekleniyor. Nintendo, Wii’nin satışlarından memnun olmadığı için bu konsollara ağırlık verdiği tahmin ediliyor. Uzmanlar, Wii’nin büyük bir atılım yapmadığı sürece oyun üreticileri tarafından da desteğinin kesileceğini iddia ediyor.

Ayrıca Nintendo’nun, 3G destekli bir oyun konsolu üretmeyi planladığı da konuşuluyor.

:: Sizce bu konsol, Nintendo’nun beklentilerini karşılar mı?

Bilgisayarların Geleceği Bulutlarda Gizli

Gelişen teknolojiyle birlikte, donanımlarınızı sürekli güncel tutmak zorunluluk haline geldi. Eğer bunu yapmazsanız, sadece teknolojinin gerisinde kalmıyorsunuz bir de bilgisayarınızın performansında da ciddi düşüşler oluyor. Bu durumda biraz bilimkurgucu bir tabirle özetlemek gerekirse; makineler efendilerimiz haline geldi. Aslında, bu olaydaki en tehlikeli durum sürekli donanıma para akıtmanız değil. Eskitipte attığınız cihazların doğaya verdiği zarar.


İlk bilgisayarlar, basit işlemler yapmalarına rağmen bir odayı kaplıyordu

Peki, bu durum nasıl son bulacak? Şu anda bilişim sektörünün başını çeken en büyük firmalar, Cloud Computing (Bulut Bilgiişlem) dedikleri bir sistemle donanımların hükmünü kaldırmayı hedefliyorlar. Peki, buradaki Bulut ne anlama geliyor? Sanal dünyada bu kelime aslında interneti sembolize eden bir terim.


Geleceğin bilgisayarları ise, bulutlardan ilham alıyor

Yakın gelecekte dünyayı saran bu ağ, gerekli yatırımların sonucunda dev bir network halini alacak. Hızla ilerlediğimiz bu teknolojik devrim sayesinde bilgisayarlar, aynı televizyonlar gibi sadece hazır olan verilere ulaşımak için kullanılacak. Bunun için tek ihtiyacınız olan ise internete girmenize yetecek güçte bir sistem. Geri kalan tüm fonksiyonlara ise sanal bulutun içinden ulaşacaksınız.

{pagebreak::Google bu sistemin günümüzdeki temsilcisi}

Google bu sistemin günümüzdeki temsilcisi

Tenkoloji kullanmaya başlandığında, günlük bilgilerinizi, kendi hard diskinizde tutmak yerine, bunları internete yollayacaksınız. İhtiyacınız olduğu zaman ise, onlara yine web üzerinden ulaşacaksınız. Bu sayede, ortak bir bulutun içerisinden istediğiniz veriye erişmek mümkün olacak. Sistem, temelde iş dünyası, kişisel kullanım ve oyun için üç ayrı kola ayrılmayı hedefliyor. Şu anda Bulut Bilgiişlem‘in en büyük öncülüğü ise Google tarafından yapılmakta.


Bulut (Cloud) internetin sahip olduğu ortak veri ağına verilen isim

Firmanın yürüttüğü bulut hizmetlerine bir örnek verelim; Bildiğiniz gibi, Gmail hesabınıza  gelen dokümanları ortak bir bilgi havuzuna aktarabiliyorsunuz.  Bu sayede, ihtiyacı olan diğer kişiler ise, aynı dokümana bahsi geçen havuz üzerinden ulaşabiliyor. Dünya çapında kullanılacak Cloud Computing‘in oluşumu da yavaş yavaş bu şekilde sağlanacak. Aslında çok fantastik gözükse de, bu bilgi bulutunun oluşması için herkesin biraz kendinden fedakârlık etmesi gerekiyor.


Hergün kullandığınız bu hizmetler aslında bulutun basit halleri

{pagebreak::Şirketler için ne faydası olacak?}

Şirketler için ne faydası olacak?

Bulut Bilgiişlem‘in en fazla şirketlerin işine yarayacak. Firmalar, yüzlerce bilgisayarda, sayısız doküman, resim ve bilgi saklamak yerine bunları kendilerine ait bulutun içerisine yükleyecekler. Böylece çok uluslu bir şirket, ayrı ayrı networkler kurmadan bilgi alışverişini kolayca yapmış olacak. Üstelik sistem aynı dosya üzerinde birden çok kişinin çalışmasına da izin veriyor.


Office 2010 hazırladığınız verileri bir serverde toplamayıp bulutlaştırabiliyor

Microsoft, Office 2010‘da bu özellikleri destekleyen sistemleri denemeye başladı. Örneğin, bir raporun içeriğinde, hem hesap hem de teknik bilgi gerekiyorsa. Birkaç kişinin ayrı ayrı yapabileceği bu iş için normalde, koca gün heba olabilirdi. Ancak Cloud Computing‘in amacı bu süreyi kısaltmak. Sistem bu yüzden farklı ülkeler de bile olsa çalışanların o raporu ortaklaşa hazırlamasını sağlıyor. Aynı şekilde, sunumları yapmak içinde o mekana gitmenize gerek kalmayacak. Sıradan bir çalışan, günlük yapması gereken işleri mesaiye başladığında, bulut üzerinden çağıracak. İşlerini buradan yaptıktan sonra ise, onları sisteme geri yollayabilecek.


Şirketler mekan ve zamandan tasarruf edecekler

Bu da her çalışanın, ekstra masrafa gerek kalmadan, rutin işlerini yapabilmesine olanak sağlıyor. Ayrıca, bilgisayara fiziksel hasar gelse bile, şirketler artık zarar etmeyecek. Çünkü hayati bilgiler sanal bir ortamda saklanıyor. Bulut Bilgiişlem’e geçen şirketler, hem ağır donanım masraflarından kurtulacak hem de, zamandan tasarruf etmiş olacaklar.

{pagebreak::Bulut eve girerse}

Bulut Eve Girerse

Ev kullanıcıları şu anda bilişim dünyasında büyük bir yere sahip olsa da, makineleriyle yaptıkları işlemler belirli sınırları geçmiyor. Bulut Bilgiişlem‘in bu tarz kullanıcılara sunduğu en büyük yenilik ise program yükleme derdini kaldıracak olması. Son kullanıcı artık istedikleri programlar için işleri sanal sürücüler sayesinde ulaşabilecek. Sistemin bir diğer hedefi ise, şu anda çok tartışılan korsan sorunu da ortadan kaldırmak.


Ev kullanıcıları donanım derdinden kurtulacak

Çünkü müzik dinlemek ya da film izlemek istediğiniz zaman, Youtube‘da yaptığınıza benzer bir şekilde, bulut üzerinden onlara ulaşacaksınız. Sistemin en büyük faydası ise bilgisayarlardan fazlasını desteklemesi. iPod ve iPhone benzeri cihazlarınız sayesinde bu buluta ulaşabileceksiniz, bu sayede sahip olduğunuz eğlence içeriğine istediğiniz heryerden kullabilmeniz hedefleniyor. Donanım masraflarından kurtulmak ise ev kullanıcılarını en çok sevindirecek gelişme.


İnternet bağlantısı olan heryerden kişisel biligsayarınıza ulaşabileceksiniz

Peki, bu durumda, Windows ve diğer işletim sistemlerinin akıbeti ne olacak? Onlar da evrim geçirip, internetteki  ve evdeki  verilerin senkronize çalışmasını sağlayan sistemler haline alacaklar.  OS’lar şu anda online oyunlarda kullanılan sistemi andıracak. Yani, verileriniz aynı anda bulutun içine işlenirken, onun sahip olduğu bilgiler de sizin bilgisayarınıza aktarılacak. Bu ikiliden birisinde, sorun yaşanması durumunda işleminiz olduğu şekilde kayıt edilecek.

Bu şekilde, veri kaybının önlenmesi hedefleniyor. Ev kullanıcıları için Bulut Bilgiişlemin kilit isimleri ise  Google, Yahoo, Amazon gibi siteler olacaklar.

{pagebreak::Eğlenceli bulutlar geliyor}

Eğlenceli Bulutlar Geliyor

Böyle bir sistem içerisinde oyun dünyasının yer almaması imkânsızdı. Mevcut oyun yapımcıları ürünlerini bu platforma uygulamaya başladılar bile. Steam, Google ve OnLive bu konudaki  kendi çözümlerini açıkladılar. Steam, teknolojiye uyum konusunda mevcut sistemine yenilikler vaat ediyor. Bu yazılım üzerinden aldığınız oyunları normalde bilgisayarınıza yüklüyordunuz, ancak Cloud Computing sisteminde sabir bir makineye gerek kalmayacak.


Oyun için sadece bunlara ihtiyacınız olacak

Satın aldığınız oyunu, firmanın hazırladığı sistem üzerinden çağıracarıp kullanabileceksiniz. Sadece senkron ve bazı bilgiler için bilgisayarınıza ufak çapta dosyalar yüklenecek. Google‘ın çözümü de Steam’inkinden farklı değil, sadece onlar klasik hizmetlerini yani sponsor bazlı ücretsiz ürünlerini sunmaya devam edecekler. OnLive, ise bu yöntemi özel bir cihaz kullanacağınızı söylüyor. Cihazı monitörü olan her aygıta bağlamanız mümkün olacak.


OnLive ürettiği sistem konusunda çok iddialı

OnLive’in makinesine bir internet kablosu takacaksınız bu şekilde  firmanın sahip olduğu yapımlara istediğiniz yerde ulaşıp oynayabileceksiniz. Tüm işlemi, firmaların serverları yükleneceği için, sizin bilgisayarınız artık üstün, donanım özellikleri istemeyecek. Yöntemler ayrı olsa da, Bulut Bilgiişlem’le oyun sunacak her firmanın ortak iddiası, en yüksek grafik kalitesini performans kaybı olmadan aktarma imkanlarının bulunduğu yönünde.

{pagebreak::Madolyonun öteki yüzü}

Madalyonun Öteki Yüzü

Şimdiye kadar bu teknolojinin iyi yanlarını anlattık. Bir de madalyonun öteki yüzü var. Şu anda bu sisteme en çok destek veren firmalar, IBM, Google, SUN ve Microsoft. Çeşitli oyun, müzik ve film firmaları da Cloud Computing‘den yanlısı davranıyor. Adı geçen firmalar, dünya çapında verdikleri konferanslarla insanlara bu teknolojik evrimin faydalı bir şey olduğunu anlatıyorlar.


Hızla ilerlediğimiz bu yol ne kadar güvenli?

Ancak tüm dünya bu sisteme geçtiği zaman, iki şey çok önemli hale gelecek. Birincisi internet bağlantınızın hızı ve sürekliliği diğeri ise tercih ettiğiniz serverların kapasitesi. Şu anda iş yeri ve kişisel bilgisayarlarınızda, adı geçen firmaların sunduğu hizmetlere belirli ortanda bağlısınız. Ancak, Bulut Bilgiişlem‘e geçtiğiniz de onlara muhtaç hale geleceksiniz. Donanım masrafının ortadan kalkması iyi bir gelişme ama bu sefer kablolu yayınlarda verdiğiniz gibi, bulut hizmetleri ve içerikleri için aylık ücretler ödeyeceksiniz.


Serverlarda yaşanacak ufak bir hata felaketle sonuçlanabilir

Mekandan tasarruf ediyor olabilirsiniz ama hala bu bilgilerin bir yere kaydedilmesi lazım. Bunun içinde, dünya çapında açılan serverlar yeni mekanlara aktarılmak zorunda kalacak. Kısacası, evinizden attığınız sistemler başka yerlerde toparlanacak. Peki, her şeyin sanal bir dünyada olması güvenli mi?  İnternette yüklü olan bilgilerin devletler ve şirketler tarafından kontrol edilmesi daha kolay olacak. Bu yüzden, web sayfalarına yazdığınız şeyler yüzünden hüküm bile yiyebilirsiniz.

 

{pagebreak::Geleceğe hoş geldiniz }

Geleceğe Hoş Geldiniz

Geçtiğimiz aylarda yaşanan ve tarihin en büyük Cloud Computing faciası olarak kayıtlara geçen bir olay ise, gelecekteki sorunlar hakkında bize az da olsa bir fikir verdi. T-Mobile firmasının sunduğu Sidekick adlı cihaza yüklü tüm bilgiler Microsoft’un serverlarındaki bir hata yüzünden kayboldu. Yani, tüm planlarınızı yaptığınız ve kişisel bilgilerinizi yüklediğiniz, sanal yardımcınız  bir anda işe yaramaz hale geldi.


Bu bulut interneti temsil ediyor

Bu olayın nedeni ise, Microsoft’un cihazın verilerini sakladığı Danger adlı firmanın, Network‘ünü güncellerken eldeki bilgilerin bir yedeğini tutmaması. Kendine güvenden dolayı yaşanan bu ufak hata yüzünden, T-Mobile Sidekick satışlarını durdurmak zorunda kaldı. Öte yandan uzmanlar, Hacker saldırıları konusunda da endişeli. Şirketler ileri düzeyde güvenlik vaat etse de, ‘Hırsıza Kapı Dayanmaz’ misali sanal korsanlar da kendilerini geliştirecek.


Tüm dünyanın bir birine bağlanması, kötü niyetlilerin elinde felaketlere neden olabilir

Bu teknoloji, donanım savaşlarını bitirirken, yazılım ve bant genişliği (Bandwidth) konusunda yeni cepheler açacak. Üstelik ülkemizdeki gibi internet erişiminin, yavaş olduğu ülkeler de ise yeni ayrımcılıklara neden olacak. Firmalar bu sisteme geçmek konusunda oldukça kararlı. Anlaşılan  olumlu ve olumsuz yanlarıyla birlikte bulutlar bilgisayarların geleceği olacak gibi gözüküyor.

:: Sizce tüm ülkeler Cloud Computing sistemine geçmeli mi? Ülkemizin bu teknolojide ki yeri ne olacak?

Yazıcıların Ömrü Uzuyor

Xerox, baskı makinalarındaki ışığa duyarlı elementleri koruyarak yazıcı parçalarının ömürlerini uzatacak ve çevreye etkilerini azaltacak bir teknoloji geliştirdiğini duyurdu. Xerox’un geliştirdiği nano tabanlı teknoloji, fotoreseptörün (görüntüyü kağıda aktaran yazıcı parçası) etrafını kimyasal bir zırhla kaplıyor. Bu kaplama fotoreseptörü aşınma ve yıpranmalardan koruyor ve normal yaşam süresini ikiye katlıyor. Kullanıma hazır olan bu teknoloji ilk olarak Xerox’un düşük kapasiteli üretim yazıcılarında denenerek, piyasaya sürüldü.

 

Xerox’un “kimyasal zırh” adını verdiği buluşu, Xerox’un Kanada’daki Araştırma Merkezi’ndeki bilim insanları tarafından geliştirildi.

 

Fotoreseptörler; ışığı elektrostatik görüntülere çeviren çok tabakalı ince film cihazlarıdır. Yüzeylerinin aşınması ve görüntü kalitesini etkileyebilecek esnemeler oluşması nedeniyle fotoreseptör parçalarının belli aralıklarla değiştirilmesi gerekir. Xerox’un yeni buluşu; bu cihazların yaşam sürelerini artırırken değiştirme aralığının da uzamasını sağlıyor. Işıga duyarlı alıcıların ömrünün uzun olması, çevresel atık oluşma miktarını da yüzde 33 azaltarak, fotoreseptörlerin kısa süreler içinde yenilenme ihtiyacını azaltacak. Kullanıcıların daha az sorun yaşamasıyla; iş akışında kesinti azalacak, verimlilik artacak ve daha az servis desteğine ihtiyaç duyulacak.

 

Xerox’un geliştirdiği kimyasal zırh sayesinde; yazıcılarda ışığı elektrostatik görüntülere çeviren fotoreseptörün ömrü, normalin iki katına çıkıyor. Bu buluş, alışılmışın dışında uzun ömürlü cihazlar ve materyaller oluşturulabilmesi anlamına geliyor.

 

Xerox Kanada Araştırma Merkezi Materyal Oluşturma Labaratuvarı Yönetmeni Guiseppa DiPaola-Baranyi yeni teknolojik buluş ile ilgili açıklamasında, “Bu alışılmışın dışında uzun ömürlü cihazlar; metaryaller oluşturulabilmesi anlamına geliyor. Nihai hedefimiz, makinanın bütün ömrü boyunca kullanılacak parçalar üretmektir. Örneğin, eliniz çizildiğinde kendi kendine iyileşmesi bir biyolojik süreçtir. Biz de benzeri bir süreci nanoteknoloji kullanarak yazıcılar için akıllı materyaller dizayn ederek yapmak istiyoruz” şeklinde konuştu.  

Yeni fotoreseptör, standart makinalarda, hiçbir ilave yazılım yüklenmeden ve müşterilere herhangi bir maliyet çıkarmadan çalışıyor. Xerox’un ürün portföyünün büyük bir kısmında uygulanabilecek bu buluş, ilk olarak Xerox 4112/4127 hafif üretim tek renkli yazıcılarda kullanıldı.

:: Kendini onaran bir makineye sahip olmak ister miydiniz?