Knuckles dizisinden ilk fragman geldi

Sonic the Hedgehog film uyarlamasının ilk spin-off’u olacak Knuckles dizisinin Super Bowl fragmanı heyecan yarattı. İlk kez 26 Nisan 2024’te Paramount+’da yayınlanacak olan dizi, 2022 yapımı Sonic the Hedgehog filmindeki rolünü yeniden canlandıran Idris Elba’nın seslendirdiği Knuckles’ı tanıtıyor.

Knuckles dizisi fragmanı, Super Bowl’da yayınlandı

Super Bowl öncesinde yayınlanan fragman büyük ilgi gördü ve sosyal medya platformlarında Paramount+ dizi fragmanları arasında rekor kırdığı bildirildi. Paramount, Knuckles’ı tanıtmak için Nickelodeon’da yayınlanan Super Bowl’un aile dostu atmosferinden yararlandı ve sevilen Nickelodeon favorilerinin yanı sıra dizinin karakterlerinin görünümlerini sergiledi.

Knuckles, aynı 2022 yapımı Sonic filminde olduğu gibi Idris Elba tarafından seslendirilecek. Sonic the Hedgehog filmlerinin gişedeki başarısı, kâr anlamında da başarı yakaladı. Film, toplam 195 milyon dolarlık bütçeye karşılık 725,2 milyon dolarlık küresel gişe hasılatı elde etti.

Sonic’in üçüncü sinema filminin 20 Aralık 2024’te gösterime girmesi planlanıyor ve haberler Shadow ve Rouge’un da kadroya dahil edileceğini gösteriyor. Knuckles dizisi, 26 Nisan tarihinde ilk 6 bölümüyle birlikte Paramount+ platformunda yayına girecek.

Yeni Deadpool 3 fragmanı yayınlandı!

Yeni Deadpool 3 fragmanı yayınlandı!

Yeni Deadpool 3 fragmanı, Wolverine ve Marvel'ın matrak kahramanı Deadpool’un ilişkisini konu alıyor. İşte o fragman!

Dizinin şu an için Türkiye’de hangi platformda yayınlanacağı bilinmiyor. Ancak belli olduğu an sizlerle buradan paylaşacağız. Knuckles, Sonic’in ardından franchise’daki en sevilen karakter desek abartmış olmayız. Siz Knuckles dizisi fragmanı hakkında ne düşünüyorsunuz? Düşüncelerinizi yorumlarda bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

Petrol krallıkları çöküyor! İşte Lityum zengini ülkeler

“Petrol krallıkları” terimine muhtemelen herkes aşinadır. Özellikle 2000’li yıllara kadar bir ülke ne kadar çok petrol yatağına sahipse o kadar zengindir tanımlaması sıkça yapılmaktaydı. Ancak dünya değişti, teknolojiler gelişti. Artık petrol ve petrol ürünleriyle çalışan motorları konuşmak yerine elektrik motorları ve Lityum bataryaları konuşuyoruz. Bizde sizler için en fazla Lityum rezervi olan ülkeleri derledik. İşte detaylar…

Geleceğin krallıkları: Lityum rezervi en fazla olan ülkeler!

Petrol krallıkları, dev platformlar ve sürekli çıkarılan kara elmas. Özellikle doğu ülkelerinin zenginliklerinin alt yapısı olan petrol dünyadaki önemini hala koruyor olsa da bir yandan da vazgeçilmeye başlandığını söyleyebiliriz. Günümüzde insanlar elektrikli otomobiller, elektrikli ısınma sistemleri gibi daha çevreci çözümleri tercih ediyor.

lityum rezervi en fazla olan ülkeler

Tabi tercihlerin değişmesiyle birlikte ülkelerin sahip oldukları kaynaklar da yeniden incelemeye alındı. Zira artık petrol yataklarından ziyade Lityum rezervlerini konuşuyoruz. Çünkü elektrik ve mobilite çağına giriyor olmamızla birlikte asıl sorun batarya ve batarya teknolojileri oluyor.

Xbox bu yaygın özelliği kullananları banlıyor! İşte çözümü

Xbox bu yaygın özelliği kullananları banlıyor! İşte çözümü

Xbox'ın yaygın olarak kullanılan bir özelliği ban yemenize sebep olabilir. Bu risk, Baldur's Gate 3 ve GTA 5 oynayanlar için daha yüksek.

İşte bu sebeple sizleri için geleceğin krallıkları potansiyelini taşıyan, Lityum rezervi bakımından en zengin ülkeleri sıraladık:

  • Bolivya: 21 milyon ton
  • Arjantin: 20 milyon ton
  • Şili: 11 milyon ton
  • Avustralya: 7.9 milyon ton
  • Çin: 6.8 milyon ton
  • Almanya: 3.2 milyon ton
  • Kongo (Kinşasa): 3 milyon ton
  • Kanada: 2.9 milyon ton
  • Meksika: 1.7 milyon ton
  • Çekya: 1.3 milyon ton
  • Sırbistan: 1.2 milyon ton
  • Rusya: 1 milyon ton
  • Peru: 880,000 ton
  • Mali: 840,000 ton
  • Brezilya: 730,000 ton
  • Zimbabve: 690,000 ton
  • İspanya: 320,000 ton
  • Portekiz: 270,000 ton
  • Namibya: 230,000 ton
  • Gana: 180,000 ton
  • Finlandiya: 68,000 ton
  • Avusturya: 60,000 ton
  • Kazakistan: 50,000 ton

Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Görüşlerinizi yorumlar kısmında belirtmeyi unutmayın…

Vision Pro’nun ideal formuna ulaşması ne kadar sürecek?

Apple Vision Pro ile birlikte bir kez daha teknolojide devrim yarattı. Ancak Apple çalışanlarına göre cihaz, henüz tam potansiyeline ulaşmış durumda değil. Peki mükemmel formuna ulaşması ne kadar süre alacak?

Apple Vision Pro, ideal formuna dört jenerasyonda ulaşacak

Apple analisti Mark Gurman’a göre, Vision Pro’nun geliştirilme aşamasında çalışanlar, cihazın ideal formuna ulaşmasının “dört nesil” kadar sürebileceğine inanıyor.

vision pro

Tasarım, işlevsellik ve kullanıcı deneyimini iyileştirmek için birkaç nesil boyunca yinelemeli geliştirmelerden geçen iPhone, iPad ve Apple Watch gibi önceki çığır açan Apple ürünlerinin evrimiyle karşılaştırmalar yapıldığında bu öngörü doğru olabilir. Ancak Apple’ın Vision Pro kulaklık için benzer bir yıllık yeni ürün döngüsünü benimseyip benimsemeyeceği belirsizliğini koruyor. Aksi takdirde, cihazın tam potansiyeline ulaşması beş ya da altı yıl sürebilir.

GTA 6’yı sadece hayranlar beklemiyor! Ubisoft CEO’su heyecanını dile getirdi

GTA 6’yı sadece hayranlar beklemiyor! Ubisoft CEO’su heyecanını dile getirdi

Ubisoft CEO’su Yves Guillemot, GTA 6 ’nın çıkışıyla birlikte kendi şirketinin de bundan fayda sağlayacağını belirtti. İşte detaylar!

Vision Pro’nun gelecekteki modellerinde iyileştirilmesi planlanan temel alanlar arasında, daha küçük, daha hafif ve daha rahat bir tasarımı hedefleyen fiziksel form faktörü yer alıyor. Ayrıca, görüntüleme deneyiminde ve kullanıcının gözlerini dijital olarak başkalarına gösteren EyeSight özelliğinde iyileştirmeler yapılması bekleniyor. Daha küçük ama daha güçlü bir pilin de gelecek modellere entegre edilmesi bekleniyor.

Daha kusursuz bir kullanıcı deneyimi sağlamak için göz izleme ve yazma gibi özellikler için planlanan önemli geliştirmelerle birlikte yazılım yükseltmeleri de bir başka odak noktası. Gurman, mevcut yazılımın beta sürümü gibi hissettirdiğini söylüyor ve günlük kullanım için yeterince rafine edilmesi için yaklaşık bir yıl gerektiğini öne sürüyor.

Bu gelişmelere rağmen, Vision Pro’nun 3.499 dolarlık fiyat etiketi, yaygın olarak benimsenmesinin önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ediyor. Fiyatta yapılacak bir indirim, ürünü daha geniş bir müşteri kitlesi için daha erişilebilir kılacak ve potansiyel olarak daha yüksek talep yaratacaktır.

iPhone’daki ‘i’ ne anlama geliyor?

iPhone’daki ‘i’ ne anlama geliyor?

iMac, iPod, iPad ve iPhone’daki ‘i’ harfi ne anlama geliyor hiç merak ettiniz mi? Gelin detaylarına beraber göz atalım.

Şimdilik Vision Pro, esasen bir prototip olarak kabul ediliyor. Bazı analistler Mac bilgisayarların veya iPhone’ların yerini alma potansiyeli hakkında varsayımlar yaparken Gurman, özellikle temel görevler için iPad’lerle rekabet etme olasılığının daha yüksek olduğunu öne sürüyor. Ancak iPad’lerin yerini alma ihtimali bu aşamada uzak görünüyor.

Yapay zeka ile antik gizemi çözdü: Servet kazandılar!

Bir grup araştırmacı, yakın zamanda gerçekleşen Vezüv Yarışması’nda, 2 bin yıllık antik parşömenleri yapay zeka kullanarak deşifre etti. Uzmanlar bu buluşun antik dünyanın tarihini yeniden yazabileceğini söylüyor.

Yapay zeka büyük ödülü kazandırdı!

Bu olağanüstü başarıya imza atan üç araştırmacı, doktora öğrencisi Youssef Nader, Nebraska’da öğrenci ve SpaceX stajyeri Luke Farritor ve İsviçreli robotik öğrencisi Julian Schilliger. Araştırmacı grup, parşömenlerin soluk ve neredeyse okunamayan Yunanca harflerini çözmek için yapay zeka teknolojisinden faydalandı.

parşömen

Ayrıca, ödülün kazanan isimleri, şimdilik hangi yapay zeka aracını kullandıklarını söylememeyi tercih ediyor. Bu çığır açan başarı, antik dünyanın tarihini yeniden yazabilecek önemli bilgilerin gün yüzüne çıkmasını sağladı.

Microsoft CEO’su yapay zeka hakkında iddialı konuştu!

Microsoft CEO’su yapay zeka hakkında iddialı konuştu!

Microsoft CEO'su Satya Nadella, yapay zeka teknolojileri alanında şu an için herhangi bir rakipleri olmadığını iddia etti. İşte detaylar.

Herculaneum Derneği Başkanı Robert Fowler, bu metinlerin antik dünyanın önemli dönemlerinin tarihini tamamen değiştirebileceğini belirtti. Yarışmada, araştırmacılar en az 140 karakterden oluşan dört pasajı deşifre etti. Ayrıca, karakterlerin en az yüzde 85’inin kurtarılabilir olmasını gerekiyordu.

Parşömenin yüzde 5’ini çözdüler

İlk kelimeyi çözen Luke Farritor, bu başarıyla İlk Harfler Ödülü’nü kazandı. Ardından Youssef Nader, birkaç sütunluk metni deşifre ederek ikinciliği elde etti. Organizatörler, bu çabaların sonucunda parşömenin yaklaşık yüzde 5’inin şifresinin çözüldüğünü belirtti.

Nat Friedman, yarışmanın bir sonraki aşamasında parşömenin %90’ının kilidini açmayı hedeflediklerini açıkladı. Bu önemli başarı, antik metinlerin kurtarılması alanında büyük bir atılım olarak kabul edilebilir.

Yapay zeka, gelecekte antik döneme ait bilgi ve kültürel mirasın daha fazla anlaşılmasına ve keşfedilmesine olanak sağlayacak gibi görünüyor. Peki siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Tasarım değişiyor! iPhone 16 Pro ve Pro Max hakkında tüm bildiklerimiz!

Apple’ın merakla beklenen telefon serisi iPhone 16 hakkında her geçen gün yeni bilgiler gelmeye devam ediyor. Bu bağlamda kullanıcılar da forumlarda ve sosyal medya platformlarında “iPhone 16 Pro Max nasıl olacak?” soruları soruluyor. Bizde sizin için iPhone 16 Pro ve Pro Max için ortaya çıkan tüm özellikleri derledik. İşte detaylar…

iPhone 16 Pro ve Pro Max nasıl olacak? İşte özellikleri!

Apple her yılın Eylül veya Ekim ayında tam anlamıyla bombayı patlatıyor. Geçtiğimiz Eylül ayında iPhone 15 serisiyle birlikte birçok yeni cihazı da tanıttı. Tanıtım üzerinden birkaç gün bile değil sadece birkaç saat geçti ve yeni odak iPhone 16 oldu. Hatta eski okurlarımız hatırlayacaktır bizde tanıtımdan 2 saat sonra iPhone 16 ile ilgili ilk haberimizi sizinle paylaşmıştık.

Aradan geçen süreçte tıpkı iPhone 15 serisinde olduğu gibi iPhone 16’da da ilk özellikler ortaya çıkmaya başladı. Ortaya çıkan bilgilere göreyse iPhone 16 Pro modelleri 6.3 inç, Pro Max modelleri ise 6.9 inç ekran boyutuna sahip olacak. Her iki telefonda da MLA OLED ekran panelleri kullanılacak.

Yeni Apple Watch’larda kritik hata! Çözülecek mi?

Yeni Apple Watch’larda kritik hata! Çözülecek mi?

Apple Watch Series 9 ve Ultra 2 modellerinde hayalet dokunuş hatası can sıkıyor. Sorunu çözmeye çalışan Apple, geçici bir çözümün de peşinde.

iPhone 15 serisinde gördüğümüz “Action Button” muhtemelen yerini korumaya devam edecek. Fakat asıl konu burada “Capture Button” özelliği olacak. Muhtemelen tüm iPhone 16 serisinde değil sadece Pro ve Pro Max modellerde yer alacak bu fiziksel ancak mekanik olmayan buton çok işlevli olacak. Tuşun yapısını daha iyi anlatabilmek için iPhone 8’lerde bulunan dokunmatik Home tuşunu örnek verebiliriz.

İşlemci tarafına geldiğimizdeyse hepimizin bildiği ve tahmin edileceği üzere iPhone 16 Pro ve Pro Max modellerinde Apple’ın A18 Pro işlemcisi yer alacak. 3 nm üretim teknolojisine sahip bu çip piyasaya çıktığında muhtemelen en hızlı akıllı telefon işlemcisi unvanının sahibi olacak.

Ana kamerası 48 Megapiksel OIS, PDAF olan cihazlar 48 Megapiksellik “Ultra Wide” yani ultra geniş açı kamerasına sahip olacak. Ön kameraları ise 12 Megapiksel olacak. bbağlantıyı desteklemesinin yanında cihaz Bluetooth 5.4 desteğine de sahip.

Beklenen iPhone 16 Pro Max teknik özellikleri şu şekilde:

ÖzellikDeğer
Ekran6.9 inç – OLED
120 Hz yenileme hızı
89.75% ekran-gövde
2000 nit tepe parlaklık
Super Retina XDR, HDR
İşlemciApple A18 Pro (3 nm)
RAM8 GB
Depolama256 GB
Ön Kamera12 Megapiksel
3840×2160 (4K UHD) (60 fps)
Arka Kameralar– Ana kamera: 48 Megapiksel OIS, PDAF
– Ultra geniş açılı kamera: 48 Megapiksel
– Telefoto lens: 12 Megapiksel
3840×2160 (4K UHD) (60 fps) – 1920×1080 (Full HD) (240 fps)
İşletim SistemiiOS
USBUSB-C
Bağlantı5G, Wi-Fi 6, Wi-Fi 6E, Wi-Fi 7, Wi-Fi Direct, Bluetooth 5.4, NFC
DiğereSIM desteği
IP68 sertifikası

Peki sizce iPhone 16 Pro ve Pro Max nasıl olacak? Görüşlerinizi yorumlar bölümünde bizimle paylaşmayı unutmayın…

Yeni Deadpool 3 fragmanı yayınlandı!

Uzun süredir Marvel hayranlarının heyecanla beklediği Deadpool 3 için sonunda yeni bir fragman yayınlandı. Fragmanda Deadpool ve Wolverine’in ilişkisi anlatılıyor. Gelin yeni Deadpool 3 fragmanına beraber göz atalım.

Yeni Deadpool 3 fragmanı: “Deadpool & Wolverine”

Fragmanda, sırasıyla Ryan Reynolds ve Morena Baccarin tarafından canlandırılan Wade Wilson, nam-ı diğer Deadpool ve partneri Vanessa ile karşılaşıyoruz. Deadpool 2’deki olayları takip eden zaman çizelgesi belirsizliğini koruyor. Ancak, Loki dizisinde yaşananlardan ötürü Deadpool’un da zaman çizelgesinin bozulması pek mümkün.

Kaosun ortasında Deadpool dördüncü duvarı yıkarak Disney’in satın almasını ve karakterinin Marvel Sinematik Evreni’ne entegrasyonunu anlatıyor.  Fragmanın öne çıkan anlarından biri, Fox’un eski X-Men filmlerinden karakterlerle bir kesişme olduğunu düşündüren, yok edilmiş bir 20th Century Fox logosunun yer aldığı bir savaş alanının görülmesi. Bu tür ikonik görüntülerin yer alması, Deadpool 3’te hangi mutantların görünebileceğine dair söylentilere de yol açtı.

Fragmanın kışkırtıcı ipuçlarına rağmen, Hugh Jackman tarafından canlandırılan Wolverine’in yokluğu, daha fazlası için merak ve heyecan uyandırıyor. Fragmanda Wolverine’i kamera dışında tutmaya yönelik kasıtlı karar, heyecanı da iyice katlıyor.

Yeni Predator filmi geliştirme aşamasında! İsmi de belli oldu

Yeni Predator filmi geliştirme aşamasında! İsmi de belli oldu

Yönetmen kolduğunda Dan Trachtenberg'in oturduğu yeni bir Predator filmi geliştirildiği onaylandı. İşte detaylar!

Film, 26 Haziran 2024 tarihinde vizyona girecek, dolayısıyla çok bir süre kalmadı. Yeni Deadpool 3 fragmanını beğendiniz mi? Heyecanlı mısınız? Düşüncelerinizi aşağıdaki yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

ABD’nin sır gibi sakladığı süpersonik denizaltı sızdırıldı!

ABD Donanması, denizaltı teknolojisinde çığır açacak bir proje üzerinde çalışıyor. Bu proje, su altında ses hızından daha hızlı seyahat edebilecek devrim niteliğinde bir süpersonik denizaltı. Penn State Üniversitesi’ndeki ABD Donanması tarafından finanse edilen bir araştırma ekibi, su altında süpersonik hızlara ulaşabilecek bir prototip üzerinde çalışmaya başladı.

ABD’nin süpersonik denizaltı projesi oldukça zor ve karmaşık

Bu projede, denizaltıların su altında ses hızının üzerinde seyahat etmesini sağlayan kavitasyon adı verilen bir fenomen üzerinde odaklanılıyor. Bu fenomen, su altında bir nesnenin etrafında oluşan kabarcıkların, suyun direncini azaltarak nesnenin daha hızlı hareket etmesini sağlıyor.

süpersonik denizaltı

Süpersonik denizaltılarla ilgili bazı zorluklar bulunuyor. Su altında ortaya çıkan muazzam sürüklenme miktarı, bu denizaltıların hızlarını artırmalarını zorlaştırıyor. Ancak, Penn State araştırma ekibi, bu sorunu aşmak için bir baloncuk içeren bir çözüm buldu.

Karadeniz’in gerçek sahibi: Hızır Reis denizaltısı suya indi!

Karadeniz’in gerçek sahibi: Hızır Reis denizaltısı suya indi!

Yeni Tip Denizaltı Projesi kapsamında üretilen HIZIRREİS Denizaltısı geçtiğimiz günlerde suya indirildi. İşte detaylar...

Bu çözüm, kavitasyonun etkilerini en aza indirerek süpersonik hızlara ulaşmayı mümkün kılıyor. ABD Donanması kendisini bu projede lider konumunda gösteriyor. Ayrıca, Çin’deki bir üniversitenin de benzer bir projede çalışması dikkat çekici.

süpersonik denizaltı

Proje büyük ilgi gördü

Bu proje, süpersonik denizaltı teknolojisinin uluslararası arenada büyük ilgi gördüğünü gösteriyor. Bu teknolojinin gerçek dünya testleri için güvenli kabul edilmesi ve askeri kullanım için uygun hale getirilmesi zaman alabilir. Ticari kullanım içinse daha fazla geliştirme ve güvenlik testleri gerekecek.

Süpersonik denizaltılar, bilimkurgu filmlerinden fırlamış gibi görünse de, gerçek dünyada uygulanabilirliklerini kanıtlamak için uzun bir geliştirme sürecine ihtiyaç duyuyorlar. Bu teknoloji, denizaltı savaşlarının geleceğini şekillendirebilir ve askeri stratejilerde önemli bir rol oynayabilir.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Alper Gezeravcı uzayda hangi deneyleri yaptı?

İlk Türk astronotu Alper Gezeravcı 9 Şubat tarihinde uzaydaki görevini tamamladı ve dünyaya döndü. Peki Alper Gezeravcı bu süreçte uzayda hangi deneyleri yaptı? Deneylerin bilim dünyası için önemleri neler? İşte konuyla ilgili detaylar ve haberimiz…

Alper Gezeravcı uzayda hangi deneyleri yaptı? Bu deneylerin önemi neler?

Alper Gezeravcı 19 Ocak tarihinde SpaceX’in Dragon kapsülü ile yolculuğa başladı. 32 saatlik uçuşun ardından Uluslararası Uzay İstasyonu’na varan Gezeravcı 14 günlük bir görev sürecine girdi. Bu süreçte Türkiye’de çeşitli üniversiteler ve okullar tarafından hazırlanan deneyleri yapıp raporlayan Gezeravcı, belirli tarihlerde Türkiye ile yapılan bağlantılara katıldı ve soruları yanıtladı. Peki Alper Gezeravcı uzayda hangi deneyleri yaptı?

EXTRAMOPHYTE

Uzayda bitki yetiştirmek, Ay ve Mars üslerinde ve uzay seferlerinde gıda ve oksijen sağlamak için önemlidir. Ayrıca, atık suyun yeniden kullanılabilmesi için de bitkilere ihtiyaç vardır. Bu nedenle, uzay görevlerinde yaşam destek sistemleri için bitki yetiştirmek önemlidir. Ancak, uzaydaki düşük yer çekimi ve yolculuk, bitkiler için stres oluşturur.

Ekstremofitler, zorlu çevresel koşullara uyum sağlamış bitkilerdir. Ancak, uzayda nasıl davranacakları bilinmemektedir. Bu deneyde, tuz toleransı olan bitkilerin mikro yer çekimindeki davranışları incelendi.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Ege Üniversitesi- Prof. Dr. İsmail Türkan

CRISPR-GEM

Uzun süreli uzay görevlerinde sürdürülebilir bir sistem sağlanması, insanlığın uzaydaki geleceği için gereklidir. Bitkiler, bu sistemlerin iskeletini oluşturur ve uzayda besin ve oksijen desteğiyle daha sağlıklı ve verimli yetiştirilmeleri kritik öneme sahiptir.

CRISPR-GEM projesi, uzayda daha sağlıklı ve verimli bitkilerin yetiştirilmesini hedeflemektedir. CRISPR, genler üzerinde değişiklik yapma imkânı tanır ve bu projeyle bitkilerde genetik değişiklikler test edilerek mikro yer çekimi ortamında CRISPR tekniğinin etkinliği araştırıldı.

Bu deney, bitkilerin sağlığını ve verimini artırarak insanlığın uzay keşiflerine önemli bir katkı sağlamayı amaçlanıyor.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Yıldız Teknik Üniversitesi – Tuğçe Celayir

Türk astronot Alper Gezeravcı, Dünya’ya döndü!

Türk astronot Alper Gezeravcı, Dünya’ya döndü!

Ocak ayında Uluslararası Uzay İstasyonu'na uğurlanan Türk astronot Alper Gezeravcı, Dünya'ya döndü. İşte detaylar...

UYNA

Uzay, havacılık ve savunma sanayileri için kritik öneme sahip olan yeni nesil orta ve yüksek entropili alaşımların üretimi, geleneksel malzemelere göre yüksek sıcaklık ve fiziksel yüklere dayanıklılık sağlamasıyla dikkat çekmektedir.

Deney, yüksek entropili uzay alaşımlarının üretimine katkı sağlayacak verilerin elde edilmesini hedeflemektedir. Bu alaşımlar, genellikle 4 veya daha fazla elementin eşit veya yakın oranlarda birleşmesiyle oluşmaktadır. Deneyde, yüksek sıcaklıklara dayanıklı ve yüksek dayanımlı alaşımların üretim süreçleri incelenecek ve yer çekimsiz ortamın etkileriyle ilgili termofiziksel özellikler ve kristal büyüme üzerinde araştırmalar yapıldı.

Bu deneyin, Türkiye’nin uzay, havacılık ve savunma sanayilerinde yeni nesil malzemelerin geliştirilmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: TÜBİTAK MAM – Dr. Ömür Can Odabaş

gMETAL

Bu deneyde, kimyasal tepkimesiz koşullarda, katı parçacıklar ile akışkan ortam arasında düşük yer çekiminin etkisiyle homojen bir karışımın oluşturulması gözlemlendi. Bu çalışma, uzay aracı motorlarının daha verimli hale gelmesini hedeflemektedir, bu da aracın ilerlemesi için gereken kuvvetin üretilmesini kolaylaştırır.

Olumlu sonuçlar, Mars görevlerini kolaylaştırmanın yanı sıra güneş enerjisine ek bir enerji kaynağı oluşturarak uzay ekonomisinin gelişimine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Dünya’daki sürdürülebilir enerji kaynakları arayışına da katkı sağlayabilir; sera gazı üretmeyen metal parçacıklarının enerjiye dönüştürülmesi, fosil enerji kaynaklarından kurtulmak için alternatif bir yol sunabilir.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: TÜBİTAK MAM – Prof. Dr. İskender Gökalp / Prof. Dr. Ahmet Yozgatlıgil

UzMAn

Mikroalgler, sucul ortamlarda yaşayan küçük bitkilerdir ve zorlu koşullara uyum sağlayarak karbondioksiti oksijene dönüştüren fotosentez yetenekleriyle uzaydaki yaşam destek sistemleri için potansiyel sunarlar.

UzMan deneyinde, zorlu koşullara uyum sağlayabilen mikroalg türlerinin düşük yer çekiminde nasıl büyüdüğü ve dayanıklılıkları test edilecek, metabolizma değişiklikleri incelenecek ve CO2 emme performansları ile O2 üretim yetenekleri belirlendi.

Dünya’ya getirilen mikroalg örnekleri, RNA dizileme tekniğiyle incelenecek ve bu analizler mikroalglerin uzay koşullarında nasıl değiştiğini ortaya koyarak bilime yeni bilgiler sunacaktır. Bu veriler doğrultusunda, TÜBİTAK MAM iş birliğiyle bir yaşam destek sistemi geliştirilmesi planlandı.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Boğaziçi Üniversitesi- Dr. Öğr. Üyesi Berat Haznedaroğlu- TÜBİTAK MAM

Hindistan uzaya kadın robot gönderiyor!

Hindistan uzaya kadın robot gönderiyor!

Hindistan Uzay Araştırma Kurumu, 2024 yılı içinde uzaya Android bir robot gönderileceğini açıkladı. İşte detaylar.

PRANET

Propolis, bal arılarının çeşitli bitkilerden topladığı, balmumu ve reçine içeren bir maddedir. Arılar, kovanlarını sterilize etmek ve dış ortamdan korumak için propolisi kullanır. Ayrıca, propolis yaygın olarak çeşitli rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmaktadır ve harici kullanımında herhangi bir yan etki görülmemiştir.

Pranet deneyinde propolis maddesinin düşük yer çekimli ortamda bakteriler üzerindeki etkisi araştırılacaktır. Elde edilen sonuçlar, yer çekimli ortamda elde edilen sonuçlarla karşılaştırılarak propolisin uzay görevlerinde kullanılabilecek alternatif bir doğal antibakteriyel olup olmadığı belirlenecektir.

Bu deney aynı zamanda Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki bakteri florasıyla ilgili yeni bilgilerin elde edilmesini de amaçlanıyor.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Muş Bilim ve Sanat Merkezi- Birsen Geçer

METABOLOM

Uzay uçuşları, insan vücudunu fiziksel olarak en fazla zorlayan faaliyetlerden biridir ve astronotlar çeşitli çevresel streslere maruz kalırlar. METABOLOM deneyi, bu streslerin insan sağlığı üzerindeki etkilerini anlamak için astronotlardan alınan kan, idrar ve tükürük örneklerinin analizini yapmayı amaçlıyor.

Bu analizlerle, uzay koşullarının astronotların sağlığına olan etkileri ve olası risk faktörleri belirlenecek, ayrıca ülkemizde yer çekimi fizyolojisi, havacılık ve uzay tıbbı alanlarında gelecek çalışmalara kaynak olabilecek bir moleküler veri bankasının ilk adımı atılmış olacak.

Araştırmanın sonuçları, mevcut hastalıklar için yeni tedaviler ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesine yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Ankara Üniversitesi – Prof. Dr. Emel Emregül

MİYELOİD

Kronik inflamasyon, vücudun istenmeyen maddelere verdiği uzun süreli tepkilerin bir sonucudur ve kanser, Alzheimer, kalp, şeker ve böbrek hastalığı gibi pek çok hastalığa yol açabilir. Miyeloid kökenli baskılayıcı hücreler (MKBH), kronik inflamasyon süreçlerinde yüksek düzeyde üretilen ve kanserin ilerlemesini ve yayılmasını destekleyen hücrelerdir.

MİYELOİD deneyi, astronotların uzay yolculukları boyunca maruz kaldıkları ultraviyole ışınları, galaktik kozmik ışınlar, yer çekimi değişiklikleri, solunan hava ve ortamın, yolculuk süresince bağışıklık sistemini ve kan hücresi oluşum sürecini nasıl etkilediğini anlamayı amaçlar.

Bu deneyde bağışıklık sistemindeki değişiklikler, miyeloid tip kan hücreleri üzerinden araştırılacak ve uzay yolculuklarının kanser dahil olmak üzere bağışıklık sistemini etkileyen hastalıklar üzerindeki potansiyel etkileri incelenecek.

Elde edilecek sonuçların, dünya bilim literatüründe bir ilk olması beklenmektedir. Bu deneyin sonuçlarına dayanarak, uzay yolculuklarının bağışıklık sistemi üzerindeki olası olumsuz etkilerini azaltmak için önlemler alınabilecektir.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Hacettepe Üniversitesi, Prof. Dr. Güneş Esendağlı

Yeni rekor! Uzayda geçen 1110 günün sırrı

Yeni rekor! Uzayda geçen 1110 günün sırrı

Eylül'de Dünya'ya dönmesi beklenen kozmonot, Uluslararası Uzay İstasyonu'nda 1.110 gün geçirerek dünya rekorunun sahibi oldu.

MESSAGE

Uzun uzay seyahatleri ve Mars-Ay kolonileşme projelerinde astronotların sağlıklarının korunması, bağışıklık sistemlerinin bu ortamlarda nasıl tepki verdiğinin anlaşılmasını önemli kılar.

MESSAGE deneyi, astronotların düşük yer çekimi koşullarında bağışıklık sistemlerinin nasıl tepki verdiğini ve uzayda geçirilen süre arttıkça bağışıklığın nasıl bir uyum gösterdiğini araştırmayı amaçlar. Bu bilgi, astronotların sağlığının daha iyi korunmasını ve uzayda kolonileşme planlarının güçlendirilmesini sağlayacaktır.

Bu deney, uzayda yaşamın sağlığıyla ilgili temel yönleri daha iyi anlamamıza ve uzun vadeli uzay misyonlarını daha güvenilir bir şekilde planlamamıza yardımcı olacaktır.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Üsküdar Üniversitesi, Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan

MİYOKA

Düşük yer çekimli ortamda gerçekleştirilecek olan kurşunsuz lehimleme deneyi, ilk astronotumuz Alper Gezeravcı’nın Uluslararası Uzay İstasyonu’nda elektronik kart üzerine kurşunsuz bileşen montajı gerçekleştirmesini içerir.

Dünya’ya geri getirilecek olan elektronik kartlar, TÜBİTAK UZAY Enstitüsü’nde incelenecek ve düşük yer çekiminin kurşunsuz lehimleme işlemine olan etkileri araştırılacaktır. Elde edilen sonuçlar, ilgili araştırmacıların dikkatine sunulacak ve uzay ve savunma sanayileri için önemli veriler sağlayacaktır.

MİYOKA deneyi aynı zamanda saf kalay üzerinde saçaklanma araştırması yapacak ve düşük yer çekimli ortamda planlanan üretim süreçlerine ivme kazandıracaktır.

Bu deneyden elde edilen bilgiler, gelecekteki uzun süreli insanlı keşif görevlerinde elektroniklerin yeniden işlenmesi, onarımı ve modifikasyonu için gereken yeteneklerin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: TÜBİTAK UZAY – Hakan Asan

OKSİJEN SATÜRASYONU

Oksijen satürasyonu, kandaki oksijenin doygunluğunu belirtir ve sağlıklı bir insanda genellikle %95 ile %100 arasında değişir. Ancak, akciğer sorunları olan kişilerde bu değerler biraz daha düşük olabilir.

Erken teşhis, hastalıkların tedavisinde hayati öneme sahiptir. Yapay zeka desteğiyle verilen havanın oksijen seviyesini hesaplayarak düşük yer çekiminin sebep olduğu farklılıkların ve rahatsızlıkların tanımlanması hedeflenmektedir.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Nişantaşı Üniversitesi – Oğuzhan Aydemir

Avrupa Uzay Ajansı’nın uzaya göndereceği ilginç kargosu ne?

Avrupa Uzay Ajansı’nın uzaya göndereceği ilginç kargosu ne?

Avrupa Uzay Ajansı, Uluslararası Uzay İstasyonu'na (ISS) ilginç bir kargo gönderecek. Peki bu paketin içinde ne var?

VOKALKORD

VOKALKORD deneyi, yapay zeka kullanarak ses frekansındaki değişikliklerden solunum sistemi rahatsızlıklarının tespit edilmesini ve düşük yer çekiminin insan sesi üzerindeki etkilerinin araştırılmasını hedefler.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Haliç Üniversitesi – Prof. Dr. Gökhan AYDEMİR

ALGALSPACE

ALGALSPACE deneyi, ülkemizin düzenlediği Ulusal Kutup Bilim Seferleri’nde toplanan örneklerden elde edilen ekstremofilik (aşırı çevresel koşullara uyum sağlayabilen) mikroalgler ile ılıman koşullarda yetişen mikroalglerin uzay ortamında karşılaştırmalı üretimini gerçekleştirir.

Uzayda ekstremofilik mikroalgler üzerine yapılmış herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Bu deney, Antarktika’daki araştırma istasyonundan toplanan örneklerle mikroalglerin uzayda üretimini ilk kez gerçekleştirerek ılıman koşullara uyumlu mikroalglerle karşılaştırmalı analizler sunar.

Alglerin uzay görevlerinde yenilenebilir ve sürdürülebilir üretiminin gerçekleştirilmesi, hem uzayda hem de Dünya’da gıda, sağlık ve çevre alanlarında önemli faydalar sağlar. Ayrıca, alglerden elde edilecek yüksek katma değerli ürünler, ekonomik ve biyo-ekonomik kalkınma için kritik bir öneme sahiptir.

Deney Sorumlusu Kurum ve Proje Yöneticisi: Yıldız Teknik Üniversitesi – Prof. Dr. Didem Özçimen

F-35 için şok gelişme! Türkiye uçakları alıyor mu?

Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri ile bir süredir çıkışı olmayan bir meselenin içerisinde. Geçmiş dönemlerde bir program olarak başlatılan F-35 projesinde yer alan Türkiye, uçakların satın alınacağı dönemde yaşanan anlaşmazlıklar sebebiyle program dışına alınmıştı. Konuyla ilgili olaraksa şok bir gelişme yaşandı. “Türkiye F-35 alacak mı?” sorusuna evet yanıtı gelebilir. İşte detaylar…

Türkiye F-35 savaş uçağı alacak mı? Eski ABD Büyükelçisi paylaşımı ne anlama geliyor?

Amerika Birleşik Devletleri ve Türkiye arasında yaşanan anlaşmazlık çok eskiye dayanmıyor. Aynı dönemlerde hem 5. nesil savaş uçağı F-35 hem de Rusya’nın hava savunma sistemi S-400 satın almak isteyen Türkiye, ABD’den red cevabı aldı. Konuyla ilgili uzun süredir karşılıklı görüşmeler devam ediyor.

En son alınan kararda ise Türkiye’ye F-35 değil F-16 Viper Block 70 uçağı satışı yapılmasına karar verildi. Bunun üzerine birçok uzman F-35 alımı konusunda farklı yorumlar ve farklı uçak tipleri alınması konusunda yorumlar yaptı. Ancak dün akşam saatlerinde emekli ABD Büyükelçisi Murat Mercan tarafından yapılan bir paylaşım kafaları karıştırdı.

Türk Hava Kuvvetleri F-16 filosu için yeni dönem!

Türk Hava Kuvvetleri F-16 filosu için yeni dönem!

F-16 uçaklarıyla ilgili sarmal yavaş da olsa çözülüyor. İşte Türk F-16 uçakları için alınacak olan elektronik harp kiti ve detayları..

Emekli ABD Büyükelçisi Murat Mercan, kendi Twitter (X) hesabından yaptığı paylaşımda “F-35. Where were we?” yani “F-35. Nerede kalmıştık?” şeklinde bir yazıya yer verdi. Kullanıcılar için oldukça gizemli gelen bu paylaşım Türkiye’nin uçakları alabileceği konusunda bir işaret miydi? Bununla alakalı yorum yapmak oldukça zor.

Zira eski büyükelçilerin bu tarz konularda ülkeler için aracı konumda olduğu bir gerçek. Ancak kapılar arkasında yapılan konuşmaları bilmek mümkün. Konuyla ilgili ayrıntıların önümüzdeki günlerde belli olması bekleniyor.

F-35 teknik özellikleri

ÖzelliklerF-35A
Mürettebat1
Uzunluk15,7 metre (52 ft)
Yükseklik4,38 metre (14,4 ft)
Kanat açıklığı10,7 metre (35 ft)
Güç kaynağı1 × Pratt & Whitney F135 turbofan
İtme gücü (Artyakıcı olmadan)28.000 lbs-force (125 kN)
İtme gücü (Artyakıcı ile)43.000 lbs-force (191 kN)
Azami hız1,6+ Mach (1.932 km/sa)
Servis tavanı60.000 ft (18.288 m)
G limiti9 G
AviyoniklerGelişmiş aviyonik sistemleri
Dahili yakıt miktarıF-35A: 18.250 lb (8.280 kg)
Azami Kalkış Ağırlığı31.751 kg (69.999 lb)
Muharebe yarıçapıF-35A: 1.081 km (584 deniz mili)
İtici Güç/Ağırlık oranıA: 0.89
Aviyonik ÖzelliklerF-35A
RadarNorthrop Grumman AN/APG-81 AESA radarı
Elektronik Harp SistemiBAE Systems AN/ASQ-239 Barracuda
Dağıtık Diyafram SistemiNorthrop Grumman/Raytheon AN/AAQ-37 DAS
Elektro-Optik Hedefleme SistemiLockheed Martin AN/AAQ-40 EOTS
İletişim, Konumlandırma ve Kimliklendirme TakımıNorthrop Grumman AN/ASQ-242 CNI
Çok İşlevli Gelişmiş Veri Bağlantı SistemiHarris Corporation MADL haberleşme sistemi
Sentetik Açıklıklı Radar Sistemi
Kızılötesi Arama ve Takip SensörüCNI
Yönlendirilmiş Kızılötesi Karşı Tedbir Sistemi
Kaska Monteli Nişangah Sistemi

iPhone’daki ‘i’ ne anlama geliyor?

iPhone’daki ikonik “i” harfi, iMac, iPad ve iPod gibi diğer Apple ürünleriyle birlikte yıllardır hayatımızda var. Basit gibi görünse de Apple’ın geçmişini araştırdığımızda iPhone’daki ‘i’ harfinin aslında çok daha önemli olduğunu görüyoruz.

iPhone’daki ‘i’, ilk olarak 1998 yılında iMac ile başladı

iPhone’daki “i” harfinin yolculuğu, 1998 yılında Steve Jobs’un liderliğinde Apple’ın çok önemli bir cihazı olan iMac ile başladı. Jobs başlangıçta bu cihaza “MacMan” adını vermeyi düşünüyordu, ancak reklamcı Ken Segall, cihazın internet merkezli özelliklerini vurgulamak için “iMac” adını önerdi. Jobs da kabul etti ve ‘i’ önekini alan ilk cihaz Mac oldu.

iphonedaki i harfi imac

Bununla da bitmiyor. iPhone’daki “i” harfi internetten daha fazla anlam içeriyor: Bireysellik (individual), öğretim (instruct), bilgi (inform) ve ilham (inspire).

Plastik iPhone ekranının cama dönüş hikayesi

Plastik iPhone ekranının cama dönüş hikayesi

Plastikten cama hızlı bir geçiş gerçekleştiren Apple’ın bu değişiminin perde arkasında yaşananlar bugün ortaya çıktı. Plastik iPhone ekranı nasıl oldu da yerini cam ekrana bıraktı?

iMac’in başarısının ardından Apple, iBook ve iPod gibi sonraki ürünlerinde de “i” harfini benimsedi ve bu markayı iyice sağlamlaştırdı. Ardından 2007’de mobil iletişim ve bilgi işlemde devrim yaratan iPhone ile tanıştık.

Apple, “Mobi” veya “TriPod” gibi alternatif isimleri düşünmesine rağmen, internete vurgu yapan ve artık markayla özdeşleşmiş “i” harfini kullanarak iPhone isminde karar kıldı.

Apple, iPhone’daki “i” harfinin anlamını spesifik olarak tanımlamamış olsa da, internet iletişimi ile olan ilişkisi bariz. iPhone, iPod’u geride bırakarak Apple’ın en başarılı ürünü haline gelirken, adı da teknoloji tarihindeki yerini sağlamlaştırdı.

Özetle, “i” harfi, Apple’ın, iMac ile anlamlı bir şekilde hayatımıza girmesinin ardından markayla o kadar özdeşleşti ki, diğer internete bağlanan cihazlarda da bu harfi görmeye başladık. Tabii her internete bağlanan Apple cihazının adı “i” harfi ile başlamıyor.

Bu konuyu biliyor muydunuz? Veya merak ediyor muydunuz? Düşüncelerinizi yorumlar kısmından bizlerle paylaşmayı lütfen unutmayın.

Çernobil’deki mutant kurtlar süper güç geliştirdi!

Çernobil felaketinin ardından radyasyona maruz kalan mutant kurtlar, insanlar için hayati öneme sahip olan bir süper güç geliştirdi. Araştırmacılar, Çernobil Tahliye Bölgesi’nde yaşayan mutant kurtların genetik değişikliklerinin, kansere karşı bir sistem geliştirmelerine neden olduğunu tespit etti.

Çernobil’in mutant kurtları kansere çare olabilir!

Princeton Üniversitesi’nden evrimsel biyolog Cara Love ve ekibi mutant kurtların DNA örneklerini inceledi ve radyasyon dozlarını ölçmek için GPS tasmaları takarak gerçek zamanlı veriler topladı. Araştırmalar mutant kurtların, normal koşullarda ölümcül olabilecek radyasyon seviyelerine maruz kalmalarına rağmen direnç gösterdiklerini ve kanserle ilişkilendirilen genlerinde yeni mutasyonlar geliştirdiklerini gösterdi.

Bu keşif, insan kanseri tedavilerinde kullanılabilecek yeni yöntemler geliştirmek için umut veriyor. Love, araştırmanın COVID-19 pandemisi ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle askıya alındığını, ancak uzun vadede mutant kurtların insan kanserini tedavi etme potansiyeline sahip olabileceğini umduğunu belirtti.

Apple Watch bu kez çakallardan kurtardı!

Apple Watch bu kez çakallardan kurtardı!

Apple Watch'un düşme algılama özelliği ile acil durum müdahalesi gerçekleşti. ABD'de bir kişi çakal saldırısından kurtuldu. İşte detaylar.

Çernobil felaketi neye yol açtı?

1986’da Çernobil’deki nükleer santralde meydana gelen patlama, tarihteki en kötü nükleer kazalardan biriydi ve bölgedeki insanlar için büyük bir felakete neden oldu. Patlama sonucunda radyasyona maruz kalan bölgelerde insanlar tahliye edildi ve bölge çorak bir arazi haline geldi. Ancak, hayvanlar bölgeyi yeniden kolonileştirdi ve çeşitli mutasyonlar geliştirdi.

Araştırmacılar, mutant kurtların yanı sıra diğer mutasyona uğramış hayvanların genetik yapısını anlamak için çalışmalarına devam ediyorlar. Bu çalışmaların, insanların çevresel stres altında nasıl hayatta kalabileceklerini anlamalarına yardımcı olabileceği düşünülüyor.

Bu keşif, hem bilimsel hem de insani açıdan önemli bir adım olabilir ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarıyla mücadelede yeni bir umut kaynağı olabilir. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.

Adobe kolları sıvadı! Apple Vision Pro ile neler sunacak?

Adobe, Apple ile işbirliğini duyurarak teknoloji dünyasında önemli bir adım atmıştı. Şirket, gelişmiş yapay zeka (AI) teknolojisini ve bir dizi yaratıcı tasarım aracını Apple’ın yepyeni Vision Pro’suna taşıyor.

Adobe ile Apple Vision Pro’nun işlevselliği artacak

Bu iş birliği, sadece yeni bilgi işlem teknolojilerinin günlük yaşamla entegrasyonunda ilerleme anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bu cihaz sahiplerinin farklı sosyal sektörlerde dijital dünya ile etkileşim biçimlerini de dönüştürmeyi umuyor. İki teknoloji uzmanı arasındaki ittifak, Vision Pro’nun VisionOS işletim sistemi ile gözlüğün işlevlerini geliştirecek.

adobe apple vision pro

İş birliği, özel olarak uyarlanacak olan Lightroom, Fresco ve Behance gibi halk tarafından zaten bilinen çeşitli uygulamaları entegre eden bir tekliften oluşuyor. Bu, Vision Pro’nun teknoloji pazarına gelişini nasıl anladığımız konusunda bir değişikliği temsil ediyor. Çünkü, kullanıcılara yüksek kaliteli içerik oluşturmayı sadece mümkün kılmıyor, aynı zamanda pratik ve yakın olduğu bir platform sunuyor.

Adobe Photoshop, yapay zeka desteği alıyor! İşte özellikleri

Adobe Photoshop, yapay zeka desteği alıyor! İşte özellikleri

Adobe Photoshop yapay zeka desteği kazanıyor. Firefly güncellemesi kapsamında Photoshop'a bir dizi yapay zeka özelliği eklendi.

Yapay zeka Apple Vision Pro’nun tasarımına nasıl entegre edildi?

Bu yenilikteki önemli bir faktör, Adobe’nin iyi bilinen düzenleme ve tasarım çözümleriyle birlikte, doğrudan kapsadığı sanal ortamda grafik içerik oluşturmayı kolaylaştıracak yapay zeka destekli bir görüntü oluşturma aracı olan Adobe Firefly.

Firefly yalnızca büyük ekranlarda üretimi teşvik ederek sürükleyici panoramaların ve 360 derecelik sanal ortamların tasarlanmasına izin vermekle kalmayacak, aynı zamanda yaratıcı süreçte güvenliği ve şeffaflığı teşvik eden yapay zekanın etik bir şekilde kullanılması için ürettiği görüntülere meta verileri de dahil edecek.

adobe apple vision pro

Tasarım ve grafik severler için, benzersiz parçalar yaratmak ve farklı zevkleri keşfetmek için yapay zeka ile yapılan geliştirmelerle birlikte çalışacak. Bunun yanı sıra, bilgilerini öğrenmek ve pekiştirmek için yeni bir yol olacak.

Adobe, Vision Pro gözlüklerine nasıl dahil edildi?

Farklı araçların entegrasyonu gözlüğün işlevlerini optimize edebiliyor. Örneğin Adobe Lightroom, Vision Pro’ya uyarlanacak ve daha önce görülmemiş sürükleyici bir deneyim sunarak kullanıcıların fotoğrafları çok daha açıklayıcı bir şekilde düzenlemelerini kolaylaştıracak.

Bu seçenek yaratıcı süreci güçlendirebilir çünkü görsel-işitsel film yapımcılarına daha fazla özgürlük sağlayan alternatifler sunuyor. Benzer şekilde, Adobe Fresco’nun özellikle hareketle gezinmeye odaklanan bir arayüz aracılığıyla dijital ortamlarda resim yapma ve vektör grafiklerini düzenleme ve şekillendirme fırsatlarını genişletmesi bekleniyor.

adobe-asi-olmayan-calisanlarini-isten-cikariyor

Uygulama bir çok özellik barındırıyor

Bu uyarlama, Vision Pro’nun özelliklerini optimize ederek daha doğal ve kişiselleştirilmiş bir çizim ve tasarım deneyimi sunuyor. Ayrıca, sosyal platform Behance de dijital tasarımın bu yeni alanında önemli bir rol oynayacak ve kullanıcıların ürettikleri içeriğe cihazlarından erişmelerini ve yaymalarını garanti edecek. Bu sayede sadece farklı alanlardaki yaratıcılığın güçlendirilmesi değil, aynı zamanda yeni yeteneklerin ve grafik eserlerin aktarılması için yeni fırsatlar yaratılması da hedefleniyor.

Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Aşağıdaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz.